/
Text
İBNSİNA
FELSEFESiNDE
RETORİK
Abdulkadir COŞKUN
Litera- 84
İnceleme Araştırma
-
n
İbn Sina Felsefesinde Retorik
Abdulkadir Co§kun
Düzetti ve İç Düzen: Litt:ra Yayıncılık
Kapak Tasanm: LiteraYayıncılık
Baskı: Ofis Matbaa
Ofis Matbaa Yayın K�t San. Tic. Ltd. Şti.
Davutpaşa Kışla Caddesi Güven İş Merkezi No: 386-387
Topkapı-İstanbul Tel. 0212 576 47 15
Copyright©
Kadem Yapım Medya İletişim ve Piyasa
Araştırma Org. San. Ltd. Şti. 2014
Bu eserin Türkçe tdif haklan Kadcm Yapım Mcdva İletişim
vc:_?iyasa .Ar_qtırma Org. San. Ltd. Şti.'ne aittir. Yayıncınııi izni ohnaksızın tü
müyle veya kıSmen ya� kismen de olsa fOtokopi, film vb. tekııildcrle
çogaltılaıiıaz ve: elektronik ortamlarda yayınıan amaz.
İstanbul-2014
Kalenderhane Mah. Cemal Yener Tasyalı Cad.
Şehzade Cami Sk. No: 3 34134Fatih-İstanbul
Tel : 0(212) 522 86 90- Faks: o (212) 522 86 90
internet sa�:
www.e-liıaüilap..aım
web: www.literakitap.com
e-mail: litera@literakitap.com
KÜTÜPHANE BİLGİ KARTI
Library of Congress Cacı.l.oging in Publication Data
Abdulkadir Cqkun
ı.
Felsefe
İbn Sini Felsefesinde Retorik
İslam Felsefesi 3· İbn Sini 4·
:ı.
ISBN
978-975-6329-81-8
Retorik
İBNSİNA
FELSEFESiNDE
RETORİK
Abdulkadir Coşkun
•
LITE RA
YAYINCITlK
LİTERA YAYINCILIK
İSTANBUL- 2014
İÇİNDEKİLER
KISAL'I'MALAR
......................................
ONSOZ
GİRİŞ
. .. . ...............
·9
...................................................................
ıı
...... , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,
I3
ı. ANTiK YUNAN'DAN İBN SİNA'yA
REToRimN SERÜVENi
1.1. ARİSTOTBLES'rEN ÖNCE VE ARisToTm.Es
FELsEFESiNDE RE'roRİK
...
. ........ . ............. . ..........
:ı3
1.1.1. Aristoteles'ten Önce Retorik.................................... ....... Z4
1.1.2. Aristoteles'te Retorik. ........................... ................... ........ 35
1.2. İSKENDERiYE'DE REroRiK VE ARiSTOTELES
ŞARİHLEB.İNE GöRE REToRiK'iN MEşşAt
GEI.ENEK.'I'EKİ YERİ
................
. .............. . ...........
1.3. RETaRİK'iN SÜRYANİCE VE AR.APçAYA
TERciiMEsi
...............
. ................................ . .. . ...
43
49
1.3.1. Retorik'in Süryaniceye Tercümesi
50
1.3.2. Retorik'in Süryaniceden Arapçaya Tercümesi
54
6 İbn Sina Felsefesinde Retorik
1.4. FARABi'NiN REroıUcm DAiR EsERLERi
1.4.1.
Büyük Şerh (Didascalia)
1.4.2.
Kitibu'l-hatibe
...........
6o
62
1.5. İBN SiNA'NıN REroıUcm DAiRMETiNLERi
......
64
1.5.1.
el-Hikmetü'l-Arüziyye
67
1.5.2.
el-Hat/ibe
68
1.5.2.1.
2.
lbn Sina'nın el-Hatdbe'sinin Ozgünlügü ........ 69
BiR İKNA SANATI OLAN R.EToRİKTE
KULLANILAN YÖNTEMLER
2.1. TEKNiK OLMAYAN İKNA YÖNTEMLERİ
............
2.1.1. Yasalar
97
2.1.1.1.
Ortak Yasalar . . .. .. . . ..
2.1.1.2.
Ozel Yasalar. . .
..
. .
2.1.2. Tanıklıklar
.
. .
.
.
. . . . .
.
.
. . . . .
.. ......... .
.
.
. . .. . .. .. . . 99
.
. .
. . . .
..
.
. .
. .
.
. .
. . . .
. ... .... ..
. .
.
. .
.
1oo
101
(ŞehidAt)
2.1.2.1. Sözle
2.1.2.2.
94
Tanıhlık ............................................... 1o4
Durumla Tanıklık . . . . ... ...
....
2.2. TEKNiK İKNA YöNTEMLERi
.
. .
.
.
. . . . . . . . .
.. . .. ... 105
.
. .
.
.............................
2.2.1. Yardıma Unsurlar
IJ4
ıı6
2.2.1.1.
Hünerler .. .
2.2.1.2.
Diger Yardımcı Unsurlar . ... .
.
. . .
.. . . .
..
. . . ..
.... . ... .. .
. . .
.
. .. . .
.. .. .. 119
. . . . .. . . . . .
. .. .. 129
...
. .
.
..
.
.
...
. .
.
.
2.2.2. Temel Yöntemler
132
2.2.1.3.
Entimem
2.2.1. 4.
Orneldem
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
. . . .
.. .....
. . . .
.
. . . ..
.. . . .... ..
.
..
. .
.
. . . . . .
...
. . . . . .
133
. 196
İçindekiler 7
3. REToRiK SANATJNIN DEÖERİ
3.1. Rın'o:aiöi:N GEçmu.iLiK. DBÖE:ai
3.2. REroRiK SANATININ Y.AllAlU
.................. . .
209
................... . . . ...
215
218
3.2.1. Psiko-Sosyal Yapı ve Retorik
3.2.2. AhlAklı Bir Toplumun Oluşumunda
Etkisi
ıı8
3.2.3. Retori� Siyasetteki Rolü
235
Retori�
3.2.3.1. Adalet-Zulüm ...... . . ..... . .. .. . . . .......... .
.
. .
.
.
.
.
.
..
.
. .
244
.
3.2.3.2.
Fayda-Zarar .. . .... . . . .. ... . ...... ... ..... . . . 248
3.2.3.3.
Ovgü ve Yergi . . ... . . ................ ......... . . . .
3.2.3.4.
Kanun Koyucu... ......... .. . ....... ... . ... . . . 253
3.2.3.5.
Müşdvir-Sözcü . ........ ........ .. ....... .. .... ....... 257
3.2.3.6.
Yönetim şekilleri ..... .. .. . . ........... ... .. . . . .. 258
.
. .
.
.
. .
.
.
.
.
. .
.
..
.
.
.
.
.
.
. ...
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
. . .
.
.
. .
.
. .
.
.
.
.
.
.
.
.
.
267
3.2.4. Retori� E�timdeki Faydalan
3.2.4.1. Retorigin
3.2. 4.2.
4.
SONUÇ
DiziN'
Yaygın Egitimdeki Rolü . . ... . . .
.
.
.
. . ...
270
Retorik ve Felsefeye Giriş .. ............ ..... .. 273
.
. .
. . . .
.
.............. ... .. . ... . ........ ... ... ..............
KAYNAKÇA
251
...........................................................
................................................................
277
285
299
Kısaltmalar:
a.mlf.
Aynı müellif
age.
Adı geçen eser
agm.
Adı geçen makale
agy.
Adı geçen yer
agt.
Adı geçen tez
Ar.
Arapça
bkz.
Bakınız
DİA
Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi
ed.
Editör
Gr.
Grekçe
HWRh
Historisches Wörterbuch der Rhetorik
M.Ö.
Milartan önce
M.S.
Milattan sonra
M.Ü.
Marmara Üniversitesi
ll§r.
Neşir
ö.
Ölümü
ör.
Örne�
prg.
Paragraf
s.
Sayfa
thk.
Tahkik
tre.
Tercüme
try.
Tarih yoktur
ZDMG
Zeitschrift dcr deutschen morgenlandischen Ge
vd.
ve devamı
sellschaft
ÖNSÖZ
İslam fılowfları arasında mantık sanatlarını en ayrınnlı
bir şekilde ele alan fılowflardan biri olan İbn Sina, retorik
sanatını da birden fazla metinde geniş bir şekilde incelemiş
ve klasik retorik alanında en hacimli eserlerden birini ortaya
koymuştur. Kendisinden öncekilerin birikiminden faydala
nan İbn Sina, Aristoteles ve Farabi'nin geliştirdi� klasik re
torik anlayışını daha da sistemleştirerek genelde Meşşai felse
fe gelene�e özelde ise İslam felsefesine özgün katkılar
sunmuştur. İbn Sina'nın retorik anlayışı günümüzde do�da
ve batıda yeterince inceleme konusu yapılmamıştır. Bu ça
lışmamızın en temel amaçlarından biri İbn Sina'nın retoriğe
dair düşüncelerinin açığa çıkmasına öncelikli olarak temel
kaynaklara başvurm ak suretiyle bir katkı sağlamaktır.
Bir giriş ve üç bölümden oluşan çalışmamızın giriş kıs
mında genel olarak konunun önemi, sınırları ve yöntemine
değindikten sonra yararlandığımız başlıca kaynaklan değer
lendirdik.
İlk bölümde ise retori� ortaya çıkışı, Sofıstlerin retori
ği ele alış tarzı ve Aristoteles'in retori� bir sisteme kavuş
turması ve bu alanda yazdığı Retorih adlı eserinin serüvenine
de�dik. Bu bölümde Aristoteles'ten sonra onun retorik an-
12 İbn Sina Felsefesinde Retorik
layışının neden rağbet görmediği ve İskenderiye'deki Aristo
tetes şarihlcrinin neden Aristoteles'in bu eserine şerh yazma
dıklarını ineeledik ve daha sonra da Süryanice üzerinden
Arapçaya tercüme edilen Retorik'e dair Farabi ve İbn
Sina'nın yazmış olduğu metinleri ele aldık.
İkinci bölümde bir ikna sanatı olan retoriğin kullandığı
yöntemleri konu edindik. Genel olarak teknik ve teknik ol
mayan yöntemler şeklinde ayrılan bu bölümü İbn Sina'nın
Meşşai felsefe çizgisiyle olan benzer ve farklı yönlerine vurgu
yaparak vermeye çalıştık.
Son bölümü ise retoriğin geçerlilik değeri ve yararı ko
nusuna ayırdık. Retorik kıyasın bilgi değerini belirledikten
sonra burhan sanatının yanında toplumda en faydalı mantık
sanatı olan retoriğin insanlara psikolojik, sosyal, ahlaki, siya
si ve eğitim bakımından ne gibi faydalarının olduğunu orta
ya koymaya çalıştık.
Bu çalışmarnın tamamlanmasında özverili yardımlarını
esirgemeyen sayın hocam Prof. Dr. Ali Durusoy Bey'e önce
likli olarak şükranlarımı bildirmek istiyorum. Ayrıca ilgi ve
alakalanyla güvenlerini her zaman yanımda hissettiğim Prof.
Dr. Muhittin Macit'e, Yrd. Doç. Dr. Ferruh Özpilavcı'ya,
Harun Takçı'ya ve Litera Yayıncılık çalışanlarına teşekkürü
bir borç bilirim. Son olarak yanlarında olduğum her an bana
yeni şeyler kazandıran hoca ve arkadaşlarımı da saygı ve
hürmetle anmak isterim.
Abdulk.adir Coşkun
GiRiş
Felsefe tarihinin en önemli filowflarından biri olan İbn
Sina'nın (340-427/98o-ıo37) gerek eş-Şifa adlı eserinin bir
bölümü olan el-Hatabe'nin1 ve gerekse genç yel§ta kaleme al
dığı el-Hihmetü'l-'Aruziyye'nin2 retarikle ilgili bölümü, klasik
retorik geleneğinde hacim ve içerik bakımından özgün bir
yere sahiptir. Ancak İbn Sina retoriği batı dillerinde birkaç
çalışmanın dışında herhangi bir incelemeye konu olmamış
tır. Bunun da ötesinde Türkçede, sadece İbn Sina'nın reto
rikle ilgili düşünceleri üzerine değil, klasik retoriğe dair de
ciddi metinler bulunmamaktadır. Bu alanda yapılacak çalış
malar, İbn Sina'nın düşünce sisteminin bütüncül olarak be
lirginleştirilip kavranabilmesine ve dolayısıyla İslam felsefe
sinin tarihi serüveninin daha iyi anlcı§ılmasına imkan sağla
yacak ve ayrıca klasik retoriğe dair de yeni ufuklar açacaktır.
Konusu bakımından burhan, cedel, retorik, şür ve safsa
tadan oluşan beş sanattan arneli/pratik felsefeye en yakın
olan retorik (ti P'ltopuo), he retorike), Antik Yunan'da şiir-
1
İbn Sina, eş-Şifd, el-Mantık, el-Hatdbe, nşr. Muhammed Selim Salim,
Kahire 1954. (Bundan sonra bu eser "Harabe" veya "cl-Harabe" şek
,
2
linde ifade edilecektir).
İbn Sina, Kiıdbu1-mecmil' evi1-Hikmetü'l-'ArüZiyye ft me'ıinr Rrtarrkd,
nşr. Muhammed Selim Silim Kahire 1954.
,
,
14 İbn Sina Felsefesinde Retorik
den düz yazıya geçiş sürecinde siyasi ve sosyal olayların da
etkisiyle ortaya çıkmış bir sanattır. 3 Aristoteles'e (M. Ö. 3843ıı) kadar daha çok belirli kalıplar içerisinde ve mahkeme
lerde ya da siyasi arenada etkili konuşma yöntemi olarak kul
lanılan retorik, Aristoteles'le birlikte kıyas sanatı olarak de
ğerlendirilmiş ve onWl bu sanat üzerine yazdığı Retorih adlı
esçti klasik retoriğin başlıca kaynaklarından biri olmuştur.
M. Ö. beşinci yüzyılın ortalarından itibaren Atina'da var
lık gösteren Sofistler, şehirden şehire dolaşıp gençlere reto
rik dersleri vermek suretiyle toplumda etkili olmuş bir dü
şünce akımıdır. 4 Sofıstlerin yöntem ve amaçlarına karşı
durmanın bir erdem olduğWlu savunan EflatWl (M. Ö. 4l7·
347) ise, Gorgias (fopyiaç) adlı eserinde bu düşünceyi savu
nanların gençlere verdiği retorik eğitiminin bir göz boyama
cadan ibaret olduğWlu ve bu düşünce akımına taraf olanların
hakikati çarpıttıklarını ifade etmiştir. 5
EflatWl'dan sonra Aristoteles önceki retorik birikimini
değerlendirmiş ve bu sanatı (t&XVJ1, techne) kıyas formWla
sokmuş ve bu kıyas formWla da "entimem" (tv&Uııttııa, en
tümema) adını vermiştir. Klasik retoriğe yaptığı bu katkıla
rın yanında retoriğin diğer kıyas sanatları arasındaki yerini
belirginleştirerek daha sonra gelen Aristoteles şarihlerinin
retoriği mantık külliyatını oluşturan Organon içerisinde de
ğerlendirmesine kaynaklık etmiştir.
Aristoteles'ten sonra sosyal ve siyasi şartların değişmesiy
le6 Aristoteles retoriği yerine, daha çok pratik özelliğiyle öne
3
4
5
6
Williams, James D. (ed.), An Introduction to Classical Rhetoric: Esscntial
Rtadings, Oxford, 2009, s. 2 vd.
Kennedy, George Alexander, A New History oj Classical Rhttoric,
Princeton, 1994. s. 21.
Eflatun, Gorgias (l'opyiaç), 460-461.
Çclgin, Güler, Eski Yunan Edebiyatı, İstanbul, 1990, s. 167.
Giriş 15
çıkan retorik tarzlan tercih edilir olmuştur. imparatorluk
Roma'sında Aristotelesçi retori.k önemini kaybetmiş7 ve
Aristoteles felsefesinin İslam dünyasına aktarılmasında
önemli yeri olan İ skenderiye'deki önde gelen Aristoteles şa
rihleri tarafından bu konuda önemli metinler kaleme alın
mamıştır. Bununla birlikte Retorih'in8 İ skenderiye'de yapıl
mış biri yazarı bilinmeyen iki şerhi bulunmaktadır. Yazarı
bilinen şerh İ skenderiyeli Stephanus'a (7. yy.) aittir.9 Sürya
niceden Arapçaya tercüme edilen ancak Süryanicesi bulun
mayan Aristoteles'in bu eserinin 10 günümüzdeki en eski ter
cümesi Arapçaya yapılan tercümedir. Günümüzde Aristote
les'in Retorih'ine kaynaklık eden en eski Grekçe nüsha ise bu
metinden daha sonra, yaklaşık olarak onuncu yüzyılda sonra
kaleme alınmıştır. 11
Retorih İ slam dünyasına aktanldıktan sonra başta
Farabi12 (m. 870-950) ve İbn Sina (m. 98o-ıo37) olmak üze 7
Smith, Roben W., The
Art of Rheıoric in Alexandria, lts Theory and
Praaice in the Anciml World,
The Haguc, 1974. s. ıs;
Würsch, Rcnate,
Avicennas Bearbdtung der aristotelischoı Rhetorik: dn Beitrag zum Fortk
ben antikOl Bildungsgutes in der islamisehen Wdt,
8
Çdgin, age., s. ı69-170.
Berlin, 1991, s. ıı3;
Aristotclcs, Reıorik, tre. Mehmet D�, İstanbul. I99S·
Rabe, H., "Anonymi ct Stephani in artcm rhetoricam commcnta
ria", Commentana in Aristatdem G raeca (CAG), XXI, ı, Berlin, 1896.
10 Aristotcles, ı:l Hatdbe eı-terceme d-'Arabiyye el-luıdıme, cd. Bedcvi, Mı
sır, 19s9; Lyons, M.C., Aristotle's "Ars Rhetorica": The Arabic Ver
sion, Cambridge, ı cilt, 198ı.
11
Harlfinger, Dicter, "Die Aristotelica des Parisinus Gr. 1741: Zur
Überliefcnıng von Poctik, Rhctorik, Physiogno monik, De signis
De vcntonım sinı", Philologus, 114:1/ı (1970), s. ı8-so.
12
Farabi, Drux ouvrages inedits sur la rethoriques, l. Kitab AI-Hataba. U.
Didascalia in rethoricam Aristotdis a: glosa Alpharabi, ttc.-nşr. J. Lang
bade et M. Grignaschi, Bcyrut, 1971; Farabi, Kitdbu1-hatdbe, nşr.
Muhammed Selim Salim, Kahirc, 1976. (Bundan sonra Kitdbu1-
9
-
,
·
hatdbe şeklinde
ifade edilecektir).
ı6 İbn Sina Felsefesinde Retorik
re farklı felsefeciler tarafından değişik metinler çerçevesinde
de�erlendirilmiştir.
Entimem ve örneklem (napcilieıyııa, paradeigma); ayrıca
hatip, dinleyici ve hitabetle alakah iknada etkili hususlar
Aristoteles tarafından teknik ( sanatla ilgili) 13 ikna yöntemleri
olarak nitelendirilmişrir. Ancak bunlardan sadece enrimem
ve ömeklem kıyasla alakah çıkarım tarzlarıdır.
Çalışmamızın temel konusu olan ikna yöntemleri, sadece
teknik yöntemlerden oluşmamaktadır. İknada kullanılan
teknik yöntemlerin yanında bir de teknik olmayan ikna yön
temleri vardır. Aristoteles'in yasalar, tanıklıklar, anlaşmalar,
yeminler ve işkenceler olarak sıraladı� ve İslam filozofları
nın da alıp geliştirdiği geliştirdi�i bu yöntemler, birer kıyas
formu içerisinde ifade edilmemiş olmalarından ve belli bir
yetkinli�e dayanarak üretilmediklerinden, "teknik olmayan
yöntemler" diye nitelendirilmişlerdir. Öme�in yemin etmek,
meleke bakımından herhangi bir yetkinliği gerektirmemekle
birlikte, tasdik s�lamak amacıyla kullanıldı� takdirde belli
bir inandırıcılık meydana getirmektedir.
13
Aristotclcs'in Metafizilı adlı eserinde gcçtiti üzere sanann ('ftxvıl,
techne) "teaübeden daha ilmi (bnan)ıwwc6ç, epistı:monikos)" ol
d� §dilindeki ifadesini nakleden Christof Rapp, diger yandan Ni
lıomahos'a Etik'te kavramın daha açık bir şekilde ele alındıtım belirt
mektedir. Buna göre sanat ve ilim (Eırum'tJ111, episteme, Wıssensc
haft) ve aynı zamanda sanat ve bilişsel yetilerle (Vermögen) ilgili ey
lemler arasındaki fark "madde" (konu, Gegenstand) bakunındandır.
Bilim sadece biliyerken sanat bilmekten "daha fazlasını ortaya koyar
(verhalten)" (1140 a ı). "Ortaya koymak" ise "yapmak, davranmak"
(handeln) şeklinde olabilcccti gibi "üretmek" (herstellen) şeklinde
de gerçekleşir. Sanatla ilgili olanı "ürctınck"tir. Yctkinli� (Voll
kommcnheit) akılla (qıpövrımç, froncsis) birlikte olan "yapmak"ta
deAil de "üretmck"le baA!annlı olan sanatta olması, bu ikisi arasınd
aki farltı ortaya koyar. O halde ilim ve akıldan (Klugheit) ayrı olarak
sanat, "dotru muhakcme kabiliyetine ().öyoç, logos) sahip, imal edi
ci bir karakter özelliAi/vaziycti" şeklinde tarif edilebilir. Bk., Aristo
tclcs, Rhetorik, ı cilt, cd. Cluistof Rapp, Dannstadt, ıooı, cilt: ı, s. ı.
Girişi?
Öncüllerinden birinin eksik olması dolayısıyla "eksik ön
cüllü kıyas", "gizli kıyas" (zamir) veya "örtülü kıyas" (matvi)
ya da eksik bırakılan öncül zihinde tamamlandığı için "dü
şündürmek" anlamında "tefkir" adı verilen entimem, kita
bımızın ikinci bölümünün başlıca konularındandır. Bu bö
lümde bir öncülü açıkça ifade edilmesc de kıyas olma özelli
ğini kaybenneyen entimem, sureti ve maddesi bakımından
ele alunuıııştır.
Bir bilgi üretiminden ziyade, her bilgiye ulaşamayan in
sanlara uygun bir bilgi aktarım yöntemi olarak retorikte en
timemle birlikte ele alınan temsil, ikinci bölümün diğer bir
konusudur. Benzer iki tikel arasında karşılaştırma yapmak
suretiyle sonuca varma esasına dayanan bu çıkarım tarzı,
özellikle kıyasla yapılan bir çıkarımı anlamakta rodananlar
için başvurulan daha basit ve teknik bir ikna yöntemidir.
Aristoteles'in ikna yöntemleri tasnifini temel alan Farabi
ve İbn Sina bu yöntemler konusurıda daha zengin ve özgün
bir bakış açısı ortaya koymuşlardır. Örneğin mucize ve la
netl�me, entimem, ömeklem ve diğer yardımcı teknik ikna
yöntemleri gibi olmasa da İslam kültüründen alınan tanıklık
lar arasında değerlendirilmiştir.
Retorikte başvurulan teknik ve teknik olmayan yöntem
ler incelendikten sonra üçüncü ve son bölümde retoriğin ge
çerlilik değeri ve yararları ele alınmaktadır. Daha çok toplu
murı değer yargılarına dayanan mümkün öncüllerin oluştur
duğu retorik sanatının öncüllerinin gerek bilgi ve gerekse
toplum açısından değerinin incelenmesi, retoriğin beş sanat
içerisindeki yerinin belirginl�mesine yardımcı olacaktır.
Burhan ehli, kesin olup olmadığına karar vermek için
bilgiyi, algılama süreçlerinde ç�itli açılardan değerlendirir.
Retorik ehli ise yaygın algılama tarzlarını kullanarak daha
ı8 İbn Sina Felsefesinde Retorik
pratik bir yol izlemek suretiyle hayatına bir düzen ve devam
Wık s�lamak için ikna yolunu seçer.
Hasiretine dayanarak hüküm veren halka (J,.-.J iJp.J
�� 4ıı�� �l:.ll) 14 hitap eden retorik sanatını kullanan bati
bin, dinleyicisini daha kolay ikna edebilmek için onun nasıl
bir psikolojik ve sosyal ortamda bulundu�u bilmesi gere
kir.
İbn Sina'nın siyasi görüşleri üzerine çalışanlar, toplum ve
siyaset konuları bakımından zengin bir içeriğe sahip olan fi
lozofun retarikle ilgili metinlerine hemen hiçbir şekilde baş
vurm amışlardır. ıs Temelde İbn Sina'nın, siyaset düşüncesi
açısından ihmal edilmemesi gereken bilgiler içeren retorik
metinlerine dayanarak kaleme aldığımız retoriğin siyasetteki
rolü konusunun bu konuda yapılacak çalışmalara yeni bir
boyut getireceği düşüncesindeyiz.
Yöntem
İbn Sina'nın retoriğe dair görüşlerini incelerken temel
olarak tasviri yöntemi takip ettik. Bunun yanında kavramla
rın öncelikli olarak İbn Sina'nın kendi metinlerindeki tanım
larına başvurulmuştur. Diğer yandan Farabi'nin metinleri ve
Retorih'in Arapça tercümesine başvurarak farklı kullanımları
ve bakış açılarını tespit etmek suretiyle konunun değişik bo
yutlarını ortaya koymaya çalıştık.
ı• İbn Sini, ei-Hatdbc, s. ıo.
ıs Bk., Galston, Miriam, "Realism andIdealismin Avicenna's Potirical
Philosophy", The Review of Politics, cilt: 41, sayı: 4 (1979); Charles E.
Butterworth, "'The Potirical Teaching of Avicenna", Topoi, 19 (ıooo)
vd.
Giriş 1 9
Siyasi ve sosyal gelişmelerden bağımsız düşünillerneye
cek olan klasik retori�in tarihi, bir mantık sanatı olarak ince
ledi�irniz İbn Sina'nın retarikle ilgili düşüncelerini daha iyi
anlamak bakımından önemlidir. Bu sebeple üç bölümde ele
aldı�ımız çalışmamızın ilk bölümünde klasik retori�in do�
şundan İbn Sina'ya kadar geçirdi� süreci özet mahiyetinde
vermeye çalıştık. Organon külliyatına dahil olan bir sanatın
ortaya çıkışından İslam filozoflarına ulaşana kadar geçirdi�
aşamaları ortaya koyması bakımından bu bölümün ayrı bir
yeri vardır.
İkinci ve incelemeiDizin temelini teşkil eden "Retorikte
Kullanılan İkna Yöntemleri" bölümü, teknik ve teknik ol
mayan ikna yöntemleri konusuna ayrılmıştır. Bu bölümde
retorik kıyasın temeli olan teknik ikna yöntemlerine, yani
entirnem ve örnekleme geçmeden önce teknik olmayan yön
temleri ele aldık. Daha sonra da çeşitleriyle birlikte entirnern
ve örnekiemi (paradeigma, analoji, temsil) incelerne konusu
yaptık.
Son bölümde retori�in geçerlili�e de�indikten sonra
retori� amacı olmayıp maddesini oluşturan ahlaki, siyasi
ve sosyal konularla bağlantılı olarak retori� yararı konusu
na yer verdik.
Literatür
Tezimizin başlıca kaynakları Şifa'nın Hatcibe kısmı ve ei
Hikmetü'I-'Aruziyye'nin retarikle ilgili bölümüdür. Retarikle
ilgili diğer temel eserler ise Aristoteles'in Retorik metni, bu
metnin Arapça tercümesi ve Farabi'nin retori�e dair metin
leridir. Bunun yanında ilgili yerlerde Eflatun'un ve İskende-
20 İbn Sina Felsefesinde Retorik
riye'deki Aristoteles şarihlerinin eserlerine de başvurulmuş
tur.
Aristoteles'in Retorik metninin Grekçesi için John H.
Freese'in tercüme ettiği ve Harvard Üniversitesi tarafından
Loeb Classical Library serisi içinde son baskısı 1959 yılında
yapılan metinden ve Chicago Üniversitesi'nin Perseus Proje
si'nden yararlanılmıştır.
Aristoteles'in Retorik adlı eseri için temel alınan batı dil
lerindeki iki eser, klasik retorik alanının önde gelen isimle
rinden George A. Kennedy'nin tercüme edip notlandırdığı
ve ikinci baskısı 2007 yılında yapılan Aristotle, On Rhetoric: a
theory of civic discourse (O:xford) ve Christof Rapp'ın 2002
tarihli iki ciltlik Aristoteles, Retorik adlı inceleme ve tercü
mesidir. Türkçede ise Mehmet Doğan'ın İngilizceden ter
cüme ettiği metin (Aristoteles, Retorik, İstanbul, 1995) kay
nak olarak alınmıştır.
Retorih'in Arapça tercümesinin iki farklı neşri bulunmak
tadır. İlki Abdurrahman Bedevi'nin yayınladığı el-Hatabe et
terceme el-'Arabiyye el-kadtme (1959) ve ikincisi Malcolm C.
Lyons'wı, biri lügatçe olmak üzere iki ciltlik Aristotle, Ars
Rhetorica: The Arabic Version (1982) adlı neşridir. İbn Sina
Retorik'in Arapça tercümesinin nüshalarında yanlışlıklar bu
lwıduğunu belirtmektedir: 1�.l.lP �� j e.J �t ıSJai' ("Ba
na göre nüshalarda hata vardır"). Metnin devamında ona
göre doğruswıwı nasıl olması gerektiğini belirtir ve sonra da
Ywıanca
metne
başvurulmasını
salık
verir
(�li,r.ll .)1 �Jt ı:ıt � �.J)· Bu bakımdan İbn Sina Arapçaya
16
s. Bı. Aristoteles, Rttorih, 1365 b 9'un tercüme
sinde asıl metinde olmayan ve sa�!Jn zayıflık için değil de zayıflığın
s� için olmasından dolayı hastalığın _zayıflıktan daha degerli ol
duguna dair açıklamalar bulunmaktadır. Ibn Sina ise zayıflığın hasta
lıga degil de ona sahip olana ııispet edilmesi gerektigini belimnelc.te
İbn Sina, ei-Hatdbc,
dir.
Giriş :u
aktarım sürecinde tercümede meydana gelen bazı yanlışları
düzeltme yoluna gitmiş ve daha güvenilir bir metin ortaya
çıkmasını sağlamıştır.
Retorik metninin tarihiyle alakah olarak Rudolf Kassel'in
Der Text der aristotelischen Rhetorik: Prolegomena zu einer kri
tischen Ausgabe (1971) ve Paul D. Brandes'in A History of
Aristotle's Rhetoric wiıh a bibliography of early printings (1989)
isimli eserlerine başvurulmuş tur.
Farabi'nin retoriğe
dair
iki meıni
bulunmaktadır. Gü
nümüzde sadece bir bölümünün Larineesi
bulunan "'Büyük
Beyrut, 1971) ilgili olarak
gerek Renate Würsch'ün gerekse Deborah L. Black'in çalış
malannda yer alan tercüm el erd en yararlanılmışnr. Memin
iki baskısı bulunmaktadır (Langhade ve Grignaschi, 1971;
M. Selim Sllim, 1976). Bunlardan Langhade ve Grignasc
hi'nin Latince Büyük Şerh'le birlikte neşrettiği metin kaynak
olarak alınmıştır. İbn Sina, Farabi'nin her iki memind en de
yararlanmıştır.
Şerh"le
(Langhade ve
Grignaschi,
Sina'nın müstakil olarak retorik konusunu ele aldığı
el-Hatdbe (eş-Şifa, el-Mantık, el-Hatabe, nşr. Muhammed
Selim S:ilim, Kahire, 1954) ve el-Hikmetü'l-'Artlziyye ev fi
me'ani Rtturikci adlı iki metni mevcuttur. İbn Sina'nın el
Hatdbe'si Farabi'nin Büyuk Şerh 'inden sonra retorik konusu
nun ayrınnlı olarak ele alındığı ikinci metin, günümüzdeki
mevcut haliyle ise tek metin olma özelliğine sahiptir. İbn
Sina'nın meıni hacim olarak Aristoteles'in meıninden daha
büyüktür.
İbn
el-Hikmetü'l-'Aruziyye'nin iki baskısı bulunmaktadır (Ki
tabü'l-Mecmu' ev el-Hikmetü'l-'Aruziyye, nşr. Muhsin Salih,
Beyrut, ıoo7/14ı8; Kitdbu'l-mecmü' ev el-Hikmetü'l-'Aruziyye
fi me'ani Ritürfha, nşr. Muhammed Selim Salim, Kahi re,
22 İbn SinA Felsefesinde Retorik
1954). Çalışmamızda bu iki metinden çoğunlukla Selim
SMim'in neşrini esas aldık.
İbn Sina'nın retorik metinlerinde kullandı�ı kavramsal
yapının en büyük dayan$ Farabi'nin metinleri ve Retorih'in
Arapça tercümesidir. Dolayısıyla biz de çalışmamızdaki kav
ramsal çözümlemeler için bu iki kaynağı daha sık kullandık.
Kitabımızda başvurdu�uz bu temel kaynaklann ya
nında yararlandı�ız başlıca ikincil kaynaklar Renate
Würsch'ün Avicennas Bearbeitung der aristotelischen Rhetorih:
ein Beitrag zum Fortleben antihen Bildungsgutes in der islamisc
hen Welt (Berlin, 1991) ve Deborah L. Black'in Logic and
Aristotle's "Rhetoric" and "Poetics" in Medieval Arabic Philo
sophy (Leiden, 1990) isimli çalışmalarıdır. Würsch eserinde
İbn Sina'yı merkeze almakla birlikte Farabi'nin görüşlerine
de yo� olarak yer vermektedir. Black ise eserinde temel
olarak retorikle beraber şiire neden mantık sanatları arasında
yer verildi�i sorusuna cevap aramaktadır.
Başta Aristoteles, Farabi ve İbn Sina'nın olmak üzere
klasik dönemin ilerişim teorisine dair temel metinlerinden
yola çıkarak yaptı� bu incelemenin, son yıllarda ülke
mizde artmaya başlayan İbn Sina çalışmalarına yeni bir katkı
sa�layaca�ı ümit ediyoruz.
1. ANTİK YUNAN'DAN
İBN SiNA'YA RETORİGİN
SERÜVENi
1.1.
ARiSTOTELES'TEN ÖNCE VE
ARiSTOTELES FELSEFESiNDE RETORİK
Eserleriyle düşünce tarihinde gözden kaçınlamayacak bir
yer edinen İbn Sini'nın retorik anlayışının daha iyi anlaşıla
bilmesi için klasik retoriğin gelişim seyri, özellikle etkilendi
ği
kaynaklar ve etkisi bakımından öncesiyle birlikte Aristote
les'in (M.Ö.
384-322)
ve Grekçe felsefi birikimin İslam dün
yasına geçişinde başlıca duraklardan olan İskenderiye'de
h:ikim
olmuş olan retorik anlayışının bilinmesi gerekir. Bu
nun yanında
1037)
Retorih'in
İslam dünyasında İbn Sini'ya ( 980-
ulaşana kadar geçirdiği evreler; Retorik'in Arapça ter
cümesi ve Faribi'nin
( 870-950)
retoriğe dair düşüncelerini
ortaya koyduğu metinler çalışmamızın bu bölümü bakımın
darı önem arzeden diğer konulardır.
Muhatabı ikna etmede kullanılan görsel araçlardan zihin
sel ve duygusal araçlara kadar birçok iletişim yönteminin bu
lunduğu
günümüze
kıyasla bireyde ve toplumda kanaat oluş
turmak için en etkili yöntemin söz olduğu dönemler, güçlü
bir ikna kabiliyeri olanların bu özelliklerini kullanarak top-
24 İbn Sina Felsefesinde Retorik
lurnda yüksek mevkilere geldikleri dönemlerdi. Zihinsel ve
duygusal etkinin belli bir ifade kalıbına bürünerek muhatabı
ikna etme yönünde kullanılmasını amaçlayan retorik, klasik
Yunan'da fıkri faaliyederin tabiat üzerine yoğunlaşmasından
önce toplumu yönlendiren mitoslarla yüklü şiirin eski gücü
nü giderek kaybetmesiyle ilk başta daha çok düzyazı for
munda ortaya çıkmıştır. Siyasi ve adli kurumların oluşmasıy
la da sözlü ifadeye yönelik kaynaklar ve eğitim öğretim, gi
derek yaygınlaşmışnr.
1.1.1. Aristoteles'ten Önce Retorik
"Retorik öğrenmeyen, onun kurbanı olur." Antik Yu
nan'da bir kitabede yazan bu ifade1 7 o dönemde Ege'nin iki
yakasında ve Sicilya'daki toplumların retoriğe bakışına dair
güzel bir ipucu vermektedir.
Klasik kaynaklarda "retorik'' ( ti Plltopııcil, he retorike)
kelimesi ilk olarak Eflatun'un (M.Ö. 427-347) M.Ö. 385 yı
lında kaleme aldığı Gorgias (ropyiaç) adlı eserinde ve "reto
rik veya retorikçiyle ilgili" anlamlarına gelen "prıtopucoç''
( retarikos) 18 hali ise yine Eflatun'un Phaedrus isimli eserinde
yer almaktadır.19 Bu kelimelerin kaynaklandığı ifade ise
"pEro" (feo, "söylüyorum") sözüdür. 20 Eflatun'a sanatının
17 Katula, Richard A., "The Origins of Rhetoric: Litc:racy and Democ
18
19
20
racy in Ancient Grecce", A Synoptic History Of Gassical Rhctoric içinde,
cd. Murphy, James Jerome, New Jersey, 2003, s. 3·
Eflatun, Gorgıas, 449 d. ı'ıtıtopııc6ç (retorikos): ı. Konllljma sananyla
ilgili, konu�ma sanan. 2. Kon�macıyla ilgili, kon�ma sanan öğren
cisi, konuşma sanatçısı, bir kon�macı gibi, bk. Gemoll, W.; Vrets
ka, K., Gemoll, Griı:chisch-dcutsches Schul. Und Handworterbuch, Bonn,
2oo6, s. 710. (Bnndan sonra bu kaynak "Gemoll" olarak geçecektir).
Eflatun, Phaedrus, 26oc, 266d, 272d.
Retori�e dair bazı çalışmalarda Grekçe: kelimeler, vurgu kaldırılarak
veya vurgu yanlış yere konara!c ifade edilmekte., bu ise: anlamın de
ğişmesine sebep olmaktadır. Omeğin Çi�dem Düri.işken'in Roma'da
Antik Yunan'dan İbn Sina'ya Retoriğin Serüveni Z5
ismi sorulunca o da "ıl prıtopııdt ttxvrı" (retorik sanatı) şek
linde cevap verir. 2 1 Burada geçen "retorike" kelimesi isim
sıfat halinde ve tekildir. Bununla birlikte "retor" (pİJtrop,
konuşmacı) kelimesi M.Ö. S· yüzyıldan itibaren mecliste ve
ya mahkeme salonlarında konuşma yapanlar için kullanıla
gelmekteydi. Muhtemelen Eflatun "retorik" kavramını bura
dan türetmiştir. 22 Önceleri sadece halk önünde konuşma ya
panlar için kullanılan "retor" kelimesi klasik Yunan döne
minden sonra bir sanat kavramı olarak "güzel konuşma sana
n ö&-ericisi" anlamına gelecek şekilde de kullanılmaya baş
lamıştır.23 Antik Yunan'da retoriğe dair ilk defa ö&-etim
amaçlı sistemli eserler ortaya koyan ve retoriğin kunıcııları
olduğu kabııl edilen Koraks24 ve Tsias'a25 (M.Ö. 467) dair
Retorik Egitimi adlı çalışmasında kelime Latin harfleriyle yazılınış ve
vurgu işareti konmamışnr (Bk., Antik Çagda Dagan Bir Egitim Sl�temi
Rhetorica. Roma'da Rhetorica Egitimi, İstanbul, 1995, s. ı). Engin Delice
ise kelimeyi Grek harfleriyle yazmakla birlikte kelimenin vurguswm
belirnnemektedir (Bk., Aristatdes Felsefesinde Iasımsal Ianıt ve Diyalek
tik Rişkisi, basılmamış doktora tezi, Ankara, 1007, s. 153). Ancak ke
lime vurgusuz olarak yazıldığında "'söylüyorum" (p&O, reo) anla
mında mı yoksa "akmak" veya "kanamak" (ptro, reo) anlamında mı
kullanıldıgı belli olmamaktadır.
21 Eflitun., Gorgias, 449 a. Ancak Eflirun'un idealar ögı-etisine karşı çı
kan ve bilginin� olmayıp açık olduAunu savunan Aristoteles (ni
tekim daha sonra lbn Sini da idealar fikrine karşı çıkacaktır, bk., lbn
Sina, Metafizik, cilt I. İstanbul 1004, prg. 449), özellikle Gorgias ve
Phaedrus adlı eserlerinde yer alan ve daha çok belirli kişiler arasında
geçen konuşmaları cedel yöntemi olarak tanımlamakta ve bu yolla
gerçeAe ulaşıldıgı iddiasını eleştirmektedir. Zira cedel d<>Aruya götü
ren bir araç olarak değil ancak bir karşı çıkma yöntemi olarak kulla
nılabilir.
22 Bk., Williams, age., s. ıo.
23 Pilz, W., Der Rheıor im aıtisehen Sıaaı, Leipzig, 1934, s. 7-28; Kenne
dy, George Alexander, A New History of Classical Rhetoric, Princeton,
1994. s. 3·
24
Klasik felsefeye dair yetkinli�yle tanınan Heidegger, sesinin kötü
olması (veya kendini ifade etme hususunda konuşmaya fazla agırlık
vermesi) dolayısıyla Yunanlıların retori� kurucusuna "koraks" yani
"karga" demelerinin muhtemelen bir rastlann olm adıgt nı belirtir,
:ı6 İbn Sina Felsefesinde Retorik
ilk
bilgiler Efianın ve Aristoteles'in eserlerinde yer
dır. 26
almakta
Koraks ve Tsias27 arasında hoca-talebe ilişkisi bulun
du�dan Efianın ve Aristoteles gibi filowfiar bu ikisini re
2
torik tarihinde ilk ö�etmenler olarak görmektedir. 8
l.t.t.t. Retoripn Ortaya Çıkışı
Klasik
retori�e
dair
çalışmalarıyla
tanınan
George
Alexander Kennedy son çalışmalarından olan ve klasik reto
rik tarihinin temel kaynakları arasında yer alanA
of Classical Rhetoric
b�ta gelen aktarım
adlı eserinde,
Antik
New History
kültürün
Yunan'da
biçimi olması dolayısıyla retori� tari
hinin her bakımdan o dönemin bir kültür tarihi olarak görü
lebilece�
belirtir. 29
Kennedy, "A Hoot in the Dark: 11ıe Evolution of General Rheto
ric", Philosophy and Rhetoric, 15.1 : ııı, Pennsylvania, 1991, s. 5·
25 Çdgin, age., s. 155.
26 Aristoteles, Retorik, 1401 a 17.
27 Hinks, D.A.G., Wfisias and Corax and the Invention of Rhetoric",
The Classical Quarterly, 30 : ı/ı (Ocak- Nisan, 1940), s. 6ı.
28 Kennedy, A New History of Classical Rhetoric, s . 34· Bir rivayere göre
Tisias, Koraks'ın talebesidir. Koraks'tan retorik etirimi alır; ancak
al� eAitimin kaqıh� olarak ücretini ödemez, Koraks da onu
mahkemeye verir. Tisias, mahkemede eıer davayı kazarursa davayı
kazanmi§ oldtJtundan dolayı para vermeyece�, yok eter kaybe
derse aldı� retorik etirimi bir işe yaramadı� para vermesinin
hiç de adil olmay� söyler. Koraks da bu savı döndürerek kaqı
hk verir. Mahkeme de her ikisine nüktcli bir cevap verir: "Kötü kar
ganın (Koraks) kötü yumurtası!", Kennedy, A New History of Oassical
Rhetoric, s. 34· Bu rivayet İbrahim Emirotlu'nun kitabında Protago
ras'la (M.Ö. 481-411) Eulathus arasında geçen bir dilem ömeAi ola
rak alınmaktadır. Bk., Ana Konulanyla Klasik Mantık, İstanbul, 1999, s.
ıoı-ıo3. Diger yandan "Koraks" kelimesinin Tisias için kullanılan
bir lakap da olabileceAi nakledilmektedir, bk. Kennedy, A New Histo
29
ry of Oassical Rhetoric
,
s.
ı88.
Kennedy, George Alexander, A New History of Classical Rhetoric, s. XI.
Aynca klasik dönemde retorik ve kültürel etkileşim konusuyla
Antik Yunan'dan İbn Sina'ya Retoriğin Serüveni 2.7
Antik
Yunan toplwnunda değişen ekonomik, sosyal ve
siyasi şartlar toplwnun alt kesimini oluşttıran ve geçimini
beden gücüyle sağlayanların daha fazla refah ve daha fazla
siyasi hayata katılım taleplerinin canlanmasına yol açmış ve
M.Ö.
yedinci yüzyıldan itibaren demokratik yönetim tarzı
Atina'da yerleşmeye başlamıştır. 30 Demokratik sistemde or
tak yaşam alanlarında tutunabilmek ve hukuk ve siyasette
öne çıkabilmek için güçlü bir konuşma yeteneğine ihtiyaç
duyulmaktaydı.
Retoriğin Antik Yunan'daki gelişimini etkileyen önemli
bir unsur olan yargı sistemi, kendinden önceki retorik gele
neğine değinirken Aristoteles'in
de ele aldığı bir konudur. O
dönemde uygulanan yargı sistemi, davalarda tarafların bir
başkası tarafından temsil edilmesini yasaklamı.ş ve her
raf
iki
ta
da iddia ve savunmalarını kendileri yapmak wrunda
kalmı.şnr. 3 1 Bu durwn da suçun veya suçsuzluğun ispatı için
güçlü bir ifade kabiliyeri gerekli olmuşnır. 32 Dolayısıyla
Aristatdes genel felsefe sistemi içerisinde değerlendirip kıya
sı retorikte uygulayana kadar geçen dönemde retorik tören
sel ve politik olana kıyasla daha çok adli söylev türüyle öne
çıkmıştır. 33
M.Ö. 5· yy.ın
ortalarından itibaren ise insanların ihtiyaç
duyduğu retorik eğitimini sağlamak için Sicilya, Yunanistan
ve Küçük Asya'da retorik okulları ortaya çıkmaya başlamış
�lannlı olarak bk., Habinek, Thomas N., Andent Rhttoric And Ora
tory, Oxford, :ıoos, s. 6o-78.
30 Kanıla, Agm., s. 4- 7 .
3 1 Çelgin, age., s. ıs6-ıs732 Williams, age., s. ı8-ı9.
33 Kennedy, A New History of Classical Rhttork, s. 4·
z8 İbn Sina Felsefesinde Retorik
ve bu okullar yaygın olarak özellikle adli hitabete yönelik
eğitim vermişlerdir. 34
1.1.1.2.
Sofistlerde Retorik
İnsanları yönlendirme hususunda sözün gücüne başvu
ran ve dil ile düşünceyi özdeşleştirerek dili mantığın yerine
geçiren Sofistler, 35 retoriği bir anlamda insanlan yanıltınak
için kullanmışlardır. Eflatun'un eserlerinde çokça konu edi
nilen "İlk Sofistler"36 şehirden şehire yolculuk yaparak daha
çok gençlere retorik hakkında dersler veriyorlardı. Bu yön
deki çabalanyla M.Ö. beşinci yüzyılın ortalarından başlaya
rak yaklaşık altmış yıl boyunca Antik Yunan şehir devletleri
nin merkezi olan Atina'da etkin bir şekilde varlıklarını sür
dürmüşlerdir. 37
Sözlü kültürden yazılı kültüre geçişin bir sonucu olarak
retorik de sistemli hale gelmiş38 ve bu değişim retoriğin tari
hinde köklü yeniliklere yol açmıştır. 39
Retorik bilincin gelişip bir disiplin haline geldiği M.Ö.
5· veya 4· yy.dan itibaren Sofistler etkili olmaya başlamış ve
bu akım başta Gorgias (M.Ö. 485-380), Alkidamas (M.Ö.
34
Aristode, On Rheto ric , tercüme ve nodar: Kennedy, s. 33; Dürüşken,
age.,
s. 8.
35 Dunısoy, Ali, "Mannk ve Mannk Tarihi Üzerine Bir DeAttlendir
me", l.slami Himler Dergisi, Cilt: s, Yıl: s, Sayı: :ı, 2010, s. n.
36 Tarihte iki döneme ayrılan Sofist hareketinin ikincisi, M.S. ikinci
yüzyıldan bqinci yüzyıla kadar geçen mudak Roma iktidannın hü
küm sürd� bir dönemde ve sadece Atina çevresinde değil, Akde
niz'in d�da da etkili olmuştur. James J. Murphy, "The End of
the Ancient World: The Second Sophistic and Saint Augustine", A
Synoptic History of Rheıoric içinde, s. 230.
l7
Kennedy, age., s. 21.
38
Williams, age., s. z.
39 Schiappa, E., The Beginnings oJ Rhetorical Theory in Classical Greece,
New Haven, 1999.
Antik Yunan'dan İbn Sina'ya Retoriğin Serüveni 29
400-320) ve çağdaşı İsokrates (M.Ö. 436-338) tarafından
temsil edilmiştir. 40
Beşinci yüzyılda önceleri daha çok pratik nedenlerle or
taya çıkan yazılı kültür giderek her alanda kendini göstermiş
ve hatipler de söylevlerini yazılı olarak sunmaya başlamışlar
dır. Bu durumu eleştiren Sofist Alkidamas 'Metinleri Yazan
lara Karşı' (m:pi trov ypô.n9ouç A.Oyouç ypô.qx>V6oov, Peri Ton
Graprus Logôs Grafonton) adh bir çalışma kaleme almış,
Eflatun da Phaedrus adh eserinde Sokrates'in ( M. Ö. 450386) dilinden, yazmanın hafı.zaya zararlı olduğunu ve met
nin kendisine yöneltilen soruları cevaplamada yetersiz kala
cağını belirtmiştir.�1 Buna karşın Aristoteles düşüncelerini
daha çok uzun açıklamaların yer aldığı yazılı metinlere da
yandırmış ve derslerde ortaya koyduğu fakirler öğrencileri
tarafından yazıya geçirilmiştir. Böylece bu metinler üzerinde
daha sonra düzeltmeler, ekleme ve çıkarmalar yapılabilmiş
tir. Muhtemelen Retorik'te kullandığı 'mevzu' (topic) kavra
mı da bu yazma eylemine dayanmaktadır.�2 Yazun kültürü
nün yaygınlaşmasıyla seslendirilen düşünceler yazıya da dö
külerek daha verimli fikri ürünlerin ortaya çıkmasının yolu
açılmıştır.
Retorik'ten önce güzel konuşmayı ifade etmek için "tech
ne logon" (texvıı A.(ryov, konuşma sanatı) tabiri kullanılıyor
du. Ancak "logos" (A.Oyoç) ifadesi Yunancada 'söylemek',
'kelime', 'cümle' veya 'yazılı veya sözlü bir çalışmanın bir bö40
�ı
n
tre. R ob in Waterfield, Oxford, zoo3, s. 108-109
(notlar); Kennedy, A New History of Classical Rheıoric, s. 17-z1.
Kennedy, age., s. z7.
Yunancada 'topos', kelime olarak 'yer' anlamına gelir ve mannkta
kullaruldı81 anlamda "bir düşüncenin, bir delilin veya bir ifade şekli
nin bir metinden alındı81 yer" karşılıgını almaktadır. Cole, Thomas
A., The Origins of Rhetoric in Ancienı Greece, John Hopkins University
Press, Baltimore, 1991, s. 88-89 .
Etıarun, Phaedrus,
30 İbn Sina
Felsefesinde Retorik
tümü' ve "düşünmek" gibi anlamları da içerdi�inden retarik
ten farklı bir anlam içeri�e sahiptir. 43
Sofistlerin önde gelenlerinden Gorgias, Yunan trajedi ve
şiirinden birçok özellik alarak konuşmalarında kullanmıştır.
Eflatun'un, adıyla kitap yazdı� Gorgias'ın retorikteki en
önemli özelli�i
belirli
konuşma kalıplarını kullanmış olması
dır. Bu kalıplar arasında birbirine eşit cümleler, birbiriyle çe
lişen düşüncelerin birlikte sunumu, birbiri ardına gelen cüm
lelerin karşılıklı düzenlenmesi ve kafiye bulunmaktadır. 44
Meşhur sofistlerden Gorgias'ın öwencisi ve İsokrates'in
rakibi, felsefeyi kanunlara bir engel olarak gören ve klasik
dönem retori�de yazım tarzına yapn� katkıyla tanınan
Alkidamas, 45 Aristoteles tarafından tarzının duygusuz ve me
taforu kull an ışının ise yersiz olduğu ithamıyla karşı karşıya
kalmıştır. 46
Yukarıda bahsi geçen retorik okullarına ondört yaşından
itibaren gitmeye başlayan bir öğrenciye Sofistler gramer ve
atletizm gibi derslerin yanında nasıl iyi bir hatip olunacağı
eğitimini de vererek
kişinin
toplum hayannda
iyi
bir yere
gelmesini ve iyi bir yurttaş olmasını sa�amaya çalışnklarını
iddia etmişler ve faaliyetlerini bu yolla savunmuşlardır.
Bu dersler için gerekli olan teknik
techne) yer aldı� kitapçıklar kaleme
43
kuralların ( tExvlı,
almak suretiyle, ücretli
Kennedy, A New History of Qassical Rhetoric, s. u-ız. 'Logos'la
bağlann.Jı olarak Sofistler topbunda başanlı olmak isteyenlere ko
nuşma �rimi veriyorlardı. Ancak bu eylemi retorik de� de felsefe
� olarak kabul ediyorlardı. Bk., Kennedy, age. , s. 43·
44 Matsen, Patricia M., Readings from Oassical Rhetoric, s. 3Z
45 Hill, Forbes 1., "Aristotle's Rhetorical Theory. With a Synopsis of
Aristotle's Rhetoric", A Synopıic History of Rhetoric içinde, s. u6.
46 Aristoteles, Reıorik, 1406 a 4·
Antik Yunan'dan İbn Sina'ya Retoriğin Serüveni 3 1
hocalar eşliğinde47 sadece erkek çocukların katıldığı dersler,
bu kitapçıklardan takip ediliyordu. Bunlardan hiçbiri günü
müze ulaşmamıştır ancak gerek Eflatun'wı Phaedrus adlı ese
rinden (266 d 5-267 d) gerekse dördüncü yüzyılın son dö
nemlerinde kaleme alınmış olan Rhetorica ad Alexandrum adlı
eserden bu el kitaplarının içeriğine dair genel bilgiler edin
mek mümkün olabilmiştir. 48
Bu kitapçıklar retoriğe dair bir teori ortaya koymak
amacıyla değil de daha çok retorik eğitimine yönelik olarak
pratik sebeplerle yazıldılar. Birçok teknik kural içeren retorik
eğitimi için böyle rehber kitapların kaleme alınması bir zo
rwıluluk olarak görülüyordu. 49
Eflatun'wı rakibi olan Sofist İsokrates, bilginin imkanı
hususwıda olumsuz görüşlere sahip Empedokles (M.Ö. 492432}, Parmenides (M.Ö. 510-450) ve Gorgias (M.Ö. 485380) gibi presokrarik fılozoflara retarikle karşı durmuş ve
gençleri felsefenin kurnazlıklarına karşı uyarmıştır. Eflatun
da İsokrates ve okulwıu eleştirmiş ve ortaya koyduğu retorik
anlayışını benimsemediğini belirtmiştir. 50 Ancak Aristoteles
hem mümkün ve kesin bilgiyi belli bir sistem içerisinde ele
47 Aristoteles, Sophistici Elenchi, 1 84 a 3-5.
48 Mücllifi belli o�ayan ve yanlışlıkla Aristoteles'e atfedilen ancak da
ha sonra Büyük ıskender'in diAer bir hocası olan Anaximenes'e {yak
laşık olarak M.Ö. 380-310) ait old� anlaşılmış olan bu eser Aristo
retes öncesi Sofist ge.lenek çizgisinde kaleme alırunış bir el kitabı
özelli� arzetınektedir. Esere "Islıender'e Retorih" şeklindeki isim ise
muhtemelen onun otoritesinden faydalanmak maksadıyla daha son
radan verilmiştir. Chiron, P., "The Rhetoric to Alexander", A Com
panion to Greeh Rhetoric içinde, ed. lan Worthington, Blackwell, ıoo7,
s. ıo3; Matsen , Readings from Oassical Rhetoric, s. 96; Heidc:gger, M.,
Grundbegri.ffe der aristotelischen Philosophie, Frankfurt an Main, 1001, s .
30-31, 1 15-116.
49 Fuhrmann, M., Das systemarische Lehrbuch, Göttingen, 196o, s. u vd.
5° Kennedy, A New History of Classical Rhetoric, s. 47.
3:ı İbn Sina Felsefesinde Retorik
almış hem de retoriği bu sistem içerisinde değerlendirerek
yeni bir boyuta taşımıştır.
Efianın'dan önce "yazmak", konuşmanın yerine kulla
nılmaktan ziyade ona yardımcı bir eylem olarak kabul edilir
di. Efianın'dan sonra "konuşmak" ve "yazmak" birlikte kul
lanılmaya başlamıştır. Antik Yunan'da birçok siyaset adamı
na retorik eğitimi veren İsokrates, çok istemesine rağmen
sesinin kötü olması dolayısıyla iyi bir hatip olamamıştı. Bu
na rağmen retorikten kopmamış, mahkemelerde kendi sa
vunm asını yapamayanlar için savunmalar yazmış (logograf)
ve bir okul açıp bu okulda dönemin en iyi hatiplerini yetişti
rerek retorik tarihinde daha çok hocalık tarafıyla öne çıkmış
tır.
İsokrates bitaberin tamamen yazı merkezli olması gerek
tiğini savunuyordu . Buna karşın rakibi Alkidamas ise ko
nuşmanın metin üzerinden yapılmasına karşı çıkıyor ve ta
mamen irticalen olması gerektiğini savunuyordu. Bu bağ
lamda "Metin Yazariarına Karşı" adlı eseri İsokrates'e muha
lefet konusunda ittifak ettiği Efianın'un Phaedrus adlı eseriy
le benzer bir içeriğe sahiptir. 5 1
1.1.1.3.
Eflatun'da Retorik
Eserlerini iki kişi arasında karşılıklı soru ve cevaplarla
ilerleyen diyaloglar şeklinde kaleme alan Efianın, Gorgias ve
Phaedrus adlı eserlerinde52 retoriğe karşı çoğunİukla eleştirel
51
Gutbrie, W.K.C., A History of Greek Philosophy, cilt: 4, Cambridge,
ı975, s. sB-59.
52 Sadece belirli �iler aras ında geçen ve muhatabın tezlerine sürekli
karşı çıkılarak ilerledigi için cedeli olarak deAerlendirilebilecek bu di
yaloglar (bk., Etlatun, Phaedrus, ı66 b-c) Aristoteles'in yaklaş ımına
göre retorik eserleri degildir (Aristoteles, Retorik, 1 356 b 33-38 ) .
Diger yandan Farabi, fclsefecilerin (mütefelsiffın) kadim dönemde
zaman olarak önce retoriksel bir düşünüşc sahip olduklanm, diyalek-
Antik Yunan'dan İbn Sina'ya Retoriğin Serüveni 33
ve olumsuz bir yakl:l§ım i çerisi nde olmuşnır. Ancak onun
tavır aldığı retorik, Sofisderin gerçeği çarpıtmak ve ge nçle ri
yanıltınalt için kullandığı retorik ol s a ge rektir . 53
Eflatun retoriği ister yargıçları isterse meclis üyelerini ol
sun "herhangi bir topluluğu ikna etme gücü" olarak tarif
etmektedir:
"Onun ( retorik) mahkemede jüri üyelerini, konseyde kon
sey üyelerini, mecliste meclis üyelerini ve hangi politik top
lantı olursa olsun, her toplantıda konuşarak. ikna etme gü
cüdür. Bu güçle doktoru, antrenörü kendine köle yaparsın
ve para kazanan kişi kendisi için de�l de başkası için, bu
konuşma gücüne sahip olan ve kalabalıkları ikna eden senin
i çi n para kazanır." 54
Eflatun sekiz bölüme ayırdığı sanadardan sofistik ve re
toriği, tıpkı nefis terbiyesine nazaran, birinin gerçek yüzünü
saklamak için makyaj yapmasında oldu� gibi, "sahte" sanat,
hatta "dalkavukluk" olarak nitelendirmektedir. 55
tik ve sofistik düşünüş aşamasına daha sonra geçtiklerini belirtir. Bu
yöntemler apodeiktik (burharu) tarz.ı. kullanan Eflanın'a kadar de
vam etıniştir. Efianın burhan metodunu (et-tariku'l-bu.rhiniyyetü)
cedel, safsata, rerorik ve şürden ayımuş olsa da bunlann birer mantık
sanatı olarak külli kanunlannı ortaya koyamamışm. Bunu daha son
ra
Burhan
adlı kitabında yapacak olan Arisroteles'tir. Bk., Fidbi.,
Kttabu1-hatdbe, ıs4 B-ıss A.
53 Eflanın, Gorgias, 460-461.
age. , 45ı e 453 a: "ıo ırdOmv fyray' otôv ı' Elvaı ıolç A.Oyoıç
ıc:ai tv Öucacrt11 plcp öııc:acniıç ıc:ai iv IJouA.E\m'ıplcp jJouA.t:uıiıç ıc:ai &v
tıoci.rıcrll;ı tıc:drımacniıç ıc:ai &v liUcp erollllyep ıravıi, 6cnıç liv mA.ınıc:Oç
m}Uoyoç yiyvrııaı. Kai ıoı tv taUtn ıfi öuvcl�t oouAo\' � � ıôv
iaıj)Ov, oouAı>v � ıOv ımıöotp�rıv· 6 öt :xsnuı.aıum'ıı; oUıoı; lillcp
avacpavfıCJEtat XPTIJ1U'tU;6j.tBVOı; ıc:ai oUx aUıciı, cWJı ao\ tciı ÖuvaJ1Evcp
AiyEtv ICQ\ ır&iO&tv M ırl.i)9Tı."
ss
Eflanın, age., 463 a vd.
54 Eflanın,
-
34 İbn Sina Felsefesinde Retorik
Gorgias'ta retori�e tek yönlü bir saldırı üslubu takip
edilmekte, savunmadan çok iddialara56 yer verilmekte ve kar
şılıklı olarak deliller ortaya konup bir sonuca varmaktan ka
çınılmaktadır. 5 7 Sokrates'in ağzıyla retori�i anlamsızlaştıran
uygulamalar eleştirilerek diyalektik yöntem tercih edilmek
tedir. 58
Sofistlerin sahtellilıklanyla toplumu yozlaştırmada en
büyük araçlan olan retori� sahtekarlık ve adaletsizlik �
runa kullanılmaması gerekti�i savunan Eflatun, 59 hatiple
rin adaletin karşısında de@ de yanında yer almalarının daha
do� olac�ı belirtir. Ona göre sofist Gorgias sahte ka
nunu, retorikçi İsokrates ise sahte adaleti temsil etmektedir.
Adaletin Sofistlerin elinde bu içlcr acısı durumu karşısında
zalim olmaktansa adaletsizli� altında acı çekmeyi ye�lemek
gerekir.
Eflatun retori�i adaletin karşısında bir sahtekirlık olarak
görse de (Gorgias, 463 a-b) daha sonra bu bakışını de�ştir
miş ve Phaedrus'ta gerçe�in bilgisine dayanan ve dinleyicinin
ruh halini dikkate alan, felsefi olarak nitelendirebilece�iz
bir retorik anlayışı ortaya koymuştur. 60
Phaedrus'un sonunda ise İsokrates'in yetene�ni överek
onun asil bir tabiata ve felsefi bir kabiliyete sahip old�u
söylemektedir. Bununla birlikte halkın sadece gerçekle ikna
edildi� daha iyi bir retori� benimsernesi için ona ö�tler
vermekte ve ona "ilahi bir ilham" dilemektedir.61
56 Matsen, age . , 22.
5 7 Matsen, age. , :u.
58 Eflanın, Phaedrus, ı66 b-c.
59 Eflanın, Gorgias, 460 c .
60
61
Eflanın,
Phaedrus, ı66 d
sical Rhetoric,
s.
ı
8.
Eflanın, Phacdrus,
179 a-b.
-
ı67 d 9; Kennedy, A New History of Cias
Antik Yunan'dan İbn Sina'ya Retoriğin Serüveni 3 5
Sözlü bir bitaber gelene�ini sürdüren Sofistlere karşı
EtUnın'la başlayan yazılı bir retorik gelene� ortaya çıkmış
or. Retori�e karşı EfUnın'un bu olumsuz tutumu dikkate
alındı�ında ondan sonra gelen Aristoteles tamamen dışlayıcı
bir üslup benimsemekten ziyade retori�in yanlış ve eksik
bulduğu taraflarına vurgu yapmış ve retori� sistemleştirerek
yepyeni bir çerçeveye oturtm uştur. Teknik ve teknik olma
yan ikna yöntemleri ayrımı, kıyasın kull anılması, retori�in
topiklerle ba@antılı bir şekilde ele alınması gibi özgün katkı
lar sunması bakımından Aristoteles, felsefi retori� teoris
yeni olarak kabul edilmektedir.
1.1.2. Aristoteles'te Retorik
Klasik retoriği sistemleştiren ve özgün katkılarıyla etkile
ri günümüzde de canlı bir şekilde devam eden bir retorik an
layışı ortaya koyan Aristoteles'in retoriğe dair düşüncelerini
kendisinden önceki retoriğe bakışı, Retorih adlı eseri ve reto
riğe katkıları başlıklan altında ana hatlarıyla ele alacağız.
1.1.2.1.
Aristoteles'in
önceki
Retorik
Çalışmalanna
Bakışı
Meşşai felsefenin öncüsü ve mantık sanatının kurucusu
Aristoteles, retoriğe dair kendinden önce yazılan el kitapla
rını telif ettiği Synagoge Technon (cruvaymrıı -rqvov) adlı bir
eser kaleme almıştır. Bu telif eser günümüze ulaşmamakta
birlikte kaynaklarda bu eserden bahsedilmektedir.62 Ancak
elimizdeki mevcut eserleri, özellikle Sofistih Çürütmelere Dair
ve Retorih, fılowfun kendisinden önceki dönemin retoriğine
ilişkin görüşlerini ortaya koyması bakımından zengin bir içe
ri�e sahiptir.
62
Kennedy, age., s.
n.
36 İbn Sina Felsefesinde Retorik
Aristoteles de EfUnın gibi
din,
hukuk, devlet, ahlak vb .
değerlerin kurgusal ve görece bir gerçekliğe sahip olduğunu
ileri süren ve toplumda bir değerler karga§asına neden olan
Sofistlerin63 retori.k anlayışına eleştirel yaklaşmış, ancak. onun
gibi bütüncül olarak. reddedici bir tavırdan ziyade eleştir
mekle birlikte bu dönemin retoriğinden yararlanma yoluna
da gitmiştir. M
Sofistik Çürütmelere Dair
(llspi Trov toqıı<mKrov
FJ.i:yxwv, Peri ton Sofısti.kon elenchon) adlı eserinin sonunda
retoriğin tarihine değinirken kendisinden önceki retoriğin
serüvenine dair kısa bilgiler vermekte, retoriği ortaya koyan
ların bu yolda az bir mesafe katettiklerini belirtmekte ve
sonrasında
Tsias'ın
(Tsıaiaç,
Teisias)
geldiğini,
onu
Thrasymachus ( 9pacru�xoı;, Trasümahos ) ve daha sonra da
Theodorus'un (9s6ôwpoç, Teodoros) takip ettiğini bclirtmiş
6s
tir .
Aristoteles'in önceki retori.kçilere ilişkin eleştirileri, biri
retoriğin biçimsel yapısı ve sınırları, diğeri de yöntemle
ilgili
olmak. üzere ikiye ayrılmaktadır. Biçimle alakalı olarak. hati
bin görevi olmadığı halde Sofistlerin konuşma metinlerinin
giriş, gelişme ve sonuç şeklinde düzenlenmesini66 hatibin bir
göreviymiş gibi sunduklannı belirtir. Diğer yandan adli hi
tabetten bahsederken retori.kçilerin yargıcı yönlendirmek
maksadıyla temelde retori.k sananyla ilgisi olmayan hususla
rın yargılama sürecine dahil edilmesini (ör. mahkeme salon
larında dul kadınların ve çocukların ağlanlmasını) eleştirerek
adalete dayalı bir yargılamaya bu şekilde engel olunmaması
nı
ister . 67
63 Dunısoy, agm. , s.
M
u.
Aristot:elcs, Retorik, 14o:ı a
17.
65 Aristot:eles, Sophistid Elenchi, 183 b zS-34.
66 Hill, agm. , s. 1z3.
67 Aristot:eles, Reıorih, 1354 b 15-17.
Antik Yunan'dan İbn Sina'ya Retoriğin Serüveni 37
'Sofistik. Çürütmelere Dair'de ( 183 b-184 b) Aristoteles,
Gorgias gibi konuşmayı belli kurallar çerçevesinde değil de
daha çok örneklerle şekillendiren Sofistlerin konuşma ve ik
na68 yöntemi olan retoriği bir sanat (texvrı ) olarak ele alma
malarını eleştiriyor ve yapokiarı şeye sanat denilemeyeceğini
belirtiyor ve onları ayak acısından bahsedip de ayakkabı
yapmayı ö&-etmeyenlere benzetiyor. 69
Aristoteles retoriği bir sanat olarak tanımlamada başarılı
olduğu gibi Sokrates'in Gorgias'taki eleştirilerine de doyuru
cu cevaplar verebilmiştir. Ayrıca "öncekilerin" çokça önero
sediği "ifadedeki asil duygular" ve "parlak tarz"dan ziyade
mannğa dayalı delillendirınenin iknai konuşmada daha
önemli olduğunu gösterme hususunda da yetkin olduğu ge
nel bir kanaat halini alıruşnr. 70
1.1.2ı Aristoteles'in Retorik Adlı Eseri
Retorih, metin olarak farklı zamanlarda kaleme alınmış
olması ve yer yer tekrar eden birçok konuyu içermesi dolayı
sıyla "wr bir metin" olarak nitelendirilmektedir. 71 Retorih
genel olarak gerek yazım süreci gerekse içerik bakımından
ikiye ayrılmaktadır. Aristoteles, daha erken dönemde, M.Ö.
35o'li yıllarda Lise'de verdiği derslerden sonra halka açık ola
rak düzenlediği kurslarda öğrettiği cedel konularını işlemiş68
69
70
71
ıtianç (pistis) : ı. Sadık, güvenilirlik. dürüstlük ( Redlichkeit) ; inan
mak, birine veya bir şeye inanmak, güvenmek: a. itibar. b.
Saygınlık. ı. (Güven veren) emniyet, teminat, delil, ispat (Beweis) ,
garanti, kefalet, e l sı�ma, yemin, rehin almak, bir anlaşma veya itti
fakta karar kılmak. 3· ( İnanmaya d�er) İnanılırlık, güvenilirlik, gizli.
4· Pistis : Fides (sadikat ve yemin tannças ı); Fi des in tapı�. Bk.
Gemoll,
s.
'
647·
Aristoteles, Sophistid Elrnchi, ı84 a ı-bı; İbn Sini, Sofistih Deliller, prg.
ıoo; Kennedy, A New History of Classical Rhetoric, s. ı9, 34·
Kennedy, A New History of dassical Rheıoric, s. 57·
Kennedy, age. , s. 55; Hill, agm . , s. 6o.
3 8 İbn Sina Felsefesinde Retorik
tir. "İlk dönem" diye adlandırılan ve Retorih'in birinci kita
bının bqinci bölümünden on bqinci bölümüne kadar olan
bölümlerde ele alınan bu konular, Retorih'in özünü oluştur
muştur. Daha sonra M.Ö. 343 yılında Makedonya Kralı II.
Philip, oğlu İskender'in eğitimi için Aristoteles'i Makedon
ya'ya çağırmış ve bu büyük filozof da tarihi yönlendiren en
büyük liderlerden biri olacak olan küçük İskender'e edebi,
ahhik.i ve siyasi derslerin yanında retorik dersleri de vermiş
tir. Retorih'in yazım süreci bakımından ikinci dönem olarak
kabul edilen bu derslerden sonra Aristoteles'in Retorih'i tek
rar gözden geçirdiği düşünülmektedir. Kitap yaklaşık olarak
M.Ö. 335 yılında son şeklini almıştır. 72
Günümüze gelen Retorih mettıi, sonuncusu nispeten di
ğer iki kitaptan bağımsız bir içeriğe sahip olan üç ki
tap/bölüm ihtiva etmektedir. 73 Her kitap da kendi içinde alt
bölümlere ayrılmakta ancak bu son bölümlendirmenin Aris
toteles tarafından değil de onbqinci yüzyılda Trabzon'lu
George tarafından yapıldığı düşünülmektedir. 74
Aristoteles kaleme aldığı bu metni o dönemde "ttxvıl
P'ltopırit", (techne retorike, retorik sanan) başlığını taşıyan
ilk iki kısmı bir kitap ve "ıt&pi AtÇ&c.oç" (peri lekseos, söz ve-
72
73
74
Kennedy, age., s. 53; Vitanza, Writing Histories of Rhetoric, Southem
Illinois, 1994, s. ıo.
Diogenes Laertius, Aristoteles'in Retorih'inin ilk iki kitabını "Hitabet
Sanatı" diye bir kitap, son kitabı da ayrı bir kitap olarak vermekte
dir, bk. Diogenes Laertius, Onlü Filoz.ojlann Yaşamlan ve Ogretileri,
tre. Candan Şentuna, İstanbul, :ıoo7, 5/24. Nitekim İbn Stni'run ei
Htkmetü1-'Araziyye'deki retorite dair kısımlar ve Ebu'l-Berekit'ın el
Mu 'teber adlı eserindeki retorik metni sadece ilk iki kitapta yer alan
konulan içermektedir.
Kennedy, age. , s. 53·
Antik Yunan'dan İbn Sini'ya Retoriğin Serüveni 39
ya biçem üzerine) başlığıyla tanınan üçüncü kısmı ise ayrı
bir kitap şeklinde tasarlamıştı. 75
Bu iki kitabı (ilk iki bölüm ve son bölümü) kimin birleş
tirdigi kesin olarak bilinmemekle birlikte M.S. ı. yy.ın ikinci
yarısında Corpus Aristotelicum'u konularına göre tasnif eden
Andronikos'un (yaklaşık olarak M.S. ı . yy. ın ikinci yarısı)
diğer kitapla beraber bu kitabı aynı başlık altında bir araya
getirmiş olabileceği düşünülmektedir. 76
Retorik'in ilk kitabı bir mantık sanatı olarak retoriğin ta
nımıyla başlamaktadır. Bu bölümde Aristoteles'in bilgi sis
temleri arasında retoriğin yeri belirlenmekte ve retoriğin te
orik alt yapısı ortaya konulmaktadır. Daha sonra retoriğin
temelini oluşturan ve teknik ikna yöntemleri olarak kabul
edilen entimem (tvOUıırıııa, entümema) 77 ve örneklemin
(napaösıyııa, paradeigma) 78 yanında birinci kitabının beşinci
bölümünden on beşinci bölümüne kadar olan kısımlarda re
toriğin politik, adli ve törensel çeşitleri için teorik dayanak
olan ve siyaset ve ahlaka dair 'özel' öneerneler anlamına ge
len "iöıa" (idia) kavramı ele alınmaktadır.
İkinci kitap ağırlıklı olarak iknada kullanılan etik ve psi
kolojik deliller konusuna, insanların hoşlanıp çekindikleri
75 Fom:nbaugh, W. W., Aristotle's Practical Side: On His Psychology, Ethics,
Politics and Rlıetoric, Leiden, 2006, s. 383.
76 Fortenbaugh, age. , s. 387.
77
&vW ıırıııa (enthumema) : Bir düşüncede 'buluş'; 'alet', 'oyun'; 'tak
tik, manevra'. 'Ev&6J.1Eoııaı (enthumeomai) : 'akılda tutmak', 'dü
şünüp raşınma.k, zihninde tartm ak'; 'cesaretlenmek', 'etk.ilenmek',
'çıkamnak', 'sonlandımıak', Liddell and Scott, age. , 1974.
78 napclösıyııa (paradeigma) : 'örnek', 'model' , 'plan' ; 'ems al', 'geçmiş
örnek', 'mis al'; epi paradeigmaros : bir 'örnek', 'uyan', 'ders', 'örnek
ile karutlama'; bundan dolayı napclösıyııatü;ro (paradeigmatizo) :
'ömegini yapmak', 'göstermek', 'aynısını koymak', Liddell and Scott,
age., 1974.
40 İbn Sina Felsefesinde Retorik
durumlara yoğunlaşmaktadır. Bu bölümün diğer konuları
ise emirnemdeki ortak noktalar ve sahte entimemlerdir.
Retorih'in son kitabı iki bölüme ayrılmaktadır . Oniki
kısma ayrılan birinci bölümde biçem konusu işlenmekte ve
içerik olarak düzyazı dilinin özelliklerinden ve bu yazı tar
zında karşılaşılan dört hatadan bahsedilmektedir. Ayrıca
benzenne, dilin doğru kullanımı , biçemin etkirıliği, uygun
luk, düzyazıda ritim, periyodik biçem, deyişler, eğretileme
ve retoriğin her bir türüne mahsus hiçemler bu bölümün
temel konuları arasında yer alır.
Biçerne ayrılan son kitabın ikinci bölümü, bir metnin gi
riş, aniatı ve sonuç ( epilog) şeklinde nasıl düzenleneceği mc
selesinin yanında önyargılar, kanıtlar, sorgulama ve alay ko
nularına ayrılmıştır. Ayrıca bu bölüm, retoriğin poetikayla
olan ortak yönlerinin en güçlü bir şekilde görüldüğü bölüm
dür.
Aristatdes üçüncü kitabın ilk bölümünde retoriğe dör
düncü bir kitap eklenmesi gerektiğini söylüyor ve bunun da
"sunum" (\m6Kpunç, hüpokrisis, �r-JI, delivery) olacağını
ifade ediyor. Ancak günümüze ne böyle bir eser ne de bu
eserin yazıldığına dair bir bilgi ulaşmamıştır.
1.1.2.3. Aristoteles'in Retori�e Katkılan
Retoriği bir meslek olarak icra edenlerin başarıyı olmaz
sa olmaz bir amaç olarak görmelerine karşın Aristoteles bu
sanatı, daktorun hastayı sağlığına kavuşturması garanti ol
masa da bu yönde her türlü imkanı kullanması gibi, "her du
rumda mümkün olabilecek ikna yöntemlerini araştırıp ortaya
çıkaran bir yetenek'' veya "herhangi bir durum da mevcut
olan ikna araçlarını fark ettne yetisi" olarak değerlendirmek-
Antik Yunan'dan İbn Sina'ya Retoriğin Serüveni 41
tedir. 79 Retorikçiyi ise 'ikna eden kişi' olarak tanımlar ( To
pikler, 149 b 25). Bu bağlamda hatip sahip olduğu bilgi ve
beceri sayesinde muhatabın dünyasında onun ikna olması
için mümkün dinamikleri harekete geçiren bir özelliğe sahip
olmaktadır. 80
Retorik Aristoteles'in mannk kililiyan olan Organon'a
sonradan dihil edilmiştir. Filowfun rctoriği sistemli hale ge
tirmesinde en temel araç olan kıyasın retariktc kullanılması
bu sınıflandırma için en büyük dayanak olmuştur. Muhte
melen Reıorik'in büyük bir bölümü Ikinci Analitikler'den son
ra kaleme alınmıştır. Böylece Ikind Analitikler'de kullanılan
kıyas, muhtemel bilgiye dayansa bile "bir tür kıyas" olan en
timemin 81 temelini oluşturduğu retoriğe de uygulanmak su
retiyle 82 retoriğe en büyük katkı sağlanmıştır. Sofıstlerin
subjektif bilgi anlayışları çerçevesinde karşıdakinin hakikate
ulaşmasını amaçlamaktan ziyade onu nasıl olursa olsun kan
dırmak istemesine karşın Aristatdes ikna için belirli kuralla
ra bağlı daha nesnel bir metot ortaya koymayı amaçlamış ve
Etlatun'un "sahte bir sanat'' diyerek felsefenin sınırlarının
dışına itme çabasına karşın onu felsefe içerisinde değerlen
dirmiştir. 83
Aristoteles'in retorigi ele alış yöntemi retorik tarihinde
kendisinden sonrası için bir devrim niteliğindedir. Retorigi,
felsefi sistemi içerisinde bilgi türleri olan teorik (metafizik) ,
pratik ( ahlik. ve siyaset) ve insanoğlu için faydalı olan şeyler79 Aristotcles,
80
81
82
Retorik, ı355
b z5, ı355 b ı ı ; Ross, Sir
New York, ı996, s. ı7ı.
Aristoteles, age. , ı355 b ıs; Topics
David, Artstotle,
b s-ıo; Fortenbaugh, A rtstoılc 's
s. ıs.
a ıo-ı ı, 68 b 8 vd.
ıoı
Practical Slde: On Hts Psychology, Ethlcs, Politics and Rhetoric. ,
Arisroteles, Anal_ytıca Priora,
Solmsen, F.,
7ı
Die Entwicklung der Aristotellschen Logik und Rhetorik,
lin, 1929, S . Z:Z3 .
83 Delice, age. , s. ı66 .
Ber-
42 İbn Sina Felsefesinde Retorik
le sanatsal üretimle alakah olan (poietical, productive) bilgi
türlerinden sonuncusuna d:ihil eden Aristoteles, "logos"un
özel bir bilgisi olması dolayısıyla da onu analitik felsefe içeri
sinde değerlendirmiştir. Ayrıca öncekilerin yaptığı gibi hita
beti giriş, gelişme ve sonuç bölümleri bakımından değil de
nitelik (quality) , işlev, düzenleme, tarz ve sunum bakımın
dan ele almıştır. 84
Hatabi kıyas, burhani kıyasla ilişkiliyken örneklem tü
mevarımla ilişkilidir. Aristoteles'e göre hem retorikte hem
de topikierde kullanılan öncüller zanni bilgilere ve genel ka
bullere dayanmaktadır. 85 Topik, bilginin zihinde önceden
belirlenmiş bir yerde olması şeklinde tanımlanmaktadır. Be
lirlenmiş bu bilgi belirli bir yöntem kullanılarak açığa çıkarı
lır. 86
Amacı bilgiye ulaşmak olmayıp bilgiyi aktarmak suretiy
le ikna etmek olan retorik, suretini mantıktan, maddesini ise
ahlak. ve siyasetten almaktadır.
Kıyası retorikte kullanmak suretiyle bu alanda çığır açan
Aristoteles'in retoriğe katkıları genel olarak hatabi bilginin
ecdeli bilgiyle olan ilişkisi, teknik ikna yöntemleri olan enti
mem ve örneklem ve başta kişinin ahiiki özellikleri ve muha
tabın durumu olmak üzere teknik olmayan ikna yöntemleri,
retoriğin adli, politik ve törensel şeklinde çeşitlerinin belir
lenmesi ve biçem alanlarında belirginleşmiş tir.
84
Matsen, age., s. 3:z.
85 Aristoteles, Retorik, r4o:z a
86
Matsen, age., s. 107.
17.
Antik Yunan'dan İbn Sina'ya Retoriğin Serüveni 43
1.2.
İSKENDERiYE'DE RETORİK VE ARiSTOTELES
ŞARiHLERİNE GöRE REToRlK'iN MEŞŞAI
GELENEKTEKi YERİ
Ölümünden sonra Aristoteles'in retoriğe dair gö�leri
öğrencileri vasıtasıyla yayılmış ancak bunlardan günümüze
herhangi bir metin ulaşmamıştır. Aristoteles'in meşhur öğ
rencisi Theophrastus'un (M.Ö. 37o-ı85) bu konudaki fikir
lerine Cicero (M.Ö. ıo6-43 ) ve diğer yazarların yer verdiği
kadar haberdar olmaktayız. 87 Ancak retorik, sosyal ve siyasi
şartların değişmesi dolayısıyla88 Grek ve Roma coğrafyasın
da Aristoteles dönemindeki yaklaşım tarzından farklı bir şe
kilde ele alınmış ve gerek ilim çevrelerinde gerekse halk ara
sında daha az bir etkiye sahip olmuştur.
Günümüzde Paris'te bulunan89 Retorik'in Grekçe yazma
nüshası, Aristoteles'in talebesi Theophrastus'un ölümünden
sonra (yaklaşık olarak M.Ö. ı85) diğer kitaptarla beraber
toplanarak kurtarılmak üzere ban Anadolu'ya gönderilmiş ve
bu kitaplar M.S. birinci yy'ın başlarında Rodos'lu Androni
kos onları bulup önce Atina'ya, sonra da Roma'ya götürün
ceye kadar kayıp kalmışnr. 90
87 Kennedy, "Tiıe History of the Text After Aristode", Aristotle,
Orı
Rheıoric içinde, s . ıo6-307 .
88 Çc lgi n, Eski Yurıarı Edebiyatı, s. 167.
89 Harlfinger, Dieter, agm . , s. z8-so.
90 Kennedy, A New History of Qassical Rhetoric,
s. 63. Not: Ancak bu
metin bizzat Aristotcles'in talebelerinin kaleme aldıAI metin de� de
daha sonra istinsah edilen bir metindir.
44 İbn Sirui Felsefesinde Retorik
Aristoteles'ten sonra mqguliyet alanı felsefe olan, bunun
yanında biri çalışmalarında retoriğe de yer veren ve daha çok
Aristoteles'e dayandınlan, diğeri de bu alandaki çalışmalarını
tamamen söylevle sınırlandıran ve özellikle İsokrates'e da
yandırılan iki retorik akımı mevcuttur. Özellikle M . S . z .
yy.dan 5· yy. a kadar, ikinci Sofistlerin tercihiyle İsokrates'in
fikirlerinin ağırlıkta olduğu ve gösteri şl i bitaberin canlanma
sında etkili olan91 akım öne çıkmıştır.92
Mutlak
krallığa geçmeden önce bilim ve kültürle alakalı
ve antik düşünce biri
kiminin yoğun bir şekilde işlendiği İskenderiye şehri, mo
narşik karakteriyle öne çık an imparatorluğun etkisiyle bu
alandaki yerini Roma'ya bırakmış ve imparatorluk Ro
ma'sında Aristotelesçi retorik giderek önemini kaybetmiş
faaliyetlerin daha rahat sürdürüldüğü
tir. 93
felsefesinin büyük düşünüderinden olan Eflatun ve
önce gramer okullarının yanında retorik okul
larında takip edilen müfredat çerçevesinde ders olarak işle
nen reto riğin pratik tarafı, bir cumhuriyet olarak güçlenen
Roma'da da işlevini devam ettirmiştir. Halkın senato yoluyla
yönetime katıldığı bu · siyasi sistemde retorik, toplumda etkili
bir iletişim aracı görevi görüyordu Ancak bu sanat birinci
asırdan yaklaşık yarım yüzyıl önce Roma'nın imparatorluk
h alini almasıyla eski gücünü kaybetmiş, siyasi ve hukuksal
Grek
Arisroteles'ten
.
9 1 Çelgin, age. , s. 100.
92 Kennedy, age. , s. 49· Örne�� M . S . 45-115 tarihleri
arasında yaşamış
Dion Chrysostom, "Iskenderiyelilere Söylev" adlı yapınnda
Retorik'trn çok Rhet o ri ca ad Alexandrum adlı eserin çizgisini, dolayısıy
la muhatabı alaya alan bir üslubu benimserniştir. Philon'un l..tgatione
adlı eseri de gerek kurgu gerekse içerik bakımından yine bu eserden
etkiler taşımaktadır. Bk. Smith, Robert W., The Art of Rhetorıc in Al
exandria, lts Theory and Practice in the Ancirnt World, The Hague, 1974,
s . 17, 55·
93 Smith, age. , s. ı s ; Würsch, age., s. 113; Çelgin, age., s. ı69-170.
Pnısa'lı
Antik Yunan'dan İbn Sina'ya Retoriğin Serüveni 45
alandan çekilmek suretiyle özellikle İ kinci Sofısder'in 94 uy
gulamalarıyla hayatiyerini sadece gösterişe dayalı törensel bir
söylev biçiminde devam ettirmiştir. Buna örnek olarak "giriş
kitapları" (progymnasmata) çerçevesinde işlenen retorik
dersleri verilebilir. Bu çerçevede birinci yüzyılda İskenderi
ye'de yaşayan bir Sofıst olan Aelius Theon'un retoriğe giriş
mahiyetindeki kitabı geç antik dönemde yaygın olarak kulla
nılmaktaydı. 95 Bütün bunları dikkate alınca Aristoteles'ten
sonra onun retarikle ilgili bu eserini ilk defa bir bütün ola
rak ele alıp üzerine şerh yazanların İslam fılowfları, hatta
İ bn Sina olduğunu söyleyebiliriz.
İ skenderiye'deki okull arda eğitim müfredan olarak önce
felsefeye genel bir girişle başlar, ardından Porphyrius'un
(M.S. 234-305) lsagoc i'si ve hocanın Kategoriler şerhi işlenir
di. Ka tego rile r'den sonra Organon'un diğer kitaplanna geçilir,
ancak Ikinci Analitikler genellikle okutulmazdı. 96 İskenderi
ye'de tüm Organon külliyannın tedrisine sadece bir yıl ayrıl
ması dolayısıyla retorik çalışmalan öğrencilerin özel ilgi
alanlarına bırakılmışn. 97 Aristoteles'in eserlerine İ skenderi
ye'de yapılan şerhlerin daha çok derslerde öğrencilerin tut
tuğu narlardan oluştuğu dikkate alınırsa İskenderiye'deki şa94 Özellikle M.S. ikinci yy.dan sonra imparatorluk Roma'sında
etkili
olan ve belirli kalıplara b� kalarak konuşmayı öne çıkaran retoriğe
önc:m veren akım. Bk. Jarratt, Susan Carole Funderburgh, Rereading
the Sophists: Classical Rhetoric Refigured, Southem Illino is, 1991, s. 90.
Aynca bk. Gleason, Maud, Making Men: Sophists and Self-Pmentation
in Ancient Romı:, Princeron, 2oo8; Swain, Simon, Hdlenism and Empire
I..ıınguage. Classicism and Power i n the Greek World, AD 50-250, Oxford,
1996; Whitmarsh, Tim, The Second Sophistic, Oxford 2005.
Matscn, age. , s . 253İbn Ebi 'Useybia', 'Uyanu'l-Enbd fi tabakdti'l-Etibbd, s. 604-605; Duru
soy, Ali, Metinler/e Mantı�a Giriş, s. 88.
Heinrichs, Wolfhart, "Poctik., Rhetorik, Literaturkritik., Metrik und
Reimlehre", Gatje, Helmut (ed. ), G ru nd r ift der arabischen Philologie
.
95
96
97
,
içinde, cilt: 2, Dr. Ludwig Reichert Verlag, Wiesbaden, 1987,
s.
189.
46 İbn Sina Felsefesinde Retorik
rihler tarafından Retorik üzerine neden bir şerh yazılmadığı
daha iyi anlaşılabilir. 98
Aristoteles, mantığı bir bilimden çok bir alet ( opyavov'
organon) olarak görüyordu. Bununla birlikte mantığa dair
kitaplarını "Organon" başlığı altında toplamamıştı. İskende
riye şarihleri arasında öne çıkan Aphrodisias'lı İskender
(M. S . :ı. yy . ın ikinci yansı-3. yy.ın başı), "organon" ismini
"mantık ilmi" anlamında kull anarak sonrakilerin mantık il
miyle alakalı eserleri bu başlık altında değerlendirmelerinin
yolunu açmış oldu. "Organon" kelimesinin tüm mantık kill
Iiyatını içerecek şekilde bir isim olarak kullanılışı ise M.S. al
tıncı yüzyılda başlamıştır. 99
Organon'un ilk altı kitabını oluşturan Kategorilere Dair
(nepi tc'bv ıcanwopicov, Peri ton Kategorion, Makülat), Yorum
Oz.erine (Ilepi. tpıırıvf:iaç, Peri Hermeneias, el-Ibare), Bi rinci
Analitikler (AvaA.unıciı npotepa, Analütika Protera, el
Analitükd el- Old) veya Kıyas (cruUoyıoııoç, süllogismos) , lkin
ci Analitikler (AvaA.unıciı üotepa, Analytiha hystera, el
Andlitüka es-Sdnt, et-Tahltlat es-Sant, el-Burhdn), Topikler
(Tonoı, Topoi, mevazı 'u 'l-cedelt) ve Sofistik Çürütmeler'e (Ilepi
trov I:ocpıotııcci:ıv iJ.i.rx.cov, Peri ton sophistikon elenchon,
Mugalata) daha sonra beşinci yüzyılda Kategoriler'e bir giriş
olmak üzere Porphrius'un Isagoci (Eioaycoyiı, el-Medhal) adlı
metni ve altıncı yüzyılda Aristoteles'in Retorik ('PTJtOptıcit,
Retorike ) ve Poetika (IIoırınıcit, Poietike) adlı eserleri eklenin
ce "Organon" başlığı altında toplanan eserlerin sayısı dokuza
98 Westerink., Leenden Gerrit, "Ein astrologisches Kolleg aus dem Jah
re
99
564", Byzantinische Zeitschrifı 64 ( 1971), s. 6-21.
Ross , age. , s. 11. Aynca "logos" kelimesinin tarihi süreç içerisinde
"mannk" anlamında kullarunu için bk., Bochenski, I. M., "Logic and
Ontology", Philosophy East and Wesı, Cilt: 14, Sayı: 3 (Temmuz,
1974), S. 178.
Antik Yunan'dan İbn Sina'ya Retoriğin Serüveni 47
ulaşmışur. 1 00 Gerek Aristoteles'in Retorik'in başında yer alan
ve retoriğin diyalektiğin karşın ( antistrophos, counterpan,
Gegenstück) olduğunu belirten ifadesi gerekse zanni öncül
lere dayansa da kendine has bir kıyas yönteminin bulunması,
bu sanann geç dönem İskenderiye'de Organon'a dahil edil
mesine sebep olmuştur. Dolayısıyla retarikle birlikte değer
lendirilen poetika da Organon'a dahil edilecektir. Bu bağ
lamda tarihte poetik kıyası ilk kullanan kişi Kategoriler şer
hinde Armenier Ellias (y. 6oo ) olmuşrur. 1 0 1
M.S. 5· yy. ve sonrasına kadar, Meşşai filowfların retorik
alanında etkin olmadıkları İskenderiye 1 02 ve çevresinde bir
çok retorik papirüsü bulunmuş olsa da (ör. İsokrates'ten 43
adet, Eflatun'dan ıı adet, Demosthenes'ten Bo adet) Aristo
teles retoriğine dair hiçbir papirüse ulaşılamamışur. Bunda
teoriden çok pratiğe ağırlık veren Roma eğitim sisteminin
etkisi büyi.iktür. 1 03 Ancak yine de elimizde Retorik'in bu çev
relerde dalaşımda olduğuna dair bilgiler mevcuttur. 104 Yuka
rıda belirtildiği üzere Retorik'in İskenderiyeli şarihler tara
fından yapılmış iki şerhi bulunmaktadır. 1 05
İlk İslam filowfu Kindi ( Soı-866) Aristoteles'in eserle
rini sıraladığı nsalesinde Retorik'i İskenderiye şarihlerine
uyarak Organon külliyan içerisinde saymışnr. Kindi'den nak
len Alexander Aphrodisias'ın Rhetorica ve Poetika'ya şerh
yazdığı iddia edilmektedir. Ancak Alexander Aphrodisias'ın
1 00 Solmsen, Friedrich, "Boethius and The History of Organon", Ameri
1 01
cilt: 65, sayı : ı ( 1944), s . 74·
poetische Syllogismus ", s. 85-86.
can journal of Philology,
Schöler,
G . , "Dn
1 02 Müller, Karl
0 . , Hıstory of the Uterature of
Londra, ı8s8, s. 175.
1 03 Smith, The A rt of Rhetoric in Alexand age. , s. ı:ı6.
104 Volkmann, Richard, Rhetorih der Griecheıı u nd
Obersicht, Leipzig, ı885, s. ıo.
lOS
Bk. dipnot 9·
A ndent Greece,
cilt: ı,
Römn in systematischen
48 İbn Sina Felsefesinde Retorik
bu iki kitap üzerine herhangi bir çalışması bulunmamakta
dı r. 106
Klasik retorik, Roma imparatorluğunun güçlü olduğu
bir dönemde Antik Yunan kültür mirasının İslam dünyasına
geçiş güzergahında yayılmaya başlayan ve daha sonra da
Roma'nın resmi dini haline gelen Hıristiyanlığın ilk dönem
lerinde bu dinin mensupları tarafından küçümsenmiştir. 1 07
Semavi bir dinin bağhları olan Hıristiyanların böyle bir tu
tum sergilemelerinde pagan kültürünün izlerini yok etme
isteğinin etkili olma ihtimali yüksektir. 1 08
Ancak dördüncü yy.dan itibaren bu anlayış değişir ve re
torik, İncil'i yorumlamada bir araç olarak kullanılmaya baş
lar. Hıristiyanlığın önde gelen ilahiyatçılarından biri olan ve
bu dine girmeden önce retarikle uğraşan St. Augustin (M.S.
354-430) , Hıristiyan olunca dini gerekçelerle retoriği bırak
mış ancak daha sonra bu görüşünü terk ederek retoriğin dini
inançları halka nakletmede faydal ı olabileceği kanaatine
varmıştır. ı Dil
106
107
108
109
Bu iddia Nicholas Reseber'in İslam düşüncesindeki mannk an
layışına dair bir çalışması olan Studies in the History of Arabic Logic adlı
esere dayandınlmaktadır (Studies in The History Of Logic, Nicholas Re
scher collected papers, cilt: 10, Ontos Verlag, Frankfun, :zoo6, s. 16) .
Y azar bu bilgiye kaynak olarak Flügel'in 1857'de, de r Deutschen Mor
genldrıdischen Gesellschafı, I, :z'de yayınlanan "al-Kindi, der Philosoph
der Araber" adlı makaleyi almaktadır ( Flügel, G., "Al-Kindi gcnannt
,der Philosoph der Araber' - Ein Vorbild seines Zeit und seines
Volkes", Abhandlungen für die Kunde des Morgenlandes içinde, ed. der
Deutschen Morgenlandischen Gesellschaft (Hermann Brockhaus),
cilt: 1, no: :z, Leipzig, 18 57, s. 8).
Kennedy, A New History of Oassical Rhetoric, s. 9 ·
s "th,
nu
age., s. 19.
Kennedy age., s. 9·
,
Antik Yunan'dan İbn Sina ya Retoriğin Serüveni 49
'
SORYANiCE VE ARAPçAYA
TERCÜMESi
1.3. RETORiK'iN
Antik Yunan'ın ilim ve kültür merkezlerinden olan Atina
Okulu, Bizans imparatoru Kayser Justinyen tarafından 519
yılında kapatıldı, ancak İskenderiye Okulu varlığını Müslü
manların Mısır'ı fethetmesinden (m. 641) sonra da, yaklaşık
olarak 710 yılına kadar devam ettirdi . 1 1 0
Antik Yunan'da ortaya konan hikmet anlayışının mede
niyetler aras ı yolculuğuna paralel olarak Aristoteles'in man
tık eserlerinden olan Retorih de birer çekim merkezi haline
gelen do�daki kültürel çevrelere doğru, İskenderiye ile sıkı
bağlan bulunan Gazze Okulu ve di�er manastır okullarında
ll
ö�enim görenlerin l ve Müslümanların aracılığıyla sürdür
dü ve önce Süryaniceye, ardından da Arapçaya tercüme edi
ll
lerek günümüze kadar ulaştı . l
110 Würsch,
Renate, "Die arabische Tradition der aristotelischen Rhe
torik", Aristotelische Rheıoriktradition. Akten der 5. Tagung der Karl und
Gertrud Abel-Stiftung vom 5.-6. Oktober 200 1 in Tübingen içinde, ed J.
K.napc, T. Schirren, Stuttgart, 2005, s. 154.
ıı ı
Würsch
'
, agm . , s. 155.
lll İ
çinden çıktıtı toplumun kültürel WlSutlannı yansıtan retarikin sa
dece Yunanlılara özgü bit sanat olmadıtı ifade edilmektedir. Roben
T. Oliver, Communication and Culturc in Ancienı India and China (Syra
cuse, 1971) adlı eserinin önsözünde klasik dönem d�ünürlerinin ele
aldıtı anlamda "retorik"in doğu kültürlerinde de mevcut old�u
belinmektedir. Klasik dönem Hint ve Çin uygarlıldannın retori�,
onların dini-fclscfi metinlerinde ve sosyal ve siyasi uygulamalannda
içkin bir halde bulunmaktaydı. Bu �amda Arap dilcilerinin önde
gelenlerinden biri olan cahız'ın ( ö. 255/869) döneminde dünyada
hakim belaAat anlayışiarına ilişkin görüşleri önemlidir. Kendisine
yabancılann bel:ipt anlayışından sorulur. Farisiterin be�at anlayışı
50 İbn Sina Felsefesinde Retorik
1.3.1. Retorik'in Süryaniceye Tercümesi
Organon, Grek kültür havzasında yer alan Süryaniler ta
rafından beşinci yüzyıldan itibaren Süryaniceye tercüme
edilmeye başladı. Arapçaya yap ılan tercümeler ya dogrtıdan
Grekçeden ya da Süryanice bilen mütercimler tarafından
Süryaniceden gerçekleştirildi. Ancak teoloj ik kaygılar nede
niyle Organon'un sadece ilk dört bölümünün tercümesinin
yapıldı�ı nakledilmektedir. 1 13
İskenderiye'deki e�tim müfredan küçük bazı de�şiklik
lerle yerel dillerin yanında Grekçenin de bir e�tim ve öğre
tim dili olarak kullanıldı� Akdeniz'in doğusunda, Hale p ve
daha doğuda yer alan diğer felsefi-dini okullarda da uygu
landı.
Ancak Roma döneminde mutlak krallı�n ortaya çıkışıyla
birlikte retorik, e�timin yanında hukuk alanında da önemini
yitirmiş ve Antik Yunan'daki İsokrates tarafından kurulan
retorik okullarının e�timi geç dönem Hıristiyanlar arasında
yerini np -felsefe e�timine bırakmış114 ve retorik ve şürle il
gili konular, İskenderiye'de olduğu gibi öğrencilerin özel ilgi
alanına terkedilmiştir. Özellikle Cundişap ur'daki tıp okulu
nun etkisiyle Grek düşüncesine ait eserlerden Arapçaya çevhakkında, "Fasl'ı (cümleyi di�er cümleye ba�ama) vasl'dan
(cümleyi di�er cümleye �lama) ayırt etmektir"; Yunanlıya göre
bel�at nedir diye sorulunca, " Kısımlann d� olması ve sözün iyi
seçilmesi"; Rum'a göre beligat nedir diye sorulunca, "Yerine göre
kısa ve özlü yerine göre uzun ve detaylı söz söylemektir"; Hintli'ye
göre belagat nenir diye sorulunca, "Delaleti (anlamı kasdetmesi)
açık. durum ve fırsatı iyi de�erlendiren ve işaret ettigi şey iyi olan
sözlerdir" şeklinde cevap vermiştir. Bk. el-cahiz, tl-Beyan vı:'ı-Tebyin,
I, s. 49'dan nakleden, Taha Hüseyin, "El-caıuz-'den 'Abdullclhir
Dönemine Kadar Arap Belagatı", K.SIJ. llahiyaı Falıültesi Dergisi, tre .
M . Akif Öz.do�an, 8, ıoo6, s. 133 ·
1 1 3 Bk., İbn Ebi 'Useybia', age. , s. 604.
11 4 Würsch, age . , s. 113.
Antik Yunan'dan İbn Sina'ya Retoriğin Serüveni 51
rilen ilk tercümelerin retorik ve poetikten değil de tıp ve ast
roloji alanlarından seçilmiş olmasında bu tercihin de etkisi
oldugu düşünülebilir.
Antik Yunan düşünce birikiminin İslam dünyasına nak
linde Süryanicenin katkısı büyüktür. Tercüme sürecinin ilk
dönemlerinde yapılan teolojik ve dini içerikli tercümeler, 6.
yy.dan itibaren özellikle mantık, felsefe ve tıp alanında yo
gunlaşmış ve Süryanice ve Arapçaya yapılan bu tercümeler
ıo.
yy.a kadar canlı bir şekilde devam enniştir. 1 1 5
Grekçe retorik eserlerinden sadece Aristoteles'in Retorik'i
yaklaşık olarak 7· yy.da 116 Süryaniceye çevrilmiştir. 1 1 7 Bu
Süryanice tercüme günümüze ulaşmamıştır. Ayrıca tercü
menin hangi tarihte ve kim tarafından gerçekleştirildiği de
kesin olarak bilinmemektedir. Ancak bu tercümeden yapılan
Arapça çeviri İslam filozoflannın bu alandaki çalışmalarına
kaynaklık eden diğer metinler de dikkate alınarak ortaya ko
nulmuştur. İbn-i Nedim Poetika'nın Süryaniceden çevrildi
belirtmekte ancak Retorik'in de Süryaniceden tercüme
edilip edilmediğine dair bir bilgi vermemektedir. 1 18 Reto
ğini
rik'in günümüze ulaşan tek Arapça nüshasında (Bibliotheca
Nationale, Ms . Arabe 2346) iki yerde nüshanın İbn Senılı'in
nüshasına dayandığı ve onun da metni yazarken iki Arapça
ve bir de Süryanice nüshadan yararlandığı belirtilmekte-
115
1 16
117
118
Bawnstark,
A,
Geschichte der syrischen Literatur, Bonn, 1922,
s. 227-
232.
Lyons, M. C., Aristotlc's Ars Rhetorica, I, önsöz, s. i.
Watt, John W., "Syriac Rhetorical Theory and the Syriac Tradition
of Aristotle's Rhetoric", Peripatetic Rhetoric After Aristotle içinde, ed.
William W. Fortenbaugh, David C. Mirhady, New Jersey, 1994, s.
256.
İbn Nedim, Kitdbu 1-fihrist,
6o2.
nşr.
Gustave Flügel., Beynıt, 1964,
s.
6o1-
5Z İbn Siru1 Felsefesinde Retorik
dir. 1 1 9 Daha öncesine dair ise, 780-823 yılları arasında Nes
nıri kilisesinin patri.kliğini yapmış olan I. Timothy'nin Pet
lıian adındaki bir papazdan, 9· yüzyılın başlarında Musul
yakınlarındaki Mar Mattai Manastın'nda Topikler, Sofistik
Deliller, Retorik ve Şiir'in Süryanicedeki gibi bir şerhinin
olup olmadığını sorduğu bilinmektedir. 1 20
Süryanice Retorik ve Poetik'e ilk atıf, Gutas'ın 6. yy. felse
fecilerinden Pers'li Paul hakkındaki çalışması olan ve özellik
le İslam fılozofları ile önceki fılozofların ilimler tasnifini kar
şılaştırması bakımından önem arzeden makalesinde yer al
maktadır. 121 Makalede Retorik'in ıo ve ı ı . yüzyılda İslam filo
zoflarının da kullandığı tercümesinin "Huneynler öncesi"
tercüme olduğıı belirtilmektedir. 1 22
Süryani kültür havzasındaki düşünürler İskenderiye'deki
Aristoteles şarihleri tarafından Organon'a cWıil edilen Reto
rik'i Meşş:ü mantığına olan ilgileri çerçevesinde Süryaniceye
çevirmiş olsalar da klasik retoriğe çok az ilgi duymuşlardır.
Bu çevrelerde dönemin sosyal ve siyasi şartlarından dolayı
ağırlıklı olarak dini hitabete yoğuntaşıldığı anlaşılmakta
dır. 1 23
Süryaniler, tercüme etmek için Bizans'ta yaygın olarak
okutulan Hermogenes'in (M .S. 150-225) daha çok Aristote
les sonrası dönemde şekillenen adli retarikle alakalı kitabını
değil de Aristoteles'in Retorik'ini tercih etmişlerdir. Bunda
Aristoteles'in politik hitabet türünün vaizlerin halka olan hi119
Lyons, age. , s. I-IV.
Watt, agm. , 14 1 Z57·
1 2 1 Gutas, Dimitri, "Paul the Persian on the classification of the parts of
Aristode's philosophy: a milestone betwecn Alexandria and Bagh
dad", Der Islam 6o ( 1983), s. Z34·
1 22
Gutas, agm., s. 151.
1 23
Watt, agm. , s. 143-144 .
1 20
,
Antik Yunan'dan İbn Sina'ya Retoriğin Serüveni 53
tabeti için daha elverişli bir
tür olmasının yanında Süryanile
rin toplwn olma bilincini canlı tutması bakımından ve çev
redeki güçlü dinler olan B izans Ortodoksluğu, Zerdüştlük ve
İslam etkisinden korunm ak arzusunun etkili olduğu düşü
nülmektedir. 1 24
Süryanice tercümenin İslam felsefesinde olduğu gibi Rc
torih'in tarihinde de önemli bir kaynak olma ihtimal i yüksek
tir. Günümüzde Paris'te bulunan ve Retor·i h'in metni oluştu
rulurken tek başvuru kaynağı olarak alınan 1741 nwnaralı
Paris nüshası, 125 10. yy.da kaleme alınmıştır. Bu Grekçe me
tin Paris'ten önce İtalya'da bulunmaktaydı. Oraya ise Bi
zans'tan gitmiştir. Bizans'ta Aristotcles'in metninin değil de
ağırlıklı olarak Aphthonius ve Hermogenes'in eserlerinin ve
bunlann şerhlerinin takip edildiği düşünüldüğünde Paris
nüshasının daha doğudan, Grekçe ve Süryanice ders takibi
yapılan çevrelerden gelmiş olması muhtemeldir. 126
Ancak
elimizde Grekçeden yapılan Süryanice bir tercüme bulun
mamaktadır. Günümüzde bulunan nüshalardan en eskisi
Arapça olandır. Grekçe nüshanın onuncu yüzyılda kaleme
alındığı düşünüldüğünde Arapça tercüme daha eskidir ve
Grekçe
metindeki bazı
7
önemli bir kaynaktır . 12
eksikliklerin
tamamlanmasında
Genel olarak Grekçeden Arapçaya yapılan tercümelerde
Arapçanın Grekçeye göre farklı bir yapıya sahip olması ve
çok tanrılı Grek kültürünün tevhid dini olan İslam'ın esasla
rına uymayan özellikleri banndırması, beraberinde hem zor1 24 Wan. agm. , s. :ıs8, :ı6o.
125
1 26
Paris nüshası, günümüzdeki Retorih"e kaynaklık eden en eski Grekçe
nüshadır.
Harlfinger, Dieter, agm., s. :ıS-so, s. 32, 35 ; Conley, Thomas M.,
..Aristorle's "Rhetoric" in Byzantium'\ Rhetorica, 8 : ı ( Kış, 1990 ) , s.
J4-J8 .
127 Aristoteles, d-Hatdbe et-terceme ei-'Arabi_vye d-hadtme, önsöz, (y) .
54 İbn Sina Felsefesinde Retorik
lukları hem de farklı yaklaşımları getirmiştir. Örneğin Hu
neyn b. İshak Grekçe kaynaklardaki "Tanrılar" ibaresini
"Tanrı" veya "melekler" şeklinde tercüme etmiş ve Yunanlı
lar'ın yeryüzündeki tanrılarından olan Pluton, "cehennem
meleği" adını almıştır. 1 28 Retorik ve Poetika ise Organon'un
diğer eserlerine göre kültür ve edebiyat açısından içinden
çıktıkları topluma özgü hususiyederi daha fazla yansıttıkla
nndan ve bu eserleri Süryanice ve Arapçaya tercüme edenler
bu kültürel ortama aşina olmadıklarından, mütercimler, bu
tercümeyi yaparken bazı zorluklarla karşılaşmışlardır. Ter
cümelerde bilinçli tercihierin dışında özellikle dille alakah
hataların birçoğu bu zorluk dolayısıyla vuku bulmuştur. 129
1.3.2. Retorik'in Süryaniceden Arapçaya
Tercümesi
İbnü'n-Nedim (ö. 995 veya 998 ) , Arapçaya tercümesini
İshak b. Huneyn'in (ö. 910) yaptığı Nakl-i Kadim'i 130 İbra
him b. Abdullah'ın (en-Nllid, ö . y. 940) tercüme ettiğini;
yüz varak tutan ve Farabi'nin şerhettiği bu tercümeden Kin
di'nin talebesi olan Ahmed b. et-Tayyib es-Serahsi nüshasını
1 28 Stro�.aier, G., "Die gricchischen Götter in einer christlich arabi
1 29
1 30
schen Ubersetzung, Zum Traumbuch des Artemidar in der Version
des Huııcyn ibn Ishak", Der Araher in der Alten Welt, 5, I içinde, cd.
R. Stchl, Berlin, 1968, s. 137.
Vagelpohl, Aristotle's Rhetoric in the East- the Syriac and Arabic transla
tion and commentary tradition, Leiden, :ıoo8, s. 3:ı; Würsch, age. , s. :113.
Nakl-i kadim, Abdurrahman Bedevi'nin önsözde bclirttigi gibi Hic
rct'in üçüncü yılından, yani Huneynler'den önce yapılan tcrcümelerc
i§aret etmektedir.
Antik Yunan'dan İbn Sina'ya Retoriğin Serüveni 55
gördü�ünü belirtiyor. 1 31 Benzer ifadeler bazı de�şikliklerle
birlikte İbnü'l-Kıfti'de ( 1 1 72-1248 ) de geçmektedir. 132 Bu
metnin ikinci bir tercümesinin daha oldu� aktarılmakta
dır . 133 Abdurrahman Bedevi'nin belirttiğ ine göre gerek bu
tcrcümede kull anılan kavramların sonradan kullanılmaması
gerekse metinde birçok yanlış anlamanın söz konusu olması
bu tercümenin Huneynler öncesi bir döneme ait oldu� ka
naatini doğurmaktadır. 134
Günümüzdeki Retorik metninin ortaya çıkışını inceleyen
Kassel, 1971 yılında yayınlanan çalışmasında kull anmak üzere
Retorik'in Arapça tercümesinin Paris'teki nüshasının birinci
kitabının ve diğer iki kitaptan da bazı örneklerin Berlin Freie
Üniversitesi'nden Dr. Estifan Panoussi'nin Almanca'ya yap
tığı fakat basımı yapılmayan tercümesinden yararlandığını
belirtmektedir. 135 Aralannda Kassel'in de bulundu� bazı
retorik araştırmacılan günümüze ulaşan Retorik metninin
bazı kısımlannda Aristoteles'in üslubuna uymayan yerlerin
bulunduğunu ve bunların metne sonradan eklenmiş olabile
ce�ini belirtmektedirler. Örne�n 1377 a 7a- 1377 a 7d arasın
da geçen ve insanların işkenceye tepkisinin anlatıldığı kısım-
131 İbn-i Nedim, Fihrisl,
s. 250 :
"
J.i:.! '":"'l...t �u..JI .�, : l.iu,:u .;•
r�'
�tJ . ,.,.. .J!t ..,ıl}.tl l o_,.j • •1� .;,ı r="l_,.j <ll.i.Ji • ...,u-JI .)I � ..;-ı .:ıt Jh rı.ıi
r:t.ıi J.i:.! üJ.J �lo ,W '":"'I:S:II I.Lo ......Jı.ll ..,ıt .;,ı -'-t �•
İbnu'I-Kıfti, "Tdrthu'l-hukemd", nşr. Julius Lippert, ed. Fuat Sezgin,
Islamic Philosophy içinde, Publications of the Instinıte for the History
of Arabic-Islamic Science, cilt: 2, Frankfurt am Main, 1999, s. 38-39 :
,
m
"•..,ı,..ıı .;ı <l1.ii .;-ı �� �, rı.ıi J.i:.! '":"'l...t . � u...ıı ,., Uu,:u .;......Jı.ll ..,ıt
.;,ı
-'-t �
'":"'I:S:II I.Lo
�J:ı.J ,.,..
rı.ıi .w. ,., ÜJ.J � ,.... ..} �.,..ır .
.J!t ._,ılıl.ill
•.,.JJ
•
r�' �J
.. ı�
.J!
r="lrJ
133 İbnü'n-Nedim, Fihrist, s. 253 ( İskender Afrodisias'tan bahsederken) .
134 Aristotclcs, el-Hatdbe eı-ıerceme el-'Arabiyye el-hadtme, önsöz.
135 Kasscl, Rudolf, Der Text der aristotelischen Rhetorik: Prolegomena zu
einer Kritischen Ausgabe, Berlin, 1971, s. 88. (Bundan sonra Der Text
şeklinde ifade edilecektir) .
56 İbn Sina Felsefesinde Retorik
da metin tekrarı olduğu ve metinde yer alan "kalın kafalı"
( A.ı965epııoı, litodermoi, "taş derililer'', "slow-witted"136)
ifadesinin Aristoteles'in üslubıına uymadığı görüşü bu iddia
lardandır. 1 3 7 İlgili kısım ana hatlarıyla Arapça tercümede yer
almakla birlikte "kalın kafalı" anlamını karşılayacak herhangi
bir ifade bulunmamaktadır. Bıınıın yerine metinde "sağlıklı
bedenler'' ifadesi geçmektedir ancak "kalın kafalılar" olum
suz bir anlam içeriyerken (işkencelere dayanan) "sağlıklı be
denler" olumlu bir içeriğe sahiptir. Elimizde böyle titiz bir
tercüme bulunması dolayısıyla Retorik'in tarihiyle ilgili ça
lışmalarda günümüze kadar neredeyse hiç dikkate alınmayan
Arapça tercüme ve İslam filozoflarının retarikle alakah me
tinleri, Brandes'in de belirttiği gibi özellikle Arapça tercü
menin hakkıyla incelenmesi durumıında Retorik'in tarihinin
yeniden yazılmasına ihtiyaç duyulabilir. 1 3 8 Klasik retoriğin
İslam dünyasındaki serüveni gerek kendi iç bütünlüğü içeri
sinde gerekse Aristoteles'in metninin tarihi gelişimi süreciyle
karşılıklı olarak ayrıntılı bir şekilde incelenmesi durumıında
bu alanda önümüze yep yeni ufuklar açabilir.
Poetika'nın Arapça tercümesini yayıniayan Tkatsch, Reto
rik üzerine bir çalışması olduğıınu ve bu çalışmanın 1920 yı
lında basılacağını duyurmuş, ancak ölümünden bir yıl sonra,
1928'de Poetiha tercümesi yayınlanmış olsa da Retorik 'le ilgili
çalışması yayınlanamamıştır. 139
Daha sonra 1959 yılında Abdurrahman Bedevi eseri
Grekçe nüshayla karşılaştırarak neşretmiştir. 1 40 Bedevi'den
136
137
138
1 39
1 40
Aristotle, On
Rheıoıic, s. 108.
.
A. ınlf., Rh eıorı'h Rapp neşn, s. 519-520.
.
.
Brandes, Paul, A h ıs ıo ry
ly Prinıings, Menıchen,
Kassel, Der Texı,
vj Aıisıoıle's Rheıorıc. Wi ıh a Bibliography of Ear
N.J. , Scarecrow Press, 1989, s. 9·
s. 89.
et-ıerceme
Aristoteles, ti-Haıabe
el-'arabiyye el-hadtme, tahkik ve neşir :
Abdurrahman Bedevi, Kahire, 1959.
Antik Yunan'dan İbn Sina'ya Retoriğin Serüveni 57
sonra bu tercüme üzerine M.C. Lyons'un biri metin tetkiki
diğeri de metinde geçen kavramların Grekçe-Arapça ve
Arapça-Grekçe karşılıklarından oluşan iki ciltlik daha ayrınu
lı bir çalışması vardır. 141 Ancak bu metin de bazı eksiklikler
içermektedir. Dolayısıyla hem neşredilen Arapça tercümeler
ve yazma nüshanın hem de Retorik'in tarihinin yeniden ya
zılma ihtimalini içinde barındıran bu nüshayla Banda Reto
rik'e kaynaklık eden yazmaların karşılaşnrılması gerekmekte
dir.
Tübingen Üniversitesi, Retorik bölümünden Simon
Wolf, Retorik'in tarihi süreç içerisinde alttarımında büyük bir
boşluk (stark lückenhaft) olduğunu belirtiyor142 ve Retorik'in
Tübingen Üniversitesi kütüphanesinde bulunan en eski
Grekçe yazmalarından biri üzerine yapnğı araşnrma sonucu
kaleme aldığı yazısında şöyle diyor:
"Aristoteles'in retorik metni birçok defa gözden geçirilmiş
tir. Önemli Arapça yazmalar olan Paris'teki 2346 numaralı
nüsha elimizde bulunmasına rağmen bu çalışmalar halen
daha Arapça veya İ branice kaynaklara degil de Grek- Roma
şerh geleneğine dayandırılmaktadır .. . " 143
Retorik kelimesinin Arapçada nasıl karşılandığına gelin
ce, Arapça tercümesinde "rin1riyye" şeklinde alınmıştır. Bu
ifadeyi Kindi Risaleler'inde, Aristoteles'in kitaplarının tanı141 Lyons, M.C., Aristoıle's "Ars
Rhe to rica ": The
Arabic Version, Cam
bridge, n cilt, 1982.
142 Wolf, Simon, Hisıorisch-sysıematischer Aufriss der Argumentationsformen
bd A r is to tdes, ( basılmamı§ tez) , Tübingen, zoo6, s. 19-zo.
143 "Der Text der aristotelischen Rhetorik ist mehrfach rckonstruicrt
worden. Trotz der Existenz des wichtigcn arabischen Manuskripts
Parisinus 2346 stützt sich diese Arbeit bis heute weitgehcnd nicht
auf die arahische �er jüdische, sondem auf die gricchisch-römische
Tradition der Uberlicferung und des Konımentars . . . ", amlf. ,
http://tobias-lib.uni-ruebingen.de/volltexte/zoo6/zz.u/pdf/Aristo
tcles-Manuskript. pdf; Brandes, Paul, age. , s. 9·
58 İbn Sina Felsefesinde Retorik
tıldı�ı bölümde mantık eserlerini sıralarken "ritfuika" şek
linde almış 1'" ve "el-bela�i" kelimesiyle karşılamış ve anlamı
na da "bela�at hakkında" demiştir. 1 45 Ancak "etkili söz söy
leme" (eloquence) anl amına gelen ve bir edebiyat kavramı
olarak kabul edilen "belagat", klasik retorikte kıyasa dayanan
Aristoteles retori�ini karşılarnamaktadır. Kindi'den sonraki
düşünürler ise "hatabe"yi tercih etmişlerdir. 146
Arapçada h-t-b fıilinin masdarı "el-hacibe", bazen de "el
hitabe" şeklinde okwımaktadır. Nitekim "el-hattab" (hitabe
ti güçlü) kelimesi de aynı kökten türetilmiştir. Farabi'nin
Kitabu'l-hatdbe'sinden sonra dini hitabetle karışmaması için
klasik retoriği ve bu alandaki kitapları karşılamak üzere "el
harabe" kelimesi kullanılmı ştır. 1 47 İslam felsefesinin özgünlü
�ün güzel bir örneği olarak düşünd�üz bu kavramsal
Iaştırma sürecinin bir benzeri için Türkçede henüz başlangıç
aşamasında oldu�uzu söyleyebiliriz. "Hatabe", Türkçe
konuşanlar, özellikle İslam felsefesi gelene�e aşina olma
yanlar için yabancı bir kelime olmasına ra�en günümüz
Türkçesinde aynı kökten gelen "hutbe" veya "hicibet" şek
lindeki kullanımlar yaygındır. Bunların yanında "retorik",
"söylev" ve bu kelimeyle bağlantılı olarak " pfı trop" (retor)
144 Nitekim İbn Sini da ei-Hikmetü'I-'Arüziyye'de bu kelimeyi kullanacak
or. Bk., ei-Hikmetü'I-'Arüziyye, s. ıs.
145 Kindi, Resail, s. 368.
146 Kaya, Mahmut, Islam Kaynaklan lşıgında Arisıoıeles ve Felsefesi, İstan
bul, 1983, s. 113-114.
147 Bk., Kaya, Mahmut, "Hirabet", DIA,
XVIII , ıs6; Bohas, Gcorges
(vd. ) , The Arabic ünguistic Tradition, Routledge, Londra, 1990, s. ıoo;
EI2, cilt: ı , s. 981 (�) ; Hein, Ouistd, Dtjinition und Einteilwıg der
Philosophie: von der spatantiken Einleitungsliteratur zur arabisdıen Enzyklopddie,
Frankfurt, 1985, s. 374; İbn Sini, Işaretler ve Tembihler, İstanbul, zoos,
prg . 6 7
.
Antik Yunan'dan İbn Sina'ya Retoriğin Serüveni 59
kelimesini karşılamak üzere "hatip",
"viiz", ı 48
"söylevci",
"söz sanan ustası", "konuşmacı" veya "aytaç" terimleri de
tercih edilmektedir. ı 49 Örneğin Aristoteles'in Türkçeye çevri
ten ilgli eseri "Retorik" başlıgtyla yayınlanmıştır. 1 50
Dilimize
yerleşmekle beraber "retorik" kelimesi Türkçe de�ldir ve bir
isim olan bu kelime, sıfat olarak kullanımıyla aynı oldugun
dan karışıklıklara yol açabilmektedir. Örne� Arapçada re
torikte kullanılan kıyasları belirtmek için "hatabi kıyas" şek
linde tercüme edebilece�iz bir kullanım mevcuttur (el
kıyasu'l - hadbi ) . 15 1 Bundan yola çıkarak "hatabi bir söz" şek
linde bir ifade de kullanabiliriz. Ancak aynı rahatlık ve akıcı
lık retorik için sözkonusu değildir. Kullanılıyor olmakla bir
likte bu kelimenin isim ve sıfat halinin aynı olması kullanı
mını wrlaşnrmaktadır. Örneğin "retorik söz" şeklindeki ifa
deler yaygın değildir. Bunun yanında Türkçede son dönem
de kullanılmaya başlanan "-sel" yapım ekiyle oluşturulan bir
sıfat olan "retoriksel" kelimesi de akla gelmektedir. Ancak
hem kelimenin yabancı olması hem de bu yapım ekinin kul
lanımının yaygın olmaması, bu türetim için
"iyi"
sıfannı kul
lanm amızın önünde bir engel olarak durmaktadır.
Retorih ve Poetiha'nın içerik bakımından nispeten Grek
diliyle alakah olması ve Arap edebiyatında güçlü bir şiir ge
lene� olması dolayısıyla
Retorih ve Poetiha İslam dünyasında
yaygın bir kabul görmemiştir. Bu yaklaşımın ortaya konul1 411 Arapçanın yanında Türkçe eserler de kaleme alan
ve
ı87o yılında
Daru'I-Fümin'un mannk hocalı�na getirilen Abdülkerim Efendi,
Mtzdnu1-'adl isimli escrinde mannk sanatlanndan hitabete d�ken
hita� kullanan kişiye hadb veya "viiz" denilditffii bclimnektc
dir. Ulger, Mustafa, Hoca Abdalkerim Efendi'nin Felseft Gonlşleri , ba
sılmamış doktora tezi, Ankara, ıoo7, s. 91, 197·
ı49 �ken, age. , s. 3-4. Dürüşken, adı geçen kullanımiann Türkçe
kaynaklannı aynnnlı bir şekilde vermektedir.
ıso Aristotclcs, Retorik, tre. Mehmet l>oAan, İstanbul, 199S·
ısı İbn Sini, el-Hatdbe, s. 3ı.
"
"
6o İbn Sina Felsefesinde Retorik
masının sebeplerinden biri de Farabi ve İbn Sina'nın retori
ğe dair eserler kaleme aldığı dönemde haJihazırda Arap dilci
leri tarafından zengin bir belağat külliyatı oluşrurulmuş ol
masıdır. Ancak gerek o dönemde ve gerekse sonrasında Aris
toteles retoriğinin arap dili ve belağari ile İslam ketarnını 1 5 2
etkileyip etkilemediği tartışma konusudur. 153
Klasik dönem İslam filowfları kendi dönemlerinde reto
rikle ilgili temel kaynakları ellerinin altında bulunduruyorla
dı. Örneğin İbn Sina ve İbn Rüşd'ün ( ı ıı6-ıı98) hitabetle
ilgili metinlerini yayıniayan Muhammed Selim Salim bu iki
fılowfun her iki eski Retorik tercümesine de sahip oldukları
nı belirtir. 154 Buna karşın Abdurrahman Bedevi İbn Sina'nın
faydalandığı metinlerio Farabi'nin metinleri olduğu, buna
karşın İbn Rüşd'ün başka bir metne müracaat ettiği görü
şündedir. 155
1.4.
FARABI'NiN RETORİCE DAiR ESERLERİ
İskenderiyeli şarihler Retorik ve Poetika'yı Organon'a dahil
etmiş olsalar bile bu yönde eser vermemişlerdir. Buna karşın
önde gelen İslam fılowfları Aristoteles'in bu metinleriyle il
gili olarak en az bir eser kaleme almışlardır. Mantık sanatları
1 5 2 Fahreddin Razi ve Taftazaru gibi önde gelen kclarn ilimleri
nakli
delille� genellikle hatabi özelli�e sahip olduklannı kabul eonekte·
dirler. "'nsanı ilk defa yaratan onu ikinci defa da yarannaya mukte·
dirdir" veya "Yerde ve göklerde Allah'tan başka ilahlar olsaydı ikisi
de fesada �ardı"' ayetlerinde oldu� gibi. Bk., Yavuz, Yusuf Şevki,
"Hacibe", DlA, s. 517 .
153 Kaya, Mahmut, age. , s. n8·1ZI; Taha Hüseyin, agm. , s. 131-157·
154 İbn Sini, d-Hatclbe, s. 18-:zo.
1 55 Aristiıtalis, al-Hatdbe, eı-Tacüme el- 'arabiyye el-kadrme, s . VIII - IX; İbn
Rüşd, Telhfsu 'I -Hatabe, Kahire, 1960, s. IX.
Antik Yunan'dan İbn Sina'ya Retoriğin Serüveni 6ı
arasında pratik yönüyle öne çıkan şür ve özellikle retorikle
alakah bu eserler İslam felsefesinin genel düşünce tarihinde
gözden kaçınlmaması gereken bir yer edinmesinde katkı sag
lamış olmaktadır. Ne Arapça tercümedeki eksiklikler ne filo
zofların eserlerindeki kusurlar ve ne de sonraki dönemlerde
bu eserlerin ihmal edilmiş olması bu katkının görmezden ge
linmesi için yeterli sebep degildir.
İslam'ın en büyük filozoflarından biri olan ve Organon'a
dair ortaya koydugu çalışmalar dolayısıyla 'İkinci Muallim'
( el-Muallimu's-Sani) adını alan Farabi'ye göre ilimler en ge
nel anlamda gayesine göre bir tasnife tabi tutulur. Gayesi
sadece bilmek olan ilimler nazari (teorik) ilimleri oluş turur.
Gayesi sadece bilmek olmayıp bilginin yanında amel etmek
amacını da taşıyan ilimler ise pratik (ameli) ilimlerdir. 156 Bu
çerçevede retorik sanatı lisan ilmi, mantık, matematiksel (ta
liml) ilimler, fızik ve metafızik, medeni (siyasi) ilimler şek
linde beş ana başlıktan mantık ilmine d:ihil olmaktadır. 157
Evrensel olması nedeniyle yerel olan gramere göre daha
değerli olan 1 58 mantığın son beş kitabını oluşturan Burhan,
Cedel, Safsata, Retorik ve Poeti.k bu ilmin maddesine (üA:rı,
hüle) tekabül etmektedir. Bu sanatlar kullandıkları öncülle
rin kesin bilgiye yakınlığı derecesine göre sıralanırlar. "Bağ156 Fir:ibi, Kitdbu't- Tenbih 'ald sebiii's-sa'dde, nşr. Cafer Aı-i Yasin, Beynıt,
1 57
1985, s. 76-n .
Nasr, SeY)id Hüseyin, Islam v e ilim: Islam medeniyetinde akli ilimierin
tarihi ve esaslan, tre. İlhan Kutluer, İstanbul, 1989, s. 15. Aristoteles
örneklerini Yunan kültüründen seçti� için Faribi'nin çağdaşlarının
Aristoteles mannğıru anlamadıklan belirtilir, bk. Dururoy, Mcıinlerle
158
Manııga Giriş, ( 1oo8 ) , s. 131.
Faribi mannğı gramerden farklı, ancak toplumsal yapıyla uyum
için�e bir disiplin olarak görmektedir. Bu bakışında Yunan mannğı
na Islam toplumunda bir yer açma çabası etkili olmuştur. Street,
Tony, "Arabic Logic", Handbook of the History of Logic, Volume 1 :
Greek, lndian and Arabic Logic i�ı-inde, ed. Gabbay, Dov M.; Woods,
John, Amsterdam,
1004. s. 537·
6:ı İbn Sina Felsefesinde Retorik
lam teorisi" ( context theory) denilen ve İskenderiye Oku
lundaki şarihler tarafından benimsenen ve Farabi tarafından
da İslam felsefesine uygulanan bu anlayış 159 Retorik'in da Or
ganon içerisinde ele alınmasında en temel dayanaklardan biri
olmuştur. Farabi'den sonra İbn Sina ve İbn Rüşd de Aristo
teles'in amaçlarını dikkate alarak retarikle birlikte şiirin de
bir manttk sanatı olduğu hususunda herhangi bir şüphe
duymamışlardır. 160
Retoriğe dair başlıca iki metin kaleme alan Farabi'nin bu
iki metinden Arapçası günümüzde mevcut olanı
Kitdbu 1-
Hatdbe'dir. Bu eser özet mahiyetinde olup Farabi tarafından
böyle bir metinde olması gerektiği düşünülen konular dikka
te alınarak yazılmıştır. Büyük düşünürün retoriğe dair diğer
bir eseri ise büyük şerh olduğu tahmin edilen ve sadece La
tincesi mevcut olan Didascalia in Rethoricam Arislotilis ex glo
sa Alpharabii başlıklı eserdir.
1.4.1. Büyük Şerh (Didascalia)
Bu şerh hakkında "Aristoteles'in Retorik'inin eksik bir
özeti veya Farabi'nin kayıp mantık kitabı olan Muhtasaru'l
Man tı k' ın bir bölümüdür" şeklinde görüşler bulunmasına
rağmen bunun aslında bu metnin kendi içinde bir bütünlüğe
sahip tam bir özet olduğu ortaya konulmuştur. 1 6 1 Didascalia,
Hermannus Allemannus ( ıJ . yy. ) tarafından Larineeye çevri-
159 Guw, Dimitri, "Paul the Persian", s. 256-257; Heinrichs, agm. , s. ı89.
1 60 Murphy, James Jerome, wıbe End of the Ancient World: The Sec
ond Sophistic and Saint Augustine", A Synoptic History of Rhetoric
içinde, s. 92.
161
Steinschneider, Moritz, Die arabischen Obersetzungen aus dem Griechi
schen, Leipzig, ı869, s. 59; Vogelpohl, age. , s . 187; Würsch, age. , s.
159·
Antik Yunan'dan İbn Sina ya Retoriğin Serüveni 63
'
lip yaklaşık olarak ız56 yılında Didascalia in Rethoricam Aris
tatilis ex glosa Alpharabii adıyla basılmıştır. Bu tercüme 1971
yılında Langhade ve Grignaschi'nin edisyon-kririğini yaptığı
Kitô.bu'l-Hatô.be ile birlikte tekrar yayınlanmıştır. Bu şerh Ste
inschneider'in "Sadr li-kitabi'l-hatabe" şeklinde tespit etti
1 2
6 ve retoriğin doğası ve bölümlerine aynlan giriş (sadr,
ği
prologue) ile Aristoteles'in metninin paragraf paragraf açık
landığı şerh kısmı olmak üzere iki bölümden oluşmakta
dır. 163 Arapçasından sadece bazı parçaların günümüze geldi
ği bu metin Farabi'nin eserinin yalnızca girişidir ve Aristote
les'in Retorik'inin üçüncü kitabının dokuzuncu bölümüne
kadar olan kısımla ilgili konulan içermektedir. 164
1.4.2. Kitabu'l-hatibe
Kitô.bu'l-hatô.be'nin ilki Muhammed Selim Salim tarafın
dan yapılan ( 1950, 1976'ta tekrar basım) üç neşri bulunmak
tadır. Diğer iki neşir ise Langhade'nin ( 1968) ve Langhade
ve Grignaschi'nin Fransızca tercümesiyle birlikte neşeettikle
ri ( 1971) metinlerdir. 165
Kitô.bu'l-hatô.be, Farabi'nin Retorih'ten özet mahiyette bir
eser çerçevesinde alınmasını gerekli gördüğü bilgilerden
oluşmaktadır. Üç kitaptan oluşan Aristoteles'in eserinin sa
dece ilk iki kitabında yer alan konulardan yararlanılmıştır.
. chncı"dcr, age. , s. 59·
1 62 steıns
163
Vagcıpohi
,
age. ,
s. 187.
164 Age., s . 188; Boggcs , Will i am F., "Alfarabi and the Rhctoric: The
Cavc Rcvisited", Phronesis, 15 ( 1970) s. 88.
165 Faribi'nin bu eserinin her iki baskısının da ( M . Selim SMim ve
Langhadc & Grignaschi) ortak sanr numaralan mevcut olduAnndan
dolayı biz de mcmimizdc sanr numaralanna da anf yapnk.
64 İbn Sina Felsefesinde Retorik
Bunun
yanında Farabi bu kitabı kaleme alırken sadece Aris
toteles'in eserinden değil Galen'den de alıntılar yapm ıştır. 166
1.5.
İBN SINA'NIN RETORİCE DAiR METiNLERİ
İbn Sina belki bir hatip değildir ve bilimsel yöntem ola
rak
da
burhanın, kesin bilgiyi vermesi bakımından en
üstün
bilgi olduğu görüşüne sahiptir ancak kendisine özgü bir fel
sefe yapma yöntemi olan "s umm a philosophiae" anlayışıyla
çeşitli tarzlarda kaleme aldığı eserlerinin geniş kitlelere ulaş
masını amaçlayarak 1 67 toplumun bilgiye dönük genel algısıru
dikkate aldığını göstermiştir.
Bu
açıdan Farabi çizgisinde 1 68
bir mantık disiplini olan ancak özellikle siyasi ve sosyal ko
nulann yoğun bir şekilde ele alındığı
geniş
bir çerçevede ele
Hatclbe'de
retoriği daha
almışnr.
Erken yaşlarında mantığa vukU.fıyeriyle tanınan İbn
Sina,
daha sonra Aristoteles'in ilimler sınıflandırmasına uygun
olarak tasnif ettiği
mantığın dokuz bölümünü bütün
1
yönleriyle ele alıp değerlendirmişrir. 69 Filozofun Şifd'ya gö
re daha
Şifd'da
küçük bir
hacme sahip olan diğer
Necdt'ın mantık bölümünde
zuncu
Organon'un
bir
eseri
en
sekizinci ve doku
bölümlerini oluş turan Hatdbe ve Şii r'e çok kısa olarak
1 66 Bk., Firibi, Kitdbu1-lıatdbc, s. 79 vd. ; Zimmennann, Friedrich W.,
"Al- Farabi und die philosophische Kritik an Galen von Alexander zu
Averroes", Akten des Vll. Kongresses Jür Arabisıik und lslamwissrnschaft,
ed. Albert Dietrich, Göttingen, 1976 , s. 40 1-414 ·
1 67
Gutas, Dimitri, lbn sına'nın Mirası, derleme ve tercüme : M. Cüneyt
Kaya, İstanbul,
:ıoo4, s.
35-36.
1 68
Gutas, lbn Stnı!'nın Mirası, s. 138.
169 Durusoy, Ali,
"İbn Sina's Contributions to CJassical Logic", Journal
sayı : 15, Atina, ıoo6 , s. z.
of Orienıal and African Studies,
Antik Yunan'dan İbn Sina'ya Retoriğin Serüveni 65
değinilmiş ve bu iki sanata ayrı birer bölüm şeklinde yer ve
rilmemiştir.
İbn Sina gerek el-Hikmetü'l-'Aruziyye'yi gerekse Şifa'nın
Hatabe kısmını kaleme alırken Aristoteles'i çokça zikretmesi
ne rağmen, eserlerinde genelde yaptığı üzere 170 Farabi'nin
ismini zikretmemiş 1 71 ancak onun bu konudaki eserleri olan
Kitdbu'l-hatabe ve Didascalia'dan yararlanmıştır. Aristotc
les'in Retoıik'iyle bağlantılı olarak Nakl-i kadim'den başka
bir tercümeyi kaynak olarak aldığına dair herhangi bir delil
bulunmamaktadır. 172 Nakl-i kadim'deki bazı hataları tekrar
laması veya eksik bulduğu yerleri kendi tamamlaması bu
yargıyı güçlendirmektedir. Diğer yandan Aristatdes Reto
rik'te, retorik için açık bir tanım vermese de İslam filozoflan
daha detaylı açıklamalarda bulunmuşlardır. Bu açıklamaların
nedeni Retorik'in fılozoflar tarafından özgün bir şekilde yo
rumlanma çabası olabileceği gibi İskenderiye ve Süryani
okullarının retoriğe dair ortaya koyduğu ancak yazıya dö
külmeyen etkisi de olabilir. 1 73
İbn S in a mantık çalışmaları çerçevesinde retoriğe dair
müstakil olarak iki metin kaleme almıştır. Bunlardan ilki
yirmibir yaşında174 telif etmiş olduğu ve hatabi konuları iki
ayrı başlık altında ama bir bütün olarak1 75 içeren Kitabu'l-
1 70 İbn Sina, d-Hihmetü1-'Araz:iyye, önsöz, s. ıı.
17 1 Diğer yandan İbn Rüşd hem Retorih'in hem de Poetika'nın te lhi sinde
Ebu Nasr'ın ismini zikretmektedir, bk., İbn Rüşd, Telhrsu 'l-haıdbe, s.
29; İbn Rüşd, Telhısu'ş-ş'ir, s. 44·
1 72 İbn Sina, el-Hihmeıü7-'Arfiziyye, önsöz, s. 10.
1 73 wursc
··
h , age. , s. 26 .
1 74
1 75
İbnu'l-Kıfti, age. , s. 416.
Guta.�, Dimitri, Avicaına and the A r is co td ian Tradition: lntoducıion to
Reading Avicenna's Philosophical Worlıs, Leiden/Boston, 1988, s. 89.
66 İbn Sina Felsefesinde Retorik
Mecm 'u evi 'l-Hihmeti 'l-'Araziyye'dir. ı76 Aristoteles'in teorik
felsefesinin tümünü konu edinen bu metinde bahsedilen baş
lıklardan biri "fi me'ani R.ltlli'ılcl" (Retoriğin anlamlarına
dair) ve diğeri de "fi'l-ahlik ve'l-infi'ahiti'n-nefsiniyye"dir
(ahlak ve psikolojik etkilenirnler) . ın Retoriğe dair diğer
metin ise Şifa'nın manttk kısmının sekizinci kitabı olan el
Hatdbe'dir. Bununla birlikte retarikle alakalı konulara fılozo
fun diğer eserlerinden en-Necat'ta, Farsça kaleme aldığı ve
daha ziyade el-Hikme ve el-Hatdbe'de ortaya koyduğu görüş
lere yer verdiği Danişname-i A lat'de ı 78 ve Şifa'nın özeti olarak
kabul edebileceğimiz el- lş arat 'ta mantık konulannın ele alın
dığı ilgili bölümlerde çok kısa da olsa değinilmiştir.
ı 76 Gutas bu eseri "'SkoUstik felsefenin başlangıona bir işartt olarak or
taçağın ilk felsefe kililiyan (summa )" diye nitelemekredir, bk., Gutas,
age. , s. 87.
1 77 Anawati., Müellefatu lbn-i Slnd, Kahire, Daru'I-Maanf, 1950, s. :14, 103104. Bu bölüm n65'ten sonra vefat eden Ebu'I-Berekat ei
Bağdadl'nin "el-Mu'teber" adlı eserindeki rerorikle alakah bölümlerle
birçok noktada benzerlik göstermektedir. Bk., Würsch, age. , s. n .
(Ebtl'l-Berekat el-Bağda&, Kitdbu 1-Mu 'teber ft1-hihme, Dairetü'I
Mairifi'l-Osmaniyye, Haydarabad, 1938, s. 269-276. İki metin ara
sında benzerlikler olsa da Muteber'in içeriği Hatdbe gibi daha teorik
bir yapıya sahiptir. )
.
ı7S İbn Sina, Avicennas Treatise on Logic, Part One of Danish-namei Alai,
Zabeeh Farheng, The Hague, 1972, s. 40-42. Burada mannk
kısmının tercümesi kaynak olarak alınan bu eserin tamamı Farsçadan
Türkçeye ter�e edilmiş ve Farsça yazması ile birlikte nqre
dilrniştir. Bk. Ibn Sina, Ddnişname-i alcn, Alcn Hikmet Kitabı, tercüme:
Murat Dernirkol, Türkiye Yazma Eserler Kununu., İstanbul, 2013.
Antik Yunan'dan İbn Sina'ya Retoriğin Serüveni 67
1.5.1. el-Hikmetü'l-Ardziyye
Genç yaşta yazmış olmasına ra�en İbn Sina'nın başlıca
felsefi eserlerinden sayılan 179 Kitdbu 'l-Mecm 'u evi 'l-Hihmetü'l
'Arılz:iyye retorikle alakalı olarak iki başlık altında yer alan bir
metin içermektedir. "Fi me'ini Ritfırika" ve "fi'l-ahlik ve'l
infi'3.lati'n-nefs3.niyye" başlıklan altındaki metinlerden ilki
Reto rih ' in birinci ve ikinci kitabındaki konularla ilgilidir.
Hacmi daha küçük olan "el-ahlak ve'l-infi'aiat" ise ikinci
kitapta yer alan ve iknanın meydana gelmesi için bilinmesin
de fayda görülen öfke (gazab) , arkadaşlık (sadikat) , korku
(havf) , cesaret (şecaat), utanm a (hacel) , keder (el-hemm) ve
(haksızlıktan dolayı) kızgın (en-n3.kıın ) gibi psikolojik du
rumlara aynimıştır.
Kitabın her iki bölümünde de hakim olan ifade tarzı
Farabi'nin ve İbn Rüşd'ün ( nz6-n98 ) İbn Sina ile aynı met
ni kullandıklarına işarettir. 180 Ancak İbn Sina bu metninde
Farabi'nin küçük şerhinde olduğu gibi retorik delillendirme
ve mümkün bilgi konusuna yoğunlaşmak yerine pratik ko
nulan da içerecek şekilde retoriğin tamamına yakınını özet
lemiştir. Filowfun bu metodu tercih etmesinde Müslüman
hatipiere bir el kitabı hazırlama isteği etkili olmuş olabilir. 1 8 1
İlk metin (Fi me'ini Ritfırika) Muhammed Selim S3.lim
tarafından 1945 yılında Upsala nüshası kaynak alınmak sure
tiyle neşredilmiştir. Daha çok kavramsal çözümlernelere yer
verilen ikinci metin Denise Remondon tarafından müstakil
olarak neşredilmiş ve Fuat Sezgin tarafından da tıpkıbasımı
179 Anawid,
age. , s. %4; Janssens, Jules L., An Annotared Bibliography on
(1 970- 1 984), Leuven, 1991, s. :z1; Gutas, Avicenna and Aristote
l ia n Tradition, s. 145.
w · · -�ı.
u."'"'., age . , s. ı.
Vage lpohl , age. , s. 194 ·
Ibn Stnd
1 so
IBI
68 İbn Sina Felsefesinde Retorik
ya pılmıştır 1 82 Bu metin yazma nüshada fizikten önce yerleş
tirildiği için mantığın son kısmı gibi dii§ünülmii§ ancak bu
kısım "fı me'ani Rirurilcl"nın devamı niteliğinde bir metin
dir. Her iki metin Muhsin Silih tarafından el-Hikmetü 'l
'Aruziyye'nin diğer bölümleriyle birlikte 2.007 yılında Bey
rut'ta basılmışnr. 183 Ancak Muhsin Salih de bu ikinci kısmı
yazınada olduğu gibi mantığın sonuna yerleştirmiştir. 184
.
1.5.2 Kitibu'ş-Şif3'nın Hatibe Kısmı
Felsefenin bütün konularını içine alan ve yaklaşık olarak
IO"l.I-102.7 yıllan arasında telif edilen 185 Kitdbu'ş-Şifa'nın man
tık kıs mının sekizinci bölümünü oluşturan el-Hatdbe, üç ki
taba ayrılan Retorik'ten farklı olarak dört makale/ana başlık
altında değerlendirilmiştir . Hatdbe'nin geniş teorik bir giriş
şeklindeki ilk makales i Aristoteles'in Retorih'indcn bağımsız
bir içeriğe sahiptir. Retorih'in ilk kitabının ilk üç kısmındaki
konuların işlendiği bu bölümde İbn Sina, selefi Farabi'nin
günümüze sadece Larineesi ulaşan eserinin güçlü etkilerini
yansınnaktadır . Bunun yanında Farabi'nin Kitdbu'l-Hatdbe
adlı metni de faydalanılan eserler arasındadır . 1 86
182
Rcmondon, Denise, "cl-Ahlik ve'l-infi'alatü'n-nefs:iniyye", Mmıorial
Avicenne I. lA Sociologie et la Politique Dans la Philosophie D'A vivennc
içinde ed. Mohammad Yiısuf Miısi, Kahire, 1952. Ayrıca Fuat Sez
gin tarafından npkıbasım: Islam.ic Philosophy, cilt 34, Frankfun am
Main, 1999, s. 247-254.
İbn Sina, Kitabü'l-Mecm u ' evi 'l-Hikrnetü'l-'Anltiyye, dık. Muh.�in Salih,
,
1 83
184
1 85
186
2007/1428.
·
ıb n s·ına· age., s. ııo- n:z.
GutaS, Avicenna and Aristattiian Tradition, s. 103-106.
Würsch, age. , s. 12.
Beynıt,
,
Antik Yunan'dan İbn Sina'ya Retoriğin Serüveni 69
İbn Sina Hatabe'yi büyük oranda Retorik'i dikkate alarak
kaleme almış olmasından dolayı M. Selim Salim bu eseri
"telhis"187 olarak değerlendirmektedir. 188 Ancak bu değer
lendirme ikinci, üçüncü ve dördüncü makaleler için belli bir
oranda doğru kabul edilse bile retoriğe giriş mahiyetinde
olan birinci makale için geçerli olmamaktadır. Zira bu maka
lenin gerek kurgusu gerekse içeriği "telhis" kavramını aşacak
şekilde düzenlenmiştir.
Hatdbe'nin klasik retorik geleneği içerisindeki yeri, İbn
Sina'nın Retorik ve Nakl-i kadimi ele alış tarzı örnekleriyle
birlikte ele alındığı takdirde daha belirgin bir şekilde ortaya
çıkacaknr.
1.5.2.1. İbn Sini'nın el-Hatibe'sinin ÖzgünlüAit
İbn Sina'nın el - Hatabe'deki özgün taraflan ortaya koy
mak için esere kaynaklık eden Nakl-i kadimin etkisi ve Nakl
i kadimden bağımsız olarak filozofun bilinçli bir şekilde ter
cih ettiği tasarrufları belirlemek gerekir.
1.5.2.1.1. Nald-i Kadim'in Etkisi
İbn Sina'nın Ha tdbe'ye temel olarak aldığı Retorik'in
Arapça tercümesi olan ve özellikle kavramsal yapısını kull an�
dığı Nakl-i kadimin Hatdbe'ye etkisi değişik şekillerde ol
muştur. İbn Sina bazen Nakl-i kadimdeki bir hatayı olduğu
gibi almış bazen de hatayı tekrarlamakla beraber eserin bü
tünlüğünü korumak maksadıyla hatayı yorumlama yoluna
gitmiştir. Örneğin metinde gençlerin hayırlı olandan çok
1 8 7 "Telhls", İslam felsefesinde klasik kaynaklara yazılan şerhlerden olup
1 88
kaynak eserdeki dii§üncelerin metin şeklinde alıntı yapmaksızın şer
hedildiği "orta" büyüklükteki eseriere denir.
Bk., İbn Sini, age. , M. Selim Satim'in önsözü.
70 İbn Sina Felsefesinde Retorik
faydalı olana yöneldiklerinin anlatıldığı kısım (Aristoteles,
Retari k, 1389 a 34-36) Arapçaya tam tersi bir anlam içeriğiy
le, onların faydalı olandan ziyade hayırlı olanı yaptıklan şek
linde tercüme edilmiştir. İbn Sina ise bu kısmı olduğu gibi
almak yerine Grekçe aslına yakın bir anlamda yorumlama
yoluna gitmiştir: "Onların (gençlerin) eğilimleri (mey
luhum) henüz ısınamadıkları güzelden ( cemil) daha ziyade
bildikleri faydalı olanadır (nafi') . D�ünce (fikir) ve kaygıları
(hevacisu nüfUsihim) daha faydalı olana (enfa') takılıp kalır.
Onlar, yaşlarından dolayı hayırlıdan faydalı olanı arılarlar
('araflı ) . Bu lezzet ve lezzetle ilgili bir şey ve fıtrattan kay
naklanan bir d�ünceymiş gibi görülür. Bu düşünce, sahibini
faydalı olana sürükler. Güzel olana götüren ise fıtrat değil
erdemdir (fazilet) . Bu konu böyle anlaşılmalıdır. (hakeza ye
cibu en yufheme haza'l-mevzı') , İbn Sina, el-Hatabe, s . 158.
Nitekim "Nice çirkin görülen vardır ki gerçektir ve nice gü
zel görülen vardır ki yanlışnr!" ("':"�IS :�.� ._;..j_, � � ..;..jj) ,
İbn Sina, Işaretler v e Tembihler, prg. 5 8 . Bazı durum larda da
metnin hata içerdiğini belirtmiş ve o kısmı atlamışnr. 189 Bu
yöndeki örnekler Abdurrahman Bedevi'nin de ifade ettiği
üzere çok olduğundan 190 birkaç örnelde yetineceğiz.
Aristoteles 1366 b 1-3'te dokuz adet erdem sayar . Arap
çada metinde de dokuz erdem vardır; ancak Retorih'te "ada
let'' şeklinde geçen kavram tercümede "iyilik" (birr) , "akıl"
ise "hikmet" kavramlarıyla karşılanmıştır. Tercümedeki bu
kavramsal yapıyı İbn Sina da devam ettirmiş tir . 1 91
Aristoteles şans konusunu ele alırken asalet kavramına da
değinir ve asaletin bir göstergesinin de "bir yerin yedisi"
olmak olduğunu belirtir. Arapçada bu kelimeye karşılık ola1 89
İbn Sini, ei-Hatdbc,
s.
Sı.
190 Aristoteles, ei-Hatdbe, ed. Bedevi, 1959, önsöz, (k) .
191
İbn Sina, ei-Hatdbe, s. 84.
Antik Yunan'dan İbn Sina'ya Retoriğin Serüveni 71
rak bir anlamı olmayan "bukana" kelimesi tercih edilmiştir.
Muhtemelen Süryanice tercümenin etkisiyle böyle bir kelime
2
metne girmiş 19 veya yazım hatası olarak harflerin yeri de
�işıniştir.
İbn Sina da kelimenin anlamsızlı�ını fark etmiş
ki
kelimeyi oldu� gibi almak yerine ikinci ve üçüncü
olacak
harflerin yerini değiştirerek "b-n-k" kökünü tercih etmiş ve
bu kökten türerilen "bunakaun"
kelimesi
(bir yerin yerlileri)
ni kull anmıştır. 193 Seüm Salim ise kelimenin aslının n-b-1
kökünden "nübelaun" (soylular) olduğuna işaret etmekte
dir . 194
İbn Sina bazen de bir kelimeyi oldu� gibi almıştır.
1367
b zo'de Aristoteles, S imonides'in "f\ natp6ç tE ıcai civôpoc;
aôe)..(prov t' ooaa rupavvrov"
(Babası, kocası ve kardeşleri
tiran olan kadın) cümlesindeki
"t' ouaa rupavvrov"
lar")
( "tirandı
kısmı, metni Arapçaya aktaranlar tarafından yanlışlıkla
bağ fıille
(t' ouaa)
birlikte tiranlar
(rupavvrov,
ifadesi tek kelime imiş gibi algılanmış ve bu
"toü Iarupavvrov" (tü
iki
türannon)
kelimeden
Satürannon, Satüranin'e ait) şeklinde
bir kelime türetilmiştir. Türerilen bu kelime İbn Sina'da da
yer almaktadır. 1 95
Nakl-i kadim'de geçen bazı yanlışlıkları olduğu gibi
al
mış olsa da yeri geldi�inde dayandı� metinlerde bazı yanlış
lıklar olabileceğini de belirtmiştir:
196<'
�� J eJ
�t
ıSJ;.p
J
�, (Bana göre nüshalarda hata vardır) . Metnin devamında
192
Lyons, Arisıoıle's "Ars Rheıorica": The Arabic Ve rs ion s. 148.
s . 45; a.ınlf., ei-Haıabe, s. 66.
194 A.mlf., ei-Hihmeru'I-'Arti.Ziyye, s. 45·
195 A.mlf., ei-Hatdbe, s. 90 .
196 A.mlf., ei-Hatdbe, s. Sı. Aristoteles, Retorik, 1365 b 9 'un tercümesinde
asıl metinde olmayan ve sathAm zayıflık için değil de zayıflı�ın s�
lı.k için olmasından dolayı hastahAm �yıflıktan daha dc�rli old�
na dair açıldamalar bulunmaktadır. Ibn Stnoi ise zayıfhAm hastalı�
değil de ona sahip olana nispet edilmesi gerektiAiffi beli.rtmektedir.
193 İbn Sma, ei-Hihmetü'I-'Arti.Ziyye,
,
72. İbn Sina Felsefesinde Retorik
ona göre dognısunun nasıl olması gerekti�ini belirtir ve son
ra da Yunanca metne başvunılınasını salık verir ( .;,T � �.J
�U.ı:JI ı.)l r;::- ,.ıt ) . 197 Bazen de Yunanca isimlerin yazilişında bil
gisinin sınırlarını belirtmek için " takdir etti� kadarıyla"
(UT ı..UT l.S) 198 ifadesi kullanılmıştır.
1365 a z6-z7'de geçen şiirdeki "Ttytav" (Tegea'ya, Antik
Yunan'da, Mora Yanmadasında bir şehir) kelimesi Arapçaya
tercüme edilirken "rltv rfıv" (ten gen) şeklinde anlaşılarak
"'alc'l-arz" (yere) şeklinde çevrilmiştir. 199 İbn Sina bu öme�
veya bunun yerine başka bir şiiri almamış ancak bu şiirin
geçti�i yerde Aristoteles'in bir örnek verdi� ve kendisinin
bu örne�i anlamadı� belirtmiştir. 200
Retorik 1401 b Z3-z..ı'te geçen bir entimem öme�inde
Aristoteles, gecenin bir vakti allanıp pullanıp (ıcallcomcrri) c;,
kallopistes) ortalıkta dolaşan birinin ahlaksız (zani) biri ol
du�u söyler. Bu örnekteki "ıcallco mCJtiıc;" kelimesi Arap
ça tercümede özel isim olarak "Kalllfisti" şeklinde ifade
197 Bu ifade doğrultusunda tercümenin sıhhati konusundaki tamşmalar
la alaka1ı olarak bk., Kaya, "el-Haclbe", OlA, s. 156.
İbn Sini, el-Hatdbe, s. 78.
1 99 Aristoteles, Rctorik, 1365 a ı6-ı7: "1tp6a9E JJtv ciı.up' roııoıaıv
198
fxrov tpa:x,ı:iav llcnllav 1 i:x,OOc; EÇ i\pyouc; Eic; Ttyeav
fq>EpoV" (proste men amfomoisin ehon traheian asillan 1 ihtüs ex
Arg\ls eis Tegean eferon) . "Omuzlanmda yontulmamış boyunduruk
1 Balık taşırdım, Argos'tan Tegea'ya." (Türkçedeki "omuz" kelime
siyle Grekçede de "omuz" anlamına gelen ilk mısradaki "roı.ıoç"
(omos) kelimesi ara�ındaki benzerlik dikkat çekicidir) . Beyit Retorik'in Arapça tercümesinde şöyle .geçmektedir: " ��.J � � .,p
�J'lı ..P -;. �l.ı ..,..,;.Jı ...,-.ı '-'.ll l ..:..,JI � T;.- J-�", "omuzla
rında yük, ve biraz balık taşıyor, Arğos adında biri, onu yere bırak200
n. . ."
İbn Sini, ei-Hatdbe, s . Bı : "wl ıJ J.ı'll �� ..} u:-T "'="l:l' ı.ı.ı ;)J.ıl.ı".
"Bu konuda ilk ta'limde anlamadığım bir örnek verilmiştir."
Antik Yunan'dan İbn Sinıi'ya Retoriğin Serüveni 73
edilmiştir. İbn Sina ise bu örneği, "gece dolaşan" kısmına
kadar olan bölümünü atarak almış nr . 20 1
Aynı şekilde Retorik 1399 a zo-zj'te geçen entirnern ör
neğindeki "rahip" ifadesi alınm am ış ve "tannlar" yerine de
Arapça tercümede olduğu gibi "Allah" kelimesi tercih edil
miştir. 202 1400 b s-S'te yer alan ve yapılması düşünülen bir
fiilin daha önce yapılanlara uymaması durumunda ikisinin
birlikte ele alınabileceğini belirten cntimem örneğinde Elea
lılar, Ksenofanes'e (M.Ö. 570-480) Leukothea'yı kurban
edip yasını tumıalarının gerekip gerekmediğini soruyorlar.
Ksenofanes cevabında onlara, eğer Leukothea'yı bir tanrıça
olarak görüyorlarsa yasını rumıarnalarını, eğer ölümlü biri
olarak görüyorlarsa onu kurban etmemelerini salık verir. Bu
örnek İbn Sina'da şöyle geçer: "Biri bir ölü için kurban kesip
böylece huzura kavuşmak ve Allah'a yakın olmak isteyen,
bununla birlikte ölünün arkasından ağlayan bir gruba şöyle
dcr: 'Yaptığınız şu kötü şeye bakın! Eğer size göre mevta sa
adet mertebesinde olmayı hak ediyorsa ne diye ağlıyorsu
nuz! Yok, eğer eşkıyadan ise onun için ne diye kurban kesi
yorsunuz!"203 Bu ve diğer bazı örneklerde görüldüğü gibi
bazen örneğin sadece bir kısmı alınmış bazen de var olan
örnekten yola çıkılarak yeni bir örnek türetilmiştir.
Hatdbe'de eylernin (fıil) nedenlerinin ele alındığı kısım
larda204 İbn Sina iradi fıillerin sebeplerinden birinin de ira
deye dayanan fıkri ya da rnantıki arzu (şevkan fikriyyen ev
şevhan mantıhiyyen) olduğunu söyler. Retorih'te "Fikriyyen"
ifadesini karşılayacak bir ibare bulunmamaktadır. Ancak ge
rek Arapça tercümede gerekse İbn Sina ve İbn Rüşd'ün ilgili
20 1 Age. , s. 189.
202 Age., 18ı-18ı; Lyons, Ars Rhı:torica, s.
. Sini, age. , s. 186.
203 lbn
204
Age.,
s.
96.
101.
7 4 İbn Sina Felsefesinde Retori.k
metinlerinde böyle bir ayrun mevcutnır. Bu yanlışa, Arapça
ya tercüme edilirken "mannklı" ve "mantıksız arzu"nun (ôui
A.oyıatııdJv ÖpEÇıv ta ôt ôı' ö."A.oyov, dia logistiken oreksin ta
de di' alogon ) anlatıldığı bölümde "ôı' ö.A.oyov" (mantıksız)
ifadesinin "ôıa A.6you" (fikri) şeklinde okunınası sebep ol
muştur. Ancak metnin devamında İbn Sina, "fi kr i arzu"yla
akli veya güzel (ceınil) olmayan bir amaçla gerçekleşen arzu
nun, mantıki arzuyla da güzel ve akli arzunun kastedilmiş
olabilece�ini belirtir. 205 Bu yönüyle Aristotclcs'in metninde
kine yakın bir anlam verilmiş olmaktadır.
İbn Sina'nın Re t o r i k ' te geçen bazı örnekleri almaması, bi
rincisi daha öneml i olmak üzere iki sebebe dayanmaktadır.
İlki içinde bulundu� toplumun de�er yargıları ve dil anlayı
şı, ikincisi ise Arapça tercümedeki belirsizliklerdir. 137ı b'de
haksızlı�a �radığı halde hakkını arayamayan insanlar nite
lendirilirken onlara "Mysialı av" (Muaciıv A.Eiav, kolay !ok
ma) dendi� belirtilir. Burada geçen "Muaciıv" ifadesi Arap
çalaştırılarak "meshfuı" (ezilmiş) şeklinde alınmıştır. Muh
temeldir ki İbn Sina konuyla b�antılı olarak bir anlam ifa
de etmedi�inden dolayı bu örne� almamıştır.
İ bn Sina'nın kitabında bıılunup da Retorik'te bıılunma
yan örnekler ise ya İbn Sina'nın yaşadığı kültür çevresiyle
uyumlu old�dan dolayı Retorik'teki örneklerin yerine
tercih edilen örneklerdir ya da konuyu daha anlaşılır kılmak
için getirilen örneklerdir. Örne�in Aristoteles 1369 a'da in
san fiilierinin sebeplerinin yedi old�u ve bunların da ras
lantısal, do�al, wrlamayla (istikrahi), alışkanlıktan, d�ünce
kaynaklı, öfke ve bedensel arzu ( şehvet) ile oldu�u belirtir
ancak bunlara örnek vermez. İbn Sina ise bunları zikretmek205
İbn Sirui, ei-Hatabe,
ı68.
s.
96 . Aynca bk., İbn Rüşd,
Telhtsu1-hatabe,
s.
Antik Yunan'dan İbn Sini'ya Retoriğin Serüveni 75
le kalmaz, ayrıca öfke ve şehvet kaynaklı olanlar haricindeki
eylemiere örnekler de verir. 206
Yine eylemlerin nedenleriyle bağlannlı olarak Aristote
les'in yaş veya dununwı eylemlerin nedeni olmayacağını an
lamğı kısımda yer almayan bir örnek zikredilir: Bir münzevi
(nasik} , kul olduğu için değil de zMıid olduğu için adaletli
davranır. 207 Aristoteles'te olmayan diğer bir örnek ise anlaş
malarla bağlannlı olarak eğer taraflardan biri anlaşmayı terk
ederse şeriattan ve sünnetten ayrılmış olacağını belirttiği ör
nektir. 208
Üçüncü kitapta Aristoteles şiir için "ilhamın dışa vuru
mu" şeklinde bir tanım kullanır ( 1408 b 19) . Bu ifade Arap
çaya "fuyU.tiyye (poetika) bi menzileti'n-nebei" (şiir, ha
ber/bilgi mesabesindedir) şeklinde çevrilmiş, İbn Sina ise bu
ifadeyle bağlantılı olarak klasik dönemde şairlerin her sözü
doğru kabul edilen peygamber yerine konulduğwıu belirt
miştir (kane'ş-şıi'iru fi 'l-kadimi yenzilu menzilete'n-nebiyyi) . 209
Elimizdeki Nakl-i kadim'de Ret o rik'in 14ıı a 17 ve 1415 a
5 arası bulunmamaktadır. Ancak İbn Sina'nın eserinde Arap
ça tercümede eksik olan bu kısma dair incelemeler mevcut
tur. 21 0 Dolayısıyla İbn Sina'nın bu eksik kısımları tamamla
masına imkan sağlayan başkaca kaynaklara ulaşmış olması
kuvvetle muhtemeldir.
206
İbn Sini, age. , s . 96-97: "Raslantısal (ittifakİ) olanın öme� bir ok
atıp da başkasını vunnak, � (tabi) olanın öme� ata birunek ve
ata biruncnin gereklerini yerine getirmek, zorlamayla (istikrahi) ola·
nın öme� bı� alıp elini kcsmek, alışkanlık ve huy cdiruniş olmanın
('adi ve hulki) öme� hırsızlık ve düşünsel olanın örn� ise telaşa
kapılmaktır."
207
Age. , s. 97·
208
Age. , s. ı :u.
209 Age. , s. 221.
210
Age. , s . 231-238
76 İbn Sinıi Felsefesinde Retorik
1.5.2.1.2. el-Hatibe'nin Retorik'e Göre Farklılıklan
İslam coğrafyasında yaşayan ve Müslüman bir fılowf
olan İbn Sina'nın retoriğe dair metinlerinde kendi kültürüne
ait özelliklere fılowfun diğer eserlerine göre d ah a fazla rast
lanıldığı söylenebilir. Aristoteles'in Retorih'i üç bölüm olma
sına karşın İbn Sina Ha ıcib e'yi dört bölümde incelcmekte 2 1 1
ve ilk bölümde retoriğin teorik temelleri üzerinde durmak
tadır. Bu bölümde Kur'an'ı Kerim'den bir ayet alır ve reto
riğin ilahi hitaptaki 2 1 2 yerini belirler. "Rabbinin yoluna hik
met ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde müca
dele et" (Nahl Suresi, ayet: 125) ayetinde geçen hikmetle213
burhanın, güzel öğütle retoriğin ve mücadeleyle de ecdelin
kastedildiğini belirtir. ı ı • Ayetin bu doğrultudaki yorumu kı
yası bilgi anlayışının temel taşlarından birisi haline getiren
ı ı ı Nitekim daha sonradan İbn Rüşd de retori� Aristutdes gibi üç bö
ııı
213
214
lüm halinde ele alacakur.
İslam dini tereddüde mahal vermeden tasdiki gerektiren ve ifade gü·
cüyle müşriklere meydan okuyan bir vahye, söz ve davraıuşlanyla
örnek olan bir peygambere sahip olması dolayısıyla retoriksel bir ni
telik arzetmektedir. Ancak sadece retorik üzerine kurulu bir din de
�ldir. Zira ne vahiy insan kaynaklı bir sözdür ne de retorikteki gibi
amaç sadece karşıdakini ikna edecek araçlan bulup onu ikna etme
yol�a gitmektir. Belki ikna ile sonuçlanır, ancak dinde amaç tebliğ
dir. Iknayı, dolayıs ıyla b�anyı retori�n aynlmaz bir unsuru olarak
gören meslekten hatipiere karşın Aristoteles �anyı bir amaç olarak
görmese de iknaya götürecek her türlü imlclnın ortaya çıkanlması
gerekti� görüşünü savunur. Dinde ise ikna yerine geçen hidayet
yalnız Allap'tandır. Diğer yandan konusu toplumsal "değerler" olan
retoriğin Ibn Sini'da olduğu gibi Müslüman biri tarafından ele
alınması durumunda ayet ve hadisiere yer verilmesi tabü bir durum
olsa gerektir.
Hikmetin tanımı yla ilgili olarak b�ka bir yerde şöyle bir ifade geç
mektedir: "Hikmetin en yücesi Allah ' ı bilmektir" ( w:.J I � �� "'
.ı11 �.J""' ,... ), İbn
Age.,
s.
6.
Sini, d-Hauibe, s. 76.
Antik Yunan'dan İbn Sina'ya Retoriğin Serüveni 77
Gazzili'nin el-Kıstclsu'l-Müstakım başlıklı eserinde 2 15 ve vahiy
kaynaklı bilgiyle akıl kaynaklı bilgiyi tevil yoluna giden İbn
Rüşd'ün Faslu 'l-makal adlı eserinde de geçmektedir. 2 1 6
Yazılı ve yazılı olmayan kanunları karşılaşnrırken İbn
Sina kendi toplumunda hırsızlık suçuna karşı her iki kanu
nun da bakış açısını ortaya koyan bir örnek verir: "Toplum
da ufak bir şey çalana karşı sert tavır almamak gerektiği gö
rüşü yaygındır." Ama böyle bir olay kanun karşısına çıkınca
bazı kanunlarda bir dinar, bazılarında da çeyrek dinar olsa
da kanunda yazılı olan hüküm uygulanır. Ancak bu durum
halk arasında pek hoş karşılanmaz. 2 1 7
İbn Sina'nın diğer bir özgün örneği ise teknik olmayan
ikna yöntemlerinden olan anlaşmalarla ilgili bidat örneğidir.
Buna göre anlaşmanın aleyhine olduğunu gören taraf şöyle
der: "Kuran'da olmayan her anlaşma bidattir, her bidat de
bir sapmadır. " 2 1 8
Muhatabın durumuna göre iyi bir konuşma stratejisi ge
liştirmek için önemli konulardan olan övgü ve yergiyi anla
tırken Aristoteles, övülecek veya yerilccek kişiye dair belli
düzeyde bir bilgiye sahip olmak gerektiğini belirtir ( 1396 3 a
vd. ) . İbn Sina bu konuyu açıklayarak bir kişinin iyi ve kötü
yönleri bilinmedikçe onun övülüp yerilemeyeceğini ifade
eder ve özellikle belli bölgelerdeki savaşlarda sözle saldırı ha
linde, saldırının etkili olabilmesi için sağlıklı bilginin gereği
ni vurgular ve Hz. Peygamber'le İslam şairlerinden Hasan b.
Sabit arasında geçen bir olayı anlanr. Hz. Peygamber, Ebu
21 5 Gaz.zili , "el-Kısti�u'l-müstakim," Mccma·aıu ·r-resciil li "l-lmdm d-Gazcill
içinde, cilt: 3, Beyrut, 1986, s. 6-7.
İbn R�d, Faslu. 'l-makcil jr takliri md beyne'ş-şeliati ve'l-hikmeti mine 'l
ittisdl, Merkezü dir.isati'l-vahde ve'l-arabiyye, Beyrut, 1997, s. 96.
2 1 7 İbn Sini, age., s. 114.
2 1 8 Age. , s. 1ıı.
2 16
78 İbn Sina Felsefesinde Retorik
Süfyan ve aşiretine karşı daha güçlü hicivler yazabilmesi
maksadıyla Hasan b. Sabit'ten Hz. Ebubekir'e gidip onlar
hakkında bilgi edinmesini istemiştir.219
Hatibin dinleyicilere karşı kullanacagt maksimlerden biri
de mutlak bir kesinliği olmasa da halkın yaygın olarak be
nimsediği görüşlerdir. İbn Sina bu konuda mut'a
zulüm olduğu örneğini verir. 2 20
nik:ihının
Aristoteles, bir birey olarak kişinin sahip olduğu olumlu
özellikleri sıralarken bedensel özellikler arasında yer verdiği
güzelliğe de değinir.
ğul:im)
Bu çerçevede genç erkeğin (v&oç, neos,
beden ve güç bakımından sahip olduğu güzellikleri
sıralar ve böyle birini seyretmenin insana zevk verdiğini
22
(yestelezzü en nenzura minhüm) belirtir. 1 İbn Sina bede
nin güzelliklerini incelerken muhtemelen Antik Yunan kül
türünde erkeklerin kendi cinsine karşı duyduğu ilgiye aşina
222
olduğundan bu kısmı eserine alm am ış tır .
Diğer yandan
Aristoteles iyi ve kötünün oranlarını, "eşitten eşit çıktığında
22
kalan kısım da eşittir" matematik kuralına göre 3 sıralarken
iki ayn cins 224 olan erkekler ve kadınların nitelikleri arasında
bir karşılaştırma yapar ve erkek cinsinden en uzun olan kişi
2 19
İbn Sina, ei-HcUdbe, s. 178. Bk. Zehebi, Siyeru a·ıamrn-nübeld, c. z,
Beynıt, 1996, s. 515.
·
220
-� '"· ı
�"-� 6
• -=-� enne·ı mıs
e ısn. ,mawıa
Ib
. n s·ına,
· age. , s. 173. ....v.e ot.aW�.e
şenawıa:
müt'ate zulmün" (Bizim şeriatimizdeki uygulamada olduğu gibi,
mut'a zulümdür) .
221
Aristoteles, Retorik, 1361 b 5-10.
222
Ibn Sini, age. , s. 68-69.
22 3 Aristoteles, Analytica Priora, 70 a 40 vd. Bk., Aristoteles, Rhctorik,
nşr. Rapp, s. 371.
224
İyoncadan Grekçeye geçen ve meydana gelen: evlat; aile, cinsiyet,
halk, millet; cins, tarz, sınıf, adet; kuşak, nesil ve soy anlamianna ge
len "ytvoç" (genos ) terimi (Gemoll, s . 179), Arapça tercümeye "cins"
şeklinde çevrilmişken ( 1363 b 16-z8 ) Türkçe tercümede "tür" kelime
si tercih edilmiştir. Bk., Aristoteles, Retorih, tre. Mehmet H. Doğan,
s. 56.
•
•
Antik Yunan'dan İbn Sina'ya Retoriğin Serüveni 79
kadıniann en UZWlundan daha UZWlsa bütün erkeklerin ka
dınlardan UZW1 sayılaca�ını belirtir. 225 İbn Sina bu öme�i de
atlamışnr. Bu ve cinsiyerle alakah di�er örneklerde görüldü
ğü üzere İbn Sina'nın Antik Yunan düşüncesindeki cinsiyet
ayrımını benimsemediği sonucuna varabiliriz. 226
Hem bu dünya hayatı hem de ahiret hayan için iyilik ve
kötülük, fayda-zarar, zulüm ve adalet gibi konularda önce
likli olarak karar vermek, gerek algıda gerekse düşünüşte çe
şitlilik gösteren ve yanılabilen bireylere de�l Allah'a bıra
kılmışnr. 227 Oysa Aristoteles retoriğinde kişi aleyhine olan
durumlarda mesele başka bir açıdan yorumlanarak zararsız
olan sonuca ulaşılmaya çalışılır. Retorik, 1358 b 20-25'te fayda
ve zararın "uygun" (auııcptpov, sümferon) olana göre belir
lenece� ifade edildi�den dolayı sonraki retorikçiler ( Cice
ro, Quintilian) Aristoteles'in 1353 a 25 - 1354 b 15'te hatibin
adaletten sapurmaması ve kötü olana ikna etmemesi gerekti
�ini ifade etti�den ahlaki gerekçelerle "uygun olma"228
kısmını de�ştirmişlerdir. 229 İbn Sina ise kıstas olarak uygun
olmayı de�il de şeriatİ almış ve doğru olanı bireylerin görü
şüne bırakmamışnr.
İbn Sina eserinin sonunda Aristoteles'in de eserinin son
sözleri olan, "Ben söyleyece�mi söyledim, siz de işittiniz,
22 5
226
227
228
229
Aristoteles, Retorik, 1363 b 16-2.8 (Lyons, s. 33 ) . "kema enne'r
racüle'l-'azime 'azamun mine'l-mcr'ati'l-'azimeti ve'r-ridlü fi'l
cürnleti 'azamun mine'n-nisii fe'r-racülü'l-'azimü efzalün mine'l
mcr'ati'l-'azirneti, li enne'l-fazlc ve'l-'ızame fi'l-ecnasi 'ali veznin ve
mikdann.''
Bk., Aristoteles, Retorık, 1367 a 15-ıo ; İbn Sina, cl-Hactibe, s. 8 7 .
İbn Sina, el-Hatdbe, s. 1 4 , 84.
Fahreddin Razi de bu konuda Mutezilc'yc karşı düşüncelerini ortaya
koyarken hüsün ve kubuh meselesinin itibari de�l şcr'i olduğunu
ifade etmektedir, bk., Razi, Metdlib, cilt 3, s. 2.89 vd.
Aristotle, On rhetoric: a theory of civic discourse, tercüme eden ve not
landıran : George A. Kennedy, New York, ıoo7, s. 49 ·
Bo İbn Sina Felsefesinde Retorik
artık karar sizindir" ("EipT}Ka, cİKTJKoan:, fx.en:, Kpivat&; ei
reka, akekoate, echete, krinate") şeklindeki cümlesini aktar
dıktan sonra kendi kültüründe hitabetin nasıl soniandırıldı
ğını belirtmek için şöyle der:
"Bizde de denildiği gibi, 'Sözümü söylüyorum ve Yüce
AJ
lah'tan kendim ve sizin için ma�ret diliyorum. O çokça
( ı;; J;t
ıao
)
�.J .JP 4il ·rSJ.J ı) �ı .. ı _;;.:...t_, .ı.ı...
bağışlayayan ve merhamet edendir. "
230
•
Ibn
Sini, ei-Haıdbe, s. Z47·
: li..c..
J�
l.S
2. RETORİKTE KULLANILAN
YöNTEMLER
Kıyasın uygulama alanı olan
� sanattan imgelem mey
q>av'taaia,
dana gerinneyi ( tahyü,
fantasia, vorstellungse
vokation ) 23 1 amaçlayan şiirin dışındaki sanatlar olan burhan,
cedel, safsara ve retorik tasdiki sağlayan sanatlardır. 232 Bir
tasdik türü ve ikna (inandırma) kabi liyetinin meleke hal ine
gelmiş olması bakımından 233 da retorik teknik (sınai) bir
yöntemdir ve her durumda mümkün ikna yollannı bulma ve
kullanma yerisi olarak tanımlanır. 234 Retorik belli bir alanla
sınırlı değil de topikler gibi her konuyla ilgili olmasından
dolayı diğer disiplin dallanndan farklılaşır. 235 Kıyası retoriğe
uygulayarak konuşmak suretiyle karşıdakini ikna etmenin
genel geçer kurallarını belirleyen "mantığın sahibi" (sahibü' l
mantık) 236 Aristoteles, retoriğin sırurlarını belirlemek için
kendisinden öncekilerin eksikliklerine değinmiş ve retoriğin
23
1 Schoeler, agm. , s. 50.
2 2
3 İbn Sina, d- Harabe,
233
234
235
236
s.
ı.
:zo3 .
(Aynca
muallemc)
bk . • age . •
s.
30:
sınaiu'l-
Durusoy, Metinlerle Mantıga Giriş, s . 155.
Aristoteles, Retoıik. 1355 b :zs-:z6.
Willi am s, age. ,
İ bn Sina,
s. ı:z6.
ei- Hihmetü 'I- 'Arüziyye.
mantık" şeklinde
hatdbe, s. 85.
bir
ifadeye
de
s.
:z7. Daha önce Farabi "ashabu'l
yer vermiştir, bk. , Farabi, Kitdbu 'l
Bz İbn Sina Felsefesinde Retorik
özünün önyargı, acıma, ötke ve benzeri coşkuların uyandı
rılması değil de örtük tasunlar ve ömeldem olduğunu ortaya
koymuş 2 37 ve kendisinden sonra da klasik retorikte bu iki
yöntem vazgeçilmez unsurlar olarak yerini almışor.
Aristoteles retoriği, "herhangi bir durumda mümkün
olan ikna araçlarını fark eone yetisi" olarak tanımlamakta
dır. 238 İbn Sina hem el-Hihmetü'l-'Aroziyye'de hem de el
Ha ttibe'de retoriğin tanımını yaparken Arapça tercümedeki
ifadeyi 2 39 olduğu gibi almış ve tanımda geçen kavramları te
ker teker açıkl amış tır . uo
Retoriğin tanımında yer alan "kuvvet'' kavramının iradi
fıilleri ortaya çıkaran nefsani bir meleke olduğunu belirten
İbn Sina bu kuvvetin en güçlü kuvvet olduğunu ifade eder.
Ancak salt kuvvetle meleke birbirine karıştırılmamalıdır. Salt
kuvvet her insanda bulunduğu halde meleke belirli kanunları
öğrenmek veya belirli fiilieri tekrarlamak suretiyle kazanı
lır. 241
Bu bağlamda İbn Zür'a, Eflatun'un "Retorik bir tür
237 Aristoteles ,
238
239
240
Retorik, 1354 a 13-20.
Aristoteles, Retorik, 1355 b 25, 1355 b ıı; Ross, Aristotelcs, s. 172.
..1#-l_, JS ..J .;,'-JI t.l:l"ıı l �
durum a dair imkin dahilinde olan
"N,.,.W l J.J""ıı l
her bir tekil
sidir. "
�
i} �UıüJı•, "Retorik
iknayı üstlenme yeri
ei-Hikmeıü'l
s. ıs; İb n Sini, el-Harabe, s. 28. Ebu'l-Berelclt ise retori!i
"tartışmada ( muhavere ) tasdiki konu edinen her fende dinleyiciyi ik
Aristoteles, A r s Rhetorica., 1355 b 26-27; İb n S ina.
'Arti.tiyyı:,
na
etmeyi amaçlayan ilme ('ilrniyyen) ve söze (kelimiyyen) dayalı
bir sanat" olarak tarif ennektedir, Ebü'l-Berelclt el-Bagdidi, Kitdbu 1 -
Mu 'ıcber fi'l-hikmc, Dairetü'I-Mairifi'l-Osmamyye, Haydarabad, 1938,
s.
269 . Ayrıca bk. , İbn Rü.şd, Three Shorı Commentaries on Arisıoıle's
"Topics, " "Rheıoric , " and "Poetics", tahkik ve tercüme : Charles
l·U
terwonh, New York, 1977, s. 26c} .
İbn Sini,
el-Hatdbe,
s.
27; Durusoy, age.,
s.
38.
E.
But
Retorikte Kullanılan Yöntemler 83
tecrübedir''242 şeklindeki ifadesinde geçen "tecrübe" kelimesi
( tıım:ıpia, empeiria) yerine "kuvve" kelimesini almıştır. 243
Tanırndaki "tekellüf' kavramı ise wrunluluktan ziyade
''üstüne almak, yüklenmek" anlamlarıyla öne çıkar. Zira re
torik
"seçmeyle
meydana
gelen
olaylar''la
ilgilidir
(el
vakı'atü'l-ihtiyariyye ) . 244
Eski Grekçedeki
"monç"
( pistis ) kavramının karşılığı
olan ikna245 İbn Sina'ya göre bir konuda itiraz ya da muhale
fetin olabileceğine inanmalda ( itikad) beraber tasdikin oluş
masıdır. 246 Aristoteles'ten önce Eflatun bu kelimeyi anlam
olarak içeren
8
lanmıştır . 24
'"ıroxayroyia"
( psühagogia) 247 kelimesini kul
242 E'u
. , 46 2 C .
uatun, Go rgıas
243 Hasnawi, Alunad, "Avicenna
on the Quantification of Predicate
(with an Appendix on [Ibn Zur a] ) , The Unity of Scit'TICe in the Arabic
Tradition, Science, Logic, Epistemology and their Inıeractions içinde, (s.
295-3:z8 ) , ed. Rahrnan, Shahid; Street, Tony; Tabiri, Hassan,
Dordrecht, zoo8, s. 317.
"
244
245
İbn Sina, d-Hatcibe, s. ı-z;
amlf., el-Hikmetu 1-'Art:ıziyye, s. ı6.
m9av6ç (pitanos, ıu:i9oo, peito'nun sıfat hali) , ıt&i9oo: ı. ikna etmek,
razı eonek, i nandırmaya çalışmak, inandırmak, kazanmak, ikna ede
rek ve/ya şaşırtarak teskin eonek, yanşnrmak, :z. İkna olmak, kani
olmak, kanlmak, -e doğru yönlendirmek, bir şeye inandırmak, gü
venmek, irimat etmek, göğüs germek, itaat eonek, tabi olmak, bk. ,
Gemoll, s. 6:z6.
246 İbn Sina, ei-Hikmetü1-Art:ıziyye, s. 15, zı. Ayrıca bk., İbn Sina, d
Hatdbe, l -6, 8; Farabi, Ihsa, ı6. Hikmetii 'I-A rUziyye'de geçen tanımı
aynen alan Ebu'i-Berekat itiraz ve muhalefete �en dinleyicinin,
duyd� şeyin etkisiyle tasdike daha yakın olduğunu ifade eder,.
Buna da "zann- ı gıllip" denir, bk. , Ebu'l-Berelclt ei-Bağdidi, age. , s .
269. Ayrıca bk. , İbn Rüşd, Three Short Commentaries, s . 269.
247 ljli)xciyooyia: İnsanların kalbini ( ruhunu ) kazanmak, ikna; akut ateşi
dindirmek, (Liddell; Roben Scott, age., 1940 ) ; ruhlan yönlendir
mek; cazibe, memnuniyet, Gemoll, s. 873.
248 Etlitun, Phaedrus, z6ıa, 27ıc.
84 İbn Sina Felsefesinde Retorik
Arapçada t. :.J J kökünden türerilen fıiller "razı olmak",
"yetinme.k", "kanaat etmek", "kanaat getirmek", "emin ol
mak", "inandırmak, " ikna etmek", "razı etmek" ve "ikna ol
mak" anlamlarına gelmektedir. Buradaki tasdik retorikte kul
lanılan tasdiktir. Retorik tam tasdiki sağlamasa da kişide bu
na yakın bir kabulün oluşmasında etkili olur.
"Mümkün ikna" (el-iknau'l-mümkin), yukarıda üstlenil
mek istenen ikna imkantarıdır. İbn Sina burada başka yo
rumlara (tefsir) itibar edilmemesi gerektiğini belirtmekte
dir. ı49
Retoriğin tanımında geçen ve konunun sınırlarının belir
lenmesinde büyük bir öne me sahip olan ifade ise "her bir te
kil durumda" (u;i-JI J.,.�ı � ��J JS ..}) ifadesidir. Tanımda
"tekil" ifadesi geçse de İbn Sina bu ifadeyi açıklarken "müf
red"i "cüz'i" anlamında kullandığını belirtmektedir. Bu so
nuca memin devamında geçen "bunun anlamı her bir tekil
den (cüzi)" ve retoriğe konu teşkil eden "her cüzi kategori
den" ifadeleri dikkate alınarak vanlmaktadır. ıso
"Her tikel durumda iknanın üstlenilmesi" ifadesi retori
ğin diğer sanatlardan farklı olduğunu ortaya koyar. Örneğin
taliıni bir sanat olan hendese ve sadece kendi alanında iknayı
amaçlayan np sanan bu yönüyle retorikten ayrışır. Çünkü
retorik sadece belli cinse ait olmayıp her cins için kullanılabi
lir. 25 1 İbn Sina gibi ısı Ebu'I-Berekat ei-Bağdadi de retoriğin
249
İbn Sina, d-Hatdbe,
250 İbn Sini, ı:l-Hc.ııılbe,
s.
s.
z9.
z9 : " ı$1 j .l:a.o. i.a�l J_,.. ":ı/ 1 � �I.J JS" .) W }.J
.,p J..ı; u�ı w; <Jfo
••
••il
Jı ..i.J lflS" .:.. � ._;ıı..� ı � <JIS ·�
t;J*-"' _,.i 4.1_,1- JS" � J·� JS <JI .P J..ı; �I.J JS" W_,i <J�.J 4.1..,.WI
�_;ıı..l l J_,..":ı/ 1 � � �.J JS" j J_,it .;IS <J� <JI �.J"
.U
251
4.1_,1-
İbn Sina, el-Hatdbc,
s.
z8-3 o .
Retorikte Kullanılan Yöntemler 85
küll i konulara özgü olmadığını, daha çok cüzi mesclelerde ve
iradeyle gerçekleşen durumlarda ( el-vakı 'atü'l-ihriyariyye)
fayda sağladığını belirtmektedir.253
İbn Sina'nın ayr ı n tılı bir şekilde incelediği bu
tanım
Re
torih'in Arapça tercümesinden alınmıştır, ancak G re kçe me
ti n de geçen "nepi &ıcaotov" (peri hekaston, "her durumda")
ibaresi hem .. her" hem de "tek" anlamlarına gcliyorken ve
"her durumda" şekl inde karşı l anacakken Retorik'i Süryanice
den Arapçaya tercüme edenler sadece "müfred" ( tek) karşılı
ğını (fı küll i emrin müfrede) tercih etmişler ve Aristoteles'in
kastetmediği "müfred" anlamı İs lam fılozoflarının retori k
konusunda tek kaynağı olan bu çeviriyle sonrakile r tarafın
dan da benimsenmiştir. 254 Retoriğin tanımı böyle algılanınca
retoriğin konusu sadece cüziyyada sınırlandırılmış255 ve bu
konunun tümellerle ilgili olan ecdelle ayrı ştıkları baş lıc a nok
talardan birisi olduğu ileri sürülınüştür. 256 Ancak bir alet ve
.�IJ ..:.�1.;';11 ,P ;l..ı:il 4-i� •i_,ili ı..t . ı.... •J i_,i lf:.ii �u...JI ı..t,
.:ı� �u...JI ,r.A3 "JJ · t.l:.i';l� � ,t � Lo rf:J.i �t If.! ..ı....it 4i� ·�1
·.r- 1�1 �t "J, ·�U. .:ı� J. ·�.rt �1.:..- ..lüi i;..Lill ;ı.Jöl ..P � �
.:ıt �u...JI .l"t .J ö.Lo.All � .�U. _,.;. Lı� "+:-Wl ..:.� l.:.W� ;, t.l:.i';l l ltı
•·.
252 ı..t,
•
�� i_,il i �. İbn Sini, ei-Hatdbe, s. 27.
253
İbn Sina,
s. 269.
254 Würsch,
Age. ,
Rhetoıica,
255
256
Farabi,
ei-Hikmetü1-'Arılziyye,
s. 16; Ebu'I-Berekat el-Bağdidi, Age. ,
s. 25-26; Aristoteles, Retorilı, 1355 b 26-27; Lyons,
Ars
s. 7.
Kitdbu 1-hatdbe,
s. 31.
İbn Sina, Topilıler, prg. 8 (s. 17 ) ; " . ;-ı:.WI _,.
·�1 Lılıi ,�u...J I ı..t,
- ��� ;.r�l .; ._,..w 1 t.l:.il ,p
.t...l.:f.l l .; t.l:.i';l l ı.r-t .rJ J � "J,
Y. �1,", ; İbn Sina, llli nci Analitik/er, prg.
n:
..
..:.....�.Ai ..\.Ü
�u...J I_,
r-5- ""J J�� � l.ol ..:..i\S:i .:ıı..;ll .J LıU.,r.ll .)# �t
� ıS .ll l e Wl r.u:ll J. ,...W l y. Lı lo;JI .J r.u:ll .ı-)J . 4la!IA.JI � ,P
..:..i iS
_,t •J�I
,)
. ı.. �;l.:..e "'
(s. 56), İbn Sina, el-Hatdbe,
s.
28 vd.
86 İbn Sina Felsefesinde Retorik
sanat olan retorik kesin bilgiyi s�layan öncüllerden hareket
etmese de ve konusu da ahlak. ve siyaset gibi genellikle cüzi
konular olsa da külli meselelerde bir ikna aracı olarak kulla
nılamayaca� anlamına gelmez. Zira İbn
Sina
başka bir yerde
(fı külli şey'in) iknayı amaçlarlığını
belirtmektedir. 257 Cüzilerle ilgisi zanni bilgiye dayanıyor ol
retoriğin "her konuda"
masındandır. 258 Kanaatimizce
Retorik'in
Arapça tercümesin
de bir eksiklik olsa da İslam filowfları bu sanatı tanımlarken
konusunu cüzilerle sınırlandırmaları onun burhan, cedel ve
safsata gibi küllilerle ilgili bir sanat olmaması dolayısıyladır.
İbn Sina, Aristoteles'e dayanarak
evvel, [Organon] )
(ve zukira fi 't-ta'limi'l
retoriğin yöntemine dair önceki konuşma
cıların ( mütekell imfuı ) 259 hep temel konuların ( entimem ve
örneklcm) dışında kaldıklarını belirtir.
Bu
konuşmacılar da
ha çok psikoloj ik ( infiali ) ve ahlcik.i ifadeler kullanmışlar ve
konuşmaların giriş
(npooiıııov, prooimion, sadr ) , gelişme
(ôıfıyrımc;, diegesis, iktisas, narration/60 anlatı) ve sonucuyla
61
( epilog, hatime) ilgilenmişlerdir. 2
İbn Sina Aristoteles'in
zamanında belirli şehirlerde olduğu gibi bütün retorikçilerin
ikincil konuları bırakıp asıl olanla
meşgul
olmaları duru
munda entimem ve örneklem dışındaki meselelerle uğraşan
ların çabalarının boşa çıkmış olacağını belirtir .
262 Retorik 1354
a ıı- ı4'te geçen ve Aristoteles'in bir davada doğru karar
257 İbn Sini, ei-Hatdbe, s. 19.
25 8 lb
. n s·ına, Tı opikier, prg. 3 ·
259 İbn Sina el-Hatibe'de 'hatip' ile 'mütekdlim'i ayırınakta ve 'mütekel
.
lim'i genel anlamda söz söyleyen için kullanırken, 'hatip'i retorik sa
nanna bag-lı olarak konuşan anlamında kullanmaktadır.
260 Aristotle, On Rhetoric, s. 3 1-33 .
261 İbn Sini, ei-Hatdbe, s. 8, 11; Aristoteles, Retorik, 1354 b 15 vd. : "olov
ti ÔEi to npooiıııov i\ tTıv ôtfı'Yll cnv fx,Eıv, Kai tmv lillrov
fficaatov ııopioov". "Sonuç" ifadesi Aristoteles'in metninde bu
lunmamaktadır.
262 İbn Sini, age. , s.
11.
Retorikte Kullanılan Yöntemler 8 7
vermek için davayla ilgisi olmayan konulara girilmesinin ya
saklanması gerektiğini dile getirdiği sanrlar263 yanlışlıkla
Arapça tercümeye entimem ve ömeklem dışındaki ikna yol
larının yasaklandığı şeklinde aktarılmış ve bu yanlış anlama
Farabi'nin eserinde de yer almışnr.264 İbn Sina da böylece
retorik için temel olan entimem ve örnekiemi kullanan reto
rikçiler ve bunların dışındakilerle uğraşanlar diye retorikte
iki akım olduğunu düşünmüş ve doğrusunun birincilerin
tercihi olduğunu belirtmiştir. 265
ikna yöntemlerini ilk defa teknik ve teknik olmayan diye
ayıran Aristoteles'tir.266 Aristoteles'in "teknik" (fvtexvoç, en
tehnos ) ifadesi Arapça tercümede "bi sına'a" şeklinde geçi
yarken İbn Sina el-Hihmetü'l-'Arllziyye'de Arapça tercümede
olduğu gibi "bi sına'a" karşılığını ve el-Hatdbe'de de
"sına'iyye" kelimesini tercih etmiştir. ''Teknik olmayan"
( ö:texvoç, atehnos) kelimesi de Arapçada "bi ğayr-i sına'a",
İbn Sina'da ise "la bi sına'a" , 267 "min ğayr-i sına'a" ve "leyset
an sına'a" ile karş ılanmıştır . 268
263 Konu dışına çıkmak veya bakimi duygusal baskı alnna almak şeriatın
ve
aklın temsilcisi olan hikimin karanın yanlış yönde vermesine se
bep olacaAından dolayı böyle bir sınırlama yapılmışnr.
264 Fhlbi, Kitdbu'I-Hatdbe, s. Sı. Ancak Farabi Aristotelcs'i rctorikte en
rimcm ve ömcklcm dışında kalan hususlara başvur� için eleştir
mektedir.
265 "Bu � iki grup retorikçi bulwımaktadır. Bir grup temel esasların
yanında hüncrlcr ve yardıma WlSurlann da kullanılmasına müsaade
ediyerken diAer grup sadece ikna edici sözleri!' kullanılmasına izin
vermektedir. �u ilk grubun görüşüdür", lbn Sini, ei-Hatdbe, s .
266
13·
Aristotcles, Retorik, ın5 b 35-36.
267 İbn
Sina, ei-Hihmetı:i 1-'Ar11Ziyye, s.
268
A.ınlf., ei-Hatdbe, s.
32., I17.
:zo.
88 İbn Siıul Felsefesinde Retorik
Aristoteles'e göre temel ikna yöntemleri entimem ve pa
radigınadır (ömeklem) . 269 Bunun yanında duygulara hitap
ve ahlaki özellikler de iknada etkili olan unsurlardır. Bu son
ikisi dinleyici, konuşmacı ve konuşmayla bağlannlı olan
özelliklerdir . 270 "Teknik" olarak isimlendirilen bu yöntemle
rin yanında bir de teknik olmayan ikna yöntemleri bulun
maktadır. Retorih'in ilk kitabının onbeşinci bölümünde ince
lenen bu yöntemler beş bölüme aynlmaktadır : 2 7 1
Aristoteles'te Teknik Olmayan
Ikna Yöntem leri
Ta n ı k l ı k l a r
Yasalar
Anlaşmalar
Işkenceler
Yem i n ler
Teknik olmayan bu ikna yöntemlerinin ortak özelliği
sonradan oluşturulmayıp önceden hazır bulunmalandır.
Aristoteles'in bu ikna yöntemleri ayrımı İslam filozofla
rınca benimsenmekle birlikte onlar bu ayrımı geliştirerek bu
alanda birçok yenilik ortaya koymuşlardır. Farabi ikna yön
temleri konusunda çıkış noktas ı olarak Aristoteles'i almış an
cak özgün bir ayrım ortaya koymuş ve İbn Sina da bu ayrımı
geliştirerek yepyeni bir yapıya büriindürmüş tür . 2 72
Farabi Kitdbu'l-Hatdbe'de ikna yöntemlerinin teknik ve
teknik olmayan olarak ikiye ayrıldığını belirtmekte ve onüç
269
2 70
271
272
Spnı te, ]ürgen. Die Enthymemtheorie der aristotelischen Rhetorik,
gen, 1982, s. 66.
Ari
stotcıes, age. , 1356 a 2-4.
Aris
ı
toteıes, age . .
Würsch, age.,
s.
1375 a 22 "d .
97·
Göttin
Retorikte Kullanılan Yöntemler 89
adet ikna yön temi sıralarnaktadır. Bu i kn a yöntemleri şun
lardır:
ı . Entimem (zamir)
ı. Ömeklem ( temsil)
3. Konuşmacının erdemi ve hasnun kusuru
4· Konuşmaayı tasdik edip hasmı yalanlamalarmı sağlaya
cak olan psikolojik infialler vasıtasıyla dinleyicileri aşama
aşama hedefe ulaştırmak
5· Ahlaki ifadelerle konuşmacıyı tahrik edip dinleyiciyi heyecanlandırmak sureriyle tasdiki sağlamak
6.
Yüceitme ve küçülrme, güzel veya çirkin gösterme
7.
Yazılı kanuniann tanıklığına başvurma
8.
Tanıklıklar ( şehidat)
9·
Konuşmacının doğruyu söyleyince gelecek iyiliğe karşı
olan arzusu ve yalan söylediği takdirde başına gelecek
kötülükten endişe duyması
ıo.
Bahse girmek ve ahirleşrnek şeklindeki meydan okumalar
n. Yeminler
ı ı . Jest ve mimikler
1 3 . Sesi konuşmanın içeriğine göre ayarlama. 273
Ancak
bu yön temlerden hangilerinin teknik, hangilerinin
teknik olm adığı belirtilmemektedir. Bu ayrım Farabi,nin re
toriği daha ayn ntılı bir şekilde ele aldığı büyük şerhinde ya
pılmaktadır.
Bunlardan yalnızca entimem ve örneklem temel ( üvel)
ikna yöntemleridir. Farabi diğer ikna yöntemlerini "sözlü
olmayan ikna yöntemleri, ( el-mukni'atü,l-harice 'ani 'l - e kavil )
şeklinde isimlendinnektedir. 2 74
273
2 74
Farabi, Kiıabu 1-Haıdbe, s. 6g- 8 ı .
Age.,
s.
Sı. Bk., Aristoteles,
age. .
1354
a
npayJ.laTOÇ" (exo tt1 pragmatos) : "Konu dışı".
15-16:
"fl;ro TOÜ
90 İbn Sirui Felsefesinde Retorik
Bu yöntemlerden kanunlar, tanıklıklar ve yeminler Aris
toteles'in sınıflandırmasında teknik olmayan ikna yöntemleri
arasında yer almaktaydı. Dokuzuncu yöntem ise Aristote
les'in teknik olmayan yöntemler arasında saydığı "işkence"
ba�lamında de�erlendirilebilecek bir yöntemdir. Zira kişi
işkenceye u�radığı takdirde böyle bir durumun başına bir
daha gelmemesi için sadece doğruyu söyler. 2 75
Büyük şerhte Farabi ikna yöntemlerini teknik ve teknik
olmayan şeklinde ayırarak teknik olmayanlar arasına Aristo
teles'in saydı�ı beş yöntemi almakta ve bunlara üç tane daha
ilave etmektedir. Aristoteles'in teknik olmayan ikna yöntem
leri arasında bulunmayıp da Farabi'nin Büyük Şerh'inde yer
verdi�i ikna yöntemleri şunlardır:
Mucizeler
Saygın birinin sözleri ve yüz ifadesi
Tavır ve hareketleri ciddi olan ve meseleyi ya bizzat ken
di yaşamış veya başka güvenilir bir yolla konuya vakıf olmuş
birinin ifadeleri.
Mucize dışındaki son iki yöntem Aristoteles tarafından
teknik olmayan yöntemler arasında sayılmasa da kitabında
yer verdiw yöntemlerdir.176 Farabi bunları kendi sistemi içe
risinde teknik olmayan yöntemler arasında de�erlendirmiş
tir. 277
İbn Sina ise Hikmetü'l-'Aruziyye'de tanıklar (şuhud) ve
anlaşmalar gibi teknik olmayan ( la bi's-sına'a) ve hatabi tas-
275 p•ara. b.ı, age. , s. 77·
2 76 Aristotcles, age 1375 b zs-z6;
277 Würsch
"
, age., s. 8 9·
..
1404
a
ı6.
Retorikte Kullanılan Yöntemler 9 1
dik
gibi sanat v e hünerle olan teknik yöntemler bulundu�
2
nu zikreder. 78
Entimem, paradigma ve teknik olmayan ikna yöntemle
rinin yanında Farabi konuşmacı, konuşma ve dinleyiciyle
alakah bir grup ikna yöntemi daha zikrettnektedir. Bu yön
temlerle konuşmacı sözünü kabul ettirebilir, konuşma dinle
yicinin kabulüne yatkın hale gelir ve dinleyici de
adım
adım
konuşmacıyı tasdik ettneye doğru bir eğilim gösterir. 279 An
cak
Farabi
sıraladığı bu yöntemlere genel bir isim verme
mektedir.
F;irabi'ye
yüz
göre korku veya sevinçten dolayı kişide beliren
ifadesi doğal olarak (teknik olmayan) ortaya çıkabileceği
gibi belli bir duygu temelli olmaksızın bilinçli bir şekilde de
( teknik olarak) ortaya çıkabilir. Aristoteles'te bulunmayan
bu ayrımda da görüldüğü üzere
Farabi
klasik retoriğe özel
likle konuşmacıyla ilgili hususlarda iknayı etkileyecek özgün
280
katkılar sunmuştur.
Aristatdes en temel teknik ikna yönteminin entimem ol
duğunu ifade ettnekte 281 ve konuşmacı ve dinleyiciyle alakalı
olarak karakter özelliklerinin sunulması ve coşkuların uyan
dırılınasını ise diğer teknik yöntemler olarak belirlemekte
82
dir. 2 Würsch buna karşın Farabi'nin asıl ikna yöntemi ola
rak entimemin yanında örneklemin de olduğunu kabul etti
ğini ve ayrıca heyecan uyandırmak,
ahlW özelliklerin ortaya
konulması ve dil ve söylenişle alakalı hususların da teknik
olmakla birlikte entimem ve ömeklem
kadar
merkezi önem
de olmayan ikna yöntemleri arasında yer aldığını aktarmak-
2 71 İbn Sini, el-Hikmew 'I - 'ArtlZiyye, s. ıo.
2
79 Didascalia s. 177 ve 179'dan nalden Würsch, Age. , s. 90.
w··ursch age. , s . 91 .
ı
281 Aris
1354 a n-16 ; 1355 a 3 14.
28o
,
tote es, age. ,
282 Age., 1356 a 1-ıo.
-
9 Z İbn Sina Felsefesinde Retorik
tadır. Bu teknik yöntemlerin yanında, ı . Şahitlikler (tanık
lık) , 2. Kanunlar, 3· Anl�malar, 4· Yeminler, 5· işkence, 6.
Mucize, 7 . Söz ve ses ve söz uyum u, 8 . Söz ile hal ve hare
ketlerin uyum u olmak üzere sekiz adet teknik olmayan yön
tem bulunduğunu ifade etmektcdir. 283
Aristotcles'te bulunmayan bu ayrım Farabi'nin klasik re
torikteki ikna yöntemlerine getirdiği en önemli yenilikler
dendir ve bu ayrım daha sonra İbn Sina'nın bu konuda te
mel çizgisini oluşturm uş tur . 2 84
İbn Sina ikna yöntemlerini sınıflandırırken Aristoteles ve
Farabi'den yararlanmalda birlikte onların ortaya koyduğu
hususları kendi sistemi içerisinde değerlendirmiş ve onlarda
bulunmayan bazı yenilikleri bu sisteme eklemiş, Aristoteles
gibi sadece entimemi değil de Farabi gibi entimemle birlikte
örnekiemi de esas ('amud) ikna yöntemi olarak kabul etmek
tedir . İbn Sina'nın Şifa'daki ikna yöntemleri yakl�ımı bir
açıdan el-Hihmetü 'l-'Aruziyye'deki ayrımın bir devamı olsa da
genel olarak Farabi'nin büyük şerhinde ortaya koyduğu dü
zenlemeye dayanmaktadır. Bunun yanında İbn Sina'nın yak
laşımı Farabi'de bulunmayan özgün kavramlar ve daha ay
rıntılı bir tasnif içermektedir.
Belli bir konuda iknayı gerçekleştirmek için kullanılan
sözler üç sınıfa ayrılır: Temel ifadeler ('amud, yani entimem
ve örneklem) , hünerler (hiyel) ve yardımcı unsurlar (nus
ra) . 28 5 Entirnem ve örneklernden oluşan teknik yöntemler
düşünce ve iradeye dayanan konuşmayla ilgili olarak sahip
olduğumuz meleke ve hünerlerimizle gerçekleştirilir. 286 Ha28
3
2114
28 5
2116
w··ursch age. , s. 91-9ı.
Age., s . 9ı.
.
lbn Sini, d-Hatdbe, s. ıı.
Age. , s. JZ.
,
Retorikte Kullanılan Yöntemler 93
tip, dinleyici ve sözle ilgili olarak iknayı sağlamaya yardımcı
olan hünerler ve teknik olmayan yöntemlerin teknik kulla
nımını oluşturan diğer yardımcı WlSurlar (nusra) retorik sa
natı için entimem ve ömeklem kadar temel yöntemlerden
olmasa da İbn Sina bunları teknik yöntemlerden (sınM) ka
bul etmekte ve bunları "'avan" başlığı altında toplamakta
dır.ıs7
İbn Sina Meşşai felsefe çizgisinde retoriği ikna ve onun
bölümlerine göre tasnif etmektedir. Acaba retoriği daha
farklı bir şekilde tasnif etmek mümkün müdür? Örneğin İbn
Sina ei-Hatabe'de retoriğin başka bir açıdan üçe ayrıldığını
ve bunların da "sözü söyleyen" (kciil ) , "söz" (kavl) ve "mu
hatap" olduğunu belirtiyor. 288 Bu sınıflandırma retoriği ge
nel olarak tasnif etmek için bir çıkış noktası olabilir mi?
Retorikte amaç ikna olduğundan dolayı bu soruya olum
lu cevap verilemez. Zira bu "başka bir açıdan" ayrımın mer
kezinde "söz" vardır ve bu ayrıma göre genel bir tasnif ya
pılması durumunda "edebi bir sanat"tan ziyade "ikna sanatı"
olan retoriğin tam bir tasnifı yapılmamış olacaktır .
Retorikte ikna yöntemlerinin teknik ve teknik olmayan
şeklindeki ayrımında en belirleyici WlSur kıyastır. Kıyası uy
gulayanların yöntemine göre incelenen entimem ve ömek
lem retoriğin temel teknik yöntemlerini oluşturmaktadır.
Teknik yöntemler başlığı altında değerlendirilen ve İbn
Sina'nın hünerler veya beceriler (hiyel) olarak isimlendirdigi
iknaya yardımcı unsurların "teknik" olma özelliği bunları
"kullanabilmek" için bir "beceri" kazanmak gerekliliğinden
kaynaklanmaktadır.
287 Age., s .
288
Age.,
s.
8, ız.
SS·
konusu ele
Bu ayrıma teknik yöntemler bah.oıinde yardıma
alınırken de�ccektir.
unsurlar
94 İbn Sina Felsefesinde Retorik
İlınaya olan önemli katkısından dolayı hatibin dinleyici
ler nezdinde kişili�ine dair olumlu bir intiba bırakabilmesi
veya daha önceden oluşmuş olumsuz bir izlenimi gidennesi
bir beceriyle mümkün olur. Bunun yanında dinleyicinin psi
kolojini etkileyen sebepleri bilmek, onun konuşma esnasında
içinde bulundu� ruh halinden haberdar olmak ve pozitif
veya negatif ikna amacıyla konuşmanın seyrini bu ruh haline
göre düzenlemek bir ustalık gerektirir. Sözle ilgili olarak ise
sesi konuşmanın ortamına, içeri�e ve akışına göre ayarla
mak için belli bir yetkinli�e ulaşmak gerekir.
Teknik yöntemler arasında "di�er yardımcı unsurlar"
ifadesiyle karşıladı�ımız "nusra"nın teknik özelli�i ise bunla
ifade edilişinin teknik olmayan yöntemlerde olduğu gibi
do�al olarak veya kendili�den de�il de belli bir düzen içe
rın
risinde gerçekleşmesinden kaynaklanır. Örneğin bir kişinin
sözlerine inandırıcılık kannak amacıyla yemin ennesi teknik
olmayan bir yöntemdir. Ancak o kişinin yemin enniş olması
dolayısıyla bir başkası tarafından inandıncı bulunması teknik
bir yöntemdir. Bu yardımcı unsurlar teknik olmakla birlikte
kıyasçıların yöntemiyle ortaya konulmadı� için de entimem
ve örneklem gibi asıl teknik yöntem de�ildirler.
2.1. TEKNİK OLMAYAN
İKNA
YöNTEMLERİ
İbn Sina teknik olmayan ( atechnic, non-artistic) ikna
yöntemlerini tanırolarken Retorih'in Arapça tercümesinde
geçen "leyset tekUnu bi hiletin minna"289 ifadesinden yarar-
289 "Öaa J.ltl Sı' TU..LÖlV m:1t6pı<Ttaı" (hosa mc di' hcmôn peporisrai) ,
1355 b 36-J7.
Retorikte Kullanılan Yöntemler 95
lanmıştır. 290 Buna göre teknik olmayan yöntem retorikçinin
kendisinin ortaya koymadığı ancak kullandığı "doğrudan
kanıtlar"dır (direct evidence) . 291 Örneğin tanıklar ( şuhud) ve
işkenceyle itiraflar (et-takrirat bi'l-'azab) ve diğerleri bizim
irademizle ortaya çıkan bir durum dan dolayı değil de bu
yöntemlerin kendilerinde var olan özellikler dolayısıyla ikna
edici olmaktadırlar. 292 Bu yöntemler hem bizim dışunızda
vuku bulan nedenlerdir hem de zorunlu olarak iknayı sağla
mayı amaçlamaktadırlar. Ancak ilerde görüleceği üzere İslam
fılozoflarının klasik retoriğe özgün bir katkısı olarak teknik
olmayan yöntemler teknik olarak da kullanılabilmektedir. 293
Bazı ikna yöntemleri bir yargı çerçevesinde değerlendir
meye tabi tutulmaz ve bunlarla elde edilen sonuçların duru
ma göre ortaya koydukları iddiaların aksi alınabilir. Teknik
olmayan ikna yöntemleri adı verilen bu yollar Aristoteles'te
beş tür olarak sıralanmıştır. Bunlar yasalar, tanıklıklar, an
laşmalar, işkence ve yeminden oluşmaktadır. Farabi ise tek
nik ve teknik olmayan yöntemleri birlikte ele almakta, dola
yısıyla aralarındaki geçişkenliğin sınırlarını belirlemek zor
laşmaktadır. Farabi Aristoteles'in bu yöntemlerinin yanında
mucize, güvenilir birinin ifadeleri ve tavır ve davranışlan
sözleriyle tutarlı olan birinin sözlerini de ekleyerek teknik
olmayan ikna yöntemlerini sekiz başlık altında değerlendir
mektedir. Ancak bu yöntemler arasından teknik yöntem ola
rak yararlanılanlar da mevcuttur. 294 Bu iki yöntem arasındaki
sınır İbn Sina'da daha açık bir şekilde ortaya konulmuş ve
bu yöntemlerin tasnifi daha belirgin bir şekilde ele alınmış290
291
292
293
294
lbn Sini, age. , s. 3:z.
Aristotle, On Rhetoric, s. :zı-:z3 , 1 59 .
·
ıbn s·ına,
. age . , s. 3:z.
Bk., kitabımızın "Teknik Yöntemler" bölümü.
o
Würsch, age. ,
s.
88.
96 İbn Sina Felsefesinde Retorik
nr. Şeyhu'r-reis ikna yöntemlerini teknik ve teknik olmayan
olarak ikiye ayırmış olmakla birlikte birçok yöntemi her iki
şekilde de kullanmış ve bazı yöntemleri daha geniş bir çerçe
vede ele alarak sistemi geliştirmiştir. Örneğin yeminler ko
nusunu sadece yeminlerle sınırlı tutmamış ve buna İslam
fıkhındaki bir uygulama olan lanetleşmeyi de eklemiştir. Bu
örnekte olduğu gibi Meşşai felsefe geleneğinde teknik olma
yan yöntemler daha çok adli hitabette kullanılıyorken295 tek
nik yöntemler ağırlıklı olarak politik konular çerçevesinde
değerlendirilmektcdir.
Genelde Meşşai felsefede özelde ise İslam Meşşai felsefesi
içerisinde teknik olmayan ikna yöntemleri ayrı bir tasnife de
tabi nıtulabilir. Örneğin yeminler Aristoteles'te de İslam fi
lozoflarında da dini bir içeriğe sahiptir, yani yeminler tanrı
lar veya Allah adına yapılır. Diğer yandan İslam felsefesinde
bulunup da Antik Yunan'da bulunmayan mucizelerle yapılan
meydan okuma sözkonusudur. Bu bakımdan teknik olmayan
yöntemler dini kaynaklı olan veya olmayan ve bunlar da An
tik Yunan'dan gelen ve İslam dininin değerlerinden kaynak
lanıyor olmak bakımından incelenebilirler.
İbn Sina, Aristoteles ve Farabi gibi teknik olmayan bir
ikna yöntemi olan yasalan müstakil olarak değerlendiriyor
ken diğer ikna yöntemlerini tanıklıklar başlığı altında ince
lemektedir. Buna göre teknik olmayan ikna yöntemleri yasa
lar ve tanıklar başlığı altında incelenecektir.
Yasalar ortak ve özel diye ikiye ayrılıyorken tanıklıklar
başta sözle ve durumla olan tanıklar alt başlıklarına ayrıl
maktadır. Sözle tanıklık ise öncekilerin ve yaşayanların tanık
lıklarıdır. Durumla tanıklık meydan okuma, yeminler ve an
laşmalardan oluşan sözlü tanıklıklar ve jest ve mimiklerle iş295
Aristoteles,
Retorih,
1375
a
ıı-ı3 ;
İbn
Sina, age. ,
s.
117.
Retorikte Kullanılan Yöntemler 97
kence gibi yöntemlerle zor kullanılarak gerçeklqtirilen sözlü
olmayan tanıklıkların yanında kişinin erdemliliği gibi rluyuy
la değil de akılla algılanan tanıklıklardır.
2.1.1. Yasalar
Meşşai felsefe geleneğinde yasalar (VOJ.lOÇ, nomos, çoğ.
VOJ.loı, nomoi ) ister "yazılı" (yeypaJ.lJ.tfvoç, gegrammenos)
olsun isterse "genel" ( Koıvcp, koino) olsun teknik olmayan
ikna yöntemlerinin başında gelir. 296
Farabi Kitcibu 'l-hatdbe'de yasaları yazılı ve sözlü şeklinde
ayırıyorken297 Didascalia'da özel ve genel olarak tasnif et
mektedir. 298
İbn Sina yasaları bir yerde ortak akla (el-'aklü'l-'amme )
nispet edilen ortak (şeriatü'l-müştereke) ve bir kavme veya
bir ümmete mahsus olan özel (el-hdssa) yasa şeklinde tasnif
ediyorken299 başka bir yerde de yazılı (es-sü.nnetü'l-mehtube)
ve yazılı olmayan yasalar ( es-sunnetü 'l -gayru 'l-mehtube) 300
şeklinde ayırır.
"Şeriat" ve "sünnet" kavramlan Kıır'an ve Sünne t anla
mında kullanıldı� gibi mutlak olarak "kanun" anlamında da
296 Aristotelcs, age. , 1 375 a :ıs-:ı8. Aristotelcs gcnc:l yasayı "yazılı olma
yan" (&ypacpoç. agrafos) ve "dopun yasası" (6 ıcoıv6ç ıccmi ıpUcnv
fCldinde de ifade Cbllcktc
age. , 1375 a 30- 1 375 b 10.
297 Fadbi, Kitc2bu1-Haldbt, s. n. Firibi kamınlan "şahit göstermek" (is
tişh�) olarak dc�lcndirmcktcdir.
298 Würsch , age., s. 188 .
.
299 lbn
Sini, age. , s. 14·
300
Age. , s. 11 7 -118.
yap tcmv, ho koinos kata füzin gar cstin)
dir,
98 İbn Sina Felsefesinde Retorik
kullanılmaktadır. 301 Bunun yanında "şeriat", "anayasa" an
lamına da gelmektedir. 302
Yazılı ve yazılı olmayan kanuniann uygulamasında top
lumun maslahan gözetilir. İbn Sina, "mesllihi idrak edeme
yenler" olarak nitelendirdiği Haşeviyye'nin halkın anlayışını
küçümseyerek yazılı kanunlarla yazılı olmayan kanunlar ara
sında ayrım yapmalarını ve kararlarında rey ve içtihada baş
vurm amalarını eleştirmektedir. 303
Hükümlerin dayandığı kanunlar genel ve özel (fiiru')
olarak ikiye ayrılır. Dava konusu olabilecek meseleler farklı
lık arzedeceğinden ve karar verici konumda olanlar tüm top
lumun maslahatını kuşatacak hükümleri belirleyemeyeceğin
den dolayı genel kanunlan belirleme yetkisi kanun koyucuya
bırakılmışnr. Kanun koyucu yasalan belirlerken farklı özel
liklere sahip kanunlardan haberdar olarak değişik kanunların
ortak yönlerini, bu kanunlardan bir terkip yapıldığında orta
ya nasıl bir kanun çıkacağını bilir. 3M Kanun koyucu ise Al
lah'nr. Genel kanuniann özel durumlara uygulanması ve ka
nunda yer almayan hususlarda karar vermek ise hllimlere
bırakılmışnr. 305 Ancak adil bir karar vermek için gerek savu30 1 "Şeriat ve sünnet, ya her yasa koyucuya (şh'i), ilikeye veya zamana
göre farklılık arzeden özel yazılı (hassanın mekt(ıbctün) yasadır ya
da yazılı olmayan genel yasalardır", İbn Sini,
el-Hatdbe, s. 94·
"
�t.J
� •_,.ll � öJfo. � iMJI �} ı,s.lJI .)o1ill ı)# 4;J.:.II 4;1�1 Jt...:... l
.;� J,.....S I.J ı�l �. age. , s. 84. Ayrıca kişinin sarhoşken işlenen
3 02
303
304
305
suçtan dolayı ceza gerekmediğini söyleyene karşı Peygamberimizin
bu durumda ceza uyguladı� örnek için bk., Age., s. 191.
"Kanunu (sünnet) uygulamanın uygun olmadı� durumda hüküm
vermemek gerekir. Bu durumda kanun iptal edilir ve anayasaya (şe
riat) başvunılur." Age. , s. 119.
İbn Sini, el-Hatdbe, s. n8.
Aristoteles, Retorik, 136o a 19-b 36; İbn Sini, age., s. 6ı.
İbn Sina, d-Hihmetü 1-'Artıziyye, s. ıı; İbn Sina, ei-Hatdbe, s. ı6-ı7.
Retorikte Kullanılan Yöntemler 99
nan ve suçlayan taraflar gerekse karar veren konwnunda
olanlar konu dışına çıkmamalıdır. 306
Aristoteles,e göre kişinin lehine veya aleyhine olması ba
kımından hem yazılı hem de yazılı olmayan evrensel yasalar
savunm ada olduğu gibi suçlamada da dayanak olarak alına
bilir. Yasaların yoruma açık bu yapısı onların teknik olmayan
ikna yolları içerisinde değerlendirilmesine sebep olmakta
dır. 307 İbn Sina ise kanunların uygulanmasında toplwn yara
rının (maslahat) 308 gözetilmesi ve uygulamalarda sadece ya
zılı kanunlara dayanıp diğer tarafın ihmal edilmemesi gerek
tiği görii§ünü savunmakta ve kararlarda aklın önemini vur
gulamaktadır. 309
2.1.1.1. Ortak Yasalar
Belli bir kanun koyucuya dayanmayan ve kaynağını top
Imnun duygu ve düşünüşünden alan yasalar "ortak" (müşte
rek) diye isimlendirilir. Yazılı olmayan bu yasalara bağhlık
konusunda halkın çoğunluğu bir uzlaşı içerisindedir. Örne
ğin ".Anne -babaya iyi davranmak gerekir" veya "iyilik edene
teşekkür bir gerekliliktir" gibi kabuller toplwnda ortak akılla
varılan ve genel geçer kurallardır. 3 1 0
Ortak veya genel yasalar tümel yasalardan farklıdır. Kay
nağı bakımından genel olma özelliğini taşıyan yasalar tikel
konulara dair hükümler de verebiliyorken tümel yasalar tikel
306 lb
. n s·ına,
. age. , s . 19.
307 Aristoteles, age., 1375 a :ı5-1375 b :ı5.
308 Bk., İbn sına. "Salabu'l-haJ", Hikmetü1-'Anlziyye,
Hattibe, s . 64-66, 69, 8:ı, 91.
309 Age., s. ıı8-ıı9.
3 1 0 Age. , s. 14, 173.
s.
44
vd. ; a.mlf., el
100 İbn Sini Felsefesinde Retorik
varlığın bütün eksiklik ve kusurlannın ötesinde tüm insanlı
ğın hayrına evrensel yasaları belirler. 3 1 1
2.1.1.2.
Özel Yasalar
Özel veya yazılı yasalar belli bir topluluğa (kavim) veya
millete (ümmet) özgü olan yasalardır. Daha özeli ise anlaş
ma ( mu'ahede) ve sözleşmelerdir ( mu'akabe) . 3 1 2
Bu yasalar belli bir topluluğun üzerinde anlaştıkları ka
nunlardır. İbn Sina bunu ifade etmek için "sünnet" kelime
siyle "icma" kelimesini aynı bağlam içerisinde kullanmış ve
"adet" kelimesine sünnet kelimesine yakın bir anlam vermiş
tir. 313
Halkın (cumhur) ortak aklına daha uygun olan genel ya
salara göre yazılı kanunlar daha ayrıntılı ve anlamak için uğ
raş isteyen bir yapıya sahiptir ve genel yasalara göre yoruma
daha az açıkur. 3 1 4
Ortak ve özel yasalarda övgü ve yerginin önemli bir yeri
vardır. Yaygın olduğu üzere haksızlığa uğrayan birinin sıkın311
Farabi, Ki ıdbu l -Ha ıabe, s. 57; İbn Sini, age. , s. 16-17; Aristoteles, Re
ıorik, 1354 a 30-1354 b 16. Yaııalar hakkında bu kısımda ( 1354 b vd.)
yer verilen görüşler Eflatun'un Kanunlar'da ele aldı81 görüşlerle ben
zerlik arz etmektedir. Bk., Etıatun, Nomoi, 875-76.
312
İbn Sina, el-Hat.dbc, s . 14. Aristoteles bu ikili avrımı özel ve evrensel
şeklinde ifade cdiyorken ( 1373 b 4) Farabi yazılı ve özel veya özel ve
genel şeklinde: bir ayrımda bulunur.
3 1 3 İbn Sini, ei-Haıdbe, s. 173- ikna kayna81 olarak iana konusuna küçük
Rerorik şerhinde yer veren İbn Rüşd Gazzili'inin ( favs alu ) eı-ıefrika
beyne'l-Lddm ( bu şerhin İbranice tercümesinde "Islim" ibaresi,
"ll'7Kl77.l!U':ı, ha-ismai'lim, İsmaililer" şeklinde karşılanmışnr) ve'z
zendeka isimli eserinde geçen "ianaya vanlan bir k<?nuda amk iana
olmayaca81" şeklindeki ifadeyi aktarmaktadır. Bk. lbn Rüşd, Three
Short Commenıaries, s. 1 95 .
314 İbn sına, age. , s. ıı8.
'
Retorikte Kullanılan Yöntemler IOI
nsını gidermek toplum tarafından erdemli bir tavır olarak
kabul edilir. Bu durum toplumun tamamı tarafından paylaşı
lan 'ortak yasa'ya bir örnektir. Özel yasanın örneği ise oruç
tutmanın veya hacca gitmenin erdemli bir eylem olarak ka
bul edilmesidir. 31 5
Toplum hayannın belli bir düzen içerisinde devamını
sağlamak için uyulması gereken bütün yasalar amaç bakı
zulüm olanı ( cevr) birbirinden ayır
mak için vardır. 31 6 Sözleri toplumda büyük kabul gören dini
mından adalctli olanla
önderler adalet ve zulüm hakkında usule göre karar verirler.
Şikayet konusu olan hususta kaynaklarda bir hüküm mevcut
değilse imam ve kadı'nın görüşüne başvurulur ve taraflardan
hangisinin görüşü ikna edici bulunursa o alınır. 3 1 7 İbn Sina
bu uyuşmanın kendi döneminde çok az gerçekleştiğini ve
tüm ülkelerde 'adil' ve 'adil olmayan'ı
hakkını n
(leyse bi 'adl)
3
hllime bırakıldığını ifade etmektedir. 18
2.1.2.
belirleme
Tanıldıldu (Şehidit)
Belli bir konuda iknayı sağlamak amacıyla bir şeyin var
olup olmadığını veya doğru, yanlış ( hata, sevap ),
zulüm ve
ya wrbalık ( zulm, cevr) nu olduğunu belirlemek için başvu
rulan tanıklıkları
( J.LO.propia,
martüria) Aristoteles geçmişte
3 1 5 Age., s. ıs.
3 1 6 Age. , s. 14. Aristoteles "adil" (Öiıcaıov, dikaion) ve "adil olınayan"ı
(ÜÖııcov, adikon) belirlemenin adli söylevin amaçlanndan (ttloç,
telos) old�u belirnnektedir,
317
318
26.
·
ıb n
bk. ,
Aristoteles,
Retorik, 1358 b 25-
.:ı
ıA.eiDedeki veya sıyası lMilll
-L•s·ına., age., s. ı 8 -19. B'ır mill
ar arasıntarnşmalarla (el-müşaceıit 6 wnıiri's-siyisiyye) pazardaki tar
tışmalar (müşacere sılkiyye) birbirinin aynısı d�dir. Tabidir ki si
yasi ve adli tartışmalar pazarlık yapmaktan daha üstündür ('ili) .
İbn Sina, el- Hatabc, s. 14.
daki
.
.
.
_ __
ıoz İbn Sina Felsefesinde Retorik
olanlar (naMııoi, palaioi) ve muasır olanlar (ıtpoacpatoı,
prosfatoi) şeklinde ikiye ayırmaktadır. Bu ayrım İbn Sina'nın
tanıklıklar tasnifınde sadece sözlü tanıklıkların kısımlarını
oluşturmaktadır.
İbn Sina'dan önce Farabi tanıklığın bir insanın sözlerine
olduğu gibi bir topluluğunkine de dayanabileceğini belirt
mekte3ı9 ve Galen'in Kitabu 'l-Ahlah adlı eserinde aklın beyin
de ( dimağ) olduğuna, insanların ahmaklaşan biri için "be
yinsiz" denmesini tanık gösterdiğini ( istişhad) belirtmekte
dir. 3 20
İbn Sina tanıklıklar konusunda Aristoteles'ten farklı ola
rak daha geniş bir ayrım olan Farabi'nin sınıflandırmasını
temel almakta ve onu geliştirmekte ve bir üst başlık olarak
belirlemektedir. Diğer iki filozofun müstakil olarak inceledi
ği bazı ikna yöntemleri İbn Sina'nın tasnifınde tanıklıklar
başlığı altında yer almaktadır. Ancak Aristoteles teknik ol
mayan yöntemleri sıralarken işkenceyle alınan tanıklıklan
müstakil bir yöntem olarak saymış olmakla birlikte bu konu-
3 1 9 Faribi yazılı yasalarla da tanıklık (istişhid) yapılabilece�
belirt
mekte ancak yasaları aynca tanıklıklar (şehidat) arasında zikretme
mektedir. Bk. Farabi , Kitdbu 1-hatdbe, s. n. İbn Sini tanıklıkları tas
nif ederken yasalara deginınemektedir. Bk. İbn Sini, age. , s. 9-10.
32° Farabi, age. , s. 77- Galen'in di#r bir örneti ise korkaklıkla nitelendi
rilen birine "yüreksiz" denilmesinin kahramanlı�n kalpte oldu�a
delil (hüccet) olmasıdır. Aynca bk., faAT)VOÜ m:pi t&v
m:nov96tmv toıtmv pıpA.iov y' (Galenô, peri ton pepontonon
topon biblion g'), De Locis Affectis libri m, Kühn ( 18ZI-1833) edis
yonu, cilt: 8, s. 16o. B�dat mantık ekolüne mensup olanların sıkça
başvurduAu gibi Farabi de Galen'den örnek göstermektedir,. Galen'i
"npta güçlü ama mantıkta zayıf' biri olarak nitelendiren lbn Sina
(bk. Shehaby, Nabil, The Propositional l..ogic of Avicenna; a translation
from al-Sh!fd: al-Qiyds with introduction, commentary and glossary,
Dordrecht, 1973, s. 5) el-Hatdbe'de Galen'den herhangi bir alıntı
yapmamıştır.
Retorikte Kullanılan Yöntemler 103
yu açıklarken işkenceterin "bir
tür tanıklık" oldu�u32 1 be
lirtmektedir. Muall im-i evvelin bu ifadesi ikna yöntemlerini
tasnifinde İbn Sina'ya bir ipucu vermiş olabilir.
İbn Sina tanıkların sadece şahıslardan alınmadığını be
lirtmektedir. Tanık bulunmayan durumlarda deliller ve ema
reler şikayet veya savunma konusu olan hususlarda benzerlik
(müşakele) dolayısıyla tanık olarak alınabilirler. Tanık bu
lunduğu takdirde ise bu hususlar tanıklığın kabulü veya sah
teliğini ( tezyif) ortaya koymada yardımcı olurlar. 322
Tanıklar dost (sadik), düşman (adüvv) ve yabancı (ğarib
mine'l-müddei' ve'l-münkir) şeklinde bir tasnife de tabi turu
labilir. Dolayısıyla tanıklığın geçersizliği ( ibtal) , tanığın ar
kadaş veya düşman olduğu ileri sürülerek sağlanabilir. 323
İbn Sina'da tanıklıklar "sözle olan" (şehadetü'l-kavl) ve
"durumla olan" (şehadetü'l-hal) şeklinde başlıca ikiye ayrıl
maktadır. Durumla olan tanıklık hisle veya akılla algılanır.
Bunlardan hisle algılananlar sözlü ve sözlü olmayan şeklinde
iki alt başlık altında toptanır. Sözlü olanlar meydan okuma,
yeminler ve anlaşmalar iken sözlü olmayanlar jestler ve mi
mikler ve işkence ve ödülle yapılan ikrarlardır. Akılla algıla
nan durum tanıklığı ise konuşmacının karakteri ve ahlaki
özellikleridir. İbn Sina Aristoteles'in teknik olmayan yön
temler arasında saydığı yeminler ve anlaşmaları teknik olma
yan yöntemler arasında sayınakla birlikte bunları şahitlikler
bağlamında teknik olarak değerlendirilen yardımcı unsurlar
arasında da ele almaktadır. 324
32 1
"ai ôt paaavoı ııaprupiaı nvtç dmv, hai de
tines eisin, feemme'l-fiihıisu kinnehi §Chiditün."
322
İbn Sini, el-Haıdbc, s. ı:ıo.
323 Agt. , s . ı:ıı; Aristoteles, Rcıorik, 1375 a 30-38.
324 İbn sına, agt. , s. 9·
basanoi
martüriai
104 İbn Sina Felsefesinde Retorik
2.1.2.1. Sözle Tanıklık
Gerek geçmişte gerekse günümüzde toplumda sevilip sa
yılan, bilgi ve hikmetiyle temayüz etmiş kişilerin sözlerinin
dayanak olarak alınması sözlü tanıklıktır. Bir peygamberin,
bir önder ( imam ) , bir fılowf veya bir şairin sözleri tanık ola
rak alınabilecek sözlerdir. Bu tanıkların sözlerinin güvenilir
liği bu sözleri söyleyen kişilerin toplum tarafından kabul
görmüş olması ve bu kişilere karşı duyulan saygıdandır.
Geçmişte yaşamış peygamberlerin, önderlerin, filowfların
veya şairlerin
sözlerinin
tanıklığı
"öncekilerin
tanıklığı"
(şehclde me'sara) iken diğeri "hllihazırda var olan taruklık"tır
(şehtide mahzura ) . 325 Bu ayrım Aristotelcs'in eserinde de yer
almakla birlikte326 İbn Sina'nın örnekleri bazı farklılıklar arz
etmektedir.
2.1.2.1.1. Öncekilerin Tanıklığı (şehide me'sdra)
Geçmiş tanıklıklar tarihte yaşamış, toplumda itibarı olan
kişilerin sözleridir. Antik Yunan'da bu kişiler şair ve kcihinler
iken İbn
nün
Sina'nın eserinde bunlar fılowfun kendi kültürü
unsurlarını da içerecek şekilde peygamber, imam, fılo
zof ( hakim ) ve şairlerdir. 3 27 Dürüsdüğüyle tanınan birinin
sözlerini
tanık
olarak almayı Farabi büyük şerhinde teknik
8
olmayan yöntemler arasında zikretmiştir. 32
Geçmiş dönemlerde yer alanların tanıklıkları bir şeyin
olup olmadığıyla veya iyi mi kötü mü olduğuyla ilgili olabi
leceği gibi geleeckle ilgili de olabilmektedir. Nitekim İbn
Sina kadim
32 5
326
327
3 28
dönemde geleceğe dair müjde ve uyarı şeklindeki
İbn Sini. age. , s. 9·
Aristoteles, Reco,-ih,
1375 b ı6-ı7.
İbn Sini, age. , s . 9·
Bk., Würsch, age., s . 88 vd.
Retorikte Kullanılan Yöntemler 105
sözleriyle kahinierin başvuru kayn$ olduklarını belirtmek
tedir. Ancak geçmişte yaşayanlar bir şeyin gerçekleşip ger
çekleşmediğine dair tanık olarak alınsalar da ortaya konan
şeyin iyi veya kötü gibi bir değer yargısıyla nitelendirilme
sinde kaynak olamazlar. Aristoteles bu tür bir şehadetin iyi
veya kötü olduğuna karar verecek olanın kim oldu�u be
lirtmiyorken İbn Sina bunun hakim oldu�u ifade etmek
tedir.3 29
2.1.2.1.2. Yaşayanların TanıklıAJ (şehi.de mahztlra)
Şimdiki zamanda gerçekleşen tanıklık bir konuşmacının
söylediklerinin o anda orada bulunan bir grup tarafından
sözlü olarak (müşafehcten) onaylanmasıdır (tasdik) . Adli hi
tabette ise mahkeme salonunda h3.kimin veya dinleyicilerin
davanın taraflarından birinin sözlerini ikna edici bulduklarını
ifade etmeleridir. 330
2.1.2.2.
Durumla Tanıklık
Belli bir durum ya duyuyla ya da akılla algılanır. Duyuy
la algılanan tanıklıklar sözlü olarak ifade edilenler ve sözlü
olmayanlar şeklinde ikiye ayrılır. Mucize ve lanerleşmenin de
d3.hil olduğu meydan okuma, yeminler ve anlaşmalar duyuy
la algılanan ve sözlü olan taruldık.lan oluşturuyorken jest ve
mimiklerle, gerek fıziki olarak gerekse psikolojik olarak kor
kutma ve sevindirme yoluyla taruklığın gerçekleştirilmesi
yöntemi ise duyuyla algılanan ancak sözlü olmayan yöntem
lerdir.
a ı vd . ; ı·bn s·ına,
· age., s. ızo : "'"
ıa mercı·· a ileyilla fi isbati vüc\ıdi'l-emri ve 'ademihl, ve hukmuha ba'de zilike
feyekfuıu ile'l-huklclmi".
330 Age. , s. 9, Aristoteles, age. , 1375 b z6-z7.
329
Aristoteıes, age. , 137 6
him
ıo6 İbn Sini Felsefesinde Retorik
Konuşmacının erdemi, doğruluk ve anlayışı ise akılla al
gılanan tanıklıklardır.
2.1.2.2.1. Duyuyla Algılanan Tanıldıklar
Duyuyla algılanan bir durum sözlü ve yazılı bir ifade
olabileceği gibi söz ve yazı olmaksızın ortaya çıkan bir ifade
de o l abil i r Bunlar sözlü ve sözlü olmayan durum tanıklıkla
rıdır.
.
2.1 .2.2.1 .1 . Sözlü Olanlar
Sözlü olan durum tanıklıklan sesli ifadelerin yanında ya
zılı da olabilecek meydan okuma, yeminler ve anlaşmalardır.
2.1.2.2.1.1.1. Meydan Okuma
Meydan okuyan kişi elinde karşıdakini aciz bırakan bir
şeyle meydan okumakta ve savunduğu görüşün doğru oldu
ğunun inancını taşımaktadır. Bu durum insanın güç yetire
mediği, sadece ilahi yardımın sunduğu bir imk.arua meydan
okuma olabileceği gibi (ör. vahiy) birinin tıpta en iyi olduğu
iddiasıyla ortaya çıkması şeklinde de olabilir. Ancak böyle
durumlarda o kişinin malıarerini ispat etmesi gerekir. 331
Farabi bahse girmek (mürMıene) ve ahirleşrnek şeklindeki
meydan okumalara Galen'den bir örnek vermekte ve Ga
len'in, açılıp bakıldığında sinirlerin kaynağının kalpte oldu
ğunu iddia eden birinden on bin dirhem aldığını nakletmek
tedir. 33 2 İbn Sina ise en iyi tabip olduğu iddiasında bulunan
33 1 İbn Sini., age., s. 9-ıo. Aynca bk. A.mlf., ei-Hikmetü1-'Artlziyye, s. 21
vd.
332 Farabi, Kiıabu'I-Hatabc, s. 79·
Retorikte Kull anılan Yöntemler 107
birinin, tıptaki malıarerini göstermedikçe iddiasının geçersiz
olaca�nı belirtmektedir. 333
Teknik olmayan ikna yöntemleri arasında sayılan mucize,
bir kişinin ifade ve fıillerinin mucizeye benzemesi şeklinde
olabileceği gibi bizzat mucize de olabilir. 334 Bunlarla kişi id
diasının doğru olduğunu (sadık) bilerek muhatabını boy öl
çüşmeye ça�ır. 335 Bu kesinliğin gücü, meydan okumanın
ilahi yardıma dayanmasından kaynaklanmaktadır. Böyle bir
yardım olmaması durumunda insan güç yetiremeyecegi bir
işi yüklenmiş olacaktır. 336
Vahiy ve peygamberlige dair düşüncelerini bilgi anlayışı
baglamında ele alan Farabi ve İbn Sina'ya göre faal akıll a ir
tibat sonucunda sadece peygamberlerin ulaşabileceği vahiy,
ona ulaşma imkanı olmayan diger insanları tabi olarak hissi
ve akli yönden aciz bırakan bir niteliği sahiptir. 337 Bu vahiy
mucizesinin yanında peygamberleri diger insanlardan ayıran
önemli özelliklerden biri de onların gösterdikleri mucizeler
dir. 338
333 İbn Sini, el-Harabe, s. 10. Gazza1i meydan okwnayia ilgili olarak at
334
335
336
337
338
biniciligi iddiasında bulwıan biri ata binip meydana çıkmadıkça o ki
§inİn iddiasının gerçek olup olmadığının onaya çıkmayacaAını belir
tir, bk., Gazzili , ei-Kıstdsu1-mılsteklm, Beyrut, 1983, s. Sı.
Würsch, age. , s. 88.
İbn Sini, el-Hikmelü1-'Arfltiyye, s. ı1.
A.mlf., ei-Hatdbe, s. 9·
!§ık, Aydın, Bir Felsefi Problem Olarak Vahiy ve MuciZe, Ankara, ıoo6,
s. 99-111, ı83-z87.
İbn Sini, Metafizik II, Litera Yayıncılık, İstanbul, ıoos, s. ı88. Tabiat
taki depremler, rüzgarlar, yıldırımlar ve bwıun gibi olaylar bir sebep
sonuç ili§kisi içerisinde cereyan eder . Ancak, güçlü ve üstün nefs için
sebep sonuç ili§kisi aranmaz. Akıl bunun olabilcccgini kabul eder.
Bk. Ata, Ulvi, Ibn Stnd'da Peygamberlik, basılmanuş doktora tezi, An
kara, ıoo6, s. 147·
ıo8 İbn Sina Felsefesinde Retorik
sistemini sudur nazariyesi üzerine kurmayan
ve Farabi, İbn Sina ve İbn Bacce gibi peygamberliği faal
akılla ittisal konusuyla bağlantılı olarak değerlendirmeyen
İbn Rüşd, peygamberlerin ortaya koyduğu mucizeterin filo
wflar için değil de halk için birer delil olma özelliğine sahip
Ontoloj ik.
olduklarını ifade etmektedir. Mucizeyi, delile dayanmayan
on üç ikna unsurundan biri olarak ifade ettiği 'meydan oku
ma' (tchaddi) başlığı altında değerlendiren filowf, Aristote
les'in Retorih adlı eserine yazdığı küçük şerhte339 bu ikna
yön tem inin halka özgü olduğunu anlatırken Gazali'nin şu
ifadelerine yer vermektedir:
"Ebu Himid bu konuyu
Kıstdsu 'l-Müstahtm
adlı eserinde
açıklığa ka�nırmuştur. Şöyle diyor : 'Kelamcılann ( el
mütekellimfuı, c•ıJı7.m , ha-mdaberim) işaret
ettiği gibi mu
cize yoluyla peygamberlere iman, halkın (cumhur) meto
dudur; seçkinlerin (havass) metoduna gelince onların me
todu bu değildir. "'340
2.1.2.2.1.1.2. Yemin 'De Lanetleşme
Şahitliğine başvurulan yeminlerle341 ( ÖpKoı, horkoi) ilgili
olarak dörtlü bir tasnif yapılmaktadır. Buna göre kabul veya
ret bakımından ya her iki tarafın da yemin etmesi kabul edi
lir veya reddedilir ya da bir tarafın yemini kabul edili p diğer
tarafınki reddedilir. Yeminlere şeref ve haysiyet için olabile
ceği gibi destek amacıyla veya başka bi r am açla da başvuru
labilir.
339 Aristatdes'in Retoıik adlı eserine büyük şerh yazmayan İbn Rüşd'ün
Küçük Şerh'inin (cevıimi') Arapça aslı muhtem�Ien kaybolmu�.
Mevcut olan tercümeler eserin aslına en yakın lbramce-Arapça iki
nüshaya dayanmaktadır, bk. , Coşkun, Abdulkadir, Ibn Rılşd'ün Siyaset
Felsefesi, basılmaınış yüksek lisans tezi, İstanbul ıoo3, s. 14.
340 lbn Rushd, Averroes' Three Short Commentaries, s . 196.
341 Farabi, Kitdbu'l-haıdbe, s . u.
Retorikte Kull anılan Yöntemler 109
Yeminler konusunda yüksek değerler üzerine yemin
edilmesi bakımından aleyhte durumlarda alçakların ve Allah
sızların, fasıkiarın veya facirlerin 342 kolaylıkla yemin ettikleri,
insanların yalan yere yemin ederek (hıns) menfaat temin et
tikleri ileri sürülebilir. Davanın lehte olması durumunda ise
yine meseleyi Allah'a havale etmenin bir inanç gereği olduğu
ifade edilebilir. 343
Lanetleşme, taraflar arasında güvensizlik söz konusu ol
duğunda karşı tarafın yalancı kendisinin ise doğru olduğuna
dair yemin etmek ve Allah'ın lanetini isternektir. 344 İslam
fıkhında lanetleşme, eşine zina isnadında bulunup kendinden
başka da şahit getirerneyen birinin doğru söylediğine dair
dört kere Allah'a yemin etmesi ve beşineide de eğer yalan
söylüyorsa All ah'ın lanetinin üzerine olmasını istemesi ve
buna karşı kadının da kocasının yalancı olduğuna dair All ah 'ı
şahit tutup yemin etmesi ve beşineide eğer kocası doğru söy
lüyorsa Allah'ın lanetinin kendi üzerine olmasını istemesidir.
Böylece hukuk açısından taraflara herhangi bir ceza uygu
lanmaz, 345 ancak lanerleşme sonucunda taraflar boşanmış sa
yılırlar.
2.1.2.2.1.1.3. Sözleşmeler
Farabi'nin "özel yasa" olarak kabul ettiği sözleşmeler346
İbn Sina'ya göre iki veya daha fazla kişi ('ıddetün) arasında
342 Aristoteles, Reıorik, 1377 a zo : "ciaıı�Jt1ç" (asebes,
tanns ız, vicdansız.
cim:ptro (a-sebeo: tanns ız olmak, tanrıdan oowmsız davranmak, gü
nah, cüriim i§lcmek, bk. Gemoll, s. 136) ; Eflatun., Kanunlar, 948 c:
"ot)x �yoüvtaı OııoUç, iıx hegfuıtai tew : tannlara ioanmayanlar";
Lyons (Arapça tercüme) : "tasık"; İ bn Sini, ci-Hatabt, s. 1z5: "Bcir".
343 Aristoteıes, agt. , 1377 a 7-1377 b ıı ; ı· b n s·ına, agt. , s. 114-1Z5.
344 Age. , s. 1z5·1z6.
34 5 Kur'an-ı Ktrim, Nur Suresi, 6-9.
346 Farabi, Didascalia, s. 161'den naklen Würsch, agt. , s. 184-185.
,
·
no İbn Sina Felsefesinde Retorik
belirlenen kanundur (şeriat) ve yasa sözleşmeyle korunup
gözetilir. Bununla birlikte sözleşmeler ( auv9ii Kaı, sünte
kai, M7 sukUk, Ms 'uhudM9) kanunun gerektirdiği hükümler
alanına girmez, bunlar başlı başına değerlendirilirler. Söz
leşmeler, bu sözleşmelerin dayandığı yasalar veya sözleşme
leri yapanların karakterlerine dayanarak batibin durumuna
uygunluğu (rnuvafık) veya aykırılığına (rnuhllif) göre lehte
veya aleyhte savunma yapılabilir. 350
2.1.2.2.1 .2. Sözlü Olmayarılar
Sesle veya sözle ifade edilmeyen ve duyurola algılanan
durum tanıklıkları konuşrnayla uyum içerisinde olan ve ko
nuşmayı bütünleyip destekleyen şahitliklerdir. Bunlar ko
nuşma esnasında vücudun aldığı doğal şekiller olabileceği
gibi konuşmacının fiziksel veya psikolojik baskıya maruz bı
rakılması sonucunda ulaşılan tanıklıklardır.
2.1.2.2.1.2.1. Hal ve Hareketler
Duyuyla algılanan ve fakat sözle ifade edilmeyen tanık
lık, konuşma esnasında konuşmacının hal ve hareketlerinin
konuşmayı tasdik ediyor olmasıdır.
Aristoteles'in teknik veya teknik olmayan ikna yöntemle
ri arasına almadığı hal ve hareketler Farabi'de teknik olma
yan ikna yöntemleri arasında, sekizinci sırada yer almakta-
M7 Aristoteles, Retorik, 1376 a 33·
Ms İbn Sini, el-Hikmetü1-'ArQ.ziyye, s. zo.
M9 A.ınlf., el-Haıdbe, s. 9-10, m - ı z3 . İbn Sina düşüncesinde Kitdbu'ş
Şifd'nın konumunu dikkate alarak burada geçen haliyle 'uh(ıd'u 'söz
l�meler' şeklinde karşılamayı uygwı gördük.
350 Age.,
s.
IZZ-IZ3.
Retorikte Kullanılan Yöntemler I I I
dır. 351 İbn Sina bunları durumla gerçekleşen ve sözlü olma
yan tanıklıklar olarak değerlendirmiştir. 352
Farabi, konuşmada iknanın gerçekleşmesi için sözlerle
hal ve hareketlerin birbirine uygun olması gerektiğini be
lirtmekte ve bir insanın söyledikleriyle yaptıkları birbirine
uymadığı takdirde inandıncılığın söz konusu olmayacağını
ifade etmektedir. 353
insanda korku ve sevincin işareti olan yüz ifadeleri, hal
ve hareketler, ceza ve ödül gibi dışarıdan gelen psikolojik et
kilerin sebep olduğu tanıklıklardır. 354 İnsanların içinde bu
lunduğu psikolojik durumu anlama ve hitabı ona göre dü
zenleme bakımından baribin ahlak ve erdemlerin yanında in
sanın psikolojisini etkileyen bu gibi durumları ve bunların
yol açtığı sonuçları da iyi bilmesi gerekir. 3 55
Güzel bir haber geldiğinde yüzün gülmesi veya kötü bir
haberle korku ve kedere bürünmesi kişinin psikolojisinin
içinde bulunduğu infiate tanıklık etmekte ve dinleyiciler
nezdinde daha inandırıcı olmaktadır. 356
2.1.2.2.1.2.2.
Işkence
veya
Ödlllle
Gerçekleşen
lkrar
(Taknrun bi'l-'azıib ve's-sevıib)
Teknik olmayan yöntemleri sıralarken gerek Arapça ter
cümede gerekse İbn Sina'da, Grekçedeki "işkence yaparak
351 Würsch, Age. , s. 88; Farabi Kitabu'l-haıdbe'dc bunlara jest ve mimildc
rin yanında insarun konuşurken gösterdi� hal ve hareketlerini de ek
352
lcmcktcdir. Bk., Firibi, Kitdbu'I-Hauibe,
Ib
.
s· .
ına,
age. , s. 9-10.
353 Firibi, Kitdbu 1-Hatdbe, s.
n
3 54 ı·bn s·ına,
. age. , s.
9-10.
s. 79·
79·
355 İbn Sini, d-Hikmetü 1-'Araziyye, s. :z:ı .
356 İbn Sini, ei-Hatdbe, s . 10; Würsch, age. , s. 88.
I I 2 İbn Sina Felsefesinde Retorik
sorgu" ( pciaavoç, basanos) 357 "işkenceyle ikrar" (et-takrir
bi'l-'azab) şeklinde tercüme edilmişken aç ıkl am al ar kısmında
sadece "tahkik" veya "sorgu" anlamlarına gelen "�ı" (el
fahs ) veya "el-fahsu 'ani'l-ahvlli bi ' l - inzar ve'l-'itizar358 ve
bi't-terğib ve't-terhlb ve bi'l-'ikcib ve's-sevab" şeklinde karşı
lanmıştır. 359
Aristoteles'in bu yöntemi, fiziksel eziyetle gerçekleşen ik
rarla sınırlandırmasına karşın İbn Sina bu tanıklığın alanını
insana dışandan gelen ve belli bir konuda kişinin isteği ol
madan zorla şehadet ettirme anlamını içerecek şekilde gcniş
letmiştir.
Farabi insanın doğ.ısında doğruya doğru bir eğilim ol
duğunu ifade ederek dotaylı da olsa doğruya ulaşmak için
zor kullanılan işkencenin tabii bir uygulama olmadığını ima
etmekte ancak işkence ve yol açtığı korkuya değinirken iş
kence hakkında açık bir hüküm vermemekte, bunun yerine
işkencenin yol açtığı korkuyla yapılan ikrarın değeri üzerinde
durmaktadır.
İnsan yalan söyleyeceği zaman yalanının ortaya çıkması
durumunda başına gelecek şeyden korktuğundan yalan söy357 Aristotclcs, age . , 1375 a
358
15, 137 6 b 31, Pciaavoç: 1. Denck �ı, mi
henk (Prüfstcin) ; deneme, örnek, imtihan (Probe), kanıt (Bewcis) .
z . muayene, tahkik., tetkik (Prüfung) , araşnnna, muayene, tahlil,
tahkikat, soruşnınna, sorgu (Untersuchung) . 3· işkence etmek (Fol
tcnıng), bk. Gemoll, s. 1 6 3 .
Muhammed ScUm Satim nqrin�c "cl-'izar" şeklinde geçmekte, an
cak c:foAnısu "el-'itizir"dır, bk. Ihn Sini, Kiıdbu 'ş-Şifci, Süleymaniye
Kütüphanesi, Dimad İbrahim Paşa, 8zz., 147 b.
359 İbn Sini, d-HattJbe, s. 11 7 , 114. Rctorik'in Arapça tercümesinde verilen
örnekte de görüldügü üzere rercümcdc öncelikli olarak kelimelerin
Grekçe asıllanda
n
sahip oldutıJ anlamlan mümkün oldutıJ kadar
tanı karşılayacak karşılıklar kullanılmıştır. Böyle olmadıAJ durumlar
da ise çok farldı bir anlama sahip bir kelime yerine Grekçedeki kcli
mcnin sahip oldutıJ diger anlamlardan bi ri tercih edilmeye çalışıl
mıştır.
Retorikte Kulla nılan Yöntemler 1 1 3
lemez. işkence altında konuşan da böyledir. Eğer işkenceden
kurtulmak için yalan söylerse yalan söylediği anlaşıldığı tak
dirde tekrar işkence göreceği korkusuyla yalan söylemcz.
Dolayısıyla işkenceyle ikearda bulunanın sözü doğru kabul
edilir. 360
İbn Sina nispeten küçük hacimli olan el-Hihmetü 'l
'A ruziyye'de teknik olmayan ikna yöntemlerini ele aldığı bö
lümde işkence konusuna değinmemektedir. ei-Hatabe'de ise
işkence korkusuyla konuşmanın insan psikolojisine dışarıdan
etki eden ve belirtileri duyulada algılanan tanıklıklar kısmına
dahil olduğunu ifade etmektedir. 361
Diğer teknik olmayan ikna yollarında olduğu gibi işken
ceyle elde edilen ikna hususunda da Aristatdes kişiye faydası
bakımından bu yöntemin savunulabileceği veya reddedilebi
leceğini belirtir. Ona göre lehte olması durumunda işkence,
şaşmaz tek kanıt şekli olması bakımından savunulur. Aleyhte
olma durumunda ise kişinin işkence altında doğruyu söyle
yebileceği gibi yanlış ifade verebileceği de öne sürülür . 362
İbn Sina da bu düşünceler doğrultusunda davaya muvafık
olması durumunda sorguyla (fahs) elde edilen ikearın delil
olarak alınabileceğini ve buna güvenilebileceğini belirtmek
tedir.
Kişinin davasına muhalif olması durumunda ise "wrlan
dığı" için (muztarr ) bu tanıklığa başvurolamayacağını belir
tir. İbn Sina bu tür bir ikeara boğulmakta olan birinin eline
ne gelirse ona sanlacağı örneğini vermektedir (Denize düşen
360
361
362
Farabi, Kiıdbu 1-Haıdbt, s. n.
lbn Sini, d-Haıdbt, s. 10.
Aristotdes, Rctor ik, 1355 b 35 vd; Age., 1377 a 1-1377 a 7 b .
o
II4 İbn Sina Felsefesinde Retorik
yılana sarılır) . Çünkü insan işkenceden doğrulukla ( sıdk) ol
duğu gibi yalanla da (kizb) kurtulrnayı umar. 363
Diğer yandan bir kişinin sahip olduklan elinden işken
ceyle alınmak istendiğinde buna karşı durarak zulmün ya
nında yer almayıp kahramanlık örneği göstermesi ve yalnızca
AJlah'a teslim olması övızi1ve değer bir tavır olarak görü
lür. 364
2.1.2.2.2. Akılla Algılanan Tanıldıklar
Bunlar duyular vasıtasıyla değil de düşünceyle idrak edi
len tanıklıklardır. Örneğin konuşmacının erdemi ile doğru
luk ve olayları temyiz gücüne dayandınlan tanıklık akıll a al
gılanan durum tanıklıklarındandır. 365
2.2 TEKNİK
İKNA YöNn..�ERİ
Tarihte bilim ve fdsefe alanının tüm konularını tek bir
kitap içinde incdeyen filozoflardan biri olarak tanınan İbn
Sina, varlığı "insanın irade ve eylemlerine bağlı olmayan" ve
"insanın iradesiyle olan" şeyler şeklinde ikiye ayırır. iradeye
bağlı olmadan oluşan şeylerin bilgisine nazari (teorik) ve
iradeyle oluşan şeylerin bilgisine ise arneli ( pratik) ilimler
denir. Erdemli bir insan ve erdemli bir toplum oluşturmak
ve bireylerin mutlul�u sağlamak, ancak bilgi ile mümkün
363 İbn Sini, el-Hatdbe, s. 114.
364
Age. , s. s5 :
J..li ı;ıı ..:.ı��ı.J
Jsl.Miı ..:.ı�LM c.,uı iJ" ��oı,... � �v
1�1 •,:r.bWI J-1; ıjll ..:.ı�IM�I o!.U.lS.J t,�l ..)# �l.ı.i�l � •JSL.MII ..)#
1_,.-;J I� �.J J .ı..J I �_,:-llS 'Jp.J1 .)1 e;:;ı .J �I.LJI .y.- ,,w. 1�1 �
"l.f.J .)1 � 1 �,_,ıı � .,, ,s.t.J
365 İbn Sina, el-Hatdbe, s. 9 ·
·Jo>li ·�.lt ı.i �
Retorikte Kull a nılan Yöntemler I I 5
iken366 hikmetin tamamlanması için varlığın bilgisine sahip
olmanın yanında bilginin gösterdi� eylemi uygulamak da
gerekmektedir. 367
Hem teorik hem de pratik özelliklere sahip olan retorikte
kullanılan teknik ikna yöntemleri entimem (tefkir) ve örnek
lem (misil) olmak üzere ikiye ayrılır. 368
İknaya ulaştıran her husus ya kendiliğinde, o anda ikna
edicidir veya bir
aktarım dolayısıyla ikna sağlar. Ancak ken
diliğinde ikna etme özelliğine sahip olmayan bir şey başka
konuda da ikna edemez. Kendiliğinde ikna etme özelliğine
sahip olan şey bizatihi "övülmeye layık olan"dır. 369
Farabi, Aristoteles'in
ğimiz
Retorih'inin özeti kabul edebilece
Kitcibu'l-Hatcibe adlı nispeten küçük hacimli eserinde
Aristoteles'ten bu konuda sadece gerekli olan bilgileri aldı
ğını ifade etmekte ve retorikte sadece retoriğe özgü olan en
timem ve temsilin kullanılması gerekirken Aristoteles'in
farklı unsurlara da yer verdiğini belirtmektedir. 370 İbn
el-Hihmetü'l-'Ar1lziyye'de muhtemelen
Sina
Farabi'yi de kastede
rek birçok kimsenin temel yöntemlerle yetinip bunların dı
şındaki uygun yöntemleri almadığına değinir. Buna karşın
Aristoteles'in doğru bir yaklaşımla iknayı sağlayacak her tür
lü imkarun kullanılması gerektiği görüşünde olduğunu akta
rır.
Çünkü retorikte amaç gerçeğin ortaya çıkarılması değil
de her ne şekilde olursa olsun iknaya ulaşmaktır. 37 1
366 Gökberk Macit, Felsefe Tarihi, Ankara 1967. s. 117.
367 İbn Sini, Meıafizik I, s . ı-3 ; A.mlf., eş-Şifd, Mantıga Giriş ( ei-Medhal) ,
tre. Ömer Türker, Litera Yayınalık, İstanbul, ıoo6, s . 5 ·
368 İbn Sina, ei-Hatdbe, s. 167.
369
Age., s. 38-39.
37° Fad.bi, Kiıdbu'l-Haıdbe, s . Sı vd.
37 1 İbn Sini, ei-Hikmetü1-'Arılziyye, s. ı6-ı7.
,
n6 İbn Sina Felsefesinde Retorik
Dinleyiciye aniatılmak istenen konu hakkında bir bilgiye
sahip olmak veya konuyu sadece bilimsel verilere dayalı aka
demik yöntemlerle anlatmak konuşmacının genel dinleyiciye
karşı ikna edici olacağını garanti etmez. Başarılı bir hitabet
için dinleyiciterin varsayımlarını da dikkate almak gerekir.
Meseleye tek bir açıdan bakmak yerine her iki tarafın bakış
açısını dikkate almak konuşmacıya meselenin gerçek duru
munu ortaya koymasını ve karşıdakinin konuşmacıya güven
duymasını sağlar. İnsanın en doğal özelliklerinden olan ko
nuşma tarih boyunca sorunları çözmede her zaman daha uy
gun bir yöntem olmuştur. 372
"Makbwun 'inde'l-cumhllr" ( halk nezdinde kabul gör
müş ) ifadesi İbn Sina'nın hem entimemin öncüllerini hem
de örnekiemi temellendirirken dayandığı başlıca kavramlar
dan biridir. 3 73
Retorikte kullanılan ve temelde kıyasa dayanarak oluştu
rulan ikna yöntemleri olan entimem ve örneklemin yanında
konuşmacı, dinleyici ve konuşmayla ilgili hünerler ve teknik
olmayan ikna yöntemlerinin teknik kullanımından oluşan
yardımcı unsurlar da vardır. Birer kıyas formu olan entimem
ve örneklem konusuna geçmeden önce bu yardımcı unsurla
ra değinelim.
2.2.1. Yardımcı Unsurlar ('avan)
İbn Sina retorikte sadece entimem ve örneklemin kulla
nılması gerektiği görüşüne karşı çıkmakta ve iknada bu iki
372 Kennedy, A New History of Classical
373 A.mlf , el-Haıdbe, s. 71.
Rhcıoric,
s.
56.
Retorikte Kulla nılan Yöntemler 1 1 7
temel yöntemin yanında yardımcı unsurların da kullanılma
sının uygun ( savab) olacağını belirtmektedir. 374
Aristoteles'te teknik yöntemler entimem ve örneklemin
yanında konuşmacının ahlakı ve dinleyicinin psikolojik du
rumuyla ilgili hususları kapsayacak şekilde değerlendirilmiş
ken375 Farabi entimem ve örnekiemi temel teknik yöntem
olarak belirlemekte ve geniş anlamda teknik yöntemleri ko
nuşmacı, dinleyiciyi ve konuşmayla alakah hususları da içe
recek şekilde ayrıntılı bir tasnife tabi tutmaktadır. 376
İbn Sina ise Farabi gibi entimem ve örnekiemi retoriğin
temel ikna yöntemleri olarak almakta, ancak genel olarak
Farabi'ye göre daha ayrıntılı bir tasnif yapmaktadır. Buna
göre '"amud", iknayı sağlayan sözler, yani entimem ve ör
neklemdir. Ancak "iknayı sağlayan her şey kıyas veya temsil
değildir." Hatabi kıyas, yani entimcm ve temsilin yanında
iknayı destekleyen ('avan) tavır ve sözler ( ahval ve akvat) de
bulunmaktadır. 377 Bu destekleyici unsurların bazıları konuş
manın taraflarıyla ilgili olarak iknaya "hazırlayıcı yöntemler"
(hiyelü'l-'idadiyye) 378 diye adlandırılıyorken diğer bazıları da
teknik olmayan yöntemlerin teknik kullanımlarının oluştur
duğu "yardımcı" unsurlardır (nusra ) . İbn Sina'nın bu bağ
lamda kull andığı '"avan" kelimesi ne Arapça tercümede ne
de Farabi'nin eserlerinde bu anlamıyla yer almaktadır. İbn
Sina'nın ortaya koyduğu bu kavram entimem ve örneklemin
dışındaki iknaya yardımcı unsurların genel adıdır. 379 "Hiyel"
(hileler, hünerler) ifadesi ise Retorik'in Arapça tercümesinde
374 A.mlf., el-Haıcibe, s.
375
376
377
378
379
13.
Aristoteles, Reıorik. 1356 a
w··ursch Age. , s. 8 7-92.
İbn sına. el-Hatcibe, s . 8.
,
s. ıo.
Würsch, age. , s.
Age. ,
96.
ı-20
n8 İbn Siniı. Felsefesinde Retorik
de yer almakta ve Grekçe metinde 1354 b ı3'te geçen
"�9oôoç'' (metodos) 380 kelimesinin çogul halinin ( �9oôoı,
metodoi) karşılığı olarak kullanılmaktadır. "Nusre" kelimesi
ise retarikle ilgili olarak yine ilk defa İbn Sina tarafından
kullanılmış ve iknayı destekleyen hünerlerden sonra 'avanın
alt başlıklarından ikincisi olarak yer almıştır. 38 1
Retorikte kull an ılan bazı sözler de vardır ki bunlar enti
mem ve ömeklem gibi öncelikli değildir. Bunlardan bazıları
sadece ifade gücü bakımından değerlendiriliyorken (ör. ha
tibin dinleyiciler nezdinde kabul görmek için erdemli oldu
ğuna dair sözleri) bazılarında da ifade edilen şeyin gereklili
ğiyle tasdik amaçlanır (ör. mucizenin hüccet olduğunu orta
ya koyan söz) . 382 Burada söz konusu olan mucize sözlü ve
fiili bütün mucizeleri kapsamaktadır. 383 Diğer bir dey�le bu
mucize müşriklere meydan okuyan Allah'ın kclarnı olabile
ceği gibi peygamberlerin gösterdiği mucizeler de olabilir.
Tasdiki sağlamak için kullanılan ifadeler; temel sözler
(amud) , hiyel ve tasdike yardımcı unsurlar (nusra) olmak
380 ııt9oöoç: takip etme, izleme; bilgiyi takip etme, araşnrm a, dava süre
38 1
382
3 83
cini takip etme yöntemi, metod, sistem, düstur, retoriksel araç; ta
nımlama vas1tası; konuyu ele alış tarzı; hile, hüner, oyun, Liddell,
Henry George; Scott, Robert, age., 1940.
İbn Sini, age., s. ıı, Würsch, Avicennas .Bearbeitung, s. 96.
İbn Sina'nın bilgi anlayışında hııcce kavramı, tasdike götüren yön
temlerin genel adıdır ve kıyas (tümdengelim), türnevarım (istikrd) ve
misil/temsil ( ömeklem) gibi akıl yürütme türlerinin hepsini bünye
sinde barındırmaktadır; bk. İbn Sin1, eş-Şifô.: Mantıga Giriş, prg. ıo;
a.rnlf., Yorum üzerine, prg . 138; a.rnlf., lkinci Analitikler, prg. 47,
a.rnlf., Topikler, prg. 18 ve 66, lşdretler ve Tembihler, birinci nehc, 3·
işaret; a.rnlf., Mantıku'l-rneşnkiyytn, nşr. Ayetullah el-'uzma el-Mar'aşi
en-Necefi, Kum, 1405, s. 10-13.
İbn Sina, el-Hatdbe, s. 9, ıı-12.
Retorikte Kullanılan Yöntemler 119
üzere üçe ayrılır. Temel sözler entimem ve örneklemdir.
Bunların üçü de teknik yöntemlerdendir. 384
2.2.1.1. Hünerler (hiyel)
Bir
konuşmada iknanın meydana gelmesine yardımcı
olan hünerler sözün daha etkili ( enca') ve daha kolay kabul
edilir olmasını ( akbal) saglamaktadırlar. 385 İbn Sina bu keli
meyi bir konuşmada hatip, dinleyici ve hitabetle ilgili olarak
"herhangi bir konuda infıallerle veya ahlaki özelliklerle yön
lerdirmede faydalı söz" olarak tarif ettnektedir. 386
Söylenen söz, üç türlü ikna özelliğine sahiptir. Sözün
konuşmacı, dinleyici ve bizzat konuşmayla (logos, kelam)
ilgili olarak sağladığı ikna ayrımını387 İbn S in a olduğu gibi
almamı§nr. Sonradan belidendiği üzere değil de yapısında
iknayı sağlama özelliği bulunan sözün ( el-kelamu li tıba'ihl
mukni'an) entimem ve örneklem ('amud), konuşmacının
durumu ve dinleyiciterin tedrici olarak ikna edilmesinden
oluştuğunu belirten İbn Sina sözü (kelam, logos) teknik ik
na yöntemlerinin üst b�lığı olarak almaktadır. 388 Temel
yöntem olan 'amudun dışında diğer iki yardımcı inandırma
becerisinin (konuşmacının karakteri ve dinleyiciterin tedrici
olarak iknaya yönlendirilmesi) yanında söylenen söz (kavl)
veya hitabet diye adlandırdığımız sözle ilgili beceriyi fılozo384
385
386
Age. ,
Age. ,
s. ız.
s. ıo.
� rlt-J _,t • ..,.:J Jl..iil � .ıloit J_,i ı./' �1_,, age. , s. ız. Di�er kulla
rumlan için bk., a.mlf., Sofistik Deliller, prg. ıoo: "Size bir çare (hile)
ö�etiyorum";
387 Aristoteles,
(ta.�dik) .
3 88 İbn Sini,
age. ,
prg.
ı99 : "faydalı
Rttorik, ı356
ei-Hatabe,
s.
33·
bir ustalık" (wli �).
a ı vd. ; Gr. ıricmç (pistis), Ar.
Jt.L..oli
ı ıo
İbn Sina Felsefesinde Retorik
fun
şu aynınma dayanarak yapmaktayız: "Diğer bir açıdan
rctorik üçe
ayrılır:
Sözü söyleyen kişi
muhatap. " 390
(kiil ) ,
söz ( kavl) 389 ve
Yukarıda geçen ve hatip ve dinleyiciyle ilgili olan ikna
yöntemleri iknaya götürecek olan sözle (entimem, örnek
lem) doğrudan ilgili olmadıklarından dolayı "sözün dışında
kalan"391 ya da İbn Sina'nın deyimiyle "harici ikna edici
ler"dir. 392
Kon�macı ve dinleyiciyle ilgili hünerlerin
kazanılmasın
da ahiili ve psikolojik özelliklerin bilinmesi özellikle önem
arzeder. Sözlü olmayan bu hünerlerin yanında söze dayanan
ve sözün değişik şekillerde düzenlenmesiyle alakah bir üçün
cü
grup hünerler vardır. 393 Bütün bu hünerler dinleyiciyi ik
naya "hazırlayıcı" bir rol üstlenmenin yanında retorik kıyasın
güzel bir şekilde ifade edilmesini de sağlarlar (te:zyln ve tez
vik) . 394
2.2.1.1.1. Hatip
Retorik'in ikinci kitabının onikinci bölümünden onyedin
ci bölümüne kadar olan kısımlar karakter çeşitleri ve karak
terin iknadaki rolü konusın1u ayrıntılı bir şekilde ele almak
tadır. Kon�mayı yapan
389
kişinin
karakteri, 395 kon�manın
Lafiziann bir araya getirilmesiyle oluşan ( mürekkeb) lafız, yani k.avl
"söz" kelimesiyle k.arşılanmaktadır, bk. Dunısoy, age. , s. 41, 154.
390 İbn Sina, age. , s. 55 : "�ı;.., J.h Jl..iı � � ı.S.r"-1 � ır 4ıl.lUJI.J'.
'
391 Aristoteıes, Reıorı'k 1354 a 15 : """
ı:...,ro tou ıtpayltatoç,
exo nı pragma•
�
•
ros".
392 İbn Sini, d-Hikmeıü'l-'Arllziyye, s. zı : ."el-mukni'atü'l-hirice".
393 Age. , s. u .
394 Age., s. 1 9 .
395
�9oç (etos) : ı.
Akıllı uslu, mazbut, derli toplu., hürmete layık; alı
ş� yerleşim yeri, 2. Adet, alışkanlık, gelenek, görenek, teamül, 3Seciye, karakter, huy, tabiat, özellik; bir konu hakkındaki zihniyet,
Retorikte Kullanılan Yöntemler 121
içeriğinden bağımsız olarak başlı başına güçlü bir inandırıcı
lık özelliğine sahiptir. 396 Bunun içindir ki toplumda yaygın
olarak saygınlığıyla tanınan insanlar doğru olmayan bir şey
söylediklerinde dahi insanlarda o kişinin sahip olduğu özel
liklerden dolayı ne söylediğine bakmaksızın söylediğini ka
bul etmeye doğru bir eğilim sözkonusudur. 397 Ancak ikna,
konuşmacının özellikleriyle değil de söyledikleriyle gerçek
leşmelidir. 398 Bununla birlikte insanın kişiliği en etkili ikna
sebeplerinden biridir. 399
Retorikte incelenen konular bağlamında "konuşmada us
ta" (texvoA.oyoüvtaç, techno-logfuıtas, f��l 4 Jı.10Jı) 400 olan
hatiple ilgili konular biri doğrudan kendisiyle ilgili, diğeri de
iknanın imk:lıılarını ortaya çıkarma çabasında bilmesi gere
ken hususlar olmak üzere ikiye ayrılır .w1 Gerek karakteri ge
rekse konuşma üslubuyla ilgili olarak hatibin bizzat kendisiy
le ilgili olan konuların yanında insanları etkilemek için bil
mesi gereken ve aynı zamanda retoriğin konusunu oluşturan
ahiili ve psikolojik etkilenimler ve siyasi konular Retorik'te
salt böyle bir konu olmaları bakımından değil de insanları
ikna etmede sağladıkları yarar dolayısıyla ele alınmaktadırlar.
Devletin temelini oluşturan kanunlar, devlet şekilleri ve bun.
düşünüş tarzı (Denkweise, Sinnesart) : a. Ruh dinginliği. b. Sanatsal
ifade. Bk. Gemoll, s. 38ı.
396 Arisroteles, Retorih, 1356 a 1-5.
1356 a 5-1o: "Loiç yap E1tl.ElKE<n m<JtEUOJ..IEV JlWOV Kai
eauov" (tois gar epieikesi pisteuomen mallon kai tatton) ,
397 Age ..
"�4 l..v-- .:ı_,t.ı....J ı � .:ı_,.JL.ali.J', "İyi insanlara (ötekilerden) daha
çok ve çabuk inanınz/inanılır."
-�98 Age. , 1356 a 8-10 :
�
399
400
"
L..ı 'J
(�s:l4 � .:ı� ıJ I �
ı-.
�� _,-:ll ı.ı... ıJ\i
J �ı W � !AiT li.ı!�"
"�4 ..;,e.ı....:J I 4l .J� .JI � "-:-!} .:.-liJ �ı J(, Age.,
Age. , 1356 a 17.
-411 1 İbn Sini, el-Hatdbe, s.
ıı.
1356
a
10·15.
1 22 İbn Sina Felsefesinde Retorik
ların birbirine dönüşümü, insanların farklı farklı karakteriere
sahip olması, övgü (medh) ve yergi (zemm) ile bunlarla ilgi
li olarak erdem ve reziterler hatibin insanları etkileme ve
yönlendirmesi bakımından önem arzeden konulardır.
Özellikle konuşmacının kendi durumu sözlerinin kabul
görmesi için önceliklidir. Bazı hatipler sahip oldukları karak
ter özellikleriyle iknayı daha kolay sağlıyorken bazıları karşı
dakinin direnç göstermesine neden olmaktadır. 402 Konuşma,
hatibin sözle baglannlandırılan erdemleri var olduğu sürece
etkisini devam ettirecektir. Sözleri retorikte makbul olan ve
öncül olarak alınan kişiler bu özelliklerini sözleriyle eylemle
rinin sürekli bir uyumu sayesinde kazanmışlardır.
Konuşmacı doğruluk ve başka erdemlerle öne çıkıp da
hasmı bunun tersi özelliklerle bilindigi takdirde ikna daha
kolay gerçekleşir. 403 Örneğin yürürken konuşan birinin bu
davranışı kaba bir yapıya sahip olduğu izlenimi uyandırır ve
insanları kendinden uzaklaştırır. 404
Eğer konuşmacı insanlar nezdinde olumlu bir itibara sa
hip değilse erdemliliğini ortaya koyacak deliller getirir veya
jest ve mimikleriyle sözlerini kabul ettirmeye çalışır. İknada
jest ve mimiklerin rolüne İbn Sina'dan önce Farabi yer verir.
Sesin konuşmanın akışına göre ayarlanıp konuşma esnasında
jest ve mimiklerden yararlanmak Farabi'de sözün nitelikleri
arasında değerlendirilmişken İbn Sina bunu sözü söyleyenin
sahip olması gereken bir nitelik olarak belirlemektedir. 405
Farabi Grekçede "haber, bilgi, cevap; oyunculuk, rol
yapmak, konuşma icra etmek; ikiyüzlülük, sahte tavır ve ri-
. sına. age. , s.
402 lbn
ll.
403
Fıirabi, Kitabu'l-Hatdbe, s. 7 1 .
404 Aristoteles, age. , 14 1 7 a 17-30
405 Würsch, Avicennas Bearbeitung, s .
95·
Retorikte Kullanılan Yöntemler IZ3
( Yeni Ahi t ) " anlamlarına gelen hüpokrisisi
(un6Kpunç, hüpokrisis),406 yani jest ve mimik.leri, hem tek
nik hem de teknik olmayan yöntemler arasında değerlendir
mektedir. Teknik olmayan jest ve mimikler kişinin özellik.le
duygusal bir durum u ifade ederken vücudunun aldığı ve
söylediklerini tamamlayan doğal ifadelerdir. Teknik olarak
ortaya konan jest ve mimik.Ier ise söylenen sözleri des tekl e
mesi için kişinin bilerek ve isteyerek vücut dilini kullanması
dır. Bu ayrımın Retorik'in üçüncü ki tabın ın başında yer alan
ifadelerden mi407 yoksa Aristoteles'in talebesi Teophras
tus'un günümüze ulaşmayan bir eserinden mi408 alındığı ya
da bunun retoriğe Farabi'nin özgün b ir katkısı mı olduğu
bilinmemektedir. 409
yakarlık
Kitdbu 'l-Hatdbe'de 4 10 konuş macın ın
dikkat etmesi gereken husustarla ilgili olarak ortaya koyduğu
görüşleriyle benzerlik arzeden bir şekilde konuşmacının yet
kinliği ve hasının kus url an ve gerek bahse girmek gerekse
mucizeyle hasma meydan okuyup onu boy ölçüşmeye ça
ğı rm ak suretiyle etkili bir iknayı sağl am ayı amaçlamaktadır.
Yine konuşmacıyla alakalı olarak kendi konuşmasının yücel
tilmesi ve hasmınınkinin de küçümsenmesi, güvenilir kişile
rin şahit gösterilmesi, yeminler, konuşma esnasındak.i hal ve
tavırlada ses tonunun ayarlanması, jest ve mimik.Ierin uygun
İbn Sina, Farabi'nin
406 Bk.
Gemoll, s. 824.
407 Aristoteles, Retorik, 1406 a ı6 vd.
408 Kennedy, A New History of Rhetoric, s. 87; Kennedy, "Classical Rhe
toric", Encyclopedia of Rhetoric, Ed. Thomas O. Sloaoe, ıoo6, s. ııı.
409 Teophrasnıs konuşmayla birlikte yer alan faaliyetleri "ses" ve "vücut
hareketleri" şeklinde ikiye ayınr. Vücut hareketleri ise "yüz ifadesi"
ve
"jest"lerden oluşur.
Würsch,
41° Firı\bi, Kiıdbu 'I-Hatdbt, s. 71.
Age. , s.
9Z-93·
I Z4 İbn Sina Felsefesinde Retorik
kull anımı da batibin öğrenip uygulamada pratik kazanması
11
gereken hususlardır. 4
2.2.1.1.2. Dinleyid/Muhatap
İster kabul ettirmek, isterse
vazgeçirmek yönünde olsun
ikna edilme k istenen ( men yüradü ikna'uhu) muh atap 4 ı 2 kar
şı tarafta yer alan m üzake rec i olabileceği gibi tartışmayı ta
kip eden dinleyiciler veya müzakere sonunda taraflar arasın
da karar verici konumda olan hakim de olabilir!ı3 Bu üçlü
aynm Aristoteles'te bul unmamakta bunun yerine h:ikimler
veya dinleyicilerden oluşan ikili bir muhatap ayrımı yapıl
maktadır . İbn Sina'nın bu ayrımı Farabi'den almış olması
muhtemeldir. Çünkü F ara bi dinleyicileri "ikna edilmesi
amaçlanan"
(el-maksudu
ikna'uhu) ,
"müzakereci"
(el
şeklinde üçe ayırmaktadır. 414 Ancak bu
şekildeki bir tasnifi Farabi'nin İ s kenderiye şarihlerinin önde
gel enlerinde n olan ve Topihler Şe r h i 'nde dinleyicileri "halk",
"gözlemc i " ve "hakim" şeklinde bir aynma tabi tutan
Alexander Mrodisias'a dayanarak ortaya koymuş olabilir. 4 ıs
münizır) ve "hakim"
4 1 1 İbn Sini, el-Hikmetü 'l-'Artıziyye, s.
412
"13
4ı4
·U S
21 ; a.mlf. el-Hatdbe, s. 10.
Daha genel bir ifade olması ve hitabet kavramıyla aynı kökten gel
mesi dolayısıyla "muhatap" kelimesini tercih ettik. Çünkü muhatap
alınan kişi görsel ve işitsel bir ifadeye muhatapken dinleyici daha çok
sözlü bir ifadeyle karşı karşıyadır. Günümüz Türkçesinde de hem ya
lın haliyle hem de "'muhatap almak", "muhatap olmak" ve "muhatap
etmek" gibi farklı şekillerde kullanılan "muhatap" kelimesinin içer
digi anlamın açıklıgı noktasında toplumun hemen her kesiminden
insaniann ortak bir algıya sahip old�u düşünmekteyiz. Diger
yandan "dinleyici" kelimesi daha çok bir konuşmaayı veya sesli ya
yın yapan bir iletişim aracı olan radyo yayınlarını dinleyenler için
lrullarulmaktadır. Görsel ve işitsel bir iletişim aracı olan televizyon
programlan veya bir gösteri söz konusu oldugunda ise "dinleyici"
yerine "seyirci" kelimesi tercih edilmektedir.
İbn Sina, el- Hatabe, s. 1 o ; Eflitun, Gorgias, 452 e 1-4.
F:irabi, Kiıabu 1-Hatabe, s. 65.
Würsch, Age. , s. 185.
Retorikte Kullanılan Yöntemler 12.5
Dinleyicinin coşkularını harekete geçirmede ( nMoç,
pathos) 41 6 onwı o anda içinde bulwıduğu ruh halini bilme
nin etkisi büyüktür. İnsan huzurluyken sahip olduğu yöne
limlerle sıkıntılıyken gösterchileceği tepkiler birbirinden
farklı olacaktır. 4 1 7 Aristoteles, Retorih'in başında temel ikna
yöntemleri olan entimem ve örnekle ilgisi olmadığını belirt
tiği bu gibi araçların kullanımına olumsuz yaklaşmaktadır.
Ancak daha sonra iknada etkili olmalarından dolayı bunlan
da inceleme konusu yapmış tır . 41 8
Bilgiyi muhatabın algılayabileceği bir formda sunma
yöntemi olarak nitelendirebileceğimiz retorikte belki sözün
mutlak olarak ikna edici olması amaçlanmıyor olabilir, ancak
kanaat getirmiş ve ikna olmuş bir dinleyici kitlesi retoriğin
doğal sonuçlarından biridir. Etkili bir şekilde böyle bir so
nuca ulaşmak hem bir birey olarak insanın hem de bireylerin
oluşturdukları toplumların psikolojisini, öfke ve sakinlik hal
lerini, dostluk ve düşmanlık.ları, korku ve güveni, utancı ve
416 nci9oç:
I. (başına gelmek) : bela, sıkınn , şan�sızlık, keder, 2. Tutku,
acı; heyecan, coşku, şiddetli ve ani heyecan (Affekt), duygulanım,
arzu, heve.�, hissiyat, 3. Olay, vaka, gelişme, süreç; Ay tutulması, bk.
Gemoll, s. 598. "1tci9oç" ( patos) Arapça tercümede "/'Yi" (ilim,
elemler) şeklinde '(evrilmiş İbn Sina da bu ifadeyi rerorik metninde
kullannuş tır. Bk. lbn Sina, el-Haıabe, s. 85, 107. Aynı ifade Birinci
Analitikler'de "tabi'iyye" kelimesiyle birlikte kullanılmışnr. Bedevi
yazma nüshada bu ifadenin üzerinde ""tc'sirit"' şeklinde bir açıklama
nın bulund�u ve "el-ilamu'r-tabi'iyye" rabirinin Süryanicede yer
almadığına dair bir ibarenin geçmedi� belirtmektedir. Bk. Fir.ibi,
Manııku A ristü (et-Tahlilatü'l-Ula) , s. 315. Nitekim Birincı Analitikler'in
Türkçe tercümesinde de aynı ifadeyi karşılamak üzere ""tesirlcnme
ler" ( tabii tesirlenmeler) kelimesi kullanılmışn r. Bk. Aristoteles, Bi
rinci Analiıikler, tre. H . Ragı p Atademir, s. 190. Retoıik'in Arapça ter
cümesinde bu ifadeyle ilgili olarak (öfkeyi) "uyandırmak" anlamında
""tehyic" (heyecanlandırmak) kelimesi de geçmektedir. Bk. Lycns,
Aristoıle's "Ars Rlıetorica" s. 83 .
4 1 7 Arisroreles, Re t o ıi k , 1356 14-18; Farabi, Kiliibı.ı 'l-haıabe, s. 73·
41 8 Aristoteles, Retorik, 1354 a ı6-ıo.
1 26 İbn Sina Felsefesinde Retorik
utanmazlığı, sevecenlik ve
acıma, hiddet, kıskanç
zalimliği;
lık ve gıpta duygularını, gençlik, olgunluk ve yaşlılık çağında
insanın sahip olduğu karakter özelliklerini; asalet ve zengin
lik gibi durumları ve toplumun genelinin sahip olduğu de�er
yargılarını tanımakla mümkün olur. 419
Günlük yaşamında
yazılı ifade biçimlerinden ziyade söz
lü ifade biçimleriyle iletişim kuran halktan muhatap olduğu
konunun "niçinlerini" bilmesi beklenmez. Halktan beklenen
ve onun da güç yetirebildi�i sadece amaçlanan konu hakkın
da bir kanaat sahibi olmaknr. Hatip bu amacı muhatabı
aşama
aşama
iknaya
götüren
hünerlerle
( el-hiyelü'l
istidraciyye ) 420 gerçekleştirir. İknada konuşmacıdan dinleyi
ciye do� bir etki meydana getiriliyorken kanaane dinleyi
cide olup biten bir şeydir. Nitekim şürin kavramlarından
olan tahyil ve tahayyülde de durum böyledir.
42 1
İbn Sina'ya göre dinleyici, muhatabı olması bakımından
sözün içeriğini, sözü söyleyenin durumunu ve sözün nasıl
söylenildi�ini belirleyen bir konuma sahiptir. Dinleyicinin
söylenen söze meyletmesi ve sözün karşınndan uzak durması
amacıyla o anda onun içinde bulunduğu
ruh
halinin dikkate
alınması gerekir. Bundan dolayı konuşmacının
(riruriki)
ahlak ve erdemierin yanında psikolojik durumları ve bu du
rumların nasıl ortaya çıktıklarını, her bir insan toplulu�un
4
19 İbn Sina, ei-Hatdbe,
420
s. 175.
Ayrıca bk. Farabi, Kitdbu 1-hatdbe, s.
73:
"..,.._,.t;Jı .} Jo_,li'II I.J •lı'll l � .} � i;ıi � .::. � 1 <ı" � � IJ...i'
İbn Sini, ei-Hatdbe,
s. 17.
Ayrıca bk. age , s.
.
34 :
" .:r-- WI c.J-�:.-1 Loi.J
,Yla.ii'II I.J �1 Juli�� ..:......l. l.S' <Jp.j"
42 1 Bk. Heinrichs, Wolfhart, Arabische Dichtung und Griechische Poetik,
Hd.zım ai-Qartdgannıs Grundlegung der Poetik mit Hilfe Aristotdischer Be
gri.ffe, Beyrut, 1969, s. 149.
Retorikte Kullanılan Yöntemler 11.7
ihtiyaç duyduğu şeyleri ve neyi iyi olarak gördüklerini
mesi faydalıdı r . 422
bil
Dinleyici ikna sürecinde sahip olduğu nitelik.lerle sürecin
oluşumunda pasif olarak belirleyici olmanın yanında kendi
sine yönelik ifadelerden kendine uygun ve tasdik edilmeye
değer olanları bulup bunlara yönelmesi bakımından
da
etkin
belirleyicidir. 42 3 İbn Sina'nın bu düşünceleri konu çerçe
bir
vesinde Farabi'nin büyük şerhinde geçen fikirleriyle benzer
lik arz etmektedir. ru
2.2.1.1.3. Hitabet
Aristoteles'in etos ve
patosun
yanında
dırma tarzı olarak ortaya koyduğu
üçüncü bir inan
"logos"425 (A.Oyoç) Antik
dönemde en geniş anlamda "insan düşüncesini ve bu düşün
cenin
toplumsal işlevini" dile getirdiği gibi, "sanatsal yaratı
cılık ve kişilik gücünü" de içermekteydi. 416
Tasdiki
gerçekleştiren
söz
( el-mllki'u
li 't- tasdik )
el
Hihmetü'l-'Arılziyye'de entimem ve örneklem olarak belir
lenmişken42 7 söz ustalığıyla elde edilen (yuhtalu bi'l-kelam)
kabuller
(tasdikat)
üç gruba
ayrılır:
İlki
İbn
Sina'nın
Hatdbe'de "tesbit" diye isimlendiediği "'amUd", ikincisi ko
nuşmacının (mütekellim) konuşma esnasındaki durumu v,
üçüncüsü ise dinleyicilerin aşama aşama iknaya götürilim es ·
dir (istidrac) . Konuşmayı incelerken İbn Sina, Aristoteles'·
ayrımını dikkate alır: İknayı sağlayan konuşma entimem
2
42 lbn Sini, tl-Hatabe, s. 70.
•
423
Age., s. n,
178.
424 Farabi, Didascalia, s. 1 79'dan nalden Würsch, age., s. ı8s.
425 Aristoteles, Retorik, 1356 a ı vd.
416
Kennedy, George Alexander, The Arı of Rheıoric in ıhe Roman World,
New Jersey, 1972, s. z-96.
427 İbn Sini, el- Hikmetü 1 - 'Artıziyye, s.
23.
ı:ı8 İbn Sina Felsefesinde Retorik
örnek.lem diye ikiye aynlır. 428 Bunların yanında ahlaki özel
likler ve heyecan uyandırma da zikredilir. İbn Sina el
Hikmetü'l- 'A nlziyye'de neden bu Aristotelesçi üçlü ayrımı
yansıtmı§tır? Buna sebep muhtemelen İb n Sina bu eseri ka
leme alırken Farabi'nin büyük §erhi henüz eline geçmemi§ti,
dolayısıyla el-Hihmetü'l - 'Araziyye'de, el-Hatdbe'de yapnğı gi
bi tasdiki, bilgi n i n derecesine göre değerlendirmemi§tir. 429
Farabi konll§manın dinleyiciyi etkilernesi için §U üç özel
liğe sahip olması gerektiğini belirtir :
die Satze, Lat. propositiones) .
ği kalıpların ortaya konulması .
göre ayarlanması. 430
ı.
ı.
Yargılar (önermeler,
Önermelerin ifade edilece
3 · Se s i n
konu§manın içeriğine
İbn Sina ifadenin dܧünce ve dille ilgili düzenlemelerini
(tahsinat) Retorik'in üçüncü kitabına denk gelen dördüncü
makalesine bırakmış431 ve konll§mayla ilgili hünerler arasına
sadece sesin432 düzenlenmesiyle alakah sesin yükseltilmesi,
428
429
Age. , s. :ı3.
Würsch
.
, Age. , s. 95·
.... "'-Uoı age. , s. 9ı; F ara
• • b.ı,
s. 17 B'den naklen, W'"-�"'
s. Sı.
431 Retorik. ve şiir sanannda sözün düzenli hale getirilmesi ve güzelleşti
rilmesiyle �ınanın önemli bir mesele (emrun azimun) olduğunu,
buna karşın anlamiann ortak (anlamdaş) ve müstear de@ de sözcük
terin kaplamına girmesiyle (mutabık olmasıyla) yerinilen matematik
ilimlerinde (te'atim) lafuJann diizeı?lenmesinin (i'tibar) kolay bir iş
(emrun yesirun) olduAunu belirten lbn SUd ifade ve anlam ilişkisine
dair şunları söyler: "E�r ifade (lafız) açık ve düzgün (cezl) ise an
lamın da açık ve düzgün old� d�ünülür (yılhemu) . Eger söz
saçma (sefsM) ise anlamı da saçmalaştınr (yec'alü). Oturaklı ifade
(el-'ibaretü bi villrin ) anlamı da saglamlaşnnr (sabit) . Çabuk !el
müsta'cile) ifade ise anlamın taşngı (seyyü ) hissini verir." Bk. Tbn
SW, tl-Haıdbt, s. ı99-ıoo.
432 İbn Sina'da sesin tanımı ve işlevi için bk. eş-Şifa, eı-Tabr'iyydt, en-Nefs,
nşr. Anawad, G.C; Sa'id Zıayid, Kahire, ı975, s. ıSı; Durusoy, Me
tinlerle Manııga Giriş, s. 176-ın.
430
p•ara· b·ı, Didascaı ıa,
·
Kitdbu 'l-haıdbt,
Retorikte Kull anılan Yöntemler I Z9
alçaltılması, tok ve riz sesin kullanımı vb. hususlan ele almış
tır. 433
Konusu bakımından retorik adli (müşacerat), siyasi
(meşveriyyat) ve törensel (münaferiyyat) olmak üzere üçe
ayrılır. Adli hitabet geçmişteki eylemlerle ilgilidir ve amacı
adaletin gerçekleştirilmesidir. Siyasi hitabetin ilgili oldu�
zaman, gelecek zamandır ve amacı da doğru olanı belideyip
dinleyicileri yönlendirmede yardımcı olmaktır. Törensel re
torikte ise şimdiki zaman kullanılır ve bunun amaa da ele
alınan konuyu övmek veya yerrnektir. 434
İbn Sina ahlak ve siyasetle ilgili konuları politik hitabet
(meşveriyyat) çerçevesinde ele alıyorken savunm a ve şikayet
konularını adli hitabet (müş:icer:it) bağlamında ve övgü ve
yergiyi (medh ve zemm ) törensel konuşmalarda değerlen
dirmiş ve bunların "hatibin bilmesi gereken hususlar" oldu
ğunu belirtmiştir."35 Bu her iki türün de temel dayanağı en
timem ve örneklemdir. 436
2.2.1.2.
Diğer Yardımcı Unsurlar (Nusra)
İbn Sina "nusra" ile "tasdike yardımcı olan söz"ü (kav
lun yunsaru bihi ma lehu tasdik) kastetmekte ve buna örnek
olarak konuşmacının şahitlerin ikna ediciliğini ve mucizenin
de bir delil oluşunu getirmektedir. 437 Başka bir örnek ise
433 İbn Sina. ei-Hatdbe, s. ı o : "Söze gelince her sunuma özgü bir yöntem
vardır. Konuşma yaparken sözün içeri�e göre ses bazen yükseltilir,
bazen alçalnlır, bazen tok bir sesle ve bazen de a1ız bir sesle hitap
edilir." Aynca bk. Würsch, age., s. 96.
434 Aristoteles, Rttorik, 1358 a- 1377 b.
435 İbn Sini, el-Hatdbe, s. ı3, 53-175. Ayrıca bk. Würsch, age. , s. 180.
436 ı·bn s·ına,
· age. , s. 1 8 .
437 Age. , s. 1ı.
130 İbn Sina Felsefesinde Retorik
yemin enniş olmanın retorik k.ıyas formunda dile getirilme
sidir: "Falanca yemin etti, öyleyse doğruyu söylüyor" gibi. 438
İbn Sina'nın el-Hihmetü'l-'A rü.ztyye'de ortaya koyup el
Hatabe'de geliştirdiği teoriye göre eğer konuşmacı konuşma
esnasında deliUendirebilirse teknik olmayan yöntemler tek
nik olarak da ele alınabilir. Örneğin şahitler teknik olmayan
yöntemlerdendir, ama konuşmacı güvenilir kişileri şahit ola
rak gösterirse (istişhad bi's-sikat) şahitlik teknik çerçevede
kullanılmış olur. el-Hatabe'de İbn Sina bu gibi ikna yöntem
lerini "yardımcı" (nusra) diye isirnlendirmektedir.
İbn Sina el-Hihmetü'l-'Arü.ztyye'de Aristotelesçi ikna yön
temleri aynmını takip etmiş olsa da konuşmacının özellikle
riyle ilgili açıklamalarında Farabi'nin kavramlarını kullanmış
tır (meydan okumak, bahse girmek, hasnun kusurları, ses
tonunun ayarlanması ve jest ve mimikler gibi) . Farabi teknik
ve teknik olmayan ikna yöntemlerini birlikte sıralamışken
İbn Sina bunlan ayrı ayn ele almış ancak teknik olmayan
yöntemlerin teknik kullanımının mümkün olduğunu ortaya
koymuştur. 439
Aristatdes ve Farabi'nin teknik olmayan yöntemler ara
sında saydığı yeminler veya tanıklıklar İbn Sina'ya göre eğer
konuşmacı konuşma içerisinde güvenilir birini delil olarak
getirirse bunlar teknik yöntem olarak da kull anılabilir. 440· Jest
ve mimiklerin de bu şekilde farklı yorumu söz konusudur.
Yani jest ve mimikler doğal olarak ortaya çıkabileceği gibi
bilinçli bir şekilde, bilerek ve isteyerek belli bir amaçla yani
teknik olarak da kullanılabilir. Farabi'nin jest ve mimiklerle
43 8 w·urs
· ch , age . , s.
439 w··
ursch, age . , s.
440
9s .
94·
İbn Sina, el-Hikmetü 1 -A "ruziyye, s. :zı-zz.
Retorikte Kullanılan Yöntemler 131
ilgili bu yaklaşımının benzerini İbn Sina yeminler ve tanık
lıklar için de ortaya koymaktadır.
Duygusal bir durumun dışa vurumu şeklinde ortaya çık
tı�ı takdirde teknik olmayan bir yöntem olarak de�erlendiri
len jest ve mimik.ler herhangi bir duygu durumdan ba�ımsız
olarak bilinç ve iradeyle sergilendi� takdirde, di�er bir de
yişle "rol yapıldığında" "teknik" yöntem sınıfına girer. Ör
ne� sıradan bir insan a�ladı�ında bunu ağlayan kişinin
üzüntülü ruh halinin tanıklı� olarak kabul ederiz ve do�al
olarak ortaya çıktığı için bu a�lamayı teknik olarak değer
lend.irmeyiz. Ancak bir bireyden veya toplumdan fayda sa�
lama amacında olabilece�ini düşündüğümüz bir kişinin, ör
ne�in dini veya siyasi bir liderin gözyaşı dökmesi durumun
da, a�lamak başlı başına "masum" bir ifade olsa da, o kişi
hakkındaki genel kanaacimizden dolayı onun salıiden a�layıp
a�lamadığına dair kafamızda şüpheler belirebilir. Böyle biri
normal bir tepkiyle içindeki bir hüznün dışavurumu olarak
da a�layabilir ya da belli amaçlar güderek bilinçli bir şekilde
a�lıyor gibi görünmek istiyor da olabilir. Bu ikinci ilirimalde
o kişi "teknik bir yöntem" sergitemiş olmaktadır.
Aristotelesçi gelenek içerisinde teknik olmayan yöntem
ler arasında müstakil olarak incelenen birçok yöntem iknada
yardımcı unsur olarak tanıklıklar arasında sıruflandırılmıştır.
İbn Sina'nın retoriğe en özgün katkılarından biri olan bu
yaklaşım kişinin "öteki" tarafından nasıl algılandığına dair
zengin de�erlendirmeler içermektedir. Yardımcı unsurlar
ba�lamında ele alınan tanıkların psikolojik durumlarla ilişkisi
teknik olmayan şahitlerin psikolojik özelliklerine göre daha
güçlü bir vurguya sahiptir.
Teknik olmayan ikna yöntemlerinin yanında teknik yön
temlerden yardımcı unsurları ele aldıktan sonra şimdi retori-
1 3 2 İbn Sina Felsefesinde Retorik
ğin temel taşı olan entimem ve örnekleme, İbn Sina'nın de
yimiyle 'amfıda geçebiliriz.
2.2.2.
Temel Yöntemler
İbn Sina'ya göre retorik entimem ve örneklem üzerine
kuruludur ('amud) . Retorik'in Arapça tercümesinde geçen
( Grekçe
cr&ı.ıa, soma, "beden" kelimesine karşılık olarak)
'amfıd (direk) , "el-hatabe" ile birlikte "'amfıdu'l-hatibe" şek
linde Cahız'ın el-Beyan ve't- Tebyin adlı eserinde geçmekte
dir. +U S ekizinc i yüzyılda ise '" amfıdu'ş-şi'r" ifadesi klasik
Arap şiirinin ilkelerinin düzenlenmesi bağlamında kullanıl
mıştır.442 İbn Sina 'amfıdu, "ulaşılmak isteneni (matlfıb) var
lığı gereği sonuç olarak verdiği düşünülen söz" olarak ta
nımlamaktadır . 443 Bu tanımın amfıd için oldıı.ğunu Hatabc'de
geçen ve amfıdu bir "tesbit" olarak nitelendiren ifadelerden
de anlıyoruz. 444 ''Tesbit'' Retorik'in Arapça tercümesinde
Grekçe'de "göstermek, açığa çıkarmak, delalet etmek, ispat
etmek" anlamlarına gelen "öeiıcvu ı.ıı" ( deiknüıni) kelimesine
karşılık olarak kullanılmıştır. 445 İbn Sina Aristoteles'in met441 Cihız, el-Beyan ve't-tebyrn, 3- baskı ( ed. 'Abdüssel:lın Harfuı) , Kahire,
1968, cilt :
ı,
s. 44-
442 Ajaıni, Mansour J., ""Amüd al-Shi'r': Legitimization of Tradition",
journal of Arabic Literature, cilt: ıı ( ı 9 8 ı ) , s. 30 . İbn Sina'nm diğer bir
eseri olan el-Işarat'ta el umde hiye'l-kıyas' ifadesi 7· Nchc'in başında
ges:mek tedir
'
-
.
443
444
'":-'�ı ��� � �� � ıŞ.ll l J_,.alli :.),_ll L.l, İbn Sina, el-Hatabe, s.
Age. , s . 33 ·
445 Aristoteles, Retorik, 1356
a
5
8.
vd. Aristoteles'in metninin tercümesinde
"ispat ya da görünüşte ispat"ın ( tou oeucwvaı ll <paivccr9aı
ocııcvUvaı, n'ı deiknünai he fainestai dciknünai, et-tesbit ve ma yura
et-tesbit) ti.imevarımı ('itibar), görünüşte tümcvarımı , kıyası (selce
se, syllogismosun Arapp ifadesi) ve görünüşte kıyası kapsadığı be
lirtilmektedir. Bk. Aristotclcs, age. , 1356 a 39 vd.
Retorikte Kullanılan Yöntemler 133
niyl c paralel ol arak "tcsbit"i bir tür kı yas olan emirnemi ve
örnekiem i de içeren ve tasdiki sağlayan söz olarak tanımla
maktadır. 446
Aristoteles, temel ikna yöntemleri olan örtük kıyasın,
yani cntimcmin retorikscl kıyas ve örneklemin (paradeigma)
de retoriksel türnevarım olduğunu ifade etmektedir. 447
Şimdi bir tür ispat ve ikna yöntemi olan cntimem ve ör
ncklemi sırasıyla form ve içeriklerine göre ele alalım .
2.2.1.3.
Entimem (Zamir, Tefkir)
Lügattaki
"
( eveuı.ım.u:ı",
anlamı
"akılda
tutmak"
olan
entimem
entümema) 448 "bir şeyi dikkate almak, düşü
nüp taşınmak, muhakeme etmek, icat etmek, bulmak" anla
mındaki
"ev9uı.ıeıcr9aı " ( entümeistai)
fiilinden türetilmiş
tir . 449
Retorik'in Arapça tercümes inde bu kelimenin tck karşılığı
"düşünme, düşündürmc"
446 İbn
s.
35:
"
,.......c; "':"fo.J4
"tefkir" ( P)
ı.:;t..L..I::l ı tU.J 4! ,)ı..r. J} y.
:··
.:·tı;
� .r.-iJ ı .;::J . .!ll � � � �/'
"�.S.ı.,.ı...J ı .ı��ı ı:ıLa_r.l4J �.S.ı�)ı ..,.._,.-..,.wı P4 �ı .»,", Aris
l.... IJ
447
Sin�, age . ,
anlamlarına gelen
ı.. � ıJIS
toteıes,
age.,
b 1-5;
a.mlf., Rheıoric, tre. W. R. Roberts ( The
çinde, editör Joathan Barnes), UK: Prin
ceton Uni versi ty Press, 1995 edisyonunda bu paragrafı Aristoteles'in
Retorih'ine sonradan eklendiği ifade edilmektedir. Bk. age., dipnot 3,
1356
Complete Works of Aristotle i
448
44 9
s. 2156.
"Entimcmin
New History
Kraus, M . ,
sözlük
anla mı akılda tutulan demektir." Kem1edv, A
of Rhetoric, s.
59·
"E nthymen" , HWRh , cı·ı t:
bingen Üniversitesi'nin,
ve son cildinin
:ı.o ı ı
2,
..
1 994, s. 1200. TuTu
" b ıngen,
'
Retorik Bölümü'nün hazırladığı ve o nuncu
eser retorik alamnda en
yılında yay ınlanan bu
geniş sözlük olma özelliğine sahi ptir.
134 İbn Sina Felsefesinde Retorik
kelimesidir. 45° Farabi'den sonra "tefkir" kelimesi kullanılma
ya devam etse de çoğunlukla "kalp", "gönül", "yürek" an
lamlarırun
Cr.-.;) 451
yanında
"akıl"
anlamına
da
gelen
"zamir''
kelimesi tercih edilmiştir. 452 İbn Sina'nın kitapla
rında emirnemin karşılığı olarak "tefkir'' kelimesi sadece
fa'nın Hatabe bölümünde geçmektedir. 453
Şi
İbn Sina entimem için "tefkir" denmesini bu kıyasta söy
leomeyen orta terimin zihinde tamamlanması için düşünili
mesine dayandırmaktadır . Bir öncülün gizlenmiş olması do
layısıyla da "zamir" karşılığı verilmiştir. 454 Organon'un Kıyas
bölümünde, İbn Sina'nın herhangi bir kelimeyle tamlama
halinde yer vermeyip tck başına zikrettiği, "zamir'' kelime
sinden türetilen "izmar"ı455 tercih eden İbn Zür'a (miladi
943-ıoo8)
entimem için "kıyasu'l-izmar'' tabirini kullanmak
tadır.456 Dolayısıyla bir önermenin gizlenmiş olmasından do450 Aristoteles,
451
Retorik, 1 35 6 a 3 8
vd. ; Würsch,
age., s.
51.
"et-tefkir: i'milu'l akl fi müş kiletin li't-tavassul ila halliha": Aklı, çö
zümüne ul�ması için bir sorunla meşgul etmek. Mu'cemü'l-veciz,
vezaretü't-terbiyeti ve't-ta'lim, Kahire ,
1994,
s.
478 . Ayrıca zamir
ile
ilgili adı geçen eserde şu ifadeler yer almaktadır: "edmara eş-şey'e :
ahfihu". Bir şeyi izmar etmek, onu gizlemek. "ez- Zamir: m a tuzmi
ruhU fi nefsike ve yes' abu'l vukUf aleyhi". Nefsine s akladığın ve vakıf
olunm ası zor olan. Ayrıc a : "ez-zamir: sırrun ve dahilu'l-hatır. f4şey'u'llezi tuzmiruhu fı kalbike . . . . ezmarm'ş-şey'e: Ahfeytuhu", İbn
c.
N, Kahire s. z6o6-z6o7.
2.56 b. (Firabi'nin bu eserinin her iki baskısı
nın da (Langhade & Grignaschi ve M. Selim SMim) ortak satır nu
maraları bulunduğwıdan dolayı bıı:ada satır numaratarım vermekte
mahzur görmüyoruz. ) . Ayrıca bk . Ibn Sina, el-Hikmetü 'I- 'Arılziyye, s.
2.3 -2.4; a . mlf. , ei-Hatdbe, s. 179, 187 vd.
453 wurs
· · ch , age. , s. 1 9 0 .
.
454 İbn Sina, age. , s . 36. Ayrıca bk. age. , s . 2. 1: " �J ··1� .JJ..6....1 1 ._,.. !:Al l
Manzılr, Lis1lnu1-'arab,
452 Firabi ,
455
Kitdbu 1-hatabe,
��J ıp
Age. ,
s.
39 ·
� ��.ll l"
456 İbn Zür'a, Mantıku lbn-i Zür'a (el-'ibdre, el-kıyas,
Cihbni-Refik el-'Acem, Beyrut, 1994, s. ı 9 8 .
el-burhan), nşr.
Cirar
Retorikte Kullanılan Yöntemler 135
layı " zam i r", g izl ene n önermenin düş ünül me si dolayısıyla da
"tefkir'' denmektedi r .
Türkçede ise yaygı n olarak entimem kullanılmakla birlik
te "matvi (dürülmüş ) kıyas", "örtük tasım", "gizli kıyas"457
veya "eksik önermcli tasım"
45H gibi ifadeler de tercih edil
mektedir.
Aristoteles entimemi bir kıyas formu olarak kullanmadan
önce bu kelimenin kullanımında bir bütünlük yoktu. Aristo
teles'in örtilk kıyası ifade edecek bir içeriğe kavuşturmasıyla
entimem sadece bu anlamda kullanılmaya başlamıştır. 459
Aristoteles, "entimem bir retorik kıyastır"
(&vet>�T) J..W.
�Ev pT)tOptKOV cruA.A.oyıcr�6v, entümema men retarikon sül
logismon) 460 derken bunu Top ikler'deki ( ı6 ı a 15 vd. ) "bir
'philos ofema' ( cpıA.ocr6cprı�a) burhani kıyastır ( cruA.A.oyıcr�oç
anoÖEtKtıK6ç, süllogismos apodeiktikos) , bir 'epieheirema'
( emxciprı �a) ecdeli kıyastır ( cruUoyıcr�oç ÖtaAEKttKÜÇ, sül
logismos dialektikos ) , bir
'sofisma' (cr6cptcr�a) eristik kıyastır
epıcrnK6ç, süllogismos eristikos) ve bir 'apo
rema' ( aıt6prı �a) çeliş i ğini içinde barındıran ecdeli kıyastır
( cruUoyıcr�oç
( cruA.A.oyıcr�oç ÖtaA.EKtıKOÇ avncpcicrcroç, süllogismos dialek
tikos antifaseos ) ifadesinin bir uzantısı olarak dile getirmek
tedir. Top ikler'de burhani ve ecdeli kıyaslarıo sıralandığı bu
yerde retorik kıyasın zikredilmemesi, o dönem de kıyas teori
sinin henüz retoriğe uygulanmamış olmasına bağlanmakta
dı r. 461
457
458
459
Durusoy, age. ,
..
s.
Ozlcm, Doğan,
ıı6, 117.
.
Mantık,
Sprute, age. , s . 140 .
460 Aristoteles, age. , 1356 b
461
Istanbul,
4-5.
1996,
s.
159-160.
Grimaldi, William M.A. , Studies in The Philosophy of Arisıotle's Rhetoric,
Wiesbaden,
1972,
s.
85.
136 İbn Sina Felsefesinde Retorik
Diğer yandan Retorik'ten başka Birinci Analitikler ve Ikin
ci Analitikler'de entimemin bir kıyas olduğuna dair açık ifa
deler mevcuttur. Birinci Analitikler'de entimemin olasılık ve
belirtilerden oluşan bir kıyas olduğu ifade edilirken462 Ikinci
Analitikler'de retorik inandırmalann bir tür kıyas olan enti
memler ve bir tür türnevarım olarak nitelendirilen örneklem
lere başvurduğu ifade edilmektedir. 463
Burhan gibi kesin deliliere dayanmıyor ve bu yöntemle
sunulan delillerin sıradan insanlar tarafından daha iyi anlaşı
labilmesi için bazı burhani özellikleri gizleniyor olsa da en
timem, kıyasın temel kurallarını yerine getirdiğinden dolayı
bir kıyas yöntemidir.
İbn Rüşd'ün ikna yöntemleri arasında "en üstün ve en
önde gelen" (eşraf min h:izihl ve eşeddü tekaddümen) ikna
yöntemi olarak nitelendirdiği entimem464 diğer kıyas türleri
ne göre dinleyicinin dikkatini canlı tutmada daha yetkindir.
Bunu dinleyicinin ifade edilmeyen amacı kendiliğinden kav
rayarak haz almasını sağlamasına465 ve bu kıyasla varılmak
istenen sonuca ortak edilmesiyle nispeten bilgiye olan ihtiya
cını gidermesine borçludur.
İnandırmayla alakah (ön ı; J.lEV nepi 'tCxÇ nimeıç emiv,
hoti he men peri tas pisteis estin) 466 ve teknik bir yöntem
(evtexvoç ııe9oôoç, entechnos metodos) olan retariktc psi
koloj ik ve öznel niteliğiyle belirginleşen inanma veya inanç,
kıyasın hem maddesi hem de sureti yönünden gerçekleşir. 467
462 Aristoteles, Analy tica Pı·iora, 70 a 10-n .
463 Age., 71 a 9-n.
464 İbn Rüşd, Cevdmiu kitabi'l-hatıibe, s . 196-197.
465 Aristoteles, Retorik, 1400 b 25-33 .
4 6
6 Age. , 1355 a 5 vd.
467 İbn Sina, ci-Hatıibe, s. 42; F:lcibi, kitabu 'l-hatcibe,
s.
85.
Retori.kte Kullanılan Yöntemler 1 3 7
2.2.1.3.1. Entimemin Sureti
Mantıkta kull anılan kıyaslar madde bakımından birbirin
den ayrılsalar da suret bakımından bazı değişiklikler dışında
aynı özellikleri taşımaktadırlar. 468 Tümelierin tikelleri önee
lemesi gibi kıyasların sureti ortak özellik olması bakımından
daha geneldir ve kıyasın maddesinden önce gelir ve ondan
daha önemlidir. 469 Bu durum retorik kıyas olan entimem
için de geçerlidir.
Öncüllerinden birinin veya sonucun açıkça ifade edilmi
yor olması ve akılda
(Ev SUJ..Lql ,
en tümo) kalmasından dola
yı470 "kısaltılmış kıyas" olarak adlandırılan entimemde kull a
nılan öncüllerin kesinliği btırhan veya ecdeldeki öncülle r ka
dar güçlü olmasa da emirnemin kendine özgü kıyas formu
retoriğin mantık çatısı altında değerlendirilebilmesi için ye
terli bir dayanak sunmaktadır. Zira kıyasın kusursuzluğu ön
cüllerin sayısına değil kanıt gücüne dayanmaktadır. 471
Aristoteles eserinde entimemi ayrıntılı bir şekilde tanım
lamakla birlikte şöyle bir tanıma yer vermektedir: "Az sayı
da, çoğunlukla da normal kıyası meydana getirenlerden daha
az miktarda önermeden oluşan k.ıyastır " 472 İslam filozofları
.
nın bu konudaki ifadeleri ise daha açık ve anlaşılırdır."473
468
469
470
471
İbn Sini, Avicenna's Treatise on Logic (Daneshname-i Alai) , s. 40.
A.mlf., el-Kıyas, s . 4·
Würsch, age. , s. 26. Aynca �uı..ı " (tümos) kelimesinin anlamlan
için bk. Gemoll, s . 402.
Green, Lawrence D . , "Aristotle's Enthyınemc and the Imperfect
Syllogism",
472
473
Rlıeto ric and Pedagogy its History, Philosophy, and Practicc,
Essays in Honor of ]ames ]. Murphy, ed.
hael Leff, New Jersey, 1995, s. 25.
Aristoteles, Retorik,
Würsch, Age. ,
s.
26.
1357aı6·I9 .
Winifred Bryan
Homer,
Mic
138 İbn Sina Felsefesinde Retorik
H. Maier, Aristoteles'in kıyas anlayışı üzerine yazdığı
kapsamlı eserinde emirnemi şu şekilde sembolleştirmektedir:
B genellikle A'dır.
(C B'dir.)
C muhtemelen A'dır. 474
İskender Afrodisias Birinci Analitikler'in şerhinde eksik
kıyastan
( cro/.A.oyıcrı.ıoç ıhe/.i}ç,
süllogismos ateles) bahset
mekte ancak bu ifade entimemle ilgili değil de öncüllerin
çevrimi ve ikinci ve üçüncü şeklin birinci şekilden tam bir
kıyasa döndürülmesi bağlamında geçmektcdir.475 Topikler'in
şerhinde ise öncüllerden biri bulunmayan tek öncüllü kıyas
tan
(ı.ıovoA.rıı.ıı.uitouç cro/.A.oyıcrııouç, monolemmarus siillo
gismus) bahsetmekle birlikte bunu Aristoteles'e değil de da
ha sonraki Stoa mantığına dayandırmakta ve öncüllerden bi
rini dinleyicinin zihninde tamamladığı retorik kıyası ( enti·
mem) bundan ayırmaktadır.476
İskender Afrodisias'tan iki asır sonra bu ayrım az da olsa
netliğe kavuşacaktır.
517/5'26) Birinci
Yeni EfUtuncu Ammonius (435/445-
Analitikler şerhinde İskender'in Stoacılara
atfettiği 'tek öncüllii'
(JlOVOATJJlJlU'touç, monolemmarus) kı
yas görüşünü retorikçilerin kullandığım ve bunun yanında
bir de 'eksik'
(ıhui}ç, ateles) kıyas olduğunu belirtir. Bu ba
kış açısı yazar tarafından
474
475
Isagoci
şerhinde de devam ettirilmiş
Mai er, H., Die Syllogistik des Arisıoteles, II, ı,
Alexander of Aphrodisias (yak.
Tübingen, ı9oo, s. 485.
:ıoo), ''In analyticorwn prio
rum librwn 1 commcntarium", Commentarta in Arislotdem Graeca
(CAG) içinde, ed. Maximilian Wallies, cilt. ı, blm. ı, Berlin, George
Reimer, ı883,
476 Green,
agm.,
s.
s.
23-:14.
22.
M.S.
Retorikte Kullanılan Yöntemler 139
ve daha sonraki dönemlerde de hakim
görüş haline gelmiş
tir. 477
İslam coğrafyasına geldiğimizde Farabi: birbiriyle bağlan
tılı iki önermeden birinin hazfedilınek suretiyle entimemin
oluşturulduğunu belirtir. Eğer bu hazf uygulanmazsa enti
memle gerçekleştirilmek istenen iknaya ulaşılamamış olacak
tır. 478
el-Hikmetü'l-'Aruziyye'de zamiri, "kıyasta her iki öncülün
de açıkça ifade edilmemesi" şeklinde tanımlayan
öncülün ('uzma), içerdiği yanlış ın
büyük
maması ve kıyasa
bir
ya
Hatdbe'de de
da
yanıltmak
büyük
(kizb) açığa çık
itiraz gelmemesi için çıkarılıp atıldığını
belirtir. 479 'Uyunu'l-hikme'de ise
ğundan
İbn Si:na
kısmın ya gereksiz oldu
amacıyla atıldığını aktarır. 480
bu
önermenin (kübra) açık ve anlaşılır ol
ması, kıyasın öz bir şekilde ifade edilmesi ve özellikle politik
konuşmal arın içerdiği yanlışın ortaya çıkmaması481 maksa
dıyla hazfedileceği belirtilir.482 Eğer hazfedilmeyip bütün
öncüller zikredilirse bu kıyas zamir değil cedeli kıyas olur. 483
Öncüllerden biri dile getirilmeyerek normal bir kıyasın
öncüllerinin sayısından daha eksik bir sayıyla oluşturulan re477
Anunonius Hermeiou (435/445-517/5:ı6),
rum
librum I conınıentarium", CAG, cilt.
Wallies
(1899),
Ammonius, "In
"'n analyticorum prioro
4, blm. 6, ed. Maximilian
:ı7.14-:ıo ve Aristoteles, Analytica Prtora, ı4 b ıS;
Porphyrii isagogen", CAG,
Busse (ı8gı), s. 8, aktaran Lawrence, s. :ız.
478
Farabi, Kitabu'l-hatabe, s. 63.
479 İbn Sina, el-Hikmetu1-'Aruziyye, s. Z3-Z4·
480
İbn Sina, Uyunu1-Hihme, s.
481 A.mlf., el-Hatabe, s. 36-37:
lt=--
.:.ı
lu_,:..ll .)
l..o ,..-;-.J
n.
"
lf!.lS
lf''ll"
cilt:
4,
� �4 .:.ı..,.-ı
blm.
1�1
3, ed. Adolf
r\S'... 'lll .!ili <J'II
42
8 Age., s. 36. Sellm Sllim'in metninde bu sayfada yazmada yer alan bir
sanr atlanmışnr. Bk. Damat İbrahim Paşa, B:ı:ı, 14:ı a 4·
483
İbn Sina, el-Haıabe, s. :ıı.
140 İbn Sina Felsefesinde Retorik
torik kıyas (Pll'topıKov cruUoyıaı.ı6v, retarikon süllogismon,
cr.�' u-4il'), 484 filowf veya mantıkçı tarafından mantığın
kuralları çerçevesinde belli bir yapıda ele alınıyor olsa da te
melde basiretiyle karar veren halkın çoğunluğuı1un485 ko
nuşma ve tartışma üslubuna dayanmaktadır. 486
Gizlenen öncül, açığa çıkarılan öncül ve varılan sonuç
dikkate alındığında bu kıyası duyan kişinin gizlenen bu ön
cülü rahatlıkla çıkarabileceği ve gizlenen bu öncülü kendi bi
rikimi ve çabasıyla onu bulduğu için bu kıyas türünün dinle
yici nezdindeki ikna ediciliğinin daha da artacağı görüşü ileri
sürülebilir. Bu kıyasa muhatap olan kişi kıyas oluşturulurken
söylcnmeyen öncülü zihninden tamamlamak suretiyle işleme
kendinden de bir şeyler katmaktadır. Bu, özellikle belli mes
lek gruplarında veya toplumda kültürel özellikleri birbirine
yakın olan kişiler arasında söz konusudur. Muhatabın konu
şulan konu hakkındaki temel bilgilere sahip olduğu düşünü
lerek bazı öncüller atlanır487 ve ayrıntılı açıklamalar yapıl
maz. Muhatabın dikkatinin dağılmaması için yapılan bu at
lamalar ayrıntılı bir şekilde açıklanması durumda karşıdaki
kişinin edindiği bilgi birikimine karşı saygısızlık etme ve onu
aşağılama durum u da ortaya çıkabilir. Hem hatabi kıyası
oluşturan öncüllerin niteliği hem de bu kıyas işleminin olu
şum sürecinde kişinin rolü bakımından bu kıyas kolay kav
ranabilir ve bununla uğraşan kişiye hoş gelebilir bir özelliğe
sahip olmaktadır.
Entimemin suretine dair bu değerlendirmelerden sonra
şimdi de entimcmin çeşitlerini belirleyen "sadikat", "delil",
"alamet" ve "firaset" kavramlarını ele alalım.
484
Aristoteles,
4ss"_
486
487
. .....
Retorik,
".J:"""'o! 4.o """""t.•
1356
b 4-5; İbn Sina,
age.,
�.:.
.
'·'ı .)_,.-:-·--•·ıJ �
c:'•" ı·bn s·ına,
İbn Rüşd, Telhts, s. 21-23.
İbn Sina, age., s. 36; Farabi,
,
s.
rı, 56,
age., s. 20.
Kiıabu'l-hatdbe, s. 69.
Retorikte Kullamlan Yöntemler 141
2.2.1.3.1.1.
Entimem Çeşitleri
Hatabi kıyasın en temel kavramlarından olan ve Reto
rik'in Arapçasında "sadık" kelimesiyle karşılanan "muhte
mel" (siK6ç, eikos) kavramı, Birinci Analitikler'de ifade edil
diği üzere "meşhur'' veya "övülen" (tvooÇoç, endoksos) ön
cülleri oluşturmaktadır. 488
Retorik'teki entimem çeşitleri için en temel ayrım,
"zanni" ya da "muhtemel önermeler" (siK6'trov, eikoton) ile
"belirtiler" ( crrıJ.tStov, semeion) farklılığına dayanmaktadır. 489
Retorik'in Arapçasında "muhtemel olanlar" anlamına gelen
"siK6-ra" ( cikota) 490 yanlışlıkla "sadikit'' şeklinde tercüme
edilmiş ve böylece Aristoteles'in "muhtemel önermeler'' ve
"belirtiler" ifadeleri "doğru öncüller" (sadikit) ve "deliller"
(delail) şeklinde karşılanmıştır. 491
ifadeler İslam filowflarının metinlerinde de yer almış
ancak İbn Sina el-Hikmetü'l-'Artlziyye'de "sadikit'' yerine
"meşhur" veya "övülen" anlamına gelen ve Birinci Analitik
ler'in tercümesinde "mahmud" kelimesiyle karşılanan492
(tvooÇoç, endoksos) kavramından yola çıkarak "mahmudat''
kelimesini kullanmıştır. 493 Hatabe'de ise "sadikat" kelimesini
kullanınakla birlikte onun "mahmude haklkiyye" olduğunu
belirtmiştir. 494
Bu
488
489
490
Ari stote 1es, A naytıca
70 a n- 12..
l . P rıora,
.
A.mlf., Retorih, 1357 a 30-33.
EiK6ta (eik.ota):
"Die glaublichen Dinge", bk. Baumgarteıı., Alexan
:z. cilt,
der Gottlieb, Asthetih, Latinceden tre. Dagmar Mirbach,
Hamburg, :z.oo7,
s.
517.
491 Aristoteles, age., 1357 a 31-32.; Lyons, s. ı:z.; Würsch, age.,
492 Aristoteles, Mantıku Aristu,
.:.ıl..�
493
�_,t.,_,......
s.
313: .:.ıl....U.. �
İbn Sina, el-Hikmetü'l-'Arii.Ziyye,
494 A.mlf., ei-Hatabe,
s.
43:
s.
30.
s.
56, 2.07.
�r �l:i _,.i 1...:-_;;T \..T_,
142 İbn Sina Felsefesinde Retorik
Aristatdes semeion'u, yani belirtileri hem genel olarak
tüm belirtiler (mutlak belirti,
anonümon 495 )
avayKaiov,
Kai<aei>öv"
hem
semeion
de
O'TJj.lE'iov avroVUJ.lOV,
wrunlu
anankaion)
belirtiler
ifadesiyle,
semeion
( O'TJj.l.Eiov
"avayKaiov
(anankaion kai<aei>on) "sürekli zorunlu" ola
rak tanımladığı496
"-reKJ.lftpıov" (tekmerion, delil) için kul
Arapça Retorik'teki bu karışıklığın bir benzeri
lanmaktadır.
mutlak ve wrunlu belirti anlamındaki semeionun "delil" gibi
bir kelimeyle karşılanıp bu kelimenin mutlak ve wrunlu be
lirtileri içerip içermediğinin muğlak bırakılması dolayısıyla
bu kavram için de geçerlidir. İbn
Sina birinci şekille yapılan
ve yargıyı gerektiren delil için ayrı bir isim (ismun lliar) ol
ması gerektiğini ifade ettiği Kıyas kitabında bu karışıklığın
mütercimlerden
kaynaklanıyor
olabileceğini
belirtmekte
dir. 497 Kıyas 'ta geçen bu ifadenin Kıyas'ın mütercimleri için
söylenınediği açıktır. Çünkü Kıyas'm Arapça tercümesinin
ilgili bölümlerinde bir yanlışlık bulunmamakta ve burada or
ta terimin küçük önermede bulunduğu birinci şekille yapılan
delil kıyasına "tekmerion" (.:ıy.�) denildiği açıkça ifade
edilmektedir. 49R Dolayısıyla İbn Sina'nın mütercimlere yap
tığı bu gönderme
Retorik mütercimlerine olmalıdır. 499 Bu
. .:..4;st I.;PJ •.:..b� I.JP iJ� J..i J. '\ŞJL..:l4 .:..\.:S:... I.JP ;ı......aııJ .:..ipi� �J
.::..1>,..-JI �..şi .:;..\i>l...o.ll � iJ� J..i .:,.;t.. � �IJ �.} ö>J>._,....ll )l....,.aliJ
•
495 Aristoteles, Retorik, 1402 b zo-21.
.y..wı
496 Age., 1402 b 19-20.
497 İbn Sina, el-Kıyas, s. 575: "·�_,:...ll� e.J llı .:.ıts::i"
498 Aristoteles,
499
Mantıhıı Arista,
s. 315.
Ele aldığı düş_ünce sisteminin kendi iç bütünlüğü gereği böyle bir
sonuca varan Ibn Sina'nın bu yaklaşım tarzı dikkate alınmadığı tak
dirde kaleme aldığı met�nlerin tercümesinde bazı yanlışlıklar ortaya
çıkabilmektedir. Mesela Ibn Sina el-'Ibdre adlı eserinin (Yorum üzeıi
ne, İstanbul,
zoo6)
ilk makalesinin dördüncü faslııım sonunda edat
ve benzerlerinden balısederken şöyle bir ifade kullanmaktadır:
"
�.J
Retorikte Kullanılan Yöntemler 143
karışıklık sadece Arapça mütercimlerinin başına gelen bir
durum değildir. Belirti, mutlak belirti ve zorunlu belirti ay
rımlarının Aristoteles'in eserinde nispeten kapalı olması do
layısıyla batıda Aristoteles'in
Retorik'i üzerine çalışan birçok
kişi de bu ayrımı gözden kaçırmaktadır.
500
Retorik'in tercümesindeki bu karışıklığa rağmen İbn
Sina, Aristoteles'in vermek istediği şekilde alarnet ve delil
ayrımını açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Buna göre
alarnet genel olarak belirtileri karşılamakta, delil ise Aristote
les'in "tekmerion"
(tEKı.tftpıov)
dediği zorunlu belirtileri ifa
de etmektedir. Ancak bunları Aristoteles gibi birbirini karşı
layacak
şekilde
ava:yKaiov,
tamlama
olarak
(tEKı.tftpıov:
orı�iov
tekmerion: semeion anankaion; tekmerion zo
runlu belirtidir) değil de daha açık olarak delili, "alamet ya
zorunludur'' (el-'alametü imma zaniriyyetün) veya "birinci
şekille yapılan alarnet kıyası" gibi açıklamalarıyla mutlak
alarnetten ayırmaktadır.
501
İbn Sina'nın önde gelen takipçilerinden Nasireddin Tusi,
İbn Sina'nın Hatabe'de yaptığı gibi delille alaınet arasındaki
farkı iyice belirginleştirerek delili "zorunluluk ifade eden be-
ı-'i! JôlAI�I J.J\....ı
�
�� .:.ıt ı.lJ�I
rl-l� �� ı:.r.i .:.ı_,J�
\..
.)1 ..:..A:lı
� ı..J al.)�l !I_;:..J ,4...1.SJıJ ·�_,ll 1.1.- ..P �_,...111.1.- � .:.ıt �,
Metnin tercümesi ise şu şekildedir : "Bu yerin b� şekilde anlaşılması
ve onların söylediklerine bakıtmaması gerekir. Ilk Muallimin (Aris
toteles'in) ba sit lafızlar arasında ismi ve kelimeyi zikred ip de edat ve
benzerlerini terk etmesi çirkindir." Tercüme bu şekilde olsa da "dik
kate alınmaması gereken sözler," "İlk Muallim'in basit lafızlar ara
sında ismi ve kelimeyi zikredip de edat ve benzerlerini terk etmesi
ç irki ndir diyenierin sözleridir."
500 Grimaldi,
William
M.A., "Semeion, Tekmerion, Eikos in Aristotle's
cil t : ıoı, sayı: 4, 1980, s. 383.
Rhetoric", American journal of Philology,
soı İbn
Sina, el-Kıyas,
s. 574-575.
144 İbn Sina Felsefesinde Retorik
lirti" anlamında kullanırken alameti, "zann ifade eden işaret''
olarak tanımlamaktadır.
İ bn Sina entim cm
502
çeşitleriyle ilgili olarak bu farklılıktan
başka, maktülün başında kımndan çekilmiş bir kılıçla bekle
yen kişinin katil
olduğunun
düşünülebileceği gibi kaçınayıp
de
maktülün başında durduğu için
katil olmayacağının dü
Aristoteles'te bulun
mayan ve aynı olaydan iki fa rkl ı sonucun çıkabileceği bir en
timem çeşidinden bahsetmekte; ayrıca bir çeşit alarnet olan
ve doğuştan gelen dış görü nüş e bakarak kişinin karakteri
şünülebileceği örneğinde olduğu gibi
hakkında hüküm verilmesini içeren bir kıyasa da yer vermek
tedi r. 503 Ancak bu son kıyas sadece Şifa'nın Kıyas bölümünde
geçmekte, 504 Hatabc'de bu konuya değinilınemektedir.
İbn Sina ayrıca sadikat ve belirtilerle yapılan entimemlcri
(delil,
alamet) zorunlu ya da
kendi aralarında ikili bir
çoğunlukla
geçerli şeklinde
sınıflandırmaya tabi tutmaktadır.
2.2.1.3.1.1.1. Sadikat (eiKora, eikota)
Meşhurat
ve/veya mahmudattan
( svooÇoç) olan €tK6ç
( eikos) 505 Birinci Analitikler'in Arapça tercümesinde "eikos"
502
503
504
505
N asıreddin et-Tusi, Telhrsa'l-Muhassal, Ta hran, ı98o, s.
İbn, Sina,
el-Hatabe, s. 43-45; Würsch, "Die
aristotelischen Rhetoric" , s.
İbn Sina,
66.
arabischc Tradition der
ı6ı-ı62.
el-Kıyds, s. 579·580.
€tKOÇ: ı. Muhtemel olası (das Wahrscheinliche), doğal, tabii; bek
lene nde n iki kat daha büyük; bekleıuneyen, sürpriz. 2. Uygun, yakı
şır, yerinde, münasip olan (das Schickliche), elverişli olan. 3· Sıfat
olarak: Muhtemel, uygun, yerinde, elverişli, rutarlı, makul (folge
richtig), ( masdar olarak ve nesne aldığında) sebat eden Bk. Gemoll,
s. 256. H. Ragıp Atademir kelimeyi "Hakikate yakın" şeklinde ter
,
.
cüme etmiştir. Bk., Aristoteles, Organon III, Birinci Analitilıler, İstan
bul, 1996,
s.
ı88.
Retorikte Kullanılan Yöntemler 14 5
(ı,..��l)
şe kli nde kar şılanmışken 506 Retoı·ik'in Ara pçasında
edilmiş tir . 507 İbn Zür'a'nın met
ninde ise kelime tam anlaşılınadığından soru işaretiyle bera
ber "el-cskos" (�')ll) şeklinde alınmış ve "büyük terimi
yaygın doğru öncül" şeklinde tar if edi l miştir. 508
"sadık'' şeklinde tercüm e
"Sadık" kelimesi terim olarak "eikos" karşılığ ın da ku1la
nılınış olsa da Retorik'de "inanmak" anlamına
gel en "1ticrw;"
(pis tis ) kavramını karşılamaktadır. Kavram bu
özellikle teknik
anlamıyla
ve teknik olmayan
inandırma (ikna) yöntem
5 9
lerinden bahsederken öne çıkmaktad ır. 0 Diğer yandan Rc
torik
iki
1357
a ı'deki "PouA.W&crOaı"
kel imeyle , "kabul"
Tasdikin amacı
ve
"
( b oulouesta i ) 5 1 0
ifadesi de
ta sd ik " kelimeleriyle karşılanmıştır.
her zaman kıyas işlemi olmadığı gibi her
kıyas öncülü de tasdike ihtiyaç duymamaktadır. Zira bilgiye
ulaşma sürecinin önemli bir halkası olan tasdik sadece sınır
ları kesin b ir şekilde belirlenmiş kıyas i şlemleriyle olmamak
tadır. Delillerin ve bu delilleri ele alanların farklılığına göre
b ilgiye ulaşınada
tasdik yolları da çeşitlilik arz etmektedir.
Tasdikin retarikle olan bu yakınlığı retorikte sonuca ta
nırnla değil kanıtlamalarla gidilmesinden dolayıdır. Konuş
macıyla bağlantılı olarak ele a lındı ğında "inandırmak" anla-
506
Aristoteles, Analytica Priora, 70 a ı; Aınlf., "K.itibu't-rahliliti'l-ula,"
Mantıku Arista içinde, nşr. Abdurrahman Bedevi, cilt: ı, Beyrut, 1980,
s. 313.
507 A.ınlf., Retorik, 1 357 a 3ı.
508
İbn Zür'a, Mantıku lbn-i Zür'a (el-'ibare, el-kıyds, el-burhan), nşr.
Qhemi, Cidr; el-'Acem, Refik, Beyrut, 1994, s. 19 8 .
509Ar·ıstoteıes, age., 1354 a 14 1 a
b 3 36 .
1
- 5;
ge., 355
5-
510 pouA.&Uro: I. ı. Düşünüp �ınmak, ölçüp biçmek; muhakeme et
mek, na7..arı itibara almak; icat etmek, bulmak, (kötü anlamda) kur
mak, tertip etmek. ı. Karar ve rmek, bitirmek. II. ı. İstişare etmek,
düşünmek, muhakeme etmek. ı. Karar vermek, karara varmak, ter
cih etmek, bitirmek. Bk. Gemoll, s. 170.
146 İbn Sina Felsefesinde Retorik
mına gelen tasdik, dinleyici
söz konusu olduğunda ise "ger
çek gibi" almak ya da inanmak anlamında kullanılır.
2.2.1.3.1.1.2. Delil
Arapçada "yol
(Teıqı�pıov, tekmerion)
gös teren ,
doğru yola ve doğru sonuca gö
türen" anlamlarına gelen delil
('tEKJ.l�pıov, zorunlu belirti)
zorunlu ve çoğunlukla doğru olan cntimemin unsurlarından
biridir.
Büyük
önermesi mahmude öncüllerden oluşan kıyas
olarak da adlandırılır.
Retorik adlı eserinde "crııJ.LEia" ( semeia ,
bir kavram iken Arapça tercümede delil mut
Aristoteles'in
alamet) genel
lak ve zorunlu anlamda kullanılmıştır. Alarnet ise sadece be
lirtiler için kullanılmıştır. İbn sına. Retorik'in A rapça tercü
mesinden farklı bir sınıflandırma yaparak delili Aristoteles'in
"techmerion" dediği zorunlu alarnet için, alameti de bunun
dışındakiler iç in kullanır. sıı
Abdurrahman Bedevi Aristotclcs'in Kıyas'ının Arapça
tercümesinde yazma nüshada dumanın ateşe delaleti örne
ğinde olduğu gibi delilin, var olan bir şeyin kendisinden var
olan başka bir şeye gitmek şeklinde anlaşıldığı yönünde bir
açıklamanın yer aldığını belirtmektedir. Öncülün delaleti,
övülmüş ve kabul görmüş olmasındandır. Bu delalet duma
nın ateşe delalet etmesi gibi
bir parçanın diğer parçaya dela
le ti değildir. Buradaki delalet imkan bakımı ndan dı r ve iki
öneili ün sonuca delalet etmesidir. İbn Sina muhtemelen bu
düşüneeye binaen entimemde söz konusu olan delilden bir
cüzün başka bir cüze delaletinin değil de ifade e dilen sözün
sonuca delaletinin anlaşılması gerektiğini belirtmektedir.
Örneğin "Kıskançlar sevilmez" öncülü başlı başına bir delil
olmaktadır. Yoksa "sevilmemek" (el-makt) veya "kıskançlık"
511
İbn Sina,
el-Hikmetu'l-'Artıziyye, s. 29.
Retorikte Kullanılan Yöntemler 14 7
( cl - has ed) delil değildir. İbn sına bu konuda delilden kaste
dilenin bu olduğunu belirtmektedir. 512
İbn sına, alarneri genel bir kavram olarak alıp Retorik'te
"endoksoi" ve bu eserin Arapça tercümesinde "sadıkat" şek
linde geçen ve kendisinin de Grekçe k avramın anlamına uy
gun olarak "mahmudat" diye ifade ettiği zorunlu, övülmüş
ve zanna dayalı öncüller için bir üst kavram olacak şekilde
kullanmıştır. En yetkin alametin ise birinci şekille yapılan
alarnet olduğunu belirtmiş ve bıına da "ta ğmudd an"
(tEKJ.lfıpıov, tekmerion) denildiğini ifade etmiştir. Arıcak
delilin mi yoksa alametin mi zorunlu belirtiyi içerdiği konu
sunda yukarıda ifade edildiği üzere mütercimlerden kaynak
lanan bir karışıklık olduğu anlaşılmaktadır. 513
Yalnız birinci şekille yapılan ve yargının (hüküm) gerekli
olduğu entimemler "delil" adını alır; ikinci ve üçüncü şekille
oluşturulan belirtiler ise "al am et" diye isimlendirilir. 514
Delil geçmişle ilgili olabileceği gibi şimdiki zamanla ilgili
de olabilir veya geneli kapsayacağı gibi imkan dahilinde ol
ması dolayısıyla birçok durumda çoğunluğu d a kapsayabilir
ya da belli bir konuya dair olabileceği gibi bu alanm dışın
dan da olabilir.515
Deliller kıyaslarda büyük önerme olarak alınır. Delilin
kıyasın diğer öncüllerinden farkı ve entimemin bir türü ola
rak ortaya çıkışı ise onun öncüller arasında açıkça ifade
edilmeyebilec eğiyle ilgilidir. Bu durumda dinleyici veya mu512 İbn
Sina, ei-Kıyas, s. 573: "tı. � ,,.x e!'.,.Jııı. ..; J:l.lll "li"· Müteah
hirin kelam llimleri de aynı şekilde duyutarla elde edilenin yerine
akılla elde edilen delilin daha doğru sonuç vereceği göl'Üijüııdedirler.
Bk. Yavuz, "Delil", DIA, 9, s. 136-137.
513 ı· bn s·ına, e ı- Kıyas, s. 575·
514 A.mlf., el-Hikmetü'I-'Arüziyye,
sıs
Age.,
s.
573·
s.
:z8-:z9;
a.mlf., ei-Kıyas, s.
575·
148 İbn Sina Felsefesinde Retorik
halindeki bu ön cülü zihninde canlandırarak
kıyasın öncüllerini tamamlar.
hatap bilkuvve
Öncüllerin birbirine galip zaııla dayandınldığı bir tür
en
timem (infuniya) kıyas ı olan delil kıyasının küçük önermesi
"Falanca kıskançtır" veya "Filanca sevilen biridir" örnekle
rinde görüldüğü gibi tekildir (ş ahsiyye) . 516
2.2.1.3.1.1.3. Alamet (u1fpeiov, semeion)
Aristoteles alameti (mutlak be li rti ,
crrıı.u:iov, semeion) 517
zorunlu olsun olmasın tüm b elirtiler için kullanmaktadır
(c:nıı.u:iov avrovuı.ıov, semeion anonümon). Entimem bağ
lamında alarneri (sign) genel olarak
mantıktaki kullanımın
dan farklı bir şekilde
ele almakta ve alametleri tabii (natural)
ve takdiri ( co nventional , vaz'i) kısımlarından oluşan aracı
(instrumental) alametler şeklinde iki ayrı gru b u d a iç erecek
şekilde kullanmamaktadır. Onun kullandığ ı aracı alamederin
tamamı muhtemelen tabii alametlerdir. 518 Delil için tckmeri
onu kullandığı halde al arnet için özel bir karşılığı olmaması
dolayısıyla ona
Farabi,
semerion denmektedir.
Aristotcles'in ortaya koyduğu
belirtilerle oluştu
rulan retorik kıyas anlayışına benzemekle bi rlikte "Didasca
lia"da kendine özgü belirtilerle yargıya varma anlayış ın ı be
nimsemiştir . Belirtileri KiUibu'l-Hatabe'de de ele almıştır; an-
516
517
İbn Sina, el-Kıyas,
s. 574·
izi, eseri, alameti, nişanı . 2.
a. işaret, belirti, mucize, harika. b. Bir işaretin göstergesi (Signal). 3·
a. Mühür, d amga . b. Alamct, marka, nişaı1, rozet , s;uıcak, bayrak. c.
Bir iddiaımı kanıtı, belirti (Beweis). ll. Matemariktc nokta. Bk. Ge·
moll, s. 72o; Aristotclcs, Birinci Analitik/er, tre. H. Ragıp Atademir, s.
c:nıı.ıdov:
I. işaret, alaınet. ı. (Bir şeyin)
ı88 : "İşaret".
518 Grimaldi, William M.A., "Semeion, Tekmerion, Eikos in Aristotle's
Rhetoric",
s.
3 84.
Retorikte Kullanılan Yöntemler 149
cak burada daha çok öncüllerin kipliğiyl e bağlantılı bir ince
leme söz konusudur. 519
belirti (semeion) şöyle tanıml an
Birinci Analitikler'de
maktadır: ''Varlı ğı yla başka bir şey varolan veya oluşuyla
başka bir şey olan ( şey) alamettir. Bu alarnet o şeyin olması
veya olmaması bakımındandır."520 Bu belirtiler için Aristote
les'in Birinci Analitikler'de verdiği ve İslam filozoflarının da
hatabe metinlerinde değerlendirdikleri örnek şudur: "Bu ka
dın hamile; çünkü onun sütü var."521 Ancak bu örnek her
dunnnda geçerli b ir kıyas değildir. Zonınlu belirti için veri
len örnekte doğuran kadının sütü olması bir anlamda zorun
luluktur, ancak her sütü olan kadının hamile olmas ı zorunlu
d eğil dir .
İbn Sina genel olarak delili de içerecek şekilde zorunlu
(zaıUrl), yaygın (mahmude) ve zan bildiren (maznftne) bir
bel irt i olduğunu belirttiği alameti522 bir entimem türü olarak
belirtilere ve bun lard an oluşturulan kıyas türü olan
d elilie re işaret etmeksizin sadece mahmude ve maznune ile
oluşturulan entimemler için kullanmakta ve alarneri ''yükle
min gerektirdiği ancak kendisinin konuyu ge rekt i rm ed iği
veya konuyu gerektirip de yüklemin gerektirmediği yargı
(hüküm)" olarak tarif etmektedir. Şayet yüklem onu g erekti
rip, o da konuyu gerektir seydi alarnet değil delil olurdu. 523
zo run lu
519
52 0
521
522
W"
ursch, Age., s. 55·
Aristoteles, Analytica Priora, 70
Tahlihitü'l-Ula),
Ari
s.
313.
stoteıes, age., 70
İbn Sina,
523 A.ınlf.,
o�.a
ei-Kıyas,
s.
el-Hatdbe, s.
;J _,l ��
.o�.a
a
a
7-9; Aristoteles, Mantıku Aristo.
(et
14-15.
573 vd.
44:
co�.a
� J_,-..JI <;fo. .:ıt l..l ·� _,.i :4..':>\,ıJI t..l_,
� '1 J_,-..JI_, ·�_,.JI r� yo <;fo. _,t ��_,.JI r� '1 -""-'
�b <;IS ·�_,.JI_,ıı. rh J_,-..JI
150 İbn Sina Felsefesinde Retorik
İbn Sina alametlerden oluşan kıyası ise (kıyasu'l
'alametü) "bir belirti aracılığıyla büyük önermenin k üçük
önermeden yola çıkılarak tespit edildiği entimem (zamir)"
olarak t anımlanıakta dır . 524
Klas ik m antık gelen eğin i t akip eden Falıreddin Razi ve
Seyyid Şerif Cürd.ni'nin delil hakkındaki görüşleriyle İbn
Sln�'nın delil kavramını da kapsayan alarnet tarifi benzerlik
ler arzetmekt edir . Cürcani, Falıreddin Razi gibi delili, "bi
linmesi başka bi r şeyin bilinm esin i gerektiren şey" d iye tarif
e tmekte 525 ve "kıyasta orta terimin küçük öncülde bulunması
ve onu kapsaması" şeklinde açıklamaktadır. 526
2.2.1.3.1.1.4. Firaset (ffJVt�ıoyvmpoveç, füsiognomones)
Yukarıda yardımcı teknik yöntemler arasında inceledi
ğimiz hatiple ilgili hünerlerden biri de hatibin dış görünü
şünün sözlerine olan doğrudan etkisiydi. Ancak bahsi geçen
dış görünüş doğuştan kazanılan bir görünüş değil de hatibin
konuşmanın içeriğine uygun olarak belli bir hünerle ortaya
koyduğu görünüştür. Aristoteles'in Birinci Analitikler'in ter
cümesinde geçen ve İbn Sina'nın Kıyas' ta yer verdiği ve delil
ve alarnede birlikte ele alınan "firaset''527 ( cpucnoyvroııoveç, 528
füsiognom one s , t..l), vücut yapısına göre karakter hakkında
hüküm vermek) kavramı ise sonradan değil doğuştan var
olan görünüşlerle alakah bir kavramdır. Piraset kelime olarak
"ince görüş" ve "el falı" (.YI t..l)) anlamlarına gelmektedir.
524
A. mlf., ei-Kıyas, s. 574·
525 Nitekim bu tarif yukarıda Birinci Analitikler'den alınaıı deW tarnmıyla
aynıdır.
526 Yavuz, Yusuf Şevki, "DeW", DIA, cilt: 9, s. 136.
527 Aristoteles , Analytica Priora, 70 b 7-38; a.mlf. Mantıku Aristti (et
528
Tahlilatü'l-Ula), s.
315-316.
q>ucnoyvroııovero (fiisiognomoneo): Bir kişi hakkında doğuştan
sahip olduğu dış görünüşe göre hüküm vermek. Bk. Gemoll, s. 851 .
Retorikte Kullanılan Yöntemler 151
Istılahl anlamı ise dayandığı öncüllerin belirtiler olması ba
"el, yüz vb.nin dış görünüşünün delaletinden in
sanların kişilikleri ile ilgili bilgiler çıkarmak" anlamında kul
lanılmaktadır.
kımından
Kıyas'ta genel olarak alametler arasında değerlendirilen
kıyasu'l-firas1de529 orta terim bedenin yapısından alınır. Eğer
sağlıklıysa vücut yapısı ve karakter arasında bir bağıntı söz
konusudur. Bu kıyas için örnek olarak aslandaki cüsse ve ce
saret ilişkisi verilmektedir. Cesaretin cüsseye işaret ettiği bu
ilişki belki bütün aslanlarda sözkonusu olabilir ancak sadece
asl�lara özgü değildir. Hem cüsseli hem de cesaret sahibi
insanlar da vardır. Ama bu demek değildir ki her cüsseli in
san cesaretlidir. Bundan dolayı burada zan bildiren bir ala
rnet sözkonusudur. 530
2.2.1.3.1.2. Entimemde Kullamlan Kıyas Şekilleri
Öncüllerden birinin gizlendiği retorik kıyasta kullanılan
kıyas şekilleri genel olarak kıyasta olduğu gibi orta terimin
yerine göre değişir. Buna göre orta terim sadece küçük
önermede bulunup büyük önerme bundan anlaşılabilir ya da
orta terim büyük ve küçük önermenin her ikisine de özne
veya yüklem olabilir. Diğer yandan İbn sına, kendine özgü
529
530
"Kıyasu'l-fıcisi" ifadesi İbn Sina'nın en-Necat isimli eserinde geçmek
tedir. (Bk. İbn Sina, en-Necat, nşr. 'Abdurrahman 'Amyara, Beyrut,
1992, s. 76). Burada bu kıyasın delile benzediği belirtilmekte birlikte
d e l ili n "zorunlu alamet''i karşılaması ve "tekmerion" şeklinde özel
bir isminin bulunması dolayısıyla b u kıyas türü alametler arasında
değerlendirilmelidir.
İbn Sina, el-Kıyas, s. 579·58o; İbn Sina, en-Neccil, s. 76. Bu konuda
Aristoteles'e atfedilen ancak ona ait olmadığı büyük oranda kesin
olan "<l>ucrıoyvroJ..lOVtlCa" (Füsiognomonika, Physiognomics) adlı
bir eser bulunmaktadır. Bk. Aristotelis Opera içinde, nşr. Immanuel
Bekker, Oxonii (Oxford), 1837; Aristotle, Minor Works içinde, W.S.
Hett'in İngilizce tercümesiyle birlikte, Cambridge, 1955.
I5l İbn Sina Felsefesinde Retorik
bir şekilde ortaya koyduğu, anlamın belli bir şeyin kendisine
ve çelişiğine aynı anda işaret ettiği alarnet kıyasını da ince
leme konusu yapmıştır.
İbn Sina'nın entimem çeşitlerini kendi içinde zorunlu
olanlar (zarurlyyat) ve çoğunlukla doğru olanlar (ekseriyyat)
şeklindeki ayrımı Aristoteles'in zorunlu Öncüller ( avayKaia,
anankaia) ve çoğunlukla doğru öncüller (nA.dcrta roç sni to
noM, pleista hos epi polü) ayrımına dayanmaktadır. 531 Her
ikisinden de yapılanlar sadikat (mahmude hakikiyye) ve delil
olabilirler. 532 İbn sına burada deliller (mahmude zanniyye)
arasına alamederi de dahil etmektedir.
İbn sına. daha Aristotelesçi bir yaklaşımla entimemde ik
tirani kıyasları kullanmıştır. Arıcak el-Hikmetü'l-Araziyye'de
yüklemli (hamli) öncüllerin yanında şartlı öncüllerin de kul
lanılabileceğini belirtir. 533
İbn Sina'nın hatabi kıyaslarda incelediği dokuz farklı kı
yas şekli bulunmaktadır.
2.2.1.3.1.2.1. Sadikatla Yapılan Hatabi Kıyaslar
a. Zorunlu öncüllerden
e_,.:."lı� ..1:-
yapılan:
v-f.:Jı,;:)ı �Wı_, •v-f.:Jı..,fj �� ..uj34
Zeyd, temiz kalpli bir llimdir.
Temiz kalpli llimler ahirette mutludur.
531 Aristoteles, Retorik,
1357
a
30-33.
..:.b_,...1....J ..,11 � •_;;..J1 ..:.1.)_,.......J1_,
..,...s:.J4.J u:.ıb_,..-..l1ı.r- •_A,l..J 1 ..:.ıli.)�1 � �1."
532 İbn Sina, el-Hatribe, s. 43:
"
533 A.mlf., el-Hikmetii'l-Aruziyye, s. 24: ı.r- U""l:A)1 .} 1�T
534
.�.rı1 ..;
•l:......lı
c)>4 iJfo. ..ı.i Jı � ..:.ıl.o�
İbn Sina, el-Hatabe, s. 43·
iJfo. � �ı_,
Retorikte Kullanılan Yöntemler 153
(O halde Zeyd ahirette mutludur.)
Burada tümel önermc bilinir o lduğundan dolayı açıkça
ifade edilmemiş ve böylece kıyasın etki gücü artırılmıştır.
b. Çoğunlukla doğru öncüllerden yapılan:
Çoğunlukla doğru öncüllerde ( ekscriyyat) büyük önerme
mahmude-i hakikiyedir fakat bunlar genelde değil şahıslarda
(eşhas) veya belli bir çoğunlukta doğrudu r .
�.r.-- .Jf'• ·�,)• ..l. ,
�
.....,...
..l.ı.;,535
Zeyd, zar ar dan sakınıyor .
( Zarardan sakınan sevilir.)
O halde Zeyd sevilen biridir.
2.2.1.3.1.2.2. Delille Yapılan Hatabi Kıyaslar
a. Zorunlu öncüllerden: 536
537.
.ı
�ı.!*' ,.:,.u_,
•
•
•
. ·t -•ı ı�
. .,- ·-
:
...
Bu kadın doğurdu.
(Doğuran kadın bakir e değildir.)
O halde o, bakire değildir.
535
536
Age., s. 45·
"Birinci figürdc cntimemenin göstergesi doğruysa, sonuç kaçınıl
mazdır. Aristoteles sonucun tümel olduğunu demez, fakat m�jör
öncülüıı tümelliği minörüıı ve sonuCtın geçerliliğini ima eder . (Or.,
bütüıı insanlar onuru sever) gösterge ya da tümel olmayanı içeren
dördüncü figür için aktarır/tekrarlar ve tümel bir sonucu kurmayı
başaramaz." Delice, Aristoteles Felsefesinde Tasımsal Tanıl ve Diyalektik
s. 287.
537 İbn Stni, ei-Hihmetü'I-'Aruziyye, s. 29; a.mlf.
Ilişkisi,
lin Kıyas'taki örneği "Kadııun sütü
lindedir.
var,
el-Hatdbe,
s.
44· Bu şek
o halde doğurmuştur." şek
154 İbn Sina Felsefesinde Retorik
Bu kıyasta doğurmuş olmanın delaletiyle bakire olmama
sonucuna varılıyor. Bu kıyas birinci şekildedir ve doğrulu
ğundan da şüph e edilmez. 538
b. Çoğunlukla doğru olan öncüllerden
:. ·tı
�
C;}r
,�ı
,)
yapılan:
.539
.
,.. 'r.,..-. �J
Zeyd'in ateşi
var.
(Ateşi olanın nabzı hızlı atar . )
O halde onun nabzı hızlı atıyor.
2.2.1.3.1.2.3.
AZametle
(II. Şekle göre)
Alametlerle
Yapılan
Hatabi
Kıyaslar
oluşturulan kıyaslar yalnızca ikinci ve üçüncü
şekilieric oluşturulurlar. Bu tür kıyaslarda yüklem
yargıyı ge
da yargıyı özne gerekti
Her ikisi de gerektirseydi o zaman
rektirdiğinde özne gerektirmez, ya
rir, yüklem gerektirmez.
delil olurdu ve birinci şekilde gclirdi. 540
Retariktc dinleyiciyi bezdirmemek için iki öncülü de
olumlu olan ikinci şekil kıyaslara retorikte sıkça başvurulabi
lir.
a.
Zorunlu öncüllerden yapılan:
� 1�1 �,�ı
� .ı...s4ı
Bu bayanın karnı şiş kin ,
(Hamilelerin karnı şişkindir.)
O halde o hamile.
538
539
540
541
A.mlf, el-Hatabe, s. 44·
Age.,
Age.,
s.
45·
s.
44·
A.mlf., el-Hikmetü'l-'Artıziyye, s. 30; a.mlf. el-Hatabe,
s.
44·
Retorikte Kullanılan Yöntemler 155
Bu örnekte hamile kadının karnı şişkin ama her hamile
kadının karnı şişkin değildir.
b. Çoğunlukla doğru öncüllerden yapılan:
542r,...-,.;
,')U..�� c:..r JU
Zeyd'in nabzı hızlı atıyor,
(Ateşi olanın nabzı hızlı atar.)
O halde onun ateşi var.
2.2.1.3.1.2.4.
Alametle
(III. Şekle göre)
Yapılan
Hatabi
Kıyaslar
Bu tür kıyaslarda orta terim büyük ve küçük önermenin
her ikisinde de özne konumundadır.
a. Zorunlu öncüllerden:
Zeyd iffetli fıkıhçıdır.
O halde fıkıhçılar iffetlidir.
Bu kıyasın sadikattan olan hali "Zeyd fıkıhçıdır. Zeyd if
fetlidir. O halde tüm fıkıhçılar iffetlidir." Burada iffetli ol
mak Zeyd'in ayrılmaz bir özelliğidir ve ona özgüdür. Bu du
rum fıkıhçı olmak için zorunlu değildir, aksi takdirde tüm
fıkıhçıların Zeyd olması gerekirdi. 544
542
543
544
Age., s. 45·
Age., s. 44·
Age., s. 44·
156 İbn Sina Felsefesinde Retorik
İbn Sina bu öncüllerle yapılan çıkarım için Kıyas'ta "Fa
lanca fılowftur ve erdemlidir; o halde filowflar erdernlidir"
örneğini vermektedir. 545
b- Çoğunlukla doğru öncüllerden:
546�'i
c)\S �u. ı.r.t � Js> c:ı'J ·ıJ� 'i .:ı�ı
(Ali b. Ebi Talib yiğittir.)
Ali b. Ebi Tllib cimrilik etmezdi.
O halde yiğitler cimrilik etmez.
2.2.1.3.1.2.5. Mütesaviyatla Yapılan Kıyaslar
"Eşitin eşiti eşittir'' şeklindeki eşit kıyas türünden547 fark
lı olarak wrunlu ve çoğunlukla doğru alametlerin yanında
üçüncü bir alarnet türü olan mütesaviyat, anlamın zihinde
iki zıt sonuca eşit uzaklıkta olması düşüncesinden yola çıkıla
rak oluşturulan kıyaslardır. 548
Bu kıyas türünde her iki seçeneğin de zan bakımından
eşit olması dolayısıyla tercih edilen seçenekle varılan doğru
nun birbirini gerektirip gerektirmediği aranmaz. Hatabe'deki
eşit kıyası İbn Sina'nın örneklerinden yola çıkarak açıklama
ya çalışalım. Ele alacağımız örnekler tek bir olaya dayanmak
tadır. Bu olayda Zeyd öldürülmüş ve başında da birisi kılıcı
nı çekmiş beklemektedir. Bu dunnnda şu iki farklı sonuç çı
karılabilir: "Falanca kişi biraz önce öldürülmüş olan Zeyd'in
s. 574· Birinci Analitikler'de Aristoteles teki l konu
özel bir ismi, "Pittakos" adını zikretmektedir. Bk. Aristote
les, Analytica Priora, 70 a 9·
546 İbn Sina, el-Hatcibe, s. 45·
547 A.mlf., d-Kıyas, s. 56.
548 A.mlf., el-Hatdbe, s. 45· Bu konuyla ilgili olarak ayrınnlı bilgi için
kitabınuzın bu bölümünde retorik kıyasm öncülleri arasmda yer alan
545 İbn
Sina, el-Kıyas,
munda
"mütesaviyat" kısmına bakılabilir.
Retorikte Kullanılan Yöntemler 157
kılıcı kırundan çıkmış bir şekilde duruyor. O halde
Zeyd'in katili odur'' ya da "kişi biraz önce öldürülmüş olan
Zeyd'in başında kılıcı kırundan çıkmış bir şekilde duruyor. O
halde o katil değildir." Birinci örnekteki yargıya ulaşan kişi,
olay ı gördüğü gibi aniayarak cesedin başında kılıcı kınından
çıkmış bir şekilde bekleyenin katil olduğuna dair çoğunlukla
doğru olan öncüle dayanmıştır. Ancak böyle bir çıkarım ço
ğunlukla doğru olmakla birlikte az da olsa yanlışlık payına
sahiptir.
başında
Diğer örnekte yalnızca görünen durumdan yola çıkarak
bir sonuca varılmaz. Böyle bir durumda genel olarak düşü
nillenin tersine yönelinerek farklı bir sonuca varılır. Bu ikinci
sonuca varan ki şi pekala şöyle söyleyebilir: Eğer bu kişi katil
olsaydı öldürdüğü adamın başında yalın kılıç beklemez, inti
kam alınır korkusuyla kaçardı. Dolayısıyla bu kişi katil de
ğildir.
2.2.1.3.2. Entimemin Maddesi
Retoriğin maddesini oluşturan öncüllere geçmeden önce
şunu hatırlatmak gerekir ki retorik , ilme ( &nıcrrfı J.l.TJ, ep iste
me) değil de sanata (tEXVTl, techne) dayalı bir ikna yöntemi
dir. Dolayısıyla amacı her konuda ikna imkanlarını bulup
ortaya çıkarma sanan olan retoriğin ilgi alanı kesin bilgiyi
arayan epistemeden ziyade imkanlar dünyasıdır. 549
'
Meşşai felsefe geleneğ inin en haciınli retorik eserlerinden
birini kaleme alan İbn Sina, Ha ta be'de kullanılan öncüileri
belirlerken ağırlıklı olarak Faribi'nin bilgi anlayışına dayan
maktadır. Farabi tasdike karşı gelebilecek üç kavramı, görüş
(rey) , kesin bilgi (yakin) ve zann ı birbirinden ayırarak reto
riğe temel olan öncüileri bu ayrım üzerine bina etmiştir.
549 Wursc
.. h, age . ,
s.
2.7-2.8 .
158 İbn Sina Felsefesinde Retorik
Buna göre tasdik üç şekilde yorumlanabilir: ı . Başka türlü
(zıddı) olmayan bilgi, kesin bilgi (yakin, Gewissheit) , ı .
Zıddı bulunmayan fakat imlclnsız da olmayan kesine yakın
bilgi (ma yukarribuhu) , 3 · Zıt taraflardan her ikisinin de
imkan dihilinde olduğu, ancak gönlün bu iki taraftan birine
meylettiği iknai bilgi. 550
İbn Sina gerek Burhan'ın gerekse Hatdbe'nin girişinde or
taya koyduğu üzere bu üçlü ayrımı benimsemektedir. 551 Bu
na göre yakini tasdik burhana; yakine benzeyen tasdik cedeli
ve muğaliô kıyasa ve iknai, zanni tasdik ise retoriğe tekabül
etmektedir. Bununla birlikte burhani, cedeli veya muğaliô
bilgi de içerdiği bilginin kesinliği bakımından değil de fazla
düşünmeden, "ilk duyulduğunda" veya "ilk düşünüldüğün
de" (fı badii'r-re'y) 552 kabul ediliyorsa retoriğin konusu ola
bilmektedir. İknai/zanni bilgiye dayanan retoriğin öncülleri
işte bu ayrım çerçevesinde değerlendirilmektedir.
550
Didascalia'dan aktaran Würsch,
sorw1w1 iki t arafi bulunmazsa
Age. , s. 33· Stoacı Zenon'a göre eğer
onu tartışmay a da gerek yoktur. Bu
dunnnda sonuç olarak basit bir şekilde bu tck taraflll doğru ya da
yanlış olduğu delillendirilebilir. Dolayısıyla doğru öncüllerden oluş
turulmuş iki geçerli delilden karşıt sonuçlara ulaşılması imkansızdır.
Gowland, Angus, "Ancient and Renaissance rhetoric and the history
of conce pts", Finnish Yearbook of Political Thoughı içinde, ed. Jhalainen,
Pasi, cilt: 6, Helsinki, 2002, s. 70. '
551 İbn Sini, llıinci Analitikler (el-Burhan), prg.
552
ı; a.mlf. ei-Hatc:ibe, s.
I.
"Fi badii'r-re'y" ifadesini ilk önce Farabi kullanmış ve �bn Sina d a
ondan almıştır. Ancak b u ifade Faribi'de olduğu gibi Ibn Sina'nın
retorik anl ayı ş ı nda merkezi bir role sahip olma�ak.la birlikte başvu
rulan kavranliardan biridir. Würsch bu ifadenin Ibn Sina'da retarikle
bağlannlı bir şeki lde yer almadığını ifade etse de Kıyas'ta aksi yönde
bir ifade mevcuttur. Bk. İ bn Sina, el-Kıyds,
c.ST)I CS,)4 ..} •.ı.,..:.._, 4;_,:la.. iJfo"
s.
5:
"
.:ıt 4-:i �
�u.....ıı_,
Retorikte Kullanılan Yöntemler 159
2.2.1 .3.2.1. Hatabi Kıyasta
Kullamlan Öncüller
Kıyasların birbirleri yle olan benzerlik ve farklılıklarının
ortaya konulabilmesi için onların kullandıkları öncüllerin
araştırılması gerekir. 553 İster bilfiil isterse bilkuvve olsun (en
timem) kıyası oluşturan temel unsurlar ve kıyasın formu aç ı
sından beş sanat birbirine benzer. Birbirlerinden ayrıldıkları
noktalar genellikle maddeleri bakımından dır. 554
Aristotcles,in retorik anlayışı çerçevesinde entimem, etos
( konuşmacının karakteri ) ve patosla ( dinleyicinin psikolojik
durumu) birlikte teknik bir i nanciırm a yöntemidir . İslam fı.
lozoflarında is e entimem yine ikna için bir temel ('amud)
olarak alınmış ancak retoriğin mantık! yönüne yapılan vurgu
bu fılozofların eserlerinde daha güçlü bir şekilde öne çıkmış
5
tır . 55
Entimemin öncülleri de etos ve patos gibi dayanağını
toplumu oluşturan insanların yerleşik kanaatlerinden almak
tadır. Ancak etos ve patos insanların psikoloj ik ve ahlaki de
ğerlerini temel alıyorken entimem basit haliyle de olsa, insa
nın öznel algılarıyla oluşan yerleşik ve muhtemel bilgilere
dayanır. Bu bilgilerin sahip olduğu ihtimal durumu bizzat
eşyanın doğasından değil de insanların eşyayı algılamadaki
farklılıklarından kaynaklanır. Hatabi öncüllerin özündeki
muhtemel bilginin mahiyeti üzerinde yoğunlaşılması bu bil
gilerin zanni bilgi olduğunu ortaya çıkaracağından retorikle
amaçlanan hemen kabul etme ve ikna olmanın önünde bir
engel olarak duracaktır.
553
Durusoy,
Metinler/e Mantıga Giriş,
554 İbn Sina, el-Kıyas,
555
A.ınlf., el-Hatabe,
Kitabu 'l-hatabe,
s.
s.
153.
s. 4·
s.
ı8; a.mlf., el-Hikmelü 'l- 'Araziyye,
Sı-83.
s.
3 1 ; Fara.bl,
ı6o İbn Sina Felsefesinde Retorik
Sıradan insanlar, ne kadar kesin bilgiler içeriyorsa içersin
bilimsel bir önermeyi ilk duydu kla r ında kavramakta güçlük
çeke rler . Hastanın derdini tıp terimleriyle aç ıkl ayan doktora
hastalığının ne olduğunu daha anlaşılır bir dilde anlatmasını
isteyen kişinin durumunda olduğu gibi eğer konuşmac ı mu
hatabının anlamayacağı bir dil kull anıyorsa ister istemez
ke ndisiyl e dinleyici arasına bir mesafe koymuş olacaktır. 556
Halktan biri belki biraz uğraş vererek o bilgiyi kavrayabile
cektir , ancak böyle birinin ne zamanı ne de imkanları buna
müsait değildir.
Retoriğin öncüllerinin gerçek (rı aA.ft9&ıa, he aleteia)
bağlamında değil de "muhtemel" ("dK6ç") ve muhtemelden
oluş an "övülmüş" ya da "meşhur" ('til E\/SoÇa, ta endoksa)
bağlamında değerlendirildiğini yukarıda belirtmiştik. 557 Bu
ilke bağlamında kıyasta kullanı lan öncüller gerçeklik ve de
ğerler dikkate alınarak bir ayrıma tabi tu tulduğu takdirde
retoriğin ön cüileri değer merkezli öncülle r arasında yer ala
caktır. 558
"Entimemin Çeş itl eri" kısmında asıl an lam ı "muhtemel"
olan "&iK6ç"un (eikos ) yanlışlıkla A rapçaya "sadık" şeklinde
tercüme edildiği o rtaya konulmuştu. Ancak İbn Sina,
"sadilclt" kavramını "mahmfıde hakikiyye" ve "malunılde
maznfuıe" ifadeleriyle karşılayara k "sadık'' ya da "tasdik"
kavramlarından kaynaklanan bir bilginin geçerlilik değeriyle
ilgili bir tartışmaya girmemektedir .
Retorikte kullanılan bütün öncüileri ifade e decek şekilde
ele alınan ve "'meşhur" ve/veya "saygı duyulan, övülen" an
l am l arına gelen "E\IöoÇoç, endoks os " , 559 Organon'un Arapça5 56
İbn Sini, el-Hatabe, s.
557 Aristoteles, Retorik,
Ir age. , s. ıoı.
55 8 B ıac...,
559 Gemoll,
s.
289 .
37·
13 55
a
ı4-ı8 ;
a.mlf., Analytica Priora,
70
a 3-7.
Retorikte Kullamlan Yöntemler ı6ı
ya tercümesi sürecinde Eski Yunancacia içerdiği anlaının
Arapçacia tek bir kelimeyle ifade edilememesi dolayısıyla çe
şitli şekillerde karş ılanmıştır. Ebü Osman ed-Duneşki, Aris
tatdes'in Topikler'inin te rcümes i n de buna "yaygın " ( Wl1)
karşılığını vermekte ve "makbul" veya "meşhur" kelimeleriy
le açıklamaktadır. İbn Suver de aynı kelimeyl e karşılamakta
dır ( ıoo b 24-25, ı':K <pa.tVOOJ.lEvOV tvö6�ov, ek fainomenon
._; Wl1, görünüşte yaygın) . Ebü Bişr ise Ikinci
Analitikler çev iris i nde ( 74 b 22) "meşhur" karşılığını vermek
te ve onu "J,r.A.o" ve "tl.,r.i.o öJ_ı+!.-" ifadeleriyl e açıklamaktadır.
İbn Rü.şd de Metafizik Şe r h i 'nde "meşhüra mahmüde" ifade
sini kullanmaktadır. Theodore İbn Kurra ise " _,... Uil ı ,),...-.J ı.,
endoxon, _,... Uil ı
..,.. t:� ı .ıJ
L.
.ıJ �ı l.r"" ( i n s a nl a r ı n dü�ün ccs inc göre görünürde
mahmud) şeklinde tercüme etınektedir. 560 B unlardan da an
l aşı l ıyor ki retorik kıyasta kullanılan meşhud.t, makbülat ve
mahmudat
anlam olarak "e ndoksos " kavramında içkin olarak
bulunmaktadır .
Topikler'de önerme v e problemleri üç sınıfa ayıraı1 Aris
toteles bu üç s ın ıfın ah lak, fizi k ve m antıkla ilgi l i olduğtınu
be l irti r . 561 Bu ayrımda da görüldüğü üzere Aristoteles' in or
taya koyduğu kıyas anlayışındaki yargılar nesnel (gerçek) ve
öznel ( psikoloj ik) diye
iki temele sahiptir. 56 2 Deborah L.
Black'in bel irttiği, Aristotcles'in De A n i ma ' da duyular ala
nında "yaklaşma" (pursuit,
"�")
560
56 2
ve kaçınma (avoidance,
ve akletme ( intellection) alanında tasdik ( affirma-
Walzer, Richard, ''New Light
totlc", Oriens,
561
".y.l:ü")
Cilt 6, sayı
ı
On The Arabic Translations of Aris
( 3o Haziran, 1953 ) , s. 91-142 ( 1 25-126) .
Aristotelcs, Topica, ıo5 b 21 vd: "rrov nporacrerov Kai rrov
npop!ı:rıı.ıarrov ıffiPll rpia. ai JlSv yap �9tKai nporamnç
eicriv, ai ÖE qmcrtKai, ai öf: A.oytKai (ton protasean kai ton prob
lematan mera tria. Ai men gar etikai protaseis eisin, ai de fiisikai, ai
de logikai : Uç sınıf önerme ve problem vardır. Bunlardan bazıları
ahlaki, bazıları fiziki ve bazıları da manolda ilgili önermelerdir."
Maicr, age. , cilt: ı, s. ıoı.
162 İbn Sina Felsefesinde Retorik
tion) ve yalanlama (denial) arasındaki benzeşim563 fikri564
İbn Sina'nın özellikle cedeli, hatabi ve şi'ri öncülle ri sınıflan
dırmasında etkili olmuş olabilir.
İbn Sina'nın selefi Farabi, öncüllerin sınıflandırılmasında
esas alınacak hususları retorikle ilgili eserlerinde ayrıntılı ola
rak incelemektedir. Kitabu'l-hatabe'de öncülleri nicelik, nite
lik ve maddelerine göre ayıran Farabi'nin öncüileri sınıflan
dırmadaki temel prensibi gerçekliktir. 565
Tikelleri konu edinen arneli aklı oluşturan hatabi öncül
ler566 kesin bilgi anlamına gelen ilim (emcrriıı.ırı, cpisteme)
çerçevesinde değil de zanni bilgi ( ô6xa, doxa) ve sanat an
lamındaki ( tsxvrı ) çerçevesinde değerlendirilmektedir. Orta
ya koyduğu bilgi galip zan ifade eden retorikteki zan567 "belli
bir anda oluşan ve bir itirazla sonlanabilecek olan itikad" an
lamında kullanılmaktadır. 568 Bu anlamda iknayla aynı kök
ten gelen ve "iknayla oluşan inanç" anlamındaki "kanaat"
kavramı da bir zandır. 569
Farabi'nin öncülle r sıralamasındaki temel kavramlardan
bir diğeri de reydir. Hem zorunlu hem de mümkün bilgiyi
kapsayan görüş anlamındaki rey ne sadece kesin ne de sadece
zan bildiren bilgi için kull a nılmaktadır. 570 Bu bağlamda rey
563
Aristoteles,
De Anima, 431 a 8- 14, 431
564 Black, age. , s.
56 5 Faribl, age. ,
566
568
569
-
87.
Kaya, Cüneyt M., "'Peygamberin Ya�a Koyuculuğu': İbn Sina'nın
Arneli Felsefe Tasavvuruna Bir Giriş Denemesi", Divan, ci lt : 14, sayı:
�7 (�009/� ) , 57-91, s. 65.
567
b 10 ı�.
100.
İbn Sina, el-lşarô.t
ve't-ıenbrhcit, nşr.
Süleyman Dünya, Beyrut, 199�,
463 .
p • . b.
ara ı, age . , s. 43·
Age. , s.. 3 1 .
570 İbn Sina, Ikinci Analitikler, prg. 305: ''ışT)I ..:..-; .J\:Lı:.b 4l"
s.
Retorikte Kullanılan Yöntemler 163
kesin doğru bilgiye benzeyen güç lü bir inançtır 571 İbn
Sina'nın Farabi'deki "fi badii'r-re'y" ifadesine karşı
"mahmude fi'z-zahir'' tabirini kullanması572 muhtemelen
.
Aristoteles'te retorik öncüllerin üst kavramı olan "en
doxos"un anlam sınırları dışına çıkıp da nesnel değerlerinden
çok öznel değerleriyle ele alınan retorik öncüllerin bilgi de
ğerinin peşinden gitmek s uretiyle bu öneilileri diğer sanatla
rın öncülleriyle karıştırmamak içindir.
İbn Sina hatabi kıyasta daha çok retoriğin ecdelle ortak
o lar ak kullandığı öncüller üzerine yoğunl<Vjmıştır. Safsatada
kullanılan öncüllerin retorikte kullanılıp kullanılmadığıyla
pek ilgilen m cmi şti r 573
.
Retorikte mümkün önermelere başvurulacağını belirten
İbn Sina'ya göre retoriğin maddesi sadece mümkün önerme
ler değildir, bunun yanında zorunlu (zanıri) ve çoğunlukla
doğru öncüllere de yer verilir. 574 Kipleri bakımından böyle
bir ayrıma tabi tutulan önermeler, bu önerınc ieri doğru ola
rak kabul edenlerin sayılarına göre de tasnif edilmektedirler.
Örneğin mahmudat her insana göre farklı olabileceği gibi
belli bir gruba veya toplumun geneline göre de farkhlaşır.
Diğer yandan kendilerinden makbUlatın alındığı kişilerin sa
yısı mütevatir derecesine ulaşmaz. Bunlar ya bir gruptur ve
ya birer ferttir. 575
Aristoteles duyguların yargıyı etkilediğinin bilincinde
olarak ispatlama yoluyla ikna yönteminin yanında karaktere
ve psikolojik etkilere dayalı öncüllerle oluşturulan ikna yön-
571 İbn Sina, Topikler, prg.
572
573
574
575
4·
A.mlf., el-Hatii b e, s . 40.
Würsch, age. , s. 43-44,
.
Ibn
Sina, age. , s. 43·
Age. , s . 39, I7ı.
31.
164 İbn Sina Felsefesinde Retorik
temlerini de kullanmıştır. 576 Özellikle Retorik'in ikinc i kitabı
bu alanda tarihteki ilk ciddi çalışmadır. Bu bölümde zihinsel
ve duygusal durumların sadece tanımı verilmeyip nedenleri
üzerinde de durulmuştur. Dolayısıyla amacı, mümkün olan
her ikna yolunu denemek olan bu sanatın taliplisini n insan
duygulanımlarını öğrenmesi kaçınılmazdır.
çoğunlukla halkın anlaya
cağı bir dille oluşturulduğu için bilginin bu yolla toplumun
çoğunluğuna ulaştırılması daha kolaydır. Zira insanlar ya
bancısı oldukları teknik terimlerle ifade edilen konulara göre
alışagcldikleri ifade kalıplarıyla dile getirilen hususları daha
kolay anlamaktadırlar.
Retariktc kullanılan öncüller
Işartlt'ta İbn Sina hatabi öncüllerin maznfuıat ve meş
hurata benzese bile meşhiı.rattan olmayan makbulartan oluş
tuğunu belirtir. 577 Ha tab e 'de bunlara "ilk b akış ta meşhur"u
(s. 5) , mahmudatı (s. 39 vd. ) ve mütesaviyatı (s. 45) da ek
lemiş, böylece hatabi kıyasta kullanılan öncülle rin sayısı beşe
ulaşmıştır. 578 İbn Sina'nın el-lşarat'ını şer hede n Nasirudcün
Tusi ise hatabi öncüller konusunda İbn Sina'nın Kıyas'ındak.i
taksi min izlerini 579 takip etmekte ve retorik öncüll erin maz
nfuıat, makbiı.lat ve ister gerçek meşhur olsun isterse olmasın
ilk anda gerçek meşhurlara benzeyen ön cül le rden meydana
gel diğini belirtmektedir. Bunların ortak noktası ise ikna edi
580
ci olmalarıdır.
Retorik üzerine düşünceleri İbn Sina'nın bu konudaki
düşüncelerine yakın olan Ebu'I-Berekat el-Bağdadi, wrunlu-
576
577
578
579
580
Aristoteles, Retorih, 1354 b
İbn Sina, el-lşardt, s. 461 .
8-u, 1356
a
15-16, 1377
Dcinişncime'de ise maznUna.t, makbô.lat
ve
öncüller arasında yer alır. Bk. İbn sına,
Bk. İbn Sina, el-Kıycis, s. 5.
İbn Sini, el-lşa rat, s. 463.
b
30-1378
a
5, 19-20.
meşhılrat bi'z-z3.hir hatabi
Danişncime, s. 41-42-
Retorikte Kullanılan Yöntemler 165
luk ifade etmese de sonuçta iknayı sağlayan kıyaslar ve ger
çekte övülen olmasa da görünüşte övülen öncüller ve ilkele
rin ( mebadi ) öneili olarak retoriğe yeteceğini belirtmekte
dir. ssı
2.2.1.3.2.1.1. Maznunat
Zan (86xa, doxa) 582 "bir şeyin şöyle olduğuna veya şöyle
olmadığına dair in ançtır" Ancak bu i nanç kesin değildir. Bir
başka tanımıyla zan, "hakkında hükmedi len ş eyin va rl ığının
hilafına inancın mümkün olmasıdır."583 Bu anlamıyla zan
bilginin karşısında yer almaktadır. 584
Herhangi bir kesin inanç ('itikadün cezmün) oluşmaksı
zın (doğru) zannedilen öncüller maznünat olarak isimlendi
rilir. 5 8 5 Retorik kıyasın öncüllerinden biri olan 5 86 ve galip
zan ifade eden maznün at ın 5 8 7 Uyünu 'l-hikme'deki örneği şöy
ledir: "Falanca gece dolaşıyor, o halde gece dolaşanlar hır
sızdır. 588
Maznünat, yaygınlık (şöhret) yönünden olabileceği gibi
kabul yönünden veya bu ikisinden farklı olarak sözlü olma5 8 1 Ebu'I-Berekat el-Bağdidi,
582
5 83
5 84
585
586
587
5 88
Kitdbu1-Mu'teber fi'l-hikme, Haydarabad,
:ı6 9 .
M:x,a: ı. Sahip olunan düşünce (Meinung) . a. Tasavvur, düşünce
(Vorstellung); beklenti. b. (Bilginin karşıtı olarak) Zan; yargı, karar,
niyet (Beschluss) . c. Tasavvur, kuruntu (Einbildung), vehim
(Wahn) , ışık, aydınlık (Schein) . :ı. Başkasına dair fikir: şan, şöhret,
yüz akı, onur, parlaklık, görkem; ihtişam. Bk . Gemoll, s. z36.
Farabi, Ki tabu fi 'l-Mantık, ei-Hatilbe, nş r . Muhammed Selim Salim,
Kahire 1976, s. 8.
İbn Sina, Ikinci Analitikler, prg . 305.
Age. , prg. :ı6 .
A.mlf., el-Kıyas, s. 5; a.mlf., el-Işarat, s. 461 .
Age. , s. 463.
İbn Sina, 'Uyünu'l-hikme, nşr. Abdurra hman Bedevi, Beyrut, 1980, s .
1 9 3 8 , s.
13.
ı66 İbn Sina Felsefesinde Retorik
yan tanıklıklar çerçevesinde değerlendirebileceğimiz insanın
hal ve hareketlerinin, jest ve mimiklerinin belli bir yönde
zanda bulunmaya sebep olmasından da çıkarılabilir. Örneğin
suratı ası.k ve kızgın bir şekilde yanımıza yaklaşan birinin pek
de iyi duygularla yanımıza yaklaştığını düşünmeyiz. Onun
bu hali bizde kötü bir şey olacağı zannına sebep olur. Böyle
bir zanru n etkisi o anda akıldan geçiyor olmasından değil de
bu şekilde inanılıyar olmasındandır. Yani böyle bir zan top
lumda belli bir oranda nesnel bir inanç halini almıştır. 589
Gerçekle zan arasındaki temel fark, kişinin içinde bulun
duğu ortamın etkisiyle vardığı kesinlik derecesine göre belir
lenir. Bireysel olan bilgi kişiden kişiye göre değiştiğinden ve
bu bilginin sınırlanru belirlemek iınlcinsız olduğundan dola
yı kişisel bilgi bilinemez ve dolayısıyla retoriğin konusu ol
maz.s90
Zihin bir şeyi algılar algılamaz o şeye inanmak ister. Zi
hin, bu durum a kişinin yetiştiği ortamın etkisiyle gelmekte
dir. İşte düşünmeksizin kabu1 veya red yönünde zihnin bir
tarafa meyletmesi zann-ı galiptir. Üzerinde düşünüp taşının
ca o zaman onun gerçekte doğru mu yanlış mı olduğunu an
lar. "İster zalim olsun ister mazlum, kardeşine yardım et"
öncülü üzerinde biraz düşünüldüğünde aslında bu öncülün
doğru bir yargı içermediği anlaşılabilir. 591 Retorikteki maz
minatın bu özelliği onu cedelde kullanılan zandan ayırmak
tadır.
589
590
591
A.mlf., Ikind Analitikler, prg. ı6.
A.mlf., ei-Haldbe, 39-41 . Avnca bk.. , Aristotelcs, Retorik, 1356 b 31-34.
İbn Sini, Işaretler, s. 54; �.mlf., lkind Analitikler, prg. ı6; a.mlf , enNecat, 64; a.mlf., Uyunıı 1-hikme,
s.
13.
Retorikte Kullanılan Yöntemler 167
2.2.1.3.2.1.2. Meşhtlrat
İbn Sina'da öncüllerin meşhfıclt ve mahmudat şeklinde
ayrılınası öncelikle cedel için geçerlidir ve meşhurat da reto
rik ve cedelden her ikisinde de kullanılan bir öncüldür. Meş
hfırat gibi retorik kıyasta kullanılan diğer öncüller de ahl:Ud,
psikolojik ve toplumsal özellikleriyle kıyasta kullanılan diğer
öncüllerden ayrılınaktadırlar. Halkın genel kabullerine daya
nan bu öncüller retarikle cedelin ortak noktalarını oluşturan
özelliklerin en başta gelenlerindendir. 592
Aristoteles, Topikler'de burhani, cedeli, muğaliti ve hata
bi kıyası "doğru" (ciA.rı9rov, aleton) , meşhur/mahmud/
makbul (tvoo�rov) ve görünürde meşhur (cpaıvroı.ı.tvov
tvoo�ov, fainomenon endoxon) kavramiarına dayanarak bir
birinden ayırmaktadır. 593
Aristoteles'in "gerçek" ve "görünürde kıyas" ifadesi
Alexander Aphrodisias'tan sonra "gerçek" ve "görünürde
meşhur" öncüle dönüşmüş ve "gerçek meşhur" cedelde kul
lanılırken "görünürde meşhur" safsatada kullanılır olmuş
tur.s'*
Kültürlerin belirlediği birer nitelik olmaları dolayısıyla
meşhfıratın çağdan çağa değişebileceği gibi toplumdan top
luma da farklılık arz edebileceğini savunan Fıirabi, 595 hatabe
de kullanılan meşhurların ne cedeldeki "gerçek meşhur"
(meşhfıra fı'l-hakika) ne de safsatadaki bir gerçekliği olma
yan "görünürde meşhur" (meşhfıra fı'z-z:ihir) olduğunu be592 İbn Sini,
Hikme,
s.
Işaretler,
593 Aristotclcs,
594
595
prg. 7o;
a.mlf., el-Kıyas, s. 4; a.mlf. , Vyılnu1-
1:z.
Topica, 100 b 30; 104 a 8-n; a.mlf., Sophisticl Elenchi, 169 b
:ZO-:Z3.
Würsch
"
, age., s. 4Z-43·
Faribi, Kitdbu'I-Bu rhdn, 81-86.
ı68 İbn Sina Felsefesinde Retorik
lirtir. Hatibede kullanılan meşhurlar "ilk bakışta" meşhur
olarak kabul edilen öncüllerdir. Retorik, hem ec delin öncül
leri arasında yer alan gerçek yaygın doğrulara (meşhura ha
kika) hem de safsatanın öncüllerinden olan görünürde meş
hurlara başvurur. Ancak retorikte ister "gerçek'' isterse "gö
rünürde" olsun, meşhurat sadece ilk duyuşta meşhur olmala
rı bakımından ele alınmaktadır. 596
İbn Sina'daki "meşhlırat'' kavramı, Aristoteles'teki "en
doksos" gibi genel bir kavramdır ve evvelileri de içeren zo
runluların (vacibat) yanında mahmudat olarak isimlendirilen
toplumun eğitim ve öğretimi ve düzeltilmesi ve bunlarl a il
gili olara k şer'! kanunlardan (şerai') oluşan ya da huylar ve
duygulanımlarla (infia'liyyat) ilgili olan yargılardır. 597 Bizim
konumuzia alakah olan meşhlırat, evvelllerin dışında zorun
lulardan oluşanlar ve diğerleriyle alakah olanlardır. Meş
hfıdt tan konumuzia ilgili olanlar arasına evvelilerin dışında
zorunluları da aldık, çünkü entimem çeşitlerinden seldikatta
ve entimemde kullanılan k ıyas şekillerinde de mcvzuballis
olan zorunluluk meşhlıratın bu kısmıyla alakalıdır.
İbn Sina, Farabi'nin kullanmış olduğu "meşhura fı
badii'r-re'y'' ifadesine Ktyas'ta yer vermekle birlikte598
Hatabe'de böyle bir ifade geçmemektedir. Retorikte belli bir
sanat ehli ve bir dinin mensupları arasında yaygın olan 599
"meşhura" ve "mahmude" kavramlarını çoğunlukla birlikte
596
A.ınlf , Kitabu'l-hatabe,
597 İbn Sina, Işaretler,
s.
105·107.
prg. 58 (s. 53 ) . Kıyastaki önermeler arasında meş
hlıratın cins ve türlerini şöyle de ifade edebiliriz: Türleri evveliyya t
ve benzerleri ve mahnıudat iken cinsleri inançlar ve onun da cinsi
müsellemattır.
598 A.mlf., cl-Kıyds, s. 5· Aynca Fahreddin Razi 'Uyunu 'l-hikme'nin şer
hinde hatabi öneiilieri sıralarken meşhuru "me.�hlırun fı evveli ma
yüsmeu ğayru hakikiyyün" şeklinde ifade etmektedir. Bk. Fahrcd
',
din c r- Razi , Şerhu 'uycmi 'l-htkme, Tahran, 1415,
599 İbn Sina, Işaretler, pgr. 5 8 (s. 53 ) .
s.
243·
Retorikte Kullanılan Yöntemler 169
zikreden İ bn Sina, Nahl S u res i 'n in 125. ayetinde geçen ve
cedel
yö ntemi olarak alınan "bi'l-leô hiye ahsen" ifadesinin
"el-meşhuratü'l-mahmude" anlamına geldiğini belirtmekte
dir . 6oo
Danişname-i Ala-i'de dör t farklı me ş hur yer almaktadır.
Bunlar: ı. Ak.ılla algılanam ayan ve insanın ahlaki yapısın d an
kaynaklanan yalan ve acıma duygus u gibi ifadeler bildiren
öncül ler . 2. Tiimevarımla bi lin en meşhurlar, 3· "Adalet ge
0
reklidir", "yalan söylememek ge rekir'' 6 1 veya "Allah her şeye
kadirdir" örneklerinde görüldüğü gibi herkesin farkında ol
madığı meşhurlar ve 4· Meşhfua fı'z -zahir, yani fı badii'r
re'y meş hurla r . Yukarıda bir benzeri mazni'ınat arasında zik
redilen, "İs ter doğru olsun isterse yanlış, arkadaşa yardım
etmek gerekir" öncülü ilk bakışta doğru gibi görü ns e de
Ü7..erin e biraz düşünüldüğünde "ister arkadaş olsun isterse
düş man, doğru olmayan bir husus ta kimseye yardım edil
60
mez'' ilkesi gereğince bu önc ülün yanlış olduğu anlaşılır. 2
İlk iki ö rnekte görüldüğü gibi bu meşhurlar doğru olabile
ceği gibi son örnek üzerine biraz düşünüldüğünde öncülün
her durumda doğru olmadığı da ortaya çıkar. Zira Allah
mantık olarak imkansız bir şeyi yapamaz . 603
İ bn Sina Kitabu'l-Cedel'de is e yaygınlık bakımından beş
çeş i t meşhurat sıralamaktadır: ı . H alkın kabul ettiği meşhur
lar, 2. Halkın çoğunluğunun kabul ettiği meş hurlar ( meşhur
mahmud, "Alla h birdir" gibi) , 3· Filozoflar ve ilimler tara-
600
60 1
A.mlf. , el-Haıabe, s. 6 .
Yalanın zatında kötü olduğu görüşüne karşı çıkan Razi, bu düşünce
sini halkın yerleşik yargıları (d-'ı.ırfu'l-'arnrni'l-mcşhılr) bakımından
"kötü" yargısını "acı" duygııs una göre vermesi dolayısıyla avamın
yargılannın doğru olamayabileceği düşüncesine dayandırmaktadır.
Bk. Razi, Şerhu'l-işdrdt, cilt: 2, s. So.
602 İbn Sini, Dô.nişndme-i aldi,
603 Age. , s. 4I .
s.
41-42.
170 İbn Sina Felsefesinde Retorik
fından meşhur olarak kabul edilenler ("güzel, haz verenden
daha üstündür" gibi) , 4. Alimierin çoğuna göre me§hur
olanlar ("Gök, küre şeklindedir.") , 5· İleri gelen b i r filozofun
yolundan gidenlere göre meşhurlar. Örneğin Meşşallere gö
re "Felek, beşinci bir tabiattır" öncülü meşhur ve mahmud
bir öncüldür. 604
Öyle anlaşılıyor ki toplumun genel i tarafından kabul
edilmiş öncü! olarak alınan meşhftrattan bir kısmı mahmu
dat olarak isimlendirilir. Meşhur ve mahmud arasındaki bu
ilişki insanlar arasında öVülmeye layık olmak için belli bir
şöhrete ulaşmış olmayla açıklanır. 605
2.2.1.3.2.1.3. Mahmudat
Ha tab e'de övgüye değe r hususlar, bu eserde ele alınan
daha ba şk a kavramlar gi bi ayrıntılı bir şekilde bilimsel bir
incelemeyle değil de mantığın bu kısmıyla, yani reta rikle il
gili olduğu kadarıyla ele alınm akt adır . 606 Bu bakımdan
övülmüş olan erdem 60 7 ve diğer mahmudat, retorikte detaylı
olarak inceleniyor olsa da bunlar retoriğe hatibin ikna kabi
liyetinin yetkinleşmesi için insanların hangi konularda ve na-
604 İbn sın�.
605
Topihler, prg. 31 (s. 29) ·
İbn Sin�, Işaretler, s. 52. Farabi meşhfuitı mahmudann üst b aşlığı
olarak zikrederken İbn _Rfujd meşhUrann altına makbılli.tı koymak
tadır. Bununla birlikte Ibn Rüşd'e göre mahmudat makbUlada ayıu
zamanda eşanlaınlıdır. B k. , Farabi, ei-Cedel, 20; İbn Rüşd, Three
Short Commenıaries, s . ın; a.mlf. , Telhisu'l-hatabe, s. 20.
606
Age. , s.
6 07
..;.ı.:....ı ı i.J'" cJA!ı ı.ı.. J �J.f> .;Jı r_,...)1 _;L... ;s1 J ı.!.UJS_,
A.mlf., ei-Cedel, prg. 276 : " � �_,..-.ıı_, ·•�.,...-
S ı : .�1
�..
...,...W ı �ı !.H � 'i_, ,u,.r"U; .)s- r_,...) l .ı. .l>j:l_,
�
�ı i.ıl
Retorikte Kullanılan Yöntemler 171
sıl övüleceğinin veya yerileceğinin bilgisini sağlamak bakı
mından konu olmaktadır. 608
Grekçedeki "-ro E\löoÇov'' (to endokson) kavramının
Arapçada "meşhur" kelimesiyle olduğu gibi "mahmud'' ke
limesiyle de karşılandığını belirtmiştik. 609 Farabi'nin mah
mud için kullandığı ifade "probabile" ( İng. probable) iken 6 1 0
İbn sına. bu kelimeyi "ınahınude haklkiyye" ve "ınahmude
zanniyye" ifadeleriyle karşılar. 61 1 Bunlardan cedel için olanı
mahmude haklliyye, retorik için olanı ise mahmude zanniy
yedir. 612
Konuşan kişide ve topluında ikna için önemli bir araç
olan övgüye değer hususlar mahmudat başlığı altında ince
lcnmektedir. Bu anlamda "övülen" (mahmud) kavramını
"yerilen" (mezınUın) kavramının zıddı olarak kullanan İ bn
S1na,613 "el-Hikmetü'l-'Aruziyye'de hatabi mahmud için "fi
badii'r-re'yi'l-ğayri'l-müte'akk i b (peşine düşmeksizin ilk anda
övgüyle karşılanan)" ifadesini, 614 Hatabe'de de "ınahmudat-ı
zanniyye", "mahmudat-ı bi hasebi badii'z-zann", "mah
mudat fı'z-zahir", "mahmudat bi'z-zann" ve "mahmudat
mazn\ıne" ifadelerini tercih etmiştir. 6 1 5
608
609
610
611
612
613
614
615
A.mJf., el-Hatcibe, s. 8 3 vd. ; a .mJf. , el-Hikmetü'l-'Araziyye, s . 4 3 vd.
Ayrıca bk., İbn Sina, Işaretler, prg. 58 .
Farabi, Didascalia'dan aktaran Black, age. , s . I39·
İbn Sina, ei Hatcibe , s . 41 .
İbn Sina, el-Cedel, prg. 9, 23, 29, 3ı; a.mlf., eş-Şiir, s. 6ı. Ebu'I
Berekat el-Bağdadi ise hatabi kıyasın maddesinin gerçekliği ola n
mahmudata dayalı öncüller olduğu d�üncesindedir. Bk. el-Bağdadi,
age. , s. 269.
İbn Si ni, el-Hatiibe, s. 39, 83, n2, I30, I74, ı84. Ayrıca bk. Fahreddin
er-Razi, Muhassalü1-ejkari1-mütekaddimtn ve1-müteahhirtn mine'I- 'ulema
ve1-Hukemd ve'l-mütekellimtn, nşr. H. Atay, Kahire, I99I, s. 478-479 .
İbn Sina, Hikmetü 'I-'Arı.lziyye, s. I 7 .
A. mJf., el-Hatdbe, s. 7, 26.
-
171. İbn Sina Felsefesinde Retorik
Manttk sanannda övgüye değer hususlar zorunlu bilgiler
çerçevesinde değil de ihtimal bildiren bilgiler çerçevesinde
değerlendirilmektedir. Bu ihtimal (olasılık) mantıksal olası
lık değil, aksine toplumun çoğunluğunun inancıyla meydana
gelen muhtemel bir inançtır. 616 Bu açıdan özellikle mahmu
dat, makbwat ve meşhudtla toplumsal ve ahlaki değerler
arasında güçlü bir bağ vardır.
Entimemin öncülü olarak mahmudatta bahsi geçen öv
güye değer olanla ahlak disiplinindeki iyi ve övülen birbirin
den farklıdır. Ahlaktaki övgüye değer şeyler kendiliğinden ve
öznel değerlendirmelerden uzak bir şekilde bu niteliği al
maktadır ve bu nitelik için Grekçede "iyi" anlamına gelen
"ıca.A.Ov" (kalon) sözcüğü kullanılmaktadır.617 Örneğin karşı
lık beklemeden iyilik yapmak onurlu bir eylemdir. Toplu
mun herhangi bir konuda "övgüye değerdir" yargısında bu
lunması ise belli bir uzlaşımla sağlanır. Uzlaşımla övgüye
değer bulunan bu husus (mahmUd) doğru olabileceği gibi
yanlış da olabilir. 6 1 8 Örneğin muhtaçlara yardım ettiği için
toplum nezdinde övülen kişinin gerçekte bu eyleminin alttn
da zannedildiğinden daha farklı bir neden yatıyor olabilir.
İbn Sina kendine özgü bir şekilde övgüye değer bulunan
hususların retorikte kullanılabilmesi için belli bir sayıdaki ki
şi tarafından övülmüş olması gerektiğini belirtir. 6 1 9 Övülen
hususlar bunları övenler bakımından ikiye ayrılır: ı . Belirli
kişiler veya bir grup tarafından övgüye değer bulunanlar, :ı .
Toplumun çoğunluğu veya birçok grup tarafından övülen
hususlar.
6 16
"Özünde övülen" için bk. , İbn Sina, el-Hatdbe, s. 39 · Aynca bk.
Würsch, age. , s. 179·
617
Aris rotclcs, Nikhomakos'a Etik, 1094 b ıs; Black, age. , s. 140.
618
İbn Sina, lşd reıler, s. 53 ·
619 A.mJf., el-Hatdbe, s. 39, Würsch, age. , s. 44·
Retorikte Kull anılan Yöntemler 173
Toplumun çoğunluğu tarafından değil de belirli kişiler
tarafından övgüye değer bulunan hususlar, fertlerin algıları
ve içinde bulundukları durumların sürekli değişken ve öznel
bir karaktere sahip olması dolayısıyla bu övgüler retoriğe
konu olmazlar. Burhani kesinliği vermese de bu bakımdan
retorik öncülle r toplumda genel kabul görmemiş fertlerin
bireysel farklılıklarına dayalı görüşlerine bilimsel anlamda
önem atfetmeyerek bir noktada konsensüsle oluşan belli bir
kesinliğe ulaşmaktadır. 620
2.2. 1.3.2.1.4. Makbalat
el-lştirtit'ta kıyasın öncüllerinden en genel anlamda mü
sellemat (doğru kabul edilenler) başlığı altında yer alan ve
"başkasından doğru kabul edilenler" anlamındaki me'hUza.t
sınıfına giren makbô.lat, sayısı mütevatirden
az
olan bir top
luluktan veya kendisinden razı olunan tek bir kişiden alına
rak kabul edilen öncüllerdir. Bu öncülleri kabul eden taraf
tek tek fertler olabileceği gibi bir grup da olabilir. Sözleri
makbıilat olarak alınanlar peygamberler gibi ya semavi bir
kişiliğe sahiptir ya da toplumda adaleti ve ilmi derinliği ile
temayüz etmiş, güvenilir, fıkir ve düşünceleri insanlar nez
dinde kabul görmüş 3.limlerdir. 621
Bir şey ya kendiliğinden apaçıktır ve zorunludur ya da o
şeyin apaçık ve zorunlu olduğunun bizzat farkına varma620
62 1
İbn Sini, ei-Hatdbe, s. 39-40.
A . mlf. , 4dretler ve Tembihler, s. 54; a.mlf., lkind Analitikler, prg. z8;
a.mlf., ei-Hatabe, s. 171; a.mlf., el-Hiddye, nşr. Muhammed Abduh,
Kahire 1974. s. 51. Gutas, "Hidiye" şeklindeki yazım tarzının İsken
deriyeli şarihler arasında kullamlan "synopsis" (özet, clmi') old�
nu belirtmektedir. B k. Gutas, Dimitri, Aspects of literary form and
genre in Arabic logical Works", Glosses and commentaries on Aristateli
an logical ıexts (The Syriac, Arabic and medieval Latin traditions) , ed. Bur
nett, Charles, Londra, 1993.
..
174 İbn Sina Felsefesinde Retorik
dan/varamadan güvenilir kiş iler in şahitliğine dayanarak o şe
yin öyle olduğu ka bul edilmiştir.622 İ n anç ve imanın o lu şma
sında da etkili olan güven faktörü , 623 gönlün belli bir şeye
meyletmes indeki temel s ebep ti r . Bu durum teknik olmayan
ikna yöntemlerinden tanıklıklarda da önemli bir dayanaktı r .
İbn Sina'nın Uyanu'l-Hikme'de makbülat için verdiği ör
nek şöyledir: "Bu şı ra (nebiz) p iş ir ilm iş ti r. Pişirilmiş şıra iç
mek helaldir, dolayısıyla bu şı r a da helaldir." Büyük öncü!
olan "pişirilmiş şıranın helalliği" kesin veya meşhur değil
Ebu Hanife tarafından kabul edilmiş bir durumdur624 ve
Ebu Hanife de ilmi ve ş ahsi yeriyle geniş kitleler tarafından
s evilip saygı duyulan ve sözi..ine i ti bar edilen bir alimdir. İbn
Sina bu örneği verirken nassta geçen "hamr" ifadesini değil
de "nebiz/şıra" ifadesini kullanmıştır. Bu kelimenin günü
müzde karş ılığ ı ise alkollü içki olan "şarap" ya da İngi l izc e
deki gibi "wine" değildir. 625
Fahreddin Razi kıyası olu ş turan öncüllerin birbirinden
suretine göre değil de maddesine göre ayrıldığını belirterek
bir konuda belli bir topluluğun kabııllerinin her zaman ye
rinde olamayabileceğini dile getirm iş tir . Şöyleki iki kişi bir
araya gelerek hoşlanmadıkları birinin aleyhinde şahitlik ya
parak hırs ı zlık suçlamasıyla onun elinin kesilmesine s ebep
olabilirler ya da fas ık bir grup iffetli bir kadına iftira atıp ara
larından da dört ş ah it getirerek kadını zinayla suçlayabilir.
Sonuçta el kesilir ve can gi der, geri de gelmez. Bundan do622 İbn Slni, Topikler, prg. ıı6 : "Jr.WI
623
• "
41,J:Ü
..
.
Ozcan, Hanifi,
55·
Epistemolojik Açıdan lman,
624 Razi, Şerhu 'uyüni 'l-hikme, s.
625
_,t � I_,JI", prg.
243-244.
" _,t � 4.
.
Istanbul, 1992, s. 49·50, 54-
GutaS, lbn sına'nın Mirası, derleme ve tercüme: M.
tanbul, 2004, s. 23.
330 :
Cüneyt Kaya, İs
Retorikte Kullanılan Yöntemler 1 7 5
layı kanun koyucular ( müşri 'fuı ) All ah'ın şeriati yerine hapis
ve para cezası içeren kanunları getirmişlerdir. Bu uygulama
nın altında yatan neden bireylerde dinden kaynaklanan bir
enge l bulunmamasıdır. 626
Fahreddin Razi'nin bu değer le ndi rmelerine rağmen top
lumların dini ve siyasi yapısında yer edinmiş ve tarihe mal
olmuş otoritelerin tan ıkl ığı olan makbulat, günlük hayatta
yaşamını devam ettirebilmek için belirli gereksinimierin dı
şında başka bir şey aramayan halkın topluma adapte olması
ve güvendiği bir otoriteye dayanarak yaşamını belli bir dü
zen içerisinde devam ettirebilmesi için önemli bir unsurdur.
Bu unsurun temel taşı olan önderler ise, gerek sözleri ve ge
rekse fıilleriyle halk arasında Yüzyılları aşan bir güven mey
dana getirmeleri bakımından tabidir ki sıradan insanlardan
farklıdırlar.
2.2.1.3.2.1.5. MütesaviyrU
İbn Sina'da önermenin kipliğine göre ele alabileceğimiz
son öneili olan "m ütes aviyat" kavramı, daha önce Farabi'nin
Kitô.bu 'l-hatô.be adlı eserinde bu şekliyle olmasa da anlam ola
rak yer almaktadır. D el ilin (daha sonradan İbn Sina'nın de
ğiştirdiği gibi alametin) bir çeşidinin de "bi r şeyin hem ken
disine hem de zıddına işaret eden delil" olduğunu belirten
F ar abi bunu "� ı.SJW4 cl'ıl,)" "delaleti her ikisine de eş it
tir'' şe kl inde ifade etmektedir. 627
İbn Sina, bir şeyin hem kendine hem de zıddına işaret
eden alame der e "mütesaviyat" ismini veren ilk kişidir. Ancak
bu kavramı oluş tururken muhtemelen yukarıda aktardığımız
Farabi'nin bu konudaki görüşünden yararlanmıştır. "Mü626
627
Razi, Şerhu 'uyani'l-hikme,
Farabi, KiUibu'l-hatdbe,
s.
s.
244.
115.
176 İbn Sina Felsefesinde Retorik
tesaviyat" kavramı araştırabildiğimiz kadarıyla İbn Sina'nın
metinlerinde sadece iki yerde, Fizik'te (prg. zı6) 628 ve
Hatabe'de (s. 45) 629 yer almaktadır. Yine Hatabe'de mü
tesaviyatla ilgili olarak ''ı5,L:J4 .:.ı�" ifadesine de yer ve
rilmektedir. Daha sonra İbn Rüşd, Retorik'in küçük şerhinde
bu ifadenin bir benzerine yer verecektir. 630
Mütesaviyatla oluşturulan kıyaslarda belirti (alamet) , so
nuçlardan birine doğrudan işaret ediyorken çelişiğine dulaylı
veya her ikisine de dolaylı olarak işaret eder. Zihin, bu iki
anlamdan önce hangisi akla gelirse ona meylcdcr. Bu yöne
limde yönelinen şey değil de zan ve ilk anda akla gelen dü
şünce etkili olur. 631
Bu kıyaslarda zıt anlam ya da diğer sonuç üzerinde dü
şünüldüğünde bu alternatifın de eşit oranda doğru olma du
rumu söz konusudur. Entimeınde kullanılan kıyas çeşitleri
kısmında verilen örnekte olduğu gibi maktülün başında kı
nından çıkmış kılıçla bekleyen kişinin katil olduğunu düşü
nen biri bu yargısını toplumun genel kabullerine dayandır
maktadır. Cesedin başında yalın kılıç bekliyor olsa do o kişi
nin katil olmadığını düşünen diğeri ise aynı olayı genel ka
bullerden farklı bir şekilde yorumlamaktadır. Her iki du
rumda da bir sonuca varabiirnek için farklı yoruma açık
ipuçlarının bulunması gerekir.
üL.JI JI..U.. iJ\S' .h: Şayet
o, mesafenin ölçüsü olur ise mes afede birbirine eşit olanlar, bu
imkanda da birbirine eşit olurdu."
"
�J ır-u to� .;.-JI 4J i.ı� ..;JI .,+i ..:.\ul...::.J I � 4:JISJI ı...l,
Lo;-. : Mütesaviyattan oluşan (kıyaslarda) anlam hem belli bir şeye
62 8 "i.ı\S:.'jl l.l,. ..) �� üL.JI ..) ..::.ıltJ L.:..II .:.iıs:.l
629
630
631
..
hem de o şeyin çelişiğine işaret eder."
İbn Rüşd, Three Short Commentaries,
İbn Sina,
ei-Hatabe,
s.
45·
s.
ıSı:
"'I,?.JL...:II .j; .:.W::....''
Retorikte Kullanılan Yöntemler 177
Eşitliği veren öncüllerle yapılan hatabi kıyaslarıo tamam ı
çoğunlukla doğru öncül olarak kabul edilmektedir.
İbn Sina
mütesaviyatla yapılan kıyasların sadece tekil halinin mümkün
olması, yani
iki
tekil arasında gerçekleşiyor olması
ve birçok
kişiye uygulandığında eş itliğin ortadan kalkıyor olmasından
dolayı
Aristotcles'in
bu kıyas
türüne yer vermediğini belirt
mekte, bununla birlikte kurall arına riayet edildiği takdirde
bu tür kıyaslarıo da ayrı bir bölüm olarak ele
ifade etmektedir.
632
alınabilcceğini
2.2.1.3.3. Retorik ile Beş Sanattan Diğerlerinin Benzer ve
Farklı Yönleri
Retoriğin diğer kıyas türleriyle, özellikle cedclle olan
ilişkisi
ne
Aristoteles'te
ne
de İskenderiyeli şarihlerde İslam
fıloroflarında olduğu kadar ayrıntılı ve açık değildir.
Retorik, ikna yöntemini kullanan tek sanat değildir.
Tıp
ve pazarlamacılık gibi meslekler de ikna yöntemini kullan
maktadırlar.
Ancak bu mesleklerin ikna yöntemini kullan
madaki amaçları bizzat ikn a değil de ikna aracılığıyla ulaş
m ak istedikleri başka bir şeydir, bu örneklerdeki meslekleri
alırsak, tıp sanatı hastayı veya
potansiyel
hastayı ikna etmek
isterken aslında bizzat iknayı değil de sağlığı amaçlamakta
dır. Pazarlamacı da ne kadar güçlü bir ikna kabiliyetine sahip
olursa olsun , sahip olduğu bu ikna kabiliyetiyle yctinmez.
İcra ettiği bu. mes lckle eğer gerçek amacı olan parayı kaza
namıyorsa iknanın onun için bir önemi yok demektir. Reto
riktc ise ikna yollarını aramak bir amaçtır, hatta tek amaç
budur ve retorik bu amaca ulaşma imkanlarını ortaya koyma
iddiasında
olan
tek sanattır. 633 Bu sanat sayesinde hatip hem
kendinde bulunan hitabet
632
633
Age. , s.
45-46.
Age. , s. 30
yctisini
açığa çıkarır ve yetkinleşti-
178 İbn Sina Felsefesinde Retorik
rir hem de hitabet sanatının gerekliliklerini yerine getirme
imkanına kavuşmuş olur. Retorik sanatıyla uğraşmayan biri
hitabet konusunda hatibin ancak öğrencisi olabilir ve hatibe
bu konuda yardım edecek başka bir hoca veya sanat da yok
tur. 634
Retoriğe mahsus belli bir konw1un olmaması dolayısıyla
retorik diğer bütün sanadarı konu edinebilir, dolayısıyla bu
yönüyle onlara katılıyorken o sanadar da retoriğin ilgi alanı
na girmiş olmaktadırlar.
Aristoteles'in Retorik adlı eserinde fılowfun başta Topik
ler olmak üzere diğer birçok eserine değişik yerlerde yapılan
atıflar vardır. Ancak bu filowfun diğer eserleri için söz ko
nusu değildir. Gerek bu atıflar gerekse ele aldığı konular ba
kımından
Retorik
bir anlamda Aristoteles'in diğer eserlerinin
bir özetidir denebilir.
Hitabeti diğer s anatlar arasından öne çıkaran diğer iki
husus ise
onun
olumlama ve olumsuzlamadaki gücü ve ikna
ederek kanıdama ya da geçersiz kılma iradesidir.
Retoriğin diğer kıyas türleriyle benzer ve farklı yönleri
genel olarak suret, madde ve amaç bakımından incelenebilir.
Hatabi kıyasta öncüllerden biri veya sonuç bilkuvve olarak
bulunuyor olsa da suret bakımından genel olarak kıyasın içe
risinde yer alır. Suret bakımından retoriğin diğer kıyaslarta
olan
bu güçlü benzerliği kıyasların maddeleri ve amaçları
sözkonusu olduğunda geçerli değildir. Özellikle maddesi ba
kımından cedele yakın olan retoriğe kıyas sanatları arasında
bu s anatların toplumda sağladıkları fayda bakımından en ya
kın olan sanat burhan sanatıdır.
634 Farabi, Kitabu'l-Hatabe, z56 a; İbn Sina, age., s.
30 ; Black, age. , s. 130.
Retorik.te Kullanılan Yöntemler 179
2.2.1.3.3.1.
Retorik ve Burhan
Retorik ve burhan ilk olarak niteliği farklı olsa da tasdiki
kullanmaları bakımından ortaktırlar. İkinci olarak bu iki sa
nat her meseleyi konu edinirler ve bu konuda sınırlandırıl
mazlar. Hitabet, konuları birbirinden ayırmadı ğı gibi bur
han sanatının yaptığı üzere konulara özgü ilkeler tanımlama
yoluna da gitmez. 6 35 Üçüncü olarak bu sanatlar, kuvve ve
is teğİ n (meşi'e) karşılıklı olarak bi rbirini tamamlaınaları ba
kımından ortaktırlar. 6 36 Re tariğİn gücü sahip olduğu ispat
ve nefy kudretinden gelir ve retarİkteki meşiet ikna yoluyla
ister olumlu isterse olumsuz yönde olsun bazı şeylerin yay
gınlaşmasını istemesidir. Bunu diğer kıyas sanatlarından sa
dece burhan ilmi gerçekleştirmek is ter . 637
Ayrıştıkl a rı hususlar ise temel olarak amaçları, akıl yü
rütme yöntemleri ve bilgi anlayışları ve maddeleri , yani ön
cüll e ri bakımındandır. 638
Reta riğİn amacı ikna iken apodeiktiğin amacı bilgilen
dirınedir. Burhani bilgi aksi mümkün olmayan , dolayısıyla
karşı konulmaksızı n kesin olarak zorunlu kabul edilen tasdik
iken reto riğin ortaya koyduğu yargı ve bu yargı yla ulaşılan
sükU:net karşı konmaya ( ' inad) ve itiraza kolaylı kl a açık bir
özellik arz etmektedir. Dolayısıyla retariğİn ulaşmak istediği
tasdik kanaatten ibarettir. 639
635 İbn Sina, el-Hihmetü'l- 'Arı1Ziyye,
636
ursch , age. , s. 103.
w··
6 37 İbn Sina, age. , s. z7.
s. ı6 ; a. mlf. ,
el-Haıabe,
s.
7
638 B ilgi anlayışlannda retoriğin önemli bir yeri olan Stoacılar burhanın
bi r kısmmın cedelden, bir kısmmın da retorikten oluştuğu göri4ün
Bk. Durusoy, age. ,
639 İbn Sina, age. , s. 8-9.
dedirler.
s.
86 (prg. 113) .
ı8o İbn Sina Felsefesinde Retorik
Öncüileri bakımından ele alınacak olursa retorik meşhur
önermeleri kullaruyurken burhan yakini öncüilere dayanır. 640
Burhani bilgi nesnenin zatıy la ilgilidir . Nesneye bilgiyle nes
dış dünyadaki varlığı birbiriyle örtüşmektedir. Bu tür
bir bilginin kesinliği de buradan kaynaklanmaktad ı r Hatabi
nenin
.
bilgi ise nesnenin özüne değil de nesneye ilişen sıfatlara,
nesneye belli bir sıfatın verilmes ine dair toplumda oluşan uz
Dolayısıyla hatabi bilgi nesnenin bilgisi değil
de nesneyi algılayanların nesneye dair görüşleridir. Bilgide
laşıya dayanır .
bel irleyici olan nesne iken kanaane sözün etkisi inkar edile
ınesc de özn en in bu süreçteki rolü de dikkatten kaçmamak
özne kendisinde kanaat oluşan kişi ol ab ileceği gibi
ifade gücü ve kişisel özellikleriyle iknayı sağl ama amacında
tadır. Bu
olan hatip de olabilir. 641
Burhanla retorik arasındaki diğer bir farklılık ise sorunla
rı ele alış tarzıdır. Retorik sorunları zıt yönleriyle ele alır.
zandan uzak olan
burhan ise sorunları sadece tek bir açıdan değe rlend irir. 642
Buna karşın mümkün, muhtemel veya
ki külll konularda burhanla gerçeğe ulaşılıyorsa
dizi konuları kavramada da r e tori k bir araçtır. Bir anlamda
Nasıl
İbn Sina burhan ve cedelin tümel konularını retarikle tikele
indirgeyerek çoğunluğun bunları, en azından benzerlerini
benzeşim yoluyla daha kolay kavramasını amaçlamıştır.
b akım ı ndan ele alındığında İbn Sina bu iki kıyas
sanatını diğerlerine göre en faydalı iki sanat olarak zikretse
de toplıunda gerçek bir dayanışma m ey dana getirmede rctoFayda
640 w··
ursch age. ,
641
,
s.
Hribi, ei-Cedel,
2 .
64 Ibn Sini, age.,
s.
104.
ı8-ı9;
24.
İbn Rüşd,
Three Short
Commentaries, s.
ı8ı-ı82.
Retorikte Kullanılan Yöntemler ı 8 ı
rik, toplumun sadece belli bir kesimine hitap eden burhana
nispetle daha faydalıdır. 643
2.2.1 .3 .3.2. Retorik ve Cedel
Klasik retoriğin en hacimli kaynaklarından biri o l a n
Hatabc'de İ bn Sina dört makaleden ilkinde özellikle retorik
ve cedel ilişkisin i ortaya koymak suretiyle retoriğin mantık
ta ki ye ri konusuna ayrı bir önem vermiştir.
Retarikle cedel arasında genel olarak sekiz benzerlik bu
lun maktad ır . Bunlar: (ı) Her ikisi de tasdiki kullan ır . (2)
Her ikisi de her konuyu işler. (3) Her iki sanatta da galip
gelmek amaçlanır. (4) İkisi de meşhurata başvurur. (5) De
lillendirmede karşıtları ( mütezaddat) kullanırlar. ( 6) N asıl ki
mutlak olarak cede l de , bir gerçek ecdeli kıyas , bir de bu kı
yasa benzeyen kıyas varsa öncüileri arasında maznunatın ol
duğu retariktc de gerçekte ikna edici olan ve görünürde ikna
edici olan (mukni') vardır.644 ( 7 ) Her iki sanatta da topikler
kullanılır. 645 ( 8) Her ikisinin de kıyastan başka kullandığı bir
çıkarıın yöntemi daha vardır: Cedel tüm evarıın a başvuru
yarken hatibe örnekiemi kullanır.646 Bu be n zerl i kler kendi
aralarında amaç, yöntem ve konu bakımından bir sınıflan
dırmaya tabi tutulurlar. 647 Amaçla ilgil i olan ortak no kta her
iki sanatıı1 da konuşmada ( müfavaza ) galip gelmek istemesi-
643 Age. , ı,
644
645
Age. , s .
22.
25-26.
açık olmayan ("less t�an
clear". Bk. , Kennedy, A New History of Rhctoric, s. 6o vd. ) ve Ibn
Sina'nın da Aristoteles'e göre daha az değindiği "topik" konusuna,
ikna yöntemleri üzerine yoğunlaştırdığımız bu çalış mamızın sınırları
içinde yer vermedik.
Aristoteles'in retorikteki kull amını pek
age., ıo3-104 .
647 İbn Sina, age. , s. 6-7.
6 46
Würsch,
ı 8 2 İbn Sina Felsefesinde Retorik
dir. 648 D iğe r yandan cedel ve reto rikte kullanılan tasdik,
meş hurat , maznfuıat, topikler ve karşıtlardan (zıtlar) yarar
l anmak yöntemle ilgiliyken belli bir konuyla sınırianmamak
da konuyla ilgilidir.
Bu
iki sanatın farklılaştığı noktalar ise genel olarak dört
altında toplanır. Bunlar şu şekilde s ıralanır : (ı) Cedel
genel olarak tümellere yoğunlaşmışken retorik. çoğunlukla
ti kell eri konu edinir. ( 2) Cedelin öncüi ler i gerçek meşhur ya
da mahmud, re tor iğin öncüileri ise "ilk bakışta" (fi badii 'r
re'y) veya "görünüşte" ( fi'z - zaru r ) meşhur ya da mahmud
b aşlık
dur. (3) Retorikte güç ve istek birbirini bütünlerken ecdelde
yalnız güç vardır. ( 4) Retoriğin amacı ikna iken cedelin
amacı
önermeleri kull anarak karşıdakini
mecbur bırakmak
tır. 649
Her iki sanatın ortak ve farklı yön l erin i ayrıntılı o l arak
önce Retorik'in girişi n de yer alan, re
to riğin cedelle olan benzer ve farklı taraflarının belirlenmesi
açısından önem arzeden ve İbn Sina'nın da üzerinde durdu
incelemeye geçmeden
ğu bir konuya değinmek gerekiyor.
ya da b i r yan dalı olup ol
madığı konusu Aristoteles'in retorik. metninde birden fazla
yerde bahis konusu yapılmaktadır (13 54 a ı vd., 1356 a 30
vd.) . Retorik'in gi rişinde "Retorik ecdelin eşteşidir
( avttcrrp ocpoc:;, antistrophos )"650 şeklinde bir ifade yer almak
ta65 1 ve bu ifade retoriğin hem cedele bağlı hem de on dan
farklı olduğuna dair gö rüşle re tem el teşkil etm e ktedir . Bura
da Aristoteles'in kullandığı "avticrtpocpoc:;" (İng. counterp art,
Retoriğin diyalektiğin özdeşi
u< ıı r.J.}! 1....,.:.
.
648 Age., s. 6 : ""'-. .J l.WI o.! �
..
649 w··ursch, Age. , s. 104.
•• •
•
650
Lvons
J
,
s.
ı:
"Ul.11 L..LJI
•
•
•
ı�
..,-
65 1 Aristoteles, Retorik, 1354
e:-.J'
a ı.
•
..�>
1.J ıJ"Le''
4.. . L . tt .:ıt"
!.JJ--J'
Retorikte Kullanılan Yöntemler 1 8 3
Alnı.
Gegens tück) 652 ifadesinin fiil hal i , Ikinci Analitikler'de
birbirinin ye rine geçebilen i ki kavram arasındaki karşılıklı
iliş ki için kullanılmaktadır. 653 Aprodisias'lı İskender de To
pikler'in şerhinde diyalektilde retorik arasındaki bu ilişkiyi
"eşit'' şeklinde yorumlamaktadır. 654
D iğe r yandan el-Hikmetü'1- 'Arüziyye'de , Retorik, 1 3 56 a
25-27'in Arapç a tercümesine paralel olarak retoriğin cedel ve
ahlaktan oluştuğu (mürekkeb) belirtilmektedir.655 1 3 56 a 25ıide Aristatdes retoriği "cedel ve ahlakın, ahlak derken si
yasetin bir yan dalı" olarak tanımlamaktadır. Burada geçen
"yan dal" ( 1tapacpueç, parafiies, offshoot656) Arapç a tercü
mede "bi menzileti't-terkib" şeklinde çevrilmiştir. Ancak İbn
Sina, öyle görünse de gerçekte retoriğin cedel ve ahlaktan
oluşmadığını, çünkü hiçbir sanatın başka bir sanatın bölüm
lerinden meydana gelemeyeceğini ifade etmektedir. 657 Dola-
652 "ıivt impoıpoç" ( antistrofos )
Antik Grekçede geçişsiz bir fiil olan ve
"ters istikamcte dönmek" (sich nach entgegengesctzter Richtung
wenden) anlamına gelen "avtıaı:pılıpco"nun (antistrefo) sıfat halidir
ve "tersine dönmüş" ve "karşılıklı konuşan" anlamlannda kullarul·
maktadır, bk. , Gemoll, s. 86. Kelimenin çoğul hali olan "ıivtimpoıpoı"
(antistrofoi) , konumuzia ilgili olarak "en üstteki karşılıklı iki kabu rga
kemiği" anlamına gelmektedir, bk. Liddell & Scott (1940 ) .
65 3 Aristoteles, Analytica Priora, 91 a ı6.
654
Alexander Aphrodisias, Aristatelem Graeca, II,
:ı,
14. Aristoteles'ten
önce Eflatun ayru kelimeyi kanunlarla tıbbı karşılaştınrken kullan
maktadır. Nasıl ki kanunlar bireyde ve toplumda doğru olaru düzen
liyorsa tıp da bedeni düzenler. Bu anlarnda tıp, kanunun karşıtıdır
(tekabül) . Ancak Eflatun Gorgias'ta retoriği kozmetikle karşılaştırır
ken retoriğe olumsuz bir anlam vermektedir. Bk. Eflatun, Gorgias,
463 a vd.
65 5 İbn Sina, el-Hikmetü'l- 'ArllZiyye, s. :ı3 : "ve li haza tekfum el-haclbetü
mürakkebetün mine'l-eedeli ve'l- hulki."
656 Aristotle, On Rhetoric: A Theory of Civic Discourse, tre. George A. Ken
nedy, University Press, New York,
65 7 İbn Sina, el-Hatdbe,
ı,S�l �ı.:..,.. ..ı�t <r"
s . 34 :
�ı.:..,..
"
:ıoo7, s . 39·
..!.ll..lS" .:-.).J · � �� �uu...ı ı .:ıts
ı...:-Sf' "J .;"J · � 4 -
"
iJ.,s:..)
184 İbn Sina Felsefesinde Retorik
yısıyla İbn
sına bu konuda Hatabe'de, nispeten genç yaşta
kaleme aldığı el-Hikmetü.'l-'Aruziyye'de ortaya koyduğu dü
şünceden farklı bir görüşe sahiptir.
658
Aristoteles'te kıyas (tasımsal tanıt) ve diyalektik ilişkisini
çalıştığı doktora tezinde Engin Delice, "antistrophos" keli
mesinden yola çıkmak suretiyle retoriği diyalcktiğin "ta
mamlayıcısı" olarak görmektedir. 659 Cedel ve retorik arasın
da birçok ortak özellik bulunuyor olsa da "antistrophos" ifa
desinin "tamamlayıcı" anlamından ziyade "karşıt" veya
"C§
teş" anlamına gelmesinden ve İ bn Sma'nın bu konudaki de
ğerlendirmelerinden yola çıkarak retoriğin ne "diyalektiğin
tamamlayıcısı" ne de başka sanatlardan oluşmuş bir s anat
olduğunu söyleyebiliriz.
Amaç bakımından hem ecdelci hem de hatip konuşmada
üstün gelmek istemektedir. 660 Ancak cedelci tartışma meto
dunu kull anarak karşıdakinin delilini çürütmeyi amaçlıyor
ken retoriği kullanan kişi muhatabını belli bir yargıdan başka
bir yargıya ulaştırmak suretiyle ikna etmeyi amaçlamaktadır.
Hatabede artık hasımiaşma terk edilip ikna edilmek istenen
kitleye ulaşmak hedcflenir. Dolayısıyla diyalektik, tartışmak
658
Bu durumda ya İbn sına, el-Hikmetü'l-'Araziyye'yi yaza rken Arapça
ahla ktan oluştuğu fikrine sa
hipti ve daha sonra S!fa'yı kalc;me alırken bu düşüncesinden vazgeçri,
ya da el-Hikmetü1- 'Arüziyye'yi Ibn Sına değil de bir başkası kaleme al
dı . el-Hikmetü'l- 'Aruziyye'nin İ bn sına'ya ait olmadığma dair güçlü
tercümenin etkisiyle retoriğin cedel ve
deliller bulw�aması dolayısıyla bu metni İbn sına'ya ait kabul edi
yoruz. Arıcak Ibn Sina'nın bu eseri genç bir ya.�ta yazmış olması ve
burada kullanılan kıyasla ilgili terimierin el-Hatabe'deki terimieric be
lirgin farklılığı nedeniyle önem açısından sonraki dönemde yazılan
eserlerinin daha önce geldiği düşünülebilir.
659
Delice, Aristoteles Felsefesinde Tasımsal Tanıt ve Diyalektik Ilişkisi, basıl
mamı ş doktora tezi, Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü,
660
İbn Sina
Sistematik Felsefe ve Mantık Bilim Dalı, Ankara, 2007,
ıSo.
,
el-Hatabe, s.
6. Facibi,
s.
ı6ı vd.
Didascalia, s. 25ı'den Würsch, age. , s .
Retorikte Kullanılan Yöntemler 1 8 5
amacıyla
delile baş vumrken reto rik, dinleyici için delil
arar. 661
Hatabenin
amacı ikna olması dolayısıyla ikna edilecek ki
şinin öfkesini uyandırmadan ve onu düşman
ed inm eden ik
naya ulaşınaya çalışılır. Cedelde ise süreç sert bir tartışma
şeklinde iledediğinden taraflar birbirinden daha belirgin çiz
gile rle
ayrılmıştır ve burada amaç tamamıyla karşı tarafı alt
etmektir. Tartışmanın doğası gereği tartışma sürecinde taraf
lar arasında
za ten var olan hoşnutsuzluk, tartışma bittikten
sonra yerini galip gelen tarafta sevince bırakıyorken tartış
manın takipçileri nezdinde başarı sayılabilecek taraftar bul
ma veya rağbet görme sonucu ortaya çıkabilir. Tartışmada
karşı tarafta ye r alıp da mücadeleyi
kaybedenlerde ise
müca
delenin doğası gereği hoşnutsuzluk, hüzün ve keder, hatta
öfke ve
düşmanlık duyguları
hakim
olur. Hatabede ise ula
şılmak istenen amaç bakımından gerek konuşmanın yönte mi
gerekse
içeriği ecdele göre muhatabın ilgi ve duygularına
daha yakındır. Böyle bir
h itap tarz ında
muh atap ikna olmasa
bile öfke ve kin duygusuna da kapılmayacaktır. Cedelde sor
cluğu sorunun şeklinin kendisine gelen cevapta kullanıldığını
gören
tartışmacıyla
açıklamalar
sorduğu somya hatip tarafından ayrıntılı
şeklinde cevaplar alan kişinin retoriğc karşı tep
kileri tabil ki aynı olmayacaktır.
662
Hatabi kıyasta eksik olan öncülün tamamlanması duru
munda kıy as cedel olmaktadır. Cedel mantık sanatından ka
bul ed il iyors a, ki öyledir, bu durumda hatabc de mantığa
dahil edilmelidir. Cedel hakiki olanı, hata be de zarıni ve gö
rünüşte mahmud ve m eşhur olanı kullansa da sonuçta ikisi
de mahmudat ve meşhfuatı öncül olarak almaktadır. Belki
gerçek kıyas olmaya en layık olan burhandır ama cedel de
661 Delice, age., s. 2.59 .
662
Kennedy, A New
History of Rhetoric, s.
56.
ı86 İbn Sina Felsefesinde Retorik
burhana benzer. Cedel ile benzer öncüileri kullanan retorik
de ecde le benzer. Dolayısıyla retorik burhana benzer. Bu sa
natların varlığı da insanın doğası gereğidir. Herkes doğruya
( w.:rıSftç, aletes , hak) ulaşm ayı arzu eder am a ona ulaşmak
ulaşamasa bile benzerine
( öı.ıoıov tc\> 6.A.118d, homoion to aletei) ul aş ırlar . 663
zordur. Dolayısıyla bazıları ona
Tam kıyas yönteminin, yani bütün öncüileri ve sonucu
açıkça ifade edilen kıyasın uygulandığı ecdelde kullanılan
öncüllerin gerçekliği halk a r as ında yaygın ve meşhur olsa bi
le halkın genelinin bunları kavraması güçtür ve ecdelde ön
cüllerden orta terim vasıtasıyla sonuca ulaşmak için takip
edilmesi gereken nispeten uzun bir süreç vardı r.
Cedele göre daha öz bir aktarım yöntemi takip eden re
torikte ise kull anılan öncülle r varılmak istenen sonuçtan
değildir ve konuşmacı bunları gerçeklerle bağlantılı bir
şekilde ele alıyor gibi görünse de bunlar gerç ek ( h akiki)
m eşhur olmak zorunda değildir. Bunun yanında retorikte
kullanılan öncüllerin sahip olduğu bilgi değeri, halkın algı
kabiliyetinin sınırları da hil i ndedir . Bu öncülle r halkın gö r
mezden geleceği kadar b asit olmadığı gibi ufak bir ipucuyla
sonucu çıkara bi lmesine imkan sağlayacak kadar da kolay ön
cüllerdir. 664
uzak
Cedel ve retoriğin temel unsurlarından olan öncüllerin
gerçeklik değeri zorunlu olmamas ı bakımından ortaktır. An
cak ecdelde söz konusu olan zann, burhana daha yakın ve
ona hazırlayıc ı bir konumdayken harabede kullanılan zanla
663 İbn Sina, el-Hatô.be,
s.
..rl:.ll J l.ıS-_, •J:o.ll �
ıı:
"
.Y'
J/�1 Jlb.:... �4 �� ü.ı:-11 ..:.;lS' .)j
.:.ıb_,_...J I
..:.;lS' .)j
� � �_, .� ..;iy. � � ·�
664
� �1 Jl"
Age. ,
s.
ı76-ı77.
· � � J�l ,JlS'_, ,,:,ı.,._r.JI
�� J::-J I .:,s:.! •J:o.ll ..rl...::l 4 4i_,;...!.
Retorikte Kullanılan Yöntemler 1 8 7
kesin
bilgi amaçlanmadığı g ibi b u düş ünceyle ulaşılan bilgi
cedelde olduğundan farklı olarak burhana daha uzaktır.
Soru ve cevap şeklinde ilediyebilmesi için en az
nin
olması gereken cedeli konuşmada tek
sözkonusu olmamaktadır.
devam ettiği
retorikte is e
iki kişi
kiş ilik bir hitap
Konuşmanın kesintisiz bir
şekilde
bu mümkündür, hatta retorik diye
adlandırdığımız hitabetler çoğunlukla bu şekilde icra edilir.
Beş sanattan sadece cedel ve retorik sanatında karşıtlar
dan ( zıt) kıyas yapılır (yus elcisu fı'l-mütezaddin) . 665 Ancak
cedel zıtlan
birbiriyle
iknaya çalışır.
666
kıyaslıyorken retorik
ikisinden birine
Ulaşılan tasdikin karşıtının da mümkün ol
ması bakımından ortak olan
bu iki s anat, retorikte yargıda
ve onu kabul etmedeki du
rumu bakımından birbirinden ayrılırlar. Hatabi kıyasa mu
hatap olan kiş i bu kıyasla varılan sonucu gön lünün meylet
mesiyle hemen ilk anda kabul edebiliyorken aklın bu kıyas
işlemini düşünce konusu yapması durumunda gönlün kabul
667
ettiği sonuçtan farklı bir sonuca dönebilir.
Ancak bu dö
nüşle gerçekleşen kabul, bir şeyin hem kendisini hem de
zıddını aynı anda kabul şeklinde değil de farklı zamanlarda
gerçekleşen bir kabuldür . Bu durum tasdikle birlikte yalan-
bulunan
665
kişinin karşıta yöne lme
Aristoteles, Retorik, 1355a34-36 ; a.mlf. , et- Terceme el-'Arabiyye el
s. 8. Yunanca "syllogismos" (k.ıyas) kelimesinden yapıl an bu
fiil H acibe'de yer almam�tadır. Bunun yerine k-y-s kökünden
"yukasu" fiili türetilmiştir. Ibn S1na Aristotcles'in Retorik'inde geçen
metni eserine almış, ancak Arapça metindeki "ınütezaddin" kelimesi
yerine Hikmetii 'l-'Arliziyye'de ( s . ı6) "mütezaddat" Hatdbe'de ise "mü
tekabi lln" kelimesini tercih etmiştir. Bk., İbn Sin a, el-Hatabe, s. 23-
kadime,
666
667
1.4.
İbn Sina, el-Hatabe, s. 23-1.4.
Farabi , Didascalia, s. 155'den aktaran Black, s. m. Farabi'de zıtlardan
oluşturulan k.ıyaslar konusuna bk. Farabi, Cevami 'u'l-cedel, s. ıı-ıı.;
a.mlf., Kitabu'l-Hatabe, s. 43·
ı 8 8 İbn Sina Felsefesinde Retorik
lama metodunu kullanan ve zanni bilgiye dayanan cedel için
de geçerlidir. 668
Gerek ceddi ve gerekse hatabi kıyasta başka bir alternati
fın de doğru olabileceği ihtimali her zaman vardır. Bu ihti
mal var olduğundan dolayı zanda veya iknada safsaradaki gi
bi bir aldatma söz konusu değildir.
Hatabc iki karşıt durumdan birinin iyi, adil, tercih edile
bilir olduğuna ikna etmeyi amaçlarken cedel böyle bir amaç
gütmez. 669 Bu bakımdan retorik ecdelle değil de burhan la
ortaktır. Nasılki burhancia doğru ve geçerli tek bir alternatif
varsa retorikte de tercih edilebilecek farklı alternatifler bu
lunmasına rağmen, alternatiflerden herhangi birinin değil de
iyi veya doğru olanın tercih edilmesi için kanaat oluşturul
ması amaçlanır. Bu anlamda retorik hem doğru hem de yan
lış alternatif için kullanılabilecek bir ikna yöntemi değildir. 670
Bu iki sanat arasındaki diğer bir farklılık ise ulaşılan tas
.
dikin karşı konulmazlık gücüdür. Aksi mümkün olmayan ve
karşı konulamaz bilgi olan Burhanın kesinliği konusunda bir
şüphe yoktur ve ne retorik ne de cedel burhani bilginin sa
hip olduğu bu güçlü bilgi seviyesine ulaşamaz. Ancak hatabi
bilginin burhana uzaklığı ecdeli bilgiye göre daha fazladır.
Çünkü retoriğin ortaya koyduğu yargı ve bu yargıyla ulaşı
lan sükfuıet karşı konmaya ('inad) ve itiraza kolaylıkla açık
bir özellik arz etmektedir. 671
668
669
6 70
671
İbn Sina, el-Hatabe, s. 23.
Cafer Ali Yasin, el-Mantıku's-Srnevr, Daru'l-aflli'l-cedide, Beynıt,
2005, s. 136.
ı k
B ac , age. , s. 123.
İbn Sina, el-Hihmetü'l-'A ru:ı:iyye, s. ıs; İbn Rüşd, Three Short Commen
taries, s. ı69.
Retorikte Kullanılan Yöntemler 189
"Sürekli mümkünler''i konu edinen cedel, 672 çoğunlukla
genel, tümel ve soyut konularla; belirli bir zaman dilimi nde
geçerli olan mümkünleri konu edinen retorik673 ise somut,
hayatın içinden konularla ilgilidir. 674
Her iki sanann da ilgilendik.leri konularda herhangi bir
sınırlama yoktur. 675 Bu bakımdan övgü, yergi, davacı olma,
savunma ve meşveret (siyaset) konuları bu iki sanann sıkça
başvurduğu yöntemlerdendir. 6 76 Bununla b i rlikte cedel özel
likle de düşünme alanlarına uygulanabildiği için daha genel
ve teorik sorunlara tatbik edilen bir sanattır. İlk planda külii
Iere yönelen cedele karşın retorik daha çok cüzilere, özellikle
pratiğe yönelik olarak adli ve siyasi konulara ağırlık verir. 677
Retorik konu olarak çoğunlukla tikelleri alsa da muhatap
olarak tekilleri almaz. Sanatların durumlar üzerine kurarnlar
geliştirmeme ilkesine paralel olarak retorik de tekil insanları
değil de algı ve duygularında çoğunlukla ortak niteliğe sahip
insan topluluklarını dikkate alır . 678
Yöntemlerini, teorik konuları arılama yetisi bakımından
en zayıf unsurları da dikkate alarak oluşturan
hatabe, konu ve yöntemleri daha teorik olan ecdele göre
toplumda daha geniş kitlelere hitap etme özelliğine sahiptir.
Ayrıca retorik insanların karakterlerine göre onları etkileye
cek değişik yöntemleri kullanabilme becerisine sahip olması
bakımından farklı karaktere sahip insanlara ulaşma ve onları
toplumdaki
672
İbn Sina, el -Hatabe, s. 17ı.
673 Age . , s. 171.
674 İbn Sina, el-Hikmeta'l- 'Aruziyye, s. 16; a.mlf. ,
675
676
677
6 78
el-Hatabe, s. 7 ; Ken-
nedy, age. , s. 56.
İbn Sina, age., s . 6-7; Aristoteles, Retorik, 1354 a ı - 3 .
Age. , 1358 b 8-13 ; İbn Sina, age. , s. 7 - 8 ;
Age., s. 7, 48 Vd
Aristotclcs, Retorik, 1356 b 28-35; Delice, age. , s. 270.
•
190 İbn Sina Felsefesinde Retorik
belli bir yöne kanalize etme gücüne s ahiptir . Buna karşın ce
delde muhatabın duyguları hatabedeki kadar dikkate alın
maz. Dolayısıyla retorik ecdel den dah a faydal ıdır. 679
2.2.1.3.3.3. Retorik ve
Safsata
Retoriğ in tarihi serüvenini ele aldığımız ilk bölümde gö
rüldüğü üzere Antik dönemde Sofıstlerle reto riğin tarihi ara
sında doğrudan bir ilişki vardır. Düşüncenin konusu nu do
ğadan insana yönlendiren Sofısderin, ret ori ğe bi reys elliği
dahil etmeleri toplumun üst tabakalarına çıkmak isteyenlerin
işine yaradı ve bu aynı zamanda demokrasi bilincini besle
di. 68° Konumuza bir giriş mahiyetinde Sofısderin retoriğe
olan bu t arih i etkilerine değinmekle birlikte burada ilk bö
lümde ele alınan konuya tekrar dönm eyeceğiz . Burada daha
ziyade birer kıyas sanatı ol m alar ı bakımından retori k ve mu
ğalata arasındaki benzerlik ve farklılıklar konusuna değine
ceğiz.
Retorik ve muğalatanın farklılıklarını ortaya koymak bir
bakıma retoriğin veya konuşmanın erdemi konusunun da
belirginleşmesini sağlayacaktır. Tartışma üslubu bakımından
cedele göre daha dostane b i r yöntem takip eden retori kte
amaç "yenmek" değil "ikna etmek"tir.
Amaç ve yöntem olarak muğalata ve retoriğin birbiri n
den farklılıkları diğer kıyas sanatiarına göre daha belirgindi r .
Buna göre "el-cedelü'l-kazib" (s ahte ce del) olarak nitelendi
r il en safsatada tasdik kullanılsa bile, bilerek ve isteyerek şa-
6 79 Ib
. n s·ına,
. age. , s. 6 .
680 Williams , age. , s. :ıı .
Retorikte Kullanılan Yöntemler 1 9 1
şırtmak hedefleniyorken retorikte her zamanki gibi iknaya
ulaşma çabası vardır. 681
Güç ve irade ilişkisinin önemli olduğu safsatada sahip
olunan güçle doğru bilgi veya ikna değil de yanıltına ve kan
clırma amaçlanır. 682 Böyle bir amacı olan muğalata gerek bil
gi değeri gerekse faydası bakımından beş sanat arasında en
son sırada gelir. 683
2.2.1.3.3.4. Retorik ve Şiir
Şiir, Organon'un tarihi boyunca söz ve ses sanatı olması
84
bakımından retarikle aynı kaderi p aylaşmıştır. 6 B u iki kıyas
sanatından retorik, şiirsel kıyastan daha önce gelir. Bu sıra
lamada hatabi kıyasın öncüllerinin şiirdeki öncüllere göre
burhani: öncüHere daha yakın ve kıyas değerinin de daha
yüksek olması etkili olmaktadır. Ancak bu iki klasik sanatın
tarihteki kullanımlarına bakınca henüz düz yazının gelişıne
diği Antik Yunan'da şiir daha güçlüydü. Tarihi gelişim süre
cinde mitolojiden ve şürden mantık ve gözlem ağırlıklı bir
düşünüş tarzına doğru seyreden bir süreç söz konusuydu.
Bunun yanında to plumun karşısında özellikle sempozyum
larda (ör. : Eflatun, Symposium) okunan şürlerin toplumun
gerçeklerinden çok da uzak olmamasına dikkat edilirdi. 685 Bu
açıdan şiir, öncüllerini daha çok toplumun kabullerinden
alan retarikle benzerlik arzetmektedir.
Şiir sanatı diğer beş sanattan en çok retoriğe yakındır.
Ö zellikle toplum ve siyasetle alakalı politik ve adli komılarda
681
682
683
İbn Sini,
24 vd.
age . ,
ı' b
A A
n Sma, age. ,
s. ı.6-ı.7. Aynca bk. , Aristoteles, Sophistici Elenchi, ı65 b
s. 27; W"urs ch Age. ,
,
s.
104.
Bk. İbn Sina, age. , s . 24·
684
Kennedy, A New History of Rhetoric, s. 56 vd.
685
Cole, Thomas A., age. , s. 66; Williams, age. , s. 20.
192 İbn Sina Felsefesinde Retorik
ve övgü ve yergide ortak olan bu iki sanat, retoriğin tasdiki,
şiirin de "zihinde canlandırma"yı (tahyil, vorstellungscvoka
tion) 686 kullanması bakımından birbirinden ayrılır. 687
İnsanın ruhunu ve estetik anlayışını dikkate alan retorik
ve şiirden ilki bctime dayalı ifadcye çok az yer verirken şiirde
betim yapısal bir öneme sahiptir. 6 8 8 Betime dayalı ifadeyle
bağl an tılı olarak bu i ki sanatın diğer bir ortak özelliği ise
taklittir. Farabi şiirdeki taklidi (muhikat, ı.ıiı.ırımç, mirnesis,
Nachahmung) , ölçülü olması durum unda retoriğin de kulla
nabileceğini belirtmektedir. 689
Diğer kı yas sanatlarıyla rctoriğin benzer ve farklı özellik
leri kısaca bu şekilde ele alınabilir. Ortaya konulan bu farklı
lıklar rctoriğin beş sanat içerisindeki yerini daha da belirgin
leştirmektedir.
2.2.1.3.4. Sahte Entimemler
Entimemden sonra gelen örneklem konusuna geçmeden
önce entimem gibi görünen fakat gerçekte sahte olan ve So
fistlerin kullandığı cntimemler konusuna da değinmek gere
kir.
Antik Yunan'da Birinci Sofistlerin verdiği retorik eğitimi
zamanla mahkemelerde adaleti s ağlamaktan çok sadece da
vayı, dolayısıyla da parayı kazanma amacına yöneldi. Bu du
rumdan dolayı Eflatun retoriği "sahte sanatlar" arasında
s aym ış ve retoriğe karşı tavır almıştır. 690 Aristoteles ise So
fistlerin davalarda dayandı ğı olasılığın "sahte" olduğunu be686
687
Schoclcr, Gregor,
"Poetischer Syllogismus",
İbn Sini, eş-Şifa, el-Kıyas,
688
"
Wursch , Age. , s. 104-105.
689
690
s.
4;
s. 50 vd.
Amlf., eş-Şifa, eş-Şi'r, s . 25 .
Heinrichs, Arabische Dichtung, s. 143.
Eflitun, Gorgias, 463b.
Retorikte Kullanılan Yöntemler 1 93
iirterek bunları "sahte entimemler" adı altında dokuz başlık
ta sıralamış ve bunların kötü kanıtı iyi gösterdiğini belirtmiş
ve buna karşı çıkmanın hak olduğunu ifade etmiştir. 691 İbn
Sina ise sahte (muharref ve merzfı.l) zamideri Hatabe'nin
üçüncü makalesinin sekizinci faslında incelemektedir. 692
Retorik'in Arapça tercümesinde sahte entimemler, "et
tefkiratü'l-leti türa" (görünüşte entimemler) şeklinde ifade
edilmiştir. Retoriğin cedelle olan benzer ve farklı yönlerini
belirtirken bunlar arasındaki bir benzerliğin de "gerçekte ce
deli kıyas"ın yanında bir de "cedeli kıyasa benzeyen kıyas"
olduğunu, aynı şekilde retorikte de "kendisi ikna edici" (ma
hüve bi nefsihl mukni'un) olanın bulunduğu gibi "ikna edici
olana benzeyen"in (ma hüve müşebbehün bi'l-mukni'i) 693 de
olduğunu belirtmiştik. İbn Sina hakiki ikna edici olanla ikna
edici gibi görünenin arasındaki farkı şöyle açıklamaktadır:
Gerçekte ikna edici olanın öncüllerinin anlamları zihinde yer
ettiğinde dinleyicinin düşüncesi hemen ilk anda kabule doğ
ru eğilim gösterir. Görünüşte ikna edici olanda ise öncülle
rin anlamları (gerçek olandan) başka bir şey olarak tasdik
edilir. Eğer bunların anlamları zihinde meydana gelseydi ve
kavramları düşüncede apaçık olarak ortaya çıksaydı zan ger
çek olmayana doğru yönelmezdi. Gerçek ikna edici olanla
gerçek ikna edici olmayanın farkının bu olduğunu ifade eden
İbn Sina kendi döneminde yazılan retorik kitaplarında bu
konuda başka bir görüş ortaya konulmadığını belirtmekte
dir.694
691
692
693
694
Aristoteles, Retorik, 1400 b 34-1402a 30.
İbn Si ni, el-Hatdbe, s. 187-193·
İbn Sini, age. , s . 25. Aynca konuyla ilgili daha aynnnlı bilgi için bk.
İbn Sina, Sofistik Deliller, İstanbul, 2006, birinci makale, ikinci fasıl.
İbn Sina,
iJJ�"
el-Hatdbe,
s. 26 :
"
rl_,i� �Uu:. �
.,i ..:J:i ıS;t
•.r..J 'J
194 İbn Sina Felsefesinde Retorik
Görün�te ikna edici emirnemleri "çarpıtılmış entimem
ler" ( ez-zamainı'l-muharrefe) şeklinde niteleyen 695 İbn Sina
bunlardan bazılarının sesteş lafızlarıo (lafzun m�terekün)
vb.nin çarpıtılmasında olduğu gibi (ı) lafız kaynaklı ( napa
ri}v A.EÇıv, para ten lexin) olduğunu söyler. Bunlardan bazı
ları (a) şekilden kaynaklanır. Şekil olarak emimeme benzeti
len ifadelerle lafzın manayı gerektirdiği sonucu çıkarılmaya
çalışılmaktadır. Yine sözcüklerle ilgili olarak köpeği övmek
için gökteki diğer yıldızları aydınlatan köpek yıldızını göste
renin örneğinde olduğu gibi sadece (b) ortak lafızdan kay
naklanan çarpıtma sözkonusudur.
696
Bir başka çarpıtma ise (2) ifadenin parça ve bütünüyle
(terkib ve tafsil) ilgilidir: Harf ve heceleri bilen birine şiiri
biliyor demek gibi.
Diğer bir çarpıtma ise (3) öfkeli bir dil kullanınada ol
duğu gibi konuyu saptırmaktır. Bu durumda asıl konu unut
turularak hiçbir delillendirmede bulıınmadan dinleyicinin
zihninde sanki bir delillendirmede bulunuyor izlenimi uyan
dırarak lehte karar çıkartmaya çalışmaktır. 697
Diğer bir çarpıtma, emirnemin özelliğiyle ilgilidir (4) .
Bu kıyas türünde kıyasın unsurlarının tamamı açıkça ifade
edilmez ve ifade edilmeyen unsur dinleyicinin zihninde ta
mamlanır. Ancak belli bir amaç için bir ifade kullanıp ger
çekte olmadığı halde insanların zihninde bu ifadeyle bağlan
tılı olan genel bir yargı oluşmasını sağlayarak emirnem çar
pıtılabilir.
698
695 İbn Sina,
age., s.
İbn Sina,
age. , s.
696
69 7
698
Age., s.
ı88.
Age., s.
ı89 .
ı87.
ı88 .
Retorikte Kullanılan Yöntemler 19 5
Bir çarpıtma da ( 5) arızi olanla (ota "tO m>J.lPEPTJKÔÇ, dia
to sümbebekos) ilgilidir: Hiç alakası olmadığı halde katli, iki
dirh emi olmamasına bağlanan İran Hükümdan Y ez
dücerd'in 699 örneğinde olduğu gibi.
ise (6) ifadenin veya tavrın konuşma
cının yorumuna göre 700 anlaşılınasını veya "temelsiz bir var
Diğer bir çarpıtma
sayıma dayanm asın ı" ( 1tapa "tO �1tOJ.lSVOV, para to hepome
non) sağlamaya çalışmaknr : İskender'in (;X.S:... ")) t f01 izzetine
b i nae n
tek başına yaşadığı düşünülerek tek başına yaşamayı
izzetin bir işareti saymak gibi (_;..JI � �,) .)>.:ll � ır!) .
Başka bir çarpıtma da ( 7 ) illet olmayanı illet olarak al
maktır (Aristoteles : UJlS" & .ri t.. � .:ıı, İbn Sina : .ri t.. .ı.:.t
& �) :
"O uğursuzluk
olmasaydı falanca ölmezdi" örneğin
de olduğu gibi.
Diğer bir çarpıtma ise ( 8 ) nasıl ve nerede gibi şartları
görmezden gelerek şartla belirlenen sınırların dışına taşmak
suretiyle olur. Cedelci şartı aktarıyorken safsatacı onu yok
sayar.
Son çarpıtma ömeği ( 9) is e çelişiklerle ilgilidir. Hasının
çürütür
deWinin sonucunun çelişiğini alarak onun delilini
ken
yanlış çıkarımda bulunmaktır. 702 Örneğin cedelde oldu-
699 Yezdücerd'in katlı için bk. Muhammed b. Cerir et-Taberi,
De Goeje, cilt:
ı,
ı879, s. 288ı-2883.
700 İbn Sina, el-Hatdbe, s. ı8g.
Tciıih,
ı�r.
70 1 İbn Sina'nın "el-İskender" (;�\ll) olarak ifade ettiği isim Retorik'in
Arapça tercümesinde Grekçe metinle bağlantılı olarak "Aleksandriıs"
c_,.._,;.ı.:...s\1 1 ) şeklinde yer almaktadır ( 1401 b 20-23 ) · Ancak bu isim
Grekçe metinde bir şahıs ismi değil, Antik Yunan'dan bi r nutkun
adıdır. Retor·ik'te bahsi geçen kişi Paris'tir. Bk. Aristotle, On Rhetoric,
tre. Keıınedy, s . ı87.
702 Konuyla ilgili daha ayrıntılı bilgi için bk. İbn Sina, el-Haıcibe, s. ıgo
vd.
196 İbn Sina Felsefesinde Retorik
ğu gibi bir şeyin değilinin değil olmasına dayanarak onun
değil olduğu ileri sürülebilir.
2.2.1.4.
Örneklem
(napaönwa,
paradeigma,
misalftemsil)
Cedelin kıyas ve istikraya dayaruyorken retorik zamir
(en tirnem) ve temsile ( örneklcm) dayanır. 703 "Örnek", "mo
del", "misal" ve "emsal" gibi anlamlara gelen paradeigma704
için Retorik'in Arapça tercümesinde genellikle "burhan" ke
limesi alınmış olmasına rağmen "delalet" ve "tesbitün ev
vasf'' kelimeleri de kullanılmıştır. Arapça tercümedeki
"misal" kelimesi ise Grekçe "cruJ.LPoA.ov" (sümbolon) ve
"EiKffiv" ( eikon) için tercih edilm iş ti r 705 İbn Sina paradigma
için el-Hikmetü'l- 'Araziyye'de sadece "temsil"i kullaruyorken
Hatabe'de "temsil" ve daha çok da "mis:ili" kullanmıştır. 706
Entimem için kullanılan ve "düşündürmek'' anlamına gelen
tefkirle, şiirde kullanılan "bir şeyi zihinde canlandırma" an
lamındaki tahyil kavramları düşünüldüğünde paradigma için
de temsil ifadesi kullanılabilir. Ancak paradigmada öncü!
olarak alınan tikelin örnek olma özelliği paradigmanın karşı
lığı olarak İbn Sina'nın "örnekleme" diye tercüme edebilece
ğimiz "temsil" yerine "örnek" anlamındaki "misal"i kullan
masına sebep tqkil etmiş olabilir.
.
Klasik Yunan'da Eflatun'un semavi ideleri belirtmek
için707 kullandığı708 paradigma, delil yürütme an l am ı nda ilk
703 Aristoteles, Retorik,
el-Hatabe,
s.
1356b2-5; Farabi, Kiıabu'l-hatcibe,
s.
69; İbn Sina,
36 .
7 04 Liddcll an d Scott, age. , ( 1940) .
705 Lyons, A rs Rhetorica, cilt: 2 (Glossary) .
İbn Sina, el-Hikmetü'l-'Aru:ôyye, s . 23, 25, 3 1 ; a.rnlf., el-Hatcibc, (misal ) :
s. 37 vd., 47, 167 vd. (temsil) : s. 36, 3 8 .
707
B k . Kutluer, İlhan, "Müsi.il", DIA., cilt: 3 2 , İstanbul, 2006 .
706
Retorikte Kullanılan Yöntemler 197
defa Ari stotel es'te yer almaktadır. 709 Aristoteles' e göre ör
n ekle m bir türnevarım (Eıraywy� , epagogc) , daha do ğrusu
retoriksel türnevarım dır. 71 0 Ö rneklernde parçadan p arç aya,
özelden özele veya benzerden benzere doğru işleyen bir sü
reç söz konusudur. Bu çıkarımda benzeyenle kendis in e ben
zetilen arasındaki karş ılaş tı rm ada geçerli bir s onuca ulaşmak
için benzeyenle benzerilenin aynı cinsten olması ve verilen
örneğ in muhatap tarafından herhangi bir zorlukla karşılaş
madan tanının ış olması gerekir . 71 1
Şiirde kullanılan te ms ilden farklı olan retorik kanıtlama
daki temsiV1 2 bir yönüyle türnevarım özelliği gösterirken di
ğer yönüyle de tümdengelim tarzı b ir çıkarım dır. 713 Bu tarz
bir çıkarımda tikellerin birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle
genel bir yargıya ul aş ı lı r . Bu genel yargıdan yola çıkarak da
özel sonuçlara varılır. Böylece özelden özele doğru giderken
hem türnevarım hem de türndengelirn kullanılmış olur. 714
Aristoteles örnekiemi iki şekilde ele alıır:
D elil
ve şahit
olarak. Delil olarak kullanılması hatabi k ıyas ı n mümkün ol
madığı yerlerde olur. Böyle durumlarda örneklem entimem
le rde n önce gelir ve birçok örneklem kullanılabilir. Paradig
manın ş ahit olarak kullanılması ise hatabi kıyasın mümkün
708
Etlatun, Devlet, 592.
709 Schittko , Martin Paul, Analogien als Argumentationstyp: Vom Paradeig
ma zur Similitudo, Göttingen, 2003, s. 17.
Retorik, 1356 b 3; a.mlf. , Analytica Priora, 7 1 a 9-ı. A.mlf. ,
1393 a 25-26. Parçadan bütüne doğru ilerleyen bir dellilen
dirme yöntemi olan tümevanın daha çok duyulara lıitap eder ve ko
layca anl�ılır, bundan dolayı da halkın çoğunluğu tarafından kabul
görür (bk., Aristoteles, Topica, ıo5 a 13-19. Aynca bk. Analytica Priora,
68 b 14·28) .
711 Aristoteles, Analytica Priora, 69 a 13-16; a.mlf., Retorik, 1357 b 27-30.
712 Schoeler, Der poetische Syllogismus, s. 62.
71 3 Sprute, Enthymemtheorie, s. 62.
714 Maier, Die Syllogistik, II, ı, s. 442.
710
Aristoteles,
Retorik,
198 İbn Sina Felsefesinde Retorik
olduğu
delili
durumlarda asıl yerine geçen bir delil olarak değil de
destekleyen bir şahit şeklinde olur. Ancak bu durumda
örneklem entimemden sonra gelir ve sadece bir örneklem
kullanılır. 715 Böylece örneklem burhan derecesinde güçlü bir
kanıt
niteliğine sahip olmasa da delil getirme hususunda
farklı derecelerde ele alınmış olmaktadır.
Aristoteles paradigma için şöyle bir örnek vermekte
dir :
716
( tümevarım )
Phokislilerin Thebelilere karşı
savaşı
kötüdür
(KaK6v,
kakon)
Phokislilerin Thebelilere karşı
O
savaşı bir komşu savaşıdır.
halde her komşu savaşı kötüdür.
(Tümdengelim)
Her komşu savaşı kötüdür.
Atİnalıların Thebelilere karşı
O
savaşı bir komşu
halde Atmalıların Thebelilere
savaşıdır.
karşı savaşı kötüdür.
Fanibl'nin evveli retoriksel sözlerden kabul ettiği717 tem-
Sina 'Uyunu'l-hikme'de, "var olan örneğe dayanarak
görünmeyen hakkında hüküm vermek" şeklinde tanımla
sili İbn
maktadır . 7 1 8
715 Aristoteles,
716
717
718
Retoıik,
1394 a 9-ı6; İbn Sini, el-Hatdbe,
Aristoteles, Analytic:a Priora, 68 b 3 8-69
s.
169-170 .
a ıı.
Hrabi, Kitdbu1-hatabe, s. Bı.
İbn Sini,
Uyanu 'l-hikme, s. r o ;
Razi, Şerhu 'uyüni'l-hikme,
s.
192 vd.
Retorikte Kullanılan Yöntemler 199
Aristoteles'in analoji anlayışındaki tümevarımcı ve tüm
dengelirnci yakl aş ımınd a tümdengelim tarafını rorunlu gör
meyen İbn Sina719 el-lşarat'ta temsili şöyle açıklamaktadır:
"Toplayıcı-birlcştirici bir anlamdan dolayı kendisiyle uyu
şan başka bir tikeldeki benzer bir şey nedeniyle tikel olarak
verilen bir
ya rg ı dı r . Çağdaşlarımız üzerine hükmedilene fer'
(dal) , bcnzetilene asıl (kök) , ikisi arasında ortak olana ise
anlam ve neden ismini verirler. Yine bu da zayıftır. Temsi
liıı en güçlü olanı, sözkonusu toplayıcı anlamın, asıl diye
isimlendirilendeki yargı için alarnet ve sebeb olanıdır."720
İbn Sina temsilin ya genel manadaki ortaklıktan dolayı
ya da belli bir nisbetteki benzerlik dolayısıyla olduğunu be
lirtmektedir. Bu anlamda hem benzeyen hem de · benzetilen
aynı cins altında olmalıdır. Ortaklık ve benzerlik hakiki ola
bi leceği gibi yaygın görüş ya da derinliğine araştırılmamış
bir d�üı1Ce veya hakikat bakımından değil de yaln ı zca ortak
isimden dolayı da olabilir. Ancak bu durumda bu ortak isme
yüzeysel bir düşünceyle ulaşılmış olmaması gerekir. 721
"Tekil ve çoğunlukla somut veya açık olma durumu"
olarak tanımlanan örneğin 722 bu özelliğinden yo la çıkarak
benzer şeyler hakkında hüküm verilmektedir. Bu iki şey ara
sında benzerlik ilişkisi kurmamızı sağlayan ise tümel bir ma
na veya benzerliktir. 723
İbn Sina örneklernde kıyasta olduğu gibi öncüllere dair
soru sorma gereği duyulmayacağını ve sonucun olduğu gibi
kabul edileceğini belirtir. Örneklemle benzetilendeki veya
cüzdeki hüküm benzeyene veya tümele uygulanır. Bu tikel
7 1 9 wurs
· · ch, age. , s. s o .
720
721
722
İbn Sina,
İbn Sina,
Işaretler ve Tembihler,
'Uyünu'l-hihme,
HWRh. , cilt:
723 İbn Sina,
ı,
s.
1432.
s.
25.
el-Hikmetü 'I- 'ArUziyye,
prg.
s.
59·
31;
a.mlf.,
en-Necdt, s. 90.
:zoo
İbn Sina Felsefesinde Retorik
tek bir tane olabileceği gibi bir grup da olabilir. Bir hükme
dayanak teşkil edecekleri için bu cikellere dair herhangi bir
tartışma bulunmaması gereki r . 724
İbn Sina'nın Hatabc'deki misali ş öyledir :
Falanca ve fılanca israf ediyorlar
Falanca ve fılanca fakirdir.
O halde israf edenler fakirdir.
Burada hüküm, benzer nitelikteki insanlara veya arala
rındaki benzerlik dolayısıyla genel olarak tüm insanlara uy
gulanmaktadır. 725
İbn Sina çağdaşı fıkıhçıların 726 kullandığı kıyasın misal
olduğunu belirtmekte ve kıyası fıkıhtan çıkaran Rafıziler'le
Davtıdiler'in bu yolu tuttuklarını eklemektedir. Retorikçiler
den bir grubun da temsili dışarıda bırakıp sadece zamide ye
tindiklerini ifade etmektedir. 72 7
Türnevarım kıyasa göre daha inandırıcı, daha açık ve da
ha yaygın olmakla birlikte kıyas daha güçlü ve etkilidir. Bu
karşılaştırma örneklemle entimeme uygulandığında da du
rum ayn ıdı r ; algıl anm as ı daha basit olan örneklem belli bir
724
ns
İ bn Sini, el-Hatiibe, s .
Age. ,
37.
s. 3 8 .
726 İ bn Sina, Işaretler ve Tembih/er, prg . 59 · Farabi ise temsile halkı n kı
yas dediğini ifade etmektedir. Bk. Kitabu'l-hatabe, s. 6 3 .
727
İbn Sina, el-Hikmetü 1-A rtı.ziyye, s. 25-26 . Ayrıca bk. Durusoy, "Man
tık ve Mantık Tarihi Ü zerine Bir Değerlendirme", Islami Ilimler Der
gisi, Cilt: 5, Yıl: 5, Sayı: 2, 2010, s. ı6: "Ehli nazar (kelam) ve ehli
re'yin "kıyas" diye isimlendirdikleri şey "temsil"dir. Kanıt yapmak
için kııllanılan ve ehli rey'in "ictihad" ve ehli nazar'ın "istidlal" dediği
kavramlarla karşılaştıruıız. Kclamcıların dikey (istidlal bi'ş-şihid
ala'l-gayb) ve fikıhçıların yatay karutlamaları mantıktaki misal ya da
örnckleındir."
Retorikte Kullanılan Yöntemler
:ZOI
inandırıcılık sağiasa da, örtük kıyasın inandırıcılığı daha güç
lüdür. 728
Retorikte kullanılan temel yöntemler olan zamir ve tem
sil yapı olarak birbirinden farklı özelliklere sahip olsalar da
ikna olunmayan bir konuya ikna etmede sağladıkları fayda
bakımından ortaktırlar. 729
2.2.1.4.1. Örneklemin Çeşitleri
İ bn Sina'nın "burhanat'' olarak da isimlendirdiği örnek
lem çe�itleri gerçekliği olan örneklem ve kurgulanan örnek
lem olmak üzere ikiye ayrılır. 730 İster yaşanılan çağdaki olay
lar isterse geçmiş zamanda cereyan etmiş olaylar isterse de
kurgulananlar olsun bu örneklemler arasından biri temel alı
narak diğerleri onunla kıyaslanır. 731
2.2.1.4.1 .1.
hakikati)
Gerçekligi Olan örneklem (el-misAlu bi'l
Örneklemin gerçekliği ancak yaşanmış veya yaşanıyor
olmasıyla mümkün olmaktadır. Geçmiş olaylar arasında
benzerlik kurmak betimleyici bir dil aracılığı ile gerçekleştiri
lir. Bunun için gerekli olan tek şey, uygun örneği düşünerek
bulma gücüdür. Bu da zihinsel eğitimle geliştirilen bir yete
nektir. 732
Aristoteles bu örneklem türünü geçmişte yaşanan olay
larla sınırlandırmakta ancak İbn Sina buna halihazırdaki
olayları da eklemektedir. 733 Geçmiş olaylara örnek verirken
728 Aristoteles, Topica, 105 a ı6-ı9; a.mlf., Retorik, 1356b:ı3-24·
729 İbn Sina, el-Hatabe, s . 38-39 .
730 Aristoteles, Retorik, 1393 a :ı6-:ı9; İbn S ina el-Hatdbe, s . 167.
73 1
Age., s. ı67.
732 Ari stoteıes, age. , 1394 a :ı-7.
733 İbn Sina, age. , s. ı67.
,
ıoı
İbn Sina Felsefesinde Retorik
Aristoteles, Pers Krallarının geçmişte Mısır'ı ele geçırınce
Ege Denizi'ni aştıklarını, dolayısıyla şimdi de eğer Mısır'ı ele
geçiriderse Ege Denizi'ni yine aşacak:larını belirtir. Bu bağ
laında İbn Sina, bir hükümdarın ( melik ) casusları hafife al
dığı için pişman olduğunu aktarır ve dolayısıyla hükümdar
ların casusları hafife almaması gerekti ğini belirtir. 734
2.2.1.4.1 .2. Kurgusal örneklem (el-Misalü'l-mazrub)
Kurgusal örneklemler insanı ve hayvan veya doğayı konu
edinmeleri bakımından ikiye ayrılırlar. Buna göre insanların
konuşturulduğu örneklemler hikaye adını alıyorken konusu
doğa ve hayvanlar olan kurgusal örneklemler masal diye ad
landırılır. 735
2.2.1.4.1.2.1. Masallar (.Wyos, mesel)
Tarih boyunca toplumlarda halkın çoğunluğu masal veya
masalımsı kurgulara hep ilgi duymuşlardır. Bu ilgi hatiplerin
amaçlarını gerçekleştirme yolunda en önemli araçlardan biri
o lage lm iştir . Bu yönüyle masallar en eski toplumsal eğitim
ve öğretim araçlarındandır.
Masallarda hayvanlar insan karakterleriyle tasvir edilir,
iyi ve kötü tarafları karşılaştırılarak insanların masallarda ge
çen olaylardan ders çıkarması aınaçlanır. Hatip güçlü bir ha
yal dünyasına ve iyi bir ifade yeteneğine sahip olduğu tak
dirde bu masallarla halk karş ı s ında etkili bir anlatım tarzı ge
liştirebilme imkanına sahip olacaktır. 736
734
n�
Age. ,
s.
16 7 .
Age. , s . 167
vd.
736 Ar"ıstoteıes, age. , 13 94 a 2.- 7 .
Retorikte Kullanılan Yöntemler 203
Aristoteles masallara737 örnek olarak Antik Yunan'da
yaygın olan Ewp veya Libya masallarını almaktadır. Aristo
teles'in Retorik'tc yer verdiği ve İbn Sina'nın da bazı değişik
liklerle eserine aldığı bir örnek, M . Ö . yedinci yüzyılda yaşa
mış olan şair Stesi horus'un Phalaris hakkındaki sözleri etra
fında döner. Sicilya'nın kuzey sahillerinde kurulu bir
Antik
Yunan şehri olan Himcra'da halk Phalaris'i diktatör yapıp
ona muhafız vermeye kalkışınca Stesihorus onlara kendi ot
lağında yaşayan atın masalını anlatır. Şöyleki bir yaban do
muzu bu atın odağına girip orada yayılmaya başlar. Domuza
öfkelenen at, ona karşı bir insandan yardım ister. İnsan da
ata gem vurma ve üzerine binme şartıyla bu yardım teklifini
kabul eder. Sonrasında at domuzdan kurtulayım derken in
sanın kölesi olduğunu anlar. Stesihorus Himcra halkına dö
nerek
"siz de düşmanlarınızdan intikam almak isterken atın
durumuna düşmeyin. Phalaris'i askeri diktatör yapmakla da
ha ş imdiden gemi ağzımza taktırdınız. Ona muhafız vererek
sırtımza binmesine de izin verirseniz artık onun kölesi olur
sunuz" der ve onları uyarır. 738
İbn Sina Aristoteles'in örneklerinin yanında İslam dün
yasında düz yazı biçiminin gelişiminde önemli katkıları olan
ve özellikle İbnü'l-Mukaffa'nın tercüme ettiği F ars ve Hint
kültürüne ait masal ve hikayelerden de alıntılar yapmıştır. 739
737 Myoı (logoi) : ('logos'un �ok anlamlılığından beslenen terimin ko
nu ile ilgili karşılığı : ) 'söz', 'konuşma' , anlatım', 'atasözü', 'ö�t', ma
s al' , 'öykü' , 'hi kaye', fabl'; 'nesir yazıları', 'nesir , düzyazı' (L.&S . ) .
738 Aristoteles, age. , 1393 b 8-z3 ; İbn Sina, age., s . ı68.
739 Katip İbnü'l-Mukaffa', resmi yazışmalarda nesir türline ait güzel ör
nekler sunarken ; tercüme faaliyetlerinde önemli rol almı§, hem He
lenistik kültürden hem de F ars ve Hint kültüründen tercümeler
yapmıştır. Onun geliştirdiği nesir yöntemleri kendinden sonra da et
kili olmuşnır. Sanskrit�eden Fars�aya tercüme edilen "Kelile ve Dim
ne" fabl türü masal kitabını Arap�ya �evirerek hem nesir hem de
masal ve fabl türünde öncülük etmiştir. İbnü'l-Mukaffa'nın "ei
Edebü's-sagtr" ve "ei-Edebü 1-kebir" adlı eserleri de Fars kültürünün et-
204 İbn Sina Felsefesinde Retorik
Hintli Beydaha'nın eseri Kelile ve Dimne'de geçen ve gerçek
olduğuna dair herhangi bir rivayet bulunmayan öğretici ma
sallardan yaptığı alıntılar buna örnek olarak verilebilir. 7 4 0 İbn
S in a'n ı n Kelile ve Dimne'ye yaptığı atıflar konuşma sanatına
dair sadece Grek düşüncesinin değil doğudan gelen bir gele
neğin var olduğuna da bir işarettir.
Aristoteles'in yaptığı gibi İbn Sina da retoriğin temel
amacı olan ikna edebilirliği dikkate alarak verdiği örneklerin
muhataplar arasında etkili olması için içinde yaşadığı toplu
mun anlayabileceği örnekleri tercih etmiştir. Bu ik inc i örnek
türü özellikle halkın çoğunluğunun tarın1 ve hayvancılıkla
uğraştığı toplumlarda etkin bir örneklerndir.
2.2.1.4.1.2.2. Hikayeler (:rıapafJoJdJ, parabole)
Parabol (napa�oA.fı, parabole) , "yan yana olan", "bir
arada bulunan" veya "karşılaştırmak, mukayese etmek" an
lamlarına gelmektedir. 74 1 Gerçekliği olan örneklernde ya
şanmış olaylar ele alınırken hikayede insanlara yaşanınası
mümkün olaylar kurgusu içerisinde rol verilir. Buna karşın
hikayenin unsurları gerçek hayattan alınır. İnsanların gerçeği
bizatihi kendileriyle bağlantılı bir şekilde değil de gerçeğin
hikayeleştirilmiş şeklini kabule yatkın olmaları bakrmından
bu tür delillendirmeye başvurulması teşvik edilegelmiştir. 742
Aristoteles'in alıntıladığı ve İbn Sina'nın da naklettiğine göre
Sokrates, bu kanıt türüne ( napa�oA.l) ta Lroıcpatııca, parabo
le ta Sokratika) kamu görevlilerinin kura ile seçilmemesi geönemlidir, Özdoğan, M. Akif,
"Abbasiler Dönemi Tercüme Faaliyetlerinin Arap Edebiyatma Etki
si", Nüsha, Yıl: V, Sayı: ı6, Kış 2005, s. 40.
kisini yansıtması bakımından
age. , 1393 a 29·1393 b 4; İbn Sina, age., s. ı67.
napa�oA.fı (parabole) : 'yaıuna koyına', 'karşılaşnm1a': 'örnek',
740 Aristoteles,
741
'içinde gerçek payı olan alegorik hikaye' (L.&S.) .
742 Aristoteles, Toplca, 1 5 6 b 25-30.
Retorikte Kullanılan Yöntemler 205
rektiğini belirtirken, eğer böyle bir şey olursa, bunun atlet
lerden yarışmaya uygun olanlarını veya geminin dümenine
kimin geçeceğini kura ile belirlemeye benzeyeceği örneğini
vermektedir. Ancak İbn Sina'nın metninde "kamu görevlile
rinin seçimi" değil de ''yönetici seçimi" (tür'asü) ifadesi
geçmektedir. 743
2.2.1.4.2. Ömeklemle Tümevanm (brayroyıl, epagoge, is
tikra, 'itibar) Arasındaki Fark
Klasik mantık düşüncesinde kıyas denince tümdengelim
anlaşılmaktadır. Kesin bilgiye ancak bu yolla ulaşılabiliyor
ken türnevarım ( &nayooyiı, epagoge) ve örneklem gibi diğer
çıkarım yöntemleri ancak zanni bir değer ifade eder.
Tikellerin tamamından veya birçoğundan yola çıkarak
tümel sonuçlara varma yöntemi olan istikra ile iki tikel ara
sında aralarındaki benzerlikten dolayı hüküm verme yöntemi
olan paradigmanın iki temel farklılığı bulunmaktadır. Bun
lar: ı . Örneklem (paradigma) bütün tikelleri kuşatamaz. 2 .
Örneklem tümelde kalmamakta, aksine çıkarımda bulunulan
özel duruma geri dönmektedir. 744
İbn Sina türnevarım düşüncesini de tümel düşüncesi
üzerine bina etmektedir. Bunun sebebi tikellerin aslında tü
mellerin sahip olduğu hükmü içeriyor olmasıdır. Tümeva
rımda hüküm her bir tikel dikkate alınarak tikellerin tümü
için verilir. Bu tür tümevarıma "tam tümevarım" denir. Sa
dece bazı tikeller düşünülerek benzer tikellerin tamamı hak
kında hüküm vermeye ise "meşhur tümevarım" adı verilir. 745
743
744
745
I393b4·8; İbn sına, age., s. I67·I68 .
Die Syllogistik, IT, ı, s. 44 1 .
İbn sına, en-Necd t , (thk. Sabri el-Kurdi), Mısır, 1938, s. 90.
Aristoteles, Retorik,
Maier,
206
İbn Sina Felsefesinde Retorik
Türnevanında kıyasa ulaşmak için parç adan hareketle bü
ulaşmak gerekirken örneklem tümevarımın baş langıç
aş amas ında kalmaktadır. Türnevanında asıl olan parçalardan
hareketle ulaşılan genel bir yargıdır ama örneklerole varılan
sonuç belirli bir konuyla sınırlıdır. 746
tüne
Kıyas , yani
yatkındır
tümdengelim , tümevanma göre akla daha
ve ilzam bakımından da daha güçlüdür . Çünkü
muh atap , kıyastaki öncüileri kabul ettiğinde kaçınılmaz ola
rak
sonucu kabul etmek durumunda kalır. Türnevarım ise
duyuya daha yakındır,
ikna bakımından daha güçlü dür
ve
halk örneklere daha meyilli olduğundan halk nezdinde daha
tesirlidir. 747 Kıyasla tümevarımın durumu böyledir. Tümeva
rıınla örneklem arasındaki farka gelince örnekleme göre tü
mevarım ilzaın bakımından daha güçlüdür.
Türnevarım
her zaman kes i n bilgiyi sağlamasa da tümele
is ter . 748 Örneklem tümele ulaşm ayı amaçlamadığı
gib i kesin bilgiyi sağlama peşinde de değildir. Misalde (ör
nek) tikeller tikel olarak alınır ancak benzeşim sonucu ortaya
çıkan sonuç tümel olabilir. Tüm evarımd a ise tikeller öyle
olmadığı halde küll il erle aynıymış gi bi alınırlar. Kendisi ara
cılığıyla tümele ulaş m ak istenen tikelde sanki içkin olarak
tümel bir anlam bulunmaktadır . 749
ulaşmak
Tümel bir yargıdan yola çıkarak tikel hakkında hüküm
verme yön tem i olan tüm dengel i mden farklı olarak tümeva-
746 Aristoteles, Analytica Priora,
44 1.
69
a
ı6-ı9; Maicr, Die Syllogistik, II, ı,
s.
rL '�1 �li ıl.. l ;ll �TJ JW I J1 ":",;T ""'�'J
�TJ •u--JI Jl ":")T �ı.;: .'�IJ . 411- '1 �-.:.11 c..;l '-"'�1 .} ..:.l..J.i.JI
41!.�� J1 r-t4J .ı,.-..l l .ı:s. eJTJ 'IP \:i1
747 İbn sına,
Topikler, prg. 66 :
•.
748 İbn Sina,
749 İbn Sina,
lhind Analitikler,
el-Hatilbe, s.
38.
prg.
72.
Retorikte Kullanılan Yöntemler 207
rımda tikelden tümele do ğru
bir sonuca varma süreci sözko
nusudur. Örneklernde ise daha genel veya daha özel bir hü
küm ya da teyid bulunmaz; karşılaştırılm örneklerin cihetleri
(mo d) aynıdır. 75 0
Örneklemin
tümevarımdan diğer bir farkı i se tek bir
cüzden hareket ettnesi ve kıyası küçük terime tatbik etmesi
bakımındandır. Tümevarımda bütün cüzlerden hareket edilir
ve büyük terim orta teri me ait değildir. Kıyas da sadece orta
terime tatbik edilip küçük terime tatbik edilmez. Buna kar
şın örneklernde kıyas küçük terime de tatbik edilir. Yani ti
kcllerden birine ait olan hüküm hem diğer cikele hem de
tümele uygulanır. 75 1
hükmünü bir tek tikele vermek olan tüme
varım analojiden (örneklem) daha güçlüdür 752
Birçok cikelin
.
Örneklernde tikel hakkındaki bir yargı aralarındaki ben
zerlikten dolayı tümele uygul anır. Ancak aynı yargının başka
bir tikele de uygul anabilmesi dolayısıyla bu uygulamada bir
zorunluluk bulunmamaktadır. Türnevarım da ise tikellerdeki
bir hükmü benzerlikten çok sanki birbirinin aynıymış gibi
tümele uygulama söz konusudur. Bu yargının tümele uygu
lanmasındaki en büyük dayanak yargının birçok cikelde bu
lunuyor olmasıdır. Tümevarımda varılan tümel yargının te
meli konunun s ayıca çokluğudur. Örneğin "Falanca ve fılan
calarda olduğu gibi her savurgan insan fakirleşir'' derken
birçok s avurgan kişinin fakirleşiyor olmasından dolayı böyle
bir yargıya varılınaktadır . 753
750 İbn Rüşd, Three Short
Commentaries, s. 184.
75 1 Aristoteles, Analytica Prtora, 69 a 14- 19; İbn sına,
ei-Hatabe, s . 37-38 ;
752 Gazza li, Mi'yciru1-'ilm, thk. Süleyman Dünya, Kahire, 1961,
753 İbn Stna, el-Hatabe,
s.
37-38 .
s.
ı61.
3. RETORİK SANATININ DEGERi
3.1.
RETORİGİN GEÇERLİLİK DEGERi
"Retorik, doğru olan şeylerle adil olan şeyler karşıtıarına
göre doğal bir üstünlüğe sahip olduğu için yararlıdır."754
"Adil, iyi, daha faydalı ve insanları daha kuş atıcı doğ ru ka
rarlar, karşıtıarına göre daha üstün olduğundan retorik sa
natının faydası çoktur." 755
Aristoteles ve İbn Sini'nın birbirlerine yakın anl amlar
içeren bu cümleleri, Her iki fılozofun retorik metinlerinde
bu mantık sanatının geçerlilik değeri ve yararının birlikte ele
alındığı iki cümledir. Metindeki "doğruluk" geçerliliğe işaret
ediyorken "adalet" ve "iyilik" yarada ilgilidir. Konunun kar
şıtlarıyla verilmesi ise reto rik sanatına muhatap olanların
meseleleri, karş ıtlarıyla daha kolay anlamalarındandır. 756
'
S: ' .
754 Aristotdes, Retorik, 1355 a 20-25: "XPTJCHı.tOÇ
uE
EO"tıV .;.
' l pTjtOptKTj
Bui tE tO qnl O'El etvaı Kpdttro taA.rı9fi ıcai ta oiıcaıa trov
evavtirov' hresimos de estin he retorike dia te to fiisei einai kreitto
•
ralete kai ta dikaia ton enantion"
755 İbn Sina, ei-Hatiibe, s. ıı: " r�\'1 iJ\' ..!illJ ·'..�.>. �ı � �u...ıı
756
wı..u.l <J- ıSJ..I.>. ..,.ı.:ıı ,p ��J ı...o; J..iıil ..,.._J J� .ı- L.:t &l..all"
İbn Sina, ei-Hikmetü1-'Arüziyye, s. ı6.
•
�ı.:....
iJI
210 İbn Sina Felsefesinde Retorik
Kıyasın geçerlilik değerini ele almadan önce şunu be
lirtmek gerekir ki İbn Sina'ya göre retorikte temel amaç, ge
çerlilik değil iknadır. Ancak yine de bir kıyas san atı olması
bakımından öncüllerinin ve bu öncüllerin kullanılması sonu
cu elde edilen bilginin değ eri konusunu ele almak gerekir.
Aristatdes kıyası kullanarak önermelerin bir form içeri
sinde bir bilgi değeri kazanmasını ve öncül ve sonuç adını
almasını sağlamıştır. Retorik kıyas da kendine özgü formuy
la bir kıyas türüdür. Form olarak geçerliliği hakkında her
hangi bir şüphe bulunmamasına rağmen makbul, maznun ve
meşhur olan öncüllerinin değerinin ne olduğunu belirlemek
gerekir. 757
Sofistlerin "bilgi bilinemez, bilinse de aktarılamaz" anla
yışına karşın Aristoteles bilginin bilinebileceğini ve aktarıla
bileceğini göstermiştir. Mümkün bilgiye dayanıyor olması
bakımından retorik kıyasla elde edilen sonucun değeri, bur
h an kadar kesin bir nitelik arz etmese de im kan dahilinde bir
değere sahiptir. 758
İlme (emo"tii�ıı, epis tem e ) değil de sanata (ı-txvıı , tech
ne) dayalı bir yöntem olan ve tek amaç olarak iknayı alan re
torik, sanatı bilgiye ulaşmak için değil de muhatabı ikna et
mek için kullanır. Beş sana tta kullanılan diğer kıyas türlerine
göre farklı bir kıyas türü olan emirnemin geçerlilik değerini
belirlemek iç in bu kıyas türünün öncüllerinin kaynağına
gitmek gerekir. 759 Gerek öncüllerin kaynağının niteliği ge
rekse emirnemin formu ret orik kıyasın, kesin bir şekil de ol
masa da muhatabı olduğu kitle bakımından geç erl i bir kıyas
tarzı olarak öne çıkmasını sağlamaktadır.
757 İbn Sina, Uyanu 1-hikme, ıg8o, s. 1 3 .
758 Kennedy, A New History of Rhetoric, s . 8 .
759 Ryan, Eugene E . , Aristotle's Theory of Rhetorical
treal, 1984,
s.
55
vd.
Argumentation, Mon
Retorik Sanatının Değeri
�n
Kıyasta kullanılan öncüllerin içeriğinin olasılık değeri,
ile karşılaştırıldığında, epistemolojik açıdan zayıf
gerçekliklerdir. Amaç ikna olduğundan retorik kıyasta w
runluluk bildiren öncüllerden de kıyas yapılmaktadır. 760 En
timem çeşitlerinin belirlenmesinde de bu öncüller belirleyi
wrunluluk
cidir.
Bilginin veya bilinen nesnelerin wrunluluğu veya imkarn
modal mantığın en temel konularından biridir. Öncüllerin
doğruluk değeri veya kipliği bakımından sıralanması beş sa
natın ontolojisini belirlemektedir. 761 Bu bakımdan hatabi kı
yasların öncüllerinin kipinin belirlenmesi hatabenin beş sa
nat içerisindeki yerini tayin etmemize yardımcı olacaktır.
İbn Sina, kesin bilginin sadece burhanla elde edilebilece
ğini belirtir. Burhanın tek amacı bilişsel etkinlik iken diğer
kıyas sanatlarında durum böyle değildir. Daha çok iletişim
amaçlı özellikleriyle öne çıkan diğer sanatlar sağladıkları bil
ginin kesinlik ve tümellik derecesine göre ontolojik olarak
burhana yakın veya uzak olmaları bakımından da sıralanır
lar. 762
sadece kesin bilgiyle tatmin olan burhan
ehliyle iletiş im kurma ve onlara hitap etme imkanını suna
bilmesi bakımından burhan sanatı, beş sanat içerisinde bu
işlevi yerine getirecek tek sanattır.
Bilişsel olarak
Öncüllerinin kipliğiyle olmasa da topluma yararı bakı
mından burhanla birlikte ele alınan reto riğin 76 3 öncüllerinin
geçerlilik değeri zanni bilgi (Mxa, doxa) çerçeves in de değer
lendirilmektedir. Ortaya koyduğu bilgi galip zan ifade eden
760
Aristoteles, Reto rik,
1402 b 19-20; İbn Sina, Işaretler,
761 Black, age., s. 91.
762 İbn Sina, el-Kıyas, s . 55.
763 A.rnlf. , el-Hatdbe, s. ı vd.
s.
53·
21 2 İbn Sina Felsefesinde Retorik
zan764 "belli bir anda oluşan ve bir itirazla sonla
o lan itikad" anlanuna gelmektedir. 765 Bu bağlam
retorikteki
nabilecek
da ikna sonucunda kişide oluşan itikadı ifade eden "kanaat"
bir değer ifade etmektedir. 761'
N asıl ki burhanın dayanağı hak is e cüzi konularla ilgili olan
retoriğin dayanağı da hem zorunlu bilgi hem de zanni bilgi
için kullanılan görüş ve düş ünc e dir ( reviyye ve nazar) . Diğer
yandan burhanın temel dayanağı tartış ma veya zan değil
gerçektir ( h akk ) . 76 7
kavramı
da zan çerçevesinde
kullandığı ö ncüller in genel özelli
s anı lan (maznfuıat) ve yakini olmamakla birlikte
İbn Sina'nın retorikte
ği, doğru
doğru kabul edilen (müsellemat) önermelerden olmalarıdır.
Çalışm am ı zın ikinci
bölümünde retorik kıyasta kullanılan
maznunat, bir yönüyle
re ta rikle ilgilidir. Kesin önerme gibi kullanılsalar bile zamlİ
bilgi olmaları dolayıs ıyla bu önermeler, karşıtlarının da kesin
doğru önermeler olabileceğini unutmaksızın do ğmlukları
ancak zann-ı gali p derecesinde olan önermelerdir. 768 Reto
rikle olan iliş kile r i de işte bu noktada ortaya çıkar.
öncüllerden ilk sırada zikrettiğimiz
olarak inceleme konusu yapmadan "ilk anda" ve
(fi b adi i'r - re'y ) doğm olarak alınan bu
önermeler yaygın (meşhur) önermelcrdir. Z i h in , yaygın ka
bul haline geldikleri için hemen ilk duyuşta, yanlışlanabilme
veya zıddını n var olduğu ihtimalini her zaman saklı rutınakla
birlikte, bunl arın kabulüne yönelik bir eğilim göstermekte
dir. Zihin yaygın kabuller in e tkis i n den kur tulu p kendine
geldiğinde ve bu önermeler üzerine düş ünm eye b aş ladığında
D etaylı
ya
"ilk
bakışta"
764 A.mlf. , el-lşdrclt, �r. S. Dünya,
765 Hcibi, Kitabu 'I-Hatabe, s . 43 ·
766
767
768
Age.,
s.
•
31.
İbn Sina, d-Hatahc, s . ıı.
İbn Sina, Işaretler, prg. sS.
s.
463.
Retorik Sanatımn Değeri 213
daha önce benimsediği bu önermelerin gerçekte n zan mı
ifade ettikleri yoksa yanlış önermclerden mi ibaret oldukları
kararına
varı r
Dolayıs ıyla zann-ı galip bildiren önermelcr
.
kesin olmadığı gibi henüz kesin olup olm adığı konusu üze
rinde düşünülmüş önermclcr
İbn sına'nın
de değillerdir. 769
m ahmudada
birlikte kull andığı "meş hurat"
kavramı, Aristoteles'teki "endoksos" gi bi gene l bir kavran1dır ve evveliler i
de
içeren zorunluların (vacibat)
yanın da
top
lumun eğitim ve öğretimi ve düzeltilmesi ve bunlarla ilgili
olarak şer'i: kanunlardan ( şerai') oluşan ya
gulada
ya rgılardır 770 Bizim
ilgili olan
.
da huylar
duy
ve
konumuzia alakah
olan meşhurat, evveliler hariç diğer meşhurattır. 771
Retoriğin
akla,
diğer
bir öncülü meşhfuattan
vehme ve duyulara
değil
olan mahmudat
de insanın tabiatma ve insanın
dışında gerçekleşen ve toplu ms al bir varlık olmas ı
uym ak durumunda kaldığı yaygın kabullere
layısıyla insan ta bi atm a
dayanarak
dolayıs ıyla
dayanı r 772 Do
.
varılan bir yargıyla top
luında belli bir uzlaşı sonucu övülmeye layık görülen bir hu
susun
değerini
de yine insan tabiatı ve toplum s al uzlaşı belir
lemektedir.
Retorik kıyasa özgü öncüller olan
m akbtll at,
sayısı mü
tevatirden az olan bir topluluktan veya kendisinden razı olu
nan tek bir
kişiden alınarak
kabul edilen önermelerd ir
.
Bu
önerm ele r i kabul eden taraf tek tek fertler olabileceği gibi
bir grup da olabilir. Sözleri makbtllat olarak alınanlar, pey
gamberler gibi
769
770
771
ya
semavi bir kişiliğe sahip olanlardır ya
da
Agy.
Agy .
Agy.
772 İbn
Sina, Işaretler,
ı;..,+lı ı ..Jı lfl
ö.ı-
prg. 58 (s. 52) : " lA� W_jj ·��4
� �! ı;;_,t.Wı ��,
i�ı
2.14 İbn Sina Felsefesinde Retorik
toplumda adaleti ve ilmi derinliğ i ile temayüz etmiş , halkın
güven duyduğu, fikir ve düş ünc eleri insanlar ne zdinde kabul
görmüş alimlerdir. 773 Ancak bilginin dayandınldığı konu
nun veya b ilgi yi aktaranların sayısı her zaman için kesinliğin
ölçütü olmamaktadır. Örneğin gözlemlerin ( şehadat ) kesin
liği şahit olarak alı nanl arın şehadet selahiyeti bakımından ye
terlilikleriyle ilgilidir. 774
MakbUlatın geçerliliği ise alındığı kişilerin sayısı veya
güvenilirliğine bağl ıdır . Eğer bu öncüller bir kişiden alındıy
sa o kişiye karşı toplumda güçlü bir güven oluşmuş olması
gerekir. Kendilerine güven duyulduğundan dolayı ifadeleri
öneili olarak alınanların zihninde bu öneille dair bir kesinlik
bulunabilir. Ancak bunun araştırmasını yapmak makbUlatı
öncül olarak kabul eden kişinin ne gücü ne de imkanı dahi
lindedir. Öneili olarak makbUlatı almaya müsait ol duğu için
bu kişiler daha güçlü bir delil arama ihtiyacı da hissetmezler.
Zaten bu kişiler akli melekderi tümelleri kavrayacak kadar
yetkinl eşm iş olsaydı makbulada yetinmez, daha soyut olup
daha güç lü bir zihins e l tatmin sağlayac ak öncüllerin peşin
den koş arlardı .
MakbUlatı aktaranlar bir kiş iden fazlaysa bu durumda
bunların sayısının mütevatir der eces ine ul aşm amas ı gerekir .
Aksi takdirde nasıl ki entimemde söylenmeyip muhatabı dü
ş ündürerek zihinlerde tamamlanan kıyasın unsuru, açıkça
söylendiğinde o kıyas artık entimem olmaktan çıkıp cedel1
kıyas oluyorsa bu öneili de makbul olmaktan çıkar ve müte
vatir olur. Bu durumda makbwattan iken ifade ettiği geçerl i
lik değerine göre daha güçlü bir içeriğe sahip olmuş olur.
773
774
Age. , s. 54;
A.mlf., Ikinci Analitikler, prg. ıS ; A.mlf. , el-Hatabe, s .
A.mlf., Işaretler, prg. 58 .
171.
Retorik Sanatının Değeri 2.15
Retorik, amaç olarak insanı ikna etmeyi belirlediğinden
geçerlilik ölçütü olarak temelde birey ve toplumun genel
yargılarına dayanmaktadır. Söylenen söz hiçbir engelle karşı
laşmadan muhataba ulaşıp onu ikna etmede bir etkiye sahip
oluyorsa retorik kıyas geçerliliğini kazanmış demektir.
3.2. RETORİK SANATININ YARARI
Burhan, cedel, s afsata, retorik ve şiirden oluşan kıyas sa
nadarının incelemeye konu olması bu sanadarıo sadece birer
mantık sanatı olmaları dolayısıyla gerçekleşmez. Mantık sa
nauyla alakalı bu incelemenin yanında bu sanadarıo sürekli
bir faydası olagelmiştir. 775 B ir mantık sanatı olarak retorikte
bu inceleme, yani kıyas yoluyla tasdike ulaşma, ilk değil
ikinci amaçtır. Retorikte ilk amaç, müzakerede konuşmacı
nın karşısında yer alan kişiyi sahip olduğu düşünceden ayır
mak suretiyle (JL...U; � 4) üstün gelmektir, yani onu ikna et
ahlak ve siyaset gibi konular
bakımından sağladığı fayda dikkate alınarak retoriğin ahlak,
mektir. 776 Bu amacın yanında
siyaset ve eğitimle olan ilişkisi retoriğin sağladığı yararlar
başlığı altında incelenmiştir.
Retoriğin toplumsal, dini ve
ahlaki yönüne de vurgu ya
pan diğer bazı faydaları da şöyledir : "Dinleyeni faydası olan
işlere yöneltmek ve zararına olacak işlerden sakındırmak,
ahlaki ve dini işleri güzelleştirmektir."777
Retorik kıyasın öncüllerinin kaynağının halkın genel ka
bulle ri olması ve konularının
775 A.mlf. , Topihler, prg. 6 .
776 A.mlf. , el-Hatabe, s . 6.
777 Ebherl, Keşfü 'l-Hakdik, s.
1 98.
ahlak, siyaset ve hukuk alanın-
216 İbn Sina Felsefesinde Retorik
dan seçilmiş olması dolayıs ıyla beş sanat arasından cumhu
run yararını en fazla gözeten retorik olmuşnır.
Toplum hayatının düzen içeris i nde devam edebilmesi
iç in inançların büyük önemi vardır. Yönetenler ve yönetilen
ler arasında güven sorunu meydana geldiğinde halkın dilin
den anlayan yöneticiler yararlı inançlardan oluşan öncüllerle
halka ul aş a rak halkı sakinleştirir ve her iki taraf da bu yön
temden faydalanmış olur. 778
İbn Sina Hatabe'nin ilk faslım re toriğin faydası konusuna
a yırmıştır Hatabe'nin ilk makalesinin Aristoteles'in böyle bir
bölüm bulunmayan eserinden nispeten bağımsız olduğu dü
şi.inülürse burada ortaya konan düşüncelerin özgünlüğü da
ha belirgin b i r şekilde ortaya çıkacaktır.
.
Hatiibe'nin gi rişinde önce diğer sanatları insana ve top
luma sağladıkları fayda bakımından ele alan İbn Sina, beş
sanattan şiiri dışarıda bırakarak dördünün tasdikle ilgili ol
duğunu belirtmektedir. Bu dört sanattan safsata da insanlara
herhangi bir faydası olmayacağından dolayı reddedilmiş
(W}.r) ve böylece geriye burhan , cedel ve retorik kalm ış tı r.
Retoriğe en yakın sanatlardan olan ecdelin insanları ikna
bakımından sağladığı bir fayda olup olmadığı, varsa ne tür
bir faydas ının olduğu sorusunun cevabı, retor iğin öncülleri
ne kaynaklık eden toplumsal, siyasi ve dini konularda top
luma ne kadar katkısının olduğunu ortaya koymada yardımcı
olacaktır.
Cedelin, kendinden daha kesin bilgiler sağlayan burhanla
ortak bazı yöntemleri dışında fels efec ilere (hukema) ve halka
faydası azdır. 779
778 İbn sına, Topikler, prg.
779 A.ınlf. , d-Hatabe, s . 2.
6.
Retorik Sanatının Değeri 2.17
İbn Sina'nın şarihlerinden Fahreddin Razi ecdelin m i
yoksa hatabenin mi daha üstün olduğu tartışmasında hatibe
tarafında yer almaktadır. Çünkü diyor Razi : "Cedel ne ava
ma ne de havasa bir
fayda sağlar. Ama hatabc avam için fay
7 0
dalıdır. Dolayısıyla hatibe ecdelden üstün olmalıdır. " 8
İnsanlar eğer tartışmaemın veya cedelcinin karşısında su
suyorlarsa bu onların tartışmaemın söylediklerini kabu1 ettik
leri için sustukları anlamına gelmemektedir. Ağırlıklı olarak
teorik özelliğiyle öne çıkan yoğun tartışmaları kavrayacak
seviyede olsalardı zaten kendilerini alt etmek amacıyla karşı
Ianna çıkan ecdelcinin nerelerde kendilerini aldatıp aciz bı
raktığım bilirlerdi. Halk ecdeli kavramada eksik kalınca ce
deli bilgiye güven duymamakta ve hem cedelciden hem de
tartıştığı konudan uzaklaşmaktadır.
Kendi halinde "normal bir vatandaş"a
( c:.-l..ı ı.r'WI)
ce
delcilerin yaptığı gibi değil de seviyesini aşmayacak şekilde
hitap etmeıesı ve konuşurken onun da düşünüp taşınmasını
sağlayacak ifadeler kullanmalıdır. Böyle bir amacı gerçekleş
7
tirecek retorikten başka bir kıyas sanatı da yoktur. 82
Bu bağlamda hitabet, halkı (cumhur) kendileri için uy
gun olan kabu1e (tasdik) hazırlayan bir sanattır. 78 3
Razi,
'Uyunu 'l-Hikme'nin şerhinde
faydasını akaid ve arnelle
retoriğin
iknadaki
ilgili olanlar şeklinde ikiye ayırmak
tadır. Akaidle ilgili olanlar, Allah inancına hatabi sözlerle
780 Razi, Şerhu 'uyuni1-hikme, s. 252.
781 İbn Sina, el-Hatabe, s. 2. " �"'ı
782
�
._... w ı U.UI.::t .;ıı 9lö...J I iJP. iJT �
�:.ı� .;- ��A:.o �ts ı� �u_;:... ı �� If' w� � 15.ll ı �ı M'
- 1 "
·
.i nu. : "4Jılu.J I
:.ıı ı ,a .__
'-'OJ
J.f' ..r'· .r
. , \;J �U
. , . �l:J
, l:.l � ı.r.:-.J
•
783
Agy. :
"
l_,i� iJl � � 1...:1 J_,.-.JI �\!il y.j ..uü �1 � 4ıiJU.JI �
218 İbn Sina Felsefesinde Retorik
davet etmek şeklinde olur. Arnelle ilgili olanlar ise üçe ayrı
lır: Siyasetle alakah olanlar, şikayet ve savunm ayla, yani ada
letle ilgili olanlar ve övgü ve yergi ile (münafiriyye) ilgili
olanlar. Siyasetle ilgili olanların amacı fayda sağlamak veya
zararı uzaklaştırmaktır, ancak bunlar halihazırda veya geç
mişte olan şeyler değil de daha çok gelecekte olması vaat edi
len şeylerdir. Şikayet ve savunmacia (şikayet/i'tizar) zulüm
veya özre karşı durulur. Böyle bir konuşmanın geçtiği za
man dilimi ise geçmiş zamandır.
Münafıriyyenin amacı övgü ve yergidir (medh ve zemm)
ve bunlar ya şimdiki zamanla ilgilidir ya da herhangi bir za
mana ait değildir. Razi, İbn Sina'nın övgü ve yergiyle bera
ber yüceitme (tekbir) ve küçümserneyi (tasğir) de kullandı
ğını belirtmektedir.
Övgü, yergi, yüceitme ve küçümseme danışmanın, öven
veya yeren kişinin, savunan veya şikayet eden kişinin "şu me
selede fayda veya büyük bir hayır vardır" gibi ifadeleri bağ
lamında başvuracakları yöntemlerdir.
3.2.1 . Psiko-Sosyal Yapı ve Retorik
İbn Sina'nın insanın tabiatma binaen yaptığı ayrıma göre
muhatabın insan olması bakımından her insan ya avamdan
dır ya da havas tan. 784 Bu ayrıma bir grup daha eklenerek
şöyle bir ayrım daha yapılmaktadır: "Filozoflar" (hukema,
havas) , avamdan yukarıda olanlar (el-mensubılne ile'l-'akl,
el-müzebzebıln) ve halk ('avam) . 785 Burhan ehli burhani bil-
784 İbn Sina,
t <»
785
� ....
Age., s. 5·
age. , s . ı:
:"
uı., • ...,.... � l..)
�Wl jS., uwı .;J.>L;....!I
�)IS
w_,
Retorik Sanatının Değeri 219
giden başka bir tasdik yöntemiyle tatmin olmayanlardır. Ce
del ehli ise kavrayış olarak halkın arasından sıyrılmakla bir
likte halktan olandır. Kesin bilgiyi kavrayamayan ancak ce
deli bilgilere de güvenmeyenler ise halkın çoğunluğudur
(avam, cumhur, retorik ehli) . 786
İbn Sina'nın yaptığı bu ayrımın Farabi'nin Büyük Şer
hi'nde yer alan bir ayrım olduğu ve "plures", "sapientiores
plurius" ve "sapientes" şeklinde ifade edildiği aktarılmakta
dır. 787 Ancak Farabi'nin ve İbn Sina'nın bu ayrımı kendileri
nin mi ortaya koyduğu yoksa Grek düşünüderinden mi aldı
ğı veya Hans Daiber'in belirttiği üzere, Arapça edebi nesrin
ilk örneklerini veren İbnü'l-Mukaffa'nın (ö. miladi 7 5 7) hü
kümdara tavsiyeler içeren Kitdbu 'l-edebi 'l-hebfr ve Kelile ve
Dimne tercümelerinde ortaya koyduğu avam ve havassa da
yalı bir toplum tasvirinden 788 etkilenerek mi yaptıkları bi
linmemektedir.
Yukarıda geçen ayrımda bilginin ontolojisi ve onu algı
layanların durumu bakımından 789 burhan ilk sırada, ya da en
üstte gelir. Daha sonra diyalektik ve en sonda da retorik ve
retorik ehli . Bu sıralamaya girenler sayı bakımından değer
lendirilecek olursa ekseriyet hep avamdan yani retorik ehlin
den yana olmuştur. 790
Bireylerin algı ve sahip oldukları ahlaki özelliklerinin
farklılığı toplumda aynı özelliklere sahip bireylerin aynı grup
786
Age. , 1-9, 234·
787 W..ursch, age., s. 17 6 .
788 N asr; Leaman, age. , s. 74·
789 Black, age. , s. 136 .
790 İbn Sina, el-Hatdbe, s . ın :
�\JUJI_, �Wl ..,H)."
"
�
c/-'.J ..;slü.J� JL.:t �ı ıJI �,r.i
.
ııo
İbn Sina Felsefesinde Retorik
(fırkafn içerisinde değerlendirilmesine neden olmu.�tur. İbn
Sina bireylerin olduğu gibi milletlerio de farklı psikoloj ik ve
ahlaki ö zell i kl e re sahip olabileceği ni belirtmektedir. Bu bağ
laında Ha tdb e'de "Arap ve acem psikolojisi" ( �..,.JI .rA:J1
�IJ) örneğini verm ektedi r . 792
İbn Sina'nın yaptığı avaın-havas ayrımı, bilinçli bir şe
kilde insanları sıruflara ayırmak ve top lum katmanlarının
arasında aşılmaz duvarlar örmek maksadıyla değil de, tanım
da da belirtildiği üzere, tanımlanan insandan yola çıkarak
yapılmıştır. İbn Sina ortaya koyduğu bu ayrımı psikoloji ve
bil gi anlayışındaı1 eğitim , ahlak ve siyas ete kadar değişik
alanlardaki düşün celerin e uygul aın ış tı r.
Tümel meseleleri herkes kolayca kavrayaınaz. Herkes ta
biatının yatkın olduğu şeye doğru eğilim gösterir. Mantıkta
burhan, ce del , hatibe ve safsatarlan oluşan beş sanat farklı
karakterdeki insanlara h itap eden sanatlar olma özelliğine
sahi pti rl er. 793 Bilgiyi algılayışında en üst s eviye de olanlara
burhan sanatı hitap ediyorken burhan seviyesine ulaşmaınak
la beraber tümelleri kullananların i l gi lendiği sanat, cedel sa
natıdır. B ilgi değeri bakınundan da cedel burhana en yakın
saı1at olma özelliğine sahiptir. Retorik ise kesin bilgiye ula
şamayan çoğunluğa hitap eden saı1attır. 794 Safsata ise aınacı
ins anları yanıltmak olanların başvurduğu bir k.ıyas sanatıdır.
Bazı insanlar hayatlarında hem doğuştan hem de sonra
dan kazanılan ve b ilginin her türlüsünden yararlaı1mayı sağ79 1
7'Jı
Age., s. 14.
Age. ,
s.
156.
793 A.mlf. , Topikler, prg. 6.
794 Bu bağlamda Friedrich Nictzsche, algı ve retorik iliş kisiyle alakah
olarak retoriğin halen daha mitlerden meydana gelmiş figürlerc ina
nan kişilere hitap edeceğini savunur. Ona göre böyle biri de eğitil
mekten ziyade ancak ikna edilebilir. Bk. Vitanza, Victor J., Writing
Histories of Rhetoric, s.
ıı.
Retorik Sanatının Değeri 221
layan ister maddi, ister manevi olsun bir takım imkanlara
sahiptirler. Bu tür imkanlada akli yetkinliklerini gel iştiren bu
insanlar, zamanla doğal olarak toplumda ayıncı vasıflarıyla
temayüz etmektedi rler . Bu durumda İbn Sina'nın insanlar
arasında avam-havas şeklinde bir ayrımın olduğunu b elirt
mes i , bir temenni olarak değil de insanların sahip o ldukları
özelliklere dayanarak yaptığı bir tespit şeklinde değerlendiri
lebilir.
Havastan olan biri bu ayrıcalıklı konumuna hile ve oyun
l a ya da birinin b ahşetmes iyle değil de kendi irade ve çaba
sıyla ulaşmaktadır. İbn Sina'nın da belirttiği gibi "soyluluk,
795
adalet ve hak etmekle olur" (J�":l lı J.W4 �J.PJ .u .t.I}J1ı) .
Böyle seçkin bir konuma ulaşanlar, artık burhani ifadelerden
ba.� kasına ka nm az lar .
Sahip olduğu i m kanl arın daha üst bir bilgi ve irfan sevi
yesine izin vermediği sıradan insanlar ise bilimsel kıyaslar
dan (el-akvai) daha çok pratik olarak işlerine yarayacak olan
sadece belirli basit ifadelerle yetinirler. Anlamadıkları dal1a
üst bir dile muhatap olmak onlara eziyet olacağı gibi bunu
onlar da istemezler. N itekim anlam adıkla rı bir takım ifade
lerle kendi ler iyle tartışmaya giren ve kendilerini alt etmeye
çalışan ecdeleilere karşı olumsuz tavırları bunun göstergesi
dir.
Halkın anladığı hitabet tarzı olan retorikte, ne h iç dü
gerek duymadan kavranan, "Güneş aydınlatı cıdır"
gibi zihinde somut olarak h azır bulunan (J.Al4 iJ\..ı..) �ı •_,..; � )
öncüller ne de anıldığında zihnin hüküm vermekten aciz
kaldığı (�1 � iJ\..ı. .)�l ..:.ı...ı...i ) , z ih in de hiç bulunmayan öncül
ler kullanılır. Aksine retorikte kullanılan öncüller, zikredildi
ğinde halkın kafas ın da ifade edilen sözle alakalı birşeyler
şünmeye
795 İbn Sina, ei-Hatabe,
s.
67.
2.2.2. İbn Sina Felsefesinde Retorik
çağrıştıran öncüll e rdir. 796 Öncüllerin çok açık olmamasının
gereği, hem cedelcilerin insanları yanıltmak amacıyla yaptığı
gibi ğalat-ı meşhur 797 öncüller kullanılmaması hem de çok
açık olduğundan dolayı muhatabın öncüileri basite almaması
içindir.
Böyle bir algı özelliğine sahip olan halk, cedeli kavran
ması zor bir kıyas olarak gördüğünden ve hatta kavrayama
dığından, kendini herhangi bir konuda mecbur bırakan bu
çıkarım yöntemini saptırıcı bir safsata ya da anlamadıkları ve
kafalarını karıştıran bir sanat olarak görmektedir . 798 Cedelin
bu "sert" yöntemiyle karşı karşıya kalan halk, bu sanatı doğ
ru olana değil de güce dayanarak iş görenle aynı kefeye
koymaktadır.
799
Cedelcilerin insanlara bakışının bu şekilde olduğunu or
taya koyan ve insanın değişmez doğasına binaen yaptığı bu
tespitle İbn
Sina,
insana ve topluma ön yargılarla ya da sade
ce güçle elde edilecek amaçlarla yaklaşmak isteyen birinin
halk tarafından nasıl algılanacağına dair ipuçları vermektedir.
Avam ve havassın dışında yukarıda da belirtildiği üzere
her iki gruba da mensup olmayıp arada kalanlar vardır. Bun
( � JWI Jl ıJ.>ı.,._:.....l l
birlikte b unlar sanki
lar halktan olup "akla mensup olanlardır"
� J�l) .
Halkın arasından çıkınakla
havastanmış gibi onlardan farklıdır.
Ancak bunlar ne tam
havas olabilmişler ne de tam avam arasında kalm ışlardı r . İbn
7'J6 Age. ,
s . 176.
797
A.mlf, el-Cedel, s. 34- Burada
798
A.mlf. , el-Hatabe,
İbn Sina, her m�hurun doğnı olmak
zorunda olmadığını belirtmektedir.
799 Age. ,
s. ı:
s.
ı.
''..;-> l_,.ı.l l J..4A! '1 ö_,AJI J..4A! �Wl Jl •_,:...j.; "
Retorik Sanatının Değeri :Z:Z3
Sina bu insanları Kur'arn bir ifade olan "ı:ıY.�.U", " arada bo
c alayıp duranlar" 800 kelimesiyle nitelendirmektedir. 801
Dışarıdan bir güç tarafından değil de ins anların kendi
doğalarından kaynaklanan ve ço ğunlukl a da sonradan ka
zandıkları özelliklerinden dolayı var olan bu ayrım İbn
tarafından konumuz olan
retoriği n
Sina
faydası bağlamında de
ğerlendirilecek olursa tamamen pratik bir amaçla, batibin
bitaberin i yönlendi rec eği kişiyi tanıyarak konuşmasını ona
göre düzenieyebilmesi maksadıyla yapılmıştır. Bu ayrım dik
kate alınmadığı takdi rde toplumda siyasi, sosyal ve eğitimle
alakalı düzenlemeler eksik kalacak ve ister bir politikacı veya
isterse bir öğretmen tarafından gerçekleş tirilsin, hiçbir hita
bet, sözle amaçlanan etki ve iknaya ulaşamayacaktır.
Bu durum klasik metinlerde çokça örnek olarak alınan
tıp sanatı için de geçerlidir. Güçlü bir ikna kabiliyeri olan ve
insan psikoloj isini iyi bilen, aynı zamanda bu bilgi ve kabili
hastalıkları sadece fızyolojik
temelli sebep sonuç ilişkileri içerisinde ele alan bir daktorun
tedavideki etkisi aynı olm ayacaktı r . İslam fılowflarının reto
rikle ilgil i metinlerinde tıptan örnekler, İbn Sina'dan önce
Farabi'nin metinlerinde de yer almış 802 ve daha sonra İbn
Sina bunu devam ettirmiştir. Ancak konumuzia alakah ola
rak Farabi'nin Galen'den verdiği örnekler daha çok fızyoyetini uygulayan bir doktorla,
800
80 1
802
Bk. Kur'an-ı Kerim, 4/143 ·
İbn Sina,
U,..
age.,
s. 5:
t.WI ı.J1 'i_,
olA>
ı;ı;T Jı • r+'S J�l I.J" J.LJ I ull �_,..:..ll � 4
t,pı;.JI ull 'ıl • ıJJo!..iı..U. �ts_, ''-"" '_,.:. �ts 'r-f'"
Bk., Zimmermann, Friedrich W., "Al-Farabi wıd die philosophische
Kritik an Galen von Alexander zu Averroes", Akten des VII. Kongresses
für Arabistik und lslamwissenschaft içinde, ed. Albert Dietrich. Göttin
gen, 1976.
224 İbn Sina Felsefesinde Retorik
norn iyl e ilgili örneklerken80 3 İ bn Sina de olsa tıp ve retorik
ilişkisini daha geniş bir çerçevede ele almıştır.
İ bn Sina tıp ve retorik sanatının ya da doktorla hatibin
ikna özelliklerini karş ılaştırarak hem retorik sanatının işlevi
nin beli rginleş rnesini amaçlarnaleta hem de tıp sanatında has
talıkların iyileştirilmesinde iknaya dayalı yöntemlerin de uy
gulanabildiğini ve hastanın psikolojisinin sağlam tutularak
hastalıkların önlenebildiğini ifade etmektedir. 804
İ bn Sina'nın avarn ve havas ayrunı temelde bu iki kesi
rnin bilgiyi algılayışındaki farklılıktan kaynaklanmakta ve
fayda ve zarar, iyi ve kötü gibi değer yargılarında da kendini
göstermektedir. Avarndan birinin doğru kabul ettiği bir hu
sus havas tan biri için tasdiki meydana getirmeyebilir. Havas
tan olan kişi için herhangi bir konuda tam bir gerçeklik
oluşmadığı takdirde tasdilcin oluşması söz konusu değildir .
Bir konu itiraz imkanı ortadan kalkmadığı sürece seçkinler
için bir tasdik anlamı ifade etmez . B unlar şüpheyi ortadan
kaldırmak için yoğun çaba sarfeerler. Ancak avarn için şüphe
tasdike engel değildir.
Kesin bilgi değil de "gönlün kayması" (meylü'n-nefs), 805
hitabet ehli olan halk için c.,,. wl � ) tasdiki meydana geti
rir. 806 Bu durumdaki birinin karşısındakine "doğru, haklısın"
( ..:....U>-I.J ..::.J .,l.p ) demesi onun için normal bir şeydir. Ama bu
nu söylemek seçkinlerin şanından değildir. 807 Çoğunluğa,
803
804
805
806
807
Bk. Fad.bi, Kitabu'l-Hatabe, s. 77 vd.
İbn Sini, age., s. 30-32.
"Meyl" ifadesinin Grekçe metinde bir karşılığı bulwunamak:tadır.
Daha önce Farabi'nin Kitabu'l-luıtdbe'sinde (s. 73) geçen bu kelime
Farabi'nin büyük şerhinde de "mentis declinatio" şeklinde yer al·
mak:tadır (s. 155) . Bk. Würsch, Age. , s. 178.
İbn Sina, el-Hatdbe, s. 4·
Age., s.
3·
Retorik Sanatının Değeri 2.2.5
halka, kal abal ığa (el-ekser, el-crunhur, el-ğağa) bir şey an
latmak (tefhim) wrdur. Ancak bir konuyu wr aniasa da hal
kın tasdiki kolaydır. Gerçek havassa ise bir şey kolay anlatı
808
lır ama onlar zor tasdik ederler.
Bilgi anlayışı bakımından yapılan bu ayrımın yanında in
sanlar algılama açısından da birbirinden ayrılırlar. Örneğin
insanın gençlik dönemlerindeki değer algısıyla orta yaşlarda
veya ihtiyarlık dönemlerindeki değer anlayışı farklıdır. Fayda
algısı güzel algısına göre daha ko lay ve öncelikli olarak ger
çekleştiğinden dolayı gençler faydalı olana doğru eğilim gös
terirler. Gençler, düşünce ve kaygılarının yöneldiği faydalı
olanın hayırlı olduğunu zannederler. Ancak bu eğil im dü
şünceden ziyade haz algısı ve fıtratla alakah bir durrun olarak
görülür. Bu durrun insanı faydaya sürüklüyorken güzele
ulaştıran fıtrat değil erdem dir. 809 İ bn Sina'nın da belirttiği
gibi, "nice çirkin görülen şey vardır ki gerçektir ve nice güzel
görülen şey de vardır ki yanlış tır ! " ( .!!J ..iS.J -?_,:.;....J I _#. j-?I.JaJI.J
o
'-:'?IS .,� ._;.,j_, j;.. � ._;..j.J e:::: � ll _#. �?ıS:.II) . 8 1
Diğer yandan basiretiyle karar veren halkın ( ;� :J§.J
4.<�4 ..,... 1.:.1 1) 8 11 aynı olayda toplrundaki farklı yaş grupla
rına karşı tavrı aynı olmamaktadır. Örneğin zina etmek
gençken de kötüdür ve ayıplanır, yaşlıyken de. Ancak yaşlıy
ken toplrunun değerlerine aykırı böyle bir fucur işleyen kişi
daha çok ayıplanır. 8 1 2
·�
Herkesin tabiatma uygun bir ikna yöntemi vardır. 8 1 3
Avam hakikare ulaşmak için bilimsel bir sürece girme
808
809
810
81 1
812
813
Age., s. 234.
Age. , s .
158 .
A.mlf.,
el-Halabe,
İbn Sina,
Age. ,
Age. ,
s. S ı .
s . 33·
Işaretler ve Tembihler,
s. 20.
prg.
58.
226 İbn Sina
Felsefesinde Retorik
imkanına s ahip
olmadığı
gibi cedelin kişiyi şüpheye götüren
ve gerilime dayanan mücadeleci yapısından
ister.
İki
da uzak
kalmak
ihtimal söz konusu olduğunda bu kişinin zihni bir
14
tarafa meyleder ve o tarafta karar kılar . 8
SQğlıklı ve sağlam bir toplum
(öJu..J ı r,"J.-)
için halkın
kanunlara karşı inancının olması gerektiğini belirten İbn
sına., arnelde uyulması gereken hususları ve cüzi konuları
'görüş ve düşünce'ye ( reviyye ve nazar) dayanan sahih akılla
yani burhan veya ecdelle kavrayamayacak durumdaki
"yöne
tilen" ( müdebber) kişiye retarikle ulaşılabileceğini belirtir .
815
Bu bağlamda Kurandan verilen örnek şöyledir:
"ır-' <./' ı;l4
rtl�� �1 �.,...ı ı.J �4 .!L..) J::.- Jl �1"
.J
"Rabbinin yoluna hikmet ve güzel öğütle çağır
en
güzel şekilde
Ayette
mücadele et.
geçen
"hiknıef'le
" 81 6
burhanın,
ve
"güzel
onlarla
öğüf'lc
hatabenin ve "en güzel şekilde mücadele et" kısmıyla da ce
delcilerin kastedilmiş olduğu belirtilmektedir. Avam ve ha
vasa hitap etmek bakımından sadece burhan ve hatabe fayda
817
sağladığından dolayı cedel en sona bırakılmıştı r .
İnsanlara s ağladıkları yarara göre sıralanan bu sanatlar,
safsatayla birlikte Eski Yunan'da ortaya çıkışına göre de sıra
lanmaktadır. Farabi'nin
Kittibu'l-Huruj
adlı eserinde ortaya
koyduğu ve millederiı1 zaman içerisinde düşünsel olarak
burhana doğru gittiği anlayışını hatırlatan bir şekilde 818 İbn
Sina Antik döneme atıf yaparak çok önceki tartışmaların şiir
le yapıldığını, daha sonra hatabeye, sonra safsataya, ardından
8 14 Age., s. 4·
815
816
817
818
a.mlf., Topikler, prg. 6.
Süresi, II4. iyet.
İbn Sina, el-Hatdbe, s. 6; Razi, Şerhu 'uyüni1-hikme,
Bk. Fadbi, Harfler Kitabı, prg. 138 vd.
Age., s.
zz-z3 ;
Kur 'an-ı Kerim, Nahl
s. zr;&.
Retorik Sanatının Değeri 227
cedele ve en sonunda da burhan derecesine ulaş ıldığını be
lirtmektedir. 819
Her insanın doğasında hakikate ( al.:ıı 9 itç, aletes, hak)
ulaşma isteği vardır ancak her insanın doğası bu isteği kolay
lıkla karşılamaya müsait değildir. Dolayısıyla bazıları hakika
te ulaşamasa bile benzerine ( öııoıov t4> al.:rıeet, homoian to
alete i) ulaşır. 820
olduğu için
!l.ı�4 � ıJW')' I tf ıJ')' .!l.l;_, insan yapı olarak hayatı pay
laşacağı bir toplum içerisinde yaşar ve yaşamı paylaşmak (el
müşareke) , karşılıklı ilişki (mua'mele) ve komş uluk
( müc avere) içerisinde yaşamaya ihtiyaç duyar ve birlikte ya
şamın sürdürülmesi faydalı inançlada (Wl:.ll ..uu..J I ) mümkün
olur. 821 Böyle bir birliktelikle oluşturulan toplumda pratik
alanda kamu yararını düzenieyecek doğru (sadık) kanunlar
belirlenmeli ve halk bu kanunları benimserndi ve bunlara
güven duymalıdır. İnsan yaşamını diğerleriyle ortak bir
alanda devam ettirir ve ortak yaşam da karşılıklı dayanışma
ve yardımlaşma sayesinde gerçekleşir. Bir toplumda ortak iş
görebilmek ve iyi komş uluk ilişkilerinin bireyler tarafından
benimsenmesi ve gelişmesi bakımından pratik meselelerde
doğru ve yerinde kararlar alınması gerekir. Aksi durum da
toplum dağılır. 822
Türünün
varlığı
ortak yaşama
bağlı
8 19 İbn Sina, Ikinci Analitihler, prg. '-33 ·
82 0 İbn Sina, el-Hatdbe, s . ıı: " .JI' J \1 Jlb.:.... ')' 4 �� �L:...al ı ..:.ilS'
_, 1
821
822
.;ı
l,)"l:.ll ;ı.,;., · Joo-1 1 � ..::.ıb_,;.-) 1 ..:.ilS' .;ı · � � J�l .:ılS'_, • .:ıı..,r.ll
� <r ı+"-' .� Jiy. <r � · � .YI J=-1 1 � •Joo-lı '-""L.:l 4 4i_,;..!..o
� �1 .)1"
İbn Sina, Topihler, prg. 6.
İbn Sina, el-Hattibe, s. ıı.
ııB İbn Sina Felsefesinde Retorik
Farabi kategorilerin retarikle olan bağını açıklarken
Eflatun'un mağara örneğini vermektedir. Buna göre cumhu
run bilgisi en basit düzeyde ve en yalın haliyle duyuyla algı
lanan gölgelere dayanıyorken burhan ehlinin bilgisi bizzat
kendilerinden ve akla dayanan düşünceden kaynaklanmakta
dır. 823
İnsanın tabiatının ve içinde bulunduğu çevrenin bir yan
sıması olan avam, havas ve bu ikisini arasında yer alanlar ay
rımından yola çıkarak İbn Sina, insanların gerek ahiili algı
ve değerlerini gerekse siyasi ve sosyal konumlarını belirleme
yoluna gitmektedir. İbn Sina'nın Hatabe'nin başından itiba
ren değişik bağlamlarda birçok defa vurguladığı bu ayrım
dikkate alındığında onun toplum ve değerlerle alakalı görüş
leri daha iyi anlaşılacaktır.
3.2.2. Ahlaklı Bir Toplumun Oluşumunda
Retoriğin Etkisi
İbn Sina'nın nazari ve arneli felsefe ayrımında arneli fel
sefe tarafında yer alan ahlak ilmi (el-'ilmu'l-ahlak, el
hikmetü'l-hulkiyye) insanın şahsını yetkinleştirme amacı gü
den bir ilimdir. Arneli felsefenin diğer bir ilmi olan siyaset
( el-medeniyye, tedbim'l-medine, ilmu's-siyase) ise bilginin
yanında bilinenleri uygulamaya koymak suretiyle toplum
hayatındaki ilişkileri yetkinleştirmeyi amaçlamaktadır. Arneli
felsefenin üçüncü ve son ilmi olup retariktc konu olarak
alınmayan ilim ise "ev idaresi ilmi"dir (tedblru'l-menzil, el -
8 23 Black, age . ,
s.
117-118 . Duyulara dayanan bilgiler ve bunların katego
rilerle olan ilişkisi için bk. ,
Fad.bi, Felsejeıu Aristütalrs ,
s.
72.-73, 8 2.- 8 3 .
Retorik Sanatının Değeri 22 9
4
hikmetü'l-menziliyye ) . 82 Arneli ilimler arasında yer alan
ahlak ve siyaset, bir kıyas sanatı olan retoriğe ancak maddesi
bakımından konu olmaktadır. Black, İslam fılozoflarının re
toriği kıyas sanatları arasında ele almaları bakımından onu
bir "qıp6vrıc:nç" (fronesis, ameli: hikmet) olarak görmedikleri
ni belirtmektedir. 82 5 Anc ak bu çalışmamız çerçevesinde gö
rebildiğimiz kadarı yl a İbn Si:na'nın özellikle Hatabe'sinde, ilk
makalede ve diğer bölümlerde yer alan ifadeler bu fi kre ka
tı lm amı zı zo rl aş t ırm a ktadı r
.
Konusu bakımından değer merkezli bir kıyas sanatı olan
retorik, kullanacağı malzemeyi toplumun değerler dünyasın
dan almaktadır. Hatip, toplumdan a ldı ğı bu değer kalıpl arını
belli bir düzen içerisinde düzenleyerek yine topluma aktar
maktadır. Topluma bu ikin c i gi diş i nde ondan bir şeyler al
mak için değil, daha önce ondan alıp öncüller haline getirdi
ği değerleri ona hatırlatarak toplumun ahlak ve erdem bilin
cinin gelişmesini sağlamayı amaçlamaktadır. 826 Böylece reto
rik, hem toplumun değerlerinin bir taşıyıcısı hem de toplu
mun beslediği bir kıyas sanatı olma özelliğine sahip olmak
tadır.
İbn Sina'nın içi nde yer aldığı felsefi gelenek açısından
bakacak olursak bu geleneğin ahlaka bak ış ı bir ölçüde Sofist
lere verdiği cevaplar etrafında ş ekillenmiştir .
Miledi fılozofların etkisiyle edindikleri görelilik anlayışı,
Sofistlerin ahlak anlayışını etkilemiş ve bu görelilik anlayışını
özellikle değerler dünyasına uygulayarak toplumun tutuna
cağı sağlam değerler alanında büyük parçalanmalara neden
824
Kaya, Cüneyt M.,
agm. ,
s.
7 1 vd . ;
Ç1nr, İlhami,
Fareibi ve Ibn Sına'da
Ilimler Sıniflandırması, basılmaıruş yüksek lisans tezi, Cumhuriyet
825
826
Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü,
Black, age. , s. 131-137 ·
İbn Sina,
el-Hatdbe,
s.
34·
ıoo7, s.
61-62.
230 İbn Sina Felsefesinde Retorik
olmuş ve böylece bireycilik öne çıkarak toplumda kaos or
tamı oluşmuştur. Sofıstler böyle bir sonuca sözün gücünü
kullanarak ulaşmışlar ve tarihte söz ve değer ilişkisine dair
tartışmaların başlıca örneklerinden birinin odağı olarak gös
terilegelmişlerdir.
Ahllliılık (morality) kesinliğe (absolutism) dayanır ve
bir açıdan da ilahi bir desteğe sahiptir. Sofıstlerin başarısı,
rölativist anlayışlarını mahkeme salonlarına taşıyarak davalar
kazanmalarında ve böylece insanlar nezdinde yöntemlerinin
yararlı olduğu düşüncesinin ortaya çıkınasında yatmaktadır.
Onlar da bu kanaari kullanarak felsefeyle yakın olmanın pek
bir kazancının olmadığı düşüncesini yaymaya çalışmışlar.
Ahlaki açıdan ise insani fiilierin aslında tamamen doğru ya
da yanlış olmaktan ziyade daha doğru ve daha az yanlış ol
duğunu ileri sürmüşlerdir. Daha sonra gelecek olan Aristote
les, Sofıstler tarafından ortaya konulan dclillendirme yönte
minin kötü sonuçlar doğuracak eylemlerde kullanılmasına
karşı çıkarak özünde kötü olanın iyi veya doğruymuş gibi
yansıtılmasının yanlış olduğunu belirtmiştir. 827
Sofıstlerle ilgili daha sonra Aristoteles'in de eleştirdiği
diğer bir husus ise onların kandırmayı bir başarı olarak gör
meleri ve bu amaçla ortaya koydukları işten de ücret alıyor
olmalarıdır. Bundan dolayı Aristoteles iknayı mutlak bir ba
şarı olarak görmemiş ve retoriği "mümkün ikna yollarını
arayıp bulma sanatı" şeklinde tarif etmiştir. 828
Aristoteles'in bu görüşü onun ahlak düşüncesine uzak
değildir. Şöyle ki kendisiden önce Eflatun'da "bilgi", "iyi" ve
"adalet'' kavramları birbirinin yerine kullanılabiliyorken
827
828
Williams, age. , s. 21-22.
Aristoteles, Retorik, 1355 b 25 vd.
Retorik Sanatının Değeri 231
Aristoteles'e göre ahlak eğitiminin amacı bilgi (gnosis) değil
eylemdir (praxis) . 829
Sofistik ve cedele nispetle retoriğin ahlaki değerleri daha
fazla dikkate alan bir sanat olup olmadığı sorusuna, sofistle
rin hem değerleri insanlara gerçekte sahip oldukları nitelikle
rinden farklı göstermeleri hem de mahkeme salonlarında uy
guladıkları üzere ağlamak vb. eylemleri mazur göstererek
duygu sömürüsü yapmaları dolayısıyla olumlu yanıt veril
mektedir. 8 3 0 Muhatabın duygularına hitap ederek onu etki
lerneye çalışmak olasıdır, ancak bunu duygu sömürüsüyle
değil de karakterle, sözlerle ve kıyasın gücüyle gerçekleştir
mek gereki r . 831
Aristoteles'in Sofistlere karşı retoriğe kazandırdığı en
büyük ahlaki dayanaklardan biri de konuşmacının ahlaklliği
sorunudur. Aristatdes sözün gücüyle konuşmacının karakte
ri arasında doğrudan bir ilişki kurarak ahlaki açıdan zayıf bir
- hatibin konuşmada etkili olamayacağını belirtmiştir. Bunun
içindir ki Aristo teles , "ahlaki yapı en etkili delildir" ifadesini
kulla nı r . 832 Ahlaki yapının sahip olduğu bu etki farklı şekil
lerde tezahür eder. Bazı ahlaki yapılar karşıdaki insanın daha
kolay ikna olmasına yardımcı oluyorken bazıları da muha
tabın direnç göstermesine ('inad) sebep olmaktadır. 833
Tartışmanın dürüst olması gerektiğini söyleyen Aristote
les'in834 açıkça ortaya koyduğu gibi retorik ve ahiakın ortak
.
829
83 0
831
A.mlf. , Ethica Nicomachea, 1095
A.mlf. , Retorik, 1354
Age., 1354 a 15-20.
a 4-6
•
a 12-31
832 Aristoteles, Rlıetorik, nşr. Rapp, s.
833 İbn Sina, el-Hatcibe, s. ı ı .
834 Aristoteles, Retorik, 1355 a 3 Z·34·
12.3.
1.3 1.
İbn Sina Felsefesinde Retorik
ilgileri bulunmakta ve karakter ve duyguyu ele
mından retorik ahiakın
alması bakı
bir yan dalı olarak görülmektedir. 8 35
Retarikle ilgili metinlerinde, özellikle
Kitô.bu'ş-Şifa'nın
mantık kısımlarından biri olan el-Hatabe'de Aristoteles'in s is
temini takip eden İbn
Sina,
Retorik'in metninin Arapçaya ak
tarımı sürecinde meydana gelen metindeki bazı yanlışları
düzeltmenin ve boşlukları tamamlamanın yanında, belirtti
ğimiz gibi gerek öncüileri gerekse hitap ettiği kitle bakımın
dan toplumdan ve değerlerinden ayrı düşünülemeyen bir sa
nat olması bakımından retorikle ilgili metinlerinde kaçınıl
maz olarak içinde yaşadığı kültürün değerlerinden örnekler
de vermiştir.
Retorik, cedel gibi iki zıt şeyi karşılaştırarak birine
ikı1a
eden bir sanattır. Ancak karşılaştırılan ve birine yönelik ik
nanın sağlanmasına çalışılan bu
iki zıt alternatiften her ikisi
de ikna etmeye veya tercih edilmeye uygun olmamaktadır.
Retoriğin erdemliliği veya erdemden yana olan tavrı işte bu
noktada belirginleşmcktedir. Her iki tarafın da ikna yolunun
bilinmesi bir şeyin var olup olmadığını, adil, doğru ve övgü
ye değer olup olmadığını bilebilmek ve kullanmak için olma
sa da karşıt görüşteki kişinin yönteminden haberdar olmak
içindir.
836
Ahlak her ilim için sözkonusu olmayabilir. "Ahlaki"
( hulki) sözünün seçmeyle ilgili olması dolayısıyla İbn Sina,
matematİkle alakalı ilimlerde güzel veya çirkinle, faydalı veya
zararlıyla alakalı ahlak ifadelerinin bulunmadığını belirtmek
tedir. 837
83 "
•
8 36
837
a
Age. , 1356 zo-z7, 1359 b
İbn Sina, d-Hatabe, s . 23.
8-ız.
Bk. Aristoteles, Retorik, 1355 a 34·36.
Age. , s. 243 : J_,i r-:IL..:I I J ..,-:! .!U.ll, ·A> 'll � � .;.ı;.ıı r':)I.SOI .Jli
J ı.,.; ,l �ı; J T •c::i ,T � � �
Retorik Sanatının Değeri :Z33
Doğruluk bakımından ise hendese ahlak ilminden daha
hayırlıdır. Bunun nedeni hendesede doğruluğun (sıdk) amaç
olmasıdır ve dolayısıyla burad doğruluk daha güçlüdür. Ön
cülleri mahmudat olan ahlak ise doğruluk bakımından daha
zayıftır. Ancak ahlak ilminde sadece doğruluk değil, amel de
amaçlanır. 838
İbn Sina, cedel gibi zıtlardan birinin tercih edildiği sanat
olan retoriğin doğru ( savab) 839 ve erdemli olan tarafı tercih
edeceğini bildirmcktedir. Erdemli olan tarafa yönelen reto
riğin kendi erdemi ise iki taraftan birine ikna etme tasarrufu
gücüne sahip olmasıdır. İbn Sina bu tercih gücünü, "güç"
(kuvve) ve "erdem" (fazilet) kavramlarını karşılaştırarak
açıklamaktadır. Buna göre güç, hayır ve şerden her ikisinde
de kullanılabiliyorken ahlaki erdem sadece hayır için söz ko
nusudur. 840 Bunun dışında sağlık, zenginlik ve cesaret ise
şerde de kullanılabilir. Bunların hayırda kullanılması bir zo
runluluk iken şerde kullanılması şerri savuşturmak içindir.
Bu durumu tasvir etmek ıçın şu örnek verilir:
"�..bJ4 �..bJ I di"
("Demir demirle ikiye bölünür" ya da
841
"Çivi çiviyi söker'') .
Toplumda mahmudat gibi yaygın kabul görmüş ortak
değerler bulunmakla birlikte insanların ahlakı birbirinden
farklıdır. 842 İnsanların bu farklı ahlaki yapıları, temel özelliği
t.....l:.fll J J..L.All .:ı� .J':)l.:.� l � � J..iaif lfi� t... ..l:.fl l
..,-).J •.::.ı b_,...-J l .)s- ··l:.ı ı)� , ....-.....;{ J ')l..:.�ı � ..j.J •._,.P _,All 4:1 .Y'.J
838 Age. ,
839
840
841
842
s.
79:
.\Si
J-li.J J. ,.JW J..L.All ..,.... ...; ._,.P_,Al l
İbn Sina,
İbn sına,
age . ,
age. ,
Age., s . 24- 25.
Age. ,
s. n :
s.
s.
23,
24.
178. Aynca bk. Farabi,
..,.w� � J')l..:.� l .:ı�
Kitabu'l-haUibe,
s.
59 ·
234 İbn Sina Felsefesinde Retori.k
seçmek olan ahiakın bu özelliğinin daha da anlamlı bir hale
gelmesini sağlamaktadır.
Ahlak ilminin temel kavramlarından olan "iyi" (el-birr),
"adalet'' ve "erdem" özelliklerini anlam olarak içinde barın
dırmaktadır. ''İyi"nin ne olduğuna ise sınırsız tikeller dünya
sında yaşayan insan değil şeriat karar verir. 843
Ahlaki erdemlerin değeri örnrün değişik dönemlerinde
ayrı bir anlam kazanmaktadır. Örneğin daha önce verilen bir
örnekte olduğu gibi zina etmek her yaşta kötüdür. Ancak
yaşlıyken böyle bir şey yapan biri, yaşının ilerlemiş olmasına
rağmen şehvetinin dinmemiş olması nedeniyle yazılı olma
yan kanunların bekçisi olan toplum tarafından daha çok
ayıplanır. 844
İbn Sina'nın miras edindiği ilim geleneğine karşı tavrının
alak.lliği noktasında şu örnek önemlidir: İbn Sina, Retorih'te
Aristoteles'in verdiği bir örneği anlayamayınca, "Bu konuda
ilk ta'limde anlamadığım bir örnek verilmiştir" ifadesini kul
lanmaktadır. 845 Bu ifade İbn Sina'nın metnine ayrı bir güve
nilirlik kazandırıyorken kendi şahsiyetine dair de ayrıcalıklı
bir ipucu vermektedir.
Konu hitabet ve fayda ilişkisi olunca İbn Sina hatiple
alakalı olarak şöyle bir erdem örneği vermektedir: "Hatip
kendi menfaatini değil muhatabının menfaatini düşünür.
Eğer böyle yapmazsa sofistler gibi olur."846
�_r.ll"
844 Age. , s. S ı .
845 Agy.
846
Age.,
s.
:z8.
Retorik Sanatının Değeri 23 5
Çoğu insan
doğuştan kötü
olmasa da ve yapı olarak mü
fırsat bulduğunda yanlış
kemmcl liğ i ve erdemi istese de
yap maktan
kaçınmaz. 847 Bu durum insanların kendilerini
terbiye edilmemiş duygu ve heveslerine ka ptırmal ar ından
kayn aklanm aktadır
Özellikle halkın çoğunluğunun bu yö
edilmesi hususunda onların duygu ve hazları
na hitap edecek olan en etkili araç lardan biri de doğal olarak
halkın dilinden anlayan retorik: san atı olacaktır.
.
nünün terb iye
Ahlak ve siyasetin konusu olan iyil i kler ve kötülükler w
runlu olarak ortaya çıkanlar değil de iradeyle meydana gelen
iyili k ve kötülüklerdir. Çünkü insanı gerek kendi içinde ge
rekse toplum h ayatın da yetkinleştirmeyi amaçlayan ahlak ve
siyasetin en büyük dayanağı insan irades idir 848
.
3.2.3. Retoriğin Siyasetteki Rolü
Retorik:, siyaset b ağlam ı nda iki şekilde ele
alın abil i r :
ı.
Kendisi bakımından, yani politik söylevde olduğu gibi reto
riğİn
sadece bir araç olarak kul lanıldığı pratik retorik:, ı..
Ko
nusu bakımından (siyaset ve ahlak) . Aristoteles retoriği siya
setle bağlantılı olarak Safıstlerden farklı bir şekilde dal1a çok
politikacıların daha iyi s iyaset ede
bilmesi için bilmesi gereken konular olması do l ayıs ıyla ele
alıyor olsa da bir hatibirı konuşma üslubuyla ilgili konulara
da yer vermektedir.
konusu bakımından ve
847 Aristoteles, age. , 1382 b - 1389
848
İbn Sina,
age. ,
s. 57-58 ; Çıtır,
a.
agt. ,
s.
6r.
236 İbn Sinıi Felsefesinde Retorik
Klas ik retorik hem konusu hem de tarihi gelişimi bakı
mından toplumların siyasi ve sosyal yapılarıyla doğrudan
bağlantılı bir disiplindir. 849
Antik Yunan topraklarının tarıma elverişli olmaması do
layısıyla buralarda yaşayanlar hububat tarımından ziyade
bağcılığa yöneldi . B ağcılık ise serm aye gerektiren ve ürün
alma süres i uzun bir uğraştı . Bunun sonucunda kırsalda ya
pacak bir şeyi kalmayan insanlar yaşadıkları yerleri terk ede
rek iş aramaya koyuldu. Zamanla insanlar borçlarına karşılık
köleleştirilmiş ve köleler toplum hayatında bi rçok
haktan
yoksun bırakılmıştı. Toplumun ancak yüzde onu imtiyazlı
Özgürlük ve rahat yaşama isteği toplumdaki
değişim taleplerinin artmasını sağlamıştı. Solon (M.Ö. 640559) hazineden para ayırarak köleleri özgürleştirme politika
haklara sahipti.
ları uygulamış ve borca karşılık köleliği yasaklamıştı. Zen
ginliğin arnn ası beraberinde güç ve yönetime katılım arzu
sunu getirmişti. Siyasi hayata katılım ise toplum karşısında
hitabet yeteneğiyle orantılıydı. Diğer yandan insanların eğ
lenceye daha fazla zaman ayırabiliyor olması ve retoriğin de
bir eğlence aracı olması dolayısıyla M.Ö. beşinci yüzyılda
0
retoriğin toplumdaki değeri artm ıştı . 85
M.Ö. 403 yılında yönetimi elinde bulunduran otuz ti
randan oluşan "otuzlar meclisi" fimeye sebebiyet verebilece
ği gerekçesiyle retorik eğitimini yasaklamışlardı .
85 1
Retoriğin halkın, yani demokrasinin dili olması dolayı
sıyla cumhuriyet Romasında liderler halkı daha iyi kontrol
edebilmek için retorik öğreniyorlardı . Grek- Roma
kültür
havzasında retoriğin yoğun bir şekilde kullanıldığı siyasi or-
849
850
851
William s, James D., age. ,
Willi am s, age. ,
s.
n-13.
Vitanza., Victor J . ,
s . z.
Writing Histories of Rhetoric, s. 7 ·
Retorik Sanatının Değeri 23 7
tamlar imparatorluğun etkisiyle kapanlmaya b�layınca reto
rik farklı bir niteliğe bürünerek o dönemde yaygınl�maya
b�layan
Hıristiyanlık öğretilerinin yaygınl�tırılmasında
kull anıldı. 8 5 2
Meşşii felsefe geleneğinde retarikle siyaset ilişkisi Aristo
teles'in Retorik'ine dayanır. 8 5 3 Farabi yönetim biçimlerini ay
rıntılandırdığı eseri Füsal u 'l-medeni'dc toplumla ilgili konu
larda retoriğin önemine de değinmektedir. 854 İbn Sina'ya
göre ise retorik diğer sanatlara göre ifade ettiği hususların
halk tarafından daha kolay kavraruyar olması bakımından bir
avantaja sahiptir. 855 Ayrıca devlet yönetiminin gereklilikleri
nin (mesllihu'l-medeniyye) ve kamu menfaatinin (şemlü'l
maslahat) yerine getirilmesinde ve ortak y�am düzeninin
(nizamu'l-müşareke)856 sağlanmasında bir kıyas disiplini olan
retorik yardımcı bir unsurdur. 857
İslam dünyasında Antik Yunan retoriği Aristoteles'in bu
alandaki eserinin kaynak olarak kullanıldığı metinler üzerin
den incelenmiş, pratik alandaki uygulamalar çok daha farklı
bir seyir takip etmiştir. Dolayısıyla İslam coğrafyasında An
tik Yunan'dakinin benzeri bir retorik ve siyaset ilişkisinden
söz edilemez.
İbn Sina Hatabe'de siyasetle
ilgili
konuları inceleme ko
nusu yapıyor olsa da bunu, retorik sanatının (sınaa'tü'lss2
853
8 54
85 5
856
Willi'
ams,
age.,
s.
3 vd .
Aristoteles, Retorik, 1356 a z5-27 )
F"ara" b"ı, Fusa ı u ·ı -meden ı, s . Prg. 50, 53, 54·
İbn Sini, el-Hikmetiı'I-'Aroziyyc, s. 17.
İbn sına Hatdbe'de birlikte yaşamanın gereklilitini vurguladı� yer
lerde Farabi gibi "te'avün" (gegenseitigen Bund, yardımlaşma) ke
limesini değil de daha çok "müş:ireke" kelimesini tercih etmiştir, bk.
al-Farabi, dcr Mustersıaaı, tre. Friedrich Dieterici, E. J. Brill, Leide n
,
85 7
t895,
s.
53-
İbn Sini, el-Kıyas,
s.
4;
a.mlf. ,
ei-Haıdbe,
s. 22.
:z3 8 İbn Sina Felsefesinde Retorik
hatabe) maddesini oluşturan siyaset konusunun derinleme
sine araştırılması retorik sanatının değil siyaset ilminin (el
'ilmü's-siyase) konusudur. Bunun dışında aralarında bir or
taklık bulunmadığından858 dolayı859 siyaset sadece retoriğin
sınırları çerçeves inde ele alınmaktadır. Bu bakımdan hatabi
kıyasın maddesi olmasının dışında siyasetin diğer nazari ve
arneli ilimlerden farkı bulunmamaktadır. 860 Diğer yandan
sadece retorikle alakah metinlerinden yola çıkarak İbn
Sina'nın siyaset anlayışına dair bütünelli bir bakış aç ısı da ge
liştirilemez. Filozofun ken dis i de bu konunun daha ayrıntılı
bir şekilde siyaset i lm inde işlendiğini belirtmektedir. 861 Bu
rada genel olarak retoriği n yararı konusu çerçevesinde reto
rik metinlerindeki siyasetle alakah konulara değinilecektir.
İbn Sina'nın Şifa'dan başka retorikle alakah tek müstakil
metni olan el-Hikmetü 'l- 'Aruziyye'nin retorikle ilgili kısmının
tam başlığı şöyledir: "Fi me'an1 ki tabi ritfuika ey el-belağa
fi'l-hukfuneti ve'l-hatabe." 862 B u başlık retoriğin siyasetle
olan güçlü ilişkisinin bir göstergesidir.
Farabi'nin zann1 ve arneli felsefe anlayışına 863 uygun ola
rak Kitabu'l-Hatabe'de "zanna dayalı" ve "amele dayalı"
('ameliyye) şeklinde ikiye ayırdığı sanatlardan arneli sanatlar
arasında yer verdiği864 reto riği İbn Sina, "maddesi siyaset vb.
858
859
s . 3 5 : "Tasarruf bakımından retoriğin siyasetle
ne de bir benzerliği vardır."
Age.,
ne
bir ortaklığı
Age. , s.
64: "4ıllüJI �ı.:....l � ,...., 1:-ll r-LJI I� J ..1"'�1 ..�..,&t:... l ,:ıt .)s-"
Farabi,
Harfter Kitabı,
860 Black, age. , s. 132.
861 İbn Sina, age. , s . 64. Farabi ise ideal devlet anlayışını ortaya koyduğu
eserinde toplumda yardımiaşmaya (te'avün, gcgenseitigen Bund)
dayalı bir düzenin nasıl ortaya koyulacağını ayrıntılı bir şekilde ince
lemektedir, bk., Farabi, Musterstaat (Ideal Devlet), nşr. Dieterici, s. 53·
862
İbn Sina, el-Hikmetü1-'Arüziyye, s. 1 5 .
863
864
s.
A. mlf. , Kitabu'l-Hatabe,
69, 89.
s.
57-5 9 .
Retorik Sanatının Değeri 239
konular olan kıyas sanatı"865 olarak tanımlamakta ve amacı
nın ne gerçeğe ulaşmak ne de adaleti sağlamak olduğunu,
onun tek amacının ikna olduğunu ifade etmektedir. 866 Bu
bakımdan retorik toplumun, kazanması istenen hasledere
ikna olarak ulaşması ve bu konuda genel bir kanı oluşması
için yetkin bir araçtır. Bunun içindir ki retoriğin amacı olan
ikna Farabi'nin devlerler sınıflandırmasında devlet şekillerin
den birine ad olarak verilmiştir (cudetu'l-ikna', iyi ikna) . 867
İbn Sina'nın kullandığı "meşveret" ifadesi Aristoteles'in
metninde yer alan politik hitabede868 alakah olduğu için "el
mii§lr" ifadesi siyasede bağlantılı olarak "siyasetçi"
"mii§avir"869 veya "mii§avir sözcü" ( el-hanbü'l-mii§ir) an
lamlarıyla karşılanmıştır. İbn Sina meşvereti iradeyle iyiliği
kazandıracak veya kötülükten sakındıracak olan şeye doğru
iradeyi harekete geçirmesi istenen söz olarak tanımlamıştı.
Buna göre iradi olmayıp wrunlu olan, istensin ya da isten
mesin, olacak olandır. Halbuki imkana dayanan meşveret
wrunlu olmadığı gibi bütünüyle mümkün de değildir. Çün
kü mümkünler ya da imkanlar dahilinde olanların arasında
iradeye dayanınayıp doğadan kaynaklanan şeyler olduğu gibi
arızi olarak ortaya çıkanlar da vardır. 870 Meşveret her ne şe
kilde olursa olsun iradeyle olmayan konularla ilgili değil,
iradeyle ortaya koyup ya da ortadan kaldırabileceğimiz
mümkünlerle ilgilidir. 871
865 İbn Sina, el-Hatdbe,
866
Age. ,
s.
s.
58 :
"4JI!.t, 4.-1.:-ll ;.r .:ıl� �l,4)1 �ı:...J I ".
8.
867 Fara
bi, Fusalu'l-medeni (Dunlop neşri), s . 137-150.
868
Aristotele.�, Retorih, 1358 b 8-13.
869
Günümüz Türkçesinde "müşavir" kelimesiyle aynı anlama gelen
"damşman" kelimesini, bu kelimenin siyaset dışı alanlarda da kulla
nılıyor olmasmdaiı dolayı tercih etmedik.
870 ı·bn s·ma,
. age. , s. 57·
871
A. ınlf. , el-Hihmetü 1-'Arılziyye, s.
ı6.
240 İbn Sina Felsefesinde Retorik
İbn S i na Hatabe'de aynııni ar ı na girmeden siyasetle ilgili
konuların şöyle sıralanabileceğini belirnnektedir:
ı.
(Donanım olarak) hazır olma hali (ö.WI)
ı.
S avaş ve barış
3·
Ülke savunması
4·
(Ülkeye) giriş çıkışların kon tro lü ( J>.ll l .J" t ö� I.J"
(rl-li.J "':".rJI)
(�..ı.JI �1...- )
c..fJ I.J)
5·
Kanunların uygul anm as ı (el.rJI �.._;.)
6.
Kamu yararı n ı n belirlenmesi (dl..a.J I �.J ) . 8 72
Kamu yararıyla i lgi l i bu son madde Aristoteles'in met
ninde bulunm am aktadır . 8 73 İbn Sina'nın Hatabe'dc bi rçok
defa vurguladığı bireyin ve toplumun "maslahat"ı konusu,
"dl..a.J I " veya "�1" kelimeleriyle ifade edilmektedir. 874
Bu bağlamda bireysel ve toplumsal yaşamın yararını " w.-11
�_,.:JI", "�Jl.!...JI c�" veya "Jı-JI c�" kavramlarıyla ifade
eden İbn Sina, "Toplumun yararına olanın sürekliliği"ni ( r l_,i
�_,.:JI w.-11) s ağlam aya çalışmanın siyas eti n en temel gö
revlerinden biri olduğunu belirnnektedir. 875
İ bn Sina'nın retorikte ortaya koyduğu siyaset siyaset an
layışına dair bütüncül bir yaklaşım sergileyebilrnck için ayrı
ca İslam felsefesindeki burhan teorisiyle alakalı olarak hiye
rarşik bakımdan daha yukarıda olan külliler prensibine bak
mak ge re kir . İbn Sina siyasetle alakalı konulardan önce dev
letin geneliyle ilgili olan lara daha sonra da bireyi ilgiiilendi
ren meseldere değinme ktedir . 876 Aristoteles devlet şekillerine
8 72
A.mlf., el-Hatabe,
s.
58.
873 Bk. Aristoteles, Retorik, 1359 b zo.
8 74 Bk. İbn Sina, age. , s. ı6, 2.2., 6ı vd.
8 75 A.mlf. , Topikler, prg. 6; a.mlf., ei-Hatabe, s .
876 Age., s. 53 vd.
63-66, 69 .
Retorik Sanatının Değeri 241
bireyle ilgili hususlardan sonra yer vermişken İbn Sina bu
konuyu
bireyle ilgili hususların peşi sıra hem de devlet
yönetimiyle alakalı bölümde incelemektedir. 8 77
hem
Toplumsal bir
varlık olan insan, hayatın
akışı
içerisinde
diğer canlılardan yardım alır. Ancak bir insan olarak insana
en
büyük yardım ı kendini
Bu gücüyle
olur. 878
Her
ifade gücü (lisan ve beyan) sağlar .
insan adaletli davranır, zulmeder, iyi veya kötü
türlü mcselede halkı ikna etmenin inlkanlarını
ara
yan retoriğin toplumun tamamını idare eden ve toplumun
sahip olduğu genel kanaatierin oluşumunda en etkili kurum
ol a n siyaseti konu edinmemesi düşünülemez. "Söz söyleme
siyaseti" olarak da adlandırabileceğimiz retorik siyasetle ilgili
konulara sınırları çerçevesinde yer vererek879 ayrıca siyasi bir
olan hatibin ikna kab i l i yetini güçlendirmeyi amaçla
fıgür
maktadır.
Genel
olarak fels efeye
göre retoriğin toplumdaki
etkisi
ve dev
daha fazladır.
Halk ( amme) idaresi bir meleke olan
letlerin ( müdün, 1t6M:ıç, poleis) gereklilikleri için faydalı
880
araç olan retarikle sağlanır.
bir
Övgü, yergi, yüceitme veya küçümseme gibi duyguları
harekete geçiren etkenierin sıkça kullanıldığı siyasette söz
daha az
oyunlarına
başvurulur. 881
Ancak bir ifade biçimi ola
rak retorik
etme
özelliği taşıyan ve toplumu belli bir ko nuda ikna
amacı güden entimem ve örneklem dışındaki ifadeler
877 Aristoteles, age.,
878 Age., s.
zs : �
879
64.
880
8sı
136 5
b-
1366
a; İbn Sina,
age. , s. 6z-64, Bz-83.
ı:r--l W • .:ıt..r.-JI _;W � !lJ L!... yo � �J
.:ı�tJ .:ıwıt .Y'J ·� � � "rA' .)s- 1..�-J.i .:ıfo. .:ıl. . ..
Age. ,
s.
Age. , s. 6.
w··
�ı..
. ..,
urs....
age. ,
s.
135.
�.lı � .r' IJ
•
:ı42 İbn Sina Felsefesinde
Retorik
konu olarak cikellerle ilgilidir ve siyaset içcrısıne sıklıkla
dihil edilmektedi r . Bu konuların fazla olması dolayısıyla 882
İbn Sina
sadece adalet-zulüm, büyüklük-küçüklük
(azim
sa�r ) , fayda-zarar ve övgü-yergi gibi balıisiere de�nmi�tir.
İ bn Sina belirli bir davayla sınırlı olabilecek adli kon�
maların toplumun genelini kapsayan tefsirden farklı olduğu
nu belirtir. ''Tefsir" ( tebyin) kavramı Hatclbe çe rçeves in de
pazarlık yapmak gibi basit bir tartışma olmadığı gibi adli bir
savunm a kon�ması da değildir. 883
Bir politikacı dinleyiciler
tarafından itibar görmek için ne pazar ağzını kull an ır ne de
daha
az � ancı olan ve halkın anlamayacağı girift bir süreç
özelli� arzeden adli bir kon�ma yapar. Yargıda taraflar
yargıcın kararında etkili olsalar da son sözü hakimler söyler.
Siyasette ise kararlar, savunm a ve savaş durumları ( ummi
'inadiyye ve cihadiyye) dı�ında884 halka bırakılmışnr.
halk
sağduyusuna
dayanarak karar verir
cumhmi'n-nasi bi ahkamihi basiretün ) .
ssı
883
884
88 5
(fe
Çünkü
yekUnu
li
ı·bn s·ına,
· age , s. ı6 .
.
Age.,
s. ı8-1o.
Bu ayrım görebildiğimiz kadanyla Meşşai gelenekte sadece İbn
eserinde yer almaktadır. Aristoteles'te "savunma ve savaş"
Sina'nın
(��Lp.. J ���) şeklinde değil de "savaş ve banş" ( rl-' lı ":"_,.ll) şek
linde yer almaktadır ( 1359 b n-ıı6o a 6. Savunma ve savaş (cihat) İs
lam �ukukunda normal hallerde farz-ı kiflye �larak kabul edi ldiği
için Ibn Sina böyle bir ayrıma gitmiş olabilir. Ibn Rüşd'e göre düş
mana karşı yapılacak olan cihad, normal şartlarda farz-ı kifaye�r.
Olaganüstü hallerde ise, farz-ı ayn olur. Bk. Muhammed b. Ibn
Rüşd , Bidayetü'l-Müctehid Nihayetü 'l Muktesid, Beyrut, 1988, ı, ıSo
ıSı) "Hoşunuza girmese de, kıta! (savaş) size farz kılındı. Hoşunuza
gitmeyen bir şey hakkınızda hayırlı olabilir . Hoşunuza giden bir şey
de, hakkınızda şer olabilir Allah bilir, siz bilmczsiniz", Bakara suresi,
ayet: 1 1 6 . İbn Haldun ise savaş hakkında ayetteki "hoşunuza gitınese
de" ifadesini, "arzu edilen bir şey olmamakla birlikte" şeklinde yo
rumlam ış ve savaşı kaçınılınası mümkün olmayan bir durum olarak
görmüştür, bk., İbn Haldun, Mukaddime, Mısır, s. 170-171.
İbn Sini, d-Hatdbe, s. 10 .
.
8 85
Retorik Sanatının Değeri 243
İbn S ina'nın siyasete dair Farabi'deki gibi bir eseri bu
lunmamaktadır. Ancak genel anlamda insanın yetkinli�i ve
mutlu!� konusuyla ilgilenmiştir. 886 Do�dan ilgili olmasa
da siyasetin konulan bakımından filowfun özgün düşünce
lerini barındıran Hatdbe ortaça� İslam siyaset felsefesi çalı
şanların ço�ukla ihmal etti�i bir eser olmuştur. Bazıları
İslam siyaset felsefesiyle ilgili olarak ya İbn Sina'ya hiç yer
ayırmamışlar ya da ayırsalar bile fılowfun el-Hikmetü'I
'Arüziyye ve el-Hatdbe gibi retorikle ilgili metinlerine de�in
memişlerdir. 887
İslam felsefesi ve siyaset konularını, özellikle Farabi'de
siyaset konusunu çalışan Leo Strauss'un, İslam filozoflannın
içinde bulunduklan siyasi ortamın etkisinde kalarak siyasi
görüşlerini siyasi otoriteye uygun bir şekilde dile getirdikleri
iddiasına karşın Gutas İslam felsefesi metinlerinin siyasi
okunuşuna karşı çıkmaktadır. 888 Retorik metinleri ba�la
mında Strauss'un bu tesbiti do� de@dir. Zira genel olarak
İslam fılowfları, özel olarak ise İbn Sina, birinci bölümde de
belirtti�imiz üzere ahlaki ve dini gerekçelerle almadıkları ya
da de�ştirdikleri hususların dışında Aristoteles'in Reto
nk'indeki hemen her konuyu ele almışlardır.
Di�er yandan Gutas'ın İslam felsefesi metinlerinin top
tancı bir şekilde siyasi okunuşunu eleştirrnek adına takındı�
bu tavır, beraberinde İslam fılozoflannın metinlerindeki yeri
geldi�inde ayrıntılı olarak da ele alınan siyasi konulan yok
sayma tehlikesini do�aktadır. 889
886
887
888
889
Rosenthal, Erwin I. J., Political Thought in Medieval Islam, Cambridge,
1958, s. 143·
Bk., Nasr; Lcaman, Islam Felsefesi Tarihi, s. 86-87; Roscnthal,
bölüm.
Gutas, lbn Sind'nın Mirası, s. 175 vd.
Bk. Gutas, age., "Siyasi Yaklaşım".
ilgili
2.44 İbn Sina Felsefesinde Retorik
3.2.3.1 . Adalet-Zulüm
Yukarıda da belirtildiği üzere bir meselenin mcşvcrct
konusu olabilmesi için iradeye dayalı olarak ortaya çıkmış
olması ve bu mesele eğer adli bir olay ise hakkında "adil" ve
ya "zulüm" hükmü verebilmek için geçmişte vuku bulmuş
olması gerekir.
İnsandan ortaya çıkan her fii1 ya kasıtlı ve iradi olarak ya
da kasıt ve irade olmaksızın meydana gelir. Kasıt ve irade
olmaksızın meydana gelen fıiller ya rasiantı sonucu ilişir ya
da wrunlu olarak meydana gelir. Zorunlu fiiller ise ya bir
doğadan ya da bir wrlamadan kaynaklanır.
İradeyle ortaya çıkan fiiller ise ya alışkarılığa ya da huya
(hulk) bağlıdırlar veya da şehvet olan hazza yönelik ya da
öfke olarak adlandırılan savunma ve galip gelmeye yönelik
hayvani bir arzuya bağlıdırlar. Bu fiiller fıkre dayanan ve
mantıksal bir arzudan da kaynaklanıyor olabilirler. Fikri fiil
lerle sarıki amaç akli ve güzel olmayan bir şey olsa bile hangi
amaçla olursa olsun fikirden kaynaklanan her türlü fiil kaste
diliyor gibidir. 890
Adli hitabene "adil olan"la ( ô iıcaıov, dikaion) "adil ol
mayan"ın (aôııcov, adikon) ayırdına varmak amaçlanır. 891
İbn Sina, Aristoteles gibi belirgin bir şekilde retorik türleri
konusuna ayrıntılı olarak girmemekte ve bu konuları daha
çok "hatib" veya "müşavir" kavramlan bağlamında inceleme
konusu yapmaktadır. Adalet ve zulmün retorikle ilgisi ise
bunların hatibin bilmesi gereken hususlardan olması bakı
mındandır. 1192
890 İbn sına. age. , s. 94-95.
89 1
8112
Aristoteles, Retorik. 1358 b ıs-ı6.
İbn Sina, el-Hatdbe, s. 13-14.
Retorik Sanatının Değeri :Z4 5
Aristoteles adaleti, "Herkesin sahip olduklarından yasala
ra uygun olarak yararlanması erdemi" olarak tanımlamakta
dır. 893 Aristoteles'tc adalet
( ÖtKaıoa6vrı ,
dikaiosüne ) diye
ifade edilen kavram Arapça tercüme ve İbn Sina'da "'adi"
kelimesiyle olduğu gibi "iyilik"le de ( birr) karşılanmaktadır .
Yasalarla ilgili olarak genel hükümlerin sınırları hakimler
tarafından bel irlenir. Diğer yandan adalet, zulüm, fayda, za
rar gibi hususlar tümüyle yetkin olarak gereklcştirilemeyece
ği için bireylere bırakılınayıp yasaya terk edilmiştir. Hatipler
ve imamlar bu konularda usule dayanarak
hüküm
verirler.
Temel kaynaklarda bir hükmün bulunmadığı fiiru konularda
ise imarnın veya kadının görüşüne başvurulur . 894
İnsanların adalete yönelmesi barış sevgisindendir. Barış
sevgisi ise ya erdemden ya da güçsüzlükten kaynaklanır. 895
Toplurnda bireyler arasında adalete dayalı bir ilişkinin tesis
edilmesi bireylerin birbirleriyle iletişime geçip etkileşime
girmeleriyle oluşturacakları dengeye dayalı bir ortaklıkla
mümkün olacaktır. 896 Böylece güçsüzlükten ziyade erdemin
çıkış noktası olarak alındığı toplumsal bir barış meydana ge
lecektir.
İnsanlar arasında genel kabul görmüş, toplurnda yaygın
olarak bilinen ve toplurnun riayet ettiği yazılı ve yazılı olma
yan kanunlara göre adalet anlayışı farklıdır. Yazılı kanunlar
adalet için belli bir sınır koyup her durumu bu sınıra göre
değerlendiriyorken ortak yasalar her olayı ayrı ayrı değerlen1193
894
895
896
Aristoteles, age. , ı366 b 8-ıı.
İbn sına, age. , s. ı4; Aristoteles, age ı345 b ı-ı7. Aristoteles'e göre
iyi yapılmış yasalar mümkün olduğunca yargıçlara az iş bırakan yasa
lard.ır. Davalarda anlık kararlar verilmesi dolayısıyla kanun (anayasa)
daha kuşancı olmalı ve ani karar vererek haksızlığa yol açmanın
önüne geçmelidir.
Ib
.
·
n s·ma,
age., s. ı 6o .
İbn Sina, eş-Sifa, Metafizik, onuncu makale.
.•
2.46 İbn Sina Felsefesinde Retorik
dirir. 897 Bununla birlikte tek bir adalet veya zulüm yoktur.
D uruma göre adalet ve zulmün de dereceleri vardır. 898
Adalete karşı çıkmak veya ona aykın hareket etmektense
ve ona uygun davranmak onurlu ve övgüye değer bir davra
nıştır. 899 Hile ya da güç kullanarak sonsuza dek adaleti sap
nnnak ise asla mümkün değildir. 900
Zulüm konusuna gelince İbn
Sina
zulmü, "Kanunda yeri
olmaksızın kişinin cezalandırıldığı rezilet"901 şeklinde tanım
lamaktadır. Diğer bir tanım ise şöyledir: "Yasal sınınn aşıla
rak isteyerek ve belli bir kasıtla ortaya konan zarar verme
2
durumudur. 90 Nasıl ki her faydalı olan şey adil değilse903
her zararlı olan şey de zulüm değildir. 904
Adaletin zıddı olan zulüm değişik şekillerde ortaya çıkar.
Zulüm, yazılı kanunlara karşı gelmek bakımından olabileceği
gibi yazılı olmayan kanuna muhalefet bakımından
da
olabi
lir. Ancak yazılı olmayan kanunlardaki zulüm daha ağırdır,
çünkü bu kanun daha büyük bir zorunluluk bildirir . 905
Neye veya kime karşı işlendiğine göre de farklı farklı zu
lüm çqitleri vardır. Zulüm birini dövmek veya birinin malı
nı almak örneklerinde olduğu gibi tek bir kişiye karşı ya
da
askerden kaçmak ya da alışverişte ücreti ödememek şeklinde
897 İbn S"ıni, d-Hatdbe, s. 114.
898
899
900
90 1
901
90
3
904
905
ııı.
Age., s . Bs.
Aristotelcs, age. , 1376 b ıo-ıs.
Age. ,
s.
Age.,
s.
84: �� .ı4JJ; �
Age. , s. 94 : "�_,:JI �)1 4.:)
Age. , s. lll.
Age., s . lll, 117.
.
lbn
Sini, age. , s. lll, 117.
"' ..,..) (.. IJ..ı.T •;JI � iJ� �.J .J�I_,
.ı..:-
�1_, �� � i�l .J� I iJl"
Retorik Sanatının Değeri Z4 7
devlete karşı da (�.Wl �) olur. Tabi bunlar bilerek ve is
teyerek gerçekleşiyor olmalıdır. 906
Zorbalık, cedeli bir tavır olarak görülebilir. Çünkü ce
delciler, halkın anlamadı� tümel konularla onların karşısına
çıkıp onları tartışmada yenince; halk bunların söylediklerinin
doğru mu yanlış mı oldu�a karar veremernekte ve bunları
doğrulukla de� de güçle iş yapanlara benzetmektedir. 907
Güce güvenerek karşıdakini alt etmeye çalışmak ise bir tür
zorbalıktır.
Bütün ülkelerde geçerli olan sorumluluktur (�....,.t; ) .
Olayı tesbit eden kişi olayın adil mi zulüm mü oldu�a ba
kar, ancak meselenin adalete uygun olup olmadığı kararı
hilimin görüşüne bırakılır. 908
Gençler genellikle haramlarda ve kavgada, ihtiyarlar
malda mülkte ve zenginler de hazlarda haddi aşıp zulmeder
ler. 909
Zulme düşmernek ve adaleti gerçekleştirmek için savun
ma hakkı her bireyin vazgeçilmez hakkıdır . Kendisine suç
isnat edilen birinin kendini savunması için güçlü bir retoriğe
ihtiyaç vardır. Hakim, taraf gözetmeksizin kendilerini sa
vunmaları için her iki tarafa da imkan tanır. Karar aşamasına
kadar hakim herhangi bir tarafa yönelimi olduğu hissini ve
recek belirtilerden uzak durur ve ihsıis-ı reyden kaçınır. So
ruşturmanın (istiksa) ve davanın sınırlarının dışına çıkmak
yanlış bir karar vermesine sebep olabilir.910 Mahkemede ta
raflardan hangisi daha ikna edici bulunursa kadı ve hakim de
906 Age. , s.
907
908
909
910
Age.,
m.
s. :ı.
Age. ,
s.
Age. ,
s. g8.
Age.,
s. :ıo.
14.
:z48 İbn Sina Felsefesinde Retorik
onun lehinde
hüküm verir. İbn Sina kendi döneminde
bu uygulamanın az bulunduğunu, bununla birlikte bütün
coğrafyalarda neyin adalete uygun olduğu neyin uygun o l
madığını belirlemenin hllimin görüşüne bırakıldığını belir
tir.91 1 Zira bir devleti ayakta tutan adalettir.912
bir
Zalim isteyerek zarar verendir. Zira ondan bir istek ve
kasta bağlı olarak değil de doğadan veya wrla ortaya çıkan
fiil onu iyi veya kötü yapmaz. Fiilini bir kasta dayalı olarak
yaptığında zalim olur. Çünkü bu insan ne yapacağını önce
den bilmekte, istemekte ve kurgulamaktadır. Böyle olunca
da bu kişi azılı bir zalim olmaktadır. 913
3.2.3.2. Fayda-Zarar
Hatibin siyasi konularla ilgili olarak bilmesi gereken di
ğer bir mesele ise neyin faydalı ve neyin zararlı olduğudur.
Kıyas sanatlan fayda ve zarar konusu bakımından değerlen
dirilecek olursa burhan sanatı belli bir kesim için faydalı bir
sanattır. Retorik de halkın çoğunluğuna faydalı olması ba
kımından faydalı sanatlar arasında yer alır. Cedelin burhan
ve retorik kadar olmasa da faydası vardır. Şiir tasdik için de
ğil tahyü içindir, ancak retarikle beraber devlet işlerinde ve
toplum ilişkilerinin düzenlenmesinde (nizcimü'l-müşareke)
faydalıdır. 914 ikna amacıyla değil de şaşırtmak için kullanılan
9
11
912
91 3
914
s. 14, 15 .J\S.J ,.Jl,. ;JI I.i.. .J "'Uöl ,.-J .�_,.. .J ji l...o ı-l'l l.l. .J\S.J"
Jl J� .rJ ,, ·J� ,.'lı ,;,t ı.i � ı �..;.; .JI' 1.# rJii'll ı.i _,.:-l l
·� ı ı�'J
Age. ,
Age. ,
Age. ,
•
s. 8 .
s.
95·
A .mlf. , el- Kıyas,
s.
4·
Retorik Sanatının Değeri 249
safsata ise bırak insanlara faydalı olmayı hep zarar için var
dır. 9 1 S
Politik konuşmalann ortaya koymaya çalıştığı fayda
(nafi', auı.up&pov, sümferon) ve zarar ( zarr , PMıP&pov, blabe
ron) 9 1 6 anlayışı avam ve havassa göre değişir. Her grubun
(fırka) kendine göre bir fayda ve zarar anlayışı vardır. Hal
kın aşina olduğu fayda ve zarar başka, havassın aşina olduğu
fayda ve zarar ba§kadır.917
Canını seven güzel olana değil faydalı olana yönelir.
Çünkü faydalı olan insanın kendine göredir, güzel olan ise
başkasına göre. 91 8
Farklı ya§larda farklı yarar algılamaları da söz konusu
dur. Örne� gençler daha çok faydalı şeylere eğilim göste
rirler ve hayırlı diye anladıkları şey aslında fıtratlarından do
layı faydalı olandır.919
Her zararlı olan zulüm olmadığı gibi, her faydalı da adil
920
değildir.
Bazı durumlarda demirin altından daha faydalı
olması gibi çoğunlukla bulunan az bulunandan daha faydalı
da olabilir. 92 1
Politik (müşaviri, Beratung) söylev gelecek zamanla ilgi
lidir ve faydalı olanı zararlı olandan ayırınayı amaçlar.922
11 1 5
91 6
A .ınJf., el-Haldbc, s. 14·
Aristotclcs, age 1358 b zo-ı:ı; İbn Sirui, age. , s. 14·
Age. , s . 14.
91 8
Age. , s. 16o :
11 1 7
.•
.•
919
1120
92 1
922
,.;.
�
"
�
ei:Jt .:ıı; .J.-.-!1 �1 � •ei:Jt �1 � .� o.:- .:ıı;
J,-.Jı.J • .:ıw)lı �,
Age. , s. 158.
Age. ,
s. nı .
Age. , s. 78.
İbn
Sini, ei-Hikmetü 'I-'Arüziyye, s. 19. Aristoteles, age. , 1358
b ıo-ı:ı.
ıso İbn Sina Felsefesinde Retorik
1362 a ıo'de Aristoteles faydalı olanı (nafi', cruı.uptpov,
sümferon) iyi (to ciya96v, das Gute) ile aynı anlamda kul
lanmaktadır923.
Burhan, cedel ve retoriğin amaçlarının karşılaştınldığı bu
kısımda İbn Sina burhan ve retori�in faydaya (laide), ecde
lin (mücadele) ise dirence (mukaveme) yönelik oldu�u
belirtir. Asıl amaç faydalı olmakur (;.,l.i}ll} .924 inat edenle
mücadele etmek ikinci amaçnr.925
Halk neyin faydalı neyin zararlı oldu�u bilir, ancak
fayda ve zararı açık olmayan hususlar da vardır. Bu noktada
hatip halkın zararı veya faydası olup olmadı�ını açıklı� ka
vuşturmalıdır.926 Bu durumda o şeyin bizzat kendisinin mi
yoksa dotaylı olarak mı yararlı veya zararlı olduğu belirgin
de�ilse hatip tarafından belirlenmesi gerekir. Hakime düşen
görev ise kendi görüşünü ileri sürmek de�il, taraflardan
hangisinin daha inandırıcı oldu�a hükmetınektir.
Filozofun fayda ve zarar anlayışı sadece bu dünyayla sı
nırlı kalmamakta, öte dünyayı da kapsamaktadır. Ahiretle
ilgili hususlarda karar öncelikle nassa bırakılmışnr. Temel
kaynaklarda geçen bir hüküm bulunmadı�ı takdirde hakim
kendi görüşüne göre karar verir. 927 Dünyevi mesel elerde ise
923 Age. , 1361 a ıo.
924 "Faydalanmak": ";.,ü:..-}1 1"
925 İbn Sini, el-Hatdbe, s. 6. İbn Sina s. ıo'de savwıma
926
927
ve sa�ı
"'inidiyye ve cihadiyye" kelimeleriyle kar§ılamaktadır.
Age. , s. 14-15.
Adil olanda oldugu gibi (s. 14) iyinin ne ol<fuAuna da şeriat karar
verir, Hatdbe, s. 84. İbn Sini'ya göre ameli felsefenin üç bölümünden
(ahlik, ev idaresi/ekonomi, siyaset) birinci kısmını oluşturan ahlik,
dünya ve ahiret hayatında mutlu olabilmesi için insana özgü durum
Iann nasıl olması gerekti� araştırmaktadır. İbn Sini, Aksam, 107 .
Retorik Sanatının Değeri Z5I
hatip meselenin mevcudiyetini belirleyerek fayda sağlayıp
sağlamadığına göre uygulamaya konulmasına karar verir. 928
Hem bu dünya hayatı hem de ahiret hayatı için iyilik ve
kötülük, fayda-zarar, zulüm ve adalet gibi konularda önce
likli olarak karar vermek, gerek algıda gerekse düşünüşte çe
şitlilik gösteren ve yanılabilen bireylere değil Allah'a bıra
kılmıştır. 929 Aristoteles retoriğinde ise kişinin aleyhine olan
durumlarda mesele başka bir açıdan yorumlanarak zararsız
olan sonuca ulaşılmaya çalışılır. Rhetorica 1358 b 20-25'de
fayda ve zararın "uygnn" ( (J'\)J.lcpepov) olana göre belirlene
ceği ifade edildiğinden dolayı Roma dönemi retorikçileri
(Cicero, Quintilian) Aristoteles'in 1353
a
25 - 1354 b ı5'te ha
tibin adaletten saptırmaması ve kötü olana ikna etmemesi
gerektiğini ifade ettiğinden ahlaki gerekçelerle "uygnn930
olma kısmını değiştirmişlerdir. 931 İbn Sina ise dognı olanı
bireylerin görüşüne terk etmemiş ve kıstas olarak uygnn ol
mayı değil de şeriatı almıştır.
3.2.3.3.
ÖVgü ve Yergi
Klasik retorikte törensel hitabet çerçevesinde değedendi
rilse de932 İbn Sina övgü (medh) ve yergiyi (zemm ) genel
anlamda insan fıillerinin tamamıyla ilgili olarak, hukuk da
dahil olmak üzere özellikle siyasi konularla bağlantılı bir şe
kilde hatibin bilmesi gereken konularla bağlantılı olarak fay-
92 8
929
93°
. Sina, el-Haıdbe, s. 15.
lbn
Age. , s. 14, 84.
Fahredd.in Razi de bu konuda mutezileye karşı düşüncelerini ortaya
koyarken hüsün ve kubuh meselesinin itibari değil şc:ri old�u
ifade etmiştir, bk., Razi, Metdllb, cilt 3, s. 189 vd.
931 Aristotle, On Rhetoric, ed. Kennedy, s. 49·
932 Aristoteles, Retorik, 1358 b ı7-:ı8.
252 İbn Sina Felsefesinde Retorik
da ve zarar gibi konularla birlikte ele almJ.§tır.933 Bu sebeple
övgü ve yergi konusunu retoriğin yararı konusunda siyaset
başlığı altında değerlendirmeyi uygun gördük.
ÖVgü ve yerginin amacı güzel ( ıcaA.oç, kal os, das Schöne)
ve çirkindir ( aiaXP6ç, aischiros, das Hasslichc) . 934 Övgü,
"Mazlumdan kötülüğü uzaklaştırmak erdemdir" sözünde ol
duğu gibi toplurndaki ortak yasalardan ya da ''Oruç tutmak
erdemdir" sözündeki gibi özel yasalardan olabilir. 935
Hatip övgüye değer bulunanla doğru arasındaki ilişkiye
dikkat etmeli ve her övill enin gerçekte doğru olup olmadığı
nı ortaya çıkarmalıdır. Çünkü bazen çirkin görülen doğru
dur, bazen de övgüye değer bulunup da doğru olmayan şey
ler vardır. 936
Münatiriyyenin (nefret ettierne ve övme) amacı övgü ve
yergidir (medh ve zemm) ve bunlar ya şimdiki zamanla ilgi
lidir ya da herhangi bir zamana ait değildir. Razi, İbn
Sina'nın övgü ve yergiyle beraber yüceitme (tekbir) ve kü
çük gösterıneyi (tasğir) de kullandığım belirtmektedir. 937
Konuşmacı konuşmasına bahsedilen konunun övgüye
değer bulunduğunu, faydalı veya hayırlı olduğunu ya da bü933
İbn
Sina,
ei-Hatdbe,
s. 7-8, ı3-ı5
vd Günümüzde de övgü ve yergi,
politik konuşmalarda özellilde taraftariann övülmesi ve raki pierin ye
rilmesi baıtarnında sıkça başvurulan bir yöntemdir. Bk. Hauser, Ge
rard A., "Aristotle on Epideictic : The Formation of Public Mora
lity", Rhetoric Socieıy Quarterly, cilt: 2 9 , sayı: ı ( Kış, ı999 ) , (s. 5-23) , s.
934
93s
s vd.
Aristoteles, Retorik, ı358 b 27-28 . Aristoteles'te övgü ve yergi için bk.
HeUwig, Antje, Untersuchungen zur Theoiie der Rhetorik bei Platon und
Aristoteles, Göttingen, ı973, s . ı37-140 vd.
Ib
. n 5•ına.
• age. ,
s. ıs.
936 A. mlf., Işaretler, s. 53·
937
Razi, Şerhu 'uyılni1-hikme,
s. 251-25:ı. Razi medh
Muhassal'da da değinmektedir. Bk. s . 478-479 .
ve
zemm konusuna
Retorik Sanatının Değeri :Z53
yük bir mesele olduğunu belirterek konunun dinleyici nez
dinde rağbet görmesine çalışır. Diğer türlü eğer bir mesele
nin dinleyicinin gözünden düşmesi isteniyorsa bu durumda
da meselenin olumsuz özellikleri dile getirilir. 938
Retoriği siyasetin bir alt dalı olarak gören Aristoteles Ni
homachos 'a Etik'te adaletin önemi, onurlu ilişkiler ve gerçek
hakkındaki tutkularını açığa vurmaktadır, ancak Aristoteles
retoriğin toplumda adalete uygun bir şekilde kull anılı p kul
lanılmadığıyla veya bu bağlamda batibin görevleriyle alakalı
olarak bazı sofıstik çürütmelerin dışında fazla bir şey söyle
memektedir. 939
3.2.3.4.
Kanun Koyucu (eş-Şiri', es-Sinin, el
İns1nü'l-kebir)
Yasa koyucu (şari')
940
hiçbir insanın onunla eşit olmadı
ğı "büyük insan"dır ( el-insanü'l-kebir) . 941 Cüz'i meselelerle
ilgilenmeyen yasa koyucular (şantln) , hakimierin yasalara
uygun kararlar vermesini denetlerler (tahrim ve tahzir) . 942
İbn Sina'nın "el-ins:lnü'l-kebir" diye nitelendirdiği kişi
nin özellikleriyle Farabi'nin tarif ettiği erdemli devletin yö
neticisinin özellikleri birbirine benzemektedir. Farabi erdem
li devletin yöneticisinin, ibn Sina'nın "el-insanü'l-kcbir"inde
olduğu gibi herhangi bir insan olamayacağını belirtmekte
dir. Çünkü yönetici yaratılışı ve tabiatı bakımından yönetici-
938
939
940
941
942
İbn Sini, ı:I-Hatdbe, s . 56-57.
Kenııedy, age., s. 55·
Haıdbc'de, s . 175 'te geçen "es-s!ınin" ifadesi gerçek anlamda kanun
koyucu de� de etkili konuştutıi takdirde sözü kanun yerine geçen
anlamında kullarulmaktadır.
İbn Sini, age. , s. 19.
Age . .
s . :ıo .
254 İbn Sina Felsefesinde Retori.k
liğe kabiliyerli olmalıdır ve yöneticilikle ilgili iradi meleke ve
nıtu.mları kazanmış olmalıdır. Bu özellikler tabian gereği
yöneticilik kabiliyeri olan insanda gelişip ortaya çıkar. Diğer
yandan her sanat yöneticilik için uygun değildir. Bundan do
layı erdemli şehri yönetecek sanat herhangi bir sanat olama
yacağı gibi bu herhangi bir melekeyle de kazanılmaz. Nasıl
ki bir cins arasındaki ilk yönetici bu cinsteki herhangi bir şey
tarafından yönetilmezse bu durum , parçalardan meydana ge
len her bütün için de geçerlidir. Eğer bedende yönetici ola
cak tek bir yönetici organ varsa başka bir organ yönetici
olamaz. 943
İbn Sina'ya göre "yasa koyucu sanat" (es-sına'atü 'ş-şari'a)
türemiş ve sonradan icad edilmiş ya da Allah katından olma
yıp her akıl sahibi insanın sahip olabileceği bir sanat olduğu
anlamına gelmemektedir. "Yasa koyucu sanat" Allah katın
dandır ve akıl sahibi her insanın bu sanata sahip olması söz
konusu değildir. Diğer yandan İbn Sini, Allah'ın yaratnğı
varlıklar üzerinde düşünüp onların nasıl olması gerektiğine
dair bir sonuca varmanın da herhangi bir sakıncasının olma
dığını belirtmektedir. 944
İbn Sina, "yasa koyucu sanat"ın özelliklerine dair şu
maddeleri sıralamaktadır: (a) Peygamberliğin varlığı; insan
türünün var olması, varlığını sürdürmesi ve iliiret hayan için
dine olan ihtiyacı, (b) dinlerde ortak olan külli/evrensel
emirler ve yasaklar (hudud) ile toplumdan topluma ve za
mandan zamana göre farklılık arz etmek suretiyle tek tek
diniere özgü olan emir ve yasakların birtakım hikmetleri ve
943 Faclbi, Ideal Devlet, (d-Medrnetü7-fdzı1a),
944
tre. Alunet Arslan,
1997, s . ıos.
Bk. İbn Sini, Manııku'l-meşrıkiyyrn, Kahire 1910 ,
79 ·
s.
Ankara-
8; Kaya, agm. ,
s.
Retorik Sanatının Değeri Z55
(c) ilahi peygamberlik ile bütün batıl peygamberlik iddiaları
arasındaki farkları tespide uğr�an bir ilim dalıdır.945
İbn Sina'nın "yasa koyucu sanat" şeklinde yeni bir ilim
dalı ihdas etmiş olması, arneli felsefeye yakl�ımını sadece
Aksamu 1-Ulami 'l-Akliyye'deki ifadeleri çerçevesinde değer
lendiren ve buradaki açıklamalardan hareketle İbn Sina'nın
dini (Farabi'de olduğu gibi) siyasetin kapsamı içinde değer
lendirdiği sonucuna ul�an Mehdi'yi yanlışlamaktadır. 946
Anayasa kanun koyucudan (şari') alınır. Kanun koyucu
ların derecesinden daha �ağıda olan (el-kasın1ne 'an rutbe
ti'ş-şarii'n) kanun koyma yetkisine sahip değillerdir. 947 Aynı
şekilde kanun koyucular da sonsuz tikeller konusunda hü
küm verme durumunda değillerdir.948
İbadetler, insanlar arasındaki hukuki sonuç doğuran iliş
kiler (mu'dmeldt) ve cezalara (zevdcir) dair miktara dayalı her
türlü belirlenim ancak ilahi dinlerin bildirimiyle bilinebi
lir. 949
İbn Sina yöneticiyle alakalı hususların Eflatun ve Aristo
teles'in siyasetle ilgili kitaplarında yer aldığını belirtmekte ve
Eflatun'un Devlet'i ve Aristoteles'in Arapçaya tercüme edilip
945
Kaya, agm. , s. So.
Kaya, agm. , s. Sı; Muhsin Mahdi, "Avicenna: Pracrical Science", En
cyclopedia Iranica, ed. Ehsan Yarshater, London-New York 19S9, c.
m, (s. S4-SS), s. S6-S7 .
947 Kanun koyucu ve uygulayıcılada ilgili olarak bk. Aristoteles, Retorik,
1354 a 19 b 16.
946
-
948
949
İbn Sina, el-Hatdbe, s. 17 :
"
.Jl � ·tJI..!.l l
o.r-
� _;s:JI �� .J,S:..
r;J'.J �JP oJ.J� �;ı..:..ıı �J �JP .:r...,... lilı rı.s:..ı ı 'J .J�;ı..:..ıı ..!.LIJS ·�'
�l:.:t 'J � 4'! .;ft" .;ft" ı.i �' .)1 � �,
Kaya, agm . , s . S3.
ı 56 İbn Sina Felsefesinde Retorik
edilmediği bilinmeyen ancak içeriğine dair bilgilerin bulun
duğu Politika adlı eserine gönderme yapmaktadır. 1150
Farabi'nin "kanun koyucu" (vadı'u'n-nevanus) veya "ka
nun sahip(ler)i" ( sarubu'n-nevamis/ashabu'n-nevanus) ola
rak atıfta bulunduğu kişinin,951 Farabi'nin eserlerine de da
yanarak İbn Sina tarafından "peygamber" olarak yorumlan
dığı düşünülmektedir. 952 İbn Sina retorik metinlerinde bu
bağlamda "el-insanü'l-ekber" ifadesini kullanıyor, ancak yasa
koyucu ya da koyucuların (şari', şm'fuı) peygamber olduğu
na dair bir açıklamada bulunmamaktadır. Öte yandan hem
dünya hem de ahiret hayatıyla ilgili kanun koyucunun Allah
olduğunu belirtmektedir. 953
İbn Sina'nın kanun koyucuya bıraktığı genel yasaları Ra
zi, peygamberlerin belirleyebileceklerini, İbn Sina'nın cüzi
dunun larla ilgili görüşüne uygun olarak sınırsız tikellere dair
özel yasa koymanın mümkün olmadığını belirterek tümel
kanunların belirlenınesini nazari aklın, bu kanunların tek tek
fertler ve tikel olaylara uygulanmasının ise arneli aklın görevi
olduğunu ifade etmektedir. 954
İbn Sina nübüvveti inkar edenlerin herhangi bir delille
rinin bulunmadığını ve böyle bir iddiada bulunanların alaya
alınacak hurafe türündeki açıklamalarına yer vermediği "Fi
isbati'n-nübüvve" adlı risalesinde bunların iddialarına cevap
verdiğini belirtiyor.
950 Kaya, agm ., s. 7 3 ·
951 Bk. Fhlbi, Tdhısu
952
953
954
Nevdmlsi Eflatan, nşr. Abdurrahman Bedevi,
Ejldtan fi'l-lsldm içinde , Beyrut, 198:ı, 37, 39, 40, 46.
Kaya, agm ., s. 77-78 .
Bk., İbn Sini, ei-Hatdbe, s. 14, 84.
Razi, Şerhu "uyüni 1-hihme, s. 14.
Retorik Sanatının Değeri 257
Bilgi anlayışına ba�lı olarak peygamberin ( rasUl) vahyi
uygun bir anlatım tarzıyla insanlara tebli� eden yönetici ol
du�uılU belirtmektedir. Peygamber bu uygun anlatım tarzını
kullanmak suretiyle düşünce dünyasını ilimle, duyulur dün
yayı ise siyasetle düzenler. 95 5
Hllim.ler hükmü fiiruya dair meselelerde verirler. Ada
let, zulüm ( cevr), masiahat ve mefsedet hakkında yargıda
bulunmak herkesin kaldırabilece� bir yük de�dir. Bazıları
ömürlerinin ancak bir bölümünde "uygun" (salah) olanın ne
old�a karar verebilirler. İnsanlar tikel meselderin çözü
münde bocalıyorken tümel meselderin altından hiçbir şekil
de kalkaınazlar. Dolayısıyla külli kanunlan belirlemek yasa
koyucuya bırakılmıştır, yasa koyucu da Allah'tır. 956
Aristoteles neyin haklı neyin haksız old�a karar ver
me yetkisinin hllimlerde olduğunu belirtirken957 İbn Sina
"aklın ve şeriatin halifesi" (trJı, J.iall � �ı .:ıl) 951 diye
nitelendirdi� hllim.lere yasa koyucu tarafından belirlenen
külli kanunların cüzi meseldere uygulanması görevini ver
mektedir. 959
3.2.3.5.
Milşivir-Sözdl (el-hatibü'l-mllşir)
İbn Sina'ya göre siyasi bir figür olan müşavir (el-müşir)
belli bir idari yönetim altında yaşayanların daha kolay nasıl
ikna edilece�i bilmenin yanında, kanun koyucunun (şan')
955 İbn Sini, "N�bi.ivvctin İspan ve (Nebilcrin) Sembol ve Benzetmele
rinin Te'vlli Uzerine", ıRıulag Onivmik.Si Ilahiyat Fakıllıesi Dergisi,
Hüseyin Aydın, Enver Uysal, Hidayet Peker, cilt:
s.
565-568 ( 565-573. sayfalar) .
956 İbn Sini, ei-Hatdbc,
s.
14.
957 Aristotdes, Reıorik, 1376
C!t..A
, age. , s. 1:ı:ı.
958 ı'bn .-959 Age. , 16-17.
b
:ıo.
tre.
7 ( 1 998}, sayı : 7 ,
ı58 İbn Sina Felsefesinde Retorik
siyaset etme tarzlarını kavrayıp bu tarzlar arasındaki olası
de�im ve dönüşümlerin bilincinde olmak suretiyle devletin
nasıl koruma alnna alınaca� ( hıfzu'l-bilad) bilgisine de
sahip olmalıdır. 960
Danışman siyaset etme şekillerinin tamamını bilmekle
kalmaz961 yanında siyaset ettiği yönetim şeklini benimsemiş
(mütehall ikan) olmalıdır. Danışmanlık yapnğı yönetim şek
lini benimsemeyen bir danışman kendini kabul ettirmekten
uzak olacaknr. 962
Emire danışmanlık yapan (.r." 'iı J.J�) 963 müşavir sözeü
nün diğer nitelikleri arasında bir meselenin mümkün olu p
olmadığını, geçmişte gerçekleşip gerçekleşmediğini veya
gerçekleşiyor olup olmadığını , 964 bir hayrın daha erdemli
olup olmadığını veya başkasının ihtiyaç duyduğu bir fayda
nın daha faydalı olup olmadığını genel olarak bilmek de yer
alır . 96
s
3.2.3.6.
Yönetim şekilleri
Bir sistem fılozofu olan İbn Sina yönetim şekillerini tas
nif ederken meş§M geleneği takip etmekle birlikte Farabi'nin
etkilerinin izlerini de taşımakta966 ve kendine özgü katkılar
da sunmaktadır.
Filozofun retarikle ilgili her iki metninde de geçen ve
demokrasi, oligarşi, timokrasi ve aristokrasİ şeklindeki te-
960 Amlf., t:l-HiJmıetıi1-'Artiziyye, 42; a.mlf., t:l-Hatdbt:, s.
961 A.mlf., el-Hikmt:tll 1 -'Artiziyye, s. 42.
6ı, 63-64.
962 Aristoteles, age. , 1365 b 24-26, 1366 a 9-15; İbn Sini, t:l-Hatdbt:, s. 83 .
963 Age. , 43·
964 Age., s. 56.
965 Age.,
966
s. 76.
Age. , s. 63; Farabi, d-Mı:dlru:w1-jdzıla, s. 41, 63 (Dietcrici nqri) .
Retorik. Sanatının Değeri 259
melde dörtlü tasnif Retorik'te geçen sınıflandırmadır. 967 İddia
edildi�i gibi sadece Eflatun'un etkisiyle 968 de�il de Aristote
les'in Retorik'inde olmasından dolayı İbn Sina da yönetim
şekillerini ele almıştır.
Antik Yunan felsefesi ve etkiledi� çevrelerde siyaset ala
nında Eflatun'un büyük bir etkisi vardır. İbn Sina'nın gerek
el-Hikmetü 'I- 'Aruziyye gerekse Şifa'nın Hatabe kısmında takip
etti� Aristoteles'in Retorik'inde geçen devletler tasnifiyle bir
karşılaştırma yapılabilmesi ve Aristoteles'in Antik dönem
devlet şekilleri tasnifinde nasıl bir yöntem takip etti�in be
lirginl�mesi için Eflatun'un Devlet adlı eserinde ortaya koy
duğu yönetim tarzlannı vermek uygun olur. Eflatun'da yö
netim modelleri şöyle tasnif edilir:
Eflatun'un Devletler Tasnifi
İde al Devletler İde al Olmayan Devletler
ı.
Monarşi
ı.
Aristokrasi
3.
ı.
Timokrasi
ı.
Oligarşi
Demokrasi
4· Tiranlık969
Aristoteles Retorik'te yönetim şekillerini verirken, siyaset
üzerine yazılmış bir eser olmamasına r�en siyasi konula
rın bu eserde ele alınmasına gerekçe olarak, kendisi de aynı
zamanda siyasi bir figür olan batibin hem dinleyicilerini
inandırabilmesi hem de iyi bir yönetim ortaya kayabilmesi
967
968
969
1365 b :ı9.
Roscnthal, age. , s. 144 ·
Eflitwı, Devlet, 54od-s6sd.
Aristotdes, Retorik,
:ı6o İbn Sini Felsefesinde Retorik
için her yönetim tarzının temsil ettiği
linmesi gereğini ileri sürer. 970
ahlak
anlayışının bi
İslam Meşşii felsefe geleneğinde Farabi yönetim şekille
rini sınıflandırmada sahih akla dayanmış ve: şöyle bir tasnif
ortaya koymuştur:
Farabi'nin Devletler Tasnifi
Erdemli Devlet
Erdemli Olmayan Devletler
A. Cahil devlet
ı.
Zaruret devleti
ı.
Plütokrasi (Mal edinmeye dayalı devlet)
3-
Aşağılık devlet ( el-mc:dinetü'l-hıssa ve's-sükU:t)
4-
Tiranlık
5· Demokrasi
B. Fası.k devlet
C.
Değişmiş devlet
D. Sapık dc:vlet971
İbn Sina ise Emir Ebu'I-Hasan Ahmet b. Abdullah el
Anlzi'ye atfettiği el-Hikmetü1-'Arilziyye'de yönetim şekilleri
ni demokrasi, bayaAt yönetim (hasasatü'r-riyasc:), monarşi
(vahdaniyyetü'r-riyase) ve aristokrasİ (Arisnikdtiyye) şek
linde dörde ayınr. 972 Bunlardan bayağı yönetim şekli, zorba
lık (riyasc:tü't-te�allüb) ve oligarşi (riyisetü'l-kılle , takım er-
970
Aristoteles, Reıorik, 1365 b Z4·:ı6, 1366 a 9-15.
911 Fhibi, ei-Medtnew1-F4Ztla, s. 98, ıo4-n7; Farabi, es-Siydsew'l
medeniyye, thk., Fevzi M. Ncccar, Beynıt, 1964. s. 57-58.
972 İbn Sina, ei-Hikmew 1-'Araziyyt:, 37; İbn Sina, ei-Hatabe, s. 6:ı. Bu
isimlendirmeler Retorik'in Arapça tercümesinden alınmıştır.
Retorik Sanatının Değeri z6ı
ki) şeklinde iki farklı yönetim tarzıyla tezahür eder. 973 Bu ay
rım e1-Hihmetü'1- 'Anlziyye'de geçen ayrımdır. Hatdbe'de de
yönetimlerin (siyasat) dörde ayrıldığını ve alt dallarıyla bir
likte altı olduğwıu belirtir. Bununla birlikte e1-Hihmetü'1A ruziyy e'de Aristoteles'e daha yakın bir tasnif yapılmışken
Hatdbe'deki tasnif Retorih'tekinden bazı noktalarda farklılaş
maktadır. 974
'
Bu yönetim tarzları tek başına uygulanabilecegi gibi (el
medeniyyatü'l-basita) bazı yönetim tarzlarının aynı anda uy
gulandı� yeni bir yönetim tarzı da mümkündür. Devlet şe
killeri arasında en erdemiis i (efdal) aristokratik özellik göste
ren krallıktır (siyasetü'l-mülki'l-melik) .975 Krallı� ardından
"seçkinlerin yönetimi" (siyasetü'l-ahyar, aristokrasi) 976 ve
daha sonra da timokrasi (siyasetü'l-kerame) gelir. Bunlardan
aş$da zorba yönetim, sonra belli bir azınlı� yönetimi ve
en altta da toplumun kendi kendini yönetimi (siyasetü'l
cema'iyye) yer alır . İbn Sina daha önce toplumun kendi
kendini yönetimi için "demokrasi" karşılı�ı kullanırken
burada "cema'iyye" ifadesini tercih etmiştir. Aynı durum
aristokrasİ iç in de geçerlidir. İlk tasnifte Yunanca olan "aris
tokrasi" ( apıotoıcpa'ria) Arapça söylenişe uygun olarak
"Aristökratiyye" şeklinde alınmış, Şifa'da ise kelimeye Arapça
karşılık olarak "siyisetü'l-ahycir" karşılı� verilmiştir.
973 İbn Sini, ei-Hikmetü 1-'Araziyye, s . 37-39 .
974 A.mlf., ei-Hat4bc, s. 6:ı.
41. Selim Salim, metinde geçen iba
renin "cl-mülkü'l-melik" şeklinde oldugunu ifade etmekte ve metin
de sadece "mülk/melik"i almaktadır. Ancak hem asıl metinde yer
alması hem de daha açıldayıcı bir ifade olması dolayısıyla "cl
mülkü'l-melik"i tercih ettik.
976 ei-Hikmetu1-'Araziyye'de (s. 41) "ihtiyir" şeklinde geçse de Hatibe'de
dop-u yazılışı olan "cl-ahy:lr" şeklinde yer almaktadır.
975 A.mlf., ei-Hikmetü1-'Araziyye, s.
262 İbn Sini Felsefesinde Retorik
Hatclbe'de dört ana başl ık, iki de alt başlık olmak üzen:
altı yönetim §ekli yer almaktadır: 977
ı. Monarşi ( vahdaniyyetü'r-riyise)
ıa. Zorba yönetimi ( et-teğallubiyye)
ıb. Timokrasi (siyisetü'l-ker:iıne)
2. Oligarşi ( siyisetü'l-gılle )
3. Demokrasi (siyisetü'l-hürriye ve'd-dimukratiyye)
4· Sokratik (Arisrokratik) Yönetimler
4a. Aristokrasİ (siyisetü'l-hayr)
4b.
Krallık
(siyisetü'l-mülk)978
Aynı kitabın başka bir yerinde ise altı yönetim şekli ol
duğunu belirtmekte ancak sadece demokrasi (icmiiyye), oli
garşi (hasasetü'r-riyase) , aristokrasİ (riyase şerlfe) ve monar
şiyi (vahdciniyyetü'r-riyase) sıratamakta ve bu yönetim şekil
lerinin amaçlarını belirlemektedir. Buna göre demokrasinin
amacı özgürlük (hürriyet), oligarşinin amacı bolluk (yesar)
ve seçkin saltanatın (cıldetü't-tasallut) , yani aristokrasinin
amacı ise yasayı korumaktır (hıfzu's-sünne ) . Şan ve şerefe
dayalı yönetim ise (kerame) şeref ve izzeti korumayı ve bun
ların tartışma konusu yapılmasını engellerneyi amaçlamakta
dır.97'9
Timokrasi kelimesindeki "nJ.I.it" (time), hem "(paranın)
değeri, servet" hem de "onur" anlamına geldiğinden dolayı
Arapçaya yanlışlıkla birinci anlamıyla çevrilmiş (fe inneha
elleti tesellutu fiha el-mütesellitône bi edii'l-itaveti) ve İslam
977 İbn Sini, el-Hatılbe, s.
978 Agt., s. 6).
979
Age. ,
s.
Bı-83.
6ı.
Retorik Sanatının Değeri ı63
fılozofları da bu yanlışa binaen yönetim tarzlarını sınıflandı
rırken ya mal millkle yönetimin zorla ele geçirildiği veya
halkın o servete ihtiyaç duyması dolayısıyla serveti elinde bu
lunduranı yönetirnde tercih etti�i bir idare980 diye sınıflan
dırmalar yapmışlardır. İbn Sina bu ikinci yönetim tarzına
"riyasetü'l-fıkriyye" adını vermektedir.
3.2.3.6.1. Zorba Yönetim
Bu yönetim şekli zenginli�in artması sonucunda (bi se
bebi ziyadeti'l-yesar) ortaya çıkar. 98 1 Şifd'da monarşi
(vahdaruyyetü'r-riyase, J.LOV«fJXia (monarchia) , J.U)voç (mo
nos) : "bir" ve CİfJXttV (archein) : "yönetmek") türü bir tarz
olan bu yönetirnde yönetici ( sais) baskın bir şekilde gücü
elinde bulundurdu�dan dolayı ortak kabul etmez.
Yöneticinin sahip old� güç ya bizzat kendisinden kay
naklanıyordur veya başka bir neden bu güce ulaşmasını sa�
lamıştır. Bu idare tarzını uygulayan yönetirnde halktan mut
lak surette emirlere uyup itaat etmesi beklenir. 982
Bu yönetim zenginli� gücü kullanılarak zor yoluyla
de�il de halkın zenginliği elinde bulunduran kişinin malına
ihtiyaç duyması dolayısıyla tercih edilir. Zorba yönetirnde
( tegallü bi) lider ço�alınca yönetim bu haliyle kalmaz ve baş
ka yönetim tarziarına dönüşür. 983
980 A.mlf., ei-Hikmetu 1-'Artlziyye, s . 37·
98 1 Aristoteles de oligarşinin "amaonın" zenginlik olduAwıu belirtir,
bk., Retorik, 1366 a 4·
98 1 İbn Sini, age., s . 6:ı; İbn Sini, ei-Hikmetu1-'Artlziyye, s . 39·
983 Age. , s. 39·
:ı64 İbn Sini Felsefesinde Retorik
3.2.3.6.2. Timolaasi (npoxparla, timokratia, siylsetü'l
kerime)
Timokrasi (nııoıcpaTia, "timokratia", nııfı : "değer (pa
ra) veya "onur"; ıcpiıtoç (kratos) : "güç", "yönetim") , yöne
ticinin hiçbir karşılık beklemeden sadece onur ve yücelik
adına halkı koruyup kolladığı bir yönetim tarzıdır. "Şerefli
ler yönetimi" diye de adlandırılır. Devletin başında tek bir
kişi bulunması dolayısıyla bir açıdan monarşik bir yönetim
olarak kabul edilir.
3.2.3.6.3. Oligarşi (siyisetü1-kılle, azınlıpn yönetimi)
Oligarşi ( oA.ıyaPXia, oligarchia: 6A.iyoç, oligos, "küçük
bir grup" ve clPXt:tv: "yönetmek") en zengin olanın idareyi
eline aldığı yönetim tarzıdır. Diğer yandan siytisetü 1-hercime
(timokrasi, şerefliterin yönetimi) ile bağlantılı bir şekilde ele
alındığında bu kelime nııoıcpatia kelimesine karşılık getiril
miş olabilir. Zenginliğe dayalı yönetim şeklinde anlaşılması
ise "nııit" kelimesinin hem "onur" hem de "paranın değeri"
anlamlarına geliyor olmasındandır.
Yönetim tarzı başka bir tarza dönüşmediği sürece azınlık
yönetiminde lider sayısının fazla olmasının herhangi bir sa
kıncası bulunmamaktadır. 984
3.2.3.6.4.
Demokrasi
(Dimukrltiyye,
hürriye
ve'd
dimdkrltiyye, cemi'iyye/icmi'iyye, )
Klasik dönem siyasi yapılannda günümüzdeki anlamıyla
henüz tüm kurumlanyla oturmamış olması ve Sofıstlerin de
ğerler alanında rölativist yaklaşımlarının yol açtığı kaos or
tamının da etkisiyle en kötü yönetimlerden biri olarak kabul
984 İbn Sini, ei-Hikmew1- 'Arılziyye,
s.
39·
Retorik Sanatının Değeri ı65
edilen demokraside ( 6fiııo<;, demos, "halk" ve Kpatoç, kra
tos, "güç", "yönetim") yönetim kademesine, ço��
tercih etti� veya er-reisu'l-evvel'in seçti� kişi gelmektedir.
Ço�� yöneticiyi seçiminin Retorik'te ve Arapça
tercümesinde kura ile (bi'l-kur'a, tv n di)pcp, en he klero)
old� belirtilmektedir. 985 İbn Sina, Aristoteles'in metnin
deki yönetim şekillerinin anianidığı kısımlan ( 1365 b ı9 vd.)
özetledi� satırlarda986 bu görevlendirmenin kura veya şans
(baht) yoluyla olacağını dile getirmektedir. Yönetim şekille
rini ayrıntılı olarak ve nispeten Aristoteles'ten bağımsız bir
şekilde ele aldığı el-Hikmeıu'l-'ArUziyye'nin987 ve Haıabe'nin
ilgili kısımlarında988 görcvlendirmenin oybirliğiyle (icm'a)
olacağını ifade etmektedir.
Amacın hürriyet oldu� demokraside erdemli veya alçak
olsun, herkes ceza ve ödülde eşittir. 989
İnsanları yanlış yönlendirmeye ve kaosa sebep olacak un
surlara aracı olmayıp erdemi öneeleyen ve toplumun değer
algılarını görmezden gelerneyen konuşmacının hal ve tavırla
nyla sözlerinin tutarlılığı demokrasinin sürdürülebilir bir
yönetim tarzı olmasını sa�ayan en önemli etkenlerdendir.
3.2.3.6.5. Aristokrasi (Arist6kritiyye, siyisetü1-ahyir)
Aristokrasi990 ( aplO'tOl, aristoi, "en iyiler" ve KpcltOÇ, kra
tos, "güç", "yönetim") veya siyasetü'l-ahyar gerek yöneten
gerekse yönetilen olsun toplumda yaşayan herkesin dünya ve
985
986
Aristoteles, Rtıorik, 1365 b 33·
A.mlf., el-Haıabe, s. S ı-83
98 7 A.mlf., ei-Hikmetü1-'Araziyye, s. 37 vd.
988 A.mlf., ei-Haıabe, s. 6ı-63.
989 A.mlf., ei-Hilmıetü 1-'ArQziyye, s. 37-38.
990 Metinde "sukrinyyc" diye bir ifade geçmekte, ancak bu kelimeyle
"aristokrasi" kastcdilmektcdir, bk., a.mlf., ei-Haıdbe, s. 63.
266 İbn Sina Felsefesinde Retorik
ahiret saadeti (sa'adetü'l-'acile ve'l-acile) istediği, ilmi ve
arneli erdemiere ve felsefi düşüneeye dayalı bir yönetim tar
zıdır. Devlet başkanı anlaşmayla (ittifak) değil de liyakat esa
sına göre vatandaşlar arasından en erdemli, felsefede en iyi
( ahkamun) ve en takva sahibi (etka) olmasına dikkat edilerek
seçilir. Seçkinterin yönetirnde olduğu bu devlette tek bir yö
netici olabileceği gibi birden fazla yönetici de olabilir. Yöne
ticiye itaat wrla değil, halkın arzu ve iradesiyle gerçekleşir.
Daha alt kademedeki yöneticiler de aynı şekilde sahip
oldukları erdemiere göre sıralanır. Devlet kademelerindekiler
arasında anlaşmazlık, çekememezlik, gruplaşma ve düşman
lık gibi olumsuz durumlar da söz konusu değildir.
Yönetim anlayışı bu şekilde belirlenince üretimden sa
vunm aya toplumdaki her alanda bir yetkinlik söz konusu
olacaktır. Toplumdaki herkes ister teorik isterse pratik olsun
sahip oldu&! erdeme göre bir mevki edinmekte ve toplumda
yerine getirdiği işleviyle toplumsal hayata bir katkı (sal:lhu'l
müşareke) sağlamaktadır.991 Yöneticinin filowf (hakim) ol
ması durumunda ise insanlar siyasi erdemin yanında kendin
de siyasetin yetkinleşmesini sağlayan teorik erdemiere sahip
bir yöneticiye sahip olmuş olacaklar ve dolayısıyla erdemli
bir idare tesis edilecektir. 992
İbn Haldun ise, İslam filowflarının erdemli devlet anla
yışını sadece teorik bir yaklaşım olarak görmektedir. 993
sına, ei-Hikmetıl1-'Arütiyye, s. 39•41; a.mlf., ei-Hatdbe, s. 6z-63.
Farabi 'en iyilerin yönetimi' (riybetü'l-ahyıir) adını verdi� bu yöne
tim şeklinin eski Perslerde old�u belirtir (d-Medine, s. 138 ) .
İbn sına, el-Hatdbe, s . 63 ; a.mlf., Meta.fiıik, ll. cilt, prg. 940.
Bk., Gutas, Ibn Stnd'nın Mirası, s. ıBo.
991 İbn
992
993
Retorik Sanatının Değeri 267
3.23.6.6. Krallık (siyisetü'l-millk,lmülkü1-melik)
İbn Sina'nın ele aldığı son yönetim şekli krallıktır. Aris
tokrasİyle birlikte en iyi yönetim tarzını oluşnıran krallık (el
mülk) Rosenthal'in belirttiği şekilde "seküler bir krallık"994
değil de "siyaset" anlamına gelmektedir. Zira bu kelimeyle
ne kastettiğini İbn Sina bizzat kendi bildirmektedir: "Mülk
siyasettir. "995
3.2.4.
Retori�n Egitimdeki Faydalan
Sofistlerin insanları şaşırtmak amacıyla uyguladığı ve
karşılığında da ücret aldıkları eğitim yöntemini eleştİren
Aristoteles tümdengel im ve istikranın ( tümevanın) özellikle
soyut konuları öğrenmedeki rolüne vurgu yaparak tümeva
mnın teorik konularda daha az gelişmiş olanların başvuraca
ğı bir düşünüş tarzı olduğunu, buna karşın kıyasın ise teorik
konularda daha yetkin olanlar için daha uygun olduğunu be
lirtmektedir. 996
Eğitimi "kökü acı, meyvası tatlı" olarak nitelendiren
Aristoteles, eğitimin üç unsurunun bulunduğunu belirtir.
Bunlar doğal yetenek, bilgi ve uygulamadır. Ona göre ço
cuklarına eğitim veren ana babalar, onları dünyaya getirmek
le yetinen ana babalardan daha saygıdeğerdir. Çünkü biri
çocuklarına sadece hayat bağışlıyorken diğeri iyi bir yaşam
sunmaktadır. 997
Farabi öğretme ve öğrenmeye dair şöyle diyor:
994 Rosenthal, age. , s .
144.
995 İbn Sini, el-Hatdbe, s. 94·
996 Aristoteles, Topica, 157 a 18-ıo.
997 Diogenes Lacrtius, Onlü Filozojlann Yaşamlan ve Ogretileri, İstanbul,
ıooı, bölüm : 5, prg. 19.
z68 İbn Sina Felsefesinde Retorik
"Söz ile ögt-emıe özelli� olan her konuda ögt"enen ( mü
te'allim) için şu üç durumun olması zorunludur. Birincisi
öğretenin söz ile demek istediği şeyin anlamı demek olan,
işittiği şeyin anlamını (ma'ni) aniayıp (fehm) kavramasıdır
(tasavvur) . İkincisi ögt-emıenin sözcüğünden (lafız) anladı
ğı veya kavradığı şeyin varlığına ilişkin kendisinde doğru
bir yargının (tasdik) meydana gelmesidir. Üçüncüsü kavra
dığı (tasavvur) veya doğru yargıda (tasdik) bulunduğu şeyi
bellemesidir (hıfz) . Bu üç durum; söz ile öğretilen her şey
de gereklidir. "998
Sözle öğrenme süreçlerinde zihnin içinde bulwıduğu du
rumu ifade eden bu sanrlar öğretme ve öğrenme faaliyetinde
özellikle öğrencinin öğrenmeyi nasıl algıladığıyla alakalı ola
rak önemli ipuçlan vermektedir.
Farabi'nin tasvir etti� bu süreç, tümel bilgileri kavra
makta zorlanan özellikle retorik ehline hitap edebilecek olan
belleme (hıfz) metodwıwı yanında bütün sözlü öğretimler
için de uygulanabilir.
Retorik, her konuda mümkün olan ikna iınkinlannı ara
yıp bulmak §Cklinde tarif edilen amaana uygun olarak her
hangi bir konuyla sınırlandınlmamaktadır. Bütün teorik ve
pratik alanlarda belli bir konwıwı benimsetilmesi için kulla
nılabilecek bir yöntem olan retorik, muhatabın durumwıa
göre ya kıyas özelliği öne çıkanlarak kullanılır veya hatibin
kişili� ve ikna kabiliyeri bu konuda en büyük dayanak olur.
Diğer yandan yine bir hatabi çıkarım olan temsil/misil ise
tikeller dünyasından somut iki örn� karşılaşnrması bakı
mından zihni melekderi henüz tam olgunlaşmamış kişilerin
e�tim ve öğretiminde başvurulabilecek bir yöntemdir.
998
Dunısoy, age. , s . 70.
Retorik Sanatının Değeri 269
İbn Sina öğretim ve öğreninlle alakatı olarak bunların bir
kısmının uygulamada süreklilik isteyen zanaatlerle ilgili ol
duğunu belirtir. Öğretim ve öğrenirnin diğer bir kısmı ise
telkin etmek suretiyle olur. Bu yöntemde de süreklilik önem
lidir. Bunun yanında telkinde bulunan kişi de bu yöntemin
aynlmaz bir unsurudur. Bir kısmı ise ahlak eğitimiyle ilgili
dir (te'dibi) ve öğrenenin danışmasıyla gerçekleşir. Bir kısmı
da taklitle olur. Retoriğin öncüllerinden mak.bülatta olduğu
gibi bu yöntemde de güven esastır. Hoca-talebe arasında
güven ve yakınlık oluşmadan eğitim ve öğretimden beklenen
amaç gerçekleşmez. Bir kısmı ise uyarınayla gerçekleşir
(tenbihi ) . Mesela mıknatısın demiri çektiğini bilen fakat o
anda bundan habersiz olan ve demiri çektiğini gördüğü hal
de farkına vamıayıp şaşıran kimseye "işte bu, senin bildiğin
mıknatıstır" denir. Bu uyanmla o kişi daha önce öğrendiği
bu bilginin bilincine tekrar kavuşmuş olur. Ya da kendili
ğinden açık evveli (ilksel) önermelen işitip de ifadedeki veya
zihnindeki bir eksiklikten dolayı kavramayan kişiye söz ko
nusu önermeler yeniden anlatılır.
Öğretim ve öğrenimin, başka sınıflan da vardır. Fakat
yukandakiler de dahil bunların hiçbiri zihinsel veya düşünsel
değildir. Çünkü zihinsel ve düşünsel, iş itilen veya düşünülen
bir sözle elde edilen ve daha önce bulunmayan bir inanç ya
da düşünce veya bir tasavvur oluşturabilen şeydir. Zihinsel
öğrenim, iki insan arasında olabileceği gibi iki farklı yönden
bir insan ile kendisi arasında da olur. Böyle bir insan, mesela
kıyastaki orta terimi sezmesi yönünden öğreten olurken kı
yastan sonucu çıkarnıası yönünden öğrenen olur. Öğretim
ve öğrenim zat bakımından birdir, ama itibar bakımından
ikidir. Çünkü bir bilinmeyeni bir bilinenle elde etmeye doğ
ru yönelmek olan tek bir şey gerçekleştiği şeye kıyasla öğre
nim adını alırken kaynaklandığı şeye yani fail iliete kıyasla
2.70 İbn Sina Felsefesinde Retorik
ögt-etim adını almaktadır. Hareket ettirme ve hareket etme
örne�inde olduğu gibi.
Daha önce varolan bir bilgi olmadan zihinsel ve dii§ünsel
ö�etim ve ögrenim gerçekleşmez. Çünkü ögt-etim ve ö�e
nimle gerçekleşen tasdik ve tasavvur, daha önceki iş itilen ve
ya dii§ünülen bir sözden sonra olur. Bu sözün önce biliniyor
olması gerekir. Fakat rastgele degil talep edilen şeye dair bil
fıil de�ilse bile bilkuvve bir bilgi olması yönünden biliniyor
olmalıdır. 999
Ögt-enimin temel unsurlarını bu şekilde ortaya koyan
İbn Sina ilmin aktanm ahlakına da de�ektedir. Hatabe'de
öwetmenin ögrencisine yalan söylemesiyle ilgili olarak kafa
sında kurgulayarak yalan söylediyse ögt"eten olmak bakımın
dan yöntemini terk etmiş olacağını belirtmektedir. Onun bu
konudaki nihai amacı ögt-encinin kalbinden inkarı gidermek,
konunun mümküne ne kadar yakın olduğunu ona hissettir
rnek ve zannıyla iki karşıt taraftan birine veya benzerine
meyletınek iken o, bu davranışıyla yanıltanın davranışına
yönelmiş ve aldatan birinin yolunu tercih etmiş olmakta
dır. ıooo
3.2.4.1.
Retoriğin Yaygın E�timdeki Rolü
Bir toplumda kültürle okullaşma arasında dowudan bir
ilişki vardır ve özellikle retorik yöntemleri, öncüllerine kay
naklık eden halkın egitiminde en başta gelen egitim yönte
midir. Kültürün degişmez unsurlarından olan toplumun
ahiili ve siyasi yapısının sa�lamlığı iyi bir e�itim ve ögt-e
timle sa�lanır. Böyle bir eğitim ve ö�etim faaliyetinde baş
vurulacak en uygwı araçlardan biri de retoriktir.
999 İbn Sina, Ikinci Analiıikler, prg. 12·13.
1000
A.mlf., d-Hatdbe, s.
5·
Retorik Sanatının Değeri 271
Burhan ehline hitap etmiyor olması dolayısıyla teorik
bakımdan nispeten zayıf olsa da retorik halkın algılayışı ve
ihtiyaçlarına uygun bir sanattır. Bu özelliğiyle retorik halk
arasında ayrışma ve kavgayı değil de belli bir sağduyu ve
1 001
kamuoyunun oluşmasında en etkili sanattır.
Kıyasta cedel ve retorik sanatının öncüllerinden olan
meşhfuattan bahsederken İbn Sina, bu öncüllerin zorunlu
lardan olduğu gibi ilahi dinlerle örtüşen ve toplumun duru
munun düzeltilmesi, eğitimi ile ilgili olan yargılardan oluş
tuğunu ya da huylar ve duygularla ilgili olduğunu veya tü
mevarımlarla alakalı olacağını belirtir.
Bunların
00
yaygınlığı;
ya mutlak olmasına veya belli bir sanat ehline 1 2 veya belli
bir inanca dayanan topluluğa (mille) göre olması bakımın
dan farklılaşır.
" 1 003
Retorikte kullanılan öncüller halkın anlayacağı bir dille
oluşturulduğu için bilginin bu yolla geniş kitlelere ulaştırıl
ması daha kolaydır. Zira insanlar alışageldikleri düşünce ka
lıplanyla ifade edilen hususlan yabancısı oldukları ifade tarz
Iarına göre daha kolay anlamaktadırlar.
Hem yöneticinin halkla nasıl muhatap olacağının hem de
halka nelerin nasıl anlanlacağının bilgisini 10114 veren retorik,
yönetilenlere herhangi bir şey benimsetilmek istendiğinde
bilimsel veya teorik bir aktarırnın uygun olmaması duru
munda başvurulacak bir yöntemdir ve bu sanat her konuda
halkın kabulünü sağlama imkanına sahiptir. 1005 Çünkü reto-
1001
Black, age., s. ıo6.
1002
İbn Sini'nın sanat �rimi ve uygulamalanna dair görüşleri için bk. ,
d-Ha!dbe, s. 7-8.
1003 A.
mlf., Işaretler ve Tembihler, s. 53·
1
0114 A.mlf., Topikler, prg. 6.
1005 A.
mlf , el-Hatabe, s. 13 .
'1.]'1. İbn
Sinıi Felsefesinde Retorik
rik, fızik ve ahllli dair kabullerde olduğu gibi metafızik ala
nındaki inanışlarda da yardımcı bir sanattır. 1006
Bazıları bilgiye sahip olsalar bile bu bilgiyi ya eksik akta
rırlar veya aktaramazlar. Edinilen bilgiden başkalarına aktarı
lanlar konunun tamamını yansıtmayabilir ve konu hakkında
eksik ya da yanlış kanaat oluşmasına neden olur. Diğer yan
dan sahip olunan bilgi ne kadar kesin bir bilgi olsa da anian
lanlar karşıdakinin anladığı kadardır. Dolayısıyla gerek tam
ve eksiksiz bir bilgi aktarımı için gerekse aktarılan bilgilerin
doğru bir şekilde anlaşılması için eğitim, toplum hayanna
katılan herkes için gereklidir. 1007
Teorik konuları anlayamayacak seviyede olanlar için uy
gulanacak ikna yöntemi hem öğrenenin konuyu daha kolay
öğrenmesini hem de öğrenirken benimsemesini s�layacak
tır. Bu bakımdan toplumun düşünsel eğitiminde retorik
önemli bir yere sahiptir . 1 008
Allah, peygamber ve ahiret gi bi imanla alakalı konularda
teorik açıklamalarla bir inancı benimsetmek halkın tabianna
� geleceğinden dolayı böyle bir yöntem onlar için uzun ve
yorucu bir süreç olabilir. Bunun yerine retorik gibi gerek
öncülleri ve gerekse sunumu itibariyle halk için daha uygun
bir yöntemle bu gibi inanç esasları daha kolay benimsetilebi
lir. 11109
1006
1007
A.mlf., t:I-Hikmetıl1-'Ar11Ziyye,
2.70.
s.
Aristotdes, Retorilt, IJSSUS-2.8.
Black, age., s. IJS.
11109 İbn SUd, Topilılt:r (ct:dt:l), prg. 6.
1008
ı8; Ebu'l-Bcrckit, t:I-Mu'tt:ber,
s.
Retorik Sanatının Değeri Z73
3.2.4.2.
Retorik ve Felsefeye Giriş
Antik dönemde ilk yükseköğrenim kurumları olarak ka
bul edilen retorik okull arı Grek kültüründe felsefi düşünce
nin oluşumunda önemli işlevi yerine getirmişlerdir. Açıldık
tan sonra kısa sürede yo� bir taleple karşılaşan ve mezun
verdiği öğrenciler toplumda gerek ilmi gerekse siyasi ve as
keri kişilikleriyle öne çıkınca bu okulların ve bu okullara de
vam eden öğrencilerin sayısı artarak toplumda bir ağırlık
oluşnırmaya başladı. Dolayısıyla bu dönemde toplumda
hem yüksek seviyede bir hitabet anlayışının oluşmasında
hem de retorik, dolayısıyla felsefe alanında kaleme alınan
eserlerin ço�almasında bu okulların payı büyüktür.
Henüz yüksek öğrenim programlarının ortaya çıkmadı�
bir dönemde Sofistler, zamanın seyyah öğretmenleriydi.
Gorgias gibi bela�tin vatansevediği inşa etmesi gerekti�i
savund� düşünülen İsokrates M.Ö 393 yılında Atina'da
retorik okulunu açınca bu durum de�ti. Yüksek bir öğre
nim ücreti belirlemesine ve bir dönemde dokuzdan fazla ö�
renci kabul etmemesine ra�en öğrenciler dört yıla kadar
devam etme ihtiyacı hissediyorlardı. Yaşadı� dönemde
Etlcitun ve Aristoteles'ten daha etkili bir kişili� sahip olan
İsokrates'in bu okulu kısa sürede büyük başarı göstermiş ve
burada zamanının büyük siyaset ve devlet adamlan yetişmiş
tir . 1 0 1 0
Retorik'in yazan Aristoteles'in do�undan yaklaşık
altmış yıl önce Atina'da temel ve orta düzeyde okuilaşma
gerçekleşmişti. Bu okulların yanında M.Ö. 5· yüzyılda, git-
1010
Matscn, Patricia M., Readings from Classical Rhetoric, s. 43·
2 7 4 İbn Sina Felsefesinde Retorik
rnek isteyen ve imkanları müsait olanların gittiği gramer ve
retorik okulları da mevcuttu. 1011
Bu şekilde eğitimin yaygınlaşması beraberinde teorik dü
şünmeyi, dolayısıyla da mantıkta ilerlemeyi sağlamıştır. 1012
Büyük İskender daha ondört yaşındayken Aristoteles ona
ilerde yönetimi devralacak birisinin alması gereken dersleri,
muhtemelen edebiyat, diyalektik, bir tür ahlak ve siyasete
giriş ve retorik dersi vermiştir. 1013
Görünen şeyler görünmeyenlere göre ilk anda daha tesir
li olacağından tümel konulara geçmeden önce tikel konuları
yorumlamak gerekir. Bu ise tecrübe ile olabileceği gibi ana
lojiyle de olur. Temsil (analoji) entimem gibi değildir, ancak
entimemin kullanılması uygun olmayan durumlarda veya en
timemi desteklemek için kullanılabilir. 1014
Felsefede asıl yetkinliği sağlayan burhan sanatıdır.
Burhani ilimierin çoğunun ilkeleri arasında öğrenci için va
zedilen ilkeler vardır. Öğrenciden bu ilkeleri, kendisini ikna
edecek bir şeyden hiçbir şekilde yardım almaksızın, öğrenci
nin henüz o derecede bu ilkeleri kesin (yakin!) olarak bilme
sinin mümkün olmaması dolayısıyla basitçe kabulü istendi
ğinde bu ilkeleri benimsernek ona zor gelir. Fakat öğrenci
nin, gerçekte doğru olmasa bile, kabul ettiği, benimsediği ve
övdüğü öncüllerden oluşan kıyaslarla onu ikna etme gücü
bulunduğunda vazedilen o ilkelerden ürkmez, onları yadır
gamaz ve onun doğası, bu ilkeler üzerine inşa edilen şeyler
den tiksinmez. Böylelikle o ilkelerin kesinliğini (yakin) kav-
101 1
1012
10 1 3
1 0 14
ı
W"lli
ams, age.,
Age., s . 17.
s. ı 6 -17.
Kennedy, A New History of Rhetoric,
İbn Sina,
el-Hatdbe,
s.
ı69-17o .
s.
53·
Retorik Sanatının Değeri 275
rayabileceği zamana varıncaya kadar öğrencinin öğrenimi
sağlanır. 1015
Bu tikellerden tümel kuralların çıkarılması mümkündür.
Bu tikeller, insanların cedel ve hitabet kavrayışının başlangı
cında azdı; ardından sonradan bu sanatlarda temayüz eden
lerin türlerine, önceki tikeller üzerine inşa ettikleri şeylere,
onlarda yaptıkları değişim ve ıslahlara göre daUandı ve ço
ğaldı. İnsanlar (bu sanatlarda) -tümel kurallardan oluşmasa
bile- bir meleke kazandılar; böylece sordular, çözdüler ve ti
kellerden yeteri kadarını aldılar; bazen az da olsa tümel şey
lere delalet ettiler. 1016
Doğru akıl yürütme ( teakkülü sahih) 1 0 1 7 karşılıklı ko
nuşma ve tartışmadan ortaya çıkmaz. Ancak tartışma sanatı
olan cedele göre retorik felsefi eğitimin başlangıcında başvu
rulabilecek bir yöntemdir.
101s
1016
1017
.
A.mIf , Topıhler, prg.
.
6.
Sofistih Deliller, prg. ıoo.
Bu kavram Farabi'nin de siyaset
Bk., FusCılü'l-medeni, prg. 36, 38.
A.mlf. ,
anlayışında
önemli bir yer
nıtar.
4. SONUÇ
Antik Yunan'da bireylerin kendilerini daha iyi ifade etme
ve toplum hayatına daha fazla katılma isteğine bağlı olarak
ortaya çıkan klasik retoriği, Sofistler daha çok insanları al
datmada bir araç olarak kullanmışlardır. Daha sonra gelen
Aristoteles, kıyas teorisini retoriğe uygulayarak bu sanan fel
sefi sistemi içerisinde bir yere oturtınuştur.
Antik Yunan'da düz yazıdan önce hitabet daha çok man
zum eseriere dayanıyordu. Zamanla düz yazı da gelişim gös
tererek adli, siyasi ve sosyal alanlarda kullanılır olmuştur.
"Retorik" kelimesine yazdığı eserlerde ilk yer veren Eflatun
olmuştur. Ancak retorik Eflatun'dan daha önce ortaya çıkan
bir sanamr. M.Ö. beşinci yüzyılın ikinci yarısında yaşamış
olan Koraks ve Tsias retoriğin kurucuları olarak kabul edilir.
M.Ö. beş ve dördüncü yüzyıllarda özellikle gençleri yön
lendirme ve manipüle etmeyi amaçlayan Sofıstler retoriği
temel bir araç olarak kullanmışlardır. Belirli okullar çerçeve
sinde faaliyet gösteren Sofistler toplum ve siyaset hayannda
etkili olan birçok kişi yetiştirmiştir.
Aristoteles'ten önce retoriğe dair en önemli metinleri ka
leme alan kişi Eflatun'dur. Gorgias ve Phaedrus adlı eserle
rinde özellikle Sofist Gorgias ve İsokrates'e karşı görüşlerini
dile getiren Eflatun, irısanları yanıltmak ve sahtekarlık ama-
278 İbn Sini Felsefesinde Retorik
cıyla kullanıldığı için dönemin retorik anlayışına karşı çıkmış
ve hakikate dayanan, insanın ruh halini dikkate alan ve felsefi
olarak nitelendirilen bir retorik anlayışını benimsemiştir.
Meşşai düşüncenin
ceki
retorik
mirasını
kurucusu
Aristoteles kendinden ön
değerlendirdi�
Synagoge
Technon
( auvciyroyrı ıtxvov) adlı bir eser kaleme almış ancak bu eser
günümüze
ulaşmamıştır.
Günümüze
ulaşan eserlerinden
özellikle Sofistih Çürütmelere Dair ve Retorih, önceki dönemin
retorik anlayışına dair önemli ipuçlara sahiptir.
Aristoteles de Efianın gibi Sofistler'i eleştirmiş ancak se
lefıne göre süregelen retorik geleneğine kendi sistemi içeri
sinde daha fazla yer vermiştir.
Aristoteles'in Retorih adlı kitabı üç bölümden oluşmak
tadır.
Bu
üç bölümden ilk ikisi "ttxvrı pfltOptıol " , (techne re
torike, retorik sanatı ) başlığı altında tek kitap olarak bir ara
ya getirilmiş, üçüncü bölüm ise ayrı bir kitap şeklinde değer
lendirilmiştir. İ ki bölümden oluşan ilk kitapta retoriğin ta
nımı ve mannktaki yeri konusunun yanında entimem ve ör
neklem ele
alınm akta ve retorik türlerine yer verilmekte ve
daha çok retorikte kullanılan nesnel (etik ve psikoloj ik) delil
lerle birlikte entimemlerdeki ortak hususlar ve sahte enti
memler konusuna değinilmektedir. Son bölüm ise retorikte
biçem konusuna ayrılmışnr.
Sofistlerin kandırmaya dayanan öznel retorik anlayışına
karşın Aristoteles mannğa dayalı iknayı amaçlayan nesnel bir
retorik anlayışı ortaya koymuş ve hakiki retorikle sahta reto
ri� kesin çizgilerle birbirinden ayırmışnr.
Daha sonra Akdeniz havzasında Roma Devleti impara
torluk özelli�yle etkisini gösterince Aristoteles retoriği bu
coğrafyada geri planda kalmış ve Retorih ders müfredatların
dan çıkarılmıştır. İskenderiye'de Organon'a dahil olan diğer
Sonuç 279
eserler gibi hakkında zengin değerlendirmeler yazılmayan
Retorik, Süryanice üzerinden Arapçaya tercüme edilerek İs
lam dünyasında Roma İmparatorluğu'nun hakim olduğu
coğrafyadakinden daha zengin bir bakış açısıyla ele alınmış
tır.
Retorik'in Süryanice tercümesi 7· yüzyılda yapılmıştır. Bu
tercümeyi kimin yaptığı ise bilinmemektedir. Bu tercüme
günümüze ulaşmadığından dolayı da metin hakkında ayrın
tılı bilgiye sahip değiliz.
Retorik Arapçaya
ıo.
yy.ın başlarında tercüme edilmiştir.
Hicretin üçüncü yılından (Huneynlerden) önce yapılan ter
cümelere atıfla "Nakl-i kadim" olan bu tercüme, tercüme
edildikten sonra defalarca tashih edilen diğer birçok Arapça
esere göre daha fazla hata içermektedir. Diğer yandan gü
nümüzde mevcut olan Retorik'in Grekçe yazmasıyla tam bir
karşılaştırması yapılması durumunda bu tercüme Retorik'in
tarihinin yeniden yazılmasına da kaynaklık etme özelliğine
sahiptir.
Farabi'nin, birinin sadece Latincesine sahip olduğumuz
iki retorik metni bulunmaktadır. Günümüzde sadece Latin
cesi bulunan metin "büyük şerh" niteliğindedir ve nispeten
daha hacimlidir. Farabi'nin Büyük Şerh 'i ya da Didascalia,
klasik retorik geleneğinde Aristoteles'in Retorik'i üzerine ya
zılan ilk büyük şerh olma özelliğine sahiptir. Farabi'nin reto
riğe dair diğer bir metni ise nispeten daha küçük hacimli
olan "Kiclbu'l-hatabe" adlı eseridir. Gerek büyük şerhde ge
rekse Kitabu 'I-Hatabe'de Farabi, hem ikna yöntemlerinin sı
nıflandırılmasında hem de retorik alanındaki kavramsal ya
pıda İslam filowflarına özgü bir bakış açısının önünü açan
fılowftur. Bu metinler Meşşai çizgide kaleme alınmış olsalar
da retorik konusunda fılowfun özgün katkılarını da içer
mektedirler.
280 İbn Sina Felsefesinde Retorik
Retoriği Aristoteles ve Farabi çizgisinde ele alan İbn
Sina, Meşşai gelenek içerisinde elimizde mevcut olan en kap
samlı eserin sahibidir. İbn Sina'nın, Kitcibu'ş-şifa'mn el
Hatcibe başlıklı bölümünün yanında retoriğe dair bir de ei
Hikmetü'l- 'aruziyye ft meani Riturtka adlı risalesi mevcuttur.
Kaleme aldığı metinlerde Retorik'in Arapça tercümesinde yer
alan bazı eksiklikleri tamamlayan ve bazı hatalan fark edip
bunları düzeltme yoluna giden İbn Sina zengin ikna yön
temleri sistemi ve ortaya koyduğu retorilde ilgili yeni kav
ramsal yapıyla klasik retoriğe eşsiz katkılar sunahilmiştir.
Meşşai gelenek içerisinde retorikte kullanılan ikna yön
temleri, genel olarak kıyasın kullanılıp kullanılmadığına göre
teknik ve teknik olmayan yöntemler şeklinde ikiye ayrılmak
tadır. Ancak İbn Sina'nın bu yöntemlere dair yaptığı alt baş
lıklandırmalar kendine özgüdür. Aristoteles teknik olmayan
yöntemleri yasalar, yeminler, tanıldıldar, anlaşmalar ve iş
kence şeklinde genel olarak beş sınıfa ayınyorken İbn Sina
bunları da içerecek şekilde yasalar ve tanıklıklar şeklinde bir
ayrıma gitmekte ve yasalarla tanıldıkların dışında kalan tek
nik olmayan yöntemleri tanıldıldar başlığı altında sözle ta
nıklık ve durumla tanıklık şeklinde ayrı ayrı değerlendirmek
tedir.
Teknik olmayan ikna yöntemlerinden yasalar özel, yani
yazılı ve genel; ortak, yani yazılı olmayan yasalar şeklinde
ikiye ayrılmaktadır. Özel yasalar belli bir gruba veya millete
özgü iken genel yasalar bütün bir topluma veya tüm top
lurnlara uygulanabilen yasalardır. Bu noktada İbn Sina genel
yasayla tümel yasanın birbirinden farklı olduğunu belirterek
genel yasaların tikel konulara da değinebileceğini, tümel ya
saların ise sadece tümel, evrensel konularla ilgili olduğunu
dile getirir.
Sonuç ıSı
Di�er teknik olmayan ikna yöntemi ise tanıklıklardır.
Tanıklıklar gerek önceden yaşamış gerekse yaşamakta olanla
rın sözlerine dayanan sözlü tanıldıklar ve duyu ve akılla algı
lanan durum taruklıklandır.
İbn Sina, Farabi'nin başlattı�ı ikna yöntemlerine İslam
kültüründen unsurlar ekleme gelene� devam ettirerek bu
yaklaşımı daha da zenginlt:§tirmiştir. Di�er yandan birey ve
toplum hayannda ikna kayna� olarak alınmakla birlikte tek
nik olmayan yöntemlere geniş bir açıdan bakabilrniştir. Bu
ba�lamda yukanda geçen durum tanıklıklarından olan muci
ze, lanetlt:§me ve hal ve hareketler gibi yeni teknik ikna yön
temleri ortaya koymanın yanında Aristoteles'in teknik olma
yan ikna yöntemleri arasında saydığı işkenceyi de daha geniş
olarak ele alarak ceza ve ödülle gerçekleşen iknalan bu çerçe
vede de�erlendirmiştir. Diğer yandan entirnem ve ömeklem
le birlikte teknik ikna yöntemi olarak kabul edilen hatip, din
leyici ve hitabetle alakalı hünerlerin yanında teknik olmayan
ikna yöntemlerinin teknik olarak da ele alınabileceğini ortaya
koymuştur.
İbn Sina'da en temel teknik ikna yöntemi olan entime
min çt:§itleri sağladığı iknanın derecesine göre sadikat, delil,
alarnet ve tirasettir. S adikat ( eikota) , ınt:§hıldt ve
mahmudanan kurulu entimemler iken delil (tekmerion) w
runlu belirtilerden, alarnet (semeion) de mutlak olarak belir
tilerden kurulu entimemlerdir. Piraset (fiisiognomones) ise
bedenin doğuştan sahip olduğu özelliklerin orta terim olarak
alındığı kıyaslardır (kıyasu'l-firasi) . İbn Sina'nın delil ve ala
rnet hakkındaki ifadeleri Aristoteles'in ifadelerinden daha
açıktır. Filowf bunu delil ve alarnede ilgili kısımların tercü
mesinde yanlışlık bulunan Retorik'e rağmen ve bu yanlışlığı
da düzelterek başarmıştır. Bu örnekte de görüldüğü gibi İbn
Sini, Arapça tercümede Aristoteles'in düşüncesine aykırı bir
z8z İbn Sina Felsefesinde Retorik
durumla karşılaşınca bu aykın dururnun farkına varabiimiş
ve bu durum u düzeltme yoluna gitmiştir. Arapça tercüme
nin eksikliklerini tamamlayabilen İbn Sina'nın bu özelli�i,
hem kendi metninin hem de Arapça tercümenin güvenilirli
�ini daha da arnrmaktadır.
Temel ikna yöntemlerini Aristoteles'in ortaya koyd�
üzere ele alan İbn Sina, entimemde kullanılan öncüllere, "bir
şeyin hem kendine hem de zıddına işaret eden alametler" an
lamındaki "mütesaviyat"ı ekleyerek farklı bir hatabi kıyas
şekli ortaya koymuştur. Sadik:it, delil ve alarneri birbirinden
belirgin bir şekilde ayıran İbn Sina, Ş ifa'n ın Kıyas kitabında
"alamet kıyası" olarak de�erlendirdi� firasetle birlikte dört
farklı entimem çeşidi belirlemiştir. Etimemde kullanılan kı
yas şekillerinde hem zorunlu öncüllerden hem de ço�lukla
do� öncüllerden oluşturulan dokuz farklı entimem şekli
old�u ifade etmiştir.
Hatabe'de ayrıntılı açıklamalarda bulunarak örnekiemi is
tikradan ayıran İbn Sina'nın ortaya koydu� örneklem dü
şüncesinde, Aristoteles'in, bir anlamda hem türnevarım hem
de tümdengelim yöntemini içeren örnekleminden farklı ola
rak tümdengelim tarafı zorunlu olmamaktadır.
Diğer yandan Aristoteles, bir kurgusal örneklem olan
masallara, Ezop ya da Libya masallarından örnekler verirken
İbn Sina bunların yerine Hint kültüründen Kelile ve Dimne'yi
almaktadır.
Retoriğin bilgi değeri bağlamında öncüileri mümkün
bilgi ifade etmesi bakımından retorik kıyastan zorunlu so
nuçlar çıkarılamaz. Ancak görünürde yaygın olmaları bakı
mından zorunlu öncüller retorik kıyasta kullanılabilir.
Retoriğin sınırlannın belirginleşmesi için diğer kıyas sa
natlanyla, özellilde ecdelle benzer ve farklı yönlerini ayrıntılı
Sonuç 283
bir şekilde ele alan İbn Sina, bilgi değeri olarak ve faydası
bakımından retoriğin beş sanat arasındaki yerinin belirgin
leşmesini sağlamıştır.
Beş sanattan halka en faydalı olanı retoriktir. Bu durum
daha çok avam ve havas olarak şekillenen toplurnun psikolo
jik, sosyal ve siyasi alanlarında kendini göstermektedir. An
cak İbn Sina avam ve havas ayrımını insanların doğuştan sa
hip olduğu özelliklere göre değil de sonradan kazandıkları
daha çok kognitif özelliklere göre yapar.
el-Hikmetü'l- A rüziyye 'de ortaya koyduğu devletler tasnifi
'
ana hatlarıyla Aristoteles'in devletler tasnifini yansıtan İbn
Sina, Hatabe'de ise Aristoteles'ten nispeten farklı bir tasnif
ortaya koymuş ve İslam siyaset felsefesi alanındaki diğer kat
kılarının yanında demokrasi rejimi için kullandıgt "el-hürriye
ve'd-dimllkratiyye" (hürriyet ve demokrasi) ifadesiyle yeni
bir kavram kazandırmıştır.
Yönetim şekillerini "wrba yönetim" (et-teğallubiyye) ,
"timokrasi" (siyasetü'l-kerame) , "oligarşi" (siyasetü'l-gılle) ,
"demokrasi" (siyasetü'l-hurriye ve'd-dimukratiyye) , "aristok
rasi" (siyasetü'l-hayr) , "krallık" (siyasetü'l-mülk) olarak altı
başlıkta değerlendiren İbn Sina, bu yönetim şekilleri arasın
da aristokrasi ve krallıgtn dünya ve ahiret saadetini sağlaya
cağını belirtmiştir.
İbn Sina retoriğin eğitimdeki faydasını genel olarak iki
bakımdan ele almıştır. İlk olarak halkın çoğunluğunun belli
bir düşünce ve inanç çerçevesinde eğitimi sürecinde bu sanat
yöneticiler için önemli bir işlev görmektedir. İkinci olarak
ise teorik konuları yeni yeni öğrenmeye başlayan öğrencile
rin bu konuları daha kolay kavraması için başvurulacak en
uygun araçlardan biri retoriktir.
KAYNAKÇA
Ajami, Mansour J., ""Am d al-Shi'r': Legitimization of Tra
dition", journal of Arabic Literature, cilt: ız, ı98ı, s. 3048.
Alexander of Aphrodisias (yak. M.S. 200 ) , "In analyticonım
prionım libnım 1 commentarium", Commentana in
Aristatelem Graeca (CAG) içinde, ed. Maximilian Wal
lies, cilt. 2, birn. ı, Berlin, George Reimer, ı883.
Ammonius Hermeiou (435/445-51 71526), "In analyticorum
priororum librum I commentarium", CAG, cilt. 4, birn.
6, ed Maximilian Wallies (ı899) .
Anawati, Georg Şehate, Müelleftitu lbn-i Stnti, Kahire, D:lıü'l
MaW, ı950.
Aristoteles, Aristotelis Opera, nşr Immanuel Bekker, Oxonii
(Oxford) ı837.
Aristoteles, el-Hattibe et-terceme el-'Arabiyye el-kadtme, tahkik
ve n�ir: Abdurrahman Bedevi, Kahire, ı959.
., "Kiclbu't-tahlüati'l-Ul3.," Manuku Aristü içinde, cilt: ı,
nşr. Abdurrahman Bedevi, Beyrut, ı98o.
,, On rhetoric: a theory of civic discourse, tercüme eden ve
notland.ıran: George A. Kennedy, New York, 2007.
___
___
ı86 İbn Sina Felsefesinde Retorik
,,
___
On Sophistical Refutations,
tre.
E. S. Forster, Londra,
1955·
___
,,
Organon III, Birinci Analitikler,
tre.
H. Ragıp Atade-
mir, İstanbul, 1996.
___
,,
"Rhetoric",
tre.
W. R. Roberts, The Complete Works
of Aristotle içinde, ed. Joathan Barnes, Princeton, 1995.
,
Rhetorik, 1 cilt, ed. Christof Rapp, Dannstadt, 1001.
,,
Retorik,
___
___
tre .
Meiunet Doğan, İstanbul, 1995.
Ata, Ulvi, Ibn Sina'da Peygamberlik, basılmaınış doktora tezi,
Ankara, 1006.
Baumgarten, Alexander Gottlieb, Asthetik, Latinceden
tre .
Dagmar Mirbach, 1 cilt, Hamburg, 1007.
Baumstark, A., Geschichte der syrischen Literatur, Bonn, 1911.
Bochenski, I. M., "Logic and Ontology", Philosophy East and
West, Cilt: 14, Sayı : 3 (Temmuz, 1974) .
Bogges, William F ., "Alfarabi and the Rhetoric: The Cave
Revisited", Phronesis, ıs, 1970.
Bohas, Georges (vd. ), The Arabic Linguistic Tradition, Rout
ledge, Londra, 1990.
Brandes, Paul, A history of Aristotle's Rhetoric. With a Bibliog
raphy of Early Printings . Metuchen, N.J., Scarecrow
Press 1989.
Butterworth, Charles E., "'The Political Teaching of Avicen
na", Topoi, 19, 1000.
Cafer Ali Yasin, el-Mantıhu's-Sinevt, Dhu'l-araki'l-cedide, Bey
rut, 1005.
ahız, el-Beyan ve't-tebytn, 3· baskı (ed. 'Abdüsselam
Harun) ,
Kahire, 1968.
Chiron, P ., "'The Rhetoric
to
Alexander", A Companion to
Greek Rhetoric içinde, ed. Ian Worthington, Blackwell,
1007.
Kaynakça ı B 7
Cole, Thomas A., The Origins of Rhetoric in Ancient Greece,
Baltimore, 1991.
Conley, Thomas M., "Aristotle 's "Rhetoric" in Byzantium",
Rhetorica, 8 : 1 (Kış, 1990), s. 29-44.
Coşkun, Abdulkadir, lbn Rüşd'ün Siyaset Felsefesi, yüksek li
sans tezi, İstanbul 2003.
Çelebi, İlyas, "Klasik Bir Kehim Problemi: Hüsün-Kubuh",
M. Ü. Ilahiyat Fakültesi Dergisi, Sayı: 16-17, İstanbul,
1998-1999·
Çelgin, Güler, Eski Yunan Edebiyatı, İstanbul, 1990.
Çıtır, İlhami, Fdrdbt ve lbn Slnô.'da Ilimler Sınıflandırması, Yük
sek Lisans Tezi, Cumhuriyet Üniversitesi Sosyal Bilim
ler Enstitüsü, 2007
Delice, Engin, Aristoteles Felsefesinde Tasımsal Tanıt ve Diya
lektik Ilişkisi, Basılmamış Doktora Tezi, Ankara Üniver
sitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara, 2007.
Diogenes Laertius, Ünlü Filozojlann Yaşamlan ve Ogretileri,
tre. Candan Şentuna, İstanbul, 1007.
Durusoy, Ali, "İbn Sina's Contributions to Oassical Logic",
journal of Oriental and African Studies, sayı: 15, Atina,
2006.
.,
___
"İbn Sina'nın 'd-Mucezü's-s* fi'l-mantık' Adlı
Risalesi", M. Ü. Ilahiyat Fakültesi Dergisi, sayı: 13-14-15
(1995-1996-1997) , İstanbul, 1997·
,,
___
"Mantık ve Mantık Tarihi Üzerine Bir Değerlendir
me", Islami Ilimler Dergisi, Cilt: 5, Yıl: 5, Sayı: 2, 2010.
,,
___
"Olanak, Olasılık ve Olabilirlik", M. Ü. Ilahiyat Fakül
tesi Dergisi, 27 (2004/1) s. 121-134, İstanbul 2oo6.
Dürüşken, Çiğdem, Antik Çagda Dagan Bir Egitim Sistemi Rhe
torica, Roma'da Rhetorica Egitimi, İstanbul, 1995.
288 İbn Sina Felsefesinde Retorik
Ebu'l-Berelclt el-Bağdadi, Kitabu1-Mu'teber fi'l-hikme, Haydarabad, 1938.
Etlanın, Gorgias, Perscus Projesi.
------''
Nom.oi (Laws), Perseus Projesi.
,
Phaedrus, tre. Robin Waterfield, Oxford, :ıoo3.
,
The Republic, Cambridge, 1938.
__
__
Emir'*lu, Ana Konulanyla Klasik Mantık, İstanbul, 1999.
Fahreddin er-Razi, el-Metdlibü1-'ciliye mine'l-'ilmi 1-ilciht, 6 cilt,
thk. Ahmed Hicazi es-Seka, Beyrut 1987.
__
,,
Muhassalü1-ejkari1-mütekaddimtn ve1-müteahhirtn mi
ne'l-'ulemd ve1-Hukemd ve'l-mütekellimtn, nşr. H. A�y,
Kahire, 1991.
------''
Şerhu 'Uyüni1-hikme, Tahran, 1415.
Farabi, Deux ouvrages inedits sur la rethoriques, I. Kitab Al
Hataba. II. Didascalia in rethoricam Aristotelis
ex
glosa
Alpharabi, trc.-nşr. J. Langhade et M. Grignaschi, Bcy
rut,
_,
_
1971.
Felsefetü Aristatdlts, nşr. Muhsin Mahdi, Beyrut, 1961.
Ömer Türker, İstanbul, :ıoo8.
_, der Musterstaat, tre. Friedrich Dieterici, E. J. Brill,
Leiden, 1895·
------'' Ideal Devlet, (el-Medtnetü1-fdzıla), tre. Ahmet Arslan,
Ankara, 1997·
------'' Kitabu Ardi ehli1-medtneti1:fdzıla, nşr. Elbir Nasri
Nadir, Bcyrut 1986.
, Kitabu fi1-Mantık, el-Hatdbe, nşr. Muhammed Selim
Salim, Kahire 1976.
_, Kitabu's-Siydseti1-medeniyye, nşr. Fevzi Mitri Necc:ir,
Beyrut 1964.
------''
Harfler Kitabı,
tre.
__
__
__
,
__
Kitabu't-Tenbth 'ald sebtli's-sa'dde, nşr. cafer Aı-i
Yasin, Bcyrut, 1985.
Kaynakça 289
___., Telhisu Nevarnisi Ejldtun,
nşr. Abdurrahman Bedevi,
Ejlatan fi1-1slam içinde, Beyrut, ı98ı.
Flügel, G., "Al-Kindi genannt ,der Philosoph der Araber' Ein Vorbild seines Zeit und seines Volkes", Abha ndl un
gen für die Kunde des Morgenlandes içinde, ed. der Deut
schen Morgenllindischen Gesellschaft (Hennann
Brockhaus), cilt: ı, no: ı, Leipzig, ı857.
Fortenbaugh, W. W., Aristotle's Practical Side: On His Psycho
logy, Ethics, Politics and Rhetoric, Leiden, ıoo6.
Fuhmıann, M., Das systematische Lehrbuch, Göttingen, 1960.
GaJston , Miriam, "Realism and Idealism in Avicenna's Potiri
cal Philosophy", The Review of Politics, cilt : 41, sayı: 4,
1979 ·
Gazali, el-Kıstasu1-müstehim, Beyrut, 1983.
, "el-Kısdsu'l-müstaldm," Mecmu'ata'r-resdil li1-1mam
el-Caz:ali içinde, cilt: 3, Beyrut, 1986.
., Miydru1-'ilm, nşr. Süleym an Dünya, Kahire, 196ı.
Gemoll, W.; Vretska, K., Gemoll, Griechisch-deutsches Schul.
Und Handwörterbuch, Bonn, ıoo6.
Gerard, A, "Aristotle on Epideictic: The Fonnarian of Public
Morality'', Rhetoric Sodety Quarterly, cilt: 2.9, sayı: ı,
Kış, 1999, s. 5-2.3.
___
___
Gleason, Maud, Making Men: Sophists and Self-Presentation in
Ancient Rome, Princeton, ıoo8.
Gowland, Angus, "Ancient and Renaissance rhetoric and the
history of concepts", Finnish Yearbooh of Political Tho
ught içinde, ed. Ihalainen, P., cilt: 6, Helsinki, 2.002..
Gökberk, Macit, Felsefe Tarihi, Ankara 1967.
Green, Lawrence D., "Aristotle's Enthymeme and the lmper
fect Syllogism", Rhetoric and Pedagogy its History, Philo
sophy, and Practice, Essays in Honor of james ]. Murphy,
290 İbn Sinıi Felsefesinde Retorik
ed. Wınifred Bryan Homer, Michael Leff, New Jersey,
1995·
Grimaldi, Wılliam M .A. , "Semeion, Tekmerion, Eikos in
Aristode's Rhetoric", American journal of Philology, cilt:
101, sayı:
.,
___
4,
1980, s. 383-3 98.
Studies in The Philosophy of Aristotle's Rhetoric, Wies
baden, 1972..
Gutas, Dimitri, "Aspects of literary form and genre in Arabic
logical Works", Glosses and commentaries on Aristotelian
logical texts (The Syriac, Arabic and medieval Latin traditi
ons), ed. Bumett, Charles, Londra, 199 3.
___
,,
Avicenna and the Aristotelian Tradition: Intoduction to
Reading Avicenna's Philosophical Works, Leiden/Boston,
1988.
___
,,
"Paul the Persian on the dassification of the parts of
Aristode's philosophy: a milestone between Alexandria
and Baghdad", Der Islam 6o (198 3 ) .
___
, Ibn Sına'nın Mirası, derleme ve tercüme: M. Cüneyt
Kaya, İstanbul, zoo4.
Guthrie, W.K.C., A History of Greek Philosophy, cilt: 4, Camb
ridge, 1975.
Habinek, Thomas N., Andent Rhetoric And Oratory, Oxford,
2.005.
Harlfinger, Dieter, "Die Aristotelica des Parisinus Gr . 1741 :
Zur Überlieferung von Poetik, Rhetorik, Physiog
nomonik, De signis, De ventorum situ", Philologus,
114 : 1/z (1970) .
Hasnawi, Ahmad, "Avicenna on the Quantification of Predi
cate (with
an
Appendix on [Ibn Zur a] )", The Unity of
Science in the Arabic Tradition, Science, Logic, Epistemo
logy and their Interactions içinde, (s. 295-328), ed. Rah-
Kaynakça Z9 1
man,
Shahid; Street, Tony; Tabiri, Hassan, Dordrecht,
ıoo8.
Hauser, Gerard A., "Aristotle on Epideictic: The Fonnation
of Public Morality", Rhetoric Society Quarterly, cilt: ı9,
sayı: ı (Kı§, 1999).
Heidegger, M., Grundbegriffe der aristotelischen Philosophit,
Frankfurt an Main, ıooı.
Hein, Christel, De.finition und Einteilung der Philosophie: von der
spdtantihen
Einleitungsliteratur
zur
arabischen
Enzykloptidie, Frankfurt, 1985.
Heinrichs, Woltlıart, "Poetik, Rhetorik, Literanırkritik, Met
rik
und Reimlehre", G.itje, Helmut (ed.), Grundrifl der
arabischen Philologie içinde, cilt: ı, Dr. Ludwig Reic
hert Verlag, Wiesbaden, 1987.
__, Arahische Dichtung und Griechische Poetik, Hdzım al
Qartdgannis Grundlegung der Poetik mit Hilfe Aristotelisc
her Begriffe, Beyrut, 1969.
Hellwig, Antje, Untersuchungen zur Theorie der Rhetorik bei
Platon und Aristoteles, Göttingen, 1973.
Hill, Forbes 1., "Aristotle's Rhetorical Theory. With a Synop
sis of Aristotle's Rhetoric", A Synoptic History of Rheto
ric içinde, ed. Murphy, James Jerome, New Jersey,
Z003.
Hinks , D.A.G., "Tisias and Corax and the Invention of
Rhetoric", The dassical Quarterly, 30 : ı/ı (Ocak Ni
san, 1940), s. s. 6ı-69.
Işık, Aydın, Bir Felsefi Problem Olarak Vahiy ve Mucize, Anka
ra, ıoo6.
İbn Ebi 'Useybia', 'Uyunu1-Enbd ft tabakati'l-Etibbd, Beyrut,
1965.
İbn Haldun, Mukaddime, Mısır, try.
-
ı9ı İbn Sina Felsefesinde Retorik
İbn Manzılr, Lisdnu 'l- 'a rab, Kahire, tty.
İbnü'n-Nedim, Kittibu'l-fih rist, nşr. : Gustave Flügel, Beyrut,
1964.
Ibn Rushd, Averroes' Three Short Commentaries on
Aristotle's
"Topics, " "Rhetoric, " and "Poe tics ", tahkik ve tercüme:
Charles E. Butterworth, New York, 1977.
İbn Rüşd, Bidayetü 'l-Müctehid Nihayetü'l Muktesid, Beyrut,
1988.
__
, Faslu'l-makdl ft tahrtri md beyne'ş-şertati ve'l-hihmeti
mine'l-ittisd� Merkezü dirisati'l-vahde ve'l-arabiyye,
Beyrut, 1997.
,,
___
Telhisu'l-Hattibe, Kahire, 1960.
İbn Sini, Avicennas Treatise on Logic, Part One of Danish-namei
Alai, Zabee h Farheng, The Hague, 1972.
, Ddnişndme-i aldt, Aldt Hikmet Kitabı, tercüme: Murat
.....:
__
Demirkol, Türkiye Yazma Eserler Kurumu, İstanbul,
2013.
, "Fi aksanu'l-ulfuni'l-akliyye", Tis'u resdil fi'l-hihme
ve't-tabi'iyydt içinde, Mısır 1908.
, el-Hidtiye, nşr. Muhammed Abduh, Kahice 1974.
_, el-Işardt ve't-tenbihdt, nşr. Süleyman Dünya, Beyrut,
1992....,.; Işaretler ve Tembihler, İstanbul, 2005.
....,.: Kitdbu'n-Necdt, nşr. 'Abdurrahman 'Amyara, Beyrut,
1992.
, Kitdbu'n-Necdt, nşr .. Sabri el-Kürdi, Mısır, 1938.
, "Nübüvvetin İspatı ve (N_ebilerin) Sembol ve Ben
___
__
__
__
__
___
___
zetmelerinin Te'vüi Üzerine", Uludag Üniversitesi llahi
yat Fakültesi Dergisi, tre. Hüseyin Aydın, Enver Uysal,
Hidayet Peker, cilt: 7 ( 1998), sayı: 7
Kaynakça 293
___
,,
Sofistik De/iller,
tre. Ömer Türker, Litera Yayıncılık.,
İstanbul, ıoo6.
___
., eş-Şifa, et- Tabt'iyyat, en-Nefs, nşr . Anawati, G.C; Sa'id
Z3.yid, Kahire, 1975
__
, eş-Şifa, Mantıga Giriş (el
İstanbul, ıoo6.
__
, eş-Şifa, Mantık, VIII, el-Hatclbe,
Kitclbu 'l-mecmu'
�co.•ıu•-..
ev'I-Hikmeta'I-'ArUziyye ft
Rttartkcl, nşr. Muhammed Selim Sllim, Kahire,
,,
___
Kitabü 'I-Mecmu ' ev ei-Hikmeta q-Aruziyye,
me'ant
1954.
thk. Muhsin
Salih, Beyrut, ıoo7/14ı8.
,.
__
Kitclbu'ş-Şifa, Süleymaniye Kütüphanesi, Damad İb
rahim Paşa,
___
Bıı, 147b.
, Mantıku'l-meş nkiyytn, Kahire, 1910.
___:,
Mantıku'l-meşnkiyyin, nşr. Ayetullah
el-'uzma el
Mar'aşi en-Necefi, Kum, 1405.
ı cilt, tre. Ekrem Demirli Ömer Türker,
İstanbul ıoo4- ıoo5.
___:, 'Uyfınu1-Hikme, nşr. A. Bedevi, Beyrut, 1980.
___,,
Metafizik,
İbn Zür'a, Mantıku lbn-i Zür'a (el-'ibô.re, el-kıyds, el-burhan),
nşr. C'ırar Ciheınl-Refik el-'Acem, Beyrut, 1994.
İbnu'l-Kıfti, "T:irihu'l-hukema", nşr. Julius Lippert, ed. Fuat
Sezgin, Islamic Philosophy içinde, Publications of the In
stitute for the History of Arabic-Islamie Science, eilt: ı,
Frankfurt am Main,·t999·
Janssens, Jules L., An annotated Bibliography on Ibn Stnd (1 970-
1 984), Leuven, 1991.
Jarratt, Susan Carole Funderburgh, Rereading the Sophists:
dassical Rhetoric Refigured, Southem Dlinois,
1991.
Kassel, Rudolf, Der Text der aristotelischen Rhetorik: Prolego
mena zu einer Kritischen Ausgabe, Berlin,
1971.
294 İbn Sinıi Felsefesinde Retorik
Katul� Richard A., "'The Origins of Rhetoric: Literacy and
Democracy in Ancient Greece", A Synoptic History Of
Oassical Rhetoric içinde, ed. Murphy, James Jerome,
New Jersey, zoo3.
Kay� Cüneyt M., "'Peygamberin Yasa Koyuculuğu': İbn
Slnfnın Atneli Fel-sefe Tasavvunına Bir Giriş Dene
mesi", Dtvdn, cilt: I4, sayı: ı7, ( ıoo9/ı ) , s. 57-9I.
Kaya, Mahmut, "Hidbet", DIA , :xvm.
:, Islam Kaynaklan Işıgında Aristoteles ve Felsefesi, İstan
__
bul, I98}.
Kennedy, George Alexander, "A Hoot in the Dark: The Evo
lution of General Rhetoric", Philosophy and Rhetoric,
ıs. I : IZI, Pennsylvani� I99'-·
:, "Classical Rhetoric", Encyclopedia of Rhetoric, Ed.
Thomas O. Sloane, zoo6.
:, A New History of Oassical Rhetoric, Princeton, I994·
:, The Art of Rhetoric in the Roman World, New Jersey,
I 97 '-·
---'' "'The History of the Text After Aristotle", Aristotle,
On Rhetoric içinde, New York, zoo7.
Kraus, M., "Enthymen", Historisches Wörterbuch der Rhetorik,
cilt: z, Tübingen, I994·
Kutluer, İlhan, "Müsül", DIA ., cilt: }Z, İstanbul, zoo6.
Li� Henry George; Scott, Robert, A Greek-English I...exi
con, Oxford, I940.
:, üddel l and Scott's Greek-English I...exicon, Oxford, I974·
Lyons, M.C., Aristotle's ·Ars Rhetorica": The Arabic Version,
Cambridge, I-ll cilt, I98z.
Maier, Heinrich, Die Syllogistik des Aristoteles, z cilt, Tübin
gen, I896-I900.
___
___
___
__
Kaynakça 2.95
Matsen, Patricia P., Readings from dassical Rhetoric, Southem
Illinois, 1990.
Muhammed b. Cerir et-Taberi, Tcirth, nşr. De Goeje, cilt: ı,
ı879·
Muhsin Mahdi, "Avicenna: Practical Science", Encyclopedia
Iranica, ed.
Ehsan Yarshater, London-New York 1989.
Murphy, James Jerome, "'The End of the Ancient World: The
Second Sophistic and Saint Augustine", A Synoptic His
tory of Rhetoric
içinde, ed. Murphy, James Jerome, New
Jersey, 2003 .
Müller, Karl 0., History of the Literature of Ancient Greece, cilt:
ı, Londra, 1858.
Nasıreddin et-Tüsi, Telhisü 'l-Muhassal, Tahran, 1980.
Nasr, Seyyid Hüseyin, Islam ve ilim: Islam medeniyetinde ahli
ilimierin tarihi ve esaslan, tre. İlhan Kutluer, İstanbul,
1989.
Nasr, Seyyid Hüseyin; Leaman, Oliver, Islam Felsefesi Tarihi,
3 cilt, ıoo7.
Oliver, Robert T., Communication and Culture in Ancient India
and China, Syracuse, 1971.
Özcan, Hanifi, Epistemolojik Açıdan lman, İstanbul, 199ı.
Özdo�an, M. Akif, "Abb:isiler Dönemi Tercüme Faaliyetleri
nin Arap Edebiyanna Etkisi", Nüsha, Yıl: V, Sayı: 16,
Kış ıoo5.
Özlem, Do�an, Mantık, İstanbul, 1996.
Pilz, W., Der Rhetor im attischen Staat, Leipzig, 1934.
Rabe, H., "Anonymi et Stephani in artem rhetoricam com
mentaria", Commentana in Aristatelem Graeca (CAG) ,
XXI, ı, Berlin, 1896.
Remondon, Denise, "el-Ahük ve'l-infi'atatü'n-nefsaniyye",
Memorial Avicenne I, La Sociologie et la Politique Dans la
:ı96 İbn Sina Felsefesinde Retorik
Philosophie D'Avivenne
içinde, ed. Mohamm ad Yılsuf
Mılsa, Kahire, 1952.
Rescher, Nicholas, Studies in The History Of Logic, Nicholas
Rescher collected papers , cilt: ıo, Ontos Verlag, Frank
furt, 2006.
Robert T. Oliver, Communication and Cu l tu re in Ancient lndia
and Chi na , Syracuse, 1971.
Rosenthal, Erwin I. J., Ortaçağ'da Islam Siyaset D üşü nc esi , İstanbul, 1996.
, Political Thought in Medieval Islam, Cambridge, 1958 .
Ross, Sir David, Aristotle, New York, 1996.
Ryan, Eugene E., Aris totle 's Theory of Rhetorical Argumenta
tion, Montreal, 1984
Schiappa , E., The Beginnings of Rhetorical Theory in Gassical
Greec e, New Haven, 1999 .
Schittko, Martin Paul, Analogien als Argumentationstyp: Vom
Paradeigma z ur Similitudo, Göttingen, 2003 .
Schöler, G., "Der poetischc Syllogismus : ein Beitrag zum
V erstandnis der "logischen" Poetik der Araber'',
ZDMG, sayı : 133, yıl: 198 3 , s. 43- 92.
Sezgin, Fuat, lslamic Ph i l osophy , cilt 34, (tıpkıbasım) , Frank
furt am Main, 1999.
Shehaby, Nabil, The Propositional Logic of Avicenna; a transla
tion from al-Shifa: al-Qiyas with introduction, commentary
and glossary, Dordrecht, 1973 .
Smith, Robert W., The Art of Rhetoric in Alexandria, lts Theory
and Practice in the Ancient World, The Hague, 1974.
Solmsen, Friedrich, Di e Entwicklung der Aristotelischen Logik
und Rheto ri k , Berlin, 1929 .
, "Boethius and The History of Organon", Americ an
journal of Philology, cilt: 65, sayı: ı (1944) .
___
___
Kaynakça 2.9 7
Sprute, Jürgen, Die Enthymemtheorie der aristotelischen Rheto
rik, Göttingen, 1982
Steinsclıneider, Moritz, Die arabischen übe rs etzungen aus dem
Gri ech ischen, Leipzig, ı869.
Street, Tony, "Arabic Logic", Handbook of the History of Logic,
Volume 1 : Greek, Indian and Arabic Logic
içinde, ed.
Gabbay, Dov M.; Woods, Jolın, Amsterdam, 2.004.
Strohmaier, G. ,"Die griechischen Götter in einer christlich
arabischen Übersetzung, Zum Traumbuch des Ar
temidor in der Versian des
A rab er in der Alten Welt, 5, I
Huneyn
ibn Ishak", Der
içinde, ed. R. Stehl, Berlin,
1968.
Swain, Simon, He l lenism and Empire. Language, Classicism and
Power in the Greek World, AD 50-250,
Oxford, 1996.
Taha Hüseyin, "El-Cahiz'den 'Abdullcahir Dönemine Kadar
Arap Belagatı", KSÜ. Ilahiyat Fakültesi Dergisi,
tre .
M.
Akif Özdoğan, 8 ( 2006) .
Ülger, Mustafa, Hoca Abdülkerim Efendi'nin Felsefi Görüşleri,
basılmamış doktora tezi, Ankara, 2007.
Vagelpohl, A ris to t le 's Rhetoric i n t h e East- the Syriac and Arabic
translation and commentary tradition,
Leiden, 2008 .
Vitanza, Victor ]., Writing His tories of Rhetoric, Southern Illi
nois, 1994
Volkmann, Richard, Rhetorik der Griechen und Römer in sys
tematischen übersic ht ,
Leipzig, ı885.
Walzer, Richard, ''New Light On The Arabic Translations of
Aristotle", Oriens, Cilt 6, sayı
ı
(30
Haziran,
1953), s.
91-142.
Watt, Joluı
W., "Syriac Rhetorical Thcory and the Syriac
Tradition of Aristotle's Rhetoric", Peripatetic Rhetoric
298 İbn Sini Felsefesinde Retorik
After Aristotle içinde, ed. Wılliam W. Fortenbaugh, Da
vid C. Mirhady, New Jersey, 1994.
Westerink, Leendert Gerrit, "Ein asttologisches Kolleg aus
dem Jahre 564", Byzantinische Zeitschrift 64 (1971 ) .
Whitmarsh, Tim, Th e Second Sophistic, Oxford, 2005.
Williams, James D. (ed. ), An Introduction to Classical Rhetoric:
Essential Readings, Wiley-Blackwell, Oxford, 2009.
Wolf, Simon, Historisch-systematischer Aufriss der Argumen
tationsformen bei Aristoteles, basılmamış yüksek lisans
tezi, Tübingen, 2006.
Würsch, Renate, Avicennas Bearbeitung der aristotelischen Rhe
torik: ein Beitrag zum Fortleben antiken Bildungsgutes in
der islamisehen Welt, Berlin, 1991.
__
, "Die arahische Tradition der aristotelischen Rheto
rik", Aristotelische Rhetoriktradition, Akten der
5. Tagung
der Karl und Gertrud Abel-Stiftung vom 5.-6. Oktober
2001 in Tubingen içinde, ed. J. Knape, T. Schirren,
Snıttgart, 2005.
Yavuz, Yusuf Şevki, "Delil", DIA, cilt: 9, İstanbul, 19 94.
"Hatibe", DIA , cilt: 16, İstanbul, 1997.
Zehebi, Siyeru a ·ldmrn-nübeld, c. 2 , Beynıt, 1996.
Zimmermann, Friedrich W., "Al-Farabi und die philosophische Kritik an Galen von Alexander zu Averroes", Ak
__..
__
ten des VII. Kongresses Jür Arabistih und lslamwissen
schaft, ed. Albert Dietrich, Göttingen, 1976.
DiziN
A
Abdurrahman Bedevi,
55, 56, 60, 70, 146,
Büyük öncül, 174
c
165, 285
Adalet, 7, 169, 244,
257
Aelius Theon, 45
Ahmed b. et-Tayyib
es-Serahsi, 54
�, 49, 132, 286
Cicero, 43, 79, 251
Cundişapur, 50
CürcAni, 150
�daDnas, 28, 29, 30,
32
Ammonius, 138, 139,
285
Atina Okulu, 49
AvaDn, 222, 225, 226
B
Birinci Analitikler, 46,
125, 136, 138, 141,
144, 148, 149, 150,
156, 286
D
Deborah L. Black, 21,
22, 161
Delil, 146, 147, 148,
150, 197, 298
E
er-reisü'l-evvel, 265
Estifan Panoussi, 55
Ezop, 203, 282
300 İbn Sina Felsefesinde Retorik
F
Farabi, 6, ll, 12, 15,
17, 18, 19, 21, 22, 23,
32, 54, 58, 59, 60, 61,
62, 63, 64, 67, 68, 81,
83, 85, 87, 88, 89, 90,
91, 92, 95, 96, 97,
100, 102, 104, 106,
107, 108, 109, 110,
lll, ll2, 1 13, 115,
ll7, 122, 123, 124,
125, 126, 127, 128,
130, 134, 136, 139,
140, 148, 157, 158,
159, 162, 165, 167,
168, 1 70, 1 71, 1 75,
178, 180, 184, 187,
192, 196, 198, 200,
212, 219, 223, 224,
226, 228, 229, 233,
237, 238, 239, 243,
253, 254, 255, 256,
258, 260, 266, 267,
268, 275, 279, 280,
281, 287
G
Galen, 63, 102, 106,
223, 298
Gazzali, 76
Gazze Okulu, 49
George Alexander
Kennedy, 26
Gorgias, 14, 24, 25, 28,
30, 31, 32, 33, 34, 37,
83, 124, 183, 192,
273, 277, 288
Grignaschi, 15, 21, 63,
134, 288
H
H. Maier, 138
Halep, 50
Halk, 217, 241, 250
Hasan b. Sabit, 77
Haşeviyye, 98
Hıristiyanlık, 237
i
İbn Haldun, 242, 266,
291
İbn Rüşd, 60, 62, 65,
67, 73, 74, 75, 76, 82,
83, 100, 108, 136,
140, 161, 1 70, 1 76,
180, 188, 207, 242,
287, 292
İbn Semh, 51
İbn Zür'a, 82, 134, 145,
293
İbn-i Nedim, 54
İkinci Analitikler, 41,
45, 46, 85, 118, 136,
Dizin 301
158, 161, 162, 165,
166, 1 73, 183, 206,
214, 227, 270
İman, 174, 295
İncil, 48
İskender, 31, 38, 46,
55, 138, 183, 195,
274
İskenderiye, 5, 12, 15,
23, 43, 44, 45, 46, 47,
49, 50, 52, 61, 65,
124, 278
İskenderiye Okulu,
49, 61
İsokrates, 29, 30, 31,
32, 34, 44, 47, 50,
273, 277
işkence, 92, 111, 112,
113
J
Jest ve mimikler, 89,
130
L
Langhade, 15, 21, 63,
134, 288
M
Meşveret, 239
Muhammed Selim
Salim, 13, 15, 21,
112, 293
Muhsin Salih, 67
N
Nakl-i kadim, 54, 65,
69, 71, 75, 279
Nasireddin Tftsi, 143
o
Organon, 14, 19, 41,
45, 46, 47, 50, 52, 54,
60, 61, 62, 64, 86,
134, 144, 160, 191,
278, 286, 296
ö
K
Kelile ve Dimne, 203,
204, 219, 282
Kindi, 47, 48, 54, 58,
289
l<oraks, 25, 26, 277
ÖVgü, 7, 218, 241, 251,
252
p
Parabol, 204
Paradeigma, 197, 296
302
İbn Sina Felsefesinde Retorik
Phaedrus, 24, 25, 29, 31,
32, 34, 83, 277, 288
Pistis, 37
Süryanice, 5, 12, 49,
50, 51, 52, 53, 54, 70,
125, 279
Q
Synagoge Technon,
35, 278
Quintilian, 79, 251
R
Renate Würsch, 21, 22
Rhetorica ad
Alexandrum, 31, 44
Rudolf Kassel, 21
s
Safsata, 61, 190, 220
Semeion, 143, 148, 290
Sofistler, 14, 28, 30, 45,
230, 273, 277, 278
Sokrates, 29, 34, 37,
204
Solon, 236
T
Tekmerion, 143, 148,
290
Theophrastus, 43
Tkatsch, 56
Tsias, 25, 36, 277
V
Vahiy, 107, 291
y
Yergi, 7, 251
z
Zerdüştlük, 53
Zorbalık, 247