/
Author: Kâzım Karabekir
Tags: hikaye
Text
ĠÇĠNDEKĠLER
ÖNSÖZ.........................................................................................................?
I. BÖLÜM
ERMENĠ MEZÂLĠMĠ
ĠSLÂM AHALĠNĠN DUÇAR OLDUKLARI MEZÂLĠM HAKKINDA VESÂĠKA MÜSTENĠD
MALUMAT...................................................................................... 23
Miralay Morel'in Çapliknin'e çektiği telefon..................................... 41
Kelkit muhtelit mütareke komisyonu kararnamesi.......................... 45
Erzurum vekâyi'i.............................................................................. 81
Kafkasya dahilinde Ermeni kıtaatının zulüm ve vahĢeti ................. 85
335 SENESĠ TEMMUZ AYI ZARFINDA KAFKASYA'DA ĠSLÂMLARA KARġI ĠCRA
OLUNDUĞU HABER ALINAN ERMENĠ MEZÂLĠMĠ ...................... 99
Mukaddime...................................................................................... 99
335 Senesi Temmuz mâhı zarfında Kafkasya'da
Ermenilerin îkâ ettikleri ciııâyât hülasasıdır..................................... 100
335 VE 36 SENELERĠ KAFKASYA'DA ĠSLÂMLARA KARġI
ĠCRA OLUNDUĞU TEBEYYÜN EDEN ERMENĠ MEZÂLĠMĠ.......... 107
35 ve 36'da Kars ve Erivan vilayetlerindeki kıtal ve mezâlim........... 107
I. Kars ve civarında Ermeni mezâlimi............................................... 109
II. SarıkamıĢ ve mülhakatında Ermeni mezâlimi.............................. 112
III. Akbaba, Çıldır, Göle, ZavĢat mıntıkalarındaki mezâlim ........... 116
ZaruĢad havalisine verilen emir ..................................................... 117
Ġkinci nota........................................................................................ 120
IV. Merdenek ve Oltu havalisindeki mezâlim.................................. 125
V. Kağızman-lğdır-Erivan-Zengibasar havalisindeki mezâlim ....... 129
Ġğdır'daki Ermeni kumandanının beyannamesi.................................132
HARBORD'A VERĠLEN RAPORLAR ...............................................139
Harbord heyeti.................................................................................. 139
Amerikalı general Harbord'la mülakat...............................................144
Amerikan generali Harbord'un Erzurum'a geliĢi............................... 156
Amerika heyetinin istikbal programı.................................................. 156
Ermenistan teĢkili hakkında inceleme
yapmak için gelen Amerika heyeti.................................................... 165
AMERĠKAN HEYETĠNE VERĠLEN RAPOR..................................... 169
25 Eylül 1335'te Amerika heyetine verilen rapor............................. 171
Ermeni Mezalimi
AMERĠKA HEYETĠNE VERĠLMĠġ RAPOR ................................... 209
Önsöz .................................... ....................................................... 209
Birinci Kafkas kolordusunun 1334 (1918) senesindeki harekâtı
ve meĢhûdâtı hakkında, general Harbord riyasetindeki
Amerika heyetine takdim edilen rapor suretidir............ ....... ......... 211
BolĢevik ordusunun çekilmesinden sonra Osmanlı
ordusunun ileri hareketleri.............................................................. 211
1. Eski hududa kadar hareketler........... ................................... .... 211
2. Elviye-i Selâse'de hareket................. ........................................ 219
3. Arpaçayı doğusunda harekât..................................................... 221
4. Müsâlahadan sonra. ................................................................. 225
ERMENĠ ÇOCUKLARI ................................................................. 233
Kâzım Karabekir................. .......................................................... 233
Ali Aynm. ...................................................................................... 239
II. BÖLÜM
EKLER EK-I: TARĠHÇE .......................... ...................................... 247
Tarihçe .......................................................................................... 248
Mukaddime.................................................................................... 248
EK-II: HATIRA ............................................................................... 295
Hatıra Rus ihtilali bidayetinden itibaren 27 ġubat 1918'de Osmanlı kıtaatının Erzurum'u
istirdat ettikleri tarihe kadar Ermenilerin Erzurum Ģehri ve havalisi Türk sekenesine karĢı
tavr u hareketlerine dair ................................................................ 295
Mukaddime............................... .................................................... 296
EK-III: BĠR RUS GENERALĠNĠN YAZDIKLARI ............................ 311
Rus kurmay generalinin yazdığı
Van ve Bitlis Vilayetleri Ġstatistiğinden bölümler. .......................... 312
Kürtler .......................................................................................... 313
Ermeniler. .................................................................................... 317
EK-IV: MÜġAHEDELERLE ERMENĠ VAHġETĠ .......................... 321
EK-V: KARS MĠLLETVEKĠLĠ FAHRETTĠN ERDOĞAN'IN ERMENĠ MEZÂLĠMĠNE
ĠLĠġKĠN ANI VE GÖZLEMLERĠ .................................................... 331
SarıkamıĢ kazası ile köylerinde Ermenilerin yaptığı mezâlim... ... 331
Tiknis köyü ve Kağızman'da yapılan mezalim ............................. 336
EK-VI: ERMENĠ MEZÂLĠMĠNE ĠLĠġKĠN ĠNTĠBALAR..... .............
345
Netice .........................................................................................
351
EK-VII: RUS BÖLÜK KUMANDANI MÜLÂZIM NĠKOLA'NIN ERMENĠLERĠN
ġENÂ'ATLARI HAKKINDAKĠ ĠFADELERĠ...................................
355
ÖNSÖZ
Ermeni meselesi ve Ermeni soykırımı iddiası, son asırlarda baĢımızı ağrıtan
problemlerden, güncelliğini günümüzde dahi kaybetmeyen yaralarımızdandır.
Osmanlı döneminde, yüzyıllar boyunca millet-i sâdı-ka olarak bu ülkede, din ve
milliyetlerini koruyarak yaĢayan, memleketin sanayi ve ticaretinde söz sahibi olup,
Türklerden farksız tutularak, nazırlığa (bakanlık) varıncaya dek birçok önemli
memuriyetlerde bulunan Ermeniler;1 Kâzım Karabekir PaĢa'nın deyimiyle, "BeĢeriyet,
insaniyet, adalet gibi sözlerin henüz kalpazanlık devrinde olduğunu ve her millet(in),
kendi çıkarı için hoĢlanmadığı, daha doğrusu siyasetine engel olan baĢka milletlerin
açları(nın), çıplakları(nın) elinden son lokmasını, son Ģeyini almaktan da hayvani lezzet
duyduğunu görmekle, kuvvetli yumruk ve politika(nın), yani entri-ka(nın) bir milletin
yaĢaması için... yegâne dayanak ol8 Ermeni Mezalimi düğünü herkes(in) ibret gözüyle
gördüğü"2 son medeniyet asırlarında, yine kendi deyimiyle "masonluk müessesesini
siyasi maksatlarına bir alet gibi kullananların aĢılaması sonucu, vatan ve insaniyet
kelimelerine verdikleri zehirli manalarla"3 harekete geçmiĢ; içlerinden çıkan komiteciler,
ırkdaĢlarının o güne kadar -her toplumda olagelen ferdî olaylar dıĢında- gül gibi
geçindikleri Ġslâm ahaliyi kesip biçmeye baĢlamıĢlardı.
Üçüncü ellerin karıĢması olaya vahim bir boyut kazandırmıĢ; geleceklerinin, bu
büyük komĢuyla iyi geçinmekte yattığını anlamak istemeyen ve uzun vadeli yararları
günü birlik hasis çıkarlara feda eden Ermeniler, Rusya'nın ve Avrupa'nın politika
oyunlarında piyon olmayı yeğlemiĢlerdir.
Aynı Ermeniler, bir taraftan da, -Hristiyanlık taassubundan ve Ġslâm
düĢmanlığından da faydalanarak Avrupa ve Amerika'da yoğun bir propaganda ve
karalama kampanyasına giriĢerek, kendi katliam ve mezâlimlerini Türklere yüklüyorlardı.
"ġüyuu vukuundan beter.", "BirĢeyi kırk defa söylersen gerçek olur." gibi
atasözlerimizin gösterdiği üzere, propagandanın gücünü ve kamuoyu oluĢturmayı bilen
Ermeniler, bu büyük çabalarının semeresini almıĢlar; olmadık Ģeyleri olmuĢ, kendi
yaptıkları zulüm ve vahĢetleri Türkler yapmıĢ gibi göstermeyi baĢarmıĢlardır.
Osmanlı hükümeti ise, bu sıralarda, kendisini savunmak ve asıl suçluları ortaya
koyabilmek için, 15 altın vererek kitap bastırmaya korkar bir halde bulunuyordu.
Bununla birlikte, Ermenilerin, I. Dünya SavaĢı'nda ve Ġstiklal Harbi öncesinde Anadolu
ve Kafkasya'da yaptıkları katliamlarla ilgili olarak -Türkçe ve yabancı dillerde- bazı resmî
yayınlar da (1916-1921) çıkmadı değil.5 Bunlardan üç tanesi de Kâzım Karabekir'e aittir.
Çocukluğu, Ermeni nüfusun da bulunduğu Van'da geçen ve Ermeni bir aĢçıları olan
Karabekir, Balkan harbinden sonra Alman ıslah heyeti içinde genel kurmay
baĢkanlığının istihbarat Ģubesinin baĢına geçirildiğinde, Rusya ve Ermenilerle yakından
ilgilendi. Bu sırada; resmî görevle bulunduğu Van ve Bitlis vilayetlerinde beĢ sene
dolaĢarak buraların istatistiğini çıkaran Rize konsolosu, Rus kurmay generali J.
Mayeski'nin yazdığı ve Rusların gayet mahrem sayarak, muayyen Ģahıslara mahsus
olmak üzere bastırıp dağıttıkları ve Ermenistan'ın muhtariyetinden korktukları için, hakiki
durumu olduğu gibi gösterdikleri Van ve Bitlis Vilayetleri Askerî Ġstatistiği adlı eseri, Rus
masasını idare eden binbaĢı Sâdık Bey'e tercüme ettirerek 1914'te, Birinci Dünya Harbi'nden önce bastırıp ilgili makamlara dağıttı.6
Bilahare, 1. Dünya SavaĢı ve mütareke yıllarında büyük vazifelerle bu
mıntıkalarda bulundu. 28 Kasım 1918'de Ġstanbul'a geldi. 30 Kasım'da Harbiye nâzın
Abdullah PaĢa'yı ziyaret ederek, 1918 baĢlarında, kurtarma ve ileri harekatında
karargâhtan aldırıp Ġstanbul'a gönderdiği, Ermenilerin -yakılarak viraneye çevrilmiĢ,
halkı yığın yığın cesetler halinde bulunan- Erzincan, Erzurum, Van, Elviye-i Selâse ve
daha doğularda yaptıkları Ġslâm katliamlarının fotoğraf ve vesikalarının akıbetini ve
gazetelerin neden aydınlatılmadığını sordu. Abdullah PaĢa hayretle, "Bunlardan hiç
haberim yok, söylediklerini yaz da Meclis-i Vükelâ'ya okuyayım. Elimizde de bir vesika
bulunsun!" dedi. Bunları, erkan-ı harbiye reisi Cevad PaĢa'ya da anlattı ve mütalaalarını
yazıp verdi. Gönderdiği vesikaları da Ģurada burada buldurdu. Matbuat aydınlatıldı ve
Ġsmet Bey'in baĢkanlığında bir komisyon, bu vesika ve fotoğrafları bir risale halinde
neĢretti. Ġslâm Ahalinin Duçar Oldukları Mezâlim Hakkında Vesâika Müstenid Malumat
adı verilen eser Fransızca'ya da tercüme edilerek basıldı. 7 Harb-i Umumi'de
dokunullmaz vaziyette dilediğini yapan resmî daireler, para sarfı için mesuliyetten korkar
hale gelmiĢlerdi. Gazeteler Ģuna buna en ufak meseleler için hücumlar yaptığından,
herkes basından yılmıĢtı. Ermeni katliamı risalesinin Fransızca'ya tercüme masrafını
karĢılayacak ödenek olmadığı gibi, onbeĢ altın kadar tutan gideri verecek kimse de
çıkmıyordu. Ġsmet Bey'in komisyonunu mahcubiyetten kurtarmak ve hükümetin bu elîm
vaziyetini yabancılara göstermemek için masrafı kendi cebinden verdi. Bilahare,
Mahmud Sâdık Bey'in, 'mühim hususlara ödenek verilmesinin elzem olacağı' hakkındaki
neĢriyatı üzerine parası iade edildi. Bir taraftan da, bildikleri vasıtasıyla basını bizzat
aydınlatmaya çalıĢtı. Süleyman Nazif Bey'in isteği üzerine, Ermeni mezâlimi hakkında
bir de makale yazarak, bu vartadan kurtulacağımızı, bildikleri vasıtasıyla propagandaya
baĢladı.8
Osmanlı döneminde olup biten ve onun yıkılmasıyla ortadan kalkmayıp, Batılı ve
Amerikalı dost ve mütte-fiklerimizce(!) arasıra ısıtılarak gündeme taĢınan Ermeni
meselesi, tahteravalliyi andıran devletlerarası denge oyununda, yeri geldikçe safra ve
bir tehdit unsuru olarak kullanılmıĢ ve hala da kullanılmaktadır.
Ancak; bir tezin gücü, çok kiĢi tarafından ve sık sık dile getirilmesinde değil,
belgelere dayanmasındadır. Belgesiz tezler, tüm dünya tarafından söylense de, iddia
olmaktan öteye geçemez. Aynı Ģekilde, Ermeni soykırımı iddiası da, propaganda
gücüyle veya büyük devlet-lerin politik oyunlarıyla dünya kamuoyuna kabul ettirilmiĢ
olsa bile, bu, -yahudi soykırımı iddiasında olduğu gibi- tarihî bir olgu olduğunu
göstermez. Belge ister, is-bat ister; bu da ilmin ve tarihçilerin sahasına girer. Soykırımı
iddiasının isbatı da; söylentilere ve kendilerinden menkul asılsız-belgesiz iddialarla
dünyayı aldatmaya çalıĢan Ermenilere düĢer.
Aslını inkar demek olan, 'Osmanlı'nın devamı olmadığımız, onunla bir bağımızın
bulunmadığı' gibi savunmaların bir iĢe yaramadığı tecrübeyle sabittir. Bu yüzden,
bugüne kadar yapılamadıysa bile, bundan sonra olsun, olaya ciddiyetle eğilinmeli,
ortaya konulan belgelerle dünya kamuoyu aydınlatılmaya çalıĢılmalıdır.
ĠĢte, biz de bu düĢünceyle, Kâzım Karabekir Pa-Ģa'nın, Ermeni meselesini
yerinde araĢtırmak üzere Anadolu'ya gönderilen Amerika (general Harbord) heyetine
sunduğu raporlarla, Ermeni mezâlimine iliĢkin eserlerini bazı eklerle geliĢtirerek bu
kitabı hazırladık. Kitabın, Ermeni milletine karĢı bir düĢmanlık geliĢtirme ve aradaki
münâfereti körükleme hedefi olmadığı gibi, baba ve dedelerinin yaptıklarından dolayı
bugünkü Ermenileri cezalandırmaya kalkmak da zaten adalet ve insafa muvafık olmaz.
Ġki taraf için de fayda getirmeyeceğine inandığımız bu çekiĢmenin bir an önce sona erdirilerek, eskiden olduğu gibi güzel komĢuluk iliĢkileri geliĢtirilmesi temennimizdir.
Ermenilerce, 1918-20 yılları arasında Erzincan'dan Erivan'a kadar olan bölgede Türk ve
müslümanlara karĢı reva görülen zulüm ve vahĢetleri ihtiva eden kitap; Kâzım
Karabekir'in konuyla ilgili eserlerinin toplandığı 'Ermeni mezâlimi' ve aynı zaman ve
yerlere ait bilgi ve belgelerin derlendiği 'Ekler' bölümü olmak üzere iki kı-belgelerin
derlendiği 'Ekler' bölümü olmak üzere iki kısımdan oluĢup, her iki kısma dercedilen
metinlerin ortak yönleri, hepsinin, birer belge niteliğinde olup, yazarlarının bizzat
yaĢadıkları, yerinde görüp inceledikleri ve yaĢayanlardan aldıkları malumatlardan
oluĢmuĢ ilk elden bilgiler içermesidir.
1. BÖLÜM
1918-20 yılları arasında kolordu kumandanı olarak bulunduğu Doğu'da topladığı,
mezâlime iliĢkin bilgi, belge ve resmî yazıĢmalardan oluĢan kendi eserlerini
içermektedir:
1. Hikayesi yukarıda yazılan, Erzincan'dan baĢlayarak Erzurum, Kars ve bütün
ġark'ta, geçtiği yerlerde Ermenilerin yaptıkları katliamları ve yakıp yıktıklarını fotoğrafla
tesbit ve günü gününe vakaları görenlerden tahkik ve tevsik ile hazırladığı Ġslâm
Ahalinin Duçar Oldukları Mezâlim Hakkında Vesâika Müstenid Malumat, Birinci baskı,
Ġstanbul, 1918,70 s., 69 resim.
Kitap, Documents Relatifs aux Atrocitâs Commi ses par leĢ Armeniens sur la
Population Musulmane adıyla Fransızca'ya da tercüme edilerek basılmıĢtır: Ġstanbul,
1918, 73 s.
Birinci baskısı Ermeniler tarafından piyasadan ve kütüphanelerden para ile
toplatılan eser, Milli Kongre tarafından ikinci bir defa daha basılmıĢtır: Ġstanbul, ġubat
(1)335-(1)919, 68 sayfa, 69 fotoğraf.
2. 335 Senesi Temmuz Ayı Zarfında Kafkasya 'da Ġslâm-lara KarĢı Ġcra Olunduğu
Haber Alınan Ermeni Mezâlimi, Osmanlı Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Dairesi neĢriyatından, Ġstanbul (1919), 7 (Türkçe) + 8 (Fransızca) sayfa.
3. 335 ve 36 Seneleri Kafkasya'da Ġslâmlara KarĢı Ġcra Olunduğu Tebeyyün Eden
Ermeni Mezâlimi, Türkiye Büyük Millet Meclisi ġark Cephesi Kumandanlığı X. ġubesi
neĢriyatından, Kars, l.I.(l)337/(1921), 21 sayfa.
4. Ermenistan ve Trans-Kafkasya'yı dolaĢarak, Ermeni meselesini yerinde
incelemek üzere Türkiye'ye gönderilen, general Harbord baĢkanlığındaki Amerikan
heyetine sunulan Ermeni mezâlimiyle ilgili raporlar; heyetin Erzurum'da karĢılanması ve
ağırlanması ile ilgili anılan da baĢ tarafa eklenmiĢtir: Yine, Dr. Rıza Nur'un, Harbord
heyeti ve Ermeni meselesi ile ilgili sözleri (Hayat ve Hatıratım, cilt: II, s. 497-498) ve
general Harbord'a Ermeni mezâlimine iliĢkin bir rapor takdim eden, 1. TBMM Kars
milletvekili Fahreddin Erdoğan'ın, Harbord heyetinin Erzurum'a geliĢi ve buradaki
çalıĢmalarıyla ilgili anıları: Türk Ellerinde Hatıralarım, Bulgaristan, Romanya, Sibirya
Esareti, Türkistan, Azerbaycan, Kafkasya Türkleri, Doğu Anadolu ve Kars, s. 267-270,
Ankara, 1998. rinde Hatıralarım, Bulgaristan, Romanya, Sibirya Esareti, Türkistan,
Azerbaycan, Kafkasya Türkleri, Doğu Anadolu ve Kars, s. 267-270, Ankara, 1998.
5. Ermeniler müslümanlara, Türklere olmadık zulümler reva görürlerken, o sırada
ġark'ta ordu kumandanı olan Kâzım Karabekir'in "Osmanlı ordusunu getirenlerin
çocukları oldukları gerekçesiyle bölge Ermeni-lerince itilip kakılarak sokaklarda açlık ve
soğuktan ölmeye terkedilen binlerce Ermeni çocuğuna barınacak yer ve eğitim imkanı
temin etmesi" yle ilgili, kendi eserlerinden biriyle, Doğu'da açtırdığı okullarda okuyan talebelerden Ali Ayrım'm kitabından iki alıntı: Ġstiklal Harbimizin Esasları, s. 360-363; Ali
Ayrım, Yalan (Anıların Romanı), s. 128-133, Ġstanbul, 1978.
II. BÖLÜM
Bu bölüm, olayların içinde bulunmuĢ, mezâlimi bizzat gözlemlemiĢ yerli-yabancı
Ģahitlerin tanıklıklarından oluĢmakta olup, Erzurum ikinci kale topçu kumandanı Tverdo
Khlebof'un, Erzurum'daki Ermeni mezâlimine iliĢkin, Tarihçe ve Hatıra adlı eserleriyle,
yine bir Rus subayı olan, 156. alay 12. bölük kumandanı mülâzım Nikola'mn,
Ermenilerin müslümanlara karĢı yaptıkları fecâyi' ve Ģenâ'at hakkındaki ifadeleri,
yabancı ve tarafsız gözlemcilerin Ģahitlikleri olması hasebiyle daha bir önemlidir.
1- 2. Bu bölüme alınan metinlerden ilk ikisi; Kâzım Karabekir PaĢa'nm, Osmanlı
ordusunca esir edildiğinde karargâhında uzun uzadıya görüĢüp, kendisinden, Ermenilerle Erzurum ve Kars kaleleri hakkında hayli malumat aldığı, Kars'ta topçu
kumandanlığında bulunmuĢ olan, Erzurum Deveboynu mevki-i müstahkemi kuman-rin
pek çok mezâlim yaptıklarını anlatır ve bunları imzası altında vereceğini va'deder.
Asılları Rusça olan eserler Türkçe, Ġngilizce ve Fransızca'ya tercüme edilerek
neĢrolunur.10 PaĢa, kitaplarında yeri geldikçe bu eserlere atıfta bulunup, kendi kitapları
içerisinde de yayımlamıĢtır.
a) Tarihçe, Ġkinci Erzurum Kale Topçu Alayının TeĢekkülünden Ġtibaren, Osmanlı
Ordusunun Erzurum 'u Ġstirdadı Tarihi Olan 12 Mart 1918'e Kadar Ahvâli Hakkında,
baskı yeri ve yılı yok, 35 s.
b) Hatıra, Rus Ġhtilali Bidayetinden Ġtibaren 27 ġubat 1918'de Osmanlı Kıtaatının
Erzurum'u Ġstirdat Ettikleri Tarihe Kadar Ermenilerin Erzurum ġehri ve Havalisi Türk Sekenesine KarĢı Tavr u Hareketlerine Dair, baskı yeri ve yılı yok, 16 s. Tarihçe'ye ilave
olarak yazılmıĢ ise de, baĢlıba-Ģına bir vesika mahiyetini hâizdir.
3. Rize konsolusluğu da yapan Rus kurmay generali J. Mayeski'nin yazdığı Van
ve Bitlis Vilayetleri Askerî Ġstatistiği adlı eserin Ermenilerle ilgili bölümleri: Ermeni
Dosyası, s. 16-25, yayına hazırlayan: Faruk Özerengin, Emre Yayınlan, ikinci baskı,
Ġstanbul, 1995; Kürt Meselesi, s. 132-141, yayına hazırlayan: Faruk Özerengin, Emre
Yayınları, ikinci baskı, Ġstanbul, 1995.
4. Sekiz-dokuz yaĢlarında iken, düĢman saldırısına uğrayıp, sağ kalanlarla
birlikte kaçarken Ermenilerce e-sir alınarak Erivan'a götürülen ve bilahare, Kâzım Karabekir'in Doğu'da açtığı okullarda okuyan Ali Ayrım'ın, bizzat Ģahit olduğu Ermeni
vahĢetleriyle ilgili hatıraları: sir alınarak Erivan'a götürülen ve bilahare, Kâzım Karabekir'in Doğu'da açtığı okullarda okuyan Ali Ayrım'm, bizzat Ģahit olduğu Ermeni
vahĢetleriyle ilgili hatıraları: Armağan Anıların Romanı, s. 9-10, 83-84, 91-100, Ġstanbul,
1971.
5. Ermeni mezâlimine iliĢkin bir rapor hazırlayarak general Harbord'a takdim
eden, Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi Kars milletvekili Fahreddin Erdoğan'ın,
SarıkamıĢ kazası ile köylerindeki Ermeni mezâlimiyle ilgili anı ve gözlemleri: Türk
Ellerinde Hatıralarım, Bulgaristan, Romanya, Sibirya Esareti, Türkistan, Azerbaycan,
Kafkasya Türkleri, Doğu Anadolu ve Kars, s. 177-189.
6. Doğu'da ordu komutanlığı yapan ve o sırada Ġstanbul muhafızlığında tutuklu
bulunan Vehib PaĢa'nın, kötülükleri tedkik komisyonu baĢkanlığına verdiği, Ermeniler
tarafından müslüman ahaliye reva görülen cinayet ve fecâ'atların anlatıldığı yazılı
ifadesi (31 Mart 1335/1919 tarih ve 517 nolu Vakit gazetesinden) ile, I. Dünya SavaĢı
sonlarında, Ermeni mezâlimini yerinde incelemek üzere, yabancı gazetecilerden oluĢan
bir heyetin baĢında Doğu Anadolu'ya gönderilen tarihçi Ahmed Refik Bey (Altınay)
tarafından, 17 Aralık 1917 tarihinden itibaren Ġkdam gazetesinde yayımlanan yazılardan
bir pasaj: Fahri Çakır, Elli Yıl Önce Anadolu ve ġark Cephesi Hatıraları, s. 158-166,
Çınar Matbası, Ġstanbul, 1967.
7. Otuzaltıncı Kafkas fırkasına iltica eden 156. alayın 12. bölük kumandanı
mülâzım Nikola'nın, Ermenilerin müslümanlar aleyhinde tatbik ettikleri fecâyi' ve sena'at
hakkındaki ifadeleri: Askerî Tarih Bilgileri Dergisi, yıl: 31, sayı: 81, Ağustos 1982, s. 239242.
Ve nihayet; birinci bölüme dercedilen, 335 Senesi Temmuz Ayı Zarfında
Kafkasya'da Ġslâmlara KarĢı ĠcraTarihçi ve araĢtırmacıların rahatlıkla kullanabilmeleri
için, pek çok belge içeren eser ve alıntılara herhangi bir müdahalede bulunulmamıĢ,
ancak bazı kelimelerin yanına, parantez içerisinde bugünkü karĢılıkları verilmiĢ ve
PaĢa'nın, karargâhtan aldırıp Ġslâm Ahalinin Duçar Oldukları Mezâlim Hakkında Vesâika
Müstenid Malumat adlı eseri içerisinde yayımladığı 69 fotoğraf konulmuĢtur.
Son verirken; kütüphanedeki çalıĢmalarım sırasında ilgi-alaka ve yardımlarını
esirgemeyen, Ali Emîrî (Millet) Kütüphanesi görevlilerinden Kadir AraĢ ve Bayezid
Devlet Kütüphanesi görevlilerinden Latif Dinçaslan Beylere teĢekkürü borç bilirim.
Ömer Hakan Özalp
ĠSLÂM AHALĠNĠN DUÇAR OLDUKLARI MEZÂLĠM HAKKINDA VESÂĠKA
MÜSTENĠD MALUMAT
Mukaddime: Atîde zikrolunan vukuat hakkında gerek meâlen ve gerek aynen
dercolunan vesaikin asılları mahfuzdur.2
Bu esnada bizim üçüncü ordumuza mevrûd malumattan Lenin'in inkılabı sebebiyle Rus
efradının zabitlerini dinlemeksizin kendiliklerinden cepheyi terk ilememleketlerine
gittikleri ve cephede yalnız bazı Gürcü efradıyla, Rus kıtaatına mensup Ermeni efradı
kaldığı anlaĢılıyor. Aynı zamanda Rus ordusuyla teĢrîk-i mesai eden Ermeni çetelerinin,
cephede Rus kuvvet ve nüfuzunun bertaraf olmasından ve yalnız Ermeni zabit ve efradı
kalmasından bi'1-isitifade, silahsız ve müdafaasız bulunan Ġslâm ahaliyi hafî-celî kati u
imhaya baĢladıkları hakkında Ġslâm ahaliden tahrîri müracaatlar vukubu-luyor
[Müracaatname dosyası]. Ġstila altında bulunan mıntıkalardan firar ederek orduya iltica
eden ahaliden bazı adamların bizzat hikayeleri pek elîm tesirât îkâ edecek mahiyettedir.
Erzincan havalisine, meĢhur Ermeni sergerdelerinden olup Harb-i Umumi bidayetinde
Karahisar-ı ġarkî'de Ġslâmlara karĢı vukubulan katliamı tertip ve icra ettiren ve bilahare
Ruslar tarafına firar etmiĢ olan Sivaslı Murad, Erzurum havalisine Ermeni serdarı
Antranik'in, Bayburt'a dahi, Harb-i Umumi bidayetinde MuĢ civarında Talori havâlisinde
kıtaller yapan ve bu havalide ordunun menzillerine ve menzil kollarına taarruzda
bulunan Bayburtlu ArĢak'ın maiyyetleriyle birlikte geldiği ve katl-i umumi fecî'asını
deruhte ettikleri teeyyüt ediyor.
Bu ahval üzerine Kafkas ordularımız kumandanı, Rus Kafkas orduları
baĢkumandanı ceneral Perjevalski'ye fî 24 Kânun-i Sâni (1)334 tarih, 7.312 numara ile
SuĢehri'nden gönderdiği tahriratta, Ġstanbul'dan aldığı emir üzerine kendisine müracat
ettiğini beyan ederek, "Rus ordusunun taht-ı iĢgalinde ve ordularımın cephesi
karĢısında bulunan mmtıka-i arazide mütemekkin Osmanlı teb'asmın ge-rek yerli ve
gerek hariçten gelen Ermeniler tarafından mal ve can ve ırzları(mn) heder ve pâymâl
edildiği vasâike müsteniden anlaĢılmaktan nâĢi, Rus ordusu kumanda he-yet-i âliyesinin
marzîsine tamamıyla muhalif olan bu halin evâmir-i müĢeddede-i kumandânîleriyle
men'ine himmet buyurulması" ifadesiyle ricada bulunuyor.
Bu tarihte Brest Litovsk muahedenamesi aktedilme-miĢ ve henüz müzakerât
cereyan etmekte bulunduğu için, müslüman ahaliye vukubulan tecavüzat Brest Litovsk'taki murahhaslarımız vesâtatıyla Rus murahhasları nezdinde yalnız protesto
edilmekle iktifa olunmuĢtu.
Bu mektuba henüz bir cevap vürut etmediği ve Ġslâm ahali aleyhine mezâlim hakkında
müracaat tevâlî eylediği cihetle Kafkas ordusu grubundan Rus Kafkas-ordusu
kumandanı ceneral OdiĢelidze'ye de SuĢeh-ri'nden 516 numara ve 16 Kânun-i Sâni
(13)34 tarih, 818 (numara) ile yazılan tahrîratta aynen:
"Erzincan'da imza edilen mütarekenamenin teatisinden sonra mütarekenin Ģâmil
olduğu cephedeki Rus kıtaatının berren ve bahren geriye nakledilmesi hasebiyle kısmen
boĢalan ve kısmen de kesâfet-i askeriyyesi azalan arazi dahilinde ve ez-cümle Trabzon,
Erzurum, Bitlis vilayetlerine muzâf bilâd ve kurada ve yollarda, hassaten Ermeni
çetelerinin ve Rumlarla meskun havalide de Rumların muttariden ve bir program
dahilinde olarak ahali-i Ġslâmiyye'nin ırzına, canına ve malına taarruza baĢladıkları ve
hatta bazı mahallerde katliam icra eyledikleri, bu gibi vekâyi'-i fecî'aya maruz kalan
Ġslamlardan hatt-ı fasılları muhtelif mahallerden geçerek kıtaatımıza iltica edebilen
bazılarının ifadelerinden anlaĢıl-mıĢ ve ahiren tarafımıza iltica eden iki Rus zabitinin
vermiĢ oldukları ifadeler ile teyit derecesini bulmuĢtur." denildikten ve ceneral
Perjevalski'ye de müracaat olunduğu kaydedildikten sonra bu ahvalin evâmir-i müĢeddede ile men'edilmesi rica olunuyor. Rus umum Kafkas orduları baĢkumandanı piyade
cenerali Perjevalski'den Osmanlı grup kumandanına gelen 19 Kânun-i Evvel sene 1917
tarih ve 56057 numaralı tahrîrat metni aynen atîdedir:
"Ceneral Hazretleri;
"24 Kânun-i Evvel (13)34 tarih ve 7336 numaralı tahrîrât-ı devletlerinde münderic
arzuya binâen Erzincan mütarekenamesinin onikinci maddesine istinaden onüçüncü
maddenin tamamen tayyı için bence hiçbir müĢkilat mevcut olmadığını arza müsâraat
eylerim.
"Kumandam altındaki ordular tarafından iĢgal edilmiĢ bulunan sahadaki ahali-yi
müslimeye karĢı Ermeni milletine mensup olanlar tarafından icra edildiği taraf-ı
âlîlerinden bildirilen mezalim ve harekât-ı nâ-becâya gelince; bu bapta, hakk-ı harp
olarak iĢgal edilmiĢ vilayetler murahhas-ı umumiliğine bu madde hakkında hemen
tahkikat-ı arnika ve mûĢikâfâneye ibtidâr kılınması ve aynı zamanda mezkur
vilayetlerdeki Osmanlı teb'asına karĢı muhtemelü'1-vukû her nevi muamelat-ı Ģedîdenin
vaktiyle men'i esbabının istikmali için tedâ-bîr-i müessire ve Ģedîdenin ittihâzı hakkında
evâmir-i müsta'cele ita kılındığını arzeylerim".
Ceneral OdiĢelidze'den gelen telsiz telgraf dahi atîde aynen dercedilmiĢtir:
Ceneral OdiĢelidze'nin telgrafı yalnız Erzincan'da bir katliam vukubulmuĢ olduğunu
değil, aynı zamandabu katliamın tertip ve idare edilmiĢ olduğunu tasdik e-den bir vesika
hükmündedir. Bu esnada Erzincan'da Sivaslı Ermeni Murad hakim idi ve umum
kumandan olarak Fransız miralayı Morel bulunuyordu; Ģehirdeki asker Ermeni idi.
[Erzurumda esir edilen H'inci Rus kale topçu alayı kumandanının Hatırat'mda, sahife
7(ye) müracaat- Erzincan katliamını ceneral OdiĢelidze'nin bizzat hikaye ve Ģiddetle
ızhar-ı nefret ettiği okunacaktır].
Erzincan'da büyük mikyasta katliam vukua geldiği muhtelif menâbi'in
ihbarâtından müstebân oluyor. [Üçüncü ordu mezâlim dosyasına müracaat] ve Erzincan'dan firara muvaffak olan eĢhasın zaptedilen ifadeleri de bunu teyit ediyor.
Ceneral Perjevalski'nin yukarıdaki mektubunda Ermenilerin arazi-i müstevliye
dahilindeki Ġslâmlara tecavüz ettiklerinin zımmen tasdik edildiği görülüyor. Bu esnada
OdiĢelidze'den Kafkas cephesi Osmanlı orduları kumandanına gelen telgraf aynen
atîdedir:
"Atîdeki Ģayan-ı teessüf vukuatı zat-ı devletlerine kemâl-i teessür ve elemle
arzetmeyi vazifemden addederim:
"Güya müslümanların ihtilal çıkaracağı hakkında bazı müfsitlerin iĢâ'âtta
bulunması üzerine Erzincan'da 15-16.I.(19)18'de Ģehirde bulunan kıtaât-ı askeriyye
efradı tarafından müslüman hanelerinde hod-be-hod tahar-riyat icrasına kalkıĢılmıĢ ve
bu esnada rovalver ateĢiyle bir neferin yaralanması, Ģehrin nukât-ı muhtelifesinde
taharriyata karĢı mukavemet izhar eden müslümanlar aleyhine istimal-i silaha sebebiyet
vermiĢ ve neticede tarafeynden birçok maktul ve mecruh olmuĢ ise de adetleri henüz
taayyün etmemiĢtir. "Zabıtanın iĢe müdahalesi irâka-i dem'e nihayet vermiĢ ve
müsademenin tevessü'una mani olmuĢtur. Vakadan dolayı amîk teessüflerimi zât-ı
devletlerine beyan eder ve gerek önayak olanlarla asayiĢi ihlal edenler hakkında ve
gerek müslümanlar hakkında iĢâ'ât-ı fesat-kârâne de bulunanlar hakkında tarafımdan
en kat'i ve Ģedît tedâbîr ittihaz edildiğini ve mücrimlerin en Ģedît mücazâta duçar
edileceklerini arz ile ihtiramât-ı tâmme-min kabulünü temenni eylerim".
Numara: 10132
Kânun-i Sâni 1918
OdiĢelidze
Osmanlı kumandanının ceneral OdiĢelidze'ye gönderdiği atîdeki mektupta dahi
vekâyi' zikredilmiĢtir:Rus Kafkas ordusu kumandam ceneral Livetnan OdiĢelidze
Cenaplarına;
"Ceneral Hazretleri!..
"Evvelden beri arazi-i müstevliye dahilinde ötede beride tesbit ve tevsik edilmiĢ
olan Ermeni mezâlimine, bilhassa Rus birinci Kafkas kolordusu karargâhının Erzincan'dan hareketinden sonra, Erzincan ve havalisindeki karyelerde daha büyük
mikyaslarda olarak devam edildi. Ermeniler tarafından Ġslâmlar hakkında yapılan iĢbu
mezâlimin yalnız tenha yerlerde bulabildiklerini katletmekle kalmayıp, son zamanlarda
bazı karyelerde ahali-i Ġslâmiyye'nin namusuna tecavüz, mallarını yağma ve hanelerini
ihrâka kadar ileri gidildi. Ve ez-cümle 12 Kânun-i Sâni (13)34 tarihinde Erzincan'ın
onsekiz kilometre cenûb-ı Ģarkîsindeki Zenkih karyesi, ahalisineher nevi mezâlim
icrasından sonra kamilen ihrâk edildi. Bundan maada, takriben bir hafta evvel de
Ardasa'nın üç kilometre cenûb-ı garbisindeki Koska Ġslâm karyesi 30 kiĢilik bir Ermeni
çetesi tarafından basılarak, Ġslâm kadınlarına tecavüz ve karyenin ihrâk olunduğu
anlaĢıldı. BaĢkumandan piyade cenerali Perjevalski tarafından 19 Kânun-ı Evvel sene
1917 tarih ve 56057 numaralı (dördüncü sahifeye müracaat) tahrîratıyla i'tâ buyuru-lan
teminata tamamıyla itimat ettiğim halde vekâyi' ve hadisat-ı mümâsilenin bir kat'iyyet-i
mutlaka ile men' ve zecrini zât-ı âlî-i kumandânîlerinden kemâl-i hürmet ve fart-ı ihlas ile
rica eder ve insaniyyet ve medeniyet namına olarak Osmanlı ahali-i Ġslâmiyye'sinin ırz,
can ve mallarını muhafazaya masruf olacak himmet ve inâ-yet-i devletlerinin
müteĢekkir-i daimî ve minnettar-ı ebedîsi kalacağımı arzeylerim ceneral hazretleri!"
Vekâyi' teĢeddüt ediyor. Acıklı haberler geliyor, bahusus Rus birinci Kafkas
kolordusu karargâhının Erzincan'dan hareketi ve Rus kıtaatının büsbütün Erzincan'ı
terketmesi, Ermeni çetelerinin Erzincan'a hakim olduğunu gösteriyor. Ceneral
Perjevalski'nin mevrûd mektubuna cevap verilmekle beraber, mezâlim hakkında elde
edilen malumat cenerale ber-vech-i atî bildiriliyor:
Rus Kafkas orduları baĢkumandanı piyade cenerali
Perjevalski cenaplarına "Ceneral hazretleri:
"19 Kânun-ı Evvel sene 1917 ve 56054 numaralı ce-vapname-i devletlerinin
vârid-i câ-yı i'zâz olduğunu arz ile kesb-i Ģeref eylerim.
