/
Author: Generali Mayewski
Tags: tarih ermeni soykırımı ermeni sorunu ermeni halkı soykırım
Year: 1986
Text
ERMENİLERİN YAPTIKLARI KATLİÂMLAR
MACCOBbIE YBMMCTBA C O B E P l U E H H b l E
APMflHAMM
LES MASSACRES COMMIS PAR LES ARMENIENS
A. Ü. TÜRK INKıLÂP TARIHI ENSTITÜSÜ YAYıNLARı NO.
NEDEN?
1. Fotoğraf: Ermeni çeteleri tarafından 25 Nisan
1918'de Subatan köyünde karınları yarılıp çocukları
çıkarılan kadınlar ve çocukları.
2. Fotoğraf: Muş ve Bitlis'te kurulup Rus ordusuna öncülük eden ve Türklere karşı giriştikleri mezalimle tanınan Ermeni çetelerinden bir grup (Ermeni
Âmâl ve Harekât-ı Ihtilâliyyesi-Tesâvîr ve Vesâik.
Osmanlıca, Almanca, ingilizce ve Fransızca açıklamalı Albüm, nu. 2, s. 58,...).
Yazışma Adresi:
A.Ü. Türk İnkiiâp Tarihi Enstitüsü
Tel : 22 5815
Beşevier/ANKARA
A N K A R A Ü N İ V E R S İ T E S İ B A S I M E V İ / A N K A R A — 1986
İÇİNDEKİLER
Sayfa
ÖNSÖZ
GİRİŞ
SOMMAIRE
ERMENİLER
M. Cambon'un raporlarından pasajlar
M. Cambon'un diğer iki raporu
KOMİTELER .
Sasun olayları
Zeytun olayları
1896 Haziran ayında Van'da meydana gelen olaylar
Osmanlı Bankası baskını
Hınçak çetesi ve diğerleri
Ermeni isyancılarının on yıllık çalışmalarının sonucu
KATOLİK ERMENİLER
Aşiretlerin durumu
Türklerle Ermeniler arasındaki münasebetler
3
5
7
10
16
18
20
28
32
42
52
54
66
70
78
80
Ö N S Ö Z
Yıllarca Türklerle birlikte yaşayıp sosyal, askerî,
dini, iktisadi her türlü lıak ve hürriyetten ve birçok
imtiyaz ve ihsandan yararlanmış olan Ermenilerin
"sâdık teb'a"Iıktan bir isyancı hâline gelmelerini Rus
Generali Mayevvski başlıca üç sebebe bağlamıştır:
Ermenilerin siyasette ileri gitmeleri; aralarında milliyet, hürriyet ve bağımsızlık fikirlerinin gelişmesi ve
bu fikirlerin batılı devletler tarafından tahrik edilerek
papazların telkin ve gayretleriyle yayılması. Bu isyankâr tutumun aksiyon hâline dönüşmesini ise, yine
batılıların maddi ve manevi desteğiyle, komiteler,
dernekler yapmış ve cemaatlerini felaketten felakete
sürüklemişlerdir.
Osmanlı hoşgörüsü, sabrı ve büyük devlet geleneği istismar edilmeye çalışılarak girişilen bu faaliyetlerde, hristiyan taassubu da körüklenmek suretiyle,
isyanların, cinayetlerin, katliâmların bedeli hep Türklere fatura edilmeye çalışılmış ve propagandayla basın
bu şekilde yönlendirilmiştir. Ancak tahrif edilmek
istenen gerçekler, er ya da geç ortaya çıkmış ve yerli
ve yabancı yazarlar, tahkik heyetleri ve insaf sahibi
kimseler tarafından yansıtılmıştır. İşte bunlardan biri
de Rus Generali Mayevvski'dir. Önce Van, sonra da
Erzurum'da Başkonsolos olarak görev yapan Mayewski,
eserini Rus Genelkurmayına rapor olarak sunmuştur.
Petersburg Askeri Matbaasında kitap hâline getirilen
bu rapor hizmete özel olarak az sayıda bastırılmıştır.
"Van ve Bitlis Vilayetleri İstatistiği" adlı bu kitap,
Ruscadan Karargâlı-ı Umumî İstihbarat Şubesi memurlarından Süvari Binbaşısı Mehmed Sâdık tarafından
Osmanlı Türkçesine tercüme edilmiş ve 1330 (1914)
yılında Matbaa-ı Askeriye'de bastırılmıştır.
Ermenilerle doğrudan ilgili kısımları, Rüsca aslı
ve Les Massacres d'Armönie-Statistique des Provinces
de Van et de Bitlis" adlı Fransızcasıyla ayrı bir kitap
hâlinde 1916 yılında neşredilmiş ve birkaç yıl önce de
Dışişleri Bakanlığı tarafından tıpkıbasımı yapılmıştır.
Fransızcasından tercüme ettiğimiz eserin Ruscasıyla karşılaştırılmasını, her zaman takdirle andığımız
yardımlarını esirgemeyen değerli Hocam Prof. Dr.
Mustafa KAFALI yapmak lutfunda bulunmuşlardır.
Kendilerine burada teşekkürlerimi arzederim.
Dün olduğu gibi bugün de canlılığını koruyan
eserin yabancı, tarafsız bir gözle kaleme alınmış ve
Rus Genelkurmayına sunulmuş resmî bir rapordan
teşekkül etmiş olması onun gerçekliliğini ve inandırıcılığını ortaya koymuş ve yıllardan beri yanlış tanıtılmaya çalışılan olaylara ışık tutmuştur.
Doç. Dr. Azmi SÜSLÜ
G İ R İ Ş
Son derece önemli tarihi bir belgeyi ihtiva eden
bu inceleme, General Mayewski tarafından yapılıp
Rus Genelkurmayına sunulmuş olan Van ve Bitlis
vilayetlerinin askerî bir istatistiğidir.
Yazarı, altı yıldan fazla bir süre Van, daha sonra
da Erzurum'da Rusya'nın Başkonsolosluğunu yapmıştır.
Bu eser, genel olarak, coğrafi durumu, tabii
kaynakları, ulaşım yollarını, tek kelimeyle, bir genelkurmaya faydalı olabilecek her türlü istihbaratı değerlendirmiştir.
Eserini daha kapsamlı hâle getirebilmek amacıyla
yazar, kendilerini meydana getiren çeşitli unsurlara,
özellikle bölge halkıyla Ermeniler arasındaki münasebetlere ve dolayısıyla temas ettiği bu iki vilâyet halkının istatistiğine özel bir bölüm ayırmıştır. Sadece
Ermeni isyancılarını incelediğinde ise, hükmü datıa çok
onları mahkum eder niteliktedir.
Gelecek sayfalar okundukça görülecektir ki,
General Mayevvski, Türkiye Ermenilerinin tatmak
zorunda kaldıkları esef verici olayların her türlü mesuliyetini kesin olarak önce siyasî komitelere mensup
isyancılara, sonra da onları tahrik eden İngiltere'ye
atfetmiştir.
Zikrettiği birçok belgeden Yazar, özellikle
İngiliz "Blue Book" ve Fransız "Livre Jaune"una
atıfta bulunmaktadır.
Eserini halka değil de, ülkesinin Genelkurmayına takdim ettiği için Generalin verdiği bilgiler tarafgirlikle itham edilemez.
Yazar, bilinçli olarak, çok nadir görülen bir tarafsızlıkla ve tamamen bağımsız olarak doğrudan
doğruya yerlerinde yaptığı incelemelerle kanaatini
ortaya koymuştur.
6
2
Apesaae roposase cocraB.ı a IOTB rjıaBHbiM
ToproBuö Bjıaccb HacejeeİH BT>
ropo«ax'b,
rflİ Hfcrb HXT> AOCTO0HUX1> COUepHHKOBI» — TpeBOB'b. ApMHue npoMuın^euHBBH h peMecjıeıiHH-
KH COCpeAOTO^HBatOTCH TaBJKe HCBJIIOlHTeJIbHO
BT> ropoAax'B. KAKT>
T&KI> W flpyrie oöpaayıon» BAtcb
BO3MOJBHO
H3B£CTHMH
KopnopanİH, e t ıji-ibio
jtyıınaro 8KcnayarHpoBaHia cBoero
npoMbicja.
B-b xapaKTepft ropoACBHx,L apMHHt cafc-
Ayerb OTM'&THTb HİKOTopbiH lepru, nûflBHBiniacır
B"b HHXT, BaatCTCH, JIHIHb Cb B6Cblia HÖJ^&BBFIRO
BpeMeUH. ApMSHHH'b r0p0HtaHHHTE>, COUpilBOCHyBnıİHCfl CB-Boe BaBHMb 06pa80Bauıeuı>, npoıneftınift XOTH 6u uaqajbHyro npnxoACByto ııiKO.ıy,
npioSp'BTaeTTb BI Bucıneö CTeneHH Bbicosoe
Mu'&uie o n0JiHTHqecB0M,b suarenin apMHHCBon
Hailin, BOOÖıqe; y aero HBJiaeTca 3aM-&qaTeabHoe
Tu;ec.ıaBİe, sauociBBufi TOHT>, öojibiuoe caMO-
3
Basan TO oco6aa yB-fepeBHOCTb «h TOMX,
ITO ecjiH apMHue BI> HacTOHLu.ee BPÖMA H HE
hrparorb ÖoJibiııoii NO^HTHGECSOFI POJN, TO ToabBO DOTOMY, QT0 HAXOAHTCFL ÜOAT» aroMi. Typıjııı;
HO BI> GYAYMEARB APMBHCBAA Hau,ia HenpeM-FEHHO
BoapoAHTca a saÖMerb uoAOÖaıomee una Hea
ÜOJIHTH16CB06 OOJIOBteHİe.
J[a.rfce, cpeflH ropoflCBHX-b apMaa-b, a BT,
MH^HIE H
oco6eHHOOTH cpeftH MoaoAe®H, Hejbsa He aaat-
THTb Öojjbiuoro ıncjıa JnoÖHTeJieü saHHMaTbCH
BCHBOÖ NOJIHTHBOM,
BOOÖme,
OXOTHO
mero-ia to-
SOMMAIRE
Ce travail, qui forme un document histoTİque de la plus haute importance est une statistique militaire des Provinces de Van et de
Bitlis, dressee par le General Mayewski et destinee a l'Etat-Major Russe.
Son auteur fut, durant plus de six ans, Consul General de Russie a Van, puis â Erzeroum.
Cet ouvrage traite, en grande partie, de la
situation geographique, des ressources naturelles,
des voies de communication, en un mot, de tout
ce qui pourrait etre utile a un Etat-Major.
Pour rendre plus complet son ouvrage, l'auteur consacre un chapitre special â la statistique
de la population de ces deux provinces oü il
parle incidemment des relations entre les difförents elements qui la composent et notamment
des rapports entre les Kurdes et les Armeniens.
Quand il prend â partie les revolutionnaires armeniens, son verdict pour les condamner est des
plus affirmatifs.
Comme on se rendra compte de la lecture
des pages qui suivent, le General Mayewski
attribue, d'une façon peremptoire, toute la responsabilite des evenements regrettables dont les Armeniens de Turquie eurent â souffrir, en premier
lieu aux revolutionnaires affilies aux comites politiques et en second lieu â l'Angleterre qui les
a encourages.
8
Parmi les nombreux temoignages qu'il çite,
l'auteur se rapporte principalement au Blue Book
anglais et au Livre Jaune français.
On ne pourrait taxer de partialite les affirmations du General puisqu'il a adresse son ouvrage non au grand public, mais a l'Etat-Major
de son pays. U y a developpe, consciencieusement et avec une franchise rare, et en toute
liberte sa conviction basee sur des constatations
faites sur les lieux memes.
9
3
inMXl>
CBOHMT»,
HKOÖlJ
TOHKHMT» nOHUMâHİeMT»
BC6B03M0HÎHHX'L nOJIHTHleCEHXTb KOMÖHHaijİfij...
4
H3T» Koro COCTOHJH ÖaHflU
peBOJiouioHepoBi>? H3t jııoAeiı, 3aıı^mn;aK)m;HXT.
HHTepecH CBoeS POAHHBI, CBOH ce&ıeîÎHue oıaTH, CBOH pejiHrio3HKia B'fepoBaHİH?.
HHCKO.II>KO!
B'B
6OABINHHCTB^
ROPOACKOH
C^YQAEBT
HEAOYIHBUıEIICA
9TO ÖBURB CÖPOFIH
MOJIOACHIH,
C6HTOH
Ch TOJiny BocnajıatomHMH ptıaMH rjaBHtıx-B
arHTaTopoBt, BT, oÖmean,, jnoAeHfcecbMa ueAaJGKHX'I> H HenOHMMaK)mHX'b A^lte TOÜ npOCTOtî
8em«, ITO HX% A'bHTejibHOCTL cnocoÖHa Öujıa
He yjyqınHTb no-iOHteııİH Typeı;Kwx'f> apMam, a
HanpoTHB-B ıoro—x0JbK0 yxyAinırn>
5
}Kajo6u Ha yrHeTeHHöe noaOHteaio apMaırt
BT. Typı\i« HHKOMM'B OÖPAAOMT He MOryrb 6IJTI»
OTHeceHU Ha ao-»İO apMfiHi. ropoHsaHi., BcerAa
n0Jb30BaBuxüxcH A0CTaT04H0ü cieneırbio CBOÖOAu, 6e30nacTH0CTH h Ö^aronojiy
OGmeciBeuuoe no^oateHie MXI, BO Bcfex'I> OTuomeHİfl^t,
6uao Gojibuıe m ban. yAOB.ıeTBopHTejibHoe.
H-fiCKOJIbKO Bt HHbIXT> yCJOBİHX1> HaXOA«TC5I
apMHHe - cejib^aHe. KaKt yate öujio cKa3ano
paHtrae, rjıaBaaa nxı> A^aTeJibHOCTt cocpeAOTOi H B a e T c a Ha aeMJieA'K.ıİH. B j ı a r o A a p a A^BIIO y c T a -
HOBHBmeâca Bb Kpai, npaBH.ibao& CHCTeııl; opoueaia noaeö, aaHfrrie xat60uaAneciB0Mb npHHOCHTB AFLICT xopomİH AOXOAT> H OÖE3UEHHBAETI>
BHOJIH'6 6E3ÖIAHOE cymecTBOBaHİe. Car6;ıo MOJKHO*
yTBepatAftTta i t q Typemtıe apaıaHe cejb^aae sce-
ERMENİLER
Bir süreden beri şehirli Ermenilerin karakterierinde bazı değişiklikler görülmeye başlanmıştır. İlkokul tahsili olan her Ermeni, milletin tamamı tarafından takibedilen siyaset hakkında geniş bilgiye sahip
olmuştur. Şöhrete sahibolmak, kendisini önemli
göstermek, aslı hakkında yüksek bilgiye sahibolmak,
bütün bunlar bu sınıf içindeki her Ermenide aym
derecede görülen ruh hâlidir. Bunun yamsıra Ermeniler, bugün dünya siyasetinde önemli bir mevkiye sahip
olmamalarım, sadece Türk tâbiiyetinde bulunmalarına
bağlamakta olup, "Ermeni milletinin" muhakkak
surette yeniden doğacağım ve hakkı olan siyasî üstünlüğe'kavuşacağını iddia etmektedirler.
Şehirli Ermeniler, özellikle gençler, her türlü
siyasî meselelerle meşgul olmakta ve siyasetin bütün
incelikleri üzerinde bilgi sahibi olduklarını isbat etmek
hastalığına kapılmış bulunmaktadırlar.
Çoğu kez ciddi hiçbir şey öğrenmeyen ve meşhur
ihtilâlcilerin tekerlemelerini tekrar etmekten kendilerini alamayan şehirli genç Ermeniler, gerçekte hareketleriyle vatandaşlanm selâmetten çok felâkete götürdüklerinin bile farkına varamayan âciz, câhil takımım
teşkil etmektedirler.
11
rflaÖujiH oöeaneıeHhi 3naqnTe.ibhbiM'b AOCTaTKOMT>
ıpoAOBOJibCTBeHh uxt> cpeftCTB*b, h MaTepiajibHoe
nxı> ĞJiarococTonHİe 6IJJIO Burae ÖJiarococTOaııia,
XOTH 6u PYCCKHXTB KPECTFEHUT BT> cpeAHeii noJlOCfe PoCCİM. Ho npH 3T0MT. HyjRHO yCTaHOBHTb
TOrfc 4>aKTT>, 4to Bce cejıt.cKoe ııacejıeHİe AaiaTCKOİİ TypmH, He HCK/ıionaa H MycyjbMaııt, He
(JUJIO B"B AOCRATOMHOM CTENEHH CRPAJRAEHO OTB
eaMoyopaBCTöa naatcr Haro qnejıa 6yîİHbixTb ajıeMeHTOBi» KypAcıtaro Hacejeııia, cpe^H BOToparo
y^aiHoe BÖPOBCTBO, rpaöetet, yroHT. cKOia
3ıo, OAnaıtn. eme ne uosBO^aen. CAA3ATB, ITO5IJ npımııc ıe.îr>'iane Bce BpeMH HSH^H NOAI>
yrpoaoii ıtypACKaıo ııorpOMa. tlpu HajiHiHOM'b
cymecTBOBaHİü i!Oao6hux,b HeBuıi0CHMbix'b AJ>a
;KH3IIM yc.ıOBİiî, apııaııcKoe nace.ıeHİe TyppİH,
HeMHHyeMO AOAÎKHO ÖbTJIO 6BL ÖtAHİTb, BHMHpaib M, ıiüKoueu'b, MOJKÖTI. 6uTb, Aaase coBepıneHHO MCie3HyTb
...
BCJı-FEACTBIE c;ıa6aro pa3BHTİa BT. CTPAH"& rpaacAAUCTBEıIHOCTH, MOJKHO 6UJIO YSA3ATB HA CJıYıAH,
KORAA HFEBOTOPUN PPMNHEBIA
ce6a CKOp-fee
ceJieHİa LYBCTBOBO IH
BT» SABHCHMOCTH OTT> BFLÎHTEJIBHBLX'B
BYPACKHXT 6eeBT>,
uenteJiıı
o-RB 6JIHJKAÎURIHXB TV-
PEUEHXTE. 1HHOBHHXTOBTB..
Co3AaBaTb MeîKAy sypAaMH H apMHHaMH Ty
BpaatAy, aoTopaa HcayccTBemıo 6uaa BU3Baııa BT>
uepioAi» 1 8 9 5 — 1 8 9 6 ROAOBT, 3HAıMıO A°6HBATBCA
Tasoro nojıOHteeıa, npH KOTOPOARB HNAABI/I pe-topıvııj HO Morjın 6u O6E3NEIHTB »rapnoe COJKH-
12
Türkiye'deki Ermenilerin durumlarının dayaıulnıaz olduğuna dair şikâyetler, şehirlerde oturan Ermeniler için pek geçerli değildir; zira bunlar her zaman
her türlü hürriyetten istifade etmişler ve imtiyaza
sahip olmuşlardır. Köylülere gelince, çiftçiliği ve
sun'i sulamacılığı iyi bildiklerinden durumları, merkezi
Rusya'daki köylülerinkinden çok daha iyidir.
Bölge köylerine nazaran Ermeni köyleri, geçtikleri köyleri yağmalayıp sürüleri alıp götüren göçerlerin
saldırılarına karşı Hükümet tarafından az korunmaktadırlar.
Bununla birlikte, Ermenilerin devamlı olarak
bunların saldırılarına maruz kaldıklarına da inanmamak
gerekir. Zira, gerçek böyle olsaydı, hiçbir Ermeni köyü
bulunmazdı. Halbuki her devirde Ermeni köyleri
bölge köylerinden daha zengin ve daha müreffeh
olmuşlardır.
Mahalli idare bu bölgelerde yeterince güçlü olmadığından bazı Ermeni köyleri, Türk idarecileri tarafından hiçbir kötü muameleye maruz kalmaksızın, aşiret
reislerinden az çok acı çekmişlerdir.
13
TejBCTBO o6Mxb Hap0AH0CTefi. Boa4e noflpoöuaa pteib o ceMb Bcepe^n.
C«aHty H'ÎJCIf03LK0 CJIOBb 06"b &pMHHCKOMt
AyxoBeHCTB,fe. Pejınriü3Haa A^aTGatHOCTb ero
BecbMa He3HaMHTe.îbna; HO, aaırb 6u B3aMİîHT. ea,
OHO Bcer^a ycepAHO TpyAHJOCB HA
UOAAepataHİa iiau,ioııajibHHX'b HAeîı. y apMaut, itaat
m y uptfMHxrf> xpucTİaHcKHX'f. nap0AH0CTeit BoCTûKa, »aöh aan.iûHajbHOCTH, Bt Tefeme coTem.
.a-fe-n, ÎKHJİH noAt ceHbio yeA0HeHHUxrb, HO MHOrO^HCJieHHHIb MOHaCTbipeÖ. 3a^CI. AyXOBHHO
IiaCTHpH TpyAHJIHCb H0 CTOJIbKO HAATB npoııoB'feAtıo „cJiOBa Bo»baro", CKOJibKO HaAt noAAepKaHİeMTb HauİOHajIbHOM p03HH XpHCTİaH'b H MycyjbMaıi'b. HepKOBHHH IHKOJIU u ınao.ıu, BOO6ME, A^aTejibHO NOMORAAA BA 9TOMTJ nonpam/fr
AyxoBeHCTBy.
xpııcTİaHe
BöCTOKa, B006m,e, JiHiıiH;iHCb no3Hauia B-b OCHOBİi raaBHMXb xpncTİaHcanxrb npnıııı,ııuoBb u
ITO,M'6CTO pejmrİH y h h t i 3aHHJio CJIHUIKOMK
pasBHTOe ayacTBo Han,iouajıtnocTH-.
ısa3i.tBaTb ce6a uuöopnnKaMW qeJOB'fe«iecKHX'f.
ııpaB-b m 3aK0im0CTH-, Booöme—A^aTe^bHO cyeTUTfcca ajih Toro, I T O 6 U ao6htbch HtKoroparo
upecTHHta CBoero rojıoea Ha BOCTOKİ—
II ec.au 6u apMaııe,
r
UOAb rmiH030Mb nUUJIIUX b C06^a3HHTeJIbHUXb
p-feıeö, BUIOJH 6u CHOBa ua nyTB peeojııouİK5
16
Ermeni ayaklanması aşağıdaki üç sebepten ileri
gelmiştir:
1. Ermenilerin siyasetteki bilinen ilerlemeleri;
2. Ermeni kamuoyunda milliyetçilik, hürriyet ve
bağımsızlık fikirlerinin gelişmesi;
3. Bu fikirlerin batılı hükümetler tarafından tahrik
edilmesi ve Ermeni papazlarının gayretleri ve telkinleriyle bunların yayılması.
Bu konudaki en güzel belge, 1893-1897 yıllarında San Kitap'ta yayınlanan belgeler arasındaki
Fransa'nın İstanbul Büyükelçisi B. Cambon'un raporudur:
M. Cambon'un raporundan pasajlar:
"Ermeniler, Londra'da çok iyi kabul gördüler. Gladstone
Kabinesi, memnun olmayanları
çağırdı, onları gruplandırdı,
nizama soktu ve desteklemeye
söz verdi. Bundan böyle de
ilham kaynağı olacak olan Londra'ya propaganda
komitesi
yerleşmiş oldu.
Ermeni halkı arasında ise, iki basit fikri
gerekiyordu: milliyetçilik ve hürriyet fikirleri.
benimsetmek
Komiteler bunları yaymakla kendilerini görevli saydılar...
ve böylece birkaç yıl içinde propaganda vesilesiyle Türk idaresinin eksik ve hatalarını isti.~mar edip, Ermenilerle
meskun
* Livre Jaune, Documents Diplomatiques, Affaires armeniennes. Paris, 1893-1897, s. 11.
17
24
HW
npouaraHAU YTBEPHH.ıCA BT. JIOHAon-fe, H noay^ajıt SA^ca cooTa^TCTByıomia BHyıueuia. B t aıaccy apMHHcaaro Hacejıeuia Heo6xoAMMO 6bi;ıo BuiJApmi. abİ BecbMa nnocTua MACH:
HAEıO NAU,IA^BBOCTM H ıiAeıo CBOÖOAU".
„TaKHMt 06paB0MTb, Bt TeyeHİe H^cKOJtKHXt JI'&Tt, TaİlHIJH OÖIIjeCTBa paCUpOCTpaHHIOTCH
uo Bceö ApMeHİa: uponarauAnpyrcH uopoKH H
HeAOcıaTKH -rypeuKOM aAMHHHCTpauin, a Bt apMHHCKOM". napcA^ npoöyjRAaıOTca MAea nauio.
aa.ibuocTü H ae3aBHCMM0CTH.
KOMHTERL
98
29
KaaıSont Baojııt OTier^HBO roBopaıt,
qToap>ınHCKİe aoMH-rem npHHHjiH ua ce6a 3aAa>ıy
—BHfcApuTb Bt Maccy apMfiHcaaro Hace^ıeııia HAGH
HaMi0iıa.ibH0CTM,CB060AUH H63aBMcaM0CTH, K a a t
AO^îKiıa 6u.ua orııocıntCH Typeuaaa aAMHHHCTpaa;ia a t riOAOÖıiOM Ai«Te.|n>ııocrH aj>MiiııcKiıxt araTOTOpOBt? Kt A^aTeJbHOCTH, HaupaB.ıeHHofi Kt
pa3pyıucnuo rocyAapcTBeaııiJxt ocHoat Typuia?
ÜKO^bKO pa3t 3a noc.ı-feAiıee
AecfiTH.ıf.Tİe, no nacronııiıo EBponei1CKHxt AepataBt, OHa ocBo6o>KAa^a uf>.ıı»ıa COTHH İİOJİHTHqecKHXt arHTaıopoBb, Koropue ııeMeA^enn0-)K0
noc.ıt>
« oBoero ocBoöoatAeHİa cııoBa BCTyna,ıw Bt
PFLAU PEBOJIK)ıı,IOHHBLXT ÖAHA'B
38
M3t ııpoajıaMaıua, Bbmymeııııwxt apfojiHCKMMt
KOMMTeıOMt /J,auiHaaMCToab Bt aBrycT-fc 1896
roAa. llocjı-ıI ABbuaAnam naparpa<ı>OBt. Bt KOTopuxt
Ap&ıeHİH Tpeöyeıca Bce, ITO yıOAuo. Ro cBoöoAbi ııeıaTM BKdwauıejib«»o, upoKJia
18
bölgelerde millî uyanış ve bağımsızlık
gizli örgütler kurulmuş oldu" (Livre
fikirlerini
yayacak
olan
Jaune, Affaires arm6-
niennes. s.l 1 —12)...
B. Cambon açıkça itiraf ediyor ki, Ermeni isyancıları, köylülere milliyetçilik, hürriyet ve muhtariyet
fikirlerini kabul ettirmek işini kendileri için bir görev
saymışlardır.
... Bu durumda Türk Hükümetinin Ermeni komitelerinin faaliyetleri karşısındaki tutumu ne olacaktı?
Kendisini mahvetmekten başka bir gayesi olmayan bu
tür faaliyetleri tasvip edebilir miydi?
M. Cambon'un diğer iki raporu:
"İstanbul, 27 Mart 1894
Geçen pazar, Sn. Aşikiyan, âyini yaptıktan sonra, Patrikhaneye gitmek üzere Kumkapı Kilisesini terkedeceği sırada 18
yaşlarındaki genç bir Ermeni tabancasıyla kendisine nişan aldı
ve üzerine birkaç el ateş etti... Zaptiyeler tarafından karakola
götürülüp, cinayet teşebbüsünün sebepleri üzerine sorguya çekilince, Ermeni, Sn. Aşikiyan'ın Ermenilerin düşmanı olduğunu;
onları Hükümete ihbar etmekten geri kalmadığını ve Ermenilerin de kendisinden
cemaatlerini
kurtarmaya
andiçtiğini
belirtti..."
"İstanbul, 3 Haziran
1894
Son günlerde İstanbul Ermeni cemaati üyelerinden birine
karşı bir suikast düzenlendi.. Maksud Bey, uzun sureden beri
dindaşları arasında Türklere satılmış bir kişi ve cemaatin bir
düşmanı olarak ilân edilmişti.
19
uauİH 3aKanMMBaeTCH
Tası» *)
.Mu
vMpewb!
3uaeMT>!... Ho AYXı> peBoaıonm, npoHMsaBUiiS apuHHCKyto uauiıo AO M03ra ea KO-
MU 9T0
creB, ue
nepecraHeTt
yrpoaîaTb
Tpony
Cya-
v
ratıa AO ı bxı> ııopTb, noaa MU He npioöp'feTeM'b
qe.i0B,feıecKHX'b upaB-b m DOKU BT> JKHBUXT> OClauercH xoTb ÜAHH'B apMaHMut!" 3AT'BMT UOADHCB: „Iİ,eHTpa4bHuwföoHCTaıiTHHOuojibCKİii KOMMTen» «eAepauİH apMancKHxt peBo.nouionepoBi» /^aıuHaKuynoH-b
H a M ' b M3-
HeMajıo HapoAnu\-b repoeBT> Ba^aaHCKaro noayocTpoBa. A cabiuiHO JIH 4TO-un6yAi»
o HapoAHUxrb repoaxı> apManij? Ta^ Hsıena UXÎ.
6opuoBi. 3a cBOÖOAy? Hxb HÜTI». IloMeMy? IIo-
b^CTHO
TOMy,
İTO
6opuW
9 T H M r p a ^ H p ü J b CKOp'lie H M e H -
HO najıaıeü cBoero HapoAa, a ue ero OCBOÖOAMTE^EH.
APMAHCKIH
ÖAHABI
BBI3UBAJIH
BeuHO CMyıu, p-fcamo, a 3aTİMJb
HaxoAameeca BT> HXI>
pyKaxt
OÖIJHHO-
cBpuBajıncb.
opyasie c.ıyatH-
CBoero O T C T y u j ı e u i a , a
6e30pyjRHbia Maccu apMaub AOJIJBHU 6UJIH 3a40
HMT. AJIH
npHKpuTİH
TIJMrb PACNJAMIBATBCA CBoeıo BpoBbH) H CBOHMT.
AOCTOAHIEMI, 3a UOABHTH CBOHXT. BoopyjRennuxb
coSpaTbeet.
B"b JIOHAOH^ ua cıen»
öyAymHOCTH apMHHCHaro Bonpoca HMiaııcb, no
Bcefi B-fepOaTHOCTH, OAH-fe JlHnib o6mia cooöpa«euia; BT» 3aBUCHM0CTM OTT» Bcero xoAa aparnaCBaro ABH'KeuİH, oömaro ero ycu$xa, upeAnoja-
20
Geçen yıl Sultan Abdülmecid
tarafından
Ermenilere
ihsan edilmiş
olan Nizâmnâmenin
hatırasını
canlandırmak
amacıyla yapılacak olan kutlama törenini yasaklamış ve Maksud Bey de, bu yasağın kalkması için girişimde
bulunmayı
reddetmişti.
Bu tarihten itibaren de Ermeni cemaatinin faal
unsurlarının nefretini üzerine çekmişti.
Onu öldürme
hamalları idi...
teşebbüsünde
... Hiç şüphe yok
ki, siyası
bulunan iki kişi ise, Ermeni
bir cinayetle
karşı
karşıya-
yız.
Kâtillerin üstünde Ermeni komitelerinden
gelen evrak
vc mektuplar bulundu ve Leon adlı kimse tarafından kiralanmış
olduklarını itiraf ettiler.
Bu durumda onları silahlandırmış
olan komiteler, Patrik'e karşı girişilmiş olan suikastten sonra, Türkler nezdinde
milli davalarına ihanet etmekle suçladıkları Ermeni cemaatinin
üst sınıflarına yeni bir ihtar vermek
istemişlerdir"
(Lİvre
Jauııc, Affaires armeniennes, 1893— 1897).
KOMİTELER
...On yıl boyunca çok sayıda ihtilâlci, Avrupa'nın müdahalesi üzerine serbest bırakılmıştır. Serbest
bırakılır bırakılmaz da zaman kaybetmeksizin eşkiya
çetelerine katılmışlardır.
... 1896 Ağustosunda Daşnakcıların yayınladıkları beyanattaki oniki maddelik program, basın hürriyetine kadar her türlü iddiayı ihtiva ediyor ve şu cümleler-
21
Faaocb o Kasan,
AEPHKY.
H COCTB^TCTB yromy IO ©MY IIOA-
PaHtoıe Bcero ue05x0AHM0 6HJIO HMfrrb
ua .iHn,o CMyTu, CMyTbi cepbesHua, npoAOJUKHTeJb-
HUH, BpoBaBBifl. KaBOBa ae6ujıa Hxt n0Ar0T0BKa?
S y me cnasajıı., TO KI. Baıaay 1890 roAOB*B,
r
HOITH BO BC'fexi» KpynHUX'b HacejıeuHtıxı. uytıBTaxı> AaiaTCBOH Typn,İH, r/ni öoate HJIH MeHE6 cocpeAOTOiHBaeTca apMKB' KOd HacejıeHİe,
nOilBHJHCb İJİ6HU peBOJHOU,İOHHHXT» OÖmeCTBT»—
XnHiaKa, /(arnuaRa H ApMeuiu, npHunBmieca
ycepAao
NPONARABAHPOBATB CBOH N^EU H UOATO-
TOBJIHTb HaC6J6Bİe BT» • peACTOU mHMT» KpOBaBUlfb
coÖbiTİaMt.'
, apMHHCKIB UIKOJIBI, HAIHHAA OTI» BUCMHXI» H KOH-
ıaa caMbiMH eaeMeHTapHUMH, CTaan noJieM'B
KHUyieİİ A'ÖHTeJlbUOCTH,
Ha3JieKTpH30BaHHIJXl»
,
BT. CTOJHuaxı» EBponu, apMHHCBHXb
arHTaio»
POBTB. llaTpioTH^ecBİH OAU H U-BCHH, IAKIA ca*
Tapu H öacHH, H8T» cpeAtJ yiHTöJiBCKaro ııepco-
Hajıa 3aaaAa.iH BT> UUJİKIH
aaîKHraa BT» HHXt qyBCTBa
UOAPOCTKOBT»,
SJIO6u kti NEHABHCT-
AYıN»
sony rocnoACTBy MycyatMaH-B H—R'fejyro cepiıo
1>aUTaCTH'I6CBHX'b HJIJII03İİI HH KOMy HÖBf'iAOMOH
öyAymnocTH. TaaHM-b 06pa30Mi>, BT> Teıeme caMaro KopoTKaro BpeMeHH (Tpext—qeTupext
X6TI>) HapoAHjacb öyüHaa, CTpouTHBaa MOJIO-
Aeat, TOTOBaa Ha KpoBaBbie noABnrH. BI> aaınaTy c03AaHHUxı. ew HJ.İİO3İH.
B-B KOHUII ceHTHÖpa 1890. rÖAa, Ha rpaH*
22
le son buluyordu:
"öleceğiz,
bunu iyi biliyoruz, fakat Ermenilerin iliklerine kadar işlemiş olan isyan duygusu gösteriyor ki, şahsi haklarımızı elde edinceye kadar tek bir Ermeni
sağ kalsa bile Sultan'ın tahtını tehdit etmekten geri durmayacağız. "
Balkanlar'da çalışmalarıyla, fedekârlıklanyla ve
cesaretleriyle şöhret bulmuş olanlar görülür, ancak Ermeniler içinde tek bir benzerini bulmak mümkün mü?
Hayır. Neden? Çünkü bunlar fakir köylülerin sırtından
yaşamayı meslek edinmiş ve cellat rolü oynayan
başıboş kimselerdir. Bunlar kurtarıcı olarak adlandırılabilirler mi? Hayır, çünkü ellerindeki silahlar sadece
zayıflara karşı kullanılmıştır.
Silahsız Köylü Ermeniler ise, kanlan pahasına, silahlı isyancılara yardım etmek zorunda bırakılmışlardır.
Ermeniler, Londra'da bilinen bir yerde bu konuyu
görüşmek üzere toplanmışlardır. Burada, herşeyden
önce karışıklıklar çıkarmak, kan dökmek ve dünyanın
dikkatlerini çekmek gerektiği kararlaştırılmıştır.
İhtilâlci komite üç örgüte ayrılmıştır: Daşnak,
Hınçak ve Ermenistan.
Bunlar, köylüleri tahrik etmek için her tarafa yayılmışlardır.
23
Ufc'TypEÜH, 6jiH3ri> KarusMana, ycaojib3aa ora
HAA30PA
ÖAHTEJEHOÎÎ
KABKA3CROW
UOJIHUİh
h
uorpaHHaHiJXB Boaca-b, cocpeAOToyaBaeıca ınaftaa apııaa-b, leJiOBfeBb 80—90, noAt KOMaH^ofl
cTyAeHTa üeTepÖyprcaaro yHHBepcaTeıa Capaa
ca KysyHbaHa. Macih OTOÜ SaıiAu Ghi.ıa HaBep
ÇoBaHa cpeA« ysameöca uomurnun UeTepÖypra
ocTa^&Hue AOÖpoBOJJbijKi coöpaHu Bb npeA"feJiax'b
KaBaasa. ITo Bcea BtpoaTHOCTU, hh npeABOAH-
Tejib ea
H
HHETO
H3b ero
CUOABHJRHHBOBI» IIC
HHfcaaoro npeACTaBJieHİa o TOM'b, «no
Taaoe Typıjia, aanb oxpaHaerca ea rocyAapcTBeH
HU&II
aaa rpaHHua, ITO Taaoe SYPAU, KaaoBa BOOÖıue
T0n0rpa®ia MİJCTHOCTH norpaaaiHaro paaoHa M
rfc ycjtOBİa, Bb a iTopMx,b npaAeTca oıyiHibca
ueaıeAJieaHO IT»C.T6 nepexoAa norpaHHiHOft ıepTu?
floAOÖaua cBtA^aia CIHTAAACB DOBHAHMOMY ae
ocoÖeano BamauMK Bet Öuaa saaaTU a OAy-
ıneBrieubi aca^ifoaaTejibHO Jiaınt OAHOİO MUCMLİO—
coBepınHTb Ha TeppHTOpin TypuİH ÜO BOSMO»"
BOCTH
Öojibiııe
apoBaBuxb
noABaroBb
.....
Ho paacfeaTca Ta ast e HesaMfrrao, Haat
h coöpaTbca, uıaftate He yAajıocb h 43 leaoBfr
aa vb nx r b npeABOAHTejeM-b KyayHbHHOM'b, noer
A-6 AOBOJibHO npoAOJiiRHTejbHofi nepeCTpfiJiKH, H
He6oabraHX'b noropb e t HaraeB cropoau *), 6uJIH 8AXBAAEHU H NPENPOBOATAEHU BT, Kapccaya)
TK»pbMy. • t
*) Bt MO opesa « 6 m* cTapmuııı aAiOTaamn 89-oS
JCUTUOft A1BH3İH: i . . . . .
Hain-
24
Öğretmenlerle işe başlanmış ve onlar aracılığıyla
da gençlere, Müslümanlara karşı düşmanlık ve nefret
duyguları aşılanmıştır. Böylece 3 — 4 yıllık kısa bir süre
içinde birçok şuursuz genç kendilerini ölüme adamışlardır.
Yukarıdaki komitelerin programları sadece isyan
etmek ve kan dökmek konusunda birleşmişlerdir...
1890 yılı Eylül ayı sonlarına doğru... 80 —90
kişilik bir çete Petersburg Üniversitesi öğrencisi olan
Serkis Gogonian başkanlığında teşkilâtlanmıştır. Rus
polisini ve sınır muhafızlarını atlatan bu çete, Kağızman yakınlarından Türk sınırına sızmak için harekete
geçmişlerdir. Çetenin yarısı Petersburg'un genç Ermeni
öğrencilerinden, diğer yansı da güney Kafkasya'da
oturan gönüllülerden meydana gelmiştir. Bunların
hiçbirisi de Türkiye'yi, bir sınırın nasıl korunduğunu,
bir Türk'ün kim olduğunu, bölgenin topografyasını
bilmiyorlardı. Bunlar hakkında hiçbir bilgileri yoktu.
Fakat bu önemli değildi; esas gayeleri Türkiye'ye geçmek ve orada bol miktarda kan dökmekti.
Gogonian başkanlığındaki 43 eşkiya, Rus müfrezeleriyle* karşılaşmışlar, birkaç kayıp verdikten sonra
durdurulmuş ve Kars cezaevine götürülmüşlerdir.
* Bu dönemde bölgede incelemelerde bulunan kişi, 30.
Piyade Tümen Komutanının Yaveridir.
25
57
aaa e t 1892 roAa OHB H36BPAKVRB nnn ce6a
XOTH H KpyaHyto, HO, -RFEMT HE MEHTE, Öoa'fie
HaAeatHyK) Aopory gepest Ilepciıo,
, e t TeıeHİeMt
BpeMeua, oCpaaoBajiH H-SITO BT> poA"& BTANOBTO T A ^ B B U B napTİa apMaHCKHXt peBoaKmioHepoBt coÖapajiHCb 06BiKH0BeHb0 BbBaao&rb HaöyAt
cejıeuia, CjıasaaıneMt ri> Typeuaoa rpanHiı.'fe,
H 8ARTMT, HOMbH), npa BOMOIBB npoBOAHHKOB-B,
AOCTHrûJH 6an35aöaiüxri» apMaHcaaxt cejıemö,
JE»ANJ,HX,B YA?E BT> UPEA'6JIAX'B Typu,ia. 3A^CB
OHH HAXOAHJLH BPEMEHHBIÖ NPIKJTT M 3arfeMi»,
no HoqaMT> cji'feAOBajiH Aa-a^e, noaaAaa yat e BB
58
noaocy
59
cebeni».
[JeaaabHa 6ujıa
yqacTt BTBXTB cejenia, Kaa-b a Booöme Bcero
Toro, İTO 8ar6BajH apMaHcaie peB0.iK)uİ0Hepu.
riepaoe aat HMXI> tarypHpoBajıo BB HIJCROJIBKaxrB AoaeceHİax,B aHraificKaro Baue aoucy.ıa
Bb Bant*) a, HaAO no.ıaraTB, arpaao asBiCTaya),
AOBO.ibHO NpoAOJiASaTejıBHyM) pOJB HA nyTa apMFIHCAAXB ARHTBTOPOB'B H3"B llepcia BT. Typıjiıo.
(• Dlui! Kook. Tıııkej. 189i ti 226.1896 X 291, 301, <152, 170.
bb*
Bb
r
BHAax b ate npecfcıema Aa^biıtauıaro uyra apMHHCRHM'b npauıeabuaMb, le.aoB'&Kb oao.ıo 30
aypAOBb, HKOÖBI cjı^Aya no uyxa B-B COC&AHİB
amiipert aypAOBb .Myaypja", noaBajıaca Bt
caMOMb ceaeaia Bora3aecaub a ocTauoBajacb
8A"fecb noAt npeAJioroMt spaTBüBpeueHHaro OTABIMHCTO APMAHCHHXT
mış gibi kendilerini davet etmişler ve kuzu yemek
için küçük gruplar hâlinde oturmuşlardır.
Kurnazlığın farkına varan Ermeni isyancıları, bu
gruplara görünmeden yaklaşmışlar ve Türkleri yaylını
ateşine tutmuşlardır. Ancak öldürülen atlarının arkasına gizlendikleri için isabet almamışlar ve müfrezenin
gelmesini bekleyerek dağa sığınmayı başarmışlardır.
Olayın etkisinden kurtulan Türkler bilâhare,
Boğazkesen ve Azaryan köylerine saldırarak rövanşlarını almakta gecikmemişlerdir.
Belirtmek gerekir ki, İngiliz Mavi Kitabı (Blue
Book)'nda bu olayla ilgili tek bir Kelime bile yer almamıştır. Bu demektir ki, İngiliz Konsoloslarının bulunabilecekleri olaylardan bu Kitapta hiç söz edilmemiştir;
halbuki bu tür diğer olaylara ayrıntılı yer verilmiştir.
Sasun Olayları
... Bölgeae Türkler ve Ermeniler beraberce ve
asırlarca dostâne yaşamışlardır... Bir yıl sonra da
Boyaciyan adlı biri onun yerini almıştır... Bu iki
*) İIOCTOHHO BHHMaHİH, <>TO BT, «CBHefi KnPirfe* O HHrUffctT.
HM<aKHXb dOHeccHİiı arJiiücKaro BHue KOKCyjıa BT> BaH-fc C. M;
H ıiltt:ır<)' a, yccpjMo cooöuıaBiuaro o BCHKHKT. HHHTOH<HHXT> Meji0'<axı>.
Moı ı JIH oııı> ııponycTiiTt At.jıo Eora3Kec>ma h A3apwta? HecoMııtmıo—Htn,. Bt, BHiy 3Toro, n03B0Jia» ceöt 3aKJiıoınTi>, MTO
ero (IHTCPCCMOC A O H e c e H i e bt. ne^aTH 6UAO E H n y m e H O , k3kt, AOKymchtt», Moryıuiii oÖJimHTb caMoe 6jm3Koe oömeHİe apMflHCKHXı
P<bo ııouİHoepoBT, CT, npcAcraBHTe^xıtH aHrjıiftcKOti IIOJIHTHKH. ilpyroro oĞı^cHeııiH cTO/ib ııenoHjrnıaro nponycKa—noAucKarb He,ıt3H.
ApMnHe 9TOM oÖJiacTH Bcer^a OTkpuro
H0CH.1H opymie HapaBHt c t sypAaMH, OT^CTH
HaXOAHJIHCI>? MOHteTb ÖtJTb, BT. H^BOTOpOH 3aBHCHMOCTH
OTB 9THXİ. nocji'feAHH*'!., HO Bt ofîmeM-b
7RU.1M BüOJIH'fe ApyatHO, a uaET. ÖpaTbfl SeMJIH H
BOAM" *
Uı,
1893 TOAy 3nücb noaBjmeTCH H-ÎIEM ^aMaAtaHt;
B-b 1894 roAy ero &t6CTO 3aHHMaerb BoHAataH-b,
upıiHHBinift 3a CHM-b HMH MypaAa. H NOC.A'6ABYX'b
44li, npouaraaA'J TaKnx-b AfcaTejeS MeatAy KypAaMH h apMHHaMH, B-b npeA r 6aax'b C a c y H a , B03-
HlIKaerb E^JIUH p^T» OTA'fc.lIbHMX'b CTOJIBHOBeHİft;aBi» aBrycrfe 1894 roAa BpaiKAeGHbia OTHOineHİa o6-6HXTb cTopoH-b nepex0Aarb BT> tvfejıyıo cepiıo HacToamHXTE, cpaateHİSj . . . • .
ll-ro iıojıa, Aaöu yAOBJiei'BopaTb TpeöoBaHİıo AepstaB'b M cAİuıaTb p'&uiHTejibHbifi i n a n .
Ha tıyı-H upaMHpeHİa c-b peBOJiıouioHHbiMH apyatBaMH apMHHb, oö'bHBAHerca Bceoönaa aMHUci'ia
apeci'OBaHHbiMb 3a nojumııecBİa npecTyujıeüia Ha ApyroH Aeub no Bceît lİMnepİH OTBpuBaıOTca
Bepa «HoroqHCJeHHbix,b TiopeMt H Ha cB-fcrb
BOJBİH BUUYCKAHM» U-FE-NUA COTHH
jiHTHqecBHx b arHTaTopoBT» *)
,
HPUXT. n o -
30
Kişinin ardısıra kısa sürede iki toplum arasında birçok
kavga çıkmıştır.
"Ermeni meselesinin
lesi"
dış görünüşü ve Avrupa'nın
müdaha-
paragrafında şu satırlara yer verilmiştir.
1895 yılı 15 Haziranında isyancılarla tamamen barışıklığını belirtmek için bu meselelere karışmış olan
siyasi tutuklulara genel bir af ilân edilmiştir. Ertesi
gün, İmparatorluğun bütün hapishânelerinin kapılan
açılmış ve yüzlerce isyancı ülkede serbest bırakılmıştır.
18 Eylül 1895 yılında İstanbul'da meydana gelmiş
olan olaylan yansıttıktan sonra, Mavi Kitap, aynen
şunlan vermiştir:
"Türklere atfedilen barbarlık iddialarının önemi ne olursa
olsun, belirtmek gerekir ki, Ermeniler her yerde olayların tek
sorumlusudurlar.
Yine, Trabzon'da sokak ortasında Bahri ve
Hamdi Paşaların şahıslarına yapılmış olan yaralama olayları da,
bölgede meydana gelen katliâmın tek sebebini teşkil etmiştir.
31
*) B t Koant fıoja BH-fc cjysaÖHO nt'nm.ıoui nonaCTb Bt
BappascKİa MOHacTupb, 6JU31 Bana,
naat paat uucuııo BJ.
STO BpeBfl coöpaiHct npa3AH0Baxb csoe ocBoöoatAeuie utcüOJbKO
ACCBTKOBI Tanını, 3aıt.ııoıeıiHuxı. B ı Teıeme 3—i «acoBi a Ha*
6j»Aajı, Kası D O A I TtBb» paaBtcucTaro Ayöa oûujbHofi CTpyeii
J B J O C B poaoooe BaacKoe B H U O H OKOJIO COTUB A P » X H I , «uyma* uooıepeAno CBOoxı opaToposı, ropji'io anjoAU|iosa.iH BMI., ıı-feju na-
TpİOTBICCKU otcuu Bİ ÖjtarOAApBOCTb 3a UBJOCTb, AapOBaHliyiU
CyjTaBOMl, BDAHBO, rOTOBUJHfb MCPC31 utB^UVApyrOâ CHOB& BCiyDBTb Bt pjfAu peBOjıouiouuuxt irmem..
uc nouBMaıı uxt « u n a ,
HO eıceMiiByTuuc B3puBtı a n J O A B C N C U T O B T u KpıiKiı ypa CBUAİTeJbCTBOBaiH o T O M I , I T O öoıiKie opaTopu bacaaucb cabuxt l o p u s u n
cıopout ap««HCKaro sonpoca.
«ic/ıua cnycT», öojibmaa nojosEua U X T cuoBa paatıcKUBajacb BaHCKOiı flojııuieü.
Kattı. 6bi HE OGBHHHAH
TypOKb BO BCHKHXb TaM"b 3BtpCTBaXt, HO CKSr
aty
OAHO: Bce YTO MH-6 MSBIÎCTHO JIHIHO n o
uo-
BOAy CTOJKHOBeHİH apMHHTj H MycyjIbMaH'b Bb
pa3JHqHex,b ropoftax,b Typuia, npHBOAHrb MeHH BT. TOMY YÖ'FEKAEHIK), I T O ıtpoBaBbia FL-ÖJıA
BeBft'B baiHHaancb no HHHiji^THB'B MMCHHO caMHxrb ate apMaH-b Tasb Haıajıacb Tpaue30iiACKaa ptBHH, nocji'B TOTO naa-b HA YJMNAX7, 9ioro
ropofla 6biJin pauetibiflBa Typen,Kwxrb reııepajıaBarpa-naına H XaMflH-nauıa *)
ECJIH BTB HACTOAU^EE BPEMA o 6 t APMHIıCKHXT>
HHiero HE CJIUHIHO M apuaııe
HTHBYT'B Öojrbe HJIH MeH-fee, ÖJtarouojıytHO, TO
pe®OpMM BA^Cb HH UpHieM'b TaM'b rfl-fe apMHHCKİe 8anpaB«JıU upeKparHJiH CBOK) AHAPXH«te
cayıo fl'FEATEABHOCTB—CUOROHCTBI« BOflBopHaocb.
ECJIH 8ABTPA OHH CHOBA B03BMYTCA 3a cıapoe
A'FEJAX,B HOITH
—Ö^FLCTBIA APUAHT. BO3Ü6HOBHTC>I.
12 OBTHÖPH, nofli» npeflBOflHTeJlbCTBOM"b MO.HGflMX'b JitOfleB, npHOieflUIHX'b
M3rb EBpOUbJ, OHH IlOflHaJIH KpacHbifi <x>Jiarb Bt
AOJiHH'Ii IîaaaHjıuKa
• •••••»••••»«
32
Bununla birlikte isyancıların uzak durdukları
yerlerdeki
Ermeniler rahat etmişlerdir. Komiteciler bugün tekrar faaliyete
geçmiş olsalar, Ermeniler yine eskisi gibi sefalete düşeceklerdir".
Zeytun Olayları
...Avrupa'dan gelmiş olan Ermeni gençleri Kazanlık vadisinde kızıl bayraklarla gösteriler yapmışlardır.
"Ermeni
Meselesindeki
İngiliz
Siyasetinin
Değişmesi"
başlığı altında şu satırlar yer almıştır:
1895 yılı Kasını ayı sonlannda İngilizlerin Ermeni
meselesindeki siyasetleri tamamen değişik bir yön
alınıştır... Bu mesele tamamen rafa kaldırılmıştır.
Türkiye Asyası'ııdaki İngiliz konsoloslarının birçoğunun değiştirilmesi gerekmiştir. Zira başlangıçta bunlar,
Ermeni meselesine karıştıklannı varsayacak şekilde
kendilerini tarafgir ve faal göstermişlerdir.
İngiliz konsoloslarının bizzat Ermeni isyanlarına
karışmış olabilecekleri iddia edilmese bile, bütün bu
temsilciler isyancıların elebaşılanyla samimi ilişkiler
33
floBOporb
AHMIRCKOR (IOIMTHKH BT> &PMHHCKOMI>
Bonpocfe
Y s e Brh BOHU^ HonCpH 1895 ro«a Bt JTOHAuırb xopoıüo nouaAH, ITO apMHHCBİa ftija HB
Moryrı» BUBÖCTH Pocciıo ua nonpanje UOBOB
BOHIIH CT TYPETIEÖ, H BT, AARAIMCBOS NOJHTHKFE
uo apMaacBOMy Bonpocy coBcpıuaeıca apyıoa
UOBOpOTB
T a a t a a a t npoAOaateaie CMyrt Ha
BOCTO-
K-B Moatao 6faiJio aaara Bt noAroTOBJieHHOMt
yrne KpHTCKOMt BOSCTauia, a aaTÖMt—Bt aM-btomeaca yine at nepcnesTBB'b rpeao-TypeıjKCM
BOÜH'b, TO apMBHt ptıneao 6uao 6pocaıt HJIH,
no Bpaaea M-bp-b, Bt BHAaxt cpeapameüia nanpacaaro apoBoapojiHTİa, XOTS HtecHOJibEO ycuoKOHTb. 3xo norpeSoBajo neperacoBaa a CMbııu
Bt AsiaTCBoft Typaia Öojibmea qacTa Koucy^OBt
ÜMt, BOHeiHO, HeyAOÖHO 6bi.no ocTaBaıtca Ha
CTapuxt M"bcTaxt, u0T0My qxo axt AİjaTejıtraocTb, npaqacxHaa HİiB0T0pbiMt 0Öpa30Mt BO
Bceay Toay, ITO cosepaıajıocb wbcb AO aoaı;a
1895 roAa, Aoaatua 6bua ötiTfc cosepıneHuo bb-
MtHeHa H BOBce He atejıaıo cBa3aib, qTO aHr^iiicBİe aoHcyjıa ABJIAJACB HBO 6 U PYKOBOABTE,ıa\IH ap.YinHCBaro ABBJRCHİH Ho BO BCHBOMT
cjıyqa,b 9TaMt npeACTaBHieJiHMt Ahoih. scerAa
6BIJıA JIHMHO a xopomo HSBİCTHU Bcb apMnHCBİe
araıaTopu. AHIVUMCKİH BOHCYJIBCRBA aaflaaHCb
UyHBTaMH, B t H0T0pblXb apMHHCBİe peB0^K)aİ0He-
pu, s a a t Bt xopouıefi cnpaBOMHOM BOH-rop-b,
MOivıa qepnaib CBİA^HİH O xoA'b axt A"bJia B t
34
içine girmişler ve komite idarecilerinin aralanndaki ve
Türkiye'nin çeşitli yerlerindeki haberleşme işleri de
onlar sayesinde mükemmel bir şekilde yapılmıştır.
1896 yılı sonlarına doğru ise herşey değişmiştir.
Yeni konsoloslar gönderilmiş ve İngiliz Konsolos
Vekili Williams, Van'a Ermenilerin dostu olan B. Alvart'ın yerini almaya gelmiştir. Bu sonuncu, "Ermenilerin akıllarını yatırmak için geldiğini" açıkça ilân
ederek düşünce tarzını ve tutumunu belirtmiştir.
Bu durum isyancıları düşünmeye sevketmişse de,
sonuca fazla tesir etmemiştir.
İsyan fikrini akıllarına koyan Van'daki Ermeni
gençleri, deniz aşın dostlarının yardımları olmadan da
faaliyete başlayabileceklerini isbat etmişlerdir.
Girişken karakteri ve yorulmaz eneıjisi gözlerinden okunabilen saygıdeğer Binbaşı YVilliams, altı aydan
fazla bir süre son derece değerli düşüncesini gerçekleştirmek için çalışmıştır. Ermeni isyancılarını fikirlerinden caydırabilmek için takdire şayan bütün imkânlarını kullanmışsa da, Van olaylarını altı ay geciktirmekten başka bir şey yapamamıştır.
35
89
98
apyrnxT> qacTHXT> Typuin
*
H BOTT, Kiı Koauy 1895 ro^a Bce cpaay
M3Mİ>nfleTca. İİB^aıOTca HOBue KOHcyaa. NPHÖIJBIUİH 26 HHBapa B b Bam, HÖBIJÖ aur.ıiMcKİfl
fiane-KOHcyjiTj Maiop-b Bnjibaaıc'h carfenaerb aıoöaMua apMau-L MMCTepa A^bBapra H upaMO cı>
M^CTa OTKptlTO 3aHBJiaeTb, 4TO OHT, UpHÖbUI'b CB
U-6/ibk) —pour abaisser Tesprit des armenıens.
TaKoro pofla aaaBJieHİe HC Majıo oaaflaiHiiı) BOonajeuHBix,B arHTaTopOBt, no ho nocjıyjRHJio
PAHAKO HH KT. ıeıny H BaHCKaa Mo^oseatb, BHBeAeHHaa ua nyTb peBo.ııou,İH, npoAO-iHtajıa TaTTOBOÎI 6e3T> DOAAepJKKH CBOHXT» 3aM0pCKHX'B
Apyaeö, TaKi. cKasaTB, no HHepuia
JI BHA'feJit 6ojı,fee 4-feMb no^yroAOByro pa6oı y noiTeHHaro Maiopa BnjibaMca, «le^oBifeKa 8aM'fenaıejbHûH 9HeprİH, cKB03MBineii BO Bcefi oro
aarypfc, a BT> oco6eımocrn BT, ero BUPA3HTEJIBMUXT>, NOMTH roBopamHX'b rjıa3axB, oöuapyjKHBABLUı^B npHCyTCTBİe BT. IieMT. HEUOKOJıH6HMOM
feojiH. IL BHA^«"I> ero cıapania noHH3HTb Ayx*B
BANCKHX,B BOJKAKOBTB, HO eMy n e YAAJıOCB H3M'£-
oÖmaro ııacTpoeHİa, a TO^bKO AMIUB
—OTcpoiHTb na HİCKOJibKO M'fecjıneB'b rfc co6bnia,
KOTOPUA PA3PA3MJJUCB naflT» BaHOM'b BT. HAıAJ-Îı
N M B HXTE»
ITOHH 1 8 9 6 ROAA.
KaKt ceMıaeb HOMHIO KONEıRB 3HMU H HaQAJıO BecHU 1896 ROAA. IIOMHIO STOTT» uepioAi»
nöCTOHHHbix , b
AOM-FE
Ai^NYıOB-b
H C0B"£tu,aHİH, TO BT.
aMepHKaHCKHXT. MHCCİOHepOBb, TO BT, AOM-Ö
36
1896 Haziran ayında meşhur Van ayaklanması
başlamıştır. Kış geçip bahar gelince, meseleyi tartışmak amacıyla Ermeni isyancılarının bazen Amerikan
misyonerlerinde, bazen de İngiliz Konsolosunda toplandıkları görülmüştür.
Karakteri müsait olmayan ve yüksek seviyede
karışıklığa ve Ermeni isyanına ilgi göstermiş olarak
görünmek istemeyen Konsolos, bu toplantılara katılmaktan vazgeçmiştir.
1895'te Van isyancıları, Ermeni meselesi üzerine
Avrupa'nın dikkatlerini çekmek amacıyla çalışmışlardır... Para istemek için ölümle tehdit edecekleri Ermeni zenginlerine mektuplar göndermişlerdir. Bu zaman
zarfında Van isyancı komitesi tarafından birkaç siyasi
cinayet işlenmiştir. Bu cinayetlerin en önemlisi de 6
Ocakta, yani en büyük Ermeni bayramında, dini
görevini ifa etmek için kiliseye gittiği sırada Papaz
Bogos'un şahsına karşı işlenmiştir. Zavallı ihtiyar,
bazı isyancıların âdi hareketlerine cesaratle karşı
çıktığı için ölüme mahkum edilmiştir.
37
90
aıırjıiöcKaro Koacy.ıa. ü aa HHX-B HE npacyTCTBOBajıı», CTopoıiHCb Bcaaaro odmeııia er, apMHUCKHMH A-FEATEJIFLMH, BEAYMHMH ca&ıyıo r.ıynlıümyıo urpy BT. peBOJiıouia).
Hanano 1898 rofla w nepioAi, npeAiuecTByrouı.İH iıOKbCKHMt COÖblTİflMb 1896 TOAa Bt BaHCHOMÎ. BM/iaeTfe.
jmınemıue Y»e BT. BOHIV& 1 8 9 5
roAa uoAAepwKH H8T» JIoHAOiıa, Baacaie araraıT T A A I ,
TOPU
ae
YHHMAJIHCT, AIATEJII.NO
ROTOBACB BT,
Koropua AOJUKHU SbiJiH eu^e pa3TE>
lipHBJieib HU apMHHT. BHHMaHİG Bceö EBpouu
COÖUTİHMTB,
JIIOAB
91
Öojıie cocıoa-
Tejn.ıiMe ucayıa-iH - uHcbMeuıibin TpeSoBania Ha
H3B'fccTHyıo cyMMy, IIOAI» yrpo3oâ CMepru 3a ea
ııeBiıeccııie. BB Teıeııie 9ioro we BpeMeHa 6u^o
eoBepmeııo ıRı»CBO.IBKO ııOJIMTAıECANM-B yöiacTBt.
Co-rhe Ba?Kiıoe HSB UHX,B HM'İMO MİCTO 6-ro HH«
uapfi, T. e. BT, AÖIIB eaMaro Sojbuıoro apMHHcaaro
upaaA'iMKa. Uo up«r0B0py BaHCEax,B peBOJK)UİoııepoBb, Ha pascBİTfe BToro A H } ı ÖBIJIT. CMepTEJIBIıO paueHi. eııacEOm. Borası, BT. TO BpeMa,
KorAa OH-B c^tAOBaat paHO yTpoMi» BB u,epaoBb
ua 6orocjıy»eııie. lloiTenHOMy CTapn,y npumjıocB
IlOCTpaABTB J1HIIJB «a TO, İTO 0111» HM-fejlT. My-
atecTBO 0TBpwT0 ııopanaTb yatt CJıHUJBOM'B pİ3Bİa AİfiCTBİa H'feEOTOpb]XRB peB0.H0i;I0HHBıX1.
EpyajEOB-B.
38
1895—1896 yılı kışı boyunca Ermeni gençleri,
devriye, hatta müfreze faaliyetlerine girişip, bazen de
galeyana gelerek atış talimleri yaptıkları Rus Konsolosluğu (Van) yakınındaki evlerin büyük odalarında toplanmışlardır.
Van'daki Amerikan misyoner faaliyetleri de genişlemeye başlamıştır, zira gizlice toplanan ve İngiliz
Konsolosluğu vasıtasıyla Londra'dan alınan paralar,
Van'a getirilmekte oradan da, sözde fakirlerin korunması için kurulmuş derneklerle kamufle edilerek ilgililere dağıtılmaktadır. 1895 yılı sonlarından itibaren de
aynı bahanelerle Van'a birçok Ermeni gelmiştir.
Bununla birlikte, İngilizler Ermenilere maddi
destek sağlamaya gayret ederken, Ermeniler de, İngilizlerin Ermeni kanını, Van samanı gibi, çok ucuza satın
aldıklarını açıkça ilân etmişlerdir.
Ermeniler arasında Van'a yardım almak ve gerçekten de yiyecek ekmek temin etmek için gelenlerin de
bulunmasına rağmen, bir süre sonra Hükümet, eski
39
TAK-B
naupHM'bp't, BT. TeıeHİe Bcefl sumu 1895—1896
roAOB'B JI ıacTO cjnaıuajrb cpeAH MepTsofi THUIHHU
BaHckoö U04H OTA^jıı>uue pyateHHbie uucTpfau
Bt TOÜ laCTH apMHHCKHXl». BBapraJIOBT», BOTOpue
ro
ÛPHAERTAA KI. SA^UEMY «ACAAY KOBCYJIBCKAAOMB.
y « e e t Kouua AeRa6pa 1895 roAa Bt Baıı-fe uaua^a eoepeAOToqwBaTt»ca uacca upnuı.iMxt
apMaHf., uoAt upe&ıoroMt uojıyıeuiıı IIOMOU^h
OTT. aMepHKaUCBMXrb MHCCİOHepOBT» BjiarOTHOpMT6JIbHa>l A'feaTe^LHÜCTh 8THX'b UOOJrfeAIIUXt A'hÖCTBHTe^bHO paCUlMpHjaCb llOTOMy, İTO Bt UX'b pyBH 0Ta.nn ııOUAAATB BCS KAUHTA^U, uojıyıaeMue
H3T JLOHAOHA ANRJıUÎCKHMT> BOHCYAOUT a NPEAHA
3Ha<ıacMue BT> Touy, ITOÖU xım» CKOJBBO HHÖYAB
yrfcUIHTb pa30peHHUXT> CeJLbiaHt H BM'feCT'Ö Ct
tİİMt» AOKaaaTb apMHHaut, BooÖme, <no aurjıalane BCOTasu hmt» caMuaTM3HpyK)Tt. MaaepHa
6bi.ıa DTa noMomb n Bbi3UBa^a y H$B0T0puxt
•pe3pHT&nbHbia 3aMt'iaHİa,iT0 »auraaıaHe oujıaIHBatOTt <X>yilTT> apMHHCBOfl BpOBH Aeuı6BJl©»
hİmt. ®yHTT> Baiicsaro caMany"
CpeAH upH0LJBUiHXT> apMUHt, HeCOMHİHHO,
HaXOAHJIOCb Mlioro TaBHXt, BOTOpbie A"Ö®CTBI}TEJIBUO HY®A&JITTCB
BT. AHGBHOMT.
Ho BUOJHt AOCTOB^pHO TaBHte
uponıiTaııin-
TO OÖCTOHTejlbCTBO, ITO CPEAH HCKABIUHX'B naAaauia MOJBHO
6u.no oÖHapyatHTb jnofleiı, HapnHtaBinHxca 8TJ
JIOXMOTbH JIHUİb, A<OFL UpHKpblTİa CBOeÖ 4H1H0CTH.
H
40
elbiseler içinde gerçek kimliklerini gizleyen bazılarıyla
ilgilenmiş, bu da, Ermenilerin bu toplantılarının
muhakkak surette kararlı bir harekâtın hazırlıkları
olduğu kanaatini uyandırmıştır. Şubat ve Mart aylarında Ermenilerin toplantıları çoğalmaya başlayınca
tehlike ile artmaya başlamıştır. Bahar geldiğinde ise,
dışardan gelen Ermenilerin köylere yerleştirilmeleri
için gereken yapılmıştır. Bundan başka, hayırsever
dernekler olarak faaliyet göstermek isteyen Amerikan
misyonerlerine, para dağıtımlarının sadece Van'a
hasredilmesiııin ve özellikle gerçekten ihtiyacı olan
köylere verilmesinin daha doğru olacağı anlatılmıştır.
Van'da 3 — 4 kuruş yevmiye ile çalışan ve gerektiğinde isyana iştirak edebilecek komite idarecilerinden
ve bazı kimselerden başka kimse Kalmamıştır.
Her konuda olduğu gibi, İlkbaharda isyan faaliyetlerinin hazırlıkları da hızlanmıştır. Hatta, şehrin
yakınlarındaki birkaç Türk'ün katledildiği vevücutlannın parça parça doğrandığı gibi bazı cinayetlerden bile
söz edildiği duyulmaya başlanmıştır. Özellikle bu tür
cinayetlerin soruşturulmadığmı gören isyancılar günden güne cesaretlenmişlerdir. Buna Karşılık Müslüman-
41
Bce
9TO
uo ıteMHory
BBIBCBH.HO
BaacKimt BJia-
CTHMt, İTO peBOAlOIJlOHepM, BH^RMO, KejiaiOTt
oocpeAorouTb Bt Baırfi aoamomaoe öoibuıee ı*cJO ca0Hxt ajeüTOiıt M roroBUTca at tetty TO pfcUIHTejIfcHOMy
FEME
®eBpajıa. M
Bt TEMapTa uaceaeHİe Bana npoAOJiHta-
JIO B03paCTai'B, a BMİJCTfl Ct T T M t B03paCTaJI0 a
ouaceaie, ITO, TaRHMt 06pa30Mt, Bt BaHf» Moraert
cocpeAOToaaıtca BOBce neHtejıaTeatnoe IHCJIO
upHimıaro apMHHcaaro Haceaeaia, BecBMa COMHH-
feABHoa ÖjaroaaAeatHOCTH. TIoaTOMy, ct HacTynjıeHİeMt Becfiu, BaHcaie BJiacTH Haıa-ia npaHHMaTb Mipu, AJIT BLi^eaeHİa npnuuiBnct apMaat
Ha upeîKHİa M-fccTa a x t atHTeJibCTBa. AMepır
BaucRHMt MHCcioHepaMt 0KMO ııpe^JiOHteHO—
ııocTeaeHHO coBpamaTB CBOH) öaaroTBopHTejıtHy 10
AİHTOJIBHOCTB Bt CaMOMt BaHİ H UepeHOCHTb
ee neuocpeACTBeHHO Bt rfe cejıeHİa, KOTopBia
6ojibiue Bcero HyjKAajmcB Bt DOMOIOH
a t ropoAi ocTajıacb T6, aoTopBie Ba
ujıary apM>nıcaaxt BaacaaOBt Bt 3 —4 niacTpa
Bt cyTKH (HO Bipujıt a 9THM'B pa3caa3a»ıt, HO
ııOTOMt apmiiJiocB yö^AHitca Bt HXt lipaBAHBOCTM), 3anacajacB BB PHABI 6YAYMAXT apuHHCKHX'B ÖOHIJtOBt.
OJ» naıajıa Becuu AiaTejiBHOcTB peBO^roaioııepOBt npHHiija Gojı-fce aaTHBu uü xapaaıept;
BcKOpİ
BİHt KypAOBt
H6 TOJBKO
16J0
IIOII.liaTH.II H.CB CBOetO
HTCBOJıBKO
42
ların sabır ve tahammülleri de Ermenilerin cüretleri
karşısında azalmıştır.
1896 Haziran Ayında Van'da Meydana Gelen
Olaylar
Ermenilerle Müslümanlar arasındaki kanlı olayları
anlatmadan önce sözü edilen şehrin İngiltere Konsolosunun aşağıdaki raporunu olduğu gibi tercüme etmekte
yarar görüyoruz:
"15 Mayıs
1896
Ekselanslarını haberder etmekten şeref duyarım ki, bu
bölgenin durumu arzu edildiği şekilde değildir. Son sekiz gün
içinde Ermeni isyancıları iki defa Müslümanlara saldırmışlardır; birincisinde üç Türk öldürülmüş, iki kişi yaralanmış; ikincisinde ise iki-üç kişi öldürülmüştür. Her iki olayda da vücutlar
vahşice parçalanmıştır.
Bundan başka, İngiliz
Konsolosluğu
karşısında oturan zengin bir Ermeniye karşı da bir suikast
düzenlenmiştir.
Dün öğleden sonra, en tanınmış isyancılardan
biri şehirdeki bir evde öldürülmüştür. Bu cinayet,
muhakkak
Türkler tarafından işlenmiş olmalıdır. Zira bu isyancı geçen
sonbaharda İran'dan gelen çetecilerden biridir. Mensup olduğu
çete geçen yıl burada çapulculuk
yapmıştır.
43
g^
97
»H3Ht>to, uo HaAt rpyuaMH HXT> 6H,IH coBepuıeBW pa3Uhia uopyraHİa. POIIOTT, cpeAH MycyjifcMam. ycHJHBajrca, a peBOJiıouiomibie A'^aTejK',
6-iaroflapH UO.IHOH 6E3HABA3AHHOCTH HXT> noeRYUBOBI, CTauoBHJiMCb ece CM-BATE H carfejıise
IrOHbCüln coöbirm 1896 rû/ja Bb r. BaHİ
^a6u noBa3aTb, Bt BaKOM-b HacTpoeHİH Ha*OAHJINCB BaHCKİe ARHTATOPU H MYCYJBMAHE, NEpeAi» UAıAJOMTE> nponcmeAinaro BA'bcb BpoBonpo*
aHTBaro CTOJIEHOBCHİB, ciHTaıo Bcero JIYıMHM-B
opHBecTH 8A*fecb nepeBOAt panopıa do BTûMy
DOBOAY uaiopa Bambaaıca OTI» 15-ro Man 1896
roAa *)
BHMt(o tecTt RpHecm, 9îo CöCiOflHİe stoft oÖJFacıt»
BO BCBROIII CAY^AT BEYROBJETBO^TEJFCHÛE. Brt feıeuie
nocjıtnufcfi «efltjiH apHHHCBİe peBO.wouiOBepM ABB pa3a
aıaROBflJiH itypAOBi. Bı nepBOMi cijqât Tpg Kypaa 6HJB YÖBTTı H pa paueuu, BO BTGp<Wı> pa, BÖ»EÎ%-ÖIJTT)
Aatoe, Tpn YÖBTTı KOBDATHPOBANO, ^TO BT» ©6OHXI> caylaası Tpynu 6ujh ctıaıuBO HaypoflOBfiHij. 3arfcın> ueaaiB TOTO se oömecTBû ÖUJIO CA&NAUO noRynıeuie aa
yöificTBO, BSBtcTBaro 8«tcfc öaSKRpa (apııauBua , SBBJ
maro BT, AOM%flanpoıjiBi aarjificıaro KOHoyjtcTBa. Bnepa,
nocat noayAfid, ea_ ropoACRott qe,pıofl y6HTT> ESBtcTauB
SAtdb, BectMa BHAaMmificd peBOJiiouioBepı. Do Bcefl Bt*
ptfliBoCTB, OTOfltjo RypAOBi ooıovy, ITO yönınA npB.naMeMTi vb 6a ha t, npBmeAcnefl c»Aa nponuoB oceatf)
*) CUBJM «BURA—H 6. 1896 r. cip. 32i.
93
HeptiB *). FLTHBIA STOB FIAUNU nocjysBiH Haıaaorfc
npOBMorojHBiı 8Rtcb rpaöearefl.
M
44
2'yi J Hazirana bağlayan gece yarısı, Van sokaklarından
birinde n<>bel lutan bir devriye saldırıya uğramıştır. Subay ve
bir er ağır şekilde yaralanmıştır. * Bu olaylar karşısında Müslümanların sabrı son haddine varmıştır.
Her halükârda bu ahmak ve rezil Ermeniler (aynen tercüme etlilmişlir)
olayın müsebbipleridirler.
Çocukça
hareketlerinin hiçbir fayda sağlayamayacağını
kendilerine defalarca
izah ettim Bunlara son vermelerini bildirdim. Hatta kendilerine
rica bile ettim. Dinlemediler. Zannediyorum
ki, şimdi de hiç
ümitleri kalmadı. "
Bunlar, saygıdeğer VVillianıs'ın verdiği cevapların
tamamen aynısıdır. Fakat, onun raporunda değişik
ifadeler kullanılması şüpheleri cezbetmektedir.
Bu olayla ilgili olarak basında genellikle doğru
dürüst hiçbir açıklamaya rastlanmamıştır. Zaten Ermenilerle ilgili olarak yazılanların hepsi de yalanlarla
doludur.
* Blue Book, nu. 8, yıl 1896, s. 207.
45
gg
ct 2-ıo Ha 3-e itoua. Ifrıopof
H3i yaıım ropoRS Raua, OKOJIO no.ıyncnH, ötıjıı aıaKoB3hx MHuepcKİfl naTpjjb, npn seMt oaıaııepı, 0 ORHUI
H3i ııaaunxT. IBHOBL ötı^H TaaseJio paHcua.
Htiero a roBopHTb, ITO nocıtRDflfl Bepcia no.ny'jBJia npaBO rpasaaııciBa a spocTb ay-
eyjıtnaucKaro uaceaeııia ROCTarıa Kpaflaaro npefltaa
JQI
IİTO A A ' I A J ı » - T y PKH
apMHue?— „Hy, Eonemıo, BceMy BHHOBATO oto
Aypam>e (ces imbecciles). . . Kana.ibH 9TaEİe!
CKOJU,KO pa3i» A UPEAYNPEÎK.NAJ'B HXT>, ııPOCHAT.
ne NOA'UIMATB HMI:ar.uxb ucTopia, ecjıa XOTHTQ—
TO A.aîKe yrpoîna.Tb! CKOJTOBÛ pa3b AOKa3bJBa.ii»,
qTO H3i> MXB peSa^ccKofi peao.iK)ukı Hauero
BuiiA0Tt! H i n , , ae uoe.iyuia.iHCb! IIv a Teııepb,
HJIII
102
103
104
santeTca, yöiîAHJiHCb!, Tbcpao noMHio 3Ty Eopo
TeuLuyıo pbib uoneauaro BHjibfiMca 11 ocau BT>
0<i'Mn,iaj[bii0M'b ero Aoneccuia a BCTpfcııaıo u İ i t o
ııpoTHuaoe, TO muİ ocTaorca jihuiî, ıiöAoyM'fiBaxb naAt DTHMb M'bcTOMi. ero pauopra, TaaHte
Kaat h aaAi> MiıoniMiı ApyraMu
CooÖme, Mory
CK03ATB, ITO BT> ııEMAM MIı-FI
HHicorAa ne nouaAa.ıocb CEOJibKO HnöyAB AoöpocoaitıCTHoe onacaHİe ıvımıyBinaro apMancuaro ABHatenifi. ÜTatba, nanııcamibia uo 9T0My u0B0Ay,
OÖUAAOBEUHO UOJIHU <T>ajn>UNı 11 JIKH . . . . . . . . .
Eme pS3i> CBB^TCJIT CTB y 10, I T O apMaııece.lbaane Buııecau na ce6k BCIO TÎIHÎCCTL apaıancaaro ABHJKCMİH, a ropomane tıoujaTn.ıNCB ae
UHOrilM'b. I\pObOUpOJHTHIJH CTOJIEMOBCHİa B'b ro-
Liderleri Rus silahları taşıyorlardı. Silahların, yerli
Ermeniler tarafından bağışlanan paralarla alındığını
ve İran yoluyla sokulduğunu belirtiyorlardı. Ayrı
komitelere mensup olanlar değişik üniformalar taşıyordu. Bütün bu teferruatı, isyancıların eşlerini ve
çocuklarını korumak maksadıyla değil, kesin olarak
isyan hazırlamak maksadıyla yaptıklarını göstermek
için veriyoruz. Silahsız, savunmasız ve isyancıların
müstahkem mevkilerine bilmeksizin yaklaşmış olan
birçok Müslümanın öldürülüş şekillerini yansıtan elimizde belgeler vardır.
B. VVilliams'm raporunun son kısmında ise şöyle
denilmiştir:
" .. Üzülerek belirtmek
gerekir
ki. arsız
isyancıların
tebriklerine kapılanların hepsi de şehirli delikanlılardır... Himayemiz altındaki Ermeni mahallesinin bir kısmı. Hükümetin
yardımları sayesinde kurlarılabilıııiştir. "
Bununla birlikte, isyancıların büyük bir kısmının
Van bahçelerini terketmedikleri, fakat sadece buıjuva
elbiselerini giymek için savaş üniformalarını çıkardıkları birçok kimse tarafından bilinmekteydi.
Komitelerce reva görülen ızdirapların meydana
getirdiği baskı, Rus ve İngiliz Konsolosluklarına
HO
WKH, PAMAMABMHMH CBOHII
opocıo 'jtfiTesHiKaıtH. V
astın,
MEBFL
anpocıoüa
ecTb HaiHiHUH ROEaaaH RTıETT,
TeahCTBft toro, RARı. OUH xaannoKpoBflo yöiBaaH «aparnı
HeBopyaçcHHUiı, 6e3o6Hjtııuxı HycyabjıaHi, Korp nocjtRHİe HeocTopoatHû npaöiHaajiHct ki hxi> yKptnıeuHUMi
nosHitiaıa. *
126
İCt contEmiHİto floaseHt caasaTb,
ITO 9T0 BCO M0JI0AU6 JlfOflff, yBJteıeaHue HXt
NO^JLUMH BOFFIAFLMH."
^acn. apMBHCRaro BBapTa-ia,
aoTopUMt a aaBtAUBajt, MB1j yftajıocb, ÖJiaro.
Kapa cOAiScTBİH) BaacTöa, cnacTE QTt rpaöeata
u noatapa"
ıüttHCTöo Aepataaocb Toro yG-fiîRflenîa, i t o ocjitf
HBBfJCTBOO 1HCAO apMBHCRHXt pOBOJIlOIjİOHepOBt
127
H noaaayjio Baacftle caAU, TO de Meuie aaa^
iHTeabuaH qacTfa HXt ocTaaac& aa MÛCTİ, nep6MiHHBTE> JHHDI& CBofi ÖoeBoâ aapaAi» sa HOCTK).
MU M«pauxt rpaatAauı»
cay•^eHHoe ot AOMaxt, npHjıeraK)mHxt at aBr-ıifiCKOMy h pyccBOMy aoucyjibCTBaMt, apMaaoaoe
«acejıeHİe, TOMameeca Bt oataAaHİn caııuxt poBOBuxrb A^a ceötf nocjıiACTBİS sa repoficaie
NOABURN
HCıE3HYBINHXT
peB04M)iüıı;
128
AIFLTFI-NAÂ
APMHHCBOH
•. .*
K T TÖMY 7Re n
ca-
Ma aAMHHHCTpaıpa lyBCTBOBajıa ceöa Bt öojrfee
q$Mt uejlOBBOMt nojıoneHİH. J{xn Bcfcxt 6u-
sığınmış olan binlerce Ermeniniıı akıllarım başlarından
almıştır.
Zaten Hiikıımet bu konuda çok güç durumda
bulunuyordu. Kısmen bile olsa isyancıları tutuklayamamıştı. Bunların hiçbir cezaya çarptırılmadan kaçmaları ise Vanlıların yetkililere karşı itibarını sarsmıştı.
Bununla birlikte Van'daki Ermenilerin katledilmelerine
de Hükümetin tutumu mani olmuştur...
Bu kitapta açıkladığımız ayrıntılarla, matbuatta
katliâmlar"
başlığıyla çıkan her türlü yeni
haberleri karşılaştırmak suretiyle. Küçük Asya'nın
çeşitli yerlerinde meydana gelmiş olan olaylar hakkında rahatlıkla doğru bir fikre sahip olunulabilecektir.
"Van'daki
Haziran ayının ilk onbeşinde Van'da meydana gelen olaylar incelendiğinde ise, bu bölgenin tamamen
acınacak bir halde olduğu görülecektir... Türklerin
koruyuculuğunda bulunan köyler daha az acı çekmişlerdir. Mesela Mukes kazasında nüfuslu bir aşiret reisinin varlığı, bütün Van olayları sırasında burada hiçbir
cftlu&jıa noTra POBHO
HH^ero RJIÖ 8AXBATA uy XOT« 6U HIJKOTOPOH
laCTH apMHHCKHXT> „a>eAaH"... OHH yiHJIH BHOJı*
Ht 6esHaEa3aHHO H npeAOCTaBHJiK BaHCKHMt
TypaaMt co3epuaTb nojiH'fcfiınee öeacnjie n x t
B^ACTEN BT. 6opt»6lı e t apMHHCKHMH maÖKaMHM ec.iH apuHHCKoe Hacejıeuie
BaHa H36trjiü aA'fecb HacTOamaro .massacr a",
TO 3TO MOHUIO UOCTABHTB jiHuib BT. 8aejıyry BaHCKOH aAMHHHCTpamH,
*
JIO HCHO,
^TO
oua
He.
IIoApoÖHoe BHaKOMfcTBO e t Tanı»
Ha3UBaeMUMH BaHCBHMH .massacr'aMH* A8101"1»
B03M0»H0CTb KaHAOMy COCTBBHTb C064 IipHÖJlH-
8HTejibHoe noHHTİe o TOMT», BaKOBT» 6u.it xapaaT e p t AHAJIORHQHUX,B COÖUTİH Bt npoıaxt MHoro*
iHCjeHHUxt nyHBTaxt AaiaTCBofi TypuİH.
Bt BaHt (15—16 İH)HH), Bt ııouaAaBınaxcfl MH-6 apMHHCBHxt cejıeHİHXt,H HeBCTptMAJıT HH MA^ , 6ÖMHX R B NPHSHABOBT &CH8HH; OHıJ
He 6uaa paapyıueHU, HO HMTJH CTpaHHUfî, yHUauü BHAt
•* *
Bt ocTajbHUXT> pa HOHAXT> B00py«eHH0ft 6opb6u HOITH
ITO
He
6UJIO;
ne
6UJIO H
cüepTHUxt noTepbj
8a TO rpaöeatt—uie.it ,BO BCIO'. MeHfce
Apyr«xTı nocTpaAa^H rfe cejıeHİa, BOTopua HanuQ noKpoBHTejıefi cpeAH BypAOBt. Ho, Bt 06meMt, yn.-feji'fejiH HeMHorie patıOHU. Ha30By Ba"
8y MoBioct, TAI, ÖJiaroAapa npHcyrcTBİıo H3p^CTHaro 8fl1}Cb BypAa MyTraaa-Öea, Becb CM yiv
HO
olayın çıkmamasını sağlamıştır. Aıiilcevaz kazasındaki
Ermenilerin koruyucusu Haydaranlı Hüseyin Paşa;
Norduz köyünde de Hacı Ağa olmuştur...
Osmanlı Bankası Baskını
14 Ağustos 1896'da öğleyin, Daşııaksutyun
Komitesinden 25 kişi İstanbul'da Os:nanlı Bankasını
basmışlardır. Sadece mavzer silahları değil, aynı zamanda bombalarla teciliz edilmiş olan Ermeniler, Avrupa'ya son derece küstahça bir teklifte bulunmuşlardır:
Şayet Avrupa Ermenilerle meskun yerlerdeki ıslahatı
derhal ve kalıcı olarak yapmayacak olur ve ihtiyaçlarım yerine getirmeyecek olursa, içindekilerle birlikte
Osmanlı Bankasını hemen havaya uçuracaklardı.
... Ermeni meselesini yönetenler, bütün milletin
kalkındırılması için çalıştıklarını tekrar etmekten geri
kalmamışlardır... Banka baskınının sebebi de bu olmuştur.
İlk bombanın patlamasından sonra İstanbul
Ermenilerinin hangi durumda olduklarını tarif etmeye
gerek yoktur. Daşnakların isyanından başka bir sonuç
alınabilir miydi?... İstanbul'daki Rus Büyükelçiliği
Baştercümanı Bay \laximoffla kısa bir görüşmeden
sonra, bir süre için Bankaya hâkim olmuş olan isyancı-
130 Huâ unh BaHa nepioAt npoınejn> 6.narono;ıy<j131 HO. BT> Baai AAHjibA»eBa3t uosposuTejıeM'i apMHHT» HBHJICH NPÖACTABHTE.IB auınpeTa TENAEpaH.ıu-rycceHUT>-nauıa, a BT> Haxiü HopAy3T»XaAJRH-ara |
132
14-ro aBrycTa 1 8 9 6 roAa, OBOJIO nojıyAHa,
25 lejıOB'feK'B apMHHt oÖmecTBa »/JaujHa-KuyTK>HT>" BHe8aaH0 OBJiaA'feBaıOT'b noMtmeHİeMB
OrTOMaHCKaro ÖaHsa BT> KoHCTaHTHHono;rfe H,
oÖpaTHBt ero Bi> Ma^eabayıo nHTaAe.ib, 8auı,nmaeMyıo
HO TOJBKO
MayaepoBCBHMH nyjiHMH uo
H AHHaMHTHbiMB ÖOMÖaMH, o6paıu;aK)TCH C'b
AepateHMt
BHLBOBOMT>
p-felü 0T6.IbHO
BO
Bceö
EBpont. noAi» yrpo8oö BaopBaTb 3AaHİe 6anua,
CO BCtMH HaXOAfimHMHCH BT> HeMt nîHHOCTHMH
H AoayMCHTaMH, OHB TpeSyıOTt OTT> eBponeüCBnxt nocaoBt HeMeA-ieHuaro aaunBuaro
133
ınaTe.ibCTBa BT> A^Û apMaHT> H caaıaro BHeprH^Haro npoBeAeHİa TaaHxt pe<x>opMT>, BOTopua
OTB-feıajH 6m A'feficTBHTe^bHtiMi» HyatAaMt no
paöoıneHüaro apMaHCBaro HapoA*. - • •..
A"fewCTBHTeabHO AOCTOHH1. COJKaJTfcHİlI noıoMy, UTO AO C H X T UOpTb HBJiaJICH HH •I'İİM'b MUİJM'b,
BaKi. »epTBOÜ rfex'b ero yMOüOMpaıeHHbiz'i. py"
BOBOAHIE.'IERI, BOTOPUE
HMCHHO CBOH&TB
PYBOBOA-
nory6ujiH HE OAHY TBICHIY CBOHXrb co6paibeBt a AocTnrHyjiH He yayıınema conia»iBuaro uo.ıoatebia ap.MHHCBon Hanin, a naupoTna&
Toro—nocTaBH.iH ee BCIO BI> caMoe OTyanHaoe
H, nomajıyft, 6e3BbixoAHoe no.ıojseuie.
CTBOM B
larm, bütün Ermenilerce mukaddes sayılan (!) hayatları
bağışlanmak şartıyla teslim olacakları kararlaştırılmıştır.
İngiltere Büyükelçisi Sir Edgard'ın yatına götürülen bu kimseler, bir-iki gün sonra kendilerini Marsilya'ya, hürriyet şehrine, götürecek olan bir fransız gemisine bindirilmişlerdir. Bu şehirde de bir hapishanede
gözaltına alınmışlardır. Belirli bir süre sonra bunların
salıverildiklerinden K i m s e n i n şüphesi olmamalıdır. İstanbul'daki fiilleriyle hemcinslerinden yüzlercesinin
akan kanından hiç vicdan azabı duymayan bu kimseler,
şimdi istedikleri gibi sokaklarda dolaşmadadırlar.
Hıncak Çetesi Ve Diğerleri
1 2 - 1 3 Eylül 1896'da bir Hınçak çetesi ortaya
çıkmıştır... Bu çete Van şehrine Ovannis köyünden
saldırmıştır. Geçtikleri her yeri tahrip etmiş olan bu
çeteciler, Ermeni mahallesinin bahçelerine kadar
ilerlemişler; savunma için son derece elverişli olan bir
evi işgal etmişler ve Türk askerleriyle savaşa hazırlanmışlardır. Ertesi gün... B. VVilliams'ın yanından geçerken... bana, bugünden itibaren yeniden trajik olayların
beklendiğini söylemiş... ve çetabaşıların Rus milliyetinden olduklarını ilâve etmiştir...
133
134
KT
QEMY
NOCJIYIKHJIT
9<T>EKTHUÖ
9BB30A'&
arasa ÜTTOMaHCKaro öaHKa?
OniicuBaTt ee ae crany. ^pyrwxt nocatACTBİtt
ci. nort cuiHÖaTejtHoıl ORB^RA rocuoAt AatnHaKHCTOB't n »e 6u^o.
Iloc.lll AODOJIR.HO lipOA04JRHTejlbHMXt peper080puur>, Aparoaaııy l'yccaaro IIocoatcTBa vb
KoııcTaurıiHOiıOJib MaacaMOBy yaa.aocı», HaaoHeut, cK.ıouurb Bpeııeıııifjxt BAAA'&Te.AEŞI O T T O Maucaaro Gatıaa a t cftaıb, no^t ycjOBİeat coxpaueuiu u x t Aoporo croKJmeö,
Bcero apMiıııcBaro aapoAa, JKH3UH. Ona 6buıa apeapoHOJKAeav cııepBa aa aarjiScayıo aiTy Capa
r-)Ara[>Aa; a 3aTf.an>, HtcH0JibB0 AHÖÖ coycTa, oepeMhmeubi aa ®paHay3caoe cyAao .^KapOHAy",
aoropoe a AOcraBH.10 a x t Ha jnaÖepajibayK)
ııoiBy tf>paauin-Bt Mapceab 3A^Cb HMt npeACTOHJO 3aBJiıoqeuie BT Baaoiı TO TK)pbMt. (Io
Bceu BfipoaTuocTH, öojbiuaa ıacTb a x t Tenepb
ryaaeTt rA*& HHÖyAt» Ha CBO6oa4 h HacaojibKO
H@ caymaeTca TfeMt, ITO a x t X0Ay*fcH0e rePOACTBO NPEJRAE ecero CTOBJIO JKB3HB COTHHHT
axt BecqacTHbixt coopaTbeBt, a 3ar£Mt, Bt
oÖmeMt IOA^ apMHucaaro Boopoca, oaoHiaıejibHO ycTaHOBBJO noBopoTuuü nyHRTt ue Bt oo.ibay
apMSHt.
135
Mlscaıji Cnycra, ne Mea'fee AofaecTHaa rnaana H0Bbixt TepoeBt (ec-sıa ae oaın6aK)CB, HR
ceiî pa3t—XBHqaKHCTOBt), noaBHJiacb Bt npeA^Jiaxt Toro ate ropoAa BaHa
Aralıksız silah sesleri işitilmiş tir. Bunun yanısıra,
bir emre itaat eder gibi Ermeniler, Rus konsolosluğunun bahçesinde toplanmışlardır. Kısa bir süre sonra da,
bahçe girişleri Ermeni âileleri ve eşyalarıyla dolmuştır.
Daha yarım saat geçmeden, Saadettin Paşa'nın gönderdiği bir subay yanıma gelerek, asayişi sağlamak için en
sıkı tedbirlerin alınmış olduğunu ve olaylara karışmayan halkın hiçbir şekilde madur olmayacağını belirtmiştir.
35 çetecinin bulunduğu yerin sekiz bölük tarafından kuşatılması sadece Ermenileri değil, aynı zamanda Türkleri de rahat durmaya mecbur etmiştir...
Gece olunca Ermeni isyancılarının mevzilendikleri
evden siyah bir duman yükselmiş ve bina tamamen
yanmıştır. Kuşatılanların geleceği konusunda ise değişik görüşler yayılmıştır... Her halükârda gerçek şu ki,
çeteciler kaçmışlardır. Ertesi gün... top sesleri işitilnıiştir. Top ateşleri kesilince de Ermenilerin şarkıları
işitilmiştir. Ermeniler, kırmızı Van şaraDmı içerken
dört bir tarafa ateş ederek eğlenmişlerdir... Önceki
Ona BCTy[iacT"b BT> ropoflt co
CTopoHtı ce.ı. ÂBaHca H, GOİIKÜ cjı-fcAyn, MHMO naaaAaıoıı;nxcn EÜ uo Aopork OTAf>JibHi>ıxı> co;iAaTf>7
0'I>HNEP0BI> H 'IHHOBTJ HOJIHUİM, nanpaB.ıaeTca
Ki> oaAaM'f. apMfincKMxrt KBapTa.ıOBt. Sa^cf. OHa
aaıiHMaeTT. OAHHT, H3~b öojıfee YAO6NUX , B FL.ıA
oöopoııu AOMOBT, H UPHR0T0B4NETCN BLIAEPJKATI.
eAnııoÖopcTBO e t TypeuKHMH TaÖopaMH.
C-ıtAya
jı ıı M o anıvıiiicEaro BOncyjibCTBa, 8at3®aıo ET»
Maiopy BmiLnMcy e t rfeMt, itoÖu cKa3aib eMy
AO CBHAania"-!—„IIy, narıpacHO Toponutecb",
nepe6n.Tb MCHH na nepBoiı ase ^past MOK C O I 'leımuM Bojıjıera .. „Ba.ub ııpHAeTea ocTaTbca
ıiOTOMy. «no m KI ceroAiıa » e oyACiıt cbhaİitöii Mh ııonaro Aj)aMaTiııccKaro aıtTa, h Ha ceB
p a a t BMT.ci'fi C-L BRMH." BcJit.A'b 3a CHMT> OHT>
pa3CKa3aJlt Milli O6'1. 3<I>eKTll0MT> BCTyHJieilİH II pHÖUBÜJEıI
r
ÖAıIA"
apMaııt, npeAyupeîKAaa,
NO
B ı, qiie.il; ea pyiEOBOAme/ıeH ecTb pyccKO-UGAAauHue.
uoın.ıa yiKe ııecMOJiKaeMan pyateiıuajı TpeeKOTiıa. OAnospeMeınıo, KaKt-öu uo CHrnajıy, unaKİa erkim, orpa»Aaıomia MOÎÎ caflT»,
GİJ.İH AıAKOBAHU
APUAHAMH, TPEBOJRUO ATAABTNıı-
Haia.ua öopböu.
ne y e n t a t era;e CÜHTH
Bnn3b, KaKb »a MOMXb raa3axt Bbipocaa, TOMUO
H3b UOAI» 3eM.iH, Macca ııapona, TOponHBUiaroea,
CO CB0HMH na CKOpO 3aXBaieuHbIMH AOMamilH.Mll
uoHiHTiîaMH, 3aıiHTb M'lîcıa HO AOpoHîKa^t ca^a
MH
günkü gibi bu akşam da kalın bir duman tabakası,
çatışmanın sona erdiğini ilân etmek için yükselmiştir.
Ermeniler bu defa da esrarlı bir şekilde kaybolmuşlardır.
... Üç gün sonra İğdır yolunda 400 Ermeninin
katıldığı bir yolculuk yapılmıştır. İsyancılar bölge
halkım öyle güç durumda bırakmış, taciz etmişlerdir
ki, başarabilenlerin hepsi Rusya'ya göç etmek zorunda
kalmışlardır... 15 Ağustos ve 12 Eylül günleri... Ermenilerin maksatları açısından uğursuz olmuştur.
22 Temmuz 1897 gündüzünde, bir çete grubu
Başkale'nin doğusunda bulunan Selmas yakınındaki bir
yerden sınırı geçmiş ve Merzegilerin reisi Şeref Beyin
bulunduğu köye saldırarak Onu yaralamış, aynı zamanda her iki ırktan da 150 kişi helak olmuştur.
Aynı yılın Ağustos sonlarına doğru, Rus uyruklu
Haraıııaz çetesi de ortaya çıkmıştır. 30 kişiden oluşan
bu çete, hiçbir olay çıkmadan hemen yakalanmıştır.
Bu olaylardan sonra Ermeni meselesi Van şehrinde son
136
m nop,t> flepeBbflMH
He o c o 6 e H i ı o 6 o . ı t m o r o
paıona,
oxbat'£HHaro crfenaMu aoHcyjibCTBa
l
cy.utciBO
npM6u;rb
Iepe3b
uojib
oa>nn,ep'b
cı> n o p y ı e a i o M b — e o o 6 m , H T b ,
vına
CTpo»aftıaia
ro cnoaoücTBİa
147
ıaca
Bb
aon
CaaAeAHUb-uamıı
UTO u p m ı a T u
M l i p u , A-™ c o x p a u e u ı a
ca-
oöma-
11 MTO a ı a p ı ı o M y HACEJıEııIıO u H a a -
oaacHOCTH He yrpcKae-rb Jlfi a CTBHTejibHO
DpaeyTCTBİe AOCTaToanaro iHCJia HajiHiHbu-b,
a OH
BOÎÎCKλ ( 8 T a 6 0 p 0 B b ırfcxoTbi), H e 3 H a i H T e . i b H o e T b
ıuaHKH
(Bcero
OBOJIO 3 5 lejıOB-fcaı.) a , HaEOHeu,bî
TmaTeJibaaa ^oaajiH3aain 6opb6u, orpanHieıiHOii
TfeCHUMb paİ0H0Mb, npMjıeraKJmHMt BT> a ı a a o BaaaoMy
AOMy, B c e 9TO He 3aneAJiHJio
ycnoKuHTe^bHO
He m i b a o
a a apMaHb,
noBJiiaTb
HO H ı ı a
TypoKi. Be3HJ0AHaa nepecTp^jıaa np0A0JiîKajıacb
AO a e ı e p a . Cb 3axoAOM b co.ıuaa B c e CTMXJIO, a
3arbMb, uoAaaBuıieca
H a A b ApapKOMb rycTbie
K J Y Ö U lepuaro, KepocHHOBaro AWM& oaoBtcTHJiH
O TOiTB, İTO Bb AOM&, 3ilHHT0Mb apMHHCKOÜ
üiaftKOÜ, He ocTeuıocb HHEoro! KyAa ate, oAHaao,
Af>Ba^HCb ero 3amHTHHBH? OOb 9T0Wb H AO CHXb
ııopb xoAaTb paajHiHbie BapiaHTtı.
138
Ha
CJ'FEAYıOMIÖ
AeHb,
Bb Haıajrb Btoporo ıaca uocjıkAOBaaa uepBbia ayuıemtıü BbicTplMb;
Ue CMorpa Ha aoıra aeapepuBUbia AByxıacoBOÜ oroHb Cb o&f>ux'b CTopoHb, noıepa ÖbiJia He
BCJHEH. Bb Sarajio ılı oaa3ajıocb ABoe paHeHbixb
ıı OAnHi. yÖHTbia, aa CTopoH-ö peBoatouioHepoBb
bulmuştur. Fakat bir süre sonra Sasun tarafından
Bitlis ve Muş şehirlerinde yeniden alevlenmiştir.
1898—1899 yıllarında Serop isimli birinin çetesi
meşhur olmuştur. Bu Ermeni, milliyetçilik için harekete geçen tek çetabaşı olmuştur... Bölgede de adı
çok duyulmuştur.
1898'deki Ermeni hareketi Bitlis şehrine münhasır
kalmıştır.
... "Ermenistan
İçin"adlı broşürde, mezalim olarak
düşünülebilecek her zulüm mübalağalı olarak hikâye
edilmiştir... Ermeni yazarları, gerçekten son derece
uzak durmaktadırlar. Esas gayeleri hayali mezalimler
uydurmak ve yazmak olmuştur. Bu yolla Ermenilere
menfaat ve sempati sağlamak yerine, nefret çekmekten
ileri gidememişlerdir.
... 1901 yılının kışı başında, Muş yakınlarında
Antranik çetesi türemiştir. 20 Aralıkta bu çete, Surp
Arakel Manastırı (Muş'un 5 — 6 verst* doğusunda)'nı
ele geçirmiş ve onu küçük bir karakol hâline getirmiştir. ..Surp Arakel manastırında Antranik çetesinden
başka papazlar ve köylüler, hatta kadınlar ve çocuklar
* 1.067 metre uzunluğundaki bir Rus ölçüsü.
138 ABoe yöttTus-b. Bt KopoTBnxT> uay3axb 6oa,
CKB03S OTKpUTUH OKHa aTaKOBaHHarO AOMa, KaKT»
roBopaTt, C.1UUIHU Şuan Bece/ıua ubcHh apMHHCBHXT> yAajibnOBT,, paCUHBaBUIHXT> P030B09
139 BaHCKOe BHHO h Kast 6bi uıyTa OTCTp-fcjiHBaK)ın;iîxcfi HA BC& LETBIPE CTOPOUTı.
A 3ai &Mr£,
BaKf. H HaKaHyH'ft, noAHHBuıiKca HaAT. 9ioîi
lagTbio BaHCKHxı. eaAOBT. CTOJIÖT. yepHaro AfJMa
B03B FECTH.NJ O TOM'b, ITO C0CTfl3anİe KOH16HO. ApMHH6 CHOBa H6ıı0HHTH0 HCie3JIH; HO Ha BTOTT» pa3b
ohıı oıyTHjiHCb y»e 3a npeA'fe.naMH ropoACKofi
ıepTbi, OTCTynHBi. Ha ıorb, bt. ropaMT. JIIaTaxa.
PoTa cojiAati. öuuıa BbicJiaHa ajw HXT» upec-ul;AOBaHİa. *)
Cuycra Tpn ahh, h Öujrb y » e uo uyTH
K b Hl^bipio; M6HH COll pOBOffiAa JJO 400 apMAH-b,
Buce^flBinHxcH H3T. BaHa. /I^aTejibHocTb apMHHCBHXT» armaTopoB'b co3Aa.ıa SA'fecb Tauia
TarOCTHUH A^H 3RH3HH yC.lOBİH, İTO ecdH 6bl
TOJIbBO UpeACTaBJfl.lOCb B03M0ÎKHUMT., BT. PoCCİK) yıu^H-öbi BCÖ BaHcaie apMaue n0r0Ji0BH0
/^HH 14 aBrycTa H 12 ceHiaGpa BecbMa
xapaKiepHbi AJIH oıepaa A'kaTejifaHOCTH apuaHr
CKHX> arHiaTapoBT» •
140
Ho Bce orpaHHIH.lOCb JIHIIIb TİMİ., İTO 2 2 1IOHH, BT. BOCTO141 sy OTT. BamKa.abi, Ha rpatumli Ca.iMaca (JlepCHACKau upoBMHi;ia), Kanan TO ÖaHAa apMant
npHcoeAHHH.fiacb BT. uepcHACBHM-b BypAajMT, H
öta.ıo aaBOAUTb S A ^ c b B a s i a HHÖyAi»
A^jıa BT» TO BpeMH, KorAa Typeu,Baa aAMiuıuCTpauia H 6631. Toro ııOABeprajıacb ycH^euuoMy
roueuiıo DO A0B0AY MABEAOHCKMXT> cMyre»
IIpHuiJOCb orpaıiHiHTbca JHiab 6ji0KaA0i0 Oacyna, A A 6 U , uo BOSMOIKHOCTK, AATPYAHHTB uepoXOAT. orryAa peBoaıouioHHbix'L maeırb Ha paBHHuy Myıua
M'fecTHO
62
bile bulunuyordu... Askerler manastırın etrafını kt
şatmışlardı. 29 Aralık gecesi bir kar fırtınası etrafı ka
sıp kavurduğundan manastın savunanlar hiçbir i:
bırakmadan kaybolmuşlardır.
... 1902'de... Makedonya meselesi ortaya çıktığı
için Sasun hareketi hâliyle ertelenmiştir. Makedonya
isyanı üzerine Osmanlı Hükümetine yapılan dış baskı
yeterli görülünce, bu bölgelerde yeni bir mesele çıkarmak istenmemiştir.
Bununla birlikte Hükümet Sasun'u kuşatarak
çetelerin Muş ovasına yayılmalarını önlemiştir...
Ermenilerin propaganda organı olan "Pro-Armenia"
gazetesi, 1903 yılı, 66. sayısında şu satırları yayınlamıştır. "Avrupa'nın resmen müdahale etmemesi
hâlinde
Ermeni isyancıları hem kendilerinin,
hem de cemaatlerinin
boşuboşuna
mahvedilmesine
razı olmayacaktır.
Sasun'da
olsun, diğer yerlerde
olsun, nerede Ermeniler
tehlikedeyse,
komite yardımlarına
koşacaktır."
141
opo&BBeaa BH63aaH0e uanaAeHİe Ha jıareps npeACTftBHTçaa aypACKaro amapeTa Mep3eKH—LUepa<?>t-6eH. Bo Bpeııa aTaKH 6bijn» paHem» Ule-1
pa«t-6eu
H
yÖHTO
M
paHeHO
OKOJIO
İ50 qe.no-
BİîRt Ty p6IJKHXt BypAOBt—MymHHt, HteHmaat
b A^TeB
aBrycıa Toro ®e ROAA 5.IH3T> Baaa
noHB^neTCH imtina • pyccBonOAAaHiıaro <DapaBT. BOHUIÎ
WA3A
E e YAAIHO BAXBATHBATOTT AF.JIHKOMT (OKO-
3ü ye^OB'&BI.) öesb BCBKHXT> OC.NOJKHAK>MHXT
akTi. apecıoaaHİB HHUHAĞHTOBT. Ifoca-b eroro
aHapxHMecBaa A^HTeabBOCTB ap&ifiHt Bt BaHCBOM'L BHJiaerb 3aTHxaerB, H Ha caeny HCHOA-
JIO
BO.ib H A I H H A E ı ı .
B U C T Y A A ı T BHTJIHCCBİH BHJIAERB
e t ero oÖ^acTiiMM CacyHOMt H Mymeaıt, Bt
1898—99 roAaxt ocoöyıo CJiaBy npioGp^TaeTt
8/çfeCB uıaBaa Cepona
142
H Taat, Mory KOH cTaTHpoBaıt^ n o c t Haqa.ıa 1898 roAa aHapxHqecKaa A^HTeasHOCTB
apMMut orpaHHiHBaeıca, rjaBHUMt 06pa30M&,
BH^aeTOMt BuTİHCt
146
— CUOBOITB a t , 8 T y AJIANOBATY-K) MA3HTO BTH-
cuyTO Bce,
I T O TOJIBKU
MoaseTt cosAaıt caMoe
pft8Hy8AaHH0e BooÖpaaeHİe.
147
- HCTHHU H'feT'B
nOTOMy, qTO apMHHCBİe aBTopbi Tinaıe^bHo ea
HsÖtraKm» Y HHXT> Bce uocTpoeHO na paaAyBaHİn
©anTOBi». Bca a x t A^aTe^bHOCTb ocuoBaHa ua
C08AauİH HeÖBUHIJt, BOTOpBIH MOTJ1H 6bl BblBBaTb-
CHMaaTİH—Bt apMHHaMT. H aHTHUaTİH —B-B Typ-
64
Aynı gazetenin 65. sayısında ise: "Şayet biraderlerimiz zamanında
bize yardıma gelmezlerse,
koyunlar gibi
boğazlanacağız.
Her zaman Avrupa'nın müdahalesine güvenemeyiz. Kendimizi savunmamız için herkesten önce kendi öz
kardeşlerimize
güvenmeliyiz.
Göğüslerimizi
düşman mermilerine karşı siper ettiğimiz zaman, biraderlerimiz ve kızkardeşlerimizin bize yardıma geleceklerini ümid ediyoruz."
Bütün bunlardan anlaşılıyor ki, Ermeni hareketinin başında bulunanlar. Makedonya meselesinin ortaya
çıkması üzerine, bir Ermeni efsanesi ortaya çıkarmayı
ve böylece de Avrupa'yı her iki meseleyi de beraberce
çözümlemeğe itmeği tasarlamışlardır.
işte, ünlü Makedon çetebaşı Sarafoff'un Ermenilere çağrısı, adı geçen gazete, numarası 76:
"Ermeni kardeşler! sonbaharın gelişinin kardeşlik bağlarımızı güçlendireceğinden
emin olalım. Berlin
Antlaşmasının
3 ve 61. maddelerinin
altına imzasını koyarak
Türkiye'de
insanlığa saygı ilkesini garanti etmiş olan Avrupa, bizim müşterek protestolarımız
karşısında, bu meselede ciddi girişimlerde
bulunmak zorunda kalacaktır. Asırlardır bu iki halkın (Bulgar
65
Kasıt. Ct ııaapioiHiecKOö
TOIKH
3pfcuia laaaa
AfcaTe.ubHOCTb, MOMteTt ÖUTb, Biıo.iH'fe uoxaajıı>ua.
B/lOHaAa ujaûKH AHipaHHKa 11 HOflöpa 19ü 1 r.
Bt
UAıAAFC 3HMU
1901
ROAA, 6.IH3T>
Myıua
nofiiB^aeTca apMaucaaa maaaa ufcBoero Aınpaaaaa*),
20 Hoaopa
oaa 8axBaTUBaeTt MOHacrupb Cypat-Apaae.it
(BepcTaxt Bt 5 — 6 at BOCTOKy ort Myıua)
H o6paıu,aeıt ero Bt Maaeabayıo apinoeıt.
Bt MoaacTuplı Cypat-ApaKe^i, Bütcrfc c t
lIiaHBOH AHTpaHHBa, GbJJIH Me»Ay OpOHHMtMO-
uaxa a ce.ibiaae, Bt Tout niceli »eamaabi H
A^TH
Bt HOIL na 9-e Aeaaöpa,
Bt BpeMB ca.ibuoiı Maıejıa, samanman Moua.
CTbipa cKpbi.ıacb 6e3Cj*A«o
Ho pa3ropaBiueeca BoscTaHİe Bt MaaeAoaİH aBHjıocb
4>aKT0p0Mt, N pe A BTCTB y K>MA M T Buuoaaeuiıo
npeAnoJIaraeMbixt aacueAHHİH Bt CacyHt Hey-
Micrao 6 u .i o aaBOAHTb SA^Cb Baaia HHÖyAt
A-fejıa Bt TO BpeMH, BorAa Typeuaaa aAMHiuıCTpauia H 6eat Toro uoABeprajıacb ycHJieHuoMy
roaeaiıo DO N 0 B 0 A Y MaKeAOHCKiıxt CMyıt
Ilpauıjıocb orpaıiHMUTbca jıaınb GjıoaaAOio CacyHa, AAÖBI, uo BOSMOJBHOCTH, AATPYAHHTB uepexoAt orryAa peBOJK)uiuHHUxt uıaeat ua paB-
uaay Myıua
...
66
ve Ermeniler) üzerinde bulunan kölelik zincirleri kısa zamanda,
ümid ederiz, kırılacak ve baskı altındaki iki tarafın kardeşleri
tamamen kurtulmuş olacaklardır. Yaşasın Ermenistan,
yaşasın
Makedonya!"
Ermeni isyancılarının On Yıllık Çalışmalarının
Sonucu
Durumları yönünden elde edilen sonuçlar acınacak hâlde olmuştur. İyileşeceği yerde, hissedilir derecede kötüleşmiştir. Sadece Türkiye'de değil, aynı zamanda Kafkasya'da da aynı şekilde olmuştur.
... Ermeni ileri gelenleri, Ermenilere liberal bir
rejim fikrinin isyancılarca aşılanması yolunu takibetmek suretiyle binlerce hemcinslerinin felâketine sebep
olduklarını anlamışlar ve isyancıların faaliyetlerine son
vermelerini üzüntüyle beKİeinişlerdir.
... Osmanlı Hükümetinin en küçük polisiye veya
askeri tedbir almayı hiçbir zaman düşünmediği Rumlar
bu yerleşim yerlerinde mutlu ve son derece uyum
içinde yaşamaktadırlar. Buna karşılık, kendi milli
propagandalarını çok gizli olarak yapmaktadırlar.
Hiçbir şekilde gürültü-patırtı yapmamakta ve her yerde
vergilerini muntazaman ödemeKtedirler.
67
155
Ca*AYKHJJIA CTPOKH TOH ÎKO ra3eru ,,Pio Armenia
(VNs 66 —1903 v.) npauo roBoparb, qro apsınHe
HMİHOTT. Bb CacyH-fe H3B^CTHO6 IHCJIO 6oeBî»TXT»
CK4'H, BU04H'Ö R0T0BMXT> KI. HAıAJıY SopbÖM.
.ECJIH
oo>Hn;ia^[bHaa EBpona ae Hcnojınaerb
CBOHXI» B.I6M6HTapHUXT> 06il3aHHCCTeH, TO
dau*
He
n03B0JiHrb
6e3Haaa3aHH0
sasyıunTb
coÖpaTbeBi». 1I3IJ Cacyna»
HJIH YJRI» oı AYAA 6 w ra>ib ne 6U.ıo, OHH ABHTCH
Ty^a, r^t ÖyAeTi. yrpoîaarb ouacHOcrb'.. .
SarfcM s, BI. İN2 65 HM be ren Hbıro Bb poA'b upH3iJBa uoBuxb A0Öp0B0.ibi;eBb ,ECJIH
156 BT. ÖJiHffiaüıneM'b 6yAymeilr*> uaıım coÖpaTba ue
aBai'ca Kb HaMb Ha Bupyaay, MU ÖyAeMb nepepf3aııu, aaab 6apaaw... MH ne MOîneMb nocTOHHHO paciHTHBaTb... aa BMbmaTejibCTBO E B poau. Mu AOJIÎKHU HaA"fe«Tca, aaab na CBott
IH,HTT», NPEATAE Bcero HA caMHXT» ce5u.. .* . B T »
TOTT. AENı>, KORAA MU NOCTABHMB CBOİO RPYAB
Kb HenpinTeJibCEHMb nyjaMb, MF.I ııoıyBCTByeMb H oabHHMT. Maxepia.ibiıyıo w MopajibHyıo
noMomb uaınaxb öparbeBb ıı cecrepb."
Bcfe upHBeAeunua İMJAOPÎKKH CBHA'bTG.ibCTBylOTbOTOMb, ITO coBpeMeuııaii HAÖII ap>ıaucaaxT.
R
HXT> 6E33AMHTHUX F>
BOîaaKOBb—ycyryÖHTb Taîite.ıou uo.ıuateuie Typ-
a npaSaBHTt ub qeuyxf. MaaeAOHCKH>:bAbJn»
ocjıoaiHeHİa BT. IîypAHCTauo-ApMeniıı, Moaceri» uoayniTb ocymeci'BJieine Bb ÖJmaıamııeMb öyAymeMb. OuyÖJiaaoBaHİe Bb «N° 76 ra3eru „Pro ArUİh
68
Böyle hareket ederek şunu ifade etmek istiyorlar:
İstediğiniz kadar vergi alın, fakat bizi içinde bulundumuz durumda tamamen serbest bırakın...
69
156
nıenia* B033Baııin Capü.«>OBA ıvıacnTT» O6T> BTOMB
TaKt:..
apMîine! ByftOMB HaA^fiTbcn, İTO
CT, HacTynjeHİeMi. BecHbi, nama öpaTcsaa COJIECAapHOCTb B0CT0pîKecTByeTi». Hamı. NOC.TFCAGİÖ coeAHHeHHblH npOTeCTTı nO.IOJKHTT> EOHeil.'b THpaHİH
H 3aCTâBHTT> Eflpony BFJnO.IHHTb Ty leaOB'feKOjııo6ıiByıo MHCCİK), KOTopyıo ona B3saa Ha ce6a,
noAUHcaBuiH 3 h 61 CTaTbH BepjiHHCBaroTparraTa. By^eMi» HaAkaTbca, I T O 9TOTT» noc.i'feAHİH nopblBT. Hami. KT> CBOÖOAÖ
' nOpBÖTT», liaKOHeHİT,,
MyiHTe^bHua ıjtaH, .îe«amia Ha Aayxt Hauif^Tb
BT. Te'îeHİe AOJiroro paAa BIIKOBT>. /^a 3Ap&BCTBy6Ti»
ApjıeHİa!... /Ja 3ApaBCTByen> MaKeAOHİa!...
157
Pe3y/ibTaît AecflTH/»tTHeji Atare/ibHOOTH apMHHCKMxı>
arMTaıopoBbl
IIeqa.ibHU 9TH pe3y.ubTaTLJ. Oömee couiajibnoe HoaoateH e apMam. He yjyquiH^ocb, a Hao6opoTT> -3NAQMTEJIBH0 yxyAinH.ııocb, H NE TO.IBKO B'b Typn,in, HO h BB upeA6^AXT» ıCABKA3A.
158
Heıero
H TOBO-
pıiTb, aaıtT. Bce 9TO cıuibHO NOAPUBAETTB oömee
6.ıar0c0CT0HHİe Bceft Hau,İH. H TpeBoatHoe uacıonu;ee OTHK)/ır, He r o B o p n r b B t u o J b 3 y Toro, ITO
apMHiıe Bb 6.iH»ıawıneM'b 6yAyuıeMT> H36aBHTca
OTT» T H e i a
159
HXT> C06CTBCHHbIX'b BOJKaKÜBlı.
HaUİona.ibHbiH HA6H rpeıtOBiı ııayyTb He c.ıaöfee
TaKOBiJxT> »e HAeö y apMaııt. A, we®Ay tİmt»
itaKT. BEAYTTB ce6a rpeaa BT> opeAfeJiax,b Typuiw
KATOLİK ERMENİLER
Katolik Ermeniler her zaman kendilerini ayrı bir
cemaat olarak görmüşlerdir. Zaten katolik mezhebi
milli propagandaya müsait değildir. Bu bakımdan
katolik Ermenilerde milliyetçilik duyguları gelişememektedir.
...Türkler, sadece Müslüman halkın değil, aynı
zamanda bütün KÜÇÜK Asya'nın en önemli unsurunu
teşkil ederler. Rus ve Avrupa basınının her zaman
kendilerine yakıştırmaya çalıştıkları kötü isnatlara asla
lâyık değildirler.
Doğu Hristiyanlarmın elde etmeğe çalıştıkları
hürriyet, hem Müslümanlar, hem de Hristiyanlar tarafından kanla ödenmiştir... Doğuda meydana gelmiş
ve zaman zaman Avrupa'yı da alarma geçirmiş olan
isyanların hatası her zaman Türklere ve kısmen de
Osmanlı Hükümetine yüklenmiştir. Osmanlı Hükümetini suçlu veya masum bulmak konusu ise, Avrupa'nın
takip ettiği politikaya göre değişmektedir. Fakat bu
tür isyanların Hükümetin baskısından değil de, daha
çok onun din ve milliyet konusunda uyguladığı aşırı
hür tutumdan kaynaklandığı gerçeğini Avrupa'ya kabul ettirme imkânı var mıdır?
71
159
,
Booöıne? Mui H3BficTHbi,Teuepb AOBOJIBHO (j 0 ı l I >
uıia oÖJiacTH co cı^oıu HU MI. rpeıecaHMi! Hace
jıeyieMt, oöaacTM, BT> KöToptlxt, Kaıtt 9TO ne
CTpaHHO, He^b3il BCTpİTHTb un OA»0rO 3aUTİH,
HH ÜOJIHUEHO&aro, HM OANORO TypeuKaro mıııosHHKa. TPEKH fltHByTt cefrfe SA^cb THXO, Mnpno,
ApyatHO. . H Typemtaîi AAMHU HCT pa Hİ H HOMTH
HXT> ı:e aacaerca
UoıçMy? UoroMy I T O OHH
BEAYTI» ce6a BNOAH'FE 6.ıaropa3yMHO: OHH CHOKOKHO
XOJMRB CI>OH ııAPOAHUA HAEA, HE ınyMHrt MMH,
HÖ
MYTATT,
M CTPAHHO,
npaiHiaıominca cı> HHXI>
NOAAıA H NOBHNAOCTH, AEPATACB TOH uporpaMMbi^
r
ITO
. . „HA BOT-B, MOAT, BO3BMH nce, ITO rpe6yeuib, no mibao ocraBb nacı» BT» HO^HOM-B HO"
KOB, H npeAOcraBb HaMt asn ib TaKt, aaab MU
XOTHMT>,
noaa 9TA 3eM.ıa HO cıaHeTb aorAa
HHÖyAb BnojiH'h Haıueıi."
BNEPEAT,
naaıaTt
N Y I B JJH HE 3 a ROAT
BC6
11 KaîKAUH rpeaT. HeupecTaııno yıtOBaerb ııa
TO, I T O CTOJiaua Cyjnana bi ÖYAYMEARB CHoaa
CTaHert rpeıecaaMi. U,apbrpaAOMî..
A P M FL H E
ı
KATO/IHKH.
OHH AEPJAATCA OTB CBOHXT»
COÖPATBEBT. BUOJIH'b OCOGHHKOMI
THTT. NPH3HASATB
161
ce6a
H AAATE HE x o -
APMBHAMH,
Booöme.
Typaa—jıymnaa ıacTb HE TOJIBKO MycyjtMaHcaaro, HO H ııpoıaro uacejıeHİa A3. Typum.
O H H BEBCE HE BACJıYATHBA.IOT'B TOH peuyTan,in,
aoTopaa co3AaeTca HM-B H3BbcTHOK) lacTBio pycCKOİI H HHOCTPAHHOÖ ueıaTH. Ta CBOÖOAA, KOTO-
72
Türkler, hiçbir zaman hâkim oldukları K a v i m l e rin dini ve milli meselelerine müdahale etmemişlerdir.
Hristiyan okulları hiçbir şekilde kontrole tâbi tutulmamıştır. Bu idare şekli ise, Türklerin hâkimiyeti altındaki kavimlerin milli ve dini duygularının gereğinden fazla gelişmesine yol açmıştır. Zira belirli bir noktaya kadar gelişen bu milliyetçilik fikirleri, ister istemez
isyana yol açmışlardır.
Her ne pahasına olursa olsun Avrupa'nın müdahalesini çekmek için karışıklıklar çıkarmak fikri Türkiye
Hristiyanlarının zihinlerini asla terketıııemiştir. Onların
bu fikirleri sabittir ve kendilerine doğru gelmektedir;
zira gözlerinin önünde Yunanlıların, Rumenlerin,
Sırpların ve Bulgarların durumu vardır.
Bu isyanları teşvik edenler, Türkleri Hristiyanların
kâtilleri olarak göstermek kadar, isyanları çıkarmak
için de çaba sarfediyorlar. Hristiyan isyancıların isyanları Müslümanları ümitsizliğe düşürmek için yaptıklarını
sadece Türkler biliyor.
Sadece zeki hafızaların kavrayabileceği ölçüde
bilinen, uğursuz fiillerin şuursuzca işlenişlerine yol
açan başlıca sebepler, günlüK gazetelerin telkinlerinden
hazırlanıp kasten halka dağıtılmış olan tasvirlere de
bağlıdır.
73
15i
poft KOÖHJIHCB H FLOÖHBATOTCN xpHCTİai!CKİa ııapo^HOCTH Bocroıta, ouyaaeTca 3A$Cb TaKHMH ate
UOTOKaMH KpOBH ^.la TypoaT. H Mycy.ibMaH'b,
aaB*h k AJia apHCTİau'b
••
aHapxHqecKoe
cocToaHİe pa3JiHqHUXT> lacTeM Typuur, nepioAHqecBn nopa«aBinee 9TO rocyA&pcTBo, EBpona
162
BCCİV6JİO OTHOCH^a Ha BHHy TypoR-b, B006me, H
TypeıjBOfi aAMHHHCtpauİH - BT> qacTHOCTH.....
XpHCTİaHCRİfl HLROJıBL UOQTH
HHBORFTA HE UO/^HHHJIHCE» HHBAROMY
AOHTPOJUO.
Taaofi peatHM'i» Typoaı» cnocoÖcTBOBaaT. noAAepHtaHİM) H paBBUTİH) CpeA» JCpHCTİaH'b HX1> Hauİ0Hajm.HuxTE. MAOH H, EorAa ÖTH nocjıtAHİa AOCTHraJIH H8B-feCTH0H 3prfcJlOCTH,— HaCTyna^H CMyTHue nepioAM- Bt OCHOB& HXI> xpHCTİaue BocTOKa BcerAa Hjıajıif OAHy HAeto —co3AaHİe aHapxi», Basf. upeAJiora, A-IH Bvr&ınaTeabCTBa HHOCTpaHHbixı. Aepwaub. HAea, uecoMHtHHO npaBH.ibHaa. /JOCTHJKEUIE CBO5OAM rpeaaMH, pyMHNAMH, cepöaüH H öo.ırapaMH cayHHTt ceMy
HarviHAH IJMT> A0Ka3aTeJBCiB0Mt. Heıero H r0B0pHTb, qTû JIFOAH, paooıaBUiie naA'*> c03AauieMt
ÖTOÜ anapxiw, NE MEHFCE TpyAHJiHCb H HaAt TİiMt,
qro6bi H3O6PA3HTB ı-ypoat BT. POAH uaaaqefi;
xpHCTİaHCBaro Hacejıeuia. O TOMB, aaBİa 3B$p163
OTBA TBOPMIHCB XPHCTIAHCKHMH ARUTATOPAJAH,
A-ia Bü36yjRAeHİa MycyjibMaH'b, ana.IH .mııib OAHH
MOjmajiHBue xypRH. /J-fcaHİa ace 9x0x1. nocA^A-
74
İşte bu tür propagandalarla "liirk ve genellikle
Müslüman barbarlığı" fikri yayılmıştır. Türklerin 5 — 10
vıl dinlendikten sonra, birdenbire öfkeyle hep birden
ayağa kalktıkları; nerede Hristiyan varsa onları katletmek, sürmek gerektiğine inandıkları ve bu yüzden de
hiçbir sebep yokken Hristiyaıılarm üstüne yürüdükleri
fikri saf Hristiyanların kafalarına sokulmaya çalışılmıştır.
... Bütün Doğu llristiyanlarımn anlayışı bundan
ibarettir. Şayet Türkler de gazete muhabirlerinin zihniyetinde olsalardı ve Türkiye Hristiyanlarının durumları
bunların göstermeye çalıştıkları gibi olsaydı, Türkiye'de bugüne kadar Hristiyan kalır mıydı?
Sefalet içinde binlerce Ermeninin görünmesine
karşılık, ısrarla sözü edilen "Türk barbarlığı"na hiçbir
yerde rastlanmamıştır. Gerçekte böyle bir "Türk barbarlığı" mevcut değildir, bu bilimsel olarak icat edilmiş
politik bir masaldır.
... Gerçeği olduğu gibi söylemek gerekirse, itiraf
etmek gerekir ki, Doğuda barbar olanlar Müslümanlar
değil, bilakis Hristiyanlardır. Doğu'dan bütün kötülüklerini yapanlar ve sonra da bunları korumasız Müslümanların üstüne atanlar hep Hristiyanlardır. Türkiye'de
dikkatleri çekmesi gereken mesele, zaman zaman pat-
75
163
NOFLPOSAOCTHMH, KOTOPUH MOMEN» TO-IBEO COSAATB
caMaa nu-isaa oamasia, HBJia^HCt AOOTOHHİeMt
He TOJBKO ejKefluefiHoS neıaTH, HO H 'AYÖOIHOÂ
ÎRHBOHHCH, BCer^a TaKT> CHJIbHO H H60Tpa3HM0 A'FEFICTByıomeft HA HAPPAHUNBıACCU. Orcıofla - TO JOJRHoe MH-feHİe, ITO TYPKH H, Booönje, MYCYABMAHE .SB^pH", CUOCOÖHbie HCE.HO'İHTe.TLHO Ha CaMblH
B03MyTHxeJibHbia A'SsiHİa; İTO TypBH jRHByrb 5—
1 0 JıIJTT» NOAT» pai^T. MHpHO, enOBOHHO, THXO, a 8aTKMT., Ha HHXT> UAUAAAıOTT saBİe TO JiaxopaAOiHue NPHDAAEH H OHH . BApyr t, HH CT> Toro un
c t cero, — POBHO BC6£CHTCH H .. 3A0P0B0 atHBeuib,
Aaeaâ ptsaTt HeeıaTHUxt xpHCTİaHT>!
TasoBa noAB-ıaABa TOH CBOÖOAU, fioTopoö
AO5HJİHC(> yate MHoria xpHCTİaHCBİa HAPOAOOCTH
BocTOEa. ECJIH 6 U Typsw 6UJIH TBEHMH, BaaHMH HXt J BOCnpOH3BOAHTT> BCHBİ6 EOppeCDOHAeHTH
ua cTpaHimaxT. raaert a 5EypHaaoBT>, ecaH 6u
ycjıOBİa JKH3HH xpHCTİaat »t Typuin 6UJIH
AtÖCTBHTeabHO TaET» THJKBH, BaKt 06t TOMt
CBHA'feTeJIBCTBylOTt XpHÛTİaHCBİe arHTaTOpU, TO
B03M0H5H0 JIH 6uao-6u eymecTBOBame 9THXt
ıpHCTİauT. BT> HacToamee Bpena?
165
'BHA^J'B TUCH1H apMHHT», HaXOA®BIHHXCH Bt
CaMO.'CI» 61ACTB6HHOMt HOJIOJReHİH . . . HO CTOJIf»
H3BİeTlIUXT> BTy peiJBHXt 8B"6pCTBta H6 BCTp-fcia.it HHrA^j
JI HeoAuospaTHO
3&AaBa.ıt ce6i soapoct: HBJiHiOCb JIH H, Bt AaHiiOMt cayıat, H86paHHiiB0Mt cyA*»6u, maAameiî
76
lak veren isyanlardan daha ziyade uzun süre hâkini
olan güvenlik devresidir. Baskı, sıkıntı ve devamlı isyanın kaçınılmaz olarak başgösterdiği böyle bir ülkede,
sadece isyancıların yerlerinden uzaklaştırılmaları her
türlü karışıklığa mani olmuş, hatta son vermiştir. Ermeni isyanı, sanki hiç meydana gelmemiş gibi düşünülebilecek bir duruma dönmüştür.
1895-96'da Trabzon ve Sivas vilâyetleri hangi
durumdaydılar ve birkaç yıl içinde ne hâle geldiler?
Son derece kanlı isyanların yerini sulh ve sükun almıştır.
... işte sebebi: 1900-1903 yıllarında sulh ve sükun sürerken bu bölgeler gerçekten ilgi çekiciydiler.
Trabzon vilâyetine komşu olan Kafkasya'da, ağır
askerlik göreviyle de takviye edilmiş olan her türlü
baskıya rağmen, insanlar güpegündüz öldürülmekte,
katledilmektedirler. Hemen hergün aynı olaylar devam
etmekte iken, otuz-kırk sade jandarmanın bulunduğu
Trabzon'da aksine tam anlamıyla emniyet hüküm sürmektedir. Bu durum, Osmanlı idaresinin değerini ve
77
165
MEHH
OTC> TaJBeJibixt
BAEıATJRÖUIB HJIH » E
„Ty-
Boo6ıu;e, HM-FETORB caoplîe MHeHieGKİS, aereHAapHuft xapaBTept.
A BT. Hacroamee Bpeaa a Aepatycb Toro
PEUKIN ABFCPCTBA",
166
YÖIJJKAEHIA,
qro
KB
Typaa, a caop^e
KB,
3B6PCTBAHI«
HMGHHO
KOTOpbie H30mpHK)TCH
9THX"B SBIPCTB^
CUOCOSHBI
xpacxiaHe
HBA'ı»
ae
BOCTO-
H3MUıU.'ienİeMRB
M BAJIAT'B 0 X 1 . SaT'FEMT. HA r o -
aoBy TypoK-b
Bce
167
BTO
npHBOAHTt
K-B
TOMy,
ITO BT
TYPAIH
BCB-
Baro le-iOB^aa aojdbhbi nopaaaTB He 6e3nopaABH, nepioABiecBH noHBaaıomieca BT» pa3JHiHUxı.
qacTHxı> HMnepia, a T6
aÖcojrıOTaarü
nofioa,
npoMeatyıaH
aoTopBie cjı-fcAyıon. sa
A^HHHBI6
AHAPXHQECBHMH UEPIOAAMH. H y » H O
He TOMy,
YAHBJMTBCA
Typuin NPOHCXOAHTT» CMYTBI,
a TOMy, ITO 3A"6CB BT. Teaeaie HAORAA ıjtjıaro PAAA
atTi. HHaaaHX'B CMyTt He np0BCX0AHT,B. Ita3aITO BT.
aOCfc-ÖBI, İTO n p a CJiaÖOH aAMHHHCTpaaİH TyTT»
Aoa»HO 6BİJİO-6Bİ cymecTBOBaTB uapcTBo HOCTOauHaro np0H3B0Jia H aacHJiia; a MeatAy T^MI
1
HA CaMOMT. A'feJ ^, MBI BHAHMB HIILTO HH06
CTOBTC» TOJIBBO nOJIHTHieCRHM'B arHTaTOpaM-B,
B'B B3B4CTH0Ö OÖJiaCTH, HCie3HyTB, H BCİ CMyTBI—BaBi. pyaoH CHH.HO! B3AMISHT> xaoca HacTyuaeT-B THINB H r<naAB. TpyAao BfipHTb Bt cyMECTBOBAHIE TAKHXT BOUTpacTOBt! Ho OHH aa
JBI^O. 4TO H3o6paataja co6oa XOTH-6U BHJIAETBI
168
TpaneaoHAa H CaBaca BT» 1895—1896 roAaxt
78
halkın idareye karşı gösterdiği itaatin örnek ahlâkını
inkar götürmeyecek bir şekilde ifade eden en açık bir
delildir. Bu halk öyle bir şekillendirilmiştir ki, Türk
Hükümeti, en zor zamanlarda bile, ona tamamen güvenebilir.
Aşiretlerin Durumu
Karciganlı Musa Bey herkesçe tanınmıştır. KuliHan Bey, Gevaşlı Teli Bey, Çatak kazalı Şakir Ağa ve
diğerleri aşiret reisleriyle karşılaştırılamamakla birlikte, yerli aşiretler arasında meşhur kimseler olarak bilinmektedirler. Ermeni isyanları sırasında bu ağalar
önemli görevler yapmışlardır. Onlardan bazılarının
nüfuzu sayesinde Ermeniler korunmuş ve ihtiyaçları
temin edilmeye çalışılmıştır. Mesela Musa Bey, Kuli
Han Bey, Ermenileri korumak ve yardım etmek için
bütün adamlarıyla koşmuşlardır. Ağalarla aşiretlerin
himayelerine sığınmış olan Ermeni köyleri her türlü
tehlikeden korunmuşlardır. Korunmamış olan komşu
köy harabeye çevrildiği halde, bunları hiç kimse
taciz etmemiştir.
79
ıx TSAKOBO TenepeınHee
paBHMHfi 8A"6CI> xaocB
cocTOHHİe?. HOBOOÖH cyMÖypt 8&M$HHJIEC&
NEBOAMYTHMOFI THUIHHOH H noaoeM'B. Hıo
sa
npuTia? fl 6epy ABa HaaBaHBtütı» BHjıaeıa noTOMy, İTO H Haö^ıOAaJi'b BA^ct MHpHyıo R&rt
HHXB anoxy 1900—1903 roAOBt; H BB Teıeme
Bcero BToro BpeıaeHH nopaatajıCH cymecTByıo»
HXT>
iHHMt BA'fecı MapHtJMb TeıemeMi» oÖmecTBeH»
HOH 5KH8HH. Cm^UIHO CBa3aTb— Hy pOBHO HHnoro ne ııpnxoAHTCH cjıuınarb, Aaate o npocTOMt
B O p O B C T B t CTaUOBHinbCB BTyUHB'B, BORAA 8 C U 0 MHuaeınb H^BOTopuH 6jH«aBuıİHı,jK.ı» T^aueaoH-
Ay oÖJiacTB fîaBBaaa, ruh ecTb H aeMcaaa <yrpa«
ATA., H nojıımia, H BOMCBB, H »aHAapMepia, a
qoro-ıero TOJibKO utrb, a-kh oxpaHU oömecTBeuHOM 6e30nacH0CTH; a MEATAY TFEM'B, JI IOAÖM öbfo-RB
TBM'B H P-FCAYTT CPEAH ÖTAARO
A»h,
ıYRB
JIH
Be efcneAHeBuo. 3A^cb ate BpoMiı HlıcBO.>ibKHXT,
ACCHTBOB'B
BecıacTHbix,b aauTİeB-b, B00pyaceH-
HUX R B AONOTONUBIMU PYATBHMH, HHIERO APYRORO
H Bce OÖCTOHTT» MHpuo, THXO, GjıaronoayiHO
Cjumubia BTO HB.İÜUİH! .. ÜBJieHİa,
B&cjıyjRHBaıoınİH casıaro noApoĞHaro auajın3a h
U&RB
Bii^crö e t TİMİ. cBHA'hTejibCTByıomia aaBt O6T»
H8BİCTHbIXrb AOCTOHHCTBaxt TypeUBOH aAMMHMCTpaıjiif, Taa-b paaHO h O AOÖpoKaıecTBeHHoerrt
KopeBHoro
CJIOH
HacejıeHİa
TYPOBT. 3TO
lasoft
Ha BOTopaS Typeuaaa aAMHHHCTpania
Muaserb ynepeTbca uaAeatHO h npoiHO, Aaace
CJIOB,
DpH CaMUXİ, HOBHAHMOMy, HeB03M0HtHIJXt no-
80
Türklerle Ermeniler Arasındaki Münasebetler
... Muharrirlerin istisnasız olarak ortaya attıkları
Türklerin Ermenileri imha etmeye çalışması iddiası
tamamen yersizdir. Eğer böyle olsaydı, kendilerininkinden başka hiçbir cemaat Türklerin arasında yaşayamaz ve onlarla birlikte olan diğer aşiretlerin, ya bir
lokma ekmek bulabilmek için muhtaç durumda bulunmaları, ya tamamen köleliği kabul etmeleri, ya da toplu hâlde göç etmeleri gerekirdi. Halbuki bu durumların
hiçbirini görmek mümkün değildir. Aksine, doğu
vilâyetlerini yakinen bilen herkes kabul eder ki, bu
bölgelerde Hristiyanların oturduğu köyler, her yönden
Türklerinkinden daha zengin ve daha müreffehtir...
Daha prensipli çalışabilen hristiyan köylerinin, yani
Ermeni halkının, Türklere nazaran daha rahat bir hayatları vardır. Şayet Avrupalıların iddia ettikleri gibi
Türkler eşkiya ve hırsız olsalardı, Ermeniler 1896'ya
kadar devam eden müreffeh hayatlarına asla sahip
olmazlardı. Bu bakımdan 1895'e kadar Ermenilerin
maruz kaldığı öne sürülen sıkıntılar, son derece mübalağayla uydurulmuş bir efsaneden başka bir şey değildir. Gerçekte Türkiye'deki Ermenilerin durumu diğer
81
JIOKOHİfirfc
H yÇfIOBİflXt.
Bt Ba3'b KAP^aaHt Befe&ıt
xopomo H3BtCTeuı. BypAt Mycca-öeö; Bt
İtaBauıt — Ky.nı-xaHTb H Tejn-5ew; Bt aaat IHaTaxt—LHattHpt ara H upoı. BCFC STH H HMTE, UOAOÖJ1UH JIHIHOCTH, XOTH He MOryTt ÖUTb cpaBHHBaeübl C'fa Ua'tU.UjllHKelMll OTA^JIbHUX'b aıoH
peıout,
9TO nocjrfeAuee
HeptAKO nfcjruMH C&ıeHÎHMH npuStraııo Bt HOMOUJH noAo6Hbixt Mycca-ÖeeBt, KyjiH-xauoBt
H ApyrHxt Jittat, npoca y uaxt uoapoBHTeJbCTBa H 3aiUHTH, • .
Ö^aroAapa coAfcfiCTBİK)
B a B o r o HHÖYAB
IIIaBHpa
H.IH
MYCTA^U,
c a a c a j ı o c b OTT npec^-feAOBaHİa, o T A a s u ı e e c a HOAT»
a x t noBpobBTejibCTBO eejıeHİe, Bt TO BpeMH,
aor^a BC6 oapecTHbia ceaeHİa BOAsepraancb uoıvıt nûJirtoMy pa3opeHİH).
OT«ouueHia aypAOBb Hb apMHHaMb.
HaaaBoe TpyAOJiK>6ie caMO no ceS-h HUaorAa ue MOMO 6u o6e3neiHTb apMHHaMt- cejibgaHaMtToro Maıepba.ibHaro ÖJarococToaHİa, BO
TopuMt OHH O6.IAAA.IH AO 1895 ROAA, ECJH 6u
TOJibBO HaBonjıneMbie HMH AOCTaTBH noAöeprajiHCb HOCTOHHHOH onacTHOOTH pa3rpaöjıenia. B T
BHAy OTOrO, BCİ pa3CKa3M O 6'feACTBeHHOMt uojio«eHİH apMHHt Bt Typnitf (AO 1895 ROAA)
u y a t H O CIHTATB ÇJIHUIEOVıT NPEYBE^HIE HUM
H
82
ülkelerdekilerden hiç te kötü değildir.
... Ermeni isyancılarının çapulculuk ve kati olarak
yaygarayı bastıkları olaylar, büyük çapta Kafkasya'da
cereyan etmektedir. Hayvan sürülerinin kaçırılması
meselesi ise, Rusya'nın her yerinde sık sık yapılan sürü
hırsızlıklarından başka bir şey değildir. Hayat ve mal
güvenliklerine gelince, Osmanlı Hükümetinin hâkim
olduğu her yerde bunlar Elisabetopol kazasındakinden
çok daha iyi korunmaktadırlar.
1895 ve 1896 yıllarında, Türkler, şüphesiz Ermenilerin düşmanı durumundaydılar. Fakat bu, iki
topluluk arasında daimi bir düşmanlık bulunduğu
anlamına gelmez. Bu tahrik, Ermeni isyancılarının
tasavvur edip sahneye koydukları bir komediden başka
bir şey değildir.
Yıllardan beri eşkiyalık ve soygunculukla itham
edilen aşiret reislerinin olayların en kritik zamanlarında
bile himayeleri altına muhtaç Ermenileri aldıkları
görülmüştür. Ermenilerin, "yol kesici eşkiya" olarak
nitelendirdikleri Türklerle son derece dostâne yaşadık-
83
185
1 8 6
pa3flyTHMM. Hmt. JBHJiocb 3Aİıcb He xy*e, m^m %
BT» ApyraxT» MbcTaxı». Tpa6ewH H pa3Öon, o
KOTOpuxT» CTOJÜKO KPH^ajiH apMfiHcaie arHTa.
Topu, NPARTHKOBAJIHCB zn'bcb BT» ropa3«o MenbUIBX%> pa3Mİipaxb, qfcnb Ha IîaBKaalı. YroHb
CBOT& 6u.l h TaKHMb Hte HBJieHİeM b, KaK-b H KO
HOKpaACI'bo Bb po3JiHMHbixb paBoHaxb PoCCİH.
A JiımHaa h MMyuıecTBeuHaa 6e30uacrnocTb Bb
r 6 x b o6jıacTHXb, r^b aBTopHTerb TypenKoii a^MHHiıcıpauİH Öıajıt AOCTBTOIHO CHJieHb, 6bi.ıa
o6e3iıe4eııa Aa»e bt> 6o.ibineR CTenea», ı-feMh
XOTP 6ta BB cocbAueö cb Typuien EjıncaBer
uoJibCKOfi ry6epuİH.
B t önoxy 1895 - 1 8 9 6 r0A0Bt KypAu, 6e3b
BCHK&rO CÜMH-FEHIH, HBHJIHCb ÖHieMb apMBHCKaTO
uacejtehîa,
BYPAAMH
HO
H
OTHIOAB
APMHHAUA
B'feiHaa Bpa»AA. B b
HE
n0T0My, q-ro
cymecTBOBa.ıa
nepioAi» aa upaKTH-
BBO
9TOTT»
MEATAY
6U
K'b 6UJI0 HCByCCTBeHHO C03AaH0 HMeHHO TO uapCTBO
ÖeanpaBİa KOTopoe H3b o6.aacTH a>anTa3İa
apMHHCKUXT> arHTaTopoBb nepeuuıo Bt
A'I&HCTBH-
TejibHOCTb. TfcMt He MeHte, Aame BO BpeM»
9TOÎI
Bceo6mea aHapxirt H MaccoBaro ABHaîeHİH KypAOBb npOTHBb apMHHT», MOJKHO yi(a3aTb Ha npa
»rfipu, CBHA'bTejibCTByıomie o ryMaHHOMb OTHOuıeBİH Kb 6f»ACTByıoıneMy apMHHCKOMy aace^e-
TBBIIXb KJ pACKHXT> arajiapOBb, KOTOpue
BcerAa n0Jib30Ba.ıiHCb peııyTauiea caMhixb oT^aaHHIM)
u u x b rpa6HTe.ten
H ueroAaeBb
UpıiM'fcpu 9TH
MOryTb CJiy>KHTb Har.lHAHblMb A0Ka3aTeJIbCTB0Mb
84
lannı isbat edebilecek bundan daha sağlam bir delil
yoktur.
Gerçekten de 1897 yılında, Adilcevaz kazasını
geçerken, aynı ismi taşıyan gölün doğu yakasında
oldukça büyük bir Ermeni köyü olan Aren'de geceyi
geçirmek zorunda kalmıştık. Yolculuğumuz sırasında
rehberlik yapan kişi bize gelerek kahya (köyün ileri
geleni) ve papazın ayin hâlinde bazı isteklerini dile
getirmek istediklerini haber verdiler. Resmen hiçbir
teşebbüste bulunmak istemediğimiz için konu hakkında bilgi sahibi olması ve bize iletmesi için tercümanı
görevlendirdik. Mesele şu idi: Van olayları sırasında
Haydaranlı Emin Paşa, Adilcevaz kazasının Ermenilerle
meskun köylerinde yağma yapacağı zaman otuz kadar köy, yine Haydaranlı ağalarından olan Hüseyin
Paşa'dan yardım istemiş; O da, maiyetine aşiretinden
69 atlı verdiği Sultan Bey isimli birine bu köylerin
muhafazasını havale etmiştir. Ancak bu otuz köyden
sadece dördü, zamanında yetişilenilemediğinden hasar
görürken, diğerleri hiçbir zarara uğramamışlardır.
Şimdi de Hüseyin Paşa'nın uzaklaştırılması istenmektedir; hatta bazı konsoloslar bunu sağlamak için
epey uğraşmışlardır. Halbuki onu uzaklaştırmaktan
çok herhangi bir şekilde taltif etmek gerekir, zira onun
85
186
187
Toro, n o BO MHor«xt paıîoııaxt apjfflıie »HJIIT
tıa pnay Aame et Kyp^a.MM — pa36oi1nnKa\iH He
TOJLBKO CııOCHO, 110 BU0.1HII AP>HÎECKH. IIpHBeAy
no. 9T0MY N0B0AY KOC Banin afJAepJKKH H3t
MOHXt KOHCyjIbCKI!Xt AOHeceHİfö.
BT Haya^FT anpfc.ıa 1897 roAa, npo-ftaaıan
ıepe3t Ba3y AAH.ibAffleBast, mh-6 upHuuıocb
0CTaıi0BHTi.cfl na H04.ıcrt Bt AOBO.II.HO 6o.IBrnoMt apMHHCBOiıt ce.ıeHİıı A peııt, jıeraanıeMt
Ha BOCTOIHOMT 6epery 03epa Toro TRO HaHMenoBaHİa.
BeıepoMt conpoBOJKAabiuirt &ıeııa ııepo
BOA^MEt cooÖınaeTt Mirt, *JTO ce^bMane, BO r»aBfc ct MyxıapoMt ce.ıenia H CBameHHHKOMt,
xoT»Tt o6paTHTi.cn BO MH1î
ct BaBofi TO npocböjjii. He }Ke.ıaa 0i»HuiajibH0 npaıiHMaıt HHKaKiıxt
npocböt,—a upHKa3a.1t uepeBOAiHKy JIHIHO oıt
ceöa yanaıt—Bt ıe»ıt A^-io IIoSecfeAOBaBt ct
ce.ibianaMH HaeAHHf,, 0Ht ııepeAa.ıt mııt 3aıi5Mt
pfeib Hxt npeACTauHie.ıa Bt c.ıtAyıomeMt BIIA"fe. — „Bo Bpewa uorpOMa BaucKHX7> ceaeiiİH B t
OBTaöp'b 1893 roAa, 9»ııiHb-nauıa retİAOpaHCKaro auınpeıa eo6pa.it CB0«xt BypAOüt
ct TbMt, ITOÖU orpaÖHTb apMancKİfi ce.ıeHİa AAH.ibA»eBa3CK0M Ka3M. Hauıe ce-ıeHİe
H eme Apyria oöpaTH.ıncb 3a noMoınbio ıtt
rycceiîHt-naınf& (ApyroMy npeACTaBHTejuo TOro-aıe auınpera) [IocaliAHİH neMeAJeuHO KOMauAHpoBaat Bt Ha»ıt Cyjnaııt-6eKa ct 50
—60 KypAaMH ra&iHAİe. OHH pa3MtcTH.iHCb ııo
2 — 3 MEAOBTKA Bt KAATAOMT cejıeuin
6^aro-
86
bu bölgeleri terketmesi hâlinde, Ermenilerle meskun
birçok köy korumasız kalacaktır.
Bu durumda Ermenilerin yalvarmaları, mümkün
olduğunca bu yer değiştirmeye mani olmaktan ibaret
kalmıştır.
Ertesi gün bizzat köylüler isteklerini tekrar etmeye gelmişler ve ricalarının kabul edilmesini bir kere
daha istemişlerdir.
... 16 Ekim 1898 tarihinde, Norduz nahiyesi
(Çatak'a bağlı)'nin Sâkince köyünde geceyi geçirirken,
saygı gösterilen bir insan olan köy muhtarı ve köyün
ileri gelen birkaç kişisi bizi ziyaret ettiler.
Köylülerin yavaş yavaş göç etmesi üzerine bir süre
sonra hiçbir Ermeni köyü kalmıyacağını açıkladıktan
sonra, 1895 — 96 yıllarının felaketli hatıralarını dile
getirmiş; komşuları Şidanlı aşiretine mensup olan
kişilerin tutumundan şikayet etmişler ve eğer, olaylar
sırasında çevrede bulunmayan Şidanlı aşireti reisi
Hacı Ağa bu yaz Musul civarından Norduz nahiyesine
gelecek olursa, bu civarda hiçbir Ermeninin sağ kalmayacağını ilâve etmişlerdir:
Şidanlı
".... 1896 Van olayları çevrede yayılmaya
başlayınca,
aşiretinden kaçma çareleri aramaya başladık; hamimiz
87
AAPN
aamHT'fe MU noiTa HHiero He noTePÎIJIH. 1 İ 3 T , 3 0 CEAEHIÜ A«Hjıı>A®eBa3CK0H aasu
ÖUJIO ORPAÖAEHO MUBKO 4, «A H RFE UONH 6UTI»
cnaceHu, ecjiHÖu Cy.TraHb-6eKT> npauıeaib HIJCKO.ILKHMH 'jaca.\ın paHbiııe. Teuepb MU cjıuınaJIH, ITO rycceiiHi.-uamy BucejHKjrb H3b IlaTııuca (*). ECJIM 9TO Taat, TO MU jıamaeMca H a rnero NOKPOBHTEAA. IİTO CTAHEN» Tenept 8am«ıuarı> ııacı». Mu npocHMi» KOHcyaa uoxjonoTaT6
ae Tojbao o B03Bpau^euiH rycceÖHa-nauiH, ao
HXT>
*) Bı 1895—1897 roAa** o BHCHJRİ üaı flatuoca l'ycceiu*-'
nama nptuesuo xjonor«ıa utKOTOpuu ycepAuue U 3U6OTJB*U«
cıponeficKİe Koucyıa.
TaBHte h o HOHta^OBaHİH 6My Kaaoft HHÖyflb
HarpaAu! „Ha c.i'bAyıomiii Aent», nepeAt MOKMI
orbfeSAOM'b, aecMOTpa HA MOH upoTecTu, cHosa
BBHAHCb CBHmeHHHBt H MyXTapb, Bb COnpOBOHtA6HIH Hî>cKOJibKHXb cejibuaH'b, H HA cea paab,
ue erfecHaHCb HH ıFEMI, CBMH JIH^HO A0BT0PHJIH
CBOıO lipocböy. flpHBeA6HHUH 9OH30Ab CJyHtHTİ
MeatAy npoiHM-b xopoıneH MjıatocTpauieü Torot
uaRb rpyAHO Bb cyMÖypfc apMBHCKHXi>
AOÖHTbCa HCTHHU.
Eme HHTepecHte cjr&AyıonjiB npHMtpb
i6-ro Hoaöpa 1898 roAa, Ha ııoqjıerfc Bl> cejıeHİH CyBHHHCb (HopAyscaoa Haxia, Basu IİIaTaxb) aBJiaeTca KOMB^, cb BHAy BecbMa no*rreHHUH, CTBpiüHHa CeJieHİH, Bb COapOBOHAeuİH Hİ-
caojibKHXb He MeH-be noiTeHHUx'b ce-nbiaHT»
PaBcaaauBaa o CBoeMb ataibb öuibb H o TOBTB,
88
Musullu Hacı Ağa otlaklara gelmediğinden,
kendisine sığınmak
için biz onun bulunduğu yere gitmeye karar verdik. 700 kişilik
bir kafile hâlinde, iki günlük bir yolculuktan sonra Hacı Ağa'nın
ilerleyen kervanlarıyla
karşılaştık,
üçüncü günü bizzat Hacı
Ağa'nın misafiri olduk. Bu süre zarfında çadırlarında kaldık ve
hiçbir ücret ödemedik. Daha sonra, bizi korumak için adamlarından yeterli sayıda kişiyi bize refakat ettirdi. Böylece mahsûlümüzü hasad etmeye muvaffak olduk. "
Bunlar, olaya karışmış olan Ermenilerin kendi
ağızlarından işitilmiş olan gerçeklerdir. Halbuki Hacı
Ağa Musul ve Bitlis çevresindeki eşkiyanm en meşhurlarından biridir.
1896'da Van'da cereyan etmiş olan olaylar sırasında, köylüler arasındaki rivayete göre Musa Bey,
davranışlarında örnek olmuş ve denildiğine göre
büyük bir Ermeni grubu onun yanına sığınmışlardır.
Hatta bu sığınanların içinde Avusturya-Macaristan
asıllı iki Ermeni kızkardeş bulunmakta olup, olaylar
89
188
ITO apMHHe HasİH H o p l a t eaeroAHO Buce
jıaıOTca Bb Apyria Eaau Biıaaera, T&KT, ITO, CO
BpeMeHeMT>, SA'fccb He ocTaııeTca, uornaayft, uw
o^Horo apMüHCKaro cejıeııifi, OHH nepexoA<ITT»
aaT-feM KT> CBOHMT. BOCUOMHHaHİHMT» O THHtOJIOM'b
]\,ıA HHXT> UEPIOA'ıI 1 8 9 5 — 1 8 9 6 ROAOBT. „Bo.ibme
ECEM AOcaasAaıOTT. HaM*. Hamn coc&An BypAU
ıLLEHFLAHALI"
ÎKAJIOBAJıCA CTapıunna" ECJIH-6LI
T0.ibK0 He Hamt noKpoBHTejib XaA®H-ara (HaiıManaM'b raMHAİe, auınpeıa KoyepoBb—BOieBbixı>
KYPAOBT., UPHXOAAMHXT. HA
co CTopoHbi Moccyaa),
TO
jıhro
BT. HOPAYAT
no Bceii Hauıeü naxin
AanHO He ocrajıocb-6bi hh oAfioro apMHHtma.
189
0^wpT>-ara (arajıap-b [HeöAancEaro aınHpeTa)
nciîxrb uacT. ec.iH 6u HO 3apl>3a.n., TO, BO BCH_
E.OMT» cayyaİJ, ııycTHJit 6u no Miıpy. itoi'Aa Bb
HOII'IB 1 8 9 6 roAa SAıÎCL era-uo H3BIJCTHO O BaııCKHXT> 6e3aopnAKaxb, TO öujbuıaii «lacib HopAy3CKHX'b apMHHT. pbıııajıa üCMGA'ieHiıo acKarr»
cnacenia BT. 6brcrBt. ItanAuft Tacı. MOIMIH narpaııyrb sypAU liicwAan.(ıij HosyAa A'hBaTbca?Ilauırb
iiCKpoBHTeab X;IAHTW-ara eme ne upn6bi;i'b H3I»
Moccyjıa Mu p-feımuiH ökataib ET. H6MY HA
BCTptıy. Coöpajıocb Hacb OBOJO 700 ye^OB-bEı.
IlepeAOBua uaprİH XaA'KH-arn MU BCTP^MJ^H BT.
A3yxT. AHHX'b nyTH OTClOAa, a eme ıepe3rb AeHb
R caMoro XaAJKM-ary.
ııacı., BOKT»
Bcfex'b nacı.
OHT> NPHUHJIT.
OTEN,T. NPHHHMAETT. CBOHXT» A'BI'EÖ.
ceüıacx aîe ııaaopMiMH. ^JIH nepBoro pasa—
aapi3ajiH 3 0 öapanoBt, CBapu^H HJIOBT.; H aa-
90
yatışınca, Rus büyükelçisinin emriyle Rusya konsolosluğunun himayesine alınmıştır. Bir-iki gün sonra ise,
ellerindeki Karcigan köylülerinden alacaklarını gösteren birçok evrakla konsolosa müracaat etmişlerdir.
Bütün Rus konsolosları, Türkiye'deki Rus uyruğundan olanlann korunmalarının pek te kolay olmadığını belirtmişlerdir.
Türkiye'de bulunan Rus uyrukluların durumu,
sadece yolsuzlukları, entrikaları ve her çeşit karanlık
işleri örtbas etmek için bir vasıta olarak görülmüştür.
Bu iki kızkardeş bir buçuk yıl kadar önce İstanbul'dan
geçerek beraberlerindeki 2 — 3000 lirayla köylerine
gelmişler ve tefeciliğe başlamışlardır. Borçlular kendiliklerinden veya daha ziyade imkansızlıklardan borçlarını ödeyemediklerinden, Rus konsolosluğu alacakların tahsiliyle görevlendirilmiştir. Makbuz karşılığında
alacakların tahsili uzun zaman almıştır. Kızkardeşler,
yanındayken, şâhitsiz, imzasız olarak Musa Beye 15
lira ödünç verdiklerini de beyan etmişlerdir. Aynı şekilde ancak bu ödünç verme sırasında, kendilerinin de
itiraf ettikleri gibi, hiçbir şâhit bulunmamıştır.
91
189
TfeMi», BT. ıeqeuİH nbjıaro M-bcaaa, MU 6U^H
Haxa'b6HHKaMH XaA»H-ara, npoaajiH BT. ero
•AAATBAXT> H HE SANJıATHJIH EMY HH OAHOH „ n a -
jpa". (*) DOTOMT. OHT» Aajrı» aaMt CBOHXT> aypAOBT», BT. BMA'b KOHBOa, UOft'h •OKpOBHTeJM.CTBOM'b
BOToparo MU coöpajıa uaıuH UOC6BU. W
II HBBorAa ae pbaıajca-öu ııpHBOABTT. noAO6HUXT> NPHMTPOBI., ecjıa 6u OBH ae 6BUA AOCJIOBBUMT» nepeBOAOMi> pascaaaoBb caMaxT> ae
APMHHT., PA8CKA30BT., NEPEAABAUXT> BT.
MOEMT.
ae npHcyTCTBİ». KT. nocjfcAHeMy npaMbpy mo*) n»pa-V« ııiacrpi; niscTpı — »oce*ı Kortesi.
190
191
ry AOÖBBHTT», ITO XaAaa-ara CPEA* pacejeHİa
Moccyjibcaaro a BnTjmccKaro BUJiaeTOBT. nojibayerca caanoft caıvıoro oTaaauHaro pa36ofiuMaa.
Bo BpeMs BaHcaaro noöoama (iıoab l896r)
BT> BAB-B KapyaaHb, eyA» Jio aapoAHofi MOJIBB,
OCO6ÖHHO OTJAıA^ca ua aonpamb rpaÖeaa BecbMa nonyjıapuuH SA'bcb aypAT» Mycca-6eö. TOBOpıo—cyAH no HapoAHOİı MOJiBb, h6O oıeus xopomo 3Haıo, n o y Toro ae caMoro Mycca 6ea
HaxoAu<nH HaAeaHoe yöbJKame u samtiTy yb
apMaae, aoropue CAMH OTAABA.ıacb IIOAT» ero
Ban^HTy. Bt. qHCJrb xaKHxı> ucBaBaiBXT> y6baama apMaat, y Hero oqyrajiHCb, Me®Ay npoqnMT>,
ABİi cecTptı—apMaaaa, aBCTpiiicao-noAAaBHtıa.
Ilocat OBOHqauıa BaaeKMxı. 6e3ii0pjiAK0BT., oafe
UEPECEJHJMCB BL Bant, rA'b BCKopb, no npaaasaaİH) ÜOCOJBCTBA BT, KoucTauTiıııoao.rb, 6u.AU
92
Bu iki kızkardeşin belirttikleri gibi senetsiz,
şâhitsiz verilmiş bir paranm ödemesini Musa Bey gibi
karakter sahibi bir kişiden istemek ve haklı çıkmak
mümkün müydü? Van Mutasarrıfına bu iki kişinin
yaptıkları başvuru üzerine, Musa Bey konsolosluğa
davet edilmiş ve iki kızkardeşten yaşlı olanla birlikte
kendisiyle yapılan görüşmede, 15 liralık borç meselesi
konuşulmuş, Musa Bey borçlu olduğunu kabul etmiş
ve üzerinde o kadar para bulunmadığı için hemen bir
makbuz imzalamayı kabul etmiş; ancak bu makbuzu
kadının adına değil de konsolosluğun tercümanınm
adına yazılmasını istemiştir, tki hafta sonra da, parayı
gönderip makbuzu aldırtmıştır.
İşte bu "eşkiyalar" la Ermeniler arasında meydana gelen küçük olaylar bunlardır.
Sadece meselelerin dış görünüşüne bakarak
1895 — 96 yıllarında Türklerin Ermenilere karşı bir kin
ve düşmanlık besledikleri hükmüne varmak doğru değildir. Aynı dine mensup kimseler arasıda kan gütme
adetinin yaygın olduğu bir çevrede, böyle bir topluluk
içinde Müslümanların kanını akıtmış olan Hristiyanlardan nasıl intikam almacaktır?
Ermenilerin katlettikleri Müslüman cesetleri üzerinde işledikleri (mesela bazı uzuvlarını kesme ve
ağızlarına koymak gibi) ahlaksızca fiillerin nereye kadar öfke ve intikamı körükleyeceğini düşünmek gerekir.
93
191
nepe^aHH BfcAt.ıüıo pyccKaro BOHcyjibCTBa. FIo
OTHOUieilİlO HXT> MHİi npHIHJIOCb UpHHHTblia ceöıı
OA»y H3'bTrIiX,b HenpİnTHMX'b06H3aHH0CTe]H,C'b KOTopoö xopouıo SHaKOMM BcfcpyccKİeK0Hcyjıa,K0rFTAOHH HBJIHIOTCH BT> UOJIOHÎGHİM 3ANJHTHHK0BRB p y e -
K0-u0flAaıiHbix'b BT. Typnin, M .in MHAıE roBopa,
IN» nojioateHİH samHTHHKOBb ıaKoro copTa JHOAeö, BOTopbiM'b pyccKoe ııOAAancTBO HyatHO
JIHLIIB JUH Toro, «ITOÖU jıerıe NPHBPUBATB CBOH
n^yTHH, HHiparü H Bcauaro poAa TeMHMH A'FEJIHHIKH. EABa ycubJiH KAPIKAHCBIA apsıausH
NO^YIHTB YB-FEAOMJEHIE o HPHHHTİH
HXT> HOAT>
nÜkpobhıejibCTBO pyccuaro Bnue - BOiıcyabCTBa,
NABT. n a 2-Iı H.IH 3-H AEUB
OH6
HB.IHIOTCH BO
Mti'fe caMH JiH'iHO, upeACiaB.ıaK)Tca, peKOMeHAyIOTCJI H Tyrb ate BpyıaKvrb MHIÎ ıvfejıyıo naıBy KaBUXT> TO paCHHCOBT>, HO BOTOpUMT» OH-FE
AOJiKiiH nojyiHTb AöHbrH CT> pa3.ınqHbix'b
AOJUBtiHBOBT. CeJIbMaii'b KapiKaHCBOİİ Ka3bl.
OBa3biBajocb, mo sth ab^ uoiTeHiibix,b ceCTpu, roAa ııojnopa TOMy Ha3aA'b, npnöbiaH
H3T> KOHCTaHTHHOHOJIU B'b CBOe cejıeme, IipHBeaiH cb coöofi COTHH ABt>—Tpn ıypeuKHxt
.ıııpt H sarfeMT» aaıııUMCb cneByjıanieîı OT192
AaiH i aKOBbixı> Ha npoueuTbi (*) P y c c H O i i y
BOHCyjlbCTBy UpHXOAHJ10Cb, TaKHM'b 0Öpa30M r b
B b i p y ı a T b po3AauHbuı cyMMU c b r6x-b AO-IÎKHII
KOBT), KOTOpue AOÖpOBOJlbHO
ue
XOT'TJLH, ıLJLH
MorjiH y u j ı a i H T b , noayHeHUbjAT» n e
paeıiHCKaM'k ACHer-b Ho aıoro GUJO Majıo. lioupoci'o HO
94
1895 yılında, Musul'a geldiğimiz sıralarda, Ermenilerle Türkler arasındaki münasebetler son derece
iyiydi. Türkiye'nin birçok yerleşim yerinde bu iki
topluluk hep dost olarak yaşamışlardır. 1895 yılının
sonlarında bu münasebetler birdenbire değişik bir
mahiyet almıştır. Komitecilerin faaliyetleriyle kışkırtılmış olan Ermenilere karşı Türklerin tahrik edilmesi
tesirlerini göstermeye başlamıştır. Bununla birlikte
1897 yılında Türkleri tahrik eden komitecileri Ermenilerin kovmaları üzerine, Ermenilerle Türkler arasındaki
münasebetler eski görünümünü almış ve düzelmiştir.
Hükümeti hep güç duruma sokan Ermeni olayları,
isyancıların bulunduğu her yerde ortaya çıkmaya devam etmiştir.
Bundan böyle Ermeni olaylarını yönetenler
kısmen de olsa Türkleri kazanmak zorunda kalacaklardır, bu da, Ermeni meselesinin yeterince aydınlığa
kavuşmamış olan bir yönünü teşkil etmektedir.
95
jtyıaıt AeHbrH uo BEKCE.ıAMI. MOJKHO ÖBIJIO scerAa, XOTH 6u CT. Öojibjjofi AP0B0JI0QK0H BPEMEHH.
Bt iHCJrfe nOAauHux JB MH^ npocböt öu.ıa OAH$
H3t CaMIJXt BaBep3HU-XT. CeCTpbl 8aHBR.HI
MH*b, ITO, HAXOAFICı. y Mycca-6ea, OH6 Aaan eııy
B3aiİMM 15 jıapt, ua aoıopua OHt h6 BbiAa-at
HM'b HHKaROH paCUHCHH. T-ÖMt H6 MOH'fie, npa
GOA'kHCTBİK pyccaaro BOHcyjibCTBa OHİ HaA'feıoıcfl nojyyarb H ÖTH AOHbra. Ha MOÖ BOUpoct—6bum JIH, no KpaanbR Mbpb, xora KaBİe HHÖyAb CBHAbTeja apa aepeAaıb 9Taxt
Aeuera no.ıyvaK) OTpHaamibHbiîi OTBbTt. TorAa
KObeiHO, Taaate OTpHuarejibiıo aaıato roJIOBOH, 3aaBaaa, ITO 9Toro AbJia a Aawe a noAuMaib He CTaHy. Hh pacuacaa, ııa CBaAİrrejıea... A-IH aoayqeHİa Aoaert c t Taaoro qejoarbaa, aaat Mycca-öefi, aoToparo out caMa
*) Tyn>, KCTaTB—najeHKİfi niTpazı. Bı Tanofl CcaTiokofloofl
cTpaııt, KaKoii onBCUBanra Typuiıo, A»1 ue3aııyxuHxı cecTpu,
npioöp teuiH ueOoiimoR kanHTajeuı, 3a6upaınTc« BI Tpymoöu nasor o - T o ttapiKaua u aAicı npecnoaoûbo HaiBuaıOTi aauanaTi.c/ı pocroBM B I E C T B A M , UUCKOJIKO ne CMynıaacb T İ M I , I T O uxı oupyaıaıoTt coBCtzı C T O P U H I pajöoiiuBKB hypAu. He cjyvuTi J B 3 T O T I ııaıeuı>KIS «TıACı AOKATATEJF TBOMI TOLY, HTO BOBCJ yze ue TASı CTpameaı KypAi, Kanı ero •ajBKJT'b. EesaamHTuu» cecTpu teCOMBtbHO zopomo 3BajB C BOK pOAHUy B He yĞOffJBCfc npoMtbflTl
yjBitu KoHCTaHTHiıonojH ua ııpBTUHU KypACKBxı> pasCofluımoBi,
rAİ B I I NAAIBIAJIIflOABepra-icjı DOCTOBUUOS onacmocıa pacıa,meaia.
aTrecTyıOTt
Kaat
ortaBJieHHaro HeroAa»; B03-
aa npa NOAOÖHUXT ycjOBİaxt AAACE
noMbiuiJiaTb o aaaHxt HHÖyAt maacaxt ua
ycn,bxt? flp.a nepBaro pasa cecTpu ocoöeHuo
MOKCHO
HE HACTAABAKNT. H o SAT^MT
OH'b
HAAHHAıORT
ycHJieHHO nocf.maTb KOHcyjibCTBO a npaMO TSBH
96
MGHH 0caJKAai0Ti>, yCiatAaa CAhJiaıt XÖTB aa193
ayıo HHoyAB nonMTRy, RJIH nojıyıema noTepauHOÖ "hmh cyMMU. /I,a6M OTBa3aTtcff, naKOHeuT.,
OTI» HasOM.ıHBUxb nocfeTHTeJibH Hirb, npoıny
BaıiCKaro Ba.ın susBaTb Myocu-Gea. Mepeat
HtKOTopoe epesin HOc/ı-fcAHİH HB^aeTca BI> BOHcyjLCTBo. UpK3WBato crapuıyıo H3T> cecıept ıs
üpeflJiaraıo Mycca-6eıo ııeperosopuTb CT. Heft
HaeAiıırh Brx> coct.AHeîı BOMuarâ o A'feJi'ö, BOTOpoe .H8Bİ.CTUO TOJlbKO HMT. H HHKOMy ÖOJ'fee.
ifa. MgeMy yAHB^eHİK), neperoBOpu oıeHb caopo
3aKaımHBai0TCfl. Mycca-öen 3anB^aeTb, ITO 15
jiHp'b y Hero ceîîMacb He HMieıca, noaroMy
OHT> BbflaHHyıo MHiıyTy npeAJiaraeT'b Bu^aTb Ha
HHXrb TOJlbKO BeBCe^b; „HO TaB"b BaB-b C'b 9TOİİ
ÖaÖOH Mll'fi HpOTHBHO HMİTb KaKOe 6bl TO HH Gbl.lO
A'fejıo, TO A BUAAMT. TpeöyeMyıo pacnncay HA HMH
AparOMaııa BOHcy^bcTBa" BTHMT. B03paateHİeMT>
TOJIBBO H orpaıiHMH.ıca ero NPOTECTT. HEA'LIH
Mepe3b AB"6 Aeubrn 6UJIH AOCTAB.aeubi H, upa
no.ıyıeHİH HXT>, cıapuıaa cecıpa HMT..ıa aıyQAÖ AOBOJIBHO HCHO ı ı a M e n ı ı y T b
ÖBJJıA npaBa,
BT.
BOTOpOMT»
HA TO, ITO OHA
ııpoca Meııa o roub
COAIIRICTBIH,
H AOBU.lbHO AO.ITO EII
OTKa3bIBajn».
TaBOBH /MajeıibKia AeTajm, pncyıomifi pa3ÖOİİHHKOBT. Kyp^OBT., H BT. H'bKOTOpbIXT» CJiyian x , b OTHOMEHIN HXT» K I
APMAHAMT
AuTHapMHHCBoe ABHHteııie KypAOBT» 1895—
1896 roAOBT., BT. leıeHİe aoero nocji'fcAHİe BUKAAA^H CBOH 3BtpCKİH HAK.10HH0CTH, HeJIb3H p a 3 -
194
97
CMaTpHBÛTB T0JILK0 Ct OAHOH, TaRt CRaSaTb.
napyasHöfi ci'opoıibi. HyjKuo IIOMIIHTI>, MTO ec.ııf
MycyjibMaıiHiıt ^iHTaeTt ce6a oön3aHuu;ıt
n.ıarHTf. Mycy.n.Maıınny KpoBbio 3a cMepn. CBOero yönıaro poüCTBeııH H aa, TO KAKOBA «e AOJIÎNNA 6 U T B
MECTT AYPAOBT
M MYCYJIBMAHT,
NO-
0011*6,
Tt. KpOnaBMfl JKepTBU, BOTOpbin nı.ıpbiBaJia y ıiM.vfa MyrnıuiecH xpncri'iaııe? M saIF.M'B, aıa.ıo Toro «ITO Bijpi.iua.iw. HO N3FLT.BA.IUCB
MIAT 9THMH HTEPTBAMH, o6e3o6paatıiBaa
ııxt
rpyııu caMUMf. B03MytuTejıbhmmt> oöpoaoMt.
HonBobîKiıtjMT cjt»flCTBİeMT> TaKoro nopyro.uia
n ııa30HJIIBOIİ fl'FEHTE^BHOCTH apMaııcBHxt arw/aTûpoBt, Booöme, w ıiBHjıoeb Mineme CTopımeıo.
Ha 0CH0BaHİH jnmıihixt Haö.ifOACniii, H MOry <t>opM y.ınpoBaıt cBoe MH-feıue o6t oTiıomellİaXT> EypAOBTb K'b apMaiiaMt Bt TaKHXT. UO
JIOiKei!İHX'b IIpHÖblBT» BTı Bailt Bt İlOJlt MİİfilUt
1895 rofla, a 8acTa.ıt 3TH OTHOuıeııia ne TOJI*KO Bno.iHt yA0B.ieTB0pHTC.ii.HLj.MH, aflaaıe Co.ıte
Tûro—Bt utK0T0puxt panonaxt TypuİM apMaHe H KypAbl HH.1H BUO.IHİS ApyîKHO. Bt BOHIV&
1895 roAa uojoîKeııie pt3K0 H3MtHHJiocb. TpyAbi apMaHCKHXt B0a;aK0Bt Ha nonpamt pa3ApaaıeHİa MycyjibMaHt npoTHBt apMHHt HMİIJIU
Bt pe3y^BTATT TO aHTHapMaucaoe ABHEOHIO
KypAOBt, o RoıopoMt ÎI ynte ue pa3t yuo&mHfut ua HpeAUAymnxt cTpaunuaxt Hamsaa
c t 1897 roAa, TaMt ta'6 ap&ıaHe BypAOBt ao
pacnajflioTt, coBM-fiCTHaa a?H3Hb o6fcaxt Ha-
98
po/ı;HOCTeft
KOJIGH)
HCNOKBOJIı» « O M N A BTS. CBOTO 06BMNYM>
TAM-B
a t e , TFLT
AHAPXHQECKAA
195
A^ATEAB-
ÜÜCTB apMHHCKHX'B BOHtaKOB-B npOAO.UKaeTCa,
3.ıo6Hoe «acTpoeuie aypAOB-B He yTHxaeT'f>, yrpojaaa TypeuKoîi aAMHaacTpaniH Bcaşaro poAa,
1X0 apMnUCKU&TB A'bJiaM'B, HOBİJMH OCJIOÎKHÖHİUMH.
HaKOueuTb, BT> HacToaunee BPEMH MOH{HO oÖHapyîKHTb HİiKOTopua
HOBBIH AAHHBIA,
yKa3BiBaro-
ıuia Ha »Ke.ıaHİe apMHHCKHXT> A'kaTeJleH n P H "
n.ıeab ua CBOIO CT0p0Hy XOTH 6BI AABIJCTAYIO
qacTB aypAOBT»; 9TO c0BepıueHH0 HOBBIÜ <J>a3HCB
a x t A'taıeJiBHOCTH, eme Ma^ıo o6pncOBaBiniiıca.
B3aHi«HbiH OTHOiaeHifl «ypACKMXT> nneMöHl»» OTHOiJienih
«ypAOBb KB rypeıjKOü aAMMHMCTpauİH»
BpaîKAa aypAcaaxrB njıeMeH-B—CJIHIHKOMI.
oÖMAeHfitiH «DaKTB TpyAHO aaihH A&a cocfiAHM^ h aınapeıa, aoTopue jrhjih 6hr Me»Ay
CCÖOH BB UOJIHOMT» .NAAY. OAUOK) H3'& RAABIRLIÖO
ıUHX'B
upaiHHl) 6e3KOHeqHBlXT> aypACKHXT>
M6JU-
AoycoDnuT, a nepeApar-b eayaiHT'B ûGbiKHOîıeHiiO
Pa3po8HeHHocTB aypACBHX'b mıeMeHi» h nojıHoe OTcyrcTBİe epe ah HHX'& co.nHAapnocTW 3iıaTHTEJBHO ocjıaGjıaıon; Ty pojiB, aûTOpyıo N Y P A U
MOIMH GM arpaTb B-B JKUSHH Typeaaaro roeyAapcTBa, a, BMtcrb CB rfeMTb, o6.ıerqaıorB Typeu,Koa aAMHHacTpauia aocTeneHHoe uoA^HHeuie
oBoeMy BtA^Bİıo Bcero liypAHCTaHa
H Mory aoBTopHTB EME pa3"B, »ito
apııaacBİe arHTatopBi, BO BCHKOMB c.ıyqa1i, CA^
jg^
212
99
AJıH
Bce B03B40fflU0e, HAH C03Aaaİa HeBOOÖpaSH-
MOÜ aaapxin, aaKT» ııpeAJiora A-IH BMkıııaTeai»CTBBflepstaBT». Pa8BHxie
sce aHTHapMaacaaro
ABHftteHİa aypAOBT. npL'AcıaBjaıo CECB BT. rnaoMi,
BH^-FE.
BT. aoatitj ceaTaöpa 1895 ro;a,
BT.
ÖT-
tr&CTay öa noxoJKAeHİa apMaHcaııxT> ınaercı.,
A Y P A U pa8rpa6aaa RFC apMtıucaia ce.ıeHİa, BT.
R0T0puxı> uıeuu 9TMX,B maes-B 6bi,ıa oönapy5K6HbI, H BT. KOTOpUXT», BOOÖme, HMI3.1H OCBO-
saHİe apeAaojıaraTB Hxt npHcyrcTBİe