"Brest-Litovsk mütarekenamesinin beĢinci maddesi Erzincan mütarekenamesinin
onüçüncü maddesi yerinekâim olacağına nazaran, bu sonuncu maddenin ol baptaki
muvâfakat-ı âlîleri üzerine mütareke metninden ihraç edildiğine dair mütarekenameye
Ģerh verildi. El-yevm Rus orduları taht-ı iĢgalinde bulunan havâli-i ma'lûmedeki Ġslâm
teb'a-i Osmâniyye'sinin Ermeniler tarafından hiçbir suretle düçar-ı zulm ü i'tisâf olmamaları için makamât-ı aide ve mes'ûlesine evâmir-i kat'iy-ye i'tâ buyurulduğunu ve
muhtemelü'1-vuku her türlü harekat-ı nâ-becâya karĢı tedâbîr-i müessire ve Ģedîde-nin
ittihaz kılınacağı hakkındaki iĢ'ârât-ı devletlerine bütün kalbimle arz-ı Ģükran eylerim.
Ahiren serzede-i zuhur olan bazı vekâyi', tedâbîr-i mâni'anm ittihazı ricasıyla Kafkas
ordusu kumandanı ceneral Livetnan OdiĢe-lidze cenaplarına bildirdiğim gibi, Ermenilerin
mezâlimi hakkında elde edebildiğim bir kısım malumatı zât-ı devletlerine de ber-vech-i
atî arzeylemeyi lüzumlu ve faide-li gördüm. Bilhassa, Rus birinci Kafkas kolordusu
karargâhının Erzincan'dan hareketinden sonra, nefs-i Erzincan kasabasıyla civar
köylerinde Ermenilerin mezâlimi, yalnız tenha yerlerde tesadüf eylediklerini katletmek,
gece birtakım haneleri basarak ashabını öldürmek gibi fecâyi' ve Ģenâat-ı münferide
halinden çıkarak bazı kuranın kamilen ihrâkı, kadınların namusuna tecavüz ve yaktıkları
köylerdeki ahalini katliam derecesine vardığının kemâl-i teessürle simâ'-ı devletlerine
îsâlini vazifeden addeyledim.
Bu cümleden olarak 12 Kânun-ı Sâni sene (l)334'te Erzincan'ın onsekiz kilometre
cenûb-ı garbisindeki Zenkih karyesi Ermeniler tarafından âkıbet-i elîmeye uğratılmıĢ ve
takriben bir hafta evvelisi de Ar-dese'nin üç kilometre cenûb-ı garbisinde Koska Ġslâm
karyesi otuz kiĢilik bir Ermeni çetesi tarafından basılarak insaniyet ve beĢeriyeti dil-hûn
edecek Ģenâyi' ve fe-câyi' irtikap edildikten sonra karye de ihrak edilmiĢtir. Rus Kafkas
ordusunun berâ-yı istirahat köylere çekilmesiyle iĢbu ordu cüz'ütamlannı istihlaf eden,
kısmen me-mâlik-i müstevliye halkından bulunan Ermeni kıtaatının bu kabil vekâyi'a
karĢı emr ü nehy-i devletlerini fi'len ne derece hulus ve muhabbetle ifa edebileceklerinin
takdirini mine'l-kadim bu hususta hâiz oldukları fikr ü ka-naât-ı âliye ve nâfizenin
takdirat-ı muhikkasına terk ü havale ve tedâbîr-i ciddiye-i mâni'anm tesrî'-i ittihazı
hususundaki karar-ı musîb-i devletlerine intizar eyler ve bu münasebetle kadîm ve
samimi olan ihtiramâtımın kabulünü rica eylerim, ceneral hazretleri!"
[ĠĢbu mektupta mezkur vekâyi' hakkında üçüncü ordu mezâlim dosyasına
müracaat]. Bu mektuptan sonra toplanan malumat da ayrı ayrı hem ceneral
Perjevalski'ye hem ceneral OdiĢelidze'ye Kafkas cephesi Osmanlı orduları kumandanı
tarafından ber-vech-i atî yazılıyor:
SuĢehri'nden 29.1.(13)34
"Ceneral hazretleri;
"Rus orduları iĢgal-i askerîsi altında bulunan me-mâlik-i Osmaniye'deki teb'a-i Ġslâmiyye
hakkında Ermeniler tarafından mütemadiyen icra edilegelmekte olan zulüm ve i'tisafâtın
ne derece feci ve elîm olduğunu gösteren ve bu defa haber alınan bazı vekâyi'i de pek
azîm bir hüzn ü teessürle sima'-ı devletlerine îsâle mecbur olduğumdan dolayı
müteessirim. Rus kumanda hey'ât-ı âliyesinin ve hür Rus ordusunun hissiyat-ı ulviyyesine tamamen münâfî olduğundan emin olduğum bu halin bir an evvel önüne
geçmek için ortada mübrem ve fakat fikr-i medeniyet ve insaniyetle meĢbû' bir lüzumun
bütün kuvvetiyle elyevm hüküm sürdüğüne muhlisleri kadar zât-ı devletlerinin de kail
olduğu Ģüphe ve tereddütten bitamâmihâ varestedir.
"1. An-aslin Zazalar karyesi ahalisinden olup Erzincan'da ikâmet eden Kara
Mehmed'in oğlu ile dört refiki mâh-ı hâl evâilinde HaĢhaĢ değirmeninde Ermeniler tarafından parçalanmıĢlardır;
"2. Erzincan'da Demirciler civarında Kürt Mehmed Ağa'ya Ermeniler taarruz
etmiĢler ve aynı mahallede ikâmet eden bir Ġslâm kadınını cebren alıp götürmüĢlerdir;
"3. Mukaddimâ Erzincan'da belediye katibi bulunan Mehmed Efendi'yi Ermeniler
esir alarak bir semt-i meçhule götürdükleri gibi, vâlidesiyle zevcesini ve dört yaĢındaki
çocuğunu parçalamıĢlardır;
"4. Ermeniler, Ardoslu Gülbahar oğlu Veysi'nin zevcesini cebren almak istemiĢler
ve muhalefeti üzerine Veysi'yi katleylemiĢlerdir;
"5. Ermeniler, Mezraa karyesinde ġaĢo'nun Hüseyin oğlu Dursun'u yine kendi
hanesinde katletmiĢlerdir;
"6. Paçiçli Mahmud oğlu Ġsmail Ermeniler tarafından öldürülmüĢtür;
"7. 12 Kânun-ı Sâni (l)334'te Ermeniler GeleraĢ karyesini basarak, onyedi
müslümanın kollarını bağladıktan sonra kurĢuna dizmiĢlerdir;
"8. 7 Kânun-ı Sâni (13)34'te, Rus elbise-i askeriyyesini lâbis Ermeniler(in)
Karadeniz sahilinde, Ful kasabasında elliye yakın kadın ve erkeği Trabzon cihetine götürdükleri ve bunlardan, ġarlıpazarı'nın dört kilometrecenûb-ı Ģarkîsindeki ġah Melek
karyeli Çakıroğulla-n'ndan Hüseyin ÇavuĢ'un cenazesi(nin) bilahare Ful deresinde
bulunduğu anlaĢılmıĢtır;
"9. ġarhpazan'nın yedi kilometre cenubundaki Kızılağaç köyünden iki Ġslâm'ın,
Ermeniler tarafından elleri ve kollan bağlanmıĢ ve ba'dehû süngülenmiĢ oldukları halde
cesetleri bulunmuĢtur;
"10. Karslı Rum milletine mensup bir zabit birkaç Ermeni ve Rum askerlerini de
teĢvik ederek, Ful kasabası camiinin minaresine çıkmıĢ ve attıkları silahların mer-mileçi
kasabada dolaĢan dört müslümana tesadüfle vefatlarını mucip olmuĢtur;
"11. Torul'un Erikler karyesinden olup Görele'de mutavattın bulunan
Cenbelioğulları'ndan Vasil ve Kasti, Rum ve Ermeni askerleriyle civar kuradaki ahali-i
Ġslâ-miyye'yi katliama baĢlamıĢlar ve bu kıtale Ful kasabasındaki Rus askerleri de
maatteessüf kısmen iĢtirak ve bu vekâyi' esnasında kadınlara alenen icra-yı Ģenaat eylemiĢlerdir;
"12. Bir aydan beri Rus asker üniforması altında Rum ve Ermeni çeteleri
ġarhpazan'nın garbında Nefs-i ġarlı, Akkilise, Eynesil karyeleri ahali-i Ġslâmiyye'sini kati,
emval ve eĢyalarım yağma ve namuslanna tecavüz etmiĢlerdir;
"13. 5 Kânun-i Sâni (1)334 tarihinde ÇavuĢlu'nun yedibuçuk kilometre
cenubundaki Kırıklar karyesini ve Görele Ģarkında, Filizoğlu ile Gögeli arasında bulunup
Aralıkos tesmiye edilen Ġslâm köyünü Ermeni ve Rumlardan mürekkep çeteler basarak
yağma etmiĢlerdir;
"14. Elli kiĢilik bir Ermeni çetesinin Ardese'yi basarak kasabayı yağma ve çarĢıyı
ihrak eyledikleri istihbar edilmiĢtir.
"Ittıla'-ı devletlerine arzettiğim bâlâda münderiç ve-kâyi', vesâika ve kanaata müstenit
haberlerden muktebes olup vukuuna cezm-i kavî hâsıl olmayanların zikrinden sarf-ı
nazar edilmiĢ ve malumat alınamayanların mevcut olabileceği de vâreste-i arz
bulunmuĢtur. Husûsât-ı ma'rûza hakkında tedâbîr ve mukarrerât-ı âtiye ittihaz ve icraât-ı
âcile ve Ģedide tatbik buyuracaklarını tamamen ümit ettiğim halde ihtiramât-ı fâika-i
derûniyemin kabulünü ricaya müsâraat eylerim ceneral hazretleri!"
Vekâyi'in teâkub ve kesb-i vehâmet ettiği ve Rus kıtaatının terhisi hasebiyle, Rus
kumanda hey'âtının vekâ-yi'in önüne geçemediği görülüyor. Ġkinci Türkistan kolordusu
karargâhının Kelkit'ten hareketi o havaliyi de bir sahne-i kıtale çevirip, hatta Kelkit'teki
mütareke komisyonu heyetinin hayatları(nın) da tehlikede olduğu anlaĢılıyor. Bu fecâyi'
ve hâdisâta bir an evvel nihayet verdirilmesi için tarafeynce tedâbîr ittihazı Osmanlı orduları kumandanlığı tarafından teemmül ve Rus kumandanlarına ber-vech-i atî teklif
ediliyor: [Üçüncü ordu mezâlim dosyası]
Suret
Numara: 815 SuĢehri'nden
2.II.(13)34
"Ceneral Hazretleri!
"Memâlik-i Mahrûse-i ġâhâne'nin taht-ı istilanıza giren ecza-yı asliyesinde
mütemekkin ahali-i Ġslâmiy-ye'nin, Rus askerlerinin çekilmesiyle ve yerlerine Ermenilerin
kâim olmasıyla uğradıkları mezâlim ve i'tisafâtın pek ilerilere vardığını ve müslümanları
diri diri yakmak, yek-diğerine bağlayarak kurĢuna dizmek gibi tüyleri ürpertecek
cinayâtm birbirini vely ü takip edegel-mekte bulunduğunu istihbar ederken hissettiğim
âlâm u te'sîrâtın hadsiz ve keyfiyetten zât-ı devletlerini haberdar eylerken de
elemlerimin nihayetsiz olduğuna itimat buyurmanızı hassaten rica ederim. "ĠĢbu
mezâlimin emr ü tembih ile önünü almak zamanının geçtiğine kanaat hâsıl buyurduktan
sonra, bu bapta tarafeynce ittihazı lazım gelen tedâbîr-i âcile ve müessirenin suret-i
tatbikinde ihmal buyurulmayacağı-na hiç Ģüphe yoktur.
"29.1.(13)34 tarih, 838 numara ile fecâyi'-i mümâsile-nin gittikçe tevessü' etmekte
olduğunu ve hatta ikinci Türkistan kolordusunun Kelkit'ten müfârakatım müteakip, orada
bulunan muhtelit komisyon azalarının da hayatlarının emin olacağının iddiaya değer yeri
olmadığını zikr ü beyandan sonra, yed-i ihtiyarda bulunmayan esbâbdan dolayı, Rus
askerlerinin çekildikleri menâtık-taki ahali-i mazlûmenin muhafaza-i ırz u mâl ü canları
mevzu-i bahs oldukta, tensip buyurulacak surette tarafımdan ifa-yı muavenet imkanının
her daim mevcut bulunduğunu zât-ı devletlerine iblâğ ile kesb-i Ģeref eder ve bu
münasebetle takdim ettiğim ihtiramât-ı derûniye-min kabulünü rica eylerim ceneral
hazretleri!" General Perjevalski'ye gönderilen yukarıdaki mektubun bir sureti de ceneral
OdiĢelidze'ye gönderiliyor. Ve biçare kalan Osmanlı ahali-i Ġslâmiyye'sine karĢı kıymetli
muaveneti rica ediliyor. Erzincan'daki katliamın suret-i icrası hakkında me-nâbi'-i
muhtelifeden malumat alınıyor. Bu umumi kıtalin pek feci surette cereyan ettiği
hakkındaki istihbarat yek-diğerini teyit ve tevsik ediyor. Fecâyi' o derece Ģe-nâatla
devam ediyor ki, memeden kesilmemiĢ çocukla-rm katli, hâmile kadınların karınları
yarılarak çocuklarının çıkarılması, insanların diri diri yakılması, bâkir(e) kızlara her türlü
Ģenaat ve rezalet tatbik edildikten sonra parçalanması ve birçok insanın evlere
doldurularak yakılması gibi mezâlim ve fecâyi'a tesadüf olunuyor.
Erzincan asâkiri kumandanı miralay Morel'den, Osmanlı karargâh-ı umumisine
iblâğ edilmek üzere Refahiye Rus mütareke komisyonu azasından Çabliknin'e verilen
ve aynen neĢrolunan telefonname cidden câlib-i dikkat ve ehemmiyettir. General
OdiĢelidze'nin yukarıdaki telgrafıyla mütebâyin olan bu telefon fecâyi'i bütün üryanlığıyla isbat ediyor. Dahilinden asker üzerine ateĢ edilen bir hanenin ihrak edildiğini
bildiriyor ki, bu haneye yüzlerce kadın, çocuk, ihtiyar doldurularak ihrak edilmiĢtir.
Bahusus Erzurum'da esir edilen ikinci Kafkas topçu kumandanının Hatırat'ından [sahife
7(ye) müracaat].
General OdiĢelidze'nin vaka hakkındaki hikayesi ve bilahare Erzincan'ın iĢgalinde
Türk kumanda heyetinin ve kıtaatının meĢhûdâtı ve bu fecâyi'a maruz kalanlardan bir
kısmının mevcut fotoğrafileri ve alelhusus Alman, Avusturya gazete muh(a)birlerinin
memâlik-i müstevliyedeki Ermeni fecâyi'ini kayd u tesbit etmek üzere icra ettikleri
seyahat esnasında Erzincan'da Ermeniler tarafından katledilip kuyulara doldurulan
mazlû-mînin, müĢahede maksadıyla ihraçları esnasında muh(a)birler de hazır oldukları
halde alınan fotoğrafileri, fecâyi' ve mezâlimi bütün çıplaklığıyla tesbit ve tevsike kafi
geliyor. General OdiĢelidze'nin hikayesi veçhile kuyulardan seksener seksener mazlum
cenazeleri çıkıyor ve bu kuyuların adedi ikiyüzü tecavüz ediyor. Türk kıtaatının
Erzincan'ı iĢgali esnasında nefs-i kasaba ve civarında topladığı sekizyüzü mütecaviz
cenaze bu kuyu-lardakinden hariçtir. Çardaklı boğazından Erzincan'a kadar olan bütün
köyler(in) kamilen ihrak ve tahrip edilmiĢ ve sükkânı(nın) nâ-bedîd olmuĢ ve bilcümle
meyve bahçeleri(nin) mahv u tahrip edilmiĢ olduğu mü-Ģahedât raporlarından
anlaĢılmıĢtır. Kuyularda medfun bulunan Ģühedânın cesedleri ve bir virane haline gelmiĢ
olan Erzincan ve ovası bütün cihan-ı medeniyetin enzâr-ı ıttıla'ma vaz'a hazırdır.
Miralay Morel'in Çapliknin'e çektiği telefon
"Atîdeki Ģeyin Osmanlı ordu kumandanlığına arzını sizden rica ederim:
Erzincan'da 15-16 Kânun-i Sâni'de garnizonumuz asâkiriyle Ģehrin yerli müslüman
ahalisi arasında müsademe vukubuldu. Müslümanlardan yüzü mütecaviz maktul vardır
ve dahilinden askerimiz üzerine ateĢ edilen bir hane ihrak edilmiĢtir.
"Kürtlerin Erzincan-Erzurum yolu üzerindeki askerimize, katarlarımıza ve
ambarlarımıza mütemadi taarru-zâtı ve Kürtler(in) de Ģehirli müslümanlar muâvenetiyle
Erzincan'a taarruz edeceklerine dair vâki olan istihbarat ve Ģehirli ahalinin
pencerelerden asâkir ve zabitan üzerine ateĢ etmesi bu müsademeye zemin teĢkil
etmiĢtir ki, bu ateĢe ben ve erkân-ı harbiye reisi de maruz kaldık. Silah saklandığı
maznun bir hanenin taharrisi esnasında bir Türk tarafından bir neferimizin cerhedilmesi
müsademenin zuhuruna sebep olmuĢtur. Neferin yaralanması haberi asker arasında
asabiyetin feveranım bâdî oldu ve bu, bâlâdaki müsademeyi mucip oldu. Müsademe
zabit devriyeleri ve aklı baĢında olan efrad muâvenetiyle teskin edildi. Rusya ile Türkiya
beyninde münasebât-ı vidâ-diyenin teessüs etmekte bulunması hasebiyle,
bâlâdama'rûz mûris-i elem ahvalden dolayı amîk teessüfü(mü) ve bu gibi ahvâlin adem-i
tekerrürü için tarafımdan her türlü tedâbîr ittihaz edilmiĢ bulunduğunu Osmanlı karargâh-ı umumisine arzetmenizi rica ederim".
Erzincan asâkiri kumandanı
erkân-ı harbiye miralayı
Morel
HaĢiye
YüzbaĢı Çapliknin, telefonla atîdeki teklifatta bulunuyor:
"Bu hali biz, yani muhtelit komisyon müzakere ettik ve iĢin tahkiki için vakanın
cereyan ettiği muhitle temasta bulunmayı gerek Ģu hal dolayısıyla ve gerek ah-vâl-i
müstakbele nokta-i nazarından muvafık gördüğümüzden, kumandanlar beyninde ittifak
hâsıl olursa Erzincan'da in'ikâdı daha muvafık bulduk. Bunu da kumandan paĢa
hazretlerine arzetmenizi rica ederim".
YüzbaĢı Çapliknin
"Yerli ahaliyi mesai-i sâkitâneye davetime rağmen Erzurum-Erzincan tarîki
üzerinde Kürtlerin askere, nakliyata, ambarlara mütemadi taarruzlar(ın)dan dolayı tarîkin
tarafeyninde bulunan ve Kürt eĢkiya çetelerine yataklık eden köyleri tahrip suretiyle
tedâbîr-i te'dîbiye ittihazına mecburum.
"Türkiya ile Rusya arasında teessüs etmekte bulunan münasebât-ı dostâne
hasebiyle, bâlâdaki mezkur te-dâbîre müracaat mecburiyetinde bulunmaklığımdan
dolayı teessürât-ı arnikamı ve Kürt aĢiret rüesâsına taar-ruzât-ı mezkûreden sarf-ı nazar
edilmesi için tembihat-ılâzimede bulunulmasını Osmanlı karargâh-ı umumisine iblâğ
buyurmanızı arz ve istirham eylerim".
Morel
Mütareke komisyonu azalarının Refahiye'de in'ikâ-dı esasen takarrür etmiĢ
bulunduğundan, mahallinin tebdiline Türk ordusu kumandanlığınca lüzum görülmeyerek, yalnız mütareke komisyonu azasından iki kiĢinin Erzincan katliamı hakkında
mahallinde tedkikatta bulunmak üzere Erzincan'a gidip gelmeleri(nin) orduca muvafık
görüldüğü hakkında atîdeki telefon yüzbaĢı Çapliknin'e veriliyor.
Refahiye'de Rus mütareke komisyonu azasından yüzbaĢı Çapliknin'e
SuĢehri'nden 5.II.(D334
"Üç numaralı komisyonun Refahiye'de in'ikâdı esasen takarrür etmiĢ
bulunmasından dolayı kumandan paĢa hazretleri bunun tebdiline lüzum görmemektedirler. Yalnız miralay Morel'in telgraf namesinde bildirdiği Erzincan katliamının mahallinde
tedkiki için zât-ı âlîleri ile erkan-ı harp yüzbaĢı Talat Bey'in Erzincan'a gidip gelmek
üzere memur edilmenizde ordumuz için bir mahzur görmediklerini Rus Kafkas ordusu
kumandanı ceneral Livetnan OdiĢelidze'ye telsiz telgrafla yazdılar ve mütalaalarını
sordular, alınacak cevabı zât-ı âlîlerine bildireceğim; ihtiramâtımı kabul buyurunuz
efendim".
Ordu erkân-ı harbiye reisi
Miralay
Ömer LütfiMütareke komisyonu azasından iki kiĢinin Erzincan'a gönderilmesi
hakkında ceneral OdiĢelidze'ye telgraf veriliyor. Ġkinci Türkistan kolordusu karargâhının
ve fırka karargâhının Kelkit'ten hareketleri hasebiyle Kelkit'te hayatlarının tehlikede
bulunduğunu anlayan mütareke komisyonu azalan müĢterek mazbata ile Osmanlı kıtaatından bir müfrezenin Kelkit'i iĢgal eylemesi için ber-vech-i atî müracaatta bulunuyorlar:
Kelkit muhtelit mütareke komisyonunun kararnamesidir
Kelkit 4.11(13)34
1. Ġkinci Türkistan kolordusu kıtaatının kolordu ve fırka karargâhlarının
azimetinden sonra Kelkit kasabası dahilinde ve civarında bulunan eĢya, evrak
mağazalarını, ahaliyi ve Kelkit mütareke komisyonunun emniyetini eĢkıyaya karĢı te'mîn
ve tesis etmek üzere Kelkit'e Rus kıtaât-ı muntazamasının vürûduna veyahut her iki
taraf karargâh-ı umumilerinden vürûd edecek emre kadar miktar-ı kâfi Türk kıtaatının
celbine karar verdik.
2. Bu kıtaat, Rus kıtaatının vürûduyla geriye çekilecektir.
3. Türk kıtaatının celbi Rus ordusuna karĢı tecavüzî bir mahiyeti hâiz değildir.
4. ĠĢbu kararname Türkçe ve Rusça olarak yazılmıĢ ve tarafeynce teâtî edilmiĢtir.
4 numaralı muhtelit mütareke komisyonu azaları
Kaymakam Pozmekof
Vorofof
RüĢdi
Cemil CâhidRefahiye mütareke
komisyonundan iki kiĢinin Erzincan vekâyi'ini mahallinde tedkik etmek üzere ceneral
OdiĢelidze'ye yazılan telgrafa ber-vech-i atî cevap almıyor:
"Miralay Morel'in yüzbaĢı Çapliknin'e gönderdiği mektupta münderic iĢ hakkında
icra-yı tahkikat etmek üzere muhtelit komisyonun Erzincan'a i'zâmı imkanı hususundaki
suâH devletlerine maatteessüf muvafakat edemeyeceğimi arzeylerim; çünkü, mütareke
mukavelenamesi ahkamına göre mezkur komisyonun salahiyeti ancak mukavele-i
mefkurenin tatbik-i ahkâmı esnasında zuhur edebilecek su-i tefehhüme ve mıntıka-i bîtara-fîde zuhur edebilecek halata münhasırdır. Binaenaleyh ben, bu komisyonların
tevsî'-i salahiyetlerine taraftar olmadığım gibi, istikbalde her iki taraf için su-i misal teĢkil
etmesini de arzu etmem ve bundan maada evvelce 23 Kânun-ı Sâni 1918 tarih ve
15132 numaralı telgrafna-mede arzettiğim veçhile Hrzincan vakasının önü(nün)
alınması ve mücrimlerin en sedîd cezalara çarptırılması için tarafımdan en kafi tedâbîr
ittihaz edilmiĢtir. Ġhtira-mât-ı arnikamın kabulünü temenni eylerim",
numara: 15147 25 Kânun-ı Sâni 1918
Odiselidze
Refahiye muhtelit mütareke komisyonunun yukarıdaki mazbata ile vukubulan
teklifi orduca kabul olunuyor ve Kelkit'e bir müfreze gönderiliyor. Keyfiyetten ceneral
Odiselidze ber-vech-i atî telgrafla haberdar ediliyor; Rus Kafkas ordusu kumandam
ceneral Livetnan OdiĢelîdze cenaplarına
numara: 827 SuĢehri'nden
6.11(13)34
"3 Kâmın-ı Sâni (13)34 günü öğleden sonra saat 3'te ikinci Türkistan kolordusu
ve beĢinci Türkistan fırkası kumandanlarının maiyyetleriyle berbaber Kelkit'ten azimetlerinden itibaren, kendilerini Ermeni çetelerinin teca-vüzatına karĢı taht-ı tehlikede
gören dört numaralı muhtelit komisyon azası, emniyetlerinin istihsali, Kelkit havalisindeki
ahali-i mazlûmenin hayatının ve erzak ve eĢya depolarının muhafazası için Kelkit'in bir
Osmanlı müfrezesiyle iĢgaline müĢterek bir mazbata ile lüzum gösterdiklerinden,
ehemmiyet ve müsta'celiyet-i maslahata binaen arzularını derhal is'âf eyledim. Bunun
hüsn-i telakki bu yürü I a cağına tamamen emin olarak ihlasât ve ihtiramât-ı
mahsûsamm kabulünü rica eylerim".
Ceneral OdiĢelidze yukarıdaki telgrafa zîrdeki cevabı veriyor:
"ġubat 1334 tarih ve 827 numaralı telgrafname-i devletlerini aldım. Gerek
komisyon azalarının ve gerek ahali-i mahalliyenin, her kim tarafından olursa olsun,
emniyetlerine vâki olacak taarruzâta karĢı ittihaz-ı tedâ-bîr buyuru'duğundan dolayı
teĢekkürât-ı amîkamı ar-zeylerim. Bununla beraber, Ģunu da arzeylerim ki, yakın
zamanda Kelkit'e mürettep kıtaat gelecektir. Binaenaleyh, Kelkit'teki kıtanızın ifa
etmekte olduğu vazife, bu mıntıkaya gelecek Rus kıtaatına terettüp edeceğinden,
vürûdlannda Kelkit'teki kıtanızın geriye celbini istir-ham ve ihtiramât-ı kâmilemin
kabulünü temenni eylerim".
numara: 1518 21 Kânun-i Sâni 1918
OdiĢelidze
Erzincan, Bayburt, Trabzon kasabaları dahilinde ve havalisindeki ahali-yi
müslimeye tatbik edilen fecâyi' ve mezâlim hakkında yeni malumat geliyor. Ermenilerin
zulm ve isâ'etinden firara muvaffak olup orduya iltica edenler pek acıklı haberler
veriyorlar. [Üçüncü ordu mezâlim dosyasıj bu malumatın hülasası aĢağıdaki telgrafla
OdiĢelidze'ye iblâğ olunuyor:
Rus Kafkas ordu kumandam ceneral Livetnan OdiĢelidze cenaplarına
numara: 967 SuĢehri'nden
11,11.03)34
"Ceneral hazretleri!
"24 Kânun-i Evvel 1918 tarihinde 15132 numara ile telsizden aldığım
telgrafname-i devletlerinin mazmun ve mefâdı malum-ı âcizânem oldu. Ermeni
mezâliminin ve bilhassa Erzincan kıtaline sebebiyet verenlerin Ģid-* detle tecziye
buyurulacağı hakkındaki va'd-i devletlerine karĢı pek amîk teĢekkürâtımı takdim etmekle
kesb-i Ģeref ettiğimi arz ve ancak Ermenilerin kılına altından kurtularak tarafımıza iltica
ve müstemendâne istimdat ve istiâne için tavassut talebiyle gelen ve hadisat-ı rûzmerreye Ģahit olan eĢhasın verdikleri malumat ile zât-ı devletlerine bildirilen vekâyi'in
keyfiyetçe kısmen müĢabeheti olmağla beraber kemiyyeten birbirinden pekuzak
olduğunu arzetmekliğime müsade buyurmanızı rica ederim.
"1. Kânun-i Sâni evâilinde Ermenilerin, yollarda çalıĢtırılacağı bahanesiyle
Erzincan kasabasından toplayıp götürdükleri altıyüz zavallı müslümanın semt-i azimeti
meçhul ve fakat âkıbet-i elîmeleri vazıhtır;
"2. 31.1,03)34'te ve tarihinize nazaran 18 Kanun-i Sâni (1)918 tarihinde
Erzincan'da bulunan Ermeni sergerdelerinden Sivaslı Murad'ın emriyle Ģehir dahilinde
gezdirilen devriyeler, umum müslümanlara Erzincan kasabasının Kilise meydanında
toplanmasını ilan ederler. Esbabını anlamak için müracaat eden heyet-i ihtiyâ-riyeyi çete
reisi Murad derhal tevkif ve idam ettirmiĢ ve müteakiben Ermeni devriyeleri ahaliyi
evlerinden çıkararak posta, telgrafhaneye ve oradan kasaba dahilindeki Vâhid Bey'in
konağına götürmüĢler. Gece saat üçte bin-beĢyüz müslümanla hıncahınç doldurulan
konağın her tarafına Ermeniler tarafından ateĢ verilmiĢ, yanmamak için kendilerini
pencereden atmak isteyenler dahi konağı abluka etmiĢ bulunan Ermenilerin kurĢun ve
süngü-süyle öldürülmüĢtür;
"3. Bundan maada, aynı gecede, kasaba dahilindeki Kale kıĢlasında ve üç büyük
konağa kadın ve çocuk doldurularak yakılmıĢtır. Kasabada bine yakın haneyi tahrip ve
ihrak eylemiĢlerdir;
"4. Bayburt'ta bulunan Ermeni sergerdelerinden Arsak civar müslüman köylerine
7.H.(13)34'te Bayburt'ta toplanmaları hakkında haber göndermiĢtir. Akıbeti malum olan
bu halden tevahhuĢ eden bir kısım ahali berâ-yı iltica ve istimdat Kelkit'teki mütareke
komisyonu nezdine kadar gelmiĢlerdir. Celp ve avdete icabet edenlerin neye uğradıkları
meçhul değildir;
"5. Köse ile Trabzon caddesi üzerinde yirmiüçüncü Türkistan alayının re'ye'1ayn gördüğü Ġslâm maktullerinin adedi alayın tüylerini ürpertecek dereceyi bulmuĢtur;
"6. Velhâsıl, Rus ordusundan Ermeni ırkına müdev-ver arazide ahali-i
Ġslâmiyye'nin yeni doğmuĢ çocuklara kadar âmmeye Ģâmil olan kıtali Trabzon çarĢı ve
pazarının nehb ü ihrâkı, Görele ve Trabzon reji tütünlerinin gasbı, Rize'nin alev içinde
kalması ve buna mânend bütün fecâyi' ve vekâyi' zât-ı devletlerinin nazar-ı merhamet
ve muavenetini celp için âcizlerini müracaata ve ic-raat-ı müessire ve âcilenin hemen
tatbiki için de bast-ı temenniyata mecbur kılmaktadır;
"7. Erzincan'daki reis-i usât Ermeni Murad'm Ma-mahatun vasıtasıyla
Bayburt'taki Ermeni sergerdelerinden ArĢak'a verdiği talimat ve ArĢak'm yine aynı
suretle Murad'a vukubulan tebligatından, memâlik-i müstevli-yedeki ehl-i Ġslâm'ın
Ermeniler tarafından kamilen kati u imhası(nın) tasmîm edildiğine bizce Ģek ve Ģüphe
götürür yer bırakmamıĢtır.
"Bugün mukadderatı Ermenilerin yed-i zulm ve esaretine terkedilen Osmanlı
müslümanlarından hiçbirinin ırz ve mal ve canı zerreten emniyette değildir. Cene-ral
Hazretleri! Tedâbîr-i mâni'a ve kahire ile bu mezâlimin önüne geçmek için perverde
buyurulan hiss-i ulvî-i insaniyetkârînin meftun ve minnettar-ı dâimîsiyim. ġu kadar ki, bu
niyet-i hâlisanın fi'len müessir olması için icraat ve tatbikat ile maksadın telif,ve bu
baptaki imkan ve kabiliyetin halk u ihyâsı lazımdır ki, zât-ı devletlerinden kemâl-i
hürmetle ricaya müsâraat ettiğim cihet de budur. Tazimat ve ihtiramât-ı arnikamın....."
Her taraftan katliam haberleri geliyor. Rus efradınıntamamen memleketletine avdeti,
arazi-i müstevliyedeki Ermeni çetelerinin vaziyete hakimiyeti, Rus kumanda heyetinin
acz-i tâmm içinde bulunduğu görülüyor. Bu suretle ahali-i Ġslâmiyyc'nkt mürettep bir plan
dahilinde imhasına doğru gidildiği anlaĢılıyor. Köyler mahv u tahrip ediliyor; emval nehb
ü gâret olunuyor. Osmanlı Kafkas orduları kumandanı kıtaatından bir kısmım ileri
sürmek mecburiyetinde kalıyor ve atîdeki telgrafla keyfiyeti Rus Kafkas orduları
baĢkumandanı ceneral Perje-valski'ye iblâğ eyliyor:
"Rus hatt-ı fâsılı gerisindeki arazide bulunan Rus kı-taât-ı askeriyyesinin geri
çekilmiĢ bulunması menâtık-ı ma'rûzadaki teb'a-i ahalimizin Ermenilerin dest-i mezâlimine terkini ve buralarda emn ü asayiĢin tamamen in-hilâlini mucip oldu. Tevârih-i
muhtelifede Ermeni vekâ-yi'-i cinaiye ve ef'âl-i Ģenâatkârânesi hakkındaki ma'rû-zâtıma
zamîmeten Ģunu da arzetmek isterim ki asayiĢsizlik gün-be-gün tezâyüt etmekte ve elde
edebildiğim malumata nazaran Erzincan, Ardese, GümüĢhane, Vakfıkebir, Polathane
havalisi birer sahne-i katliam olmaktadır.
"Erzincan asâkiri kumandam erkan-ı harbiye miralayı Morel tarafından Refahiye
mütareke komisyonu Rus azalarına gönderilen ve yüzbaĢı Çapliknin'in imzasıyla
Refahiye'den telefonla acizlerine aynen verilen telgraf mündericatından, 15-16 Kânun-i
Sâni-i Rûmî gecesi nefs-i Erzincan kasabasında pek elîm vekâyi' cereyan ettiğini azîm
hüzn ü matemle öğrendim. Ma'rûz mektupta, silah saklandığı maznun olan bir hanenin
taharrisi esnasında güya bir müslüman tarafından bir neferin cerh edilmiĢ olmasının
vakaya sebep olduğu ve Er-zincan'daki asâkirin asabiyetleri feveran ederek, müslümanlardan [bendenizce cürümsüz ve kabahatsiz] yüzü mütecaviz nüfusun katledildiği ve
bir hanenin ihrak olunduğu itiraf edilmektedir- Bugün Erzincan'da Rus kıtaatı mevcut
olmamasına ve yirmibeĢ seneden beri Erzurum, Van ve bilhassa Bitlis vilayetleri
dahilinde hare-kât-ı ihtilalkârîsiyle hükümetin huzur ve rahatını selbet-miĢ ve bi'd-defeât
mukâteleye bâis olmuĢ ve gıyaben mehâkim-i Osmaniye tarafından idama mahkum
edilmiĢ eski Ermeni çete rüesâsından Sivaslı Murad nam Ģeririn baĢına topladığı
hempâlarıyla yed-i idareyi ellerine almıĢ bulunmasına ve miralay Morel'in Ģekilden
baĢka bir mahiyeti ve emr ü nehyi ifaya kudreti bulunmamasına nazaran bu hadise-i
ahîrenin de 24.XI.(13)33, 22.1,03)34, 26,1.03)34, 2,I11.(13)34 tarih ve 7212, 632, 738,
816 numaralı muharrerât ve telsiz ile verdiğim 11.11.0)334 tarih ve 917 numaralı
telgrafname-i âcizâ-nemde bast u tafsil eylediğim vekâyi' ve hadisatın mâ-ba'di olup
Ermenilerin mürettep bir plan dahilinde birbirini vely ü takip eden ve edeceğinden zerre-i
Ģüphe olmayan ihrâk-ı büyüt, katl-i nüfûs, nehb-i emval ve hetk-i ırz gibi cinayetlerle
Osmanlı ehl-i Ġslâm'ının mahv u ifnasını tasmîm eyledikleri ve Rus kumanda heyet-i
âliye-sinin hulûs-ı tanımım bütün kalbimle mu'terif olmağla beraber, maatteessüf, yed-i
ihtiyarda bulunmayan esbaptan nâĢi iĢbu anarĢinin hâlen önüne geçmeye muktedir
olmadığı iĢbu vekâyi'in mütezâyiden devam etmekte bulunmasıyla vâzıhan müeyyed ve
sarahaten müsbet-tir.
Miralay Morel'in yüzbaĢı Çapliknin'e mersûl telgraf-namesinin bir fıkrasında
aynen "Erzurum, Erzincan tarîki üzerinde Kürtlerin askere, nakliyat ve ambarlara
mütemadi taarruzlarından dolayı tarîkin tarafeynindebulunan ve Kürt eĢkiya çetelerine
yataklık eden köyleri tahrip suretiyle tedâbîr-i te'dîbiye ittihazına mecburum." muharrer
olup icabât-ı askeriyye ve mukteziyat-ı harbiyyenin istilzam ettiği tedâbîre karĢı ref'-i
nidâ-yı Ģikayet etmek hatıra gelir mesâilden değil ise de, köylerin ihrâkı keyfiyetin
icabât-ı askeriyye ile kabil-i telif kabul eder yeri bulunmadığı ve iĢbu köylerin
muharrerât-ı mütekaddime-i âcizânemde arz u izah eylediğim veçhile Ermeniler
tarafından îkâ' edilmiĢ ve li-sebebin mine'l-esbâb bu Ģekilde gösterilmesi istilzam
olunmuĢ vekâ-yi'den ayan olduğu kanaatim beslediğimden ve Ruslarla Osmanlılar
arasında ebedî ve gayr-i mütezelzil bir samimiyete doğru müĢterek hatveler atılırken,
Ermeniler tarafından îkâ' olunan bu gibi cinayât ve tahribatm yanlıĢ bir zan ve telakki ile
Ruslara atfolunacağı derkâr ve bu sebeple ahali-i mahalliyede hâsıl olacak itimatsızlık
ve ümitsizliğin taammüm ve tevessü' edeceği de aĢikar olup ve bununla tesisine
savaĢılan vifâk ve meveddetin düçar-ı zaaf olması tabii ve bunun fiilen tekzibi(nin) de
lazım ve zaruri bulunduğuna kani bulunduğumdan dolayı âcizlerini haklı ve mazur
görmelerini zât-ı devletlerinden rica ederim.
"Kelkit'teki muhtelit mütareke komisyonu(nun) Osmanlı ve Rus azalarından
aldığım bir telgrafnamede dahi kolordu ve fırka kumandanlarının 4.II.(13)34 saat üç
sonrada Kelkit'i terk ile hareket eyledikleri ve müĢâru'n-ileyhânın Ermeniler tarafından
ahali-i mazlûme-i Ġslâ-miyye'nin duçar olagelmekte oldukları zulm ü i'tisafât-tan son
derece müteellim oldukları bildirilmiĢ ve bugün - Kelkit'te tek bir Rus neferi dahi
kalmadığı cihetle, komisyon azalarının ve Kelkit ve civarındaki ahalinin hayatını ve
Kelkit dahilinde ve civarında bulunan eĢya veerzak mağazalarını eĢkiyaya karĢı
muhafaza için mik-tar-ı kafi Osmanlı kıtaatının i'zâmı mezkur muhtelit mütareke
komisyonu azalarının müĢtereken tanzim ve imza ve irsal eyledikleri-mazbata ile
istirham edilmiĢ ve malum-ı devletleri olduğu veçhile iĢbu arzuları is'âf kılınmıĢtır.
"ĠĢ'ârât-ı hâlisa ve mevâ'îd-i ciddiye-i devletlerine rağmen, askerden tahliye
buyurulan mahallerdeki fenalıkların önü(nün) alınması Ģöyle dursun, fecâyi' ve mezâlim
hudud-ı ittisâiye-i ma'rûfesini dahi geçerek, ebeveyn ve evladlarının familya ve akraba
vü taallukâtmın mahkum-ı mahv u fena olduğunu iĢiten ve anlayan askerimi seyirci
sıfatında tutamayacak bir vaziyet hadis ötmüĢ ve binâenaleyh, Rus askerlerinin tahliye
ettikleri menâtıktaki hâl ü vaziyeti tedâbîr-i âcile ve mukarrerât-ı müsta'cele ile ıslah ve
te'mîn hususunun insaniyet ve medeniyet namına meĢruiyeti sübut bulmuĢtur.
"Yalnız bu sebeple, kumandam altında bulunan iki ordunun bazı kıtaatı ileri
sürmek zaruretinde bulunduğumu zât-i sâmîlerine arz u iblâğ eder ve iĢbu hareketin
Rus ordusuna karĢı ibrâz-ı husûmet ve adavet manasında olmayıp Rus ordusu
kıtaâtıyla kat'iyyen müsademe etmemek ve her nerelerde Rus askerlerine tesadüf olunursa meveddet ve muhâlasatla ve muhâdenetle muamele ifa etmek hususunu suret-i
müĢeddedede maiy-yetim kumandanlarına emrettiğimi ilave eylerim. Bu ve-sîle ile,
Erzincan mütarekenamesinin Rus kıtaatının çekilmiĢ olmasından dolayı mer'iyyet-i
ahkâmını gaip e-den hatt-ı fasıla ait mevâddından gayri bilumum me-vâddı(nm)
kemâkân baki ve câri olduğunu ve bu harekatın bir sevk-i zaruret ve bir hiss-i medeniyet
ve insaniyetle yapılıp, baĢka bir manayı mutazammın bulunma-dığını dere ve izah eder
ve hulûs-ı niyet ve tamâmi-yi ciddiyet-i muhibbîye tamamen emin olmalarım ve ihtiramât-ı mahsûsa-i âcizânemin kabulünü....." Erzincan, Bayburt, Trabzon vekâyi'ine dair
ceneral OdiĢelidze'ye yazılan 11 ġubat (1)334 tarih ve 967 numaralı telgrafa ber-vech-i
atî cevap geliyor:
"11 ġubat (13)34 (tarih) ve 967 numaralı telgrafname-i devletlerini aldım. ġunu
arzetmekle kesb-i Ģeref eylerim ki, zât-ı devletlerine mezâlime dair vârid olan malumatın
kâffesi son derecede mübalağaladır. Mesela, Trabzon havâlisinde ve cenubunda
Osmanlı çete askerinin mahallî Rurn karyesine taarruzu tabii ahali-i mahalliye ile askerin
mukabelesini mucip oldu. Bayburt havâlisinde ise; Bayburt havalisi komiserinin
raporuna nazaran, ahali-i müslimenin Bayburt'ta içtimâi hakkında hiçbir emir verilmediği
gibi, bilakis mezkur ahali tarafından komiserin Türklere karĢı hayırhahlığından dolayı
berâ-yı teĢekkür bir heyet-i murahhasa vürûd etmiĢtir. 15-16 Kânun-i Sâni'de
Erzincan'da cereyan eden vukuata gelince; bu vukuat, zamanında, gerek tarafımdan ve
gerek miralay Morel tarafından zât-ı devletlerine bildirilmiĢti. Fakat, bu vaka zât-ı
devletlerine son derece mübalağalı olarak vâsıl olmuĢtur. Miralay Morel'in raporuna
nazaran ahali-i mahal Üyenin zayiatı asla ikiyüzü tecâvüz etmemiĢtir. Bâlâdaki
mesrûdâttan sonra zât-ı devletlerinden Ģu hususa da itimat buyurulmasım istirham
eylerim ki; Rus asâkirinin iĢgali tahtındaki mıntıka dahilinde bulunan ahali-i müslime-i
mahalliyenin menâfi' ve emniyet-i Ģah-siyeleri hususunda üç seneden beri bir arada
yaĢamıĢ olmak haysiyetiyle, gerek bizzzat ve gerek Rus asâkiri bî-taraf bulunamayız.
Binaenaleyh Rus asâkirinin taht-ı iĢgalindeki mıntıkada sakin ahali-i Ġslâmiyye'nin
katliamı meselesi hakikatle tevâfuk edemez. Ben ise, gerek tarafımdan Osmanlı
müslümanlarının hayatı, namusu ve emvallerinin vikayesi için bütün tedâbîri ittihaz
edeceğim gibi, Erzincan vakası faillerinin de evvelce arzetti-ğim veçhile cezasını
bilhassa tertip edeceğim. Ihtiramât-ı arnikamın kabulünü temenni ederim".
numara: 14195 31 Kânun-i Sâni 1918
OdiĢelidze
Bu telgrafın, ceneralin ne derecede fikr ü kanaati haricinde yazıldığı, altıncı
sahîfede 1/1032 numaralı telg-rafıyla mukayese olunduğu takdirde anlaĢılır. Rus asâkirinden bahsolunuyor; halbuki, bu tarihte arazi-i müs-tevliyedeki Rus asâkirlerinin
Lenin'in inkılab-ı malumundan sonra zabitlerini tanımayarak memleketlerine sıvıĢtıkları
ve yerlerine Ermeni çetelerinin ikâme olunduğu tahakkuk etmektedir. Ermeni kıtaatının
îkâ ettikleri mezâlimin önüne geçemeyeceği ceneralin telgrafından anlaĢılmaktadır. Zaten, bu iĢin ceneralin yed-i kudretinde olmadığı görülüyor. Hassaten, Erzurum Rus ikinci
kale topçu alayı kumandam kaymakam Tverdo Khlebofun neĢredilen Ha-fıraf'ında,
yedinci ve sekizinci sahifede Erzincan kıtaline dair ceneral OdiĢelidze ber-vech-i atî nakl
u hikaye etmiĢtir:
".....Bundan bir müddet sonra Erzincan'da Ermenilerin Türkleri katliamı havadisi
vâsıl oldu. Bunun tafsilatını bizzat baĢkumandan OdiĢelidze'nin ağzından iĢittim ki, bervech-i atîdir: "Kıtal doktor ve müteahhit tarafından tertip edilmiĢ, yani her halde eĢkıya
tarafından tertip edilmemiĢtir. Bu Ermenilerin isimlerini, suret-i kat'iyyede bilmediğim için
burada zikredemeyĢceğim. Her türlü müdafaadan mahrum ve silahsız sekizyüzden fazla
Türk itlaf edilmiĢtir. Büyük çukurlar açılmıĢ ve biçare Türkler bu çukurların baĢına
sevkolunup hayvan gibi boğazlanmıĢ ve bu çukurlara doldurulmuĢ, her kangı bir Ermeni
sa-yarmıĢ: 'YetmiĢ mi oldu? On kiĢi daha alır! Kes!' deyince on kiĢi daha keserler,
çukura atıp üzerine toprak dol-dururlarmıĢ. Bizzat müteahhit eğlenmek için seksen kadar biçareyi bir eve doldurup kapıdan çıkarlarken bir bir kafalarını parçalamıĢ..Generalin
Ģu suret-i itiraflarıyla bu telgraf arasındaki mübâyenet, telgrafın nasıl fikr ü kanaat(ı)
haricinde yazıldığını göstermektedir. General OdiĢelidze'den, yukarıdaki telgrafa zeylen
atîdeki telgraf da gelmiĢtir: 31 Kânun-i Sânı 1918 tarih ve 15195 numaralı telgrafa
zeyîdir: "Miralay Morel'in Erzincan vakasına dair icra eylediği tahkikata istinaden verdiği
son rapora nazaran, zât-ı devletlerine vârid olan malumatın fevkalade mübalağalı
olduğunu ber-vech-i atî arz ile kesb-i Ģeref eylerim:
"Mesela, Erzincan'dan 650 müslümanm götürülmesi, Vâhid Bey'in konağında
1500 kiĢinin yakılması, aynı veçhile bir kıĢla ve üç haneye kadın, çoluk çocuk doldurup
yakılması, bin kadar hanenin ihrâkı kat'iyyen hakikate tevâfuk etmemektedir. Bu vekâyi'
Erzincan'da cereyan etmemiĢtir. "15-16 Kânun-i Sâni vekâyi'.i gayr-i kabil-i itirazdır;
fakat, miralay Morel'in zât-ı devletlerine arz ile kesb-i Ģeref eylediği miktâr-ı zayiattan
fazla birĢey yoktur; bundan maada Zenkıh ihrak'edilmiĢtir. Buna dair de rapor aldım.
Gayet bitaraf nokta-i nazardan bu iĢi tedkik ederek tekrar arzeylerim ki, benini için
mûcib-i elem olan Erzincan vakasının baĢlıca sebebi(ni) Kürtlerin asker ve nakliyata
taarruzu teĢkil etmekte ve buna mukâ-beleten tedâbîr-i te'dîbiye ittihaz olunmaktadır.
Kürtlerin taarruzât-ı Ģekâvet-kârânclerinin ne derecelere vâsıl olduğunu atîdeki vaka pek
güzel isbat eder. Kânun-i Sâni bidayetinde tarafımdan Erzincan'a miralay rütbesinde bir
askerî mühendis gönderildi. Esnâ-yı râhta Fırat'ın sol sahilinden geçen Kürtler mûmâileyhi çırçıplak soyduktan sonra salıvermiĢlerdir. Bâlâdaki ma'rûzatım 12 ġubat 1334
tarih, 1020 numaralı telgrafname ile ittihaz edileceği tasavvur edildiği bildirilen tedâbîr-i
fevkaladeye bir ihtiyaç olmadığını ve bunun için esaslı esbâb olmadığını zât-ı
devletlerine arzetmekliğime hak vermektedir. Her ne bahaya olursa olsun, harbin
bidayetinden beri her iki tarafın pek çok döktüğü kanı tevkîf etmek arzu-yı samimisiyle,
bütün efkârımın ruhen yıpranmıĢ olan milletlerimizi istikbal-i karîbde her iki taraf için Ģerefli bir sulhe îsâl edecek olan münasebât-ı hasenenin tesisine matuf olduğuna itimat
buyurulmasmı rica ederim. Binaenaleyh, ordularımız beyninde mün'akid bulunan
mütarekenin infisahını arzu etmediğimden, zât-ı devletlerinden münasebât-ı hasenenin
muhafazası namına 12 ġubat 1334 tarih ve 1020 numaralı telgrafname mündericâtımn
mevki-i fi'le konmamasını ve Ģayet bu hususta fevkalade bir lüzum hâsıl olursa, bu gibi
tedâbî-rin hangi istikamette ve nerede ittihâzı için bir lüzum-ımübrem hâsıl olduğunun
is'ârına inayet buyurulmasını rica ederim. Osmanlı müslümanlarının himâyeten hayat,
namus ve mülkleri hususunu nazar-ı itibara alarak zât-ı devletlerinin meĢru arzularını
belki Ģayan-ı itiraz da bulmam. Bundan maada haya ve vicdanı unutarak, kendi halinde
yaĢayan Osmanlı müslümanlarına dest-i tecavüzünü kaldırmaya cüret edenleri ibrete'nli's-sâirîn tecziye ederim, "Bununla beraber, askerime karĢı taarruzât-ı Ģekâ-vetkârânelerinin men'i zımnında Kürtlere icra-yı tesir etmenizi arz ve istirham eylerim.
Eminim ki, bu Ģerait tahtında en karîb atîde en sıkı münasebât-ı hem-civârîyi tesise
muvaffak olacağız. Ġhtiramât-ı arnikamın kabulünü ve bununla beraber memâlik-i
müstevliyede bulunan Osmanlı ahalisine karĢı en parlak hissiyat-ı hayırhâ-hâne ile
meĢbû' bulunduğuma itimat buyurulmasını arz ve istirham eylerim".
15201 l ġubat 1918
OdiĢelidze
Cereyan eden ahval ve vekâyi' hakkında malumat almak üzere hatt-ı fâsılın
Ģarkına gönderilen bî-taraf adamlardan ve hassaten Rumlardan Giresun'un Çınarlı
mahallesinden Ġstatyosoğu Harından Ġstatyosoğlu Yako müĢâhe-dâtını 26 ġubat (13)34
tarihli mektubuyla bildiriyor. Bu mektup vesaik dosyası numara 19'dadır. Türkçe kendi el
yazısıyla yazılan mektuptaki mezâlime ait fıkralar aynen zîrdedir:
"Daldaban'da bulunduğumuz esnada, düĢman askeri Zağna muhtarını altı
refîkiyle der-dest ve Daldaban'agötürdüler. Esna-yı râhta bunları fena halde darp ve
kanlar içinde bıraktılar. Muhtar(m) rüfekâsıyla düĢman ambarından otuzyedi tüfenk
sirkat eyledikleri isnadı üzerine bunları bu suretle darbeylediklerini askerler söylüyorlar
idi, Ba'dehû onbeĢ nefer Rus ve Ermeni'den ibaret asker muhtarın hanesini basarak
zevcesiyle kızını dağa kaldırdılar. Muhtar ile rüfekâsının ne olduklarını öğrenemedik,
oradan nereye götürdükleri malum olmadı. "Daldaban'dan iki saatlik mesafede bulunan
Tekye karyesinde Ermeniler iki Ġslâm'la bir Rum katlettiler. Trabzon'dan berren Batum'a
hareket eden bir kısım asker Sürmene'nin mağazalarını basıp yağma etmek istediler ise
de ahali silaha davranarak bunlardan bazılarım katlettiler. Ertesi günü, bu askerlerin
bazıları vapur marifetiyle gider iken, iskelede aynı günde vürûd eden beĢ Sürmeneli
kayığının bulunduğunu gördüler. Derhal Sürmene'de Ruslara silah atanlar(ın) bunlar
olduğunu iĢâ'a ile, bunlardan bazıların der-dest ve kayıklarını taharri ile iki kayıkta üç
tüfenk buldular. Bu tüfenkleri, mesmû'âtımıza nazaran kendileri Sürmenelilere füruht
eylediler. Bu sırada da Sürmeneliler üzerine ateĢ açarak bunlardan bazılarını iskele
üzerinde kati ve diğerlerini denize atarak katleylediklerini müĢahede eyledim.
"Aynı zamanda mezkur askerden bir miktarı Trabzon'a süngü ile gelerek Gâvur
maydanına geldiler. Orada derhal Rus, Tatar, Ermeni saldatları içtima ile ahalinin
hanelerine iltica etmesini bağırıyorlar. Bunlardan bir kısmı çarĢıda fesli görüp, Ġslâm
zannettiklerini toplayarak, dediklerine göre altıyüz kiĢiyi topladılar. Bunları berâ-yı kati
Değirmen deresine götürdüler. Esnâ-yı râhta üç kiĢiyi itlaf ettiler. Diğerlerinden bazıları
esnâ-yı râhta firar ve diğerleri mesmû'âtımıza nazaran müftüefendi ile metropolit
efendinin tavassutu üzerine tahlîs-i girîbân eylediler.
"Aynı günde, Ermeniler(in) Trabzon'un tenha mahallerinden otuzsekiz Ġslâm
katleyledikleri rivayet olunuyordu. "Kisarna karyesinde Ermeniler Ayakozoğlu Yusuf
Ağa'yı katleylediler. Merhum Yusuf Ağa için, iyi adam olduğunu kendisini tanıyan
Trabzonlular söylüyorlar. Merhumun ailesi bir hristiyan hanesine iltica ile tahlis edildi.
Birkaç gün sonra Yusuf Ağa'nın hanesini basarak, zevcesiyle yeğenini kati ile
üzerlerinde iki altın beĢlik ile ikibinbeĢyüz manatı3 ah/ ve haneyi ihrak ile savuĢtular".
Yukarıda tesbit ve tasnif edilen vesaik mütareke zamanındaki vekâyi'a aittir.
Mezâlime nihayet verilmek üzere Türk kıtaatından bir kısmının ilerlemek mecburiyeti
hâsıl olduğu hakkında Kafkas cephesi Osmanlı orduları kumandanının Rus Kafkas
ordusu kumandanlığına çektiği telgrafı müteakip ordu kıtaatından bir kısmı ileri yürüyüĢe
geçmiĢ ve ileri kıtaâtıyla Erzincan ve Kelkit-Trabzon hattında bulunmuĢtur. Bu hatt'a
gelinceye kadar yalnız Erzincan'da Ermeni kıtaatının birkaç saatlik mukavemetine
tesadüf olunuyor.Kasabayı iĢgal eden kıtaat, tüyleri ürpertecek bir manzara-i vahĢet
karĢısında kalmıĢtır. Kasabanın birçok mahallerinde yangın alevleri yükseliyor.
Sokaklarda ve tenha mahallerde parçalanmıĢ küme küme kadın, ihtiyar, çocuk ecsâdı
görülüyordu. Bununla beraber Erzincan'a kadar tahrip ve imha edilmemiĢ hiçbir köye
tesadüf olunmadı.
Erzincan'a gelmiĢ olan Osmanlı orduları kumandanı, baĢkumandanlık vekâletine
16.II.(13)34'te yazdığı raporda "Çardaklı boğazından Erzincan'a kadar olan bütün
köyleri, hatta bir kulübe bile sağlam kalmamak Ģartıyla tahrip edilmiĢ gördüm.
Bahçelerin ağaçları kesilmiĢ, köylerden bir fert sağ kalmamıĢtır. Ermenilerin Erzincan'da
irtikap ettikleri fecâyi'i tarih-i âlem bugüne kadar kaydetmemiĢtir. Üç günden beri,
Ermeniler tarafından öldürülüp meydanda kalan Ġslâm cenazeleri top-lattırılmaktadır.
ġehid edilen bu bî-günah ve masum halk arasında memeden kesilmemiĢ çocuklar,
doksan yaĢını ikmal etmiĢ ihtiyarlar, parçalanmıĢ kadınlar vardır".
Bütün bu fecâyi' ve mezâlim Ermeni ve Rusların Ģe-hâdetiyle ve bu bapta
verdikleri raporla teyit ve tevsik ediliyor. Ez-cümle: Erzincan'da esir edilen Erzincan'ın
Gerdkendi karyesinden Haçik oğlu Kirkor'un Erzincan'da birinci Kafkas kolordusu
karargâhında zaptedi-len ifadesindeki mezâlime ait cümlelerden aynen: [Vesika,
numara: 203]
""Osmanlı kıtaatının Erzincan'ı iĢgalinden üç gün evvel katliam icra ve namusa
tecavüze kaĢlamldı. Vagavir ve Egrek köylerinden bir kısım ahali Ģehre getirilerek
katledildi". Bundan maada, Ermeni kıtaatının icra ettiği vahĢete lanet ederek, mezkur
kıtaatta zabitlik etmek tenezzülünde bulunmayıp Erzincan'da kalmıĢ olan 13'üncü
Türkistan ava alayına mensup yüzbaĢı vekili Kazmir, mezâli-me ait yazdığı raporda/ icra
edilen Ģenaati bütün çıplaklığıyla meydana koyuyor. Mûmâ-ileyhin hatıratında aynen Ģu
cümleler vardır: "Ermeniler Ġslâmları SarıkamıĢ'ta çalıĢtırmak bahanesiyle topladılar ve
Ģehirden iki kilometre ayrılınca katlettiler."Ermeniler arasında Rus zabitanı bulunmasa
idi mezâlimin daha vâsi mikyasta tatbik edileceği tabii idi. Bir gecede 800 Ġslâm'ın
kesildiğini bizzat Ermenilerden iĢittim. 15-16 Kânun-i Sâni gecesi Ermeniler Erzincan'da
ahali-i Ġslâmiye'ye katliam tertip ettiler. Miralay Mo-rel'in ittihaz ettiği tedâbîr neticesiz
kaldı. Zulüm ve yağma devam etti". [Vesaik dosyası, numara: 21-22]
Ve yine Erzincan'da kalmıĢ olan madam Pasın ile nefer Aleksandr, yukarıdaki vekâyi'i
tekrar ediyorlar.Bilhassa birinci Kafkas kolordusu tarafından esir edilen, Ermeni milletine
mensup istihkâm zabiti Tiflisli Morzof Mıkırdıç, Erzincan katliamının suret-i ibtidâ ve
icrasını musavver hatt-ı destiyle yazdığı Fransızca raporda [Vesika, 23] katliamı Ģu
suretle hikaye ediyor:
"Bir taraftan münferit askerlerin Ermeniler tarafından düçar-ı taarruz olması; diğer
taraftan Kürtlerin umumi bir kıyam hazırlığında bulundukları hakkında bir rivayetin
deveranı, miralay Morel'i, Ruslara karĢı tecavüz edebilecek bilumum ahalinin tevkifi için
emir vermeye mecbur etmiĢti. Bu dakikadan itibaren, hiçbir taraftan emir verilmeksizin
katliam baĢladı. Katliama, gönüllüler ile beraber asâkir-î muntazama da iĢtirak et-mekte
idi. Katliam en'ziyade Ermeni Kilisesi civarında icra edilmiĢtir. Edilen nasâyihe rağmen
katliamın önüne geçmek mümkün olamamıĢtır. Erzincan ile civarında takriben 250 ilâ
300 kiĢi katlolunmuĢtur", Mıkırdıç'ın bâlâdaki ifadâtı fecâyi'in tarz-ı mübaĢeret ye suret-i
icrasını tamamıyla tavzih ediyor.
Mıkırdıç'm ifadesinde kurbanların miktarı az gösteriliyor ise de, vakanın nasıl
baĢladığı ve nasıl tertip ve idare edildiği tavazzuh etmektedir. Bu hususta Erzurum Rus
ikinci kale topçu alayı kumandanının neĢrolunan Hatırat'} mütalaa olunduğu halde, teĢkil
ve tensik edilmiĢ kuvvetlerle sistematik olarak Ġslamların imhasına ibtidâr olunduğu ve
buna Ermeni mütefekkirinin de iĢtirak ettiği anlaĢılıyor. Ordu, zulüm ve vahĢetin taklîl ve
tahdidi için ileri kıtaâtıyla yürüyüĢüne devanı ediyor. Bayburt'a giren keĢif kollan Bayburt
kasabasında da bir katliam sahnesi görmüĢlerdir. Bayburt ve havalisindeki Ġslamların
imhasına memur olan Arsak, fecâyi'i ber-vech-i âtı tertip ve icra ettiriyor;
[Bayburt hakkındaki mazbata, Vesaik, 34] Arsak, maiyyetine aldığı 484 Ermeni'ye
gündüzleri talim yaptırıyor ve geceleri ise komite baĢılarıyla, kab-le'1-harp belediye
dairesi olan binada ictimalar akdederek tertibat ve teĢkilat hakkında müĢaverede
bulunuyor. Yalnız Bayburt ahalisinden sanatkâr bulunanların Ģa-yan-ı itimat
olanlarından bir kısmı sanatlarıyla iĢtigal ettirildiği gibi, kendi hanelerinde ikâmete de
müsade ediliyor. Mütebakisi hususi binalarda iskan ve askercesine muamele tatbik
edilerek teĢkilat ve tertibatları hakkında harice hiçbir malumatın çıkmamasına gayret
olunuyor. Ahali-yi Ġslâmiye'ye karĢı gayet ciddi davranmaları ve hiçbir sızıltıya meydan
vermemeleri ve daima nasâ-yihte bulunmaları hasebiyle efkâr-ı fâsideleri anlaĢıl(a)mamıĢ ve hatta Of ve Sürmene havâlisinde Ermeni çetelerini tenkil maksadıyla Laz
çetelerinden kuvâ-yı imdâdiye talep edildiği görülmüĢ ve Ruslar tarafından metruk
eslihanın dahi ahali-i Ġslâmiye'ye tevzî'ine, belediye reisi olup bilahere katledilen Hafız
Süleyman Efendi'nin mümâna'at etmiĢ olduğu anlaĢılmıĢtır.
Bu suretle efkâr-ı Ġslâmiye'yi tatmin ve te'mîn ettikten sonra, l ġubat (13)34
tarihinde her sokak ve mahale-ye birtakım devriyeler çıkartarak, birer bahane ile so-
kaklardaki ahali toplanmaya baĢlanıyor. Mahallât arasına çıkan devriyeler tesadüf
ettikleri köylülere ve yerli ahaliye "Sizi Arsak PaĢa -paĢalık unvanı hizmetine mü-kâfeten
Ermeniler tarafından verilmiĢtir- çağırıyor, mühim mesele görüĢülecektir." gibi iğfalâtla
ahali toplanarak, mahpushane ittihaz edilen Salih Hamdi Efendi'nin ticarethanesinde
tevkîf ediliyor. Hapishaneye götürülen her Ģahsın kapı önünde evvela üzeri taharri
ediliyor ve zuhur eden para ve zî-kıymet eĢyası alınıyor.
Envâ-i mezâlim ve iĢkence ile hapishaneye sokuluyor. ÇarĢı ve pazarda
bulunmayanların cebren hanelerine giriliyor. Para ve kıymetli eĢya ve müzeyyenâtlan
alındıktan sonra bir kısmı kapıları önünde suret-i fe-cî'ada kati ve diğer kısmı ise enva-i
mezâlim ile hapishaneye sevkediliyor. Bu hale ġubat'ın üçüncü sabahına kadar devam
ediliyor. 3 ġubat sabahı Ġslâm kadınlarının da toplanmasına baĢlanıyor. Ve topladıkları
muhaderat-tan ondört kadmla iki kız, Salih Hamdi Efendi'nin ticarethanesi karĢısındaki
Haydar Bey'in ahĢap oteline dolduruluyor. Alaturka saat 3'te mevkûfînin katli Ģu suretle
icra ediliyor: ĠĢe evvela Salih Hamdi Efendi'nin ticarethanesinde mevkuf bulunanlardan
baĢlanıyor, Salih Hamdi Efendi'nin ticarethanesindeki müslüman mevkûfîn, kapıdan
girildiği zaman sağdan birinci odaya yirmiüç, soldan birinci odaya dört, ikinci odaya
altmıĢ, üçüncü odaya elli ve boĢluğun müntehâsındaki odalardan soldakine kırk-sekiz
ve sağdakine sekiz ki, cem'an yüzdoksanüç can yerleĢtiriliyor.
Evvela soldan birinci odada bulunan belediye reisi Hafız Süleyman Efendi ile
Kormas karyeli Ahmed ve Abraslı Ġrfan ve Vagandalı Pîrî odadan çıkarılıyor. Ellerinde
bulunan süngü, balta ve demirle pek feci bir surette öldürülüyor; müteakiben, sırasıyla
diğer odalara geçerek aynı suretle mahbûsîn katle baĢlanıyor. Gözleri önünde suret-i
fecîa ve vahĢiyede arkadaĢlarının katledildiğini gören diğer mahbûsîn can-hıraĢ
sadâlarla bağırıyorlar ve kendilerine sıra geldikçe mümkün mertebe müdafaa-i nefse
çalıĢıyorlarsa da bütün vesâit-i müdafa-dan mahrum bulunmaları yüzünden, iĢkence ve
vahĢetin en büyüğüne maruz kalarak bin türlü mezâhim arasında terk-i hayat eyliyorlar.
Yalnız ikinci odada bulunan altmıĢ kiĢiden Murad ÇavuĢ, ġevki, Saraç Hafız ve Zâhid
mahallesinden Beydi oğlu Sâdık [Ermeniler firar ettikten sonra yangın içinden
çıkarılmıĢlar ve elyevm ber-hayattırlarj ölüler arasına sokularak ve kendilerine ölü
vaziyeti vererek tahlîs-i nefs edebiliyorlar! Süngü ve balta ile icra edilen fecaat kafi
gelmiyormuĢ gibi, cenazeler üzerine gazyağı dökülmek ve ateĢlemek suretiyle, arada
sıkıĢıp kalanlardan terk-i hayat etmemiĢ bulunanlar dahi yakılıyor. Buralardaki sahne-i
fecaat kapandıktan sonra, boĢluğun müntehâsında ve soldaki odada bulunan kırkse-kiz
kiĢiye sıra geliyor. Bunlar içinde bulunan, Dağıstan'ın Konpu Ģehrine merbut Hokal
kasabası ahalisinde olup (bu) tarihten sekiz ay evvel Bayburt'a gelerek kunduracılıkla
iĢtigal eden yirmiiki yaĢında(ki) Mehmed oğlu Abdullah, karĢısında cereyan eden sahnei fecaâatı görür görmez, arkadaĢlarını müdafaaya Ģevke karar veriyor. Mevkuf
bulundukları odanın zeminine mefruĢ kemer taĢlarını müĢkilatla sökerek kapıyı
seddediyorlar. Katle gelen Ermeniler vaziyeti görünce kapıyı kırıyorlar ve fakat
seddedilen taĢlardan içeriye girilmesi kabil olamadığından bombalarla, kurĢunla bu
masumlara hücum ediyorlar. Müdafaaya azmetmiĢ bulunan zavallılar, atılan bombaları
tekrar geriye atmak ve taĢlarla müdafaa etmek suretiyle, bir kısmı meĢgul iken diğer
kısmı odanın beton duvarını dermeye çalıĢıyor.
Bu sahne-i fecî'a devam etmekte iken, Haydar Bey'in oteline doldurulan ondört
kadını, baĢtan nihayete kadar soyduktan sonra çıplak bir halde Haydar Bey'in oteline
muttasıl ÇavuĢoğlu'nun oteline nakl ve birer birer kati ve ba'dehû oteli ihrak eyliyorlar.
Bu ondört kadından üçü elbiselerinin tamamen çı-kanlması hakkındaki teklife tahammül
edemeyerek kendilerini pencereden dıĢarıya atıyorlar ve otel civarında bulunan Ermeni
devriyeleri tarafından katlolunuyor-lar. Pencereden aĢağı at(la)yan kadınlardan birisinin
kendisiyle birlikte tevkif edilen iki kızının yukarıdan feryada baĢlaması üzerine, hemen
aĢağı indiriliyor ve anneleri önünde katlediliyor; ba'dehû validelerinin kollan arasına
verilerek gazla ihrak ediliyorlar.
Bu sahne-i Ģenaat devam ederken mahallat arasındada kati, yağma ve ihrak icra
ediliyor. Bununla beraber kasabanın garb-ı cenubîsinde ve caddenin sol tarafında
bulunan cephanelik plan haricinde ateĢleniyor. Husule gelen müthiĢ tarraka katliam
faaliyetinde bulunan Ermeni askerlerini ĢaĢırtıyor. "Kasabayı Türk kıtaatı muhasara etti,
toplar patlıyor!" sözleriyle kaçıĢmaya baĢlıyorlar. Salih Hamdi Efendi'nin
ticarethanesinde mevkuf olup müdafaa-i metînâneleri sayesinde o zamana kadar
Ermenileri iĢgale muvaffak olan bu kırksekiz fedakâr oradan çıkarak, gizlenmiĢ olan
ahaliyi ihbara ve yangın içinde bulunan kasabayı itfaya Ģitâb ediyorlar. ĠĢte Bayburt
fecaat ve mezâlimi bu suretle tertip ve icra olunuyor. Bu fecâyi'den evvel Arsak Bayburt
ve havalisindeki bilumum Ġslâmları imha etmek maksadıyla mühim bir karar ittihazı için
Kürt beylerine ve müslüman köyleri i-mam ve muhtarânma 7.II.(13)34'te kasabada
içtimâi emrediyor.
Akıbeti pek malum olan bu emre ahali mutavaat etmeyerek Kelkit'te Türk kıtaatı
himayesine iltica ediyorlar. [Mezâlim dosyasına müracaat] Bu hali gören Kelkit Rus
mütareke komisyonu reisi kaymakam Voronof, ceneral OdiĢelidze'ye keĢide edilmek
üzere gönderdiği Ģifre mezâlim dosyasında mevcuttur. ArĢak'a bu emir Erzincan'dan
Mamahatun tarikiyle telefonla veriliyor ve ahalinin mutavaat ermediği Arsak tarafından
bildiriliyor. Köse'deki Rus ambarlarını muhafaza etmek üzere gönderilen müfrezeden
Köse'ye sevkedilen kıta bu telefonları zapt u tesbit ediyor, [mezâlim dosyasına
müracaat]
Ermeniler Bayburt köylerindeki Ġslamlardan yalnız ötede beride tesadüf ettiklerini
katledebiliyorlar. BütünĢiddet ve planlarını ancak Bayburt kasabasına tatbike muvaffak
oluyorlar. Türk kıtaatının meshûdât(ı) ve Bayburt mezâlimine dair olan mazbata
Bayburt'taki mezâlimin derece-i Ģenaatini göstermeye kafidir. Erzincan, Bayburt
katliamlarının yek-diğerine müĢabeheti, teĢkil ve tensik edilmiĢ kuvvetlerle sistematik bir
tarzda imhaya baĢlandığını teyit eder. Ermeni kıtaatının, Türk kıtaatı karĢısından
ric'atla-rında, yol üzerinde ve yakınında bulunan bilcümle Ġslâm köylerinin tahrip; kadın,
erkek ve çocuklarının kati u imha edildiği görülmüĢtür.
Mamahatun istikametinden ilerleyen takip kolu; Mamahatun kasabasının kamilen
denecek derecede ih-râk edilerek kasabanın mübeddel-i remâd olduğunu (kül haline
geldiğini) ve sekenesinin evlere doldurularak yakmak, süngü ve kurĢunla itlaf edilmek
suretiyle imha edilmiĢ olduğunu görmüĢtür. Mamahatun kasabası dahil ve civarında
süngü ve kurĢunla Ģehid edilip Türk kıtaatı tarafından toplattırılan masumların adedi
üçyüzü baliğ olmuĢtur.4
Bayburt, Maden Hanları, AĢkale Karabıyık Hanları istikametinde ilerleyen takip
kolu, bu istikameti de menba'-ı fecaat halinde buluyor [mezâlim dosyasınamüracaat].
Maden Hanlan'nda beĢ ve bu hanların ce-nûb-i Ģarkîsindeki Haroti karyesi ahalisinden
üç müs-lim'in cenazesi yol üzerinde bulunuyor.
ġubat (1)334 tarihinde ilerleyen kıtaat kolbaĢlanyla Erzurum'un garp ve garb-ı Ģimalîsi
istikametine takar-rup ediyor. Bu hatt'a kadar olan mezâlim ve fecâyi" hak-kında
dosyada mevcut raporların tedkikinde hulasaten ber-vech-i atî netâyic elde edilmiĢtir;
1. Tazegül karyesi ahalisinden otuz kadın, çocuk katlolunuyor ve yirmibeĢ erkek
de birlikte alıp götürülüyor ki, bunların da aynı akıbet-i elîmeye duçar oldukları
anlaĢılıyor;
2. Tilki tepesinin iki kilometre cenubunda/ Cenes köyünde mevcut altıyüz küsur
zükûr ve inâs nüfustan onüçü müstesna olmak üzere mütebakisi ihrak olunmak ve
süngülenmek ve hamile kadınların karınları yarılarak çıkarılan çocuklar kucaklarına
verilmek suretiyle pek feci ve esna' bir surette Ģehid edilmiĢ oldukları görülüyor;
3. Öreni kamilen ihrak ve sekenesi mahv u nâbûd ediliyor;
4. Karargâhını Erzurum'un önüç kilometre garbında Alaca köyüne nakleden
birinci Kafkas kolordusu kumandanı, mezkur karyede Ermeni mezâlimine dair
meĢhûdâtını Ģu suretle naklediyor:
a) Odalara doldurularak itlafına teĢebbüs ettikleri ahali-i Ġslâmiyye'den
ikiyüzyetmiĢsekizi Ģehîden, kırki-kisinden ekserisi ağır olmak üzere mecrûhan bulundu;
b) ĠkiyüzyetmiĢsekiz Ģehid kümesi içerisinde, ırzlarına tecavüzden sonra
öldürülerek ciğerleri duvarlara asılmıĢ genç kızlar, karınları deĢilmiĢ hamile kadınlar,
beyinleri akıtılmıĢ veya vücutlarına benzin dökülerek ihrak edilmiĢ çocuk ve erkek
mevcuttur;
c) Ihça kasabası da aynı akıbete duçar oluyor. Burada yüzlerce masumlar mahv
u tebâh oluyor.
Yek-diğerini takip eden bu fecâyi' sistematik bir tarzda cereyan ediyor. Hassaten
Cenes, Alaca, Ilıca fecâyi'i bilhassa mûcib-i dehĢet bir tarzda cereyan etmiĢtir. Kadınları
duvarlara çivilemek ve kalpleri çıkarılarak duvarlara asmak, hamile kadınların çocukları
çıkarılarak kucaklarına verilmek gibi vekâyi' tesbit edilmiĢtir. Ermenilerin Ġslâmlara karĢı
olan tavr u hareketlerine dair Erzurum ikinci Rus kale topçu alayı kumandanının
Hatıratımda, Ilıca ve Alaca vekâyi'i pek güzel teĢrih olunmuĢtur.
Erzurum vekâyi'i
Erzurum'daki umumi kıtal, ceneral OdiĢelidze'nin Erzurum'u terkini müteakip baĢlıyor;
yani Türk kıtaatının Erzincan'ı istirdat tarihi olan 10 ġubat (1)334 tarihinden itibaren
Erzurum dahilinde ve civarında katl-i umumi icra ediliyor.
Fakat, ceneral OdiĢelidze'nin Erzurum'da bulunduğu sırada münferit katillerin icra
edildiği de tedkikat ile tahakkuk etmiĢtir. Hatta, Rus ve Ermeni zabitlerinden piyade
mülazım-ı sânîsi Karagayef tarafından çarĢı ve pazarda toplanan üçyüz kadar
müslümamn üzerlerinde mevcut para ve zî-kıymet eĢya gasbedildikten sonra imha
maksadıyla süvari kıĢlasına sevk ve kaymakam Tver-do Khlebof tarafından haber
alınarak fecî'aya mani olduğu görülüyor. Tvendo Khlebof, OdiĢelidze'ye mezkur vaka
hakkındaki Ģikayâtına mebnî Karagayefin tevkife alındığı ve bilahare Erzincan'dan
Erzurum'a gelmiĢ olan miralay Morel tarafından tahliye olunduğu anlaĢılmaktadır.
[Vesaik, numara: 24]
Erzurum katliamını Antranik ve doktor Azaryef tertip ve icra ettiriyor. Bu icraata
10 ġubat (l)334'te baĢlanıyor. Erzurum kasabasının bilumum mahallâtı devriye-lerle
ihata olunuyor. ÇarĢı ve pazarda dolaĢan çocuk, ihtiyar, kadın, erkek yol yaptırtmak
bahanesiyle toplanıyor. Toplanan bu ma'sûmîn kitlesi kafile kafile Kars kapısı civarında
içtima ettiriliyor.
Üzerleri iyice taharri, para ve zî-kıymet eĢyaları tamamıyla ahzolunduktan sonra
ihzar edilen çukurlara dolduruluyor. Ba'dehû Erzurum garnizonla nnda bulunan bilumum
Ermeni askerleri hanelere taarruza baĢlıyor. Yağma, kati, ırza tecavüz gibi Ģenaat bütün
Ģiddetiyle tatbik ediliyor. Bu fecî'a Türk kıtaatının Erzurum'u istirdat tarihi olan 24 ġubat
tarihine kadar devam ediyor. Erzurum'a giren Türk kıtaatı kasaba dahilinde 2127 maktul
erkek cenazesi defnetmiĢ ve ayrıca Kars kapısı haricinde ikiyüzelli ceset bulunmuĢtur.
Cesetler üzerinde balta, süngü, mermi yarası, ciğerleri çıkarılmıĢ, gözlerine sivri kazık
sokulmuĢ ecsâda tesadüf olunuyor. [Mezâlim dosyası]
Hülasa Erzurum katliamına maruz kalan ihtiyar, kadın, çocuk, erkeğin mecmû'u
sekizbini buluyor. Erzurum'un Türk pazarı kamilen yağma ve ihrak edilmiĢtir.
Türk kıtaatının Erzurum'u seri bir surette istirdadı, mütebaki ehl-i Ġslâm'ı katliamdan
kurtarıyor. Erzurum kale topçu ikinci alayı kumandanının Ermenilerin tavr u
hareketlerine dair yazdığı risale, Erzurum fecâyi'i hakkında lazım gelen malumatı ihtiva
eder. Yine mumaileyhin bu bapta verdiği muhtıra [Vesaik dosyası, numara: 25] yukarıda
arzolunan Ģenaat ve fecaati bütün vuzûhuyla tahlil ve teĢrih ediyor.
Erzurum'dan ric'at eden Ermeni kıtaatı fecaat ve Ģenaatin daha eĢeddini Pasin
ovası köylerine tatbikten çe-kinmiyorlar. Hasankale kamilen ihrak ve bilumum sekenesi
kati u ifna edilmiĢtir. Bu kasabaya ilk dâhil olan kıtaat, sokaklarda acı acı feryat eden
köpek ve kediden, alevler içinde yanmakta olan kasabadan, sokaklarda kati u ifna
edilmiĢ çocuk, kadın cesetlerinden baĢka bir-Ģey bul(a)mamıĢlardır. Kasaba dahilindeki
maktûlînin adedi binbeĢyüze baliğ olmuĢtur, [Mezâlim dosyası] Hasankale'de, harabeler
içinde ölmeyerek kalmıĢ olan yüz, Köprüköyü'nde seksenbeĢ, Bâdicivan'da iki-yüz ki,
cem'an üçyüzseksenbeĢ ağır yaralı kadın, erkek ve çocuk Türk kıtaatı tarafından
toplanarak berâ-yı tedavi hastahanelere almıyor.
Erzurum'un Ģimalinden çekilen Ermeni kıtaatından bir kısmı, o havaliyi de bir
sahne-i katliama çeviriyor. Hassaten Erzurum'un Ģimalinde, Ereknis köyünden elli kadın,
çocuk, ihtiyar katlolunduktan sonra karye kamilen ihrak ediliyor. [Mezalim dosyası]
Erzurum Ģarkmdaki ova köylerinde pek çok kızların namusuna taarruz ve pek Ģenî'
muameleler tatbik olunduğu ve bir kısmının da birlikte alınıp götürüldüğü ted-kikattan
müstebân oluyor,
HoĢan, Kalçık ahalisinden elli erkeğin Gümgüm'de cesetleri bulunmuĢtur.
Makalisor karyesi ahalisiyle Gümgüm'deki bilumum erkekler yol yaptırılmak bahanesiyle
götürülmüĢ ve bunların akıbetleri meçhul kalmıĢtır. Ermeni kıtaatı, Gümgüm'ü terkettiği
zaman, kasabada yirmi kadın ve çocuk katlediyor.
Hınıs'tan Köprüköy istikametinde ric'at eden Ermeni kıtaatı, yolun tarafeyninde ve
yakınında bulunan köylerin sekenesini kamilen kati ve emval ve eĢyalarını nehb ü gâret
ve karyeleri ihrak etmiĢlerdir. [Mezâlim dosyası] Hülasa
Erzincan'dan 83 tarihindeki Rus-Osmanlı hududuna kadar olan köylerden pek cüz'i bir
kısmı Ermeni kıtaatının zulüm ve vahĢetinden kendini kurtarabiliyor, Erzincan'dan bu
hududa kadar yapılacak seyahat ve mahallinde edilecek tedkikat ile Ermeni kıtaatının
Ġslâm ahaliyi nasıl imha etmiĢ olduğunu tesbit etmek bugün dahi mümkündür.
Kafkasya dahilinde
Ermeni kıtaatının zulüm ve vahĢeti
Ermeni kıtaatı 93 tarihindeki Osmanh-Rus hududu gerisine çekildikten sonra o
havalideki Ġslâmlar da aynı mezâlim ve Ģenâata giriftar olmuĢlardır. SarıkamıĢ'ta çalıĢtırılmakta olan binsekizyüz Türk esirinin peyderpey katledilmekte olduğu anlaĢılıyor.
SarıkamıĢ, Kars, Gümrü, Kağızman, Ardahan, Ahil-kelek mıntıkaları birer sahne-i fecaat
oluyor. SarıkamıĢ ve Kars kasabalarının ıhrak edilmiĢ olduğu görülüyor.
Menâtık-ı mezkûre dahilinde tesbit edilen Ermeni zulüm ve vahĢetinin hülasası zîrdedir:
[Vesika, numara: 31]
1. 29.IV.(l3)341te, Gümrü'den beĢyüz araba ile Ahil-kelek'e nakledilmekte olan
üçbin kadar kadın, ihtiyar, çocuk, erkek mahv u ifna ediliyor;
2. Bin nefer iki makineli tüfenk ve iki toptan mürekkep bir Ermeni kuvveti
Kağızman Ģarkmdaki Kulp ve Erivan mmtıkasındaki Ġslâm köylerim tahrip; kadın, çocuk
ve erkeklerini katlediyorlar;
3. l.V.(13)34'te yüz kadar Ermeni atlısı ġiĢtepe, Dör-gene ve civarından altmıĢ"
çocuk, kadm ve erkeği katlediyorlar ve 25JV.(l3)34'te Kars Ģarkındaki Subatan karyesinde 750 irili ufaklı nüfus-ı Ġslâmiyye'yi balta ve bıçakla ateĢte yakarak Ģehid
ediyprlar.
Mağisto ve Alaca karyelerinden yüz'ü mütecaviz kadın ve çocuk aynı suret-i fecî'ada
katlolunuyorlar.
Tekyeli, Hacı Halil, Kaluköy, Harabe, Vağor, Yılanlı, Ginak köyleri ahalisi kamilen mahv
u ifna ediliyor;
4. l.V.(13)34'te Ahilkelek etrafındaki kurada Acara-ça, Dangal, Mulans, Morcahit,
Padigna, Havur, Kumros köyleri ihrak, ahalisi kati ü mahva duçar ediliyor. Arpa-çayı
üzerindeki Gühverkinefski Ģimalindeki Yoğurtlu ve Erivan ĢimaH Ģarkîsindeki ġamran ve
civanndaki köyler sekenesi Ermeniler tarafından katlediliyorlar ve karyeler kamilen ihrak
ve tahrip ediliyor.
Kars'taki Türk üserâsından bir kısmı Kars'ta ve bir kısmı da Gümrü'de süngü ile bir
suret-i fecî'ada katlediliyor.
Bu cümleden olarak, Borcalı kazası merkezinden Matoyif imzasıyla üçüncü Gürcü
piyade fırkası kumandanlığına yazılıp aslı ele geçirilen 17 Nisan 1918 tarihli raporda
mezâlime ait aynen Ģu cümleler görülüyor:
"Ermeniler emre ve zapt u rapta bakmayarak birkaç Ġslâm köyü yaktılar. Failleri
bulunamadı. Abbas Tu-man'dan ve Burcum'dan tel ve telefon kesilmiĢtir. Bir tarafa
çıkmak mümkün olmuyor. Köylüler bizden imdat istiyor, bende imdat yoktur". [Vesika
numarası:Bundan baĢka, Baku Cemiyet-i Hayriyesi'nin 36'ncı Kafkas fırkası
kumandanlığına gönderdiği mektupta [vesika numarası: 291 Erivan vilayeti dahilindeki
Ġslâm-ların kati ve imha edilmekte olduğu, otuzdan fazla islâm köyünün ihrak ve
sekenesinin katledildiği ve Erivan'dan firâren gelen yaralı, hasta muhacirinin ade-di(nin)
gün-be-gün çoğalmakta ve sefalet ve perisâniyet içinde pûyân olduklarından melce' ve
me'vâ gösterilmesi istirham olunmaktadır.
Ermeni kıtaatının Ģu harekat-ı vahĢiyânelerine karĢı Türk kıtaatının tavr u
hareketleri hakkında Kütayis valisi Çikotis Villi'nin Kütayis vilayeti ve mülhakatına yazdığı telgraflardan atîdeki hkarât câlib-i nazar-ı dikkattir. [Vesika, numara: 30]
"Türkler kesiyor, öldürüyor diye Ģayialar çıkıyor; ben size beyan ederim ki bu doğru
değildir. "Türk hükümeti ve Türk askeri kendi halinde duranlara hiçbir Ģey yapmaz ve
iliĢmez. Mal ve mülkünü de muhafaza ile kendilerine muavenet eyler. Ahalinin yerlerine
gelmesini, sahipsiz kalan hanelerdeki eĢyalarına sahip olmalarını ve bunların zayi
olmakta olduğunu Türk hükümeti bize bildiriyor.
"Trabzon'dan, Batum'dan askerler silahlarını atarak kaçtılar. Bu mûcib-i hicaptır.
Bu husus Azurgeti muharebesinde pek fena bir halde görüldü. Muharebede bü-yükküçük herkes metanetini muhafaza etmelidir". Bundan maada, Borcalı ahali-i
Ġslâmiyyesi'nin duçar olagelmekte bulunduğu zulüm (ve) i'tisâfı Tiflis'te çıkan Aybayrak
gazetesinin nüsha-i mahsûsası tamamıyla teĢrih ediyor ve ahalinin gönderdiği istimdatname her suretle vekâyi'i tasvir ediyor. ÎVesika, numara: Fecaat ve Ģenâat(m) tasvir ve
tasavvurun fevkineçıktığı görülüyor. Ahilkelek mıntıkasında ki Ġslâmlara Ermenilerin
yaptığı zulüm ve i'tisâfât hakkında Rus memurininden birinci Aksire dairesi müfettiĢi
HaraĢeniko, kendi el yazısıyla verdiği raporda vekâyi'i ber-vech-i atî tesbit ve takrir
eyliyor: "1917 TeĢrîn-i Sânî'sinden itibaren 1918 senesi 31 Mayıs'ına kadar Ermenilerin
Ahilkelek sancağında yerli ve mutî' ahali-i Ġslâmiyye'ye karĢı tatbik eyledikleri düĢmanâne muamelatı izah edeceğim. Gerek yerli Gürcülerin ifadâtına istinaden ve gerek
kendi gözümle görmüĢ olduğum vekâyi'i gözlerim yaĢla dolu olduğu halde izaha
mübaĢeret ediyorum:
"Geçen sene TeĢrîn-i Sâni nihayetinde Akbabalı sekiz Ġslâm, yerlilerden ot satın
almak üzere Boğdanofka karyesine geldiler. [ġurası Ģayan-ı kayıttır ki, o sıralarda
asayiĢ ber-kemâl olduğundan Ġslâmlar silahsız gezerlerdi]. Bundan haberdar olan
Hocabey karyesi Ermenileri, derhal mezkur sekiz müslümanm etrafını ihata ederek
hançerlerle üzerlerine saldırdılar ve katlederek gözlerini oydular, dillerini kestiler.
Bilahare cesetlere envâ-i hakaret yaptıktan sonra diğer dördünü silahla katlederek cesetlerini Akbabahlara iade ettiler. Hançerlerle katlettikleri dört cesedi yaktılar. 1918
Kânun-i Sâni'sinde Ermeniler Ġslâm köylerine taarruz etmeye baĢladılar. Evvela
"Silahlarınızı bize teslim ederseniz size hiçbir Ģey yapmayız!" diye iğfale baĢladılar.
Ġslâmlar Ermenilerin lakırdısına inanarak kendi silahlarını teslim ettiler. Halbuki
Ermeniler iğfal etmiĢlerdi. Ermeniler Ġslamların silahlarını aldıktan sonra zîrdeki köyleri
tahrip ettiler:
"Tospiye, Kukiye, Verivan, Tun Okam, Kolilis, Pan-kana, Suğuma, Kavası,
Aluvejva ve Gomris namındakiköylerin zahire, mevâĢî ve bilumum eĢyalarını alıp götürdüler. Köy ahalîsinin bir kısmını derhal orada katlederek mütebaki kadın ve erkekleri
esir sıfatıyla Ahilke-lek kasabasına götürdüler. Orada bunlara yirmidört saat zarfında bir
funt ekmek ile sudan maada hiçbir Ģey vermediler. Binaenaleyh açlık ve pislikten üserâ
meyanında tifo zuhur etti. Doktorlar üserânın daha iyi iaĢesi ve temiz tutulması için
müracaat etmiĢler ise de Ermeniler nazar-ı itibara almayarak müslümanlar hesapsız bir
surette kırıldılar. Kimse muavenet edemedi; çünkü, Ermeniler hatta Ġslâm üserâsmm
mevkuf bulunduğu binanın civanna bile kimseyi bırakmıyorlardı."ĠĢte 21 Mayıs 1918
senesinde Türk ordusu Kuzah karyesini iĢgal ettiği zaman bilumum Ermeniler firar etmeye baĢladılar ve üserânın bulunduğu binayı tahrip ettiler. Ġslâm dam altında kaldı.
Cesetlerin bir kısmını da çukurlara atarak üzerlerine kireç döktüler. Bilahare neft ile
yaktılar. Yirminci asırda medeni Ermeni milleti neler icat ediyor?"
ĠĢte görülüyor ki Ermeniler 93 Osmanlı-Rus hududunun garbındaki memâlik-i
müstevliyede bulunan ahali-i Ġslâmiyye'ye tatbik ettikleri zulüm ve vahĢeti mezkur
hududun Ģarkında sakin, kendi iĢ ve güçleriyle meĢgul ve her türlü hukuk-ı milliyeden
mahrum biçare-gâna da teĢmilde devam ediyorlar, bu imha planının teĢkil ve tensik
edilmiĢ kuvvetlerle icra edildiği ve maksadın, ekseriyeti teĢkil eden ahali-i Ġslâmiyye'yi
ekalliyete ircâ'dan ve hatta büsbütün mevcudiyetlerinin izâlesinden ibaret olduğu
tahakkuk ediyor. Her ne kadar Ermeniler gördükleri zulüm ve i'tisâfât karĢısında feveran
ettiklerini iddia ediyorlarsa da, bu iddianın derece-i but-lânı(na), 93 hududu Ģarkında
tesbit ve tevsik edilen tavr u hareketleri kafi gelir.
Alelhusus meĢhur Ermeni sergerdelerinden Antra-nik'in, müfrezesiyle Nahcivan
havâlisinde icra ettiği katliam hiçbir suretle tevakkuf etmiyordu. Ermeni baĢkumandanı
bu katliamın mesuliyetinin kendisine teveccüh edeceğini idrak ediyordu. Bu esnada
Ermeni kolordusu kumandam ceneral Nazarbekûf'un birinci Türk kolordusu
kumandanlığına iblağ edilmek üzere Ermeni komisyonu riyasetine gönderdiği mektup,
cereyan eden fecâyi'in derece-i vüs'atini irâe ediyor. Generalin mektubuna zeylen
Ermeni komisyonunun i'tâ ettiği rapor Ermenilerle Ġslâmlar arasındaki münâferetin
esbâb ve avâ-milini göstermektedir. Ehemmiyetlerine binâen her iki mektubun tercümesi
aynen zîrdedir:
Gümrü'de müstakil Ermeni komisyonu riyasetine
27 Haziran 1918 numara: 10008
"Aldığım malumata göre, emirlerime itaat etmediğinden dolayı kumandam
altındaki kolordudan bütün müfrezesiyle 5 Haziran 1918 tarihinde tardedilen Antra-nik'in
Nahcivan havâlisinde hakikaten birçok mezâlim ve fecâyi' yapmakta olduğunu Türk
kumandanlığına bildirmenizi rica ederim. "Osmanlı kumandanlığı da tabii biliyor ki,
Kamerli cenubundaki Culfa demiryolu mıntıkası uzun bir müddet Ġslâm çeteleri elinde
idi. Ben bunları dağıtmak istedim, muvaffak olamadım. Mutî' ahaliye zulmeden Ermeni
ve Ġslâm çetelerini dağıtmak üzere ben ve Erivan hükümeti bütün çarelere tevessül
ediyoruz. Bunu Türk kolordusu kumandanı Kâzım Karabekir Bey'e haberverdim. Hudut
mıntıkasında da aynı tedâbîrin onlar tarafından ittihâzını ben istiyorum.
"Kublasara, ĠmanĢalo köyleri yanında belki yanlıĢlık eseri olarak 25 Haziran
1918'de yerli Ermeni, Türk ve Tatar müfrezeleri arasında müsademe olduğunu Türk
kumandanlığına haber vermenizi rica ederim. Bu gibi vakaların olmaması için ne zaman
hangi yoldan ne kadar kıtanın ne maksatla geçeceğinin vaktiyle bana bildirilmesi
meselesinin komisyonda halledilmesini rica ederim. Mezkur vakalara benzer vukuatın
bir daha olmayacağını muhikk bilebilirler".
Kolordu kumandanı Nazarbekof
Osmanlı komisyonu riyasetine
l Temmuz (13)34
Zeyl
"Erivan sancağında milel-i muhtelife bulunduğundan, son zamanlarda fena
neticelerin vâki olması Ermeni ve Osmanlı komisyonunu düĢündürüyor, Aktedilen sulh
sağlam ve devamlı olmalı. KomĢuluk münasebâtı, mevâni'i kafi ve müessir karar ile
kaldırmalı. Bu vakaların esbabını tarihte aramalı.
"905 senesinde adem-i muvaffakiyetle neticelenen Japon muharebesinde ve
birinci ihtilalden sonra hükümetin tesir-i nüfuzu azaldığından dolayı Rus hükümeti bir
milleti diğer millet aleyhine teĢvik ettiğinden, Mâve-râ-yı Kafkas dahilinde bulunan
Ermeni ve Ġslâmlar arasında vâsi' mikyasta ilk münâferet baĢladı. Cahil ahali ile din
mutaassıpları bu teĢvikatın kurbanı oldular.
"Kafkasya'da Ġslâm ve Ermeni arasında hiçbir se-beb-i mücbir yok iken bu
münâferet baĢladı. Baku, Gence, Erivan taarruzlarında mutazarrır olan Ermeni ahali,
hükümet tarafından himaye ve muavenet görmediği için kendi kendilerini muhafazaya
mecbur oldular. Yalnız hamdolsun ki, bu hal çok sürmeden tarafeynin müessir
siyasetleriyle bu kavgalar defoldu ve iki millet tekrar rahat yaĢamaya baĢladılar.
"Bu muharebe, münasebâtı yeniden gerginleĢtirdi. Muharebenin son safhasında yalnız
Ermeniler Osmanlı imparatorlu ğuyla muharebede kaldı. O zaman münâferet yeniden
baĢladı. Bir taraftan Ġslâmlar kendi hem-din-lerine yardım etmek istediklerinden ve
Ermenilerin kuvvetlenmesinden korkarak Ermeni ordusunun arkasını almak isteyip,
demiryollarını ve telgraf hatlarını tahrip ettiler, yollan kestiler; Ermeni köylerine, askerî
kıtalarına taarruz ettiler. Diğer taraftan, Ermeniler, bu kuvvetli düĢmanla
muharebelerinde ümitsiz kaldıklarından, çok fena tecavüzler yapmaya baĢladılar.
"Aktedilen sulh bu kanlı mücadelâtı kaldırmak. Ermeniler anladılar ki, refah ve
saadetleri baĢka milletlerin teĢvikâtmda değil, eski komĢularıyla iyi münasebatta
bulunmalanndadır. "ġimdi Ermeni Cumhuriyeti arazisindeki Ġslâm ahali ile Osmanlı
imparatorluğu arazisindeki Ermeni ahalisinin istifadelerini düĢünmeli ve Osmanlı
ordusunun da Avrupa harbi neticesine kadar menâfi'ini temin etmeli. Osmanlı
komisyonu çare olarak bir teklifte bulundu ki, bu tekliften siyasi, iktisadi birçok hukuk
meseleleri çıkacak; Ermeni komisyonu sulh muahedenamesinin teferruatına karar
verebilir; Osmanlı komisyonunun bu teklifini konuĢmaya salahiyeti yoktur.
"Muahedename Ermeni Cumhuriyeti arazisindekiĠslâm ahali ile Osmanlı
imparatorluğu arazisindeki Ermeni ahalinin istirahatlerini temin ediyor. Yalnız bu hususta
müzakere olunabilir. Ermeni komisyonu ümit eder ki, iyi bir hükümet idaresi .teĢekkül
edilir ve müsel-lah çetelerin tecavüzatına nihayet verilirse ahalinin istirahatı temin
edilmiĢ olacaktır.
"Muhacir ahali yerlerine iade edilirse Osmanlı imparatorluğunun yeni arazisindeki
intizam(ın) bozulmayacağını Ermeni komisyonu zanneder. Muhacirlerin silahlan alınmalı
ve itaatsiz olanlar Ģedîden tecziye edilmelidir. Muti' ahalinin yerli ahalinin muhafazası
tahtında yerlerine iadelerine ve iĢleri baĢına geçmelerine mü-sade olunursa, hududun
her iki tarafından intizam^ve istirahattın) temin edilmiĢ olacağını göstermeyi Ermeni
komisyonu vazife addeder. Bu zamanda ufak bir arazide toplanan, mallarını kaybeden,
mahsulatlı arazisinden çıkarılarak dağlık araziye sürülmüĢ olan ahali ölüme mahkumdur
ve tabii bu yüzden oralarda intizamsızlık, rahatsızlık olur.
"Bunu da bilmelidir ki, Ermeni Cumhuriyet'ine geçen Erivan sancağı kısmında Ģimdi
ahali üç misli oldu. Erzaksızlık, idhalatın olmaması ve Erivan sancağının en münbit
arazisinin Osmanlı hükümetine geçmesi dolayısıyla Ermeni milletini vahim ve korkunç
bir tehlike tehdit ediyor.
"Ermeni komisyonu Osmanlı hükümetinin dostluğuna inanarak ve Osmanlı ordu
baĢkumandanlığının "Ermeni hükümetini Türkiya teĢkil etti ve tabii muhafaza edecektir."
gibi büyük va'dini hatırlayarak, tasavvur etmiyor ki, Türkiya Ermeni milletinin ölümünü
istesin".
Komisyon reisi
Levisyats TomaĢef Vekilof KeĢiĢyef JakoyofBu mektuplarda Ġslâm ahali aleyhine
yapılan mezâlim sarahaten tasdik ve itiraf olunmaktadır. Bu mezâlimin mürettep ve
kuvâ-yı muntazama tarafından idare edilmiĢ ve pek vâsi' olduğu muhakkaktır.
Hitâm
335 SENESĠ TEMMUZ AYI ZARFINDA KAFKASYA'DA ĠSLÂMLARA KARġI ĠCRA
OLUNDUĞU HABER ALINAN ERMENĠ MEZÂLĠMĠ
'
Mukaddime
Son zamanlarda Ermenilere karĢı yeni mezâlim icra olunduğu ve Kafkas
Ermeniliği(nin) himayesiz bırakılırsa mahvolacağı ve Kafkasya'daki kıtallerin menbaımn
Osmanlı hududu dahil olduğu gibi haberler ecnebi matbuatta görülmektedir.
Evvela Osmanlı hududu dahilinde Ġslâmlar tarafından anâsır-ı sâirenin hiçbirisine karĢı
zulüm yapılmadığı malumat-ı resmiye ile sabittir. Hududumuz haricindeki vekâyi'de (ise)
Türkiya hiçbir zaman medhaldar değildir. Bilakis Kafkasya'da, hemen hududumuz civarında Ermeniler tarafından Ġslâmlara karĢı pek büyük kıtaller tertip edildiği her gün haber
alınmaktadır. Bunlara bir misal olmak üzere, 335 senesi Temmuz ayı zarfında Kafkas
Ermeniliği'nin mahallî Ġslâmlarına ve Os-manii hududuna karĢı tecavüzleri teferruatını
irâe eden zîrdeki liste tertip edilmiĢtir ki, mündericâtı neĢriyat-ı vakıaya karĢı sarih bir
cevap teĢkil eder.
335 Senesi Temmuz mâhı zarfında Kafkasya'da Ermenilerin îkâ ettikleri cinâyât
hülasasıdır
1. Haziran nihayetinde gerek Karakurt kaymakamı Mosisi'nin Karapınar'da
Islâmlara vâki olan beyanatı ve gerek merkumun nezdindeki Rum jandarma neferinin
ifadesi Kazıkkaya, Armudlu, Kızılhamamlı, Kilyantepe ahalisine baskın ve taarruz
yapılacağını ima eder bir mahiyette idi;
2. Ermenilerin hududu tecavüzü:
a) 24.VT.(13)351te Bayezid'in Diyadin mıntıkasında, Hamadağı Ģimâl-i Ģarkîsinde
Ermenilerin üç süvari ve bir piyade neferi hududu tecavüz etmiĢ ve tardolun-muĢtu.
b) 5.VII.(13)35'te KuĢatyan'a otuz piyade gelmiĢ ve karakollarımız tarafından
tardedilmiĢtir.
c) 5.VII.(13)35'te otuz Ermeni piyadesi ve 7.VII.35'te otuzbeĢ süvarisi Sarıbıyık'a
gelerek hududu geçmek teĢebbüsünde bulunmuĢ ve müsademe de vâki olarak tardolunmuĢtu. Bu ikinci müsademede bir neferimiz mecruh olmuĢtur.
d) ll.VII.(13)35'te Moson nahiyesinin Zor istikametinden yirmi kiĢilik bir müfreze
hududu tecavüz etrnek istemiĢse de, birbuçuk saatlik müsademe neticesinde tard
olunmuĢtur.
e) 13.VII,ü3)35'te, yine "d" fıkrasında muharrer isti-kametten Ermeniler birinci
defasında altmıĢ neferle ve ikinci defasında onbeĢ kiĢilik kuvvetlerle hududu tecavüz
etmek teĢebbüsünde bulunmuĢlarsa da tardedilmiĢ-lerdir.
3- Temmuz bidayetinde, istihbarata nazaran Kars ve SarıkamıĢ havâlisinde
Ġslamların ileri gelenlerini ve gençlerini Ermeniler(in) toplayarak kısmen haps ve teb'îd
etmekte ve kısmen itlaf eylemekte oldukları ve bundan baĢka tekâlîf-i harbiye
bahanesiyle Ġslamların at, araba, erzak ve mevâĢîlerini toplamakta oldukları ve bunun
için de kuvve-i askeriyye sevkeyledikleri anlaĢılmıĢtır. Kars ve SarıkamıĢ havâlisinde bir
kısım ahali bu yüzden Allâhuekber dağına çekilmeye mecbur oldukları gibi, bu mezâlim
Nahcivan ve Zengesor ve Dârulekez mıntıkalarında daha vâsi mikyasta icra edilmiĢtir;
4. Ermeniler muhtelif havalide Ġslâmlara kaĢı yaptıkları vahĢet ve cinayâtı 4
Temmuz (13)34'ten itibaren teĢdîd ve tezyîd eylemiĢlerdir:
a) Akçakale'ye tâbi dört karyeyi 4.VII.(13)35'te basarak, bir köy ahalisini kamilen
ve diğer köylerden altmıĢar adam götürüp katletmiĢlerdir. BozkuĢ karyesinde bir
müslümanın kardeĢini ve zevcesini ve kızını alıp götürmüĢlerdir;
b) Mescidli ve Kilyantepe karyelerinde 5.VII.(l3)35'te taarruz ile, birinci köyde
Ġslamlardan dört Ģehid ve dört mecruh verdirmiĢler ve ikinci köyde ise on Ġslâm'ı
öldürmüĢlerdir;
c) Kızılhamamlı ve Kağızman civarındaki Curuk karyelerine de bittaarruz gasb u
gâret ve cinayât îkâ eylemiĢlerdir. Bunlara karĢı Ermeniler top ve makineli tü-fenk de
istimal etmiĢler ve top sadâlan huduttan iĢitil-miĢtir;
d) Kurudere'yi o tarihlerde basarak sekiz kadın ve erkek itlaf ve birisi gelin ve
birisi kız olmak üzere otuz-beĢ kiĢiyle dortyüzkırk mevâĢî alıp götürmüĢlerdir;
e) Kağızman'daki cinayetlere ait tafsilattan olarak 5.VII.(13)35'te mezkur kasaba
eĢrafından Mustafa Efen-di-zâde Arslan Bey ve zevcesi ve Ġsmail Efendi-zâde Ah-med
Efendi Kağızman ile Kars arasında Ermeni karakol efradı tarafından alıkonulup, Berna
civarında pek feci bir surette katledilmiĢlerdir. Bilahare bunların cenazesi Kağızman'da
halka teĢhir edilmekle Ġslâmlar bu halden korkarak dağlara kaçmaya mecbur
kalmıĢlardır;
f) Erivan, Kars, Kağızman havalisinden birçok Ġslâm bu cinayetler üzerine
hududumuza iltica etmiĢlerdir.
5. 10.VII.(13)35'te BaĢköy'ü iĢgal ile Ermeniler Ar-mudlu garbındaki sırtlara top
ta'biye etmiĢler ve civar köyler müslümanlarına taarruz eylemiĢlerdir;
6. Cinayetlere sahne olan mahaller ahalisinden alınan birçok feryadnâme. ve
mektuplar mezâlimin derecesini pek müessir bir Usan ile büiriyordu;
7. MÜTEAEKĠP GÜNLER ZARFINDA:
a) 12.VH.(l3)35'te Kağızman ve Kars'a giden iki Ġslâm ile ailesini Tahtelis ile
Ağaderesi arasında Ermeniler öldürmüĢler ve göğsü ve yanlarında açtıkları ceplere el,
kulak ve burunlarını kesip doldurmuĢlardır;
b) 13.VII.(13)35'te Çürükler, Ayntab, Armudlu, BaĢ-koy karyelerine hücum ile
Ġslamların malları yağma edilmiĢtir. Aynı günde hududa ikibuçuk saat mesafede
Gazikaya müslüman köyünü basmak Ġsteyen Ermeniler ile köy Ġslâmları arasında
müsademe vukubulmuĢtur;
c) Bu günler zarfında Nahcivan ve ġerör havâlisinde kırkbeĢ pare köye Ermeniler
kıtaât-ı askeriyye ile hu-cum etmiĢler ve Ģimendifer güzergâhına mücavir köyleri zırhlı
vagonlarda ateĢ altına almıĢlardır. Ġslâmları AraĢ nehrine dökmek ve imha eylemek için
kıtaata emirler verilmiĢ olduğunu", 'ele geçen evrakın müfâdı gösteriyordu.
8. 19.VIL(13)35'te Iğır Bığır karyesinin Ģarkında ve hudut haricindeki Kazan
karyesine bir Ermeni müfrezesi baskın vermekle köy ahalisi hududumuza iltica etmiĢtir.
Aynı günde Pasinler Kilisesi civarında ve hudut haricindeki Bulaklı'ya yüzelli kiĢilik bir
Ermeni müfrezesi tecavüzde bulunmuĢ, köylülerden iki mecruh ve Ģehid vukubulmuĢtur.
Bu sırada hududumuz dahiline onbcĢ top mermisi düĢmüĢtür.
Toroslu civarında Aralık köyünde bir kadın ve bir erkek Ģehid edilmiĢtir. Dörtyüz piyade
ve üç top ile Suçı-vanık karyesine vâki olan Ermeni taarruzu, kendilerinden altı maktul
ve Ġslamlardan da birkaç Ģehid düĢmesine sebep olmuĢtur. Ermenilerin köye tekerrür
eden taarruzları neticesinde Ġslâmlar da buradan kaçmıĢlardır;
9. Karakurt cenûb-i Ģarkîsinde Darbhâne nam karyeye 30.VII.(13)35'te takriben
yüz kiĢilik bir Ermeni kuvveti baskın yaparak köyü iĢgal ile makineli tüfenk dahi istimal
ederek oradan dağlara kaçmakta olan Ġslâmları Ģehid etmiĢlerdir.
Köyde kalanlardan sekiz kadın ve yedi çocuğu beraber alıp götürdükleri gibi, köy
hanelerinin bütün eĢyalarını ve bundan baĢka kırkbeĢ öküz ve üçyüzyirmi koyun ile
bulabildikleri erzakı gasbetmiĢlerdir.
Ermeni hükümetinde bir fırka kumandanı olan Arsak ismindeki Ģahsın Eyüp PaĢa
(Paso) namındaki aĢiret reisine ahiren gönderdiği mektubun Ermeni fecâyi'ini itiraf eden
bir fıkrası ber-vech-i zîrdir: "...Binaenaleyh, vaktin hulûlüyle, hükümet-i Osmaniye'nin
aym fecâyi'ine mütekâbilen harekatta bulunmak mecburiyeti hâsıl olmuĢtur. Hükümet-i
Osmaniye elyevm fiilinin cezasını görmektedir. Bu havalide mütekâbilen bazı taarnızât
ve tecavüzât vukubulmuĢ ise de bunlar da birkaç müĢevvikin teĢvikiyle icra edilmiĢtir..."
335 VE 36 SENELERĠ KAFKASYA'DA ĠSLÂMLARA KARġI ĠCRA OLUNDUĞU
TEBEYYÜN EDEN ERMENĠ MEZÂLĠMĠ*
35 ve 36 seneleri Ermeniler tarafından Kars ve Erivan vilayetleri dahilinde icra
olunan kıtal ve mezâlime ait hülasa
Osmanlı ordusu 30 TeĢrîn-i Evvel 34 tarihinde akdettiği mütareke Ģeraitine tevfikan,
Harb-i Umumi'den evvelki Osmanlı-Rus hududu gerisine çekildikten itibaren, hudut
haricinde himayesiz kalan ahali-i Ġslâmiyye de Ermeni kıtal ve mezâlimine yemden
uğramaya baĢladı. Osmanlı ordusunun tahliye ettiği arazide ekseriyeti teĢkil eden Ġslâm
nüfusunun mahv u ifnasına yürüyen bu kıtal ve mezâlim; tohumluk istemek, sebepsiz
vergiler tarh ve teklif etmek ve silah toplamak gibi en adi bahanelerle irtikap
edilmektedir. Mazlum Ġslamların duçar oldukları bu silsile-i fecâyi' Avrupa'da,
Amerika'da... velhasıl her taraftaki Ermeni propagandacıları vasıtasıyla hep Ġslâmlar
tarafından îkâ edilmiĢ cinayetler Ģeklinde ilan olunmakta ve Ġslamların maruz kaldıkları
felaket ve musibetlerden, zulüm ve kıtallerden yine Ġslâmlar aleyhine binlerce bühtan ve
iftira vesileleri bulunmaktadır. Bu müfteriyât-ı tasnî'âta sarih bir cevap teĢkil etmek
üzere, 335 senesi Temmuz ayı zarfında Kafkasya'da Ġs-lâmlara karĢı icra olunduğu
haber alınabilen Ermeni mezâlimi, Osmanlı Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Daire-si'nce
neĢredilmiĢti.
Ġslâmlar için kanlı bir sahne-i fecaat teĢkil eden (1)293 hududu Ģarkındaki
mıntıkaya Türk ordusu (1)336 senesi(nde) tekrar girdiği zaman, Ermenilerin bıraktığı
âsâr-ı vahĢeti re'ye'1-ayn görmüĢ ve muhtelif heyetler vasıtasıyla yapılan tedkîkât-ı
resmiyede pek çok hakikatlere dest-res olmuĢtur.
MüĢahedâta, sağ kalan yerli ahalinin ifadesine ve vesaik ve delâile müstenit olarak bir
kitap halinde cem' ve telfîk edilen bazı malumat, Ģimdiye kadar Ermenilerin propaganda
perdeleri arkasında gizlemeye çalıĢtıkları emsali görülmemiĢ pek feci levhaları enzâr-ı
beĢe-riyyete vaz' edeceğinden, neĢr ü ta'mîmi bir vazife-i in-saniyye telakki olunmuĢtur.
Ġngilizlerin hile vü hud'ala-n neticesi olarak Kars ġûra hükümeti 13 Nisan (13)35lte
mevâki'-i idareyi terkettikten üç gün sonra. Ermeni ce-nerali Osebyan askerleriyle
beraber Kars'a girerek, TaĢ-nak Ermenilerden Garganof makam-ı hükümeti iĢgal etti.
Bundan bir hafta sonra Ermeni mezâlimi yeniden baĢladı. I. Kars ve civarında Ermeni
mezâlimi
a) Vaktiyle ġûra askerlerinden iken terhis edilen 100 Ġslâm, Ģehirde tutularak
zulüm ve iĢkence ile imha edilmiĢtir;
b) ġûra müessislerinden Ġbrahim, Hasan Aziz, Ma-milof, Musa Bey, Kömürlü
Yusuf Bey, Muhlis Efendi ve Rus milletinden Raçinski, CamiĢof, Kağızmanlı Ali Bey,
Revanlı Mehmed Bey, Hüseyin Ağa, Ahmed Efendi bir gecede tevkif ve teb'îd
olunduktan sonra, hepsinin evleri müsadere ve eĢyaları yağma edilmiĢtir;
c) Bu hafta zarfında Fırıncı Mustafa Ağa kati ve eĢyası yağma edilmiĢ ve Fırıncı
Mehmed oğlu Hasan'ın 700 Osmanlı altın lira ve ikibin banknot lirası, vali muavini
Çalkonyan ile ceza reisi tarafından hile ve tehdit neticesinde gasbolunmuĢtur;
d) BaĢlı karyesinden Molla Mehmed, "Türkiya ile muhaberede bulunuyormuĢ!"
iftirasıyla Kalearkası'na götürülerek, sağ sağ kafasının derisi yüzülmüĢ ve yan
taraflarında etlerini kesip cep yaparak, gayet feci ve is-kenceli bir surette öldürülmüĢtür;
e) (1)335 senesi Haziran'ında, Kars'a tâbi Hacı Halil karyesinde meskun Türkleri
Sebt oğlu Murad Nazik beĢyüz süvari ile muhasara ederek sekizbin koyun, beĢ-yüz
sığırları(nı) ve ikiyüzbin liralık nakid ve zî-kıymet eĢyalarını alarak sekiz nüfus aile
reislerini katletmiĢlerdi.
Küçük Yusuf, Hacı Mahmud köyü, Satuköyü, Ala-köyü, Ağadede karyelerine de hücum
ederek, ahaliden otuz kiĢiyi itlaf ve hanelerini külliyen yağma ile ikibin koyun ve sığın
gasbederek Kars'a götürmüĢlerdir. Bu ci-riayetler, ceneral Osebyan ve vali Garganof'un
emriyle yapılmıĢtır. (13)35 senesi Kânun-i Evvel, (13)36 senesi Kânun-i Sâni ve ġubat
aylarında Ermenilerin yaptığı zulüm ve iĢkence ve kıtal, vüs'ati itibariyle pek ziyade
Ģayan-ı dikkat ve câlib-i merhamettir.Bu vekâyi'den bazıları ber-vech-i atî dercolunmuĢtur:
f) Ceneral Osebyan'ın kumandasındaki kıtaât-ı as-keriyye ve çeteler Kars
etrafında bulunan Karapınar, Çamurlu, Akkcrem, GölbaĢı, Yurdik, Ġyneli, Kızılçak-mak
köylerine hücum ve yüzü mütecaviz bî-günah masum Ġslâmları öldürdükten sonra, ikibin
koyun ve sığır ve yüzbin liralık halı, ev eĢyası ve zî-kıymet eĢya gasbet-miĢlerdir.
Krmenilerin bu zulüm ve vahĢetinden dolayı Kars civarını terk ile Göle ve Çıldır
taraflarına firara mecbur olan Ġslâm ahalisinden, ekserisi kadın ve çocuk olmak üzere
beĢyüz kadar insan soğuktan donarak telef olmuĢlardır. Bu fecâyi'in mürettipleri de vali
Garga-nof'la kumandan Üsebyan'dır. [Ermeni Mezâlim i-Vesaik Dosya-I] 2 Kânun-i
Sâni'den itibaren Kars-Gümrü demiryolu üzerinde ġahnalar (Odino) karyesine hücum ve
zırhlı vagonlardan top atıĢları icra olunmuĢ ve yalnız bu karyede beĢyüzü mütecaviz
erkek, kadın ve çocuk pek merhametsiz bir surette Ģehid edilmiĢ ve kaçabilen iki-yüz
kadar Ġslâm da kar tipileri altında boğularak rah-met-i Rahmân'a kavuĢmuĢtur;
g) Yine bu sıralarda, Kars sancağına tâbi Digor nahiyesinden otuzsekiz pare
köyü Ermeniler tahrip ve ihrak, bu köylerden erkek, kadın, çocuk olmak üzere ondört-bin
altıyüzyirmi Ġslâm'ı kati u imha ve bilumum mallan-nı yağma eylemiĢlerdir. Bu hakâyık;
mezkur otuzsekiz köy ahalisinden sağ olarak kaçıp kurtulan ve elyevm avdet etmiĢ olup
Ermeni hunharlığına, Ermeni vahĢetine sarih ve feci bir levha-i ibret teĢkil eden bu
harabeler içinde gözyaĢı dökerek yeniden yurt yapmaya çalıĢan zavallıların Ģikayet ve
ifadelerine ve mahallinde yapılan tahkikata müstenittir.
Tahrip edilen bu köylerin isimleri ber-vech-i atîdir: Digor, Pazarcık, Tarhana,
TürkmenaĢan, Sorholu, Alem, Makarpırt, Alaca, Türk Söğüdlüsü, Bayramgö-mek,
Veysikümde, Ayran Döğen, Aracık-ı Ulyâ, Aracık-ı Süflâ, Kızıl Mağara, Kitpan, Karabağ,
Çanak, Dolamaç, Kesko, Karakale, Hortsun, Kayakümde, Pivik, Dellar, Karaköy-i Ulyâ,
Karaköy-i Süflâ, ġaban Arpalı, BaĢköy, Betlik, Alemcan, PaĢabey, Çarıkh-yı Ulyâ,
Çanklı-yı Süflâ, Hâli Maslak, Hüseyin Kendi, Kale karyesi.
II. SarıkamıĢ ve mülhakatında Ermeni mezâlimi
a) Kars Ġslâm ġûra hükümetinin sükûtundan bir müddet sonra, Ermenilerin
SarıkamıĢ'a vürûdunda kaymakam Varcabet Agop, evvelce ġûra hükümeti nezdin-de
telefoncu olan yedi Ġslâm'ı feci bir surette katlettir-miĢtir;
b) Ermeniler, SarıkamıĢ'a vürûdun ikinci haftasında Mescidli köyüne baskın
yaparak, Erivan muhacirlerinden DerviĢ Ağa ve yirmi kiĢi aile reislerini kati ve köyü topla
bombardıman ve emval ve eĢyasını gasbettiler. Bu vakanın ertesi günü iĢbu zalimane
tecavüzü protesto e-den milletvekili ve SarıkamıĢ'ın sabık kaymakamı BekirBey'in
Hamamı karyesinde bulunan hanesini ve karyeyi topla tahrip ve Bekir Bey'in akraba ve
taallukâtını kati ve nukûd ve emvalini gasbettiler;
c) (13)36 senesi l Nisan'dan itibaren, ceneral Oseb-yan ve vali Garganof ve alay
kumandanı Mirmanof un emirleriyle, Osmanlı muhaciri olan Ermenileri SarıkamıĢ
köylerine iskana baĢladılar. Bundan sonra, çetebaĢı Sepo'nun Maverist tabir olunan atlı
çeteleri, baĢlarında çeteci Ermeni ġapo Murad, ÇavuĢ Nazik, Hacı Bab ve SarıkamıĢ
jandarma kumandanı Kör Arsak Hayrabet olduğu halde birer birer Ġslâm köylerini
yağmaya baĢladılar. Yağına ve tahribe uğrayan köyler ber-vech-i atîdir.
AĢağı ve Yukarı Kotanh, Oluklu, Tuzluca, Akyar, Karahamza, Ġğdır, Karaçayır, Akpınar,
Ali Sofu, Cavlak, Kırkpmar, Karnakadı, Sigor, Katranlı, BölükbaĢı, Laloğ-lu, KamıĢlı,
Çıplak, AĢağı Salut, VeriĢan, Boyalı, Akçakale, BaĢköy, Beyköy, Karakale, Katranlı,
Emirhan, Dalı-ca, Bekice, Hasbey, Sübhanazad.
Ermeniler bu otuziki köyden birçoğunu kamilen ve bazılarını da kısmen tahrip etmiĢ ve
pek çok mal ve eĢya ve para gasp ve ahaliden bindokuzyüzyetmiĢ kiĢiyi kati ve imha
etmiĢlerdir. Yalnız Katranlı'da, muhtelif üç büyük bina dahilinde sekizyüz Ġslâm'ı ihrak
etmiĢlerdir. Mütebaki ahaliden birçoğu, yalnız canlarını kurtarmak suretiyle hududu
geçerek Türkiya'ya dehalete mecbur kalmıĢlardır.
[(1)334 senesi(nde) Ermenilerin bu mıntıkada Ģehid eyledikleri onbirbin yerli Ġslâm ve
umumiyetle (1)334 senesi(nde) hududun Ģarkında Ermenilerin yaptığı kıtal ve mezâlim,
ayrıca neĢri mutasavver risaleye dercedile-cektir];
d) Bu sıralarda Ermeniler Lavstan, ToptaĢ, Gülpınarkaryeleri ahalisinden
sekizyüz Ġslâm'ı evlere doldurarak yakmak suretiyle, Ermeni vahĢet ve hunharlığına bir
numune daha ilave etmiĢlerdir. Bu üç köyden alıp götürdükleri yirmibeĢ güzel kı2 Ve
gelinin akıbetleri meçhul kalmıĢtır. Katliam esnasında bu köylerden firara muvaffak ve
el-yevm ber-hayat olan dört kiĢi bu fe-d'anın içinde bulunmuĢ Ģahitlerdir;
e) 14 Eylül (13)35'te, Ermeniler Karaurgan'ın onbeĢ kilometre kadar Ģarkındaki
Mecingerd-i Ulyâ köyüne taarruzla Ġslâm ahaliyi kısmen kati ve kısmen de hicrete icbar
etmiĢlerdir;
f) 10 Eylül (l)335'te Zakim, GüreĢkan, Çermik karyelerine taarruzla ahaliden
bazılarını Ģehid ve mütebakisinin mallarını yağma eylemiĢlerdir;
g) (13)36 senesi zarfında Bardiz nahiyesine tâbi GüreĢkan, Zakim, Çermik, Vartanot,
Kürkçü, Tirbez, Ahriz, Posik, TemürkıĢla, Vanek, Osonek, Fanrisi, Pertos, Ze-petek,
Dagir köylerinden dokuzyüzoniki nüfus, kısmen kurĢunla, kısmen ihrak suretiyle imha ve
yüzelhbir haneyi tahrip ve ihrak etmiĢ ve pek çok iğtinâm, zahîre, zî-kıymet eĢya ve
nukûd gasbeylemiĢ ve bu köylerden birçok kız ve kadınlara câniyâne bir surette
taarruzla beraber yirmidokuz genç kızı alıp götürmüĢlerdir.
Bu katliam esnasında, evvelce kıtale uğrayan muhtelif mahallerden toplanıp Kürkçü ve
Vartanot karyelerinde iskan ve iaĢe edilen yüzyirmibeĢ öksüz kız ve erkek Ġslâm çocuğu
da feci bir surette katledilerek, Ermeni vahĢetinin mazlum kurbanları arasına katılmıĢtır.
Bu fe-câyi'i tertip ve idare edenler alay kumandanı Mirmanof ve Mazmanof ile Sivaslı
Murad ismindeki hunhar çetecilerdir;
h) Karaurgan civarında Zek karyesi ahalisi, Osmanlıhududu üzerinde müslüman
ahalinin bulunması caiz olmadığından, Kars'a gönderilecekleri bahanesiyle köylerinden
çıkararak Kars'a doğru sevk ve SarıkamıĢ'la Kars arasında mezkur ahalinin araba, eĢya
ve hayvanlarını gasp ve yüzelli nüfusu orman içinde katletmiĢlerdir. (Bu fecâyi'i irtikap
eden, jandarma kumandanı Kör Ar-sak'hr),
III, Akbaba, Çıldır, Göle, ZavĢat mıntıkalanndaki mezâlim
a) (1)336 senesi Kânun-i Sâni ve ġubat aylarında Kars ve SarıkamıĢ havalisinde
olduğu gibi, mahallî Ġslâm Ģûra heyeti tarafından idare edilen Çıldır, ZaruĢat, Akbaba
menâtıkında Ermeniler top ve makineli tüfenk müfrezeleri ile takviye edilmiĢ kuvvetlerle
Ġslâmlara tecavüze baĢladılar, Kânun-i Sâni'de ZaruĢat kazası dahilinde ilk defa
Güvercin, MamaĢ, Incilipmar karyeleri Ermeni çetelerinin taarruzuna uğramıĢ ve bu
köylerden kırkbeĢ kiĢi, bir kısmı ateĢte yakılmak üzere Ģehid edilmiĢ, güzel ve genç
kızlardan otuzu Gümrü'ye sevkolun-muĢtur;
b) Bu ay zarfında Göle nahiyesinin Çullu karyesine Ermeniler topçu ateĢiyle ve
çetelerle taarruz ederek, erkeklerini kamilen kati u imha, kız ve gelinlerini esir, emval ve
eĢyasını gasp ve yağma eylediler; bu nahiyenin Çıtak-ı Ulyâ ve Çıtak-ı Süflâ köyleri de
taarruza uğrayarak, erkeklerinin bir kısmı firar etmiĢ, kadınlarının ırzları Ermeniler
tarafından pâymâl ve ahalinin mevâĢî ve Ģâire eĢyası yağma olunmuĢtur. Hasköy
karyesinden de bir miktar mevâĢî gasp ve dört erkekle bazı kadınlar Ardahan'a
götürülmüĢlerdir. Ermenilerin, sırf Ġslâmlarla meskun olan ve Ġslâm Ģûrası tarafından
idare edilen bu menâtıkı cebren istilaya karar vermiĢ oldukları, mezkur mıntıkaya
taarruza hazırlanmıĢ olan Ermeni kıtaatı kumandanı tarafından 30 Kânun-i Sânı
(l)336'da neĢredilen tehdit-name gösteriyor. Evlerin topçu ateĢiyle yakılacağından ve
emvalin kamilen mahv u tahrip edileceğinden bahis bu beyanname, Ermeni hükümetinin
mezâlim-i resmiyesine bir numune teĢkil edeceğinden, aynen âtiye dercolunmuĢtur:
Suret ZaruĢad havalisine verilen emir
numara: I Romanof istasyonu
saat: 12 30 Kânun-i Sâni 1920 ZaruĢad havalisi ahalisine
"Sizce malumdur ki, ben kıtaatımla Romanof istasyonuna geldim. Sizin karar
vermeniz için iki gün sabrederek bekliyorum. Kadınlarınıza, çocuklarınıza merhamet
edip, tâbiiyeti kabul ettiğinizi bildirmek için murahhaslarınızı gönderiniz! Sîzce belki
malumdur ki Ermenistan Cumhuriyeti düvel-i muazzama tarafından müstakil olarak
tanınmıĢtır. Ermenistan, Gürcistan ve Azerbaycan arasında sulhen beraber yaĢamak
için tedâfü'î bir ittifak-ı dostâne akdedilmiĢtir. "Bundan dolayı, size evvelce ihbar
etmeden, gerek Ermeni ve gerek Rus veya müslüman olsun, köylerimizden hiçbirinde
kan dökmek istemiyorum. 31 Kânun-i Sâni saat 12'ye kadar, en geç olmak üzere, on
murahhastı), tâbiiyetinizi tasdik etmek maksadıyla Romanof istasyonuna, nezdime
göndermenizi tavsiye ederim."Murahhaslarınızın hayat (ve) hürriyetini tekeffülediyorum.
Eğer tâbiiyeti kabul ederseniz kendi hürriyetinizi ve emvalinizin emniyetini deruhte
ederim. Aksi takdirde hanelerinizi topçu ateĢiyle yakmaya ve emvalinizi mahvetmeye
mecbur kalacağımdan, ailelerinize gelecek zararın mesuliyeti size aittir.
"Bazı mürĢitler sizi hataya sevkedip "Eğer Ermeni hükümetine tâbi olursanız
Ermeniler sizi kesecekler!" diye aldatıyorlar, bunlara inanmayınız."Siz biliyorsunuz ki
Kelsek, Soğanlı ve Kağızman havalisindeki müslümanlarla Ermeniler hâl-i sulhte ve
uzlaĢmıĢ bir halde yaĢıyorlar; ZaruĢad havalisi ahalisi siz de böyle yaĢayacaksınız".
Ġmza (aslına mutabıktır)
General Mayorn-nĠmza (aslına mutabıktır)
Nersisof-pr.
25 Kânun-i Sâni (13)35'te Ardahan kaymakamı Ka-dimof ve askerî kumandanı
Marmanof imzasıyla Çıldır ahalisi milletvekillerine hitaben yazılan beyannamelerde "her
taraftan Çıldır ahalisi üzerine asker sevkedilece-ği ve bu kıtaatın vürûdunda karĢılarına
'tuz ve ekmek' çıkarıp, boyun eğerek teslim olmak lazım geldiğini ve Ģayet teslim
olmazlarsa Erivan vilayeti müslüinanlarına ve Göle ahalisine yapılan muameleden daha
Ģedîd cezalara uğrayacaklarını bildirmiĢlerdir. Buna mukabil Çıldır ahalisi, cevaben,
Erivan, vilayetinde müslümanlar hakkında reva görünen katliamlar ve elan Göle'de yapılan kıtal ve mezâlim göz önünde iken, kendilerinin Ermenilere emniyet ve itimat
edemeyeceklerini zikr ve beyan etmiĢlerdir. Bunun üzerine, 27 Kânun-i Sâni ("1)336,
gündüz saat 6hda Ermeni kıtaatı beĢ koldan tecâvüz ve Göleviren karyesi sırtlarına top
vaz' ederek, topçu ve piyade ateĢiyle taarruza baĢlamıĢlarsa da, yerli ahalinin mukabele
ve mukavemeti üzerine saat 12'de geriye püskürtülmüĢ-tür. Bir taraftan Erivan vilayeti
dahilinde tatbik edilen taktîl ve tehcir mezâlimi, diğer taraftan Göle, Çıldır ġü-regel,
ZaruĢat Akbaba havalisine vukubulan tecâvüzatı Kânun-ı Sâni (l)336'da henüz Kars'ta
icra-yı hükümet etmekte olan Ġslâm ġûra heyeti, Tiflis'te bulanan Amerika mümessili
nezdinde protesto etmiĢtir. Hiçbir taraftan mazhar-ı himaye ve sahabet olamayan bu
biçare müslü-manlann muhikk ve acıklı sadâsı, Azerbaycan hükümeti Millet Meclis(i)
kürsüsüne aksederek oradan da yükselmiĢtir.
Azerbaycan hükümeti Hâriciye Nezâreti tarafından bu katliamlar hakkında
Ermenistan hükümetine ve bir sureti de Ġngiltere, Fransa ve Ġtalya mümessil-i siyasilerine verilip Batum'da çıkan Ġslâm Gürcistan gazetesinin 4 Mart (13)36 tarihli nüshasında
neĢredilen nota sureti atîdedir:
Ermenistan hükümeti Hâriciye Nezâreti'ne "Hükümet-i metbû'am Kars hadisat ve
fecâyi'i hakkında Kars ahali-i Ġslâmıyesi murahhasları tarafından irsal kılınan evrakı, 30
Kânun-i Sâni'de ceneral Osebyan tarafından neĢrolunan l numaralı emirname suretini
ve Kars'tan keĢide edilen telgrafnameye ZaruĢat mıntıkası murahhaslarının cevabını ve
bunlara mümasil evrak-ı sâireyi ahzetmiĢtir. Azerbaycan hükümeti tarafındanahzolunan
vesâik-i mezkûre ve malumat, Ermenistan hükümetinin, "Kars ülkesinde sulh ve sükun
hüküm-fermâ olup, Kars ülkesi ahali-i Ġslâmiyesi aleyhinde ha-reket-i tecavüzkârâne
bulurrmadığı(nı) mübeyyin ve müĢ'ir, tarafınızdan gönderilen talgrafnameler"e tamamen
zıd ve onların aksini isbat etmektedir.
"30 Kânun-i Sâni'de ceneral Osebyan tarafından neĢrolunan bir numaralı
emirname ZaruĢat mıntıkası ahalisinin teba'iyyet etmelerini, aksi takdirde top ve tü-fenk
ateĢleriyle imha edilecekleri tehdidini ihtiva etmektedir. ZaruĢat ahali-i Ġslâmiyesi
murahhasları, ceneral Osebyan'a takdim ettikleri cevapta, Ermeni memurları tarafından
icra olunan katliam ve gayr-i kanuni hareketlerinden bahisle, kanunsuzluğun önüne
geçilmesini ve köylerinin ihrak ve imha edilmemesini rica etmiĢler ve aksi takdirde
tevellüd edecek olan mesuliyetin Osebyan ve Ermenistan hükümetine ait olacağını da
bildirmiĢlerdir. Kars ülkesi ahali-i Ġslâmiyesi murahhasları tarafından verilen malumata
nazaran, Mazmanofun taht-ı kumandasında bulunan Ermeni askerleri 27 Kânun-i Sâni'de, müslümanlarla meskun köylere taarruz ettiği gibi, Osebyan dahi, bir numaralı
emirnamesindeki tehdidini icra etmiĢtir. Bu suretle Güvercin, Kızıl Kili, Geçer, Bür-çek,
Miçli, Kümbed ve Ağzıaçık, MamaĢ, Tebidvan ve Kalecik köyleri top ateĢleriyle Ermeni
askeri tarafından tamamıyla ihrak ve bilcümle emvali talan edilmiĢtir. Bununla beraber,
Ahilkelek ve Tiflis'te bulunan Karsh müslümanlar tarafından verilen malumat, hadisat ve
fe-câyi'-i mezkûreyi teyit etmekte olduğundan, Ġslâm ve Ermeni milleti arasında
münasebat-ı hayırhâhâne tesis maksadıyla bu gibi harekat-ı vahĢiyâne ve fecî'âneye nihayet verilmesi hususunda icap eden tedâbîrin ittihâzınıhükümet-i metbû'am namına
rica eder, aksi takdirde tevellüdü melhuz mesuliyetin Ermenistan hükümetine râ-ci'
olacağını da beyan eylerim".
Hâriciye nâzın Hanhoyski
Artık tahammül-fersâ bir Ģekle giren Ermeni mezâlimi hakkında Ġslâmlar
tarafından yapılan feryat7 ve Ģika-yât temâdî edince, nihayet Tiflis'ten Amerikalı miralay
Haskel ile bir Ġngiliz yüzbaĢısı (13)34 senesi ġubat bidayetinde ġahna ve civarındaki
köylere gelerek ahaliyi teskin ve temine çalıĢmıĢ ve ba'demâ Ġslâmlara kat'iyyen tecavüz
olunmayacağını va'detmiĢlerdir.Bu va'dlere inanan halk, artık mal ve can ve namuslarının tekeffül ve te'mîn edildiği zannıyla silahını geri alarak köylerine dağılmıĢlardı.
Fakat, bu teminata rağmen, aradan çok vakit geçmeksizin, Ermeni çeteleri ve kıtaatı
toplanarak ve imdat alarak tekrar Ġslâmlara taarruza baĢlamıĢlardır;
c) 28 ġubat (l)336'da Ermeniler tekrar ZaruĢad kazasına taarruza geçerek
Ġslâmlara pek büyük telefat ve periĢanlık verdirmiĢ ve yirmisekiz pare köyü kamilen harap ederek, kadın ve çocuklar da dahil olmak üzere iki-bin nüfusu câniyâne bir surette
kati ve imha etmiĢlerdir. Bu köylerin genç ve güzel bakirelerinden birçoklarını onüç
kızağa doldurarak Gümrü'ye ve altı kızak ile de Kars'a götürerek, Ermeni vahĢilerinin
evlerine dağıtmıĢ ve bu zavallıları, ölümden daha pek çok feci olmak üzere, hiss-i
hayvânîlerini teskin için daimi esaret altına almıĢlardır. Bu köylerden alınıp sahipleri
imha edilen ta-lan eĢyasını (satmak) ve teĢhir için Kars'ta bir pazar açılmıĢ ve bilhassa
kadınların sırmalı ve iĢlemeli don ve gömlekleri müzayedelerle satılmıĢtır.
Bu menâtık dahilinde hiç silah kullanmaksızın bilâ-mukâvemet Ermenilere teslim olan
köyler hakkında da kıtal, yağma ve ırza tecavüz bütün fecâyi'i ile tatbik ve icra
olunmuĢtur. Kânun-i Sâni ve ġubat aylan zarfında, top ve makineli tüfenklerle
mücehhez Ermeni kuvvetleri müteaddit defalar Akbaba, Çıldır, ZaruĢat ve Göle
mıntıkalarına hücum etmiĢlerdir. Bu hücumların ekserisi Ermenilerin mağlubiyeti ve
fazla telefâtıyla neticelendiği için, her sıkıĢtıkça, meseleyi sulhen halletmek ister gibi
görünerek, Ermeni ve Ġngilizlerden müteĢekkil heyetler vasıtasıyla Ġslâm ahaliyi iğfale ve
hayat(ını), namusunu, toprağını muhafazadan baĢka bir maksadı olmayan Ġslâmlar
arasındaki vifâk ve ittihadı bozmak için her türlü fesat ve fitneye baĢvurmuĢlardır.
Bu menâtık dahilinde Ermenilerin irtikap ettikleri mezâlim ve fecâyi'den, yapılan tahkikat
neticesinde te-beyyün eden ġüregel kıtali de vüs'at ve dehĢet itibariyle pek fecidir;
d) 26 Kânun-ı Sâni (l)336(da), Ermeni kumandıanla-nndan Baratof ve
Mazmanof'un top ve tüfenkle müsel-lah Ermeni askerlerinin ġüregel nahiyesinin Ata
karyesinden kırk, Aynalık'tan altmıĢ, KarataĢ'tan yetmiĢ, Göl-viran'dan elli, Kepenek'ten
seksen, Ġlanh'dan kırk, Ağü-züm'den yetmiĢ, Ġstağan'dan otuz, Arahk'tan otuz, Karakilise'den otuzbeĢ, Molla Musa'dan yüz, Pahoğ-lu'ndan elli, Vartanlı'dan yüz,
Okcuoğlu'ndan yüzelli, Bicer'den otuz, Ergene'den kırk, Ġncedere'den otuz, Sor-kos'tan
yüz, ġahnalar'dan ikiyüzyirmi, Karacan'dan iki-yüz, Söğüdlü'den onsekiz, Geçid'den
otuz, Hacıpir'denotuz. Küçük Timeli'den altmıĢ, Akbulak'tan otuz, Kara Memed'den
yirmi, Küçük KızıltaĢ'tan yirmi, Büyük Kı-zıltaĢ'tan yüz, Çakmak'tan otuz, Mağaracık'tan
yüz, Ka-rahaçlı'dan yüzelli Ġslâm hanesini tahrip ve emval ve eĢyasını yağma ve
ahalisinden kısrn-ı a'zamını kati ve imha eylemiĢlerdir;
e) ZarĢat kazasının Tepeköyü karyesi, harman zamanı TaĢnaklar tarafından
toplu tahrip edilerek, mezkur kazadan beĢ erkek ve bir kadın kati ve malları yağma
edilmiĢtir. Ve yine, ZarĢad'm Mes'atlı karyesinden otuz, Keçebur karyesinden kırk,
Kızılkilise'den altmıĢ hanenin harap edildiği, yetmiĢ-seksen çoluk çocuğun ateĢte
yakıldığı ve sekizbin mevâĢînin al(m)dığı tahakkuk eylemiĢtir;
f) Yapılan tahkikata nazaran Göle kazasından Çullu, Sitemoğlu, Lalevarkans,
Harabe, Altunbulak, Karatavuk, Çardaklı, ġeksi Gülistan karyelerinin dahi Ermeniler tarafından tahrip ve bu köylerden yüzseksen Ġslâm'ın kati ve eĢyalarının gaspedildiği
tebyin (tebeyyün) ermiĢtir.
Bu mezâlim de vali Garganof la kumandan Mazma-nof zamanında ve bunların
tertibiyle ika olunmuĢtur;
g) Ermeniler Akbaba kazasına da (1)335 senesi nihayetinden itibaren, (1)336
senesi zarfında hayli zarar ve ziyan îkâ ve müteaddit köyleri tahrip ve ahaliyi Gürcülere
dehalete ve Türkiya'ya hicrete icbar eylemiĢlerdir.
MERDENEK VE OLTU HAVALĠSĠNDEKĠ MEZÂLĠM
a) (1)335 senesi Haziran'ında, Mazmanof kıtaatı Pülümür karyesine taarruz
ederek mevâĢî ve eĢyasını kamilen yağma ve kaçamayıp da köyde kalmıĢ olan beĢ-on
kiĢinin elbiselerini gasp ve kendilerini itlaf ve kadınların ırzlarına tecavüz etmiĢlerdir.
Karye ahalisi, üç gün aç olarak dağlarda kalmıĢ ve Ermeniler çekildikten sonra köye
avdetlerinde harabe ve cenazeden baĢka birĢey bulamamıĢlardır;
b) 4 ağustos (13)36 tarihinde Zivin karyesine tecavüzle ikiyüz inek ve öküz ve
yirmi at ve birçok zî-kıy-met eĢya gasp ve karye halkından sekiz kiĢi(yi) bir saman
ambarına doldurarak yakmıĢlardır.
Yine bu tarihlerde, Demirkapu karyesine hücum ederek, bütün erkeklerini itlaf ve yirmi
kadının ırzlarını pâymâl eylemiĢlerdir;
c) Merdenek ve civarında bulunan BozguĢ ve Mih-rel ahalisi, Ermenilerin yaptığı
mezâlim ve kıtalden dolayı Oltu cihetlerine hicret etmekte iken, Arsenik civarındaki
Karcuki boğazında ve Partıl deresinde Ermenilerin tecavüzüne uğramıĢ olan yirmi sekiz
Ġslâm cenazesini defnetmiĢlerdir;
d) Bir Ermeni'nin ifadesine nazaran, Kasap PaĢa namını almıĢ (olan) Mazmanof,
Allâhuekber dağı civarında, Ayı deresi denilen mahaldeki bir mağara içinde muhacir
Ġslâm göçlerinden seksen kiĢiyi parçalatmak suretiyle katlettirmiĢtir;
e) Küsur nahiyesine ait Egidkum, Karkilik, Heybe-sor, Halkaya, Ağondir, Ersenek,
KöĢk karyeleri Ermeniler tarafından tahrip ve ihrak edilmiĢ ve bundan maada, Küsur
nahiyesini teĢkil eden mütebaki otuzbir pare köyün de emval ve hayvanâtı ve birçok
nakid ve zi-kıymet eĢyası gasp ve yağma olunmuĢtur. Mezkur köylerden, perakende
suretiyle beĢyüzü mütecaviz Ġslâm katledilmiĢtir;
f) Bu mıntıkadaki Ermeni vahĢet ve mezâlimindenkaçarak Oltu'ya gitmek isteyen,
kırk arabadan ibaret muhaâcirîn kafilesine Ermeniler Nigek önünde, Ģose üzerinde iken
top ve makineli tüfenk ateĢleri açarak, iki-yüzü mütecaviz erkek, kadın ve çoluk çocuğu
alçakcası-na imha ve üçbin mevâĢîyi ve bilumum mıkûd ve eĢya ile arabaları gasp
eylemiĢlerdir.
Bu cinayetler, alay kumandanları Mirmanof ve Mazmanof ile çeteci Oltulu Kör Artin'in
oğlu Murad Han ve MuĢlu Pilos ve AĢbidros nam eĢhas tarafından idare ve icra
olunmuĢtur.
[Ermeni mezâlimi-vesaik dosya-I];
g) Zek karyesi ahalisinden olup, Ermenilerin taarruzu üzerine Alakilise'ye nakl ve
orada ikâmet eden onse-kiz müslüman 29 Haziran (13)36'da, Ermenilerin Oltu'ya
taarruzları sıralarında, ekin biçmek bahanesiyle Ermeni jandarmaları tarafından
kaldırılarak götürüldükleri ve Sırbasan boğazında önlerine çıkan müsellah Ermeni askerleri tarafından orman içerisine sokularak, bunlardan onyedisi(nin) ağaçlara
bağlandıktan sonra feci bir surette öldürüldükleri, o sırada her nasılsa çalılar arkasına
saklanarak kutulan ve bilahare Bardiz'e firara muvaffak olan Tekzeban nam kadının
ifadesinden ve ayrıca yapılan tahkikattan anlaĢılmıĢtır;
h) Oltu sancağına tâbi Olur kazası dahilinde ber-vech-i atî köyler Ermeniler
tarafından (1)336 senesi bidayetinden itibaren Türk ordusunun buraları tahlîsine kadar
daima tecavüzâta maruz kalmıĢ ve kısm-ı a'zamı top ateĢiyle tamamen, bir miktarı da
kısmen tahrip olunmuĢtur. Bu köylerin ahalisinden ikibinsekizyü^otu-ziki kiĢiyi mütecaviz
Ġslâm Ermeniler tarafından kurĢun ve balta ile ve kısmen ihrak suretiyle kati u ifna
edilmiĢ, eĢya ve mevâĢîsi kamilen yağma olunmuĢtur. Köylerin isimleri:
Pertevan, Hammköy, Kaban, Necerek, Kuzukum, Kazıhan, Eğrikilise, Sakorbet,
KöprübaĢı, Yukarı Panas-kirt, AĢağı Panaskirt, Ġdrak, Yukarı Kızılköy, AĢağı Kı-zılköy,
KeleĢöt, Kab, Menhek, Cölegir, Kesmane, Perta-nos, Ağdadab, Haydosikamis, Arkoys.
V. Kağızman-Iğdır-Erivan-Zengibasar
havalisindeki mezâlim
a) Kağızman civarında Ovaköyü'nden, Ermeni eĢki-yaları tarafından dörtyüz
kadar mevâĢî sirkat edilmiĢ; Ermeni hükümetinin de eĢkıyalarla bu gibi iĢlerde tahakkuk
eden iĢtiraki dolayısıyla, Ġslâm ahalinin vuku-bulan Ģikayetleri nazar-ı itibara
alınmamıĢtır;
b) 30 Mart (l)336'da, Kağızman civarında, Varsak Ģimalindeki ġorlu karyesine
gelen kırk kiĢilik bir Ermeni kuvveti, gündüzleri AraĢ geçidinden gelen ve giden
müslüman yolcuları yakalayıp Ģehid eylemiĢ ve geceleri de, muhtelif yollarda pusu
kurarak vahĢet ve mel'anet-lerini icra eylemiĢlerdir;
c) Mayıs (1)336 nihayetine doğru, Ermeniler, Ulu-hanlı civarında Karadağlı Ġslâm
karyesi ahalisini cebren köylerinden çıkarıp, eĢyalannı talan ve kendilerini hicrete icbar
etmiĢlerdir;
d) 23-24 Mayıs (13)36 saat 9'da, üçyüzü mütecaviz Ermeni süvarisi, Uluhanlı'nın
beĢ kilometre Ģimalinde, Cebeçah karyesini muhasara ve eli silah tutan Ġslâmları bir
araya toplayarak, tekmil bunları süngüden geçirmiĢlerdir;
e) 27 Haziran (13)36 gecesi Hacıbayram ve Hayır-beyli karyelerine Ermeniler
baskın yaparak, ahalinin emval ve eĢya ve mevâĢîsi tamamen yağma edilmiĢ ve kısm-ı
a'zamı öldürülmüĢ; katliamdan kurtulan az bir kısmı da, AraĢ nehrinden geçerken
Ermenilerin baskını üzerine gark olmuĢlardır;
f) Ġslâmları imha için her saniye bir fırsat bekleyen Ermeniler, 2 Temmuz
(13)36'da, Ġğdır garbında, Kulp mıntıkasına taarruz ederek ahaliden üçyüz kadarını Ģehid etmiĢlerdir;
g) 19.VI.(13)37'de, Ermeniler, Zengibasar mıntıkasını iĢgal ettikten sonra, ahali-i
mahalliyeden bir kısmını makineli tüfenk ve tüfenk istimaliyle Ģehid etmiĢler ve
binbeĢyüz kadar çoluk çocuğu da, Aralık nahiyesine kaçarken yetiĢerek suya
garketmiĢlerdir. Bunlardan ancak pek azı kurtulmuĢdur;
h) Azerbaycan'a ve Ģâir mahallere gitmek üzere Erivan'daki Azerbaycan sefirinin
vesikasını hâmil olarak Erivan civarından trenle Gence'ye hareket eden beĢyüz
müslüman, Gümrü civarında vagonlardan indirilerek kamilen katledilmiĢlerdir.
[6 Nisan (1)336 rapor tarihi];
ı) 6 nisan (13)36 senesi zarfında Ermeniler Zenge-zor, Ordubad, Vedi
menâtıkındaki Ġslâm köylerine su-nûf-ı muhtelifeden mürekkep muvazzaf kıtaatla taarruz
ederek zulüm ve vahĢetin en menfur Ģekillerini, beĢeriyetin nefret edeceği denâetleri
irtikap eylemiĢlerdir.
Ġslâmlar namus ve mukaddesatlarım müdafaa için merdâne mukabele aylemiĢlerdir;
i) Erivan Ģehrinin onbeĢ dakika mesafesinde kâin Haç Aparatı karyesindeki Ġslâm
ahaliye Ermeniler 16 Nisan (13)36 gecesi taarruz ve ahaliyi katliama teĢebbüs edilmiĢtir.
Bu vahĢet-i zalimaneden kaçıp kurtulamayanaltı erkek kamalarla katledilmiĢtir. Kadın ve
kızların ismetleri pâymâl olunmuĢ ve bilahare cerh veya katledilmiĢlerdir. Evler kamilen
talana uğramıĢtır;
k) 17.IX.(13)35 tarihinde, Ermeniler Ġğdır'ın altı kilometre Ģarkındaki Oya
karyesinin ahalisini tamamen ve bu karyeye bir kilometre mesafede bulunan üçyüz
haneli Yağcıkarye ahalisini kısmen feci bir surette katletmiĢlerdir;
1) Ġğdır mezâlimine karĢı isyan eden o civar ahalisi, müsellehan Ġğdır üzerine
yürüyerek, 21.IX.(13)35'te Ġğdır'a girmiĢler, top ve makineli tüfenk iğtinâm eylemiĢ-lerse
de Ermenilerin mukabil taarruzları üzerine Ġğdır'ı terketmiĢlerdir;
m) Ermeniler bu tarihlerde Çomkanlı ve Bavlı Ġslâm aĢiretlerine taarruz ederek, bunlara
24 Ģehid ve 24 yaralı verdirmiĢlerdir. Ermeniler(in) bir taraftan bu Jıûn-rîzâne ve
müselsel cinayetler ve katliam programlarını tatbike devam ederken, diğer taraftan da
hileli ve iğfalkâr beyannamelerle, Osmanlı toprağında kemâl-i emniyet ve vifâk ile sükun
ve refah-ı tam içinde yaĢayan Kürt dindaĢlarımızı kandırmak teĢebbüslerine giriĢtikleri
ve en menfur ve muhteris bir lisan ile uydurulan tezvîrâtın vesîle-i iğfal olarak kullanıldığı
görüldü,
Bundan bir numune:
Ġğdır'daki Ermeni kumandanının Bayezid livası dahilinde, Moson nahiyesi aĢâyirine
gönderilen 15 Mart 36 tarihli beyanname sureti [hülasa]
Ey Kürtler!
"Biz Ermenilerle Kürtler binlerce senelerden beri toprak ve su kardeĢi ve komĢu olarak
yaĢamıĢız. Türkler aramıza girmezden evvel, bizim ecdadımız uzunmüddet birbirleriyle
kirve olmuĢlardır. Hiç kimsenin ve hiçbir tarihin inkar edemeyeceği bir hakikattir. Fakat,
son zamanlarda Türkler dıĢarıdan gelerek aramıza fesat tohumunu ektiler ve kurdukları
tuzaklarla bizleri birbirimize düĢürdüler; rahatımızı bozdular, kendi menfaatleri için her
iki taraftan birçok günahsız kanların dökülmesine sebep oldular... Bunun için, size hitap
ederek beyhude yere kan dökülmemesini teklif ediyorum. Size son sözüm, acele ediniz,
hükümete müracaatla itaat ediniz, menfaatinizi ayak altına almayınız. Bundan sonra
Ermeni ve Kürt kanı dökülmesine Allah razı değildir. Ordum henüz iĢe baĢlamadan,
uyuĢmak üzere, kendi tarafınızdan benimle konuĢmak için adam göndermenizi teklif
ederim. Aksi takdirde, baĢlayacak bir muharebede, arzumun hilafında Ģedîden muamele
etmeye mecbur olacağım. Emin olunuz ki bu dahi hakkınızda hayırlı olmaz".
Mazlum Ġslâmlar hakkında gittikçe artan Ermeni mezâlim ve fecâyi'i ve
hududumuz dahilindeki sükun ve asayiĢi, vifâk ve vahdeti bozmaya çalıĢan müfsitleri
redd ü takbih etmek ve ahali-i Ġslâmiyye'nin âlâm ve heyecanını teskine hadim olmak
üzere, Erivan'daki Ermeni Cumhuriyeti askerî kumandanlığına atîdeki mektup
gönderilmiĢtir:
OnbeĢinci kolordu kumandanlığı ve 15 kumandanı mirliva Kâzım Karabekir PaĢa
tarafından
Erzurum 31.111X13)36
Erivan Cumhuriyeti askerî kumandanlığına "Ermeni hükümeti dahilinde kalan
Ġslâm ahaliyeöteden beri yapılan mezâlim ve kıtal gayet sahih malu-mat(l)a tevsik
edilmiĢ ve Ermeniler tarafından bu mezâlimin yapıldığı, Erzurum'daki Ġngiliz mümessili
kaymakam Mister Ravlinson'un Ģahâdât ve ifadesiyle de tey-yüt eylemiĢ ve evlâd u
lyâlini, mâl u menâlini zayi ederek, aç ve periĢan surette bize iltica eden binlerce muhacirler(i) Amerika'nın ceneral Harbord heyeti dahi görmüĢ ve bu mezâlimin Ģahidi
olmuĢtur. Hatta kıtaat ve ahalimizin gözü önünde bile birçok Ġslâm köyleri, top ve ve
makineli tüfenkle mücehhez Ermeni kıtaât-ı aske-riyyesi tarafından tahrip ve imha
olunmuĢtur. ĠĢbu harekâta nihayet verileceği ümit edilmiĢken, maatteessüf
(1)3367(1)920 senesi ġubat ihtidasından beri bilhassa ġü-regel, Akbaba, ZarĢad ve
Çıldır mıntıkasmdaki ahali-i Ġslâmiye'ye yapılan mezâlim daha ziyade artırılmıĢtır,
"Mezkur mıntıkada birçok Ġslâm köylerinin tahrip ve binlerce nüfusun kati ve birçok eĢya
ve hayvanâtın gasp edildiği ve genç Ġslâm kadınlarının alınıp Kars'a ve Gümrü'ye
götürüldüğü ve bu köylerden kaçan yüzlerce kadın ve çoluk çocuğun da dağlarda donup
öldükleri ve Ġslamların mal ve ırz ve namuslanna yapılan bu tecavüzün hala devam
etmekte olduğu mevsûkan haber alınmaktadır. Din kardeĢlerine karĢı yapılan bu Ģenâ'at
ve fecâ'atı iĢiten bütün müslüman ahali ve efrâd-ı askeriy-ye ve bilhassa akraba vü
kabilelerinden birçoğu, idareniz altındaki mahallerde bulunan aĢâir halkı fevkalade
galeyan ve heyecana gelmiĢtir. Ve ahiren kumandanlarınızın ve memurlarınızın
imzalarıyla hudut civarında öteye beriye atılan ve gönderilen ve güya Kürtlerle Ermenilerin itilaf ettiklerine ve ayrıca bir Kürdistan hükümeti teĢkil edildiğine; Van, Bitlis,
Erzurum ve Trabzon'un Ermenilere verildiğine dair olan ve umum Ġslâmarasına tefrika
ve nifak sokmak mahiyetinde bulunan beyannameler, ġerif PaĢa 8 ve emsali gibi
vicdanını düĢman paralarına satmıĢ olan vatan haini kimselerin hiçbir hakk-ı vekâleti
hâiz olmadığı ve Kürtler namına söz söyleyemeyeceği ve Kürtlerin hiçbir suretle camia-i
Osmaniye'den ayrılamayacakları bütün Kürtler tarafından her tarafa ve bilhassa itilaf
hükümetlerine müteaddit defalar ilan ve ġerif FaĢa ve emsali tel'în edilmiĢ olduğundan,
büyük bir hiddet ve nefretle karĢılanmıĢ ve bu haller de, mevcut olan galeyan ve
heyecanı teĢdîd eylemiĢtir. Ermenilerin yapmakta olduğu mezâlim dolayısıyla efkâr-ı
umumiye-i Ġslâmiye'de hâsıl olan galeyan ve heyecanın teskin(în)e çalıĢılmakta ve halk
sükunete davet edilmekte ise de, heyecanın teskini ve halkın te'mîni için mezâlim ve
kıtale nihayet verdirilmesi ve Ġslamlardan alınan eĢya ve sâirenin iade ve zararların
tazmin edilmesi ve Ġslamların ırz, namus, can ve mal ve her türlü hukuklarının muhafaza
altına alınması Ermeni hükümetine teveccüh eden bir vazifedir.
"Her millet gibi Ermeni milletinin de hakk-ı hayat ve istiklâl-i idareye mâlikiyeti, en
zayıf ve en tehlikedebulunduğunuz bir zamanda bile hükümet ve milletimizce te'mîn
edilmiĢti, Ġki sene evvel Erzurum'un istih-lâsını müteakip, ileri harekâtta kıtaatımla
oralarda bulunurken mevcudiyet-i milliyenize karĢı gösterdiğim adi ü Ģefkat
hatırlarınızda olacağından, bu vesâyâ-yı hâlisâ-nemin de samimi telakki buyurulacağını
ümit eyler ve hürmetlerimi takdim eylerim".
OnbeĢinci kolordu
kumandanı mirliva
Kâzım Karabekir
Ermeni mezâlimi, Türk ordusunun bu mezâlime sahne olan mıntıkayı iĢgaline
kadar lâ-yenkati' ve en feci Ģekillerde devam etmiĢtir. Bu risalenin ihtiva etmediği birçok
mezâlim ve bilhassa ġerör, Nahcivan havalisindeki kıtal ve taarruzlar ayrıca tab' ve neĢr
olunacaktır.
HARBORD'A VERĠLEN RAPORLAR
Bu bölümde, Kâzım Karabekir'in eserlerinden alınan; Ermenistan ve Trans-Kafkasya'yı
dolaĢarak, Ermeni meselesini yerinde incelemek üzere Türkiye'ye gönderilen, general
Harbord baĢkanlığındaki Amerikan heyetine sunulan Ermeni mezâlimiyle ilgili raporlar
yer almaktadır. PaĢa'nın, heyetin Erzurum'da karĢılanması ve ağırlanması ile ilgili anılan
da baĢ tarafa eklenmiĢtir.9
Harbord heyeti
...Amerikalıların niçin bize yumuĢak davrandıkları ve bir Amerika heyetinin
seyahatinin sebebi ne olduğu anlaĢılıyordu. Bunu ben daha evvel haber alarak
9.IX,1919'da Heyet-i Temsîliye'ye bildirmiĢtim: "Do-ğu'yu Ermenistan yapmak projesi!"
Üst tarafı lâf u gü-zail Bu mel'un proje Ġstanbul hükümetine yumuĢak gelmiĢti. ġimdi
Sivas yumuĢatılıyordu. Mister Braun'un heyetinin bulunduğu bir zamanda Sivas'ta
Mustafa Kemal PaĢa ve arkadaĢlarına bunu söylediği vakit ne cevap vermiĢlerdir?
Hüsrev Bey, doğu vilayetleri müdafaa-i hukuklarının buna göre etraflıca düĢünmelerini
söylüyor. Halbuki bunun cevabını Erzurum'da birlikte tesbit etmiĢtik. BaĢka türlü bir
karara imkan var mıdır? Heyet Erzurum'da lazımı cevabı elbette alacaktır; fakat, Sivas'taki Heyet-i Temsîliye Erzurum'dan doğmuĢtur, bir daha böyle bir fikri, bilhassa
Doğu'ya telaffuz etmemeleri kat'î olarak ihtar olunmalı idi. Bundan baĢka, Amerika
mandası, velev yardım Ģeklinde olsun, kongre gündeminde yer bulmamalı idi. Biz birçok
münakaĢalarla karar vermiĢtik ki, Sivas Kongresi mukavemet düsturu prensibini
kuvvetlendirecek ve bütün kuvvetlerimiz ve membalarımız tükenirse, o zaman yine
muayyen ar-, Sivas'ta olup bitenleri öğrenmekle vaziyeti iyi kavradım. 25 Eylül'de
Amerika heyeti bir de benden cevabını alacaktır.
...25 Eylül'de, Erzurum'a gelecek Harbord heyeti de bu dalgalan daha birkaç gün
evvelinden duya duya gelmekte idi. Bugün Trabzon'dan gelen ve heyeti bekleyen bir
Amerikan yarbayı da Erzurum'daki canlı hayatı görerek ve bilgi toplayarak Harbord'u
beklemekte idi. Bu da general Harbord'a yaman malumat verecekti. Erzurum kalesinde
ufaklı büyüklü bir cinsten yüzlerce top, binlerce cephanesini herkes görüyordu. Bunların
kama-larının elimizde saklı olduğunu, en ziyade ilgili olan Rawlinson da tahkik etmiĢti...
Harbord heyetine Ermenilerin mezâlimini vesikaları ile birlikte hazırlatıyordum,
ingilizlerin Ermenileri nasıl teĢvik ettiği de tafsilatlı mevcuttur. Bunu aynen hatıratıma
kaydedeceğim. Harbord heyeti hakkında 22 Ağustos 1919 tarihli Temps gazetesinde Ģu
malumat yazılı idi:
"Amerikan kuvvet-i seferiyesi erkân-ı harbiyye reisi general Harbord, Amerika
reisicumhurundan gelen talimat üzerine, Ermenistan ve Mâverâ-yı Kafkasya'yı teftiĢ için
bir heyet baĢkanlığında olmak üzere dün Paris'i ter-ketmiĢtir. General Harbord heyeti
diğer bilcümle heyetlerden ve hâlen Ermenistan'da ve Mâverâ-yı Kafkas-ya'dakî
teĢkilattan büsbütün baĢkadır. Bunlar, oralardaki bilcümle ahvâli tedkik edeceklerdir".
"Un mission Americaine en Armeine. Le majör general James. G. Harbord, chef
de I'etat-major general du corps expeditionnaire Americain, aquits Paris hier, a la tete
d'une mission envoyee en Armeine et Transcauca-sie, sur leĢ instruction du president
deĢ Etats-Unis, Transmises par le sous-seretaire d'Etat Plok. La mission du general
Harbord est distincte de toute autre mission ou organisation se trouvant actuellement en
Armeine ou en Transcaucasie. Le general Harbord exsaminera leĢ question..."
Hakikaten Ģimdiye kadar aldığımız malumatta, "Amerikalıların Ermenistan'da,
Gürcüstan'da geniĢ ölçüde çocuklara ve kimsesizlere yardım ettikleri ve binlerce
çocukları himayelerine alarak besledikleri ve talim ve terbiye ettikleridir. Ġslâm
çocuklarının da bunlar ara-sında din ve milliyetlerini kaybettikleri ve hristiyan isimleriyle
vaftiz edildiklerini" biliyorduk. Bilhassa Ermenilere Ġngiliz ve Fransızların silah ve
mühimmatça/ Amerikalıların da eĢya ve ilaç bakımından hesapsız yardımlarını da
biliyorduk. Daha mühim bir bildiğimiz de, sene baĢından beri Türklere yardım edeceğiz
diye birtakım Amerikan memurlarının her tarafı gezerek bol vaatlerde bulunması ve her
yerde Türk misafirliğinin ikram ve hediyelerine bir kuru teĢekkürle savuĢup gitmeleri i-di.
Bunların da Ermeni muhtaçlarını aradıklarını ve halbuki muhtaç olmayan Ermeni dahi
bulamayınca savuĢup gittikleri görülüyordu. BeĢeriyet, insaniyet, adalet gibi sözlerin
henüz kalpazanlık devrinde olduğunu ve her milletin kendi çıkarı için hoĢlanmadığı,
daha doğrusu siyasetine engel olan baĢka milletlerin açları, çıplakları elinden son
lokmasını, son Ģeyini almaktan da hayvanı lezzet duyduğunu; kuvvetli yumruk ve
politikaya, yani entrikanın bir milletin yaĢaması için XX. asırda dahi yegâne dayanağı
olduğunu herkes ibret gözüyle görüyordu.
ĠĢte, büsbütün baĢka olduğu ilan olunan Harbord heyetinin de ot yiyen, çıplak
gezen bir nesle imdada değil, ahvâli, yani yenilir yutulur Ģeylerden midir diye bu
mıntıkalarda yaĢayan zî-ruhları görmeye geldiklerinde hiçbirimizin Ģüphesi yoktu. Bu
kanaatle Harbord heyetine yediden yetmiĢe kadar Erzurum'daki Türk varlığını
göstermek için hararetli hazırlanıyorduk. Ġstanbul kapısı haricinde azametli ve zarif
çadırlar, envai spor meydanları -futbol, cirit, bisiklet, koĢu, güreĢ, oyun... her yaĢ içinhazırlatıyordum.11Amerikalı general Harbord'la mülakat
Harbord heyeti hakkında Ağustos 1919 tarihli Temps gazetesinde Ģu malumat
yazılı idi: "Amerika seferi kuvvetler kurmay baĢkanı general Harbord, Amerika
reisicumhurundan gelen talimat üzerine Ermenistan ve Mâverâ-yı Kafkasya'yı teftiĢ için
bir heyet baĢkanlığında olmak üzere dün Paris'i terketmiĢ-tir. General Harbord, Mâverâyı Kafkasya'daki teĢkilattan büsbütün baĢkadır. Bunlar, oralarda bilcümle ahvali tedkik
edeceklerdir".
Hakikaten, Ģimdiye kadar aldığımız malumat da Amerikalıların Ermenistan'da,
Gürcistan'da geniĢ mikyasta çocuklara ve kimsesizlere yardım ettikleri ve binlerce
çocukları himayelerine alarak besledikleri ve talim ve terbiye ettikleridir. Ġslâm
çocuklarının da bunlar arasında din ve milliyetlerini kaybettikleri(ni) ve hristiyan
isimleriyle vaftiz edildiklerini13 iĢitiyorduk. Bilhassa Ermenilere Ġngilizler ve Fransızların
silah ve mühimmatça, Amerikalıların da eĢya ve ilaç cihetiyle hesapsız yardımlarını da
iyi biliyorduk. Daha mühim bir bildiğimiz de, sene baĢından beri, Türklere de yardım
edeceğiz diye birtakım Amerika memurlarının her tarafı gezerek bol va'dlerde
bulunmaları ve her yerde Türk misafirperverliğinin ikram ve hediyelerine bir kuru
teĢekkürle savuĢup gitmeleri idi.
Bunların da Ermeni muhtaçlarını aradıkları ve halbuki muhtaç olmasa dahi,
Ermeni bula-mayınca savuĢup gittikleri görülüyordu.BeĢeriyet, insaniyet, adalet gibi
sözlerin henüz kalpazanlık devrinde olduğunu ve her millet(in), kendi çıkan için
hoĢlanmadığı, daha çloğrusu siyasetine engel olan baĢka milletlerin açları(nın),
çıplakları(run) elinden son lokmasını, son Ģeyini almaktan da hayvani lezzet duyduğunu
görmekle, kuvvetli yumruk ve politi-ka(nın), yani entrika(nın) bir milletin yaĢaması için
XX. asırda dahi yegâne dayanak olduğunu herkes ibret gözüyle görüyordu. ĠĢte,
büsbütün baĢka olduğu ilan olunan Harbord heyeti(nin) de, ot yiyen, çıplak gezen Türk'e
imdada değil, yenir yutulur Ģeyler midir diye görmeye geldiğine kimsenin Ģüphesi yoktu.
Bunun için, 25 Eylül 1919 günü, yürümek takati olan bütün Erzurum halkı ile Harbord
heyetini karĢıladık. Halk ellerinde VVilson prensipleri levhalarını taĢıyordu. Ġstanbul
kapısı dıĢında muazzam çadırlar altında hanımlar, çocuklar, yol boyunca mektepler,
halk ve asker pek heybetli bir varlık idiler.
Her yaĢ için oyunlar; cirit, binicilik, güreĢ, koĢu, futbol ve Ģâir idmanlar
hazırlatmıĢtım. Oyunları, milli ve askerî mızıkaları saatlerce seyrettiler; bu varlığ(ın)
heyetler üzerinde pek büyük tesirler yaptığı görülüyordu. Sinemalar, fotoğraflar aldılar.14
Burada heyete bir çay verdik... Halk Amerikalılar sözlerine sadık adamlar mıdır diye
görmek istedikleri hakkında bazı nutuklar irat ve lev-halardaki Wilson prensipleri
yazılarım salladılar. ġehit yavruları, buketler takdim edecek Ermeni mezâlimi hakkında
bildiklerini söylediler. Heyet, üçü general olmak üzere onyedi kiĢi, onüç Ģoför, sinemacı
ve fotoğrafçı maiyyetleri var. "Buraların hâkimi Türklerdir ve kıyamete kadar da onlar
kalacaktır!" diye haykırıĢlar yapıldı. Çay içerken Harbord bana dedi ki: "Mühim bir varlık
görüyoruz, fakat itiraf edeyim ki, Türkiye'de gördüğümüz bu ilk manzaradır, içinde
bulunduğunuz felakete rağmen Türkler uykudadır kanaatiyle dolaĢıyorduk. Bölgenizde
gördüğümüz manzaralar bizi hayrete düĢürdü. Milli merkeziniz olan Sivas bile uyuyor.
Her tarafta milli nümayiĢler yapılmamasına hayretler ettim". Generale cevap verdim:
"General Hazretleri! Bu bölgenin bir Ermenistan meselesi karĢısında davası var.
Halkımız, bu dünyada yalnız Amerikalıların verdiği sözde durduğunu bildiği için, reisiniz
Wilson'un sözü üzerine hakkını silahla müdafaadan vazgeçmiĢti: Fakat onun da suya
düĢtüğünü gördüğün-dendir ki 7den 70'e kadar harekete gelmiĢlerdir. Bu millete
tahakküm olur mu? Size bunu gösteriyorlar. Ġhtimal geri bölgeler buna ihtiyaç
duymamıĢtır'7. Harbord muhtelif sahalardaki canlı hareketleri bîr daha gözden geçirdi.
Yüksek sesle Ģöyle söyledi: "Hudut üzerinde, dağlar arasında böyle bir varlığı hatırımıza
bile getirmemiĢtik. Büyük bir kuvvet, büyük bir kuvvet".
Çayları içtikten sonra muhtelif oyun gruplarını dolaĢtırdım. Lazlann çevik
titreyiĢleri, Erzurumluların binicilikleri, cirit oyunları, pehlivanlar, Amerikalıları
çokalakadar etti. Hayli film çevirdiler ve bütün Amerika'ya göndereceklerini va'dettiler.
Lisan bilir birçok subayları aralarında görmekten de çok hayret ettiler. Ġngilizce,
Fransızca konuĢmalar vakit vakit heyetin kendi aralarında görüĢmelerini de mucip
oluyordu.
"Türkiye'de seyahatimize rağmen Türkleri bugüne kadar tanımamıĢız, bu müthiĢ
kuvvet. Türk hanımları evden çıkmazmıĢ, binlerce kadın karĢımızda. Amerikalılar
sinemalarını görsünler de inansınlar." cümlelerini, heyetin muhtelif azası takdirlerim
gelip gelip bana ve yammdakilerine anlatıyordu. Program mucibince otomobillerle
Erzurum'daki Yakutiye medresesi, Çifte Minareler gibi asırlık abidelerini, iç kaleyi, saat
kulesini, Ermenilerin yakıp yıktığı yerleri ve canlı müze gibi muhafaza olunan, içinde
yanmıĢ insanlarıyla karĢılıklı büyük yanık konakları gezdik. Öğle yemeğini dairemde
yedik. Türk ve Amerikan bayraklarıyla süslenen gazinomuzdan çok mütehassis oldular.
Heyet, aralannda kendileri gibi tipte ve lisan bilir subaylarla yemek yediler.
Piyano, keman, flütten oluĢan subay heyetinin oda mızıkası yemek bitinceye kadar
terennüm etti. Öteden beri âdetim veçhile soframızda baĢlanınız açık ve tuvaletli i-di.
Umumi Harp ve Ġstiklal Harbi esnasında baĢ açmaya karargâhlarda dahi müsade
olunmaz, üst rütbeliler itiraz ederdi. Harbord, bir aralık kulağıma söyledi: "Avrupa
orduları karargâhında bulunuyoruz hissini verdiniz; fakat, bu varlığı memleketinizde
baĢka bir yerde görmedik. Temenni ederim ki bulunsun, biz görmüĢ olmayalım; fakat
General, bunda sizin Ģahsiyetiniz görülüyor. Bununla beraber, hudut mıntıkasında
gördüklerimiz ve bir Avrupai sofrada yemek yemek bizde tasavvurunu-zun üstünde bir
tesir yaptı. Sizi tebrik ederim". Cevap verdim: "Gördüğünüz halk, asker ve subay heyeti
her yerde tabii aynıdır. Yarın Ermeniler arasına gireceksiniz. Mukayeseye medar olmak
için burda belki fazla tezahürat görüyorsunuz. Diğer bölgeler ihtiyaç görmemiĢ
olacaklar". Yemekten sonra hükümete gittik. Bazı ön bilgiler sorduktan sonra Harbord,
Ģu beyanatta bulundu:
"Amerika, sermayesiyle Türkiye'ye yardım etmek ister. Bunu iyi kabul edeceğinizi
Ģimdiye kadar görüĢtüğümüz ricalinizden ve halkınızdan anladık; fakat, bu sermayeyi
himaye için bir miktar da asker getirmek ister". Cevap verdim: "Sermayenizi getirmekle
sizler de, Türk milleti de menfaat görür- Bunun için bunun manası vardır. Fakat asker ne
olacak, bunun sizce manası nedir?" Harbord: "Sermayenin hîn-i hacette her hale karĢı
muhafazası için münasip miktar askerî birlik". Ben: "Sermayenizi Türklerin yağma
etmesinden mi korkuyorsunuz ? Yoksa haricî bir devletin taarruzundan mı? Eğer
Türklerden korkuyorsanız bu büyük bir haksızlık ve bizi hiç tanımamaktır. Türkler her
zaman sözünde durmuĢtur. Maatteessüf bize verilen sözde duranlar azdır ve bundan
biz Ģimdiye kadar çok kaybettik. Bundan baĢka, Türklerin yağmasını tasavvur
ediyorsanız, getireceğiniz kuvvetlerin daha evvel ellerinden silahlarının alınacağını da
düĢünün. Türk'ün tarihine bakın! Türk'e tahakküm edilmiĢ midir? Asırlarca müstakil
yaĢamıĢ bir millete askerle hâkim olmak mümkün müdür? Mesela, Ģu bulunduğunuz
Erzurum'a hâkim olabilmeniz için er az üçyüzbin süngü lazımdır. Siz sermayenin
kazancıyl; asker mi besleyeceksiniz? Bu, Türkiye'yi istila demektirki, buna milyonlar
ordusu lazımdır ve bunun için çok büyük kanlar akar. Siz Türk'ün sözüne itimat edin.
Türkler nazarında Amerikalıların^ insaniyette en ileri gitmiĢ bir ülke olduğunu tecelli
ettirin. Hürriyet ve istiklalimizi alacak sermaye bizim için ateĢtir". Harbord: "Hissiyatınızı
tebcil ederim. Kat'iyyen tasarlanmıĢ birĢcy ifade etmedim. Memleketinizin saadetini arzu
ederim. Maksadım Amerika'da maruz kalabileceğim sualler hakkında fikir anlamaktı.
Amerika sermayesinin Türkiye'ye yardımı için lazımı gibi çalıĢacağım".
Vali ReĢid PaĢa ve mevki-i müstahkem kumandanı albay Kâzım Bey'in de
bulunduğu bu sohbetten sonra vilayetten ayrıldık. Bazı yerleri daha dolaĢtık. Generallerden biri tabya ve kıĢlaların çokluğunu göstererek, "Bunlar yerine mektep ve fabrika
yapsa idiniz Ģimdi memleketiniz böyle fakir değil, bizimki gibi zengin olurdu." dedi.
Cevap verdim: "Generalim! Bu gördüklerin olmasa idi, burada bugün Türk mevcudiyeti
kalmazdı. Asırlarca zalim çarların vahĢi sürülerine karĢı bu tabyalara sığınarak barındık.
Wilson prensiplerinin sözde kalmasıyla, daha bir hayli varlığımızı muhafaza için bunları
azaltmaya değil çoğaltmaya bile mecbur kalma kliğimi z muhtemeldir. Bununla beraber,
tabya adedince mekteplerimiz vardı. VahĢi eller onları gördüğünüz harabelere çevirdi".
General özür diledi ve milletimizin bundan sonraki refahını temenni etti...Harbord, Harb-i
Umumi'de Doğu harekâtı hakkında hiç bilgileri olmadığından, benden bilgi istedi. ġifahen anlattığım gibi bir rapor halinde yazarak da verdim ve raporu bastırarak bir eser
halinde dahi neĢrettirdim. Ayrıca, Ermenilerin hâlâ devam ettikleri katliam ve zu-Kimlerin
zaman ve yer göstererek vesikalarını verdim ve "Bizzat hakikati yerlerinde
görebilirsiniz!" dedim.Ermeni tehlikesini general Harbord'un tavassutuyla bertaraf etmeyi
düĢündüm ve kendilerine tarihi ve hali kısaca anlattım:
'Türkler Anadolu'nun en eski halkıdır. Ermenilerle meskun olan Erivan havalisini
zapteden Selçûkîler bile buraları Bizans imparatorluğunun elinden almıĢlardır; yani,
Ermeni istiklalini Türkler mahvermemiĢtir. Esasen Ermenistan denilen yerler Ġrânîlerle
Bizanslılar elinde birinden diğerine geçmiĢ ve muhtelif fasılalarda ve muvakkat
zamanlarda Ermeniler bir hükümet teĢkil edebilmiĢlerdir. Milad'ın 428'inci senesinde
Bizanslılarla Ġrânî-ler arasında taksim edilmiĢ olduğundan, Araplar bile bir Ermeni
hükümetine rastgelmemiĢlerdir ve Ermeniler bir aralık Arapların idaresinde Ġslâm olarak
bile yaĢamıĢlardır. Ġstila eden milletler, Ermenilere kendi kendilerini de kabul
ettirmiĢlerdir. Dokuz asır evvel Bizanslılar tarafından istiklalleri mahvedilen Ermeniler
artık buralarda bir mevcudiyet gösterememiĢlerdir. Kilya'da toplanan muhacirler Küçük
Ermenistan diye birĢey yapmıĢlarsa da o da barınmamıĢtır. Bunun sebebi, hiçbir zaman
Ermenilerin bir sahada yoğun olarak bulunamama-larındandır.
"Selçûkîler Ermenistan'ı Bizanslılardan aldıktan sonra Malazgirt muharebesini de
kazanarak Bizans idaresini bu havaliden ebedî olarak atmıĢlardır. ĠĢte, XI. asırdan beri
fasılasız olarak Türk hâkimiyeti yeniden., teessüs etmiĢtir. Harb-i Umumi'de Ermenistan
istiklalini ilk evvel hükümetimiz tanımıĢ ve Ermeni hükümetini kabul etmiĢtir. Mütarekede
Ġngilizlerin tehdidi ile Kars havalisinden birliklerimiz çekilmiĢ, Ermeniler gelmiĢtir; fakat,
buraları Türk ve bir kısmı da Kürtlerle meskun olduğundan Ermeniler idare edemiyor,
hâkim olmak için mütemadi katliam yapıyorlar. Her gün "Sivas'a kadar gideceğiz!' diye
bağınĢıp duruyorlar. Güney hudutlarımızdan da Fransız himayesiyle yapmadıklarım
bırakmıyorlar. Ermenilerin kuvveti bugünkü bulundukları sahada bile hâkim olmaya
müsait değilken, 28 Mayıs 1919'da Erivan hükümeti Doğu vilayetlerimizi de ilhakla
büyük bir Ermenistanın istiklalini ilan etti. "Ermeniler bugün bir politika aletidir, iyi
düĢünmüyorlar veya TaĢnak komiteleri halkı düĢünmeye bırakmıyor. Almak istedikleri
yerlerdeki Türk halkı silahlı bekliyor, neticede Ermeniler için felaket büyük olacaktır.
Bizimle düĢmanlıktan vazgeçsinler ve Ģu veya bu devletin politikasına alet olmayarak
bizimle anlaĢsınlar".Bu izahatı Ģifahen vermekle beraber, yazarak verdiğim raporun
nihayetine de Ģunu ilave ettim:
"Devam eden Ģu beĢ ay zarfında hududun öte tarafından kaçıp gelenlerden ve
gerekse birçok biçarelerin feryadından anladım ki; Ermeni milletinin içerisinde kök
tutmuĢ çeteciler, kesip yakmakta hâlâ ber-devam-dırlar ve bunların bu cinayetlerini
tasvip ve fakat beĢeriyetin gözüne aksini göstermek için her tarafta kuvvetli fikir
yayanları da vardır; fakat, itikadımca komitecileri aralarından defetmedikçe ve siyasi
entrikalardan uzaklaĢmadıkça Ermeni milleti, ne kendisi ve ne de aralarında yaĢayanlar
rahat ve emniyet görmeyecektir.
"Bundan dolayı, o milletin tanıdığım masum insanlarına karĢı da bir Ģefkat
hissiyle acımaktan kendimi alamıyorum; fakat, bir âdil elin dünyanın o kösesinde dahi
saadetler uyandıracağını düĢünmekle müsterih bulunuyorum" .Amerikan heyetini akĢam
Kars kapısında teĢyi ettik. Büyük memnuniyetle ayrıldılar. Gördüğüm ruhi hal Ģu idi ki,
Amerikalılar Türk-Ermeni davasına hiçbir suretle karıĢmayacaklardır. Bu gün, en çetin
bir muharebe günü kadar yoruldum; fakat, kazandığımız zaferi pek büyük gördüm.
ġehre döndüğümüzde, belediye reisi Zakir Efendi dedi ki: "Harbord bana birĢey sordu,
ben de bir-Ģey söyledim. Ne dersin? Harbord: 'Erzurum'da Ermeniler Türklerden fazla
imiĢ, Ģimdi hiç Ermeni kalmamıĢ!' Belediye reisi: "Anam mezarlıklar burada; Erzurum'un
ölüsü de Türk, dirisi de!" Tahsil görmemiĢ Zakir Efendi'nin bu cevabım çok takdir ettim.
Amerikan generali Harbord'un Erzurum'a geliĢi16
25 Eylül'de öğleden evvel general Harbord riyasetindeki Amerikan heyeti
Erzurum'a geleceklerdi. Bu heyet, geceyi kasabalarda geçirmeyerek hariçte, açıkta,
seyyar karyolalarında geçiriyorlarmıĢ, yanlarında fotoğraf ve sinema makinalan da
varmıĢ. Dün akĢam Mama-hatun'dan geçmiĢlerdi. Bir haftadan beri hazırlığımız bitmiĢti.
Mükemmel taklar, çadırlar, allı yeĢilli bayraklar uzaklardan farkolunuyordu. Bütün halk
atlı, arabalı, yaya bu geniĢ meydanlığa toplanmıĢ ve toplanıyorlardı. Birlikler, mektepler,
iki bando, millî muzıkalar etrafa büyük bir gurur ve sürür dağıtıyordu. Kolordu'ca terkip
olunan merasim programı Kolordu matbaasında basılmıĢ ve dağıtılmıĢtı.
Program
General Harbord Cenapları'mn riyasetindeki
Amerika heyet-i muhteremesinin istikbal
programıdır
1. Ġstanbul kapısı haricinde, tayyare hangarı civarında ihzar edilen çadırlarda
kolordu kumandanı PaĢa Hazretleri tarafından çay ziyafeti, bu esnada gürbüzler (Ģehit
yavruları) tarafından Ģarkılar, idman oyunları ve muzıka;
2. Cirit ve at oyunları;
3. Futbol;
4. Millî oyunlar ve pehlivan güreĢleri,
5- Avdet;
6. Öğle yemeği kolordu gazinosunda.
Ben otomobille heyeti Gez köyünde karĢıladım. Birlikte merasim yerine geldik.. Heyet
3'ü general olmak üzere 17 kiĢi, 13 de Ģoför, fotoğrafçı, sinemacı gibi mai-yyet var.
Harbord heyetine bu muazzam manzaranın iyi tesir ettiği görülüyordu. Fotoğraflar
alınıyor, sinema iĢliyor. ġehit yavruları tarafından münasip birkaç sözle buket verildi.
Mektepler de ayn ayrı bu merasimi yaptılar. Halk tarafından tesirli nutuklar söylendi.
Bütün sözler, buraların hâkimi biz Türkleriz; asırlardan beri böyle idi ve nihayete kadar
da böyle olacaktır. Çadırlara dönülecek yerdeki tak'ın yanında gördükleri bir manzara
kendileri için can yakıcı idi. Ġki Erzurum genci, ortalarında büyük bir levha tutmuĢlardı:
"Wilson prensipleri madde 14", Bu Türkçe (yazı) kendilerine izah edilince teessürleri
hissolunuyordu. Levha kendilerine hediye edilecekti. Görülen bu Ģeylerin fotoğraf ve
sinemaları almıyor ve Amerika'da bu varlığı ve bu levhayı göstererek lehimize
çalıĢacaklarını söylüyorlardı. Çadırlara geldik, burada yüzlerce hanımın da bulunmasına
pek ziyade hayret ettiler. Harbord bana dedi ki:
"Mühim bir varlık görüyoruz, fakat itiraf edeyim ki Türkiye'de gördüğümüz bu ilk
manzaradır. Ġçinde bulunduğunuz felakete rağmen Türkler uykuda kanaatiyle dolaĢıyorduk. Mıntıkanızda gördüğümüz manzaralar bizi hayrete düĢürdü. Milli merkeziniz
olan Sivas bile uyuyor".
Ben bu sözleri hayretle dinledim. Mühim bir heyet, Ģüphe yok ki milli kuvvetimizi
görerek, Amerika namına ve belki de cihan namına bir kararla sonuçlanacak bir kanaate
sahip olarak dolaĢıyorlardı. Ne kuvvetimiz varsa neden göstermiyördük. Hiç olmazsa bir
halk kalabalığı vebir halk feryadı... Generale cevap vermiĢ olmak için dedim ki: "General
hazretleri bu mıntıkanın bir Ermenistan meselesi karĢısında davası var. Halkımız, bu
dünyada yalnız Amerikalıların verdiği sözde durduğunu bildiği için, reisiniz VVilson'un
sözü üzerine hakkını silahla müdafaadan vazgeçmiĢti; fakat, onun da suya düĢtüğünü
gördüğün-dendir ki yediden yetmiĢe kadar harekete gelmiĢlerdir. Bu millete tahakküm
olunur mu? Size bunu gösteriyorlar. Ġhtimal geri mıntıkalar buna ihtiyaç duymamıĢtır".
Harbord muhtelif sahalardaki hareketleri gördükçe hayret ediyordu. Dedi ki:
"Hudut üzerinde, dağlar arasında böyle bir varlığı hatırımıza bile getirmemiĢtik. Bu
büyük bir kuvvet". Amerikalılar birbirleriyle Ġngilizce görüĢüyorlar, biri diğerine gördüğü
daha canlı hareketi göstererek hiçbir hareketi kaçırmaya çalıĢıyorlardı. Çayları içtik,
pastaları yedik. Her hareketi kendi sahasında görmek için muhtelif öbekleri dolaĢtık. Laz
oyunu, Erzurum oyunu, pehlivanlar, cirit kendilerini ziyade alakadar ediyordu. Lisan bilir
subaylar bütün aralarındaki konuĢmaları dinliyorlardı. Hepsi hayretle, "Biz Türkleri Türkiye seyahatinde dahi tanıyamamıĢız, bu müthiĢ bir kuvvettir, hanımlar bir yere
çıkmazken, Amerikalılar sinemaları görsün de inansın!" gibi takdirkârâne konuĢmalar.
Buradan otomobillerle Ģehrin asırlık Türk âbidelerini dolaĢtık. Yakutiye medresesi, Çifte
Minareler, iç kale ve saat kulesi, Ermenilerin yakıp yıktığı yerler, canlı bir müze gibi
muhafaza olunan, içinde yanmıĢ insanlarıyla karĢılıklı büyük konaklar.... Türk Ocağı ve
Ermeni mezâlimi hakkında canlı levhalar görüldü.
Yemeği kolordu gazinosunda yedik. Pek mükemmel süslenen gazinoda Türk ve
Amerika bayraklarının çapraz vaziyetlerinden memnun oldular. Amerika'ya
geldiğimiztakdirde aynı tarzdaki bayraklar altında ziyafetler va'de-diyorlardı. Yemekler,
hoĢlanacakları Ģeylerdi. Piyano, keman, flütten ibaret, subay arkadaĢlardan oluĢan bir
ahenk yemek müddetince büyük takdirlerini çekiyordu. Yemekte bir aralık Harbord yine
ilk sözünü kulağıma söyledi: "Bu varlığı memleketinizde, baĢka bir yerde görmedik.
Temenni ederim ki bulunsun da, biz görmüĢ olmayalım; fakat, General'im, bunda sizin
Ģahsiyetiniz görülüyor. Maahâzâ hudut bölgesinde gördüklerimiz ve bir Avrupâî sofrada
yemek yemek bizde tasavvurumuzun üstünde bir tesir yaptı. Sizi tebrik ederim." dedi.
"Sizin etrafınızdaki subayları en medeni ojrdu subaylarından farklı mı
buluyorsunuz? Gördüğünüz halk, asker ve subay heyeti her yerde tabii aynıdır. Yarın
Ermeniler arasına gireceksiniz. Mukayeseye medar olmak için burada tezahürat
görüyorsunuz, diğer bölgeler ihtiyaç görmemiĢ olacaklar". Sofrada her Amerikalı yanında, kendileri kadar Ģık ve lisan bilir bir zabit bulunuyor. Karargâhın öteden beri âdetince
yemekte baĢ açık, temiz tuvaletli bulunulur. Yemekten sonra hükümeti ziyarete gittik.
Vali ReĢid PaĢa'dan bazı ihzari malumat sorduktan sonra general Harbord Ģöyle dedi:
"Amerika, sermayesiyle Türkiye'ye yardım etmek ister. Bunu iyi kabul edeceğinizi
Ģimdiye kadar görüĢtüğümüz ricalinizden ve halkınızdan anladık; fakat, bu sermayeyi
korumak için bir miktar da asker getirmek ister". Cevap verdim: "Sermayenizi getirmekle
siz de, Türk milleti de menfaat görür. Bunun için bunun "manası vardır; fakat asker ne
olacak? Bunun sizce manası nedir?" Harbord: "Sermayenin hîn-i hacette her hale karĢı
muhafazası için münasip miktar asker"."Sermayenizi Türklerin yağma etmesinden mi
korkuyorsunuz, yoksa haricî bir. devletin taarruzundan mı? Eğer Türklerden
korkuyorsanız bu büyük haksızlık ve bizi hiç tanımamaktır. Türk her zaman sözünde
durmuĢtur. Maatteessüf bize verilen sözde duranlar azdır. Bundan biz Ģimdiye kadar
çok kaybettik. Bundan baĢka, Türklerin yağmasını tasavvur ediyorsanız, getireceğiniz
kuvvetlerin daha evvel, ellerinden silahlarının alınacağını da düĢünün. Türk'ün tarihine
bakın! Türk'e tahakküm olmuĢ mudur? Asırlarca müstakil yaĢamıĢ bir millete askerle
hâkim olmak mümkün müdür? Mesela, Ģu bulunduğunuz Erzurum'a hâkim olabilmeniz
için, en az üçyüzbin süngü lazımdır. Siz sermayenin kazancıyla asker mi
besleyeceksiniz. Bu, Türkiye'yi istila demektir ki, buna milyonlar ordusu lazımdır. Ve
bunun için çok büyük kanlar akar. Siz Türk sözüne itimat edin, Türkler nazarında
Amerikalıların insaniyette en ileri gitmiĢ bir kavim olduğunu tecelli ettirin. Hürriyet ve
istiklalimizi alacak sermaye bizim için ateĢtir".
Harbord: "Hissiyatınızı tebcil ederim, kat'iyyen tasarlanmıĢ birĢey ifade etmedim.
Memleketinizin saadetini arzu ederim. Maksadım, Amerika'da maruz kalabileceğim
sualler hakkında fikir almaktır. Amerika sermayesinin Türkiye'ye yardımı için lazımı gibi
çalıĢacağım".Vilayetten sonra gezilecek diğer bazı yerleri de dolaĢtık. Generallerden biri
tabya ve kıĢlaların çokluğunu göstererek, "Bunlar yerine mektep ve fabrika yapsa idiniz,
Ģimdi memleketiniz böyle fakir değil, bizimki gibi zengin olurdu." dedi. "Generalim, bu
gördüklerin olmasa idi burada bugün Türk mevcudiyeti kalmazdı. Asırlarca vahĢi çarların vahĢi sürülerine karĢı bu tabyalara sığınarak varlığı-rnızı muhafaza için bunları
azaltmaya değil, çoğaltmaya bile mecbur kalmaklığırmz muhtemeldir. Bununla beraber
tabya adedince mekteplerimiz de vardı. VahĢi eller onları gördüğünüz harabelere
çevirdi." diyerek cevap verdim. General yaptığı hataya piĢman oldu. Özür diledi ve
milletimizin bundan sonra refahını temenni etti.
Heyet akĢam hareketle, geceyi Erzurum'la Hasanka-le arasında geçirecekti.
Birkaç saat istirahat ettiler, kendilerine Ermeni mezâlimi hakkındaki vesikaları verdim.
Yanlarında Ġngilizce Türk tercümanı, kendilerine tercüme edecektir. Heyeti Kars
kapısında bir müfreze ile yolcu ettik. Pek büyük bir memnuniyetle ayrıldılar. Belediye
reisi okumamıĢ gibi bir adamdır; fakat, Harbord'un sualine gayet güzel bir cevap vermiĢ.
Harbord, "Erzurum'da Ermeniler Türklerden fazla imiĢ; Ģimdi hiç Ermeni kalmamıĢ."
deyince, belediye reisi Zâkir Efendi, "ĠĢte mezarlıklar burada Erzurum(un) ölüsü de Türk,
dirisi de!" demiĢ. Amerika heyetinden benim temin etmek istediğim bir madde idi.
Hallerinden onu da temin ettiğimi ümit ediyorum: "Ermenilere yumruk vururken
tarafsızlıklarını kazanmak". Harbord, Erivan'da Ģu sözleri söylemiĢ: "Paris'e murahhas
göndereceğinize Erzurum'a gönderin de Türklerle anlaĢsın; aksi halde iĢiniz haraptır."
Bunu Gümrü'de sulh müzakeresinde, Ermeni heyeti reisi Hatisyan pek büyük bir
teessürle söyledi.
Dr. Rıza Nur da, Harbord heyeti ve Ermeni meselesi ile ilgili olarak Ģunları
yazmaktadır:17"Harbord'a ait bana Erzurum'da bir menkıbe söylediler- Erzurum'un
etrafında geniĢ ve birçok mezarlıklar var. Harbord'u gezdiriyorlarmıĢ. Arabada, yanında
Erzurum belediye reisi varmıĢ. Harbord "Bunlar ne kadar çok!" demiĢ. Belediye reisi
zeki ve ince adammıĢ. "Bunlar Türk mezarlığıdır. ġimdi size Ermeni mezarlığını da
göstereyim." (diyerek) götürmüĢ küçük bir yere. Generale demiĢ ki: "ĠĢte, tarihî ve maddi
Ģahit: Bunlar asırlardan beri mevcut mezarlıklar. Türklerinki ne kadar, Er-menilerinki ne
kadar? ġimdi ben söylemeyeyim, siz hükmedin! Bu memleketin asırlardan beri Türk'ü
mü çökmüĢ Ermeni'si mi? Bu memleket hangi millete aittir?" General tereddütsüz
"Türk'ün!" demiĢ.
"Bu heyet Amerikalılara Anadolu'da bir Ermenistan ve Ermeni olmadığını,
buralarda bir Ermenistan yapmak haksız olduğu gibi mümkün de olmadığını söylemiĢtir.
Bunlar neticesindedir ki, Amerika Türkiye'de bir Ermenistan teĢkil ve himaye etmekten
vazgeçmiĢtir. Halbuki bu, Merzifon ve Ģâir Amerikan kolejlerinde okuyup, Protestan ve
bunlardan da papaz olan Ermeniler yıllardan beri Amerika'da gayretli ve hummalı bir
poraganda yapıyorlardı. Ermenilerin mazlum, istiklale layık olduğunu, Anadolu'nun eski
asırlardan beri kendi öz yurtlan bulunduğunu, Türk(ün) zalim olup mezhep (din) hürriyeti
vermediklerini, Müslümanlığın hristiyanlan kesmeyi sevap say-dığı(nı), Türklerin
Ermenileri katliam yaptıklarını söylüyorlardı. Zamanla bunlar yer tutmuĢ, sahih
zannedilmiĢ; Amerikalılarda Erminilere karĢı büyük bir teveccüh hâsü olmuĢtu. Hatta
Harb-i Umumi'de Ermeni katliamı diye ilk yaygarayı koparanlar yine bu Ermeni
Protestan papazları idi. O vakit Amerika, Ġngiltere ve Fransa'da bu hususta aleyhimize
yüzlerce risale ve makale neĢredildi.
BunlarınHarbord'a Verilen Raporlar hepsi de bu papazların raporuna istinaden
yazılıyordu, Yine bu sayede idi ki, mütareke olur olmaz Kayseri'de, Merzifon'da,
Erzurum'da dârüleytamlar, hastahaneler açtılar. Ermeni çocuklarını, hastalarını
topladılar, baktılar. Bütün Ermenilere yiyecek, elbise ve çamaĢır dağıttılar. Yani
Amerikalılar Ermenilere milyonlar sarfettiler. Tuhaftır, Kars'a bizim askerin gideceği
zaman, Ermeniler oradaki Amerikan heyet ve doktorlarını öldürmek istediler. Bizim ordu
yetiĢip kurtarmıĢtır. Ölümden kurtulan bu heyet bunu imzası altında neĢretti. Tabii bütün
bunlar Ermeni aleyhine, Türk lehine tesir yapıyor. Dünyada herĢeyin hakikati bu 1 gün
olur meydana çıkar nihayet! Kaç yıl var ki, Amerikalılar da Ermenileri ve hakikati
anladılar. Artık Ermenileri eskisi gibi himaye etmiyorlar. TaĢnaklar artık Amerika'da para
topla(ya)mıyorlar".
General Harbord'a Ermeni mezâlimine iliĢkin bir rapor takdim eden, 1. TBMM
Kars milletvekili Fahreddin Erdoğan da, general Harbord heyetinin Erzurum'a geliĢi ve
buradaki çalıĢmalarıyla ilgili olarak Ģunları anlatmaktadır:
ERMENĠSTAN TEġKĠLĠ HAKKINDA ĠNCELEME YAPMAK ĠÇĠN GELEN
AMERĠKA HEYETĠ
"Amerika'daki Ermeniler, Büyük Ermenistan'ın kurulması için durmadan çalıĢırlar;
her gün Amerikan gazetelerinde sütunlar dolu(su) yazılar yazdırıyorlardı, iddia ettikleri,
Kilikya'dan Maverâ-yı Kafkasya'ya kadarolan sahada Ermeni arazilerini ve mevcut
Ermeni nüfusunu görmek ve incelemek için altmıĢ kiĢilik bir Amerikan heyeti, general
Harbord'un idaresinde Mersin'e çıkıyorlar. Her Ģehre uğrayarak'incelemeler yapıyorlardı.
Erzurum'a geldikleri günü, haber alan Erzurum belediyesi, Ġstanbul kapısı dıĢında
karĢılamak için hazırlıklara baĢladı. Bütün halk, en küçüğünden en büyüğüne kadar
buraya toplanmıĢlar, davullar çalıyor, milli oyunlar oynanıyordu. Kırmızı ipek bir kumaĢ
üzerine, Vilson prensiplerinin 12. maddesi yazılmıĢtı ve sekizer yaĢındaki iki kız çocuğu
bunu ellerinde tutuyorlardı. O gün beklenilen altmıĢ kiĢilik heyet otomobil ve
kamyonlarla çıkageldiler. Bunları karĢılayan Erzurum valisi ReĢid PaĢa ve belediye reisi
Zâkir Bey, Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti namına Hoca Raif Efendi, Cevad Dursunoğlu ve
Süleyman Necati Beyler, hoĢgeldinizde bulundular, Süleyman Necati Bey çok etkili bir
nutuk verdi. Mini mini o iki Türk yavrucuğunun ellerindeki, üzerine büyük harflerle Vilson
prensibinin 12, maddesi yazılı kırmızı ipeği general Harbord bizzat eli ile aldı, dürdü ve
koynuna koydu. Konuklar Ģehre gelerek, belediyenin hazırlattığı özel binalarına geldiler.
"Harbord'un yanında, Vanlı Manuk adında bir Ermeni tercümanı vardı. Her
söylenen Türkçe sözleri hem tercüme ediyor hem de gülüyordu. Ben de, yukarı bahislerde zikrettiğim, Ermeni mezalimine ait 36 sayfalık bir rapor ve bir de buna bağlı bir
muhtıra hazırladım. Ce-nûb-ı Garbı (Güneybatı) Kafkasya Cumhuriyeti adına dört kiĢilik
bir heyetimle vilayet konağına gittim. Tercüman Manuk Efendi'nin tavr u hareketi ve
tercümelerinden Ģüphe ettiğim için, Kâzım Karabekir PaĢa'ya rica ederek, iyi Ġngilizce
bilen ve kendi karargâh subavlarından Edib Bey'i alıp beraberimde vilayet konağına
götürdüm. "Benimle beraber gelen heyet arkadaĢlarım Ģunlardı: Kağızmanlı gazoz
fabrikası sahibi Musa, Arda hanlı HamĢizâde Rasim, SankamıĢlı Bekir Beyler ve heyet
reisi de benim. Bizden evvel vilayet konağına generali ziyarete gelen Vali ReĢit PaĢa,
biz girince, ayağa kalkarak bizi generale takdim etti. Uzun boylu, iri vücutlu, saçları ak
olan general derhal ayağa kalktı, herbirimizin ayrı ayrı ellerini sıktı. Heyet reisi olmak
itibari ile ilk söze ben baĢlayınca, Manuk Efendi tercüme etmeye kalkıĢtı; generale rica
ettim, "Bizim söyleyeceklerimizi Manuk Efendi size doğru olarak tercüme etmeyecektir,
bunun için özel bir tercüman getirdim/' dedim. General bunu uygun bulup kabul etti.
Manuk Efendi'ye iĢaret etti, o gidip yerine oturdu. Edip Bey sözlerimi tercüme etmeye
baĢladı. Muhtırada yazılı olan maddelerin ruhlarını kısa bir Ģekilde ifade ederek,
"Dünyaya adalet dağıtacağını i-lan eden Amerika devlet-i fahîmesinin muhterem
heyetinin geldiğini haber aldığımızda, sekiz gün oluyor ki dağlardan kaçarak heyet-i
âliyenize kavuĢtuk. Rus ordusunun çekilmesinden sonra Kafkasya'da kurulan u-fak
devletler sırasında; Vilson prensiplerine dayanarak biz, Elviye-i Selâse Türk halkı
Cenûb-ı Garbî (Güneybatı) Kafkasya hükümetimizi kurduk. Ermeni TaĢnak komitesinin
halkımıza yapmıĢ olduğu kanlı mezalime ait 36 sayfalık raporumuzu sunuyorum. Tüyler
ürpertici bu zulme kurban edilen kadm ve çocuklarımızın birçoğunun cenazeleri daha
toplanmamıĢ, topraklar üzerinde yatıyorlar. Yol boyu gittiğinizde, kuru toprak üzerinde,
güneĢin altında sefil, periĢan bir halde Elviye-i Sölâse muhacirlerimizi de göreceksiniz
ve acıyacaksınız; 1917'de yaptıkları yetmiyormuĢ gibi Ģimdi de Ġngilizler askerî kuvvetle
hükümetimizi dağıttıktan sonra, Kars'agetirdikleri Ermeni çeteleri aynı mezalimi tekrar
etmektedirler. Halkın bütün hayvanlarını, yiyecek ve eĢyalarını ellerinden aldıktan sonra,
kendilerini de katlediyorlar. Bu zulme niheyet verilmesi için Amerika devletinin adalet ve
merhametine dayanarak bu muhhra ve mezalim raporunu takdim ediyorum, kabulünü
rica ederim, sağ olun büyük general!" dedim ve raporu vermek için uzatınca, general
"Hay hay kabul ediyorum!" deyip raporu aldı, koynuna koydu ve "Bunları Amerika'da
neĢrettireceğim." diye söz verdi. Ellerimizi sıktı, ayrıldık. KonuĢmalarımızı dinleyen
Manuk Efendi, için için gülerek, "Bu sözleri beyhude söylüyorsunuz; Amerikalılar
bildiğini yapar!" diyordu.
"General Kilikya'dan çıkarak Erzurum, Kars, Revan ve Nahcıvan bölgelerini
gezerek, Amerika'ya avdetinde, hazırladığı Ermenistan hakkındaki raporunu reisicumhur Vilson'a takdim ederek, "Büyük Ermenistan'ı gezdim, fakat içinde bir Ermeni
görmedim." demiĢ ve benim verdiğim 36 sayfalık mezalim raporunu da o tarihlerdeki
Amerikan gazetelerinde ilan etmiĢti; nasıl ilan etmesin ki, Erzurum belediye reisi Zakir
Efendi generalin önüne düĢmüĢ ve general, Erzurum halkını Ermenilerin damlara
doldurup da yaktıklarını, hâlâ mevcut bulunan yanık cesetleri bizzat gözleriyle
görmüĢtü".
Kâzım Karabekir PaĢa tarafından AMERĠKAN HEYETĠNE VERĠLEN RAPOR
Harbord heyetine verilen mezâlim ve entrika raporu aynen aĢağıdadır. Ermenilerin
zulüm ve vahĢetlerinin mütarekeden beri ne halde olduğunu gösterir. 25 Eylül 1335'te
Amerika heyetine verilen rapor
ingilizler bidâyet-i mütarekede, mütareke ahkâmına riayet etmemiĢler; bizi pek
çok sıkıntıya maruz bırakmıĢlardır. Mütareke ahkâmına itaatla elviye-i selâseden
ordumuz çekilirken, Gümrii, Kars, Ahısha, Ardahan, Nahcivan, Batum mevkiinde
ordumuz için mubayaa ve tedarik ettiğimiz külliyetli erzak, melbûsât, eĢya ve bilhassa
malzeme-i sıhhiye ve edviyeyi nakle imkan bırakmamıĢlar ve müsadere etmiĢlerdir. Bu
husus ordumuzu ve dolayısıyla memleketimizi büyük bir ihtiyaç içinde bırakmıĢtır.
Ordunun erzakını bırakarak dahilden yeniden mubayaada bulunması milleti büyük
sefalete maruz bırakmıĢ, birçok ahali açlıktan ölmüĢ, tohumluklarını da yiyeceklerine
sarfa mecbur bırakarak bu sene için dahi memleketimiz halkını büyük mahrumiyetlere
maruz bırakmıĢtır. Batum'dan terhis ettiğimiz ordunun silahları yine Batum'da
depolanarak vaz'edilmiĢ, muhafazasına zabit ve asker bırakılmıĢtı. Buradaki silahlar kamilen alınarak Ermenilere, Rumlara, Ruslara verilmiĢtir. Batum'da Azerbaycan
hükümetinden mubayaa ettiğimiz gaz, benzin, mazot gibi Ģeylere vaz'-ı yed etmiĢler,
kıtaatımızın getirdiği erzakları dahi vagonlarıyla müsadere etmiĢlerdir.
Ġngilizler rastgele bahaneler icat ederek Osmanlı za-bitanım tahkir etmiĢlerdir.
Azerbaycan mıntıkasmdaki ordumuz kumandanı Nuri PaĢa'yı, beĢinci fırka kumandanımız Mürsel Bey'i, onikinci fırka kumandanımız miralay Ali Rıfat Bey'i mücib-i töhmet
hiçbir Ģeyleri olmadığı halde hapsetmiĢler ve büyük bir kumanda mevkiinde olduklarını
nazar-ı itibara almayarak izzet-i nefis ki-racak muamelelere maruz bırakmıĢlar ve hiçbir
hakk-ı kanunîye müstenit olmayarak bunları Batum'da Ġngiliz divan-ı harbinde
muhakeme etmiĢler ve muhâkemeten bir cürüm sabit olmadığı halde Kars'ta kazara
yanan tel-siz-telgraf istasyonu meselesinden dolayı Ali Rıfat Bey'i yedibin küsur lira
tazminat akçesine mahkum etmiĢlerdir.
Mütarekeyi müteakip ordu-yı Osmâni terhis edildikten sonra elde kalan efradı da
Ġngilizler firara teĢvik ettiler. Bunun için de pek çok propaganda yaptılar ve firar eden
ġamlı Nuri isminde bîrini ingiliz yüzbaĢısı Fa-rel kendi yanına aldı. Erzurum'a gelirken
birlikte getirerek, firar eden askerleri Ġngilizlerin himaye ettiğini göstermek istedi. Bir
taraftan da bu gibi efrada casusluk yaptırıldı. Bilahare merkum Nuri'yi Erzurum,
Hasanka-le, Horasan ve hudutta bulunan kıtaatımız önünden geçirerek Kars'a
götürdüler, Osmanlılar Ġrak'tan çekildikten sonra Ġngilizler Zahu'ya kadar Musul vilayetini
iĢgal ederek bu mıntıkaya hâkim olmuĢlar ve o tarihten itibaren aĢâir (aĢiretler) arasında
propagandalar yapmaya, istiklâliyet fikirleri uyandırmaya çalıĢmıĢlar, bu suretle
Süleymaniye'den Van'a kadar olan aĢâirin hükümet-i Osmaniye'ye merbûtiyetini
kırmaya çalıĢmıĢlardır. Ru-miye, Hoy ve Van ve Cizre mıntıkalarında bir Kürt cereyanı
hâsıl etmek, yek-diğerinden ayrılmaz iki müslü-man kardeĢ arasına nifak sokmak
istemiĢler, ġemdinanlı Seyyid Tâhâ'yı iğfal ederek bu fikirlerine alet etmiĢlerdir.
Seyyid Tâhâ'yı para ile, rütbe ile, teĢkil edecekleri hükümete riyaset va'diyle iğfal
etmiĢler, evvela Revan-diz'e, sonra Musul'a davet etmiĢlerdir. Seyyid Tâhâ'ya ve
ġemdinan halkına Ġngilizler para -rivayete nazaranyirmialhbin lira altın akçe-, bir miktar
top ve cephane, silah vermiĢler; bu suretle ġemdinan'a iade etmiĢlerdir. Bir taraftan da
Ġranlı Simkö Ağa denilen aĢiret reisini para ve Ģâir ile elde ederek Seyyid Tâhâ ile itilaf
ettirmeye gayret ettiler. Rumiye, Hoy taraflarında dahi maksatlarının hâsıl olmasına
çalıĢtılar. Seyyid Tâhâ Musul'dan avdet ettikten sonra Rumiye'ye, Simko Ağa nezdine
giderek itilafı temin ile. Ġngilizler tarafından verilen top, silah, cephaneyi ve iki tayyareyi
getirmek için 500 deve Revandiz'e gönderilmiĢ olduğu haber alındı. 21 Haziran 1335'te
üç Ġngiliz zabiti Seyyid Tâhâ ile Simko'nun nezdine giderek müzakeratta bulunmuĢlar.
Ve Seyyid Tâhâ ile olan itilafı temin etmiĢler. Revandiz hâkim-i siyasisi Peyi, Seyyid
Tâhâ ile ġemdinan kazası dahilinde Mazir köyüne gelerek, ġemdinan kazası
kaymakamı Mehmed Efendi'ye ġemdinan ve havalisinin ingiliz himayesine verildiğini ve
buradaki memurlarla Osmanlı asker ve jandarmasının hemen kazayı tahliye ederek
Van'a gitmelerini teklif etmiĢlerdir. Bu teklife oradaki memurlar cevab-ı red vermiĢler.
Peyi, Rumiye tarafına gitmiĢ ve avdetinde ġemdinan'ı tahliye etmelerini tekrar ġemdinan jandarma zabitine yazmıĢtır. Peyl'in yazdığı mektupta âtideki cümleler de
bulunmaktadır:
"Mektubuma cevabınızı aldım. Son derece hayrette kaldım. Nasıl olur da siz
resmî yalan söylüyorsunuz. Kat'iyyen Mehmed Efendi ġemdinan kaymakamı hasta
değil, sizin orada bulunmanız icap etmez, son defa olarak size yazıyorum. Gidin... Ve
illâ, nezaketten hariç size karĢı harekette bulunmaya mecbur olacağım".
Ġngilizler bu suretle her tarafta siyasi propagandadabulunmuĢlar, hükümet-i
Osmaniye aleyhinde para ile isyan tertibine çalıĢmıĢlardır. Mütarekeyi müteakip l
Kânun-ı Sâni 1335 tarihinde Osmanlı askerinin Kars, SarıkamıĢ, Ardahan ve Kağızırıan
mıntıkalarından çekilmesi üzerine, bu havalinin ekseriyet-i azîmesini teĢkil e-den
Ġslâmlar, Kars'ta bir Milli ġûra vücuda getirdiler. Bu suretle bu havaliyi idareye
baĢladılar. ġûra, Ģayan-ı takdir bir surette mezkur mıntıkayı idare ile emniyet-asayi-Ģi
muhafaza ettiler. ġûrâ'nm idaresi zamanında bu mıntıkada fena hiçbir hadise zuhur
etmedi. Sükunet ve asayiĢ her suretle mükemmeldi. Osmanlı askeri çekildiği sırada
ingiliz askeri de Kars'a gelmiĢ, ingiliz mümessili ġûrâ'yı kabul ve tasdik ile bunların
idaresinden izhar-ı memnuniyet etti. Sükun ve asayiĢi muhafazada gösterdikleri liyakati
takdir ettiler. Fakat az zaman sonra Ġngilizler getirdikleri kıtaatla ansızın Nisan 1335'te
ġûrâ'yı basarak azalarını dağıttılar. Ve bir kısmını hapis ve nefy ettiler. Ġdareyi kendi
ellerine aldılar.
Ve Ġslamların haberi olmadan bir gece Gümrü'den Kars'a Ermeni askeri getirdiler.
Ġngiliz nüfuzuyla Kars'ta Ermeni kuvvetini tezyîd ederek, idareyi Ermenilere teslim ettiler.
Ermeniler bu suretle Ġngiliz nüfuzuyla bu mmtakanın her tarafına yerleĢtikten sonra
Ġslâmları imha ederek nüfusça ekseriyet temin etmeye, bu suretle birçok mezalim ve
fecâyi' icrasına baĢladılar. Bu sebeple bu havalide asayiĢ bozuldu. Her gün yüzlerce,
binlerce Ġslârnın kanı akıtılmaya baĢlandı.
Ġngilizlerin yardım ve himayeleri Ermenileri Ģımarttı. Ermenilerin Ġslâmlar
hakındaki mezâlimini arttırdı. Ermeniler SarıkamıĢ, Kağızman ve Ardahan'ı hep Ġngilizlerden teslim aldılar. Ġngilizlerin müfuzuyla bu mıntıkaya yerleĢtiler. Ġngilizler birkaç
defalar Oltu ġûrası1 naOltu havalisinin de Ermenilere verildiğini tebliğ etti. Ġngiliz zabitleri
gidip Oltu ġûrası ile görüĢerek kabul etmelerini teklif ve ısrar eylediler. Oltu ġûrası Kars,
Kağızman, Ġğdır, Ardahan tarafında yapılan mezâlimi görerek Ġngilizlere mümâĢatta
bulunmadı. Ermenilerin yaptıkları mezâlimi anlatarak Ermenileri kabul etmedi. Ermeniler
birkaç defalar top, makinalı tüfek ile Oltu ve Bardiz üzerine taarruz ve tecavüzde
bulundular ve birçok köyleri tahrip ve ahalisinden çoğunu gerek muharebe esnasında ve
gerek der-dest ederek kati ve ifna eyle-dilerse de, Ģimdiye kadar da bir muvaffakiyet
elde edemediler. Maamafih taarruzlarına hâlâ devam eyledikleri iĢitilmektedir.
Ġngilizler, Ermenilerin mezaliminden korkarak dağlara iltica eden Müslümanların
Ermenilere teslim olmalarına çalıĢmıĢlardır. Bu maksat için l.VIL1335'te Kars Milli ġûrası
azasından Ahmed Efendi nammda birisiyle görüĢmek için bir Ġngiliz zabiti, refakatına iki
Ermeni zabiti alarak Kumru dağına gitmiĢ ve mûmâ-ileyh ile görüĢmüĢler, on güne
kadar behemehal Ermenilere teslim olmalarını teklif etmiĢlerdir. 5.DC1335 günü ile Ġngiliz zabiti Kars Milli ġûrası azasından Ahmed Bey ile iki Ermeni zabiti ve beraberlerinde
sekiz jandarması olduğu halde, Bardiz tarafındaki aĢiret reisi Eyüp Paso ile görüĢerek
Ermenilere mutavaat eylemeyi teklif etmiĢler ve Ġngiliz hükümetiyle uğraĢma(mn) mühim
bir mesele olduğunu, pek büyük cezalara duçar edileceğini bildirerek tehdit etmiĢlerdir.
Üç güne kadar cevap vermek üzere mühlet vermiĢler, mutavaat ettiği takdirde birçok
para vereceklerini de bildirmiĢlerdir. 31.VII.1335 günü Ġngiliz zabiti Bonfon, maiyyetinde
dört nefer ve bir Ermeni zabiti Ahmed Robenson isminde evvelce Osmanlıordusunda
hizmet etmiĢ bir tercümanla Oltu'ya gelmiĢler; Oltu hükümet-i muvakkatesine bu civarın
Ermenilere verildiğini bildir(mîĢler; ancak, Oltu halkı) mutavaattan imtina etmiĢlerdir. Ve
Ermenilerin Ġslâmlar hakkında reva gördükleri fecâyii anlatmıĢlardır.
2Q.VII,1335'te Kağızman'a Ġngiliz zabitanından bir heyet giderek Kağızman
ahalisine Ermenilere mutavaat etmeleri hakkında nesâyihte bulunmuĢlar ise de, Ermenilerin haklarında yaptıkları mezâlimi dinleyerek ses çıkarmamıĢlardır. 7.VII.1335 günü
bir Ġngiliz zabiti gelerek Ġslâmlar üzerine top attırmıĢ -Mûmâ-ileyhin Ġngiliz üniformalı bir
Ermeni zabiti olması muhtemeldir,- Erzurum Ġngiliz mümessili kaymakam Ravvlinson ile
4.VII,1335 tarihindeki müakatta Kars mümessilinden aldığı malu-matta kırkbir Ġslâm
muhaciri(nin) o havaliye toplandığını ve fenalık muhtemel bulunduğu, bu meseleyi
tahkik için Kars'a gideceğini bildirdi. Ve, o havaliye gitti. Neticede Kars, SarıkamıĢ,
Kağızman taraflarında Ermenilerin Ġslâmlar hakkında büyük fenalıklar ve katliamlar
yaptıklarını tasdik etti. Merciin verdiği raporda dahi dercettiğini söyledi. Bardiz aĢireti
reisi Eyüp Pa-Ģo'nun Ġngilizlerin ısran üzerine mutavaatı kabul ederek kırk atlı ile Kars'a
giderken Ermeniler(in) tecavüz ederek birkaç atlısını katlettiklerini, bunun üzerine Eyüp
PaĢo'nun imtina ettiğini anlamıĢ ve yine bir defa daha Eyüp Paso Ġngilizlerin teklifi
üzerine mutaâvaat etmiĢ iken, Ermenilerin VeriĢan karyesine 200 piyade, 2 maki-nalı
tüfek (...?) üzerine Eyüp PaĢo'nun muhalefet ettiğini anlamıĢ ve Ermenilerin kaymakam
Rawlinson'un eĢyasını getiren otomobile taarruz ederek otomobili yağma ve Ģoförle bir
Ġngiliz onbaĢını yaraladıklarını görmüĢ iken yine Eyüp Paso ile görüĢerek icra-yı
nesâyihd^1 bu-lunmuĢ ve istiklâliyetten bahsetmiĢ ve bir Kürt aĢiret reisiyle de görüĢerek
Kürt istiklâline ait sualler sormuĢ ve aĢiret reisini de otomobiline alarak dolaĢtırmıĢtır.
Ġngilizlerin bu suretle Ermenileri himaye etmeleri ve yardımda bulunmaları
Ermenileri ĢımartmıĢ, Ġslâm(lar) hakkında icra ettikleri mezâlimi tezyîd ettirmiĢtir. Ermeniler; Ġslâmları imha etmek üzere komitalar tertip etmiĢler, bir taraftan da muntazam
kıtaatın top tüfengiyle yevmiye bir veya birkaç köy basarak yaylalardaki aĢâire hücum
ve katliam yapmıĢlar, müslümanlann mal ve eĢyalarını yağma ve ırzlarına tecavüz
etmiĢler, Ġslâm kadınları askerleriyle birlikte çıplak olarak dolaĢtırılmak gibi insaniyete
münâfi tecavüzâtta bulunmuĢlardır. Bunlardan baĢka, Ġngilizlerin nüfuzundan daha
ziyade istifade etmek için bazı zabit ve neferlerini Ġngiliz kıyafetine koymuĢlar ve bu
kıyafetle Ġslâmlara emir vererek, müĢkil zamanlarda bu desisenin bahĢedeceği muvaffakiyetten istifade etmiĢlerdir. 5.VI.1335 günü Ġğdır'dan Beyazıt'a bir Ġngiliz mülâzım-ı
evveli, maiyyetinde bir Ermeni tercümanı olduğu halde gelerek Beyazıt muta-sarrıfıyla
görüĢmüĢlerdir.
Beyazıt havalisinin Ġngiliz hükümeti himayesinde teĢekkül eden Ermeni
hükümetine verildiğini tebliğ etmiĢler, konferansın bu tebliğinin derdest-i tebliğ bulunduğunu bildirmiĢler ve Ermeni askeri himayesinde on-beĢbin Ermeni'yi bir aya kadar
getireceklerini bildirmiĢler ve aynı günde Ġran'ın Maku tarafına hareket etmiĢlerdir. Ġngiliz
kıyafetinde zabit ve asker gelmiĢ, Karaca-viran kariyeli Ömer Ağa isminde birinin
derdestine teĢebbüs etmiĢler, muvaffak olamayarak yine otomobillerle Ġğdır'a
savuĢmuĢlardır. Ġngilizce, Fransızca lisanlarına aĢina Ermenilerden 300 mevcutlu ve
Ġngiliz kıyafetli birtabur teĢkil ve Ģeklen de Ġngiliz askerlerine benzeterek Ġngiliz askeri
namıyla Kars ve SarıkamıĢ'a sevketmiĢler, bu Ġngiliz kıyafetinde gelen Ermeni askerleri
içinde ora müslümanlarınca ismen tanınan birçok Ermeniler görülmüĢtür. Bu kıyafetteki
askerlerle Ġngilizler, Ermenilere taraftar ve Ermenilere yardım ediyorlar diye Ģayia çıkararak ahali-yi Ġslâmiye'nin kuvve-i mâneviyelerini kırmaya ve müslümanları kati ve imha
maksatlarını teshile gayret eylemiĢlerdir.
25.VII.1335 günü SarıkamıĢ'a Ġngiliz kıyafetinde süvari ve piyadeden mürekkep
200 kadar asker getirmiĢler, Ġngiliz esteri koĢulu 4 top da bu askerle birlikte gelmiĢtir.
Ermenilerin bazıları Kağızman ve Mıcmgert kar-yelerindeki Ġslâmlara, "Biz emr-i
vâkidir(?). Askerimiz her yerde âlicenap hamimiz Ġngilizlerin cesur askerleri tarafından
kıymettar muavenet görmektedir. Mesela, bir mahal askerimiz tarafından iĢgal ve ana
vatana ilhakı lazım gelince oraya derhal miktar-ı kâfi ingiliz zabit ve efradı giderek
müslümanları iğfal ve ikna ederek, ondan sonra bize ihbar-ı keyfiyet ediyorlar.
Askerlerimiz onların açtıkları yolda resm-i geçit yaparak apansızın en müĢkil mevkilere
kolayca dahil olabiliyorlar. ĠĢte bu suretledir kî Nahcivan, Vedi havalisindeki icraatımız
feth-i muvaffakiyet olmaktadır." (diyorlar).
Ermeniler Kars, Ardahan, Nahcivan, ġerür, Ġğdır mıntıkalarını iĢgal ettikten sonra
müslümanları imha maksadını takip ettiğini ketmetmeyerek açıktan açığa
müslümanların kamilen kesileceğini ve yeryüzünde müslüman bırakılmayacağını
söylemeye baĢlamıĢlardır. Bu sözlerden ve Ermenilerin her gün arttırdıkları mezâlimden
havfeden müslümanlar her tarafa feryatnâmeler yağdırmıĢlardır. Hudut haricinden
alınan bu feryatnâ-melerden birkaçının sureti merbuttur. Ermeniler "Hududumuza karıp
mahallerde yedi vilayet bize verilmiĢtir. Sivas'a, Sivas'a!" diye bağırmaya baĢlamıĢlar ve
bu suretle Ġslâmları tedhiĢ ederek emval ve eĢyasını yağma etmekle beraber katliama
da baĢlamıĢlardır.
Ermeniler(in) haricin muavenetiyle iĢgal ettikleri Kars, Kağızman, Ardahan
mıntıkalarında bunca mezâlim ve katliamlarla hicrete mecbur ettikleri binlerce Ġslâm
hanelerine ve Rusya'nın muhtelif mahallerinden teĢvik ve tergip île hicret ettirerek
getirdikleri yüzlerce Ermeni ailelerine rağmen el'an bu havalide kesâfet-i nüfus ve
ekseriyet-i azîme Ġslâmlardadır. Bu hale karĢı Ġslâmlar, kabil değil. Ermeni hâkimiyetini
kabul etmiyorlar. Fakat protestolarına karĢı Ermeni mezâlimine tahammül ve Ermenilere
itaat etmek cevabını aldıkça meyus oluyorlar ve mezâlime karĢı hayat kavgası yapıyorlar. Mütarekeden sonra Ardahan ve Ahısha mıntıkalarını Gürcüler iĢgal ettiler. Bu iĢgali
müteakip Gürcüler de Ġslâmları imha ederek ekseriyet temin etmek gayretine düĢtüler.
Bu suretle birçok Ġslâm kanı akıttılar, binlerce masum kadın, çocuk ve malûllere de
tecavüz ettiler. Nihayet Ġngilizlerin tesiriyle Gürcüler yalnız Ardahan'ı tahliye ettilerse de
yine Ġngilizlerin delaletiyle Ardahan Ermenilerin iĢgali altına girdi. Birçok mezâlim icra
edilerek beyhude yere müslüman kanı akıtıldı.
Barum'da, Ġngilizlerin himayesinden Ģımaran Ermenilerden ve Rumlardan Ġngiliz
ordusuna alınan askerler ve jandarmalar Ģehirde gizli ve aĢikar birçok kanlar döktüler.
Ġslâmlara kasaba dahilinde yapılmadık hareket kalmadı. Ġngiliz iĢgalinde bulunan Batum
Ģehrinde geceleri emniyetle harice çıkılamadığı gibi, müslümanlar emniyetle tarlalarına,
haric-i kasabaya gündüz dahi gi-dememeye maruz kaldılar. Gürcü hükümeti Ġngilizlerin
Batum'dan çekilmesi ihtimaline karĢı müslüman kesafeti ve ekseriyetine bakmayarak
bîçâre müslümanlarm si-lah(lı) olmadığını düĢünerek cebren Barum'u iĢgal etmeyi
tasavvur etmiĢ ve bu maksatla birçok Gürcü askeri Batum hududuna cem'etmiĢtir.
Ġngilizler Batum'u terke-derken ekseriyet-i azîmeyi hâiz olan Ġslâmlara teslim etmezlerse
birçok ihtilal ve karıĢıklıkların zuhur edeceği, birçok kanlar akacağı anlaĢılmakta ve bu
halden istidlal edilmektedir.
Ġnsani düĢüncelerden baĢka bir emel takip etmediğine kani olduğumuz Amerika
milletinin nazar-ı adalet ve insaniyet (ve) hak-perestîsine bu hususu da arzede-riz.
Haziran 1335'te Kara Urgan'da bulunan Ermeni müfrezesi SarıkamıĢ'tan gelen yüz
hane Ġslâm muhacirinin 9 inek, 6 at, 200 kile zahîreleriyle, mevcut para ve yiyeceklerini
almıĢ ve bunları bir ahıra doldurarak kadınları aramıĢlar, üzerlerinde buldukları zîkıymet eĢyaları alarak bu muhacirlerin gözleri önünde taksim etmiĢlerdir. 4 Temmuz
1335'te Kars ile Oltu arasındaki Akçakale'ye tâbi dört kariyeye baskın yapmıĢlar,
birisinin insanlarını kamilen, diğerlerinden altmıĢar adam götürüp katletmiĢlerdir. Bu
kariyelere baskın yapan Ermeni kuvvetinin kumandanı Arsak namında birisi olup, bu
tecavüzde müs-lümanlara karĢı altı top yedi makinalı tüfek istimal etmiĢlerdir. Ermeniler
4 Temmuz 1335'ten 10 Temmuz 1335'e kadar Karakurt mıntıkasında bulunan Ġslâm
köylerine bir hayli piyade, top ve makinalı tüfekle tecavüz, ederek Ġslâm köylerini
dağıtmıĢlar, ez-cümle Zarapha-ne, BaĢköy, Armutlu, Hopveren, KalabaĢ, Akkoyunlu,
Komik, Kazıkaya kariyeleri ahalisinin bir kısmını katlet-misler, emval ve mevâĢîlerini
gasbetmiĢler, ahaliyi periĢan bir halde dağlara çekilmeye mecbur etmiĢlerdir. Firar
edebilenlerden bir kısmı hududumuz dahiline iltica etmiĢtir. Ermeniler 5 Temmuz
1335'te Karakurt'un 7 kilometre Ģimalindeki Mescitli köyüne ve Karakurt'un cenubundaki
Kelyantepe köyüne baskın yaparak ahalisini katletmiĢlerdir. Bu müslümanlara karĢı
istimal ettikleri top ve tüfeklerin sesleri hududumuzdan iĢitilmekte idi.
7 Temmuz 1335(te) Alakilise karyesini dahi top ve makinah tüfek ateĢiyle
bombardıman ederek, mezkur karyeye tecavüzde bulunmuĢlar ve bu karye müslümanlarından onbir nefer Ģehit etmiĢlerdir. Akçakale karyesinden Ermenilerin mezâlimi
üzerine firar eden yedi hane halkı (...?) 9 Temmuz 1335'te Gazikaya, Entep, Armutlu ve
BaĢköy karyelerine baskın vererek Ġslamların mallarını yağma, mevâĢîlerini
gasbetmiĢler ve Ġslâm ahaliden birçoğunu katletmiĢlerdir. Ermeni piyade kuvveti
19.VII.1335'te, beraberlerinde iki top(la) karyeyi iĢgal etmiĢlerdir. Ermeniler, köyün
emval ve eĢyasını yağma etmiĢlerdir. Ġslamlardan iki adam Ģehit ve iki adam mecruh
olmuĢtur. Bulaklı karyesini yağma eden Ermeni müfrezesi, yine aynı günde, yani
19,VII.1335'te BaĢkö-yü'ne (saldırmıĢtır); toplardan onbeĢ kadarı hududumuz dahiline
düĢmüĢtür. Ermeniler Kars mıntıkasında Kurudere namındaki karyeyi basarak beĢ
erkek, üç kadın katlettikten sonra 33 erkek, bir gelin, bir kız, 440 me-vâĢî alıp
götürmüĢlerdir. BozkuĢ karyesinde bir Ġslâm'ın kardeĢi ile karısı ve kızını da Ermeniler
götürmüĢtür. 20 Temmuz 1335'te Ermeniler Kars civarında Berdik karyesi
müslümanlarının 93 öküz, 30 inek, 50 koyunlarını; Kaluköy müslümanlarının 4 öküz, 10
koyun ve birçok eĢyalarını gasbetmiĢlerdir. Kars'ta Yusuf Pasa camiininimamı ezan
okurken Ermeniler taĢlamıĢlar, sebbetmiĢler (küfretmiĢler) ve ezan okumasına manî
olmuĢlardır.
Kars ve Kağızman havalisindeki camilerde ezan okumaya bu suretle Ermeniler
mani oluyorlar ve ezan okuyanları taĢlıyor ve sebbediyorlar. Ermeniler Ergine, Kinegi,
Benekli, Savçak, Kulu ve daha diğer iki köy Ġs~ lamlarını köylerinden çıkararak ve
eĢyalarını, mevâĢîle-rini yağma ederek ve insanlar hakkında bazı mezâlim icra ederek
Ermeni köylerine dağıtmıĢlar ve bu köylere Ermenileri yerleĢtirmiĢlerdir. Temmuz
1335'te Kars'ta Ermeniler müslümanların reislerini, büyüklerini derdest ederek geriye
sevketmiĢler. Yüzü mütecaviz müs-lümanı casus diye itlaf etmiĢlerdir. Kars ve
SarıkamıĢ civarında yine Temmuz ayı içinde Ermeniler Ġslamların gençlerini toplayarak
hapsetmiĢlerdir. Kars ve Göle mu-teberanından sekiz kiĢiyi imha ve ġükrü ÇavuĢ
isminde birini idam etmiĢlerdir. Yine Temmuz 1335'te Ermeniler tekâlîf-i harbiye namıyla Ġslamların at, öküz, araba ve mevâĢîlerini cebren toplamıĢlar, bu tekâlifi kabul
etmeyen Akçakale çuku-rundaki sekiz müslüman karyesi üzerine 300 piyade, top ve
makinalı tüfek sevkederek ahaliyi dağıtmıĢlar ve ahaliyi Allâhuekber dağına çekilmeye,
taĢlar arasında, mağaralar içinde imrâr-ı hayat eylemeye mecbur etmiĢlerdir. Osmanlı
toprağına hicret etmekte bulunan Fah-reddin Bey namında birisi, hemĢîre-zâdesi Ali
Efendi ailesinin beĢyüz ruble paralan ve bütün eĢyaları (gasbedi-liyor). Temmuz 1335'te
SarıkamıĢ'ta Ermeniler muhacirin ortasına bomba atarak bir kadın ve bir erkeğin el ve
kollarını kaybetmelerine sebep olmuĢlardır. Ermeniler Kars ile Oltu arasındaki Ġslâm
köylerine tecavüz ederek birçok mezalim icra etmiĢlerdir. Digor nahiyesinde KarsMilli
ġûrâsı'na mensup Ali KeleĢ ile diğer bu nahiyenin iĢ bilenlerinden oniki kiĢiyi Ermeniler
der-dest etmiĢler ve emval ve eĢyalarını yağma etmiĢlerdir.
Temmuz 1335'te Merdinik civarında Sucivank karyesine 3 top ve 400 nefer
piyade ile Ermeniler taarruz etmiĢler, müslümanlardan bazılarını katlederek emval ve
eĢyalarını yağma etmiĢlerdir. ZarĢat, Göle, Çıldır, ġu-regel, Akbaba, Kurudere ve
Nahtküldür Ġslâm ahali-si(nin) Ermenilere haraç vermekten canları yanmıĢtır. Mallarını
çekip cebr ile alıyor ve birçok hakarette bulunuyorlar ve eli tutan adamlarını birer birer
kaybediyorlar. Ötede beride buldukları birer ikiĢer adamlarım öldürmüĢlerdir. Temmuz
1335, Mescitli, Alakilise, Ham-mah, Hopveren, ġadvan karyelerini basarak ahalisinin
birçoğunu katletmiĢlerdir. Emenilerin katl-i nüfûs ettikleri sırada, bir suretle tahlîs-i nefs
edip hududumuz dahiline geçen ve beĢ-on yerinden süngü ile mecruh olan ve kolları
kesik kadın ve çocuklar Beyazıt'ta Amerika heyetine gösterilmiĢ ve mûmâ-ileyhim
tarafından fotoğrafları alınmıĢtır. SarıkamıĢ Ermeni müfrezesi kumandanı ġimĢekyan'ın
Saatviran karyesi ahalisinin imhası hakkında verdiği emri, Gülantep'H Süleyman
isminde bir müslüman elde etmiĢ ve mefhumunu anlayınca Saatviran karyesi ahalisini
firar ettirmiĢ. Ermeniler bu karye halkından yalnız sekiz kiĢiyi yakalayarak katletmiĢlerdir.
Temmuz 1335: Zek karyesi üzerine bir Ermeni zabiti kumandasında on Ermeni
neferi gelerek vesâit-i nakliyeye ait ne varsa kamilen vermelerini bildirmiĢler ve bir
haylisini toplamıĢlar. Ahali sızlanmaya baĢlamıĢ, bunu bahane ederek katletmiĢler. Göle
taraflarında ahaliyi soymuĢlardır. Kars ve havalisinde taharriyat yapmıĢlar. Mîrî (devlet)
malı diye eĢya-yı beytiyeyi bile müsadere etmiĢlerdir. Küçük Yusuf karyesinde Ömer
Ağa oğlu Osman Ağa'yı Ermeniler üç gün ayaklarından baĢ aĢağı asmıĢlar, iĢkence
etmiĢler, üç gün sonra yedibin manat alarak bırakmıĢlardır. Alakilise'de Köroğlu
namındaki müslümanı cerhetmiĢlerdir. 19.IX.1335 günü çift satıhlı bir Ermeni
tayyaresinin uçtuğu hududumuz haricindeki yaylalarda bulunan ahaliye bomba île
tecavüz ettikleri hududumuzdan görülmüĢtür. Ermeniler Ġslâm köylerinin zehâirini
harmanlarından gasbediyorlar ve bir türlü, biçmelerine mani oluyorlar. 20.VIII. 1335
günü Stagan karyesi Ģarkındaki tarlalarda ekin biçmekte olan ahaliye top ve makinah
tüfekle taarruz ettikleri hududumuzdan görülmüĢtür. 30.VIII.1335 günü Ermeniler
Karaçayır, Sofulu köylerini yakmıĢlar ve bu köylere civar köyün mallarını yağma etmiĢler
ve ahalisini esir götürmüĢlerdir.
1. IX. 1335 günü Ermeniler Hamalı kariyesini basarak Kurban Ağa'nın 32
nüfustan ibaret akraba ve taallukatı-nı pek feci bir surette katletmiĢlerdir. 2.IX.1335 günü
Merdiniz'de 500 piyade, 10 toptan ibaret Ermeni kuvveti Korvat karyesine taarruz ve
tecavüz etmiĢler, birçok müslüman katletmekle beraber, 3-4 müslüman köyünü ve
mezrûâtını ihrak etmiĢlerdir. 3.IX.1335 günü Ermeniler 300 piyade 8 makinah tüfek, 4
top ile Malakan yaylasına ve Büyükkumru karyesine taarruz etmiĢler, birçoklarını
katlederek baki ahalisini firara mecbur etmiĢlerdir. _ :
Mütarekeyi müteakip Osmanlı askeri AraĢ mmta-ıkasından çekildiğinden
ekseriyet-i azîmeyi hâiz ve ke-sâfet-i nüfusa mâlik olan Nahcivan, ġahtahtı, ġerör Ve-di,
Zengibasar, Ġğdır havalisindeki müslümanlar Nahci-van'da bir hükümet-i muvakkate ve
Ģûra teĢkil ettiler. Bu mıntıkaları idare ve asayiĢ ve inzibatının teminiyle uğraĢtılar ve bu
hususta büyük muvaffakiyet gösterdiler. Ġngilizler Kars havâlisinde yaptıkları gibi evvela
mümessiller ve ba'dehû bir miktar Ġngiliz askeri gönderdiler. Ve Ģimendüfer hattını iĢgal
ettiler. Ve Tebriz hattı üzerinde bulunan bu mıntıkayı iĢgal ve Ermenilere teslim etmeyi
kararlaĢtırarak, 24 Mayıs 1335'te Ġngiliz zabitanı kumandasında 6.000 mevcudunda
tahmin edilen, sunûf-ı muhtelifeden mürekkep bir kuvvet ile bu havaâliye tecavüz
ederek iĢgal ettiler ve hükümeti Ermenilere teslim ettiler, Ermeniler Ġngilizlerin bu
muavenet ve nüfuzundan istifade ederek daha iĢgali müteakip 27 Mayıs 1335'te Ġslâm
köylerine taarruza baĢlamıĢlardır. Ermeniler bu suretle iĢgal ettikleri AraĢ mıntıkasında
dahi iĢgal ettikleri günün ferdasında icrasına baĢladıkları mezâlim ile asayiĢ ve inzibatı
ihlal ederek birçok kanların dökülmesine sebep oldular.
Ermeniler Nahcivan ve havalisine girer girmez müslümanların silahlarını
toplamak bahanesiyle birçok Ġslâmları katletmeye ve eĢraf-ı beldeyi taplamaya baĢlamıĢlar, erzak ambarlarına vaz'-ı yed etmiĢler, müslü-manlar bu muamelelerden
korkmuĢ, teminat istemiĢler. Ġngilizlerin tavassutu ile silahlarını kamilen teslim etmiĢler.
Ermeniler Nahcivan'da ve Yenice'de bulunan ahalinin silahlarını topladıktan sonra, silah
taharrisi bahanesiyle her gün bir köye baskın yapmaya baĢlamıĢ, bazı rüesânın teslim
edilmesini ahaliden talep etmiĢler ve eli iĢ tutar, aklı iĢ keser kimseleri der-dest ve takip
etmiĢler ve birçok mahallerde katliamlar yapmıĢlardır. Bu mezâlimin tevalisi ve bilhassa
Vadi mıntakasındaki Is-lâmlara iki alay ile taarruz etmeleri bu havalide galeya-na
sebebiyet vermiĢ ve Ġslamların, bu suretle ölmektense her türlü fedakarlığı göze
aldırarak Ermenilere mukabelede bulunmalarını intaç ettiği isitilmistir.
Ermeniler, Revan mıntıkasında Vadi-i Basar denilen mıntıkada Ġslâm köyleri
ahalisine Temmuz iptidalarında tecavüz ve icra-yı mezâlime baĢlamıĢlardır. Silah
toplamak bahanesiyle birçoklarının mallarını gasbetmiĢ-ler ve birçok erkekleri ve
bilhassa rüesayı yakalamıĢlar, iĢkence etmiĢler, katletmiĢler, bazı karyeleri yağma etmiĢler; bunun üzerine müslümanlar karyelerini bırakarak firara mecbur olmuĢlar ve
kadınlarım Ermenilerin tecavüzünden masun bulundurmak için Çemen karyesine
toplamıĢlar, Ermeniler onsekiz karye kadınlarının toplandığı bu Çemen karyesi üzerine
de tecavüz ermiĢler, bu sebeple bu onsekiz karye erkekleri toplanarak kadınlarını
muhafazaya çalıĢmıĢlar. Ermeniler top ile, makinalı tüfekle yirmibeĢ gün bu ahaliyi
tazyik ederek birçoklarını kati ve ifna etmiĢlerdir.
Van ve Sason alayları namlarım verdikleri askerlerin bu mıntıkada kati ve ifna
ettikleri erkek ve kadın miktarı pek çoğa baliğ olmuĢtur. Ermeniler Vadi mıntıkasında
Temmuz 1335 iptidasında tazyik ve katliam yaparlarken ġerör, ġah tahtı, Nahcivan
mıntıkalarında dahi Ġslâmlara tecavüz etmeğe, kati ü ifnada bulunmaya teĢebbüs etmiĢler, rüesayı toplamıĢlar ve silâh taharrisi nâmı ile Ġslamların mallarını yağma ve
gençlerini toplayarak semt-i meçhule sevketmiĢîer ve defaten onüç karyeyi basarak
karye ahalisini katletmiĢler ve kadınlara tecavüz etmiĢler, bu vaka üzerine müslümanlar
kadınlarını toplayarak muhafaza etmeye çalıĢmıĢlar. Ermeniler top ve makinalı tüfekle
tecavüz ederek ve zırhlı tren istimal ederek birçok kadın, çoluk, çocuk mahv u ifna
ermiĢlerdir. Ermeniler Nahcıivan ve ġerör mıntaıkasına taarruz, baskın yaparken
kumandanlarının kıtaatına verdikleri emirde aynen Ģu cümleler vardır: "ġerör ahalisini
AraĢ çayına dökmek üçüncü alay kumandanının vazifesidir. Maksat ġahtahtı ve Kırvan
karyelerini batınp, ora müs-lümanlannı dahi AraĢ çayı arkasına dökmektir", 14 Temmuz
1335'te Ermeniler Zengibasar mıntıkasında on-sekiz köy ahalisine iki ay içinde köylerini
terkedip gitmelerini teklif etmiĢtir. Bunun üzerine köyünden çıkanlara tecavüz ve
mallarını yağma etmiĢler, erkek ve kadın katletmiĢler. Ahali ne yapacağını ĢaĢırmıĢ,
Ermenilere kendilerine iliĢik edilmemesi için ne isterlerse vereceklerini bildirmiĢler. Para,
mal ve silah vermiĢlerse de Ermeniler yine bir türlü razı olmamıĢ; bu mıntıkayı muhasara etmiĢler ve ahalisine her türlü fecâyi ve mezâlimi yapmıĢlardır.
Ermeniler Revan Ģehrinde geceleri Ġslâm hanelerine tecavüz ediyorlarmıĢ.
Mallarını gasp ve ırzlarına tecavüz etmek gibi mezâlim icra ediyorlarmıĢ. Kasaba haricinde, hatta istasyon yolu üzerinde gurubdan sonra geçen Ġslâmları kaybediyorlarmıĢ.
Kırda, sahrada hiçbir Ġslâm bulunamıyörmüĢ. Bulunan Ġslâmları derhal Ermeniler
yakalayarak kati ve ifna ediyorlarmıĢ. Ġslâm zenginlerinden parası gasbedilmeyen
hemen hiç kimse bırakılmamıĢ. Revan'ın Kabristanlık mahallesinde Ali oğlu Cebbar'ın
gözünün önünde evine girmiĢler, namusuna tecavüz etmiĢler ve sonra katletmiĢler. Ve
kadınların da memelerini kesmiĢlerdir. Revan etrafındaki karyelerden Ermeniler
topladıkları Ġslâmları Kırkbulak Eçmiyadzin'e göndermiĢler, bunların akiıbetleri
meçhuldür. Revan'da bulunan müslümanların kısm-ı a'zamı bu mezâlimden firar
etmiĢler; dağlarda taĢlar ve mağaralar arsında aç, çıplak vakit geçirmeye mecbur
olmuĢlar, bu sefalet sebebiyle içlerinde tifo hastalığı da çıkarak mahva maruz
kalmıĢlardır.
Penek Karakilisesi'nin cenubundaki Maymak dağının cenûb-ı Ģarkîsinde
Dereçiçek denilen mıntıkadaki Ġslâm karyelerine Ermeniler tecavüz etmiĢler ve katliam
yapmıĢlar, bu civar halkının akıbetlerinin ne olduğu meçhuldür. Ermeniler Kamerli
mıntıkasında üç Ġslâm köylerine (saldırarak), hududumuza iltica ve hicret etmelerine
sebep olmuĢtur. Revan mıntakasından Gör, Ömer Ulyâ ve Süfla, Abbas, ġiran, Rinan,
Çiğandır, Buramı karyelerinden Bruki aĢireti Ermenilerin bu mezâliminden korkarak
dokuzyüz hanede beĢbin beĢyüz kırkbeĢ nüfus hicret ve hududumuza iltica etmiĢlerdir.
Ġğdır mıntıkasında 10-15 Temmuz arasında Ġslâm karyelerinden silahlarım teslim
etmelerim teklif etmiĢler; Ġslâmlar mutavaat göstererek en evvel Sürmeli, Gelgel,
Karabulak, Ġncesu, Harabe karyeleri teslim etmiĢler, Ermeniler, bunların silahlarını
aldıktan sonra rüesâsını toplayarak katletmiĢlerdir. Bu vaka üzerine, o mıntıkada
bulunan yetmiĢ köy korkarak tekliflerine karĢı teminat istemiĢler, bunun üzerine
Ermeniler Ġslâm karyelerine tecavüz ederek birçok köyleri ve ahalisini katliam
etmiĢlerdir.
Ermeniler 12.VIII.1335 günü Ġğdır mıntıkasında Molla Ömer cenubundaki
Tavusgölü karyesine baskın yaparak ahalisini kamilen kati u imâ etmiĢlerdir. 13.VI11.1335 günü Yukarı Katırlı, AĢağı Katırlı karyelerinin erkeklerini kamilen toplamıĢlar ve
erkeklerini kamilen katletmiĢlerdir. Yine o günlerde Alkos (Ali Hoca), Par-çanıs,
Hamurkesen karyelerinin erkeklerini tefrik ederek ekserisini katletmiĢler. Ġğdır civarında
yirmibir Is-lam karyesine baskın vererek dağıtmıĢlar; müslüman-lardan yakaladıklarını
katletmiĢler, kadınlarını çıplak olarak Eçmiyadzin'e götürmüĢlerdir.
Bu köylerden yedisinin ismi'Kulubey, Kerim Arkı, Canfeda, Kazance, Küllük,
Yağcı, Kiti'dir. Ġğdır havalisinde bulunan rüesâmn kısm-ı a'zamı toplanmıĢ ve Kırkbulak
ve Eçmiyadzin taraflarına gönderilmiĢse de bunların avâkibi meçhul kalmıĢtır. Bu
hareketler, bu mıntıka halkını i'zâb etmiĢ, bilhassa yapılan mezâlim ve namusa tecavüz,
Ġslâm kadınlarını çıplak olarak askerleri arasında gezdirmeleri ve asker hayvanlarına bu
suretle bindirilip götürmeleri ahalinin galeyanını ve bir kısım Ġslamların müdafaasını
mucip olmuĢ ve bu suretle Kulp mıntıkasının Ġslâm aĢâiri eline düĢtüğü istihbar kılınmıĢtır. Ġğdır mıntıkasından Sürmeli, Karabaçh, Yağhra-ğa karyelerinden ve Zilan
aĢiretinden seksenyedi hanede beĢyüz ellibeĢ nüfus hududumuz dahiline hicret etmiĢ.
Ermeniler bu hicret edenlere birçok telefat verdirdikleri gibi birçok emval ve mevâĢîlerini
de gasbetmiĢ-lerdir.
Kağızman ġûrası dağıtılarak, Ermeniler Kağızman'a geldikten sonra evvelâ
Kağızman etrafında yollarda ötede beride gördükleri Ġslamların eĢya ve emvalini gasbetmeye baĢlamıĢlar ve sonra eĢraftan bazılarını iĢkencelerle katletmiĢler, rüesâyı
toplamıĢlar ve daha sonraları katliam etmeye ve Ġslâmları ifna etmeye baĢlamıĢlardır.
Kağızmanlı Kadı'nın oğlu Aziz Efendi yanında bir arkadaĢı ve ailesi ile Kars'a giderken
Tiknis ile Ağadeveler arasında Ermeniler bunların ellerini kesip yanlarında vücutlarını
delerek açtıkları ceplere koymuĢlar ve gözlerini oyup çıkarmıĢlar. Ġki kadına da Ģenî
muameleler icra ve namusuna tecavüzden sonra katletmiĢlerdir. Ka-ğızman eĢrafından
Mustafa Efendi-zade Aslan Bey ile zevcesi Nine Hanım, eĢraftan Ġsmail-zade Ahmed
Efendi ve refakatlarmda Ġslâm muhiplerinden Halatya Nazar olduğu halde
Kağızman'dan Kars'a giderken, bir Ermeni karakolu önünden geçerken, Ģose üstünde
Ermeniler üzerlerine hücum ederek dördünü katlederler. Burun ve kulaklarını keserler;
vakadan haberdar olan Kağızman Ermeni memurları Aslan Bey ve refiklerinin cesetlerini
kasabaya aldırırlar ve kasabada gezdirerek ahaliye teĢhir ederler. Bu vakayı gören
Kağızman ahalisinden bir kısmı eĢya/ erzak ve emvalini bırakarak firar ederler.
Ermeniler bu fırsattan istifade ederek Kağızman'da Ġslamların emval ve eĢyasını yağma
ederler.
Ermeniler 11.VIII, 1335 günü Kağızman eĢrafım toplayarak semt-i meçhule
sevketmiĢlerdir. Bunlardan Mehmed Bey namındaki zatın cesedi, 17.VIII.1335 günü
Kars cenubunda ve Küçükzaim karyesi civarında, bacaklarının kaba etlerini cep
Ģeklînde yırtarak ve ellerini mezkur cebe sokmak suretiyle ve iĢkencelerle katledilmiĢ
olduğu halde bulunmuĢtur. Ermeniler Kağızman etrafında bulunan Ġslâm karyelerine de
baskınlar vererek birçok bî-günah Ġslâm'ı katletmiĢlerdir. 10.VII. 1335 günü Ġslâm
karyelerine karĢı kullandıkları topların sesi hududumuzdan iĢitilmekte idi. Çürük
karyesini bu suretle basarak erkeklerini kati ve mallarını yağma etmiĢler ve kadınlarının
namuslarına tecavüz etmiĢlerdir.
Ermenilerin terakki ve ticaretlerine mani oluyor diye Islâmlara dükkan
açtırmamıĢlardır. KağızmaıVdajEr-meniler kadınlara dahi iĢkence yapıyorlarmıĢ.
Kadınları cebren hükümete götürerek darp ediyorlarmıĢ. Mah-mud namında birinin
ailesini ağır bir surette darp etmiĢlerdir. 10-20.VIII.1335'te Ermeniler Kağızman ahaliislâmiyesini katle baĢlamıĢlar ve bir kısmını camiye doldurmuĢlar ve felaketi görerek
kaçıp Çukurçam ve Kükürtlü dağına ve kısm-ı a'zamı aç, çıplak kadın ve çocuk olmak
üzere ikiyüz kadar nüfaS can atmıĢlar; taĢ diplerinde, mağaralarda imrâr-ı hayata
mecbur olmuĢlardır. 22.VI.1335 günü Ermeniler Kağızman kasabasında Ġslamların
beygir ve esterlerini kamilen toplamıĢlar.
Vesaik
Suret
"Biz Rusya'nın Revan vilayeti dahilinde bulunan Zi-lan aĢiretindeniz. Bundan
birkaç gün mukaddem Ermeniler tarafından cebri surette, top ve silah kuvvetiyle
memleketimizden tard ve teb'îd olunarak, bütün emlak ve zehâirimizi terkedip,
Karakilise kazasının hudut mıntıkası dahilinde, taĢlık arazide muvakkaten iskan ettik.
KıĢ takarrup etmektedir, kıĢ tedârikinde bulunmak, bulunduğumuz mahalde gayr-i
mümkün olduğundan, ileride memleketimize avdet etmek mümkün olmadığı takdirde
memâlik-i Osmaniyye dahilinde münasip bir mahalde iskanımız için emr ü iĢ'âr
buyurulması müster-hamdır efendim".
Karakilise'de Zilan aĢireti reisi Abdülfettah
Suret
"Kağızman'ın Horasan cihetindeki bin haneyi mütecaviz aĢâîr kamilen aĢâirime
mensup ve kısmen akrabayı âcizdir. ġu günlerde Ermenilerden gördükleri mezâlim ve
hakaret kendilerim ebediyyen mahv u izmihlaleuğratmıĢ, istimdat yolunda vukubulan
feryâd-ı dil-sû-zâneleri ciğerleri parçalayacak raddeye gelmiĢtir. Kendimizi maa-aile hâl-i
müdafaaya mecbur etmiĢtir. Asker olmak istimdada gitmeye mani, oluyor. Ebnâ-yı
cinsime ve aĢâirimin hayat ve imdatlarına yetiĢmemek ile bittabi ma-nevi bir mesuliyete
hedef olacağız. Farz-ı muhal olarak Ģahsım itibariyle gitmemek lazım gelse de,
galeyana gelen aĢâirimin hareketine mani olmak iktidarım haricindedir. Bu bapta ne
gûnâ davranmak icap edeceğine dair hareketimin tayini müste'zendir".
Zilan aĢireti reisi
ihtiyat binbaĢı
Ali
Suret
"Kars ve Kağızman hududunda bulunan ebnâ-i cinsime ve lâ-siyemma aĢâirime
mensup efrada karĢı Ermenilerin yaptıkları zalimane ve kâhirâne hareket bizi tamamıyla
imhaya yüzçevirttirmiĢ, beher gün çâkerleri-nin mevcudiyetinden istimdat talebinde
bulun(ul)mak-tadır. Bu istimdad-ı mütemâdiyeler ciğerlerimize tesir etmiĢ, ba'demâ
hayatımızı teenni(li) bir surette beklemek bir veçhile tahammül haricinde olduğundan
Ġslâm aĢâirin mezâlîm-i dil-sûzânelerine Ģitapta bütün mevcudiyetimle mecbur kaldımsa
da, asker bulunmak itibariyle bilâ-emr gitmek muvafık olamayacağı zehabı isti'zân-ı
devletlerine dehalete beni mecbur etti. Sabırsızlıkla intizardayız. Müsade buyurulmadığı
takdirde, galeyana gelen aĢâir-i mevcudemi teskine iktidarım yoktur. Bütün aĢâir ise bu
haldedir. Ya mezâlim-i vakıanın oradaki milletimiz ve Ģâir milletler üzerinden ref'i
esbabının is-tikmâline veyahut ne suretle hareket edileceğinin inbâ-sına lütuf ve
merhamet buyurulmasını selamet namına arzeylerim. Ferman..."
Sebiki aĢiret reisi
ihtiyat binbaĢı
Abdülmecid
Suret
"ġu altı seneye kariptir ki, vahĢiyâne hareket eden zalim Ermenilerden görmüĢ ve
elyevm görmekte olduğumuz zulüm ve hakaretin tarifi(nin) gayr-i kabil olduğu cümleye
müsellemdir. Maamafih, yine bu sıralarda, canavarcasma muamele yapmakta oldukları
birtakım yerlerden (bildirilmektdir); ileride,söz bilen büyüklerimizi der-destle Ģimdilik
tevkif ve bilahare ne gûnâ muamele edecekleri de mechulümüzdür. Ve bir de nahiyemizde hükümet-i mahallî ittihaz ettikleri Karakurt'tan gidip gelen yolcuların ve civar
kuradan değirmene gi-den(lerden) cebren (para, mal) almaktadırlar. Rükûbu-muza
mahsus atlarımızı ve kendi ırz ve namusumuzu muhafaza etmek için elimizdeki
tüfeklerimizi peyderpey toplamaktadırlar. Artık buralarda pek sahipsiz kalmıĢ
olduğumuzdan ve çok yerlerde dahi Ġslâmları kat-leyledikleri re'sü'1-ayn müĢâhade
olunduğundan bu sızıltılarımızın icap eden mahallere bildirilmesi... zira bizlere yakın bir
devlet-i muazzama olmadığı gibi, uzak yerlere gidip halimizi anlatmaya Ermenilerin
ihâfesin-den takat getir(e)meyip sizleri vasıta ederek iĢbu niyaz-namemizin takdimine
ictisâr kılındı".
4 Temmuz 1335
Karapınar karyesi ahalisi namına
Ömer
"Ġmhası mukarrer bir kütle-i ma'sûmenin mülevves ayaklar altında çiğnenmesi
musammemi namus-ı millimizin müdafaası için Cenab-ı Hakk'ın da dergâh-ı adaletine
sığındığımız ve hukuk-ı müebbedemizin tezahürünü beklediğimiz bir sırada firâren
gelen Vadibasarlı Musa oğlu Ekber, Abdullah oğlu Ġbrahim nam eĢhasın ifadelerine
nazaran düĢman-ı bî-amamn kahir pençesiy-le viran olmuĢ kırkbeĢ pare köy ahali-yi
Ġslâmiyye'sinin uticagâhlan dört büyük köyün merkezi olmakla beraber dört nahiyenin de
kapısı mesabesinde bulunan Büyük-vadi'de havâli-i mezkûreyi az zamanda mezaristan
haline ifrağ edecek derecede Ģiddetli ve kanlı bir müsademenin baĢladığı ve sekiz topla
tahminen dörtbin kiĢilik Ermeni kuvvetinin bir hakk-ı sibâ'âne ile karye-i mezkûreyi
kuĢattığı ve her türlü vesâit-i müdafaadan mahrum ve mazlum Ġslamların beĢ kilometre
mesafede oldukları ve mel'unlann maksad-ı aslilerinin hasat mevsimi olmak hasebiyle
ahali-i Ġslâmiyye'yi dağlara dağıtmak ve köylerdeki mezrûâta tesahup etmek olduğu anlaĢılmaktadır. Hükümet-i Osmaniye'yi temsil eden vic-dan-perver nahiyelerin öksüz ve
zayıf kalan ebnâ-yı cinslerinin vahĢete kurban olmalarına kat'iyyen razı olamayacakları
hakkındaki(?) izhar ettik. Zavallı kadınların, ak sakallı ihtiyarların, süt emen çocukların...
velhasıl beĢer cildine bürünmüĢ bütün felekzedelerin dest-gîr olabilecek hamiyetmendânı, etrafında görmedikleri için hakk-ı hakikiyi süngü uçlarından parlatan
kuvvetlere karĢı mukavemet edemeyecekleri tabiidir. Ağladık, sızladık, yazdık, bağırdık
millet prensibi maskesi altında beĢeriyeti ezmeye çabalayanlara bile feryat ettik. Kafalarımızda patlayan gülle sadâlan yüzünden iĢitilmedi. Alem-i Ġslâmiyet'in yegane hâmi-i
müĢfiki olan halîfe-i rûy-ı zeminin riyasetini deruhte ettiği hükümete de feryadımızı ismâ'
edemezsek artık kime gidelim, hangi yabancılara sarılalım? Bu Ģikayetimizin merci-i
aidine bildirilmesiyle beraber bizi zulm ü kahr altında ezen millete karĢı hayatımızın
müdafaasını istirham eyleriz".
Nahcivan ve havalisi vekili Cabbar-zâde Naki
Suret
"Bundan üç gün mukaddem bir ingiliz generali Kö-tek'e gelerek beni yanına
istemiĢ ve Ermenilerle aramızdaki münazaanın esbabını sormuĢtur. Münazaanın yeni
olmayıp eski olduğuna ve biz mevcutça kendilerinden üç kat daha fazl olduğumuz
halde, kendilerine imtiyaz verilip bize niye verilmediğini cevaben söyledim. Eğer âdil
olduğunu tasdik ettiğimiz Ġngiliz devleti hakkımızı vermekten içtinap ederse Kürt
milletinin kırılacağını ve diğer milletin de bu akıbete duçar olacağını bildirdim. General
neleri istediğimizi sordu. Cevaben: Erzurum, Erzincan ve bütün Kürdistan'ı istediğimi
söyledim. Müteakiben general Türkiye'yi sevmediğimizi ve bunları vermeye razı olup
olmayacağımı sordu,
Siyâseten
sevmediğimizi
ve
meseleyi devletlerinin
halledebileceğini söyledim. General bizim sulh konferansında efkârımızı müdafaa
edecek adamlarımızın olmadığını ve bizde siyasi zevat bulunmadığını söyledi.
Kendisine kardeĢlerimizin davet edilmediği bir mahall'e nasıl gidebileceğimizi ve Ģu
Ģeraiti haiz Dersaadet'te adamlarımız olmadığını, Ġngiltere hükümetinin bunları nazar-ı
dikkate almasını rica ettim. Ve dört-beĢ sene zarfında biz(im) de adam
yetiĢtirebileceğimizi ve biz(im) de iktisab-ı marifetedebileceğimizi söyleyerek generali
memnun ettim. Ve Ermenilerin bütün mezâlimini anlattım. Bunun üzerine beni
otomobiline alarak gezdik ve bize yardım etmeye çalıĢacağını söyleyerek Kağızman'a
gitti. Orada bir gece kaldıktan sonra esbâb-ı münazaayı anlamak üzere Kara-kurt'a gitti.
Ermeniler Ģimdilik Karakurt kazasında silah patlatmakta ve silahlarını vermeyen
müslümanları oradan kaçırmaktadırlar.
baĢlayacaklarım zannediyorum".
Hasan Bey
Suret
Yakında
bizim
tarafta
da
bu
icraata
"Ġnha olunur ki, Karakurt nahiyesinden gelen Ermeniler hükümeti(nin) bizim
baĢlarımıza getirdiği fela-ket(leri) birer birer Allah rızası için ve Peygamber aĢkına olsun
Arupa'daki devletlere bildirin. ġayet eğer bil-dîrmedîniz ise yarın kıyamet gününde rûz-ı
mahĢer kurulduğu zamanda Bârî Teâlâ Hazretleri kadı olur, Peygamberimiz Ģefaatçi
olur, bilcümlemiz davacı oluruz. Ondan sonra;
"1. Herbir karyemizden ikiĢer-üçer kiĢi eĢrafımızdan der-dest edip on gün kadar
aç susuz bırakır, günde yüzelli ağaç vuruyor. Parası olan da kendinin kanını geri alıyor.
Olmayanı öldürür;
"2. Mal, davar alır, yevmiyeleri kat'edilir;
"3. Günde bir-iki karyemizi top ve mitralyöz ile yıkıp yakmaktadır. Dahi islâm
ırzına müdahale olunmaktadır. Dünkü gün Mescitti ve Alakilise, Hopviraruye ġa-dıvan
karyelerindeki olan Ġslâmlar üzerine taarruz ettiler. Yirmi kiĢi Ģehit ve otuzbeĢ kiĢi
mecruh olduğu, eğer böyle devam ederse Kars ve Erivan vilayetlerinde Ġslâm namı
kalmayacak. Alhyüz seneden beri umum devletle-rin içinde olan Ġslâmlara böyle zulüm
ve taaddîye müb-tela olunmamıĢ(tır);
"4. Kars ve Erivan ve Batum vilayetlerinde ve bâlâda tahrir olunan vilayetler'cihan
yüzünde ne kabahat etmiĢlerdir ki gaddar kelp Ermenileri üzerine musallat etmiĢler?!
Muhafazamız için baĢka bir devlet yok mu idi ki, tahlis olunmaklığımız için gelse idi.
Ermenilerin iĢlediği zulüm ve taaddîler ġeddad, Nemrud, Firavun zamanlarından beri
vukubulmamıĢtır. Ve Ģimdiki halde bilcümlemizin hayatları tehlikededir. Bu gibi rnazlûmiyetimizi lazım gelen makamlara bir an evvel bildiriniz efendim".
11 Temmuz 1335
Gazikaya'dan Gazikaya'dan Acemoğlu Osman Velioğlu Ahmet
Yukarı Küplüce'den AĢağı Küplüce'den Ağaoğlu Bekir Kadiroğlu Faka Süleyman
AĢağı Küplüce'den Mehmetoğlu Esat Efendi
Suret
"Ġnha olunur ki; Karakurt nahiyesine gelen Ermeniler zulüm ve taaddîye baĢlamıĢ,
günde bir-iki karyemizi harap etmeye çalıĢıyorlar. Ermenilerin zulüm ve taaddî-si belki
ġeddad, Nemrud zamanından beri meydana icra olunmamıĢ; günde bir-iki köyümüzü
top ve mitral-yöz ile gasp ve karz(?) etmektedir ki, tazallümü hallede-ceğimiz(?) evvela
Hazret-i Allah, saniyen Peygamberimiz aĢkına mâruzâtımız veçhile eğer halimiz böyle
giderse maa-aile altı-yedibin haneye kadar diri diri Erme-niler elinde mezara ilkâ
olunacağımıza Ģüphe etmeyesiz. Merhamet-i âlîlerine dehalet ederiz. Ve her lazım
gelen makamlara bildiresiz. Ol bapta mazlumların ahvallerini bildirmeniz müsterca'dır".
10 Temmuz 1335
ġemdikoğlu Bekir
Örtülü karyesi
namına
Acemoğlu
Osman
YüzbaĢı ġerifoğlu Külce karyeli Hacı Salih Said Abid
Züan aĢireti reisi Hasan
Kazıkaya karyesi
namına
Süleyman Ağazade Kulu
Armut karyeli Rüstemoğlu Ali
Suret
"Cihana adalet ve müsavat mümessili olduğunu i-lan ve alelıtlak her fert ve
cemiyet-i beĢeriyenin müda-faa-i hukukunu tekeffül eden Ġngiliz devlet-i muazza-ma-i
fahîmesi icabât-ı siyasiye ilcaâtı vesilesiyle iki-üç mâh evvel Ģûramızı ilga ve aza-yı
müntahabesini tardet-tiği sırada, mal ve can ve ırzımızın taht-ı emniyette bulunduğu(nu) taahhütle Ģûramızın yerine Ermeni heyet-i hükümetini ikâme etmiĢ idi.
Fakat, heyhat ki bu taahhüt yalnız kuru mevâidden ibaret kalmakla beraber hayatımız,
mevcudiyetimiz, istikbalimiz mahv u ifna edilmektedir. Bu kabilden olarak Ġngilizler
çekildikten sonra hü-kümet-i Ermeniye tarafından her türlü tasvir ve tasavvurun fevkinde
îkâ olunan ve el'an bütün Ģiddetiyle icra edilmekte olan vahĢet ve mezâlime tarih-i
cihanda emsali nâ-mesbûk cinayet sahifeler dolduracağı cihetle taf-silinden sarf-ı nazar
edilmiĢtir. Yağma ve imha edilen emval ve eĢya ve mülkümüzü Ermeni top ve kılıçlan
altında her gün fecî'âne öldürülen efrâd-ı ahalimizin, keza her dakika hedef-i taarruzları
olan kadınlarımızın, namusumuzun muhafazasına bir sed çekileceği ümidiyle cinayeti(?) ânifeden birkaçını arza tevessül ediyoruz:
"Kağızman Ģûra reisi ve mutasarrıf-ı sabıkı Aslan Bey refikası ile ve eĢraftan
Ahmed Bey ile iki hizmetçisi Kars'a giderlerken, müsellah Ermeniler yollarını keserek
Aslan Bey'in refikasının ırzına tecavüzden sonra insaniyet kabul etmeyecek derecede
peĢini takip ederek suret-i fecî'ada katletmiĢler, keza Küçük Yusuf lu Ömer Ağa-zâde
Osman'ın mâlik olduğu servetini kendilerine terk için bin türlü iĢkenceden sonra tepesi
üstü asarak yedi-bin manatını gasbetmiĢler ve ba'dehû serbest bırakmıĢlardır. Kezaâ,
tekmil erbâb-ı fikr ü ağniyâ ile ileri gelenleri kısmen kati ve kısmen hapishanelerde cefa
çektirmektedirler. Ġslamların imhası maksat-ı mahsûsasıyla takip edilen siyaset-i
cebbârânenin âsâr-ı fi'liyesi her gün tekerrür etmekte; mal, can ve ırzımız her an Ermenilerin hedef-i tîğ-i mezâlimi bulunmaktadır. Ah u enî-nimizin dinlenmediği,
dinlenmeyeceği kendilerine temin edilmiĢ olmalıdır kî, pek tabii ve pervasız icra kılınan
vahĢet tevali ve teĢeddüt etmekte bulunduğundan, medeniyet ve insaniyetin tekamül
ettiği asr-ı hâzırda maruz kaldığımız bu felakete acıyacak, bizi, can ve ırzımızı
kurtaracak bir hükümet, feryadımızı dinleyecek, bize istiâne ve istimdat edecek yegane
(devletin) cemi-yet-i beĢeriye arasındaki adaletin temin ve tevziini fi'len isbat edecek
Amerika hükümet-i fahîmesi olacağını takdir ederek hükümet-i müĢâru'n-ileyhânın
sahabet ve sı-yânetine dehalet ettiğimizin nazar-ı ıttılâ-ı fehîmâneleri-ne arz ve iblâğına
delalet ve inayet buyurulmasım istirham eyleriz".
Kars vilayeti ahali-i Ġslâmiyesi
namına
millet vekili
Bekir
AMERĠKA HEYETĠ'NE VERĠLMĠġ RAPOR
Ermeniler Amerika'da bir müddetten beri bir düzi-ye Türklere karĢı, yazıyla/
resimler ve sözle ateĢ püskü-rüyorlarmıĢ. Sovyet Rusya'da ise yeni facialar hazırla-
dıklarını iĢitiyoruz. Halbuki artık Ermeni edebiyatının Türk dostluğu esasına göre
ayarlanacağını Gümrü ve Kars muahedelerini imzalarken va'detmiĢlerdi. Biz sözümüzde
duruyoruz. Eski yayınlarımıza tek kelime katmadan onları yeni harflerle neĢretmek yeter
cevap olacağına inanıyoruz. 25 Eylül 1919'da (1335) Amerikalı general Harbord heyeti
Erzurum'u teĢrif ettiklerinde, Harb-i Umumi'de Kafkas cephesindeki harekata dair ne
Ruslar ne de bi-zim tarafımızdan neĢredilmiĢ eserlere tesadüf etmediklerinden,
vakaların cereyan ettiği bu mıntıkadaki seyahatlerinde askerlikçe istifade
edemediklerinden bahisle bu harekâtın genel hatları hakkında kendilerini aydınlatmamı
rica ettiler. Ruslarla yapılan savaĢların sükûnet devresinde Irak cephesinden geldiğimi
ve istila olunan birçok topraklarımızın kurtarma hareketlerine iĢtirak ettiğimi,
binaenaleyh daha evvelki hareketleri ancak hatıra kabilinden bildiğimi, nezdimde resmî
vesaik olmadığını beyan ile itizar ettim. Mütebaki seyahatleri esnasında pek nâfi' ve
kıymetli olacağından, hiç olmazsa iĢtirak ettiğim son hareketlerin muhtasaran
kendilerine bildirilmesini rica ettiler. Bu arzularına uyarak bu raporu yazdım ve
kendilerine takdim ettim:
Birinci Kafkas kolordusunun
1334 (1918) senesindeki harekâtı
ve meĢhûdâtı hakkında, general Harbord
riyasetindeki Amerika heyetine takdim
edilen rapor suretidir21
BolĢevik ordusunun çekilmesinden sonra Osmanlı ordusunun ileri hareketleri1.
Eski hududa kadar hareketler Aralık 1917'de, on gün için Ruslarla muhasamatın tatili
emri, Brest-Litovsk'ta müzakereler cereyan ediyordu. 19 Aralık'ta mütareke emri geldi.
Ocak zarfında Rusların cepheden çekildiği ve yalnız mütareke heyetine memur Rus
zabitleri ile Ermeni kıtalarının kaldığı anlaĢılıyordu. Her tarardan gelen haberler, kurtulup
kaçan insanlar, Ermenilerin müthiĢ bir Ġslâm katliamına baĢladıklarını, yağma ve
namusa tecavüzün vahim bir suretle ilerlediğini bildiriyordu. Hele Erzincan'da katliamın
pek müthiĢ olduğu sübut buldu. Müslümanların kuyulara doldurularak itlaf edildiğini
Ruslar da tasdik ediyordu.
Ġki tarafın ordu kumandanları (Vehip PaĢa-OdeĢe-lidze) bu bapta uzun
muhaberelerde bulundular. (Vesaik kitabında) Kafkas cephesinde dört kolordu iki
orduya münka-semdi. Bunlardan merkezi Diyarbakır olan ordu karargâhı ile merkezi
Silvan olan ikinci kolordu karargâhı ve bu kolordunun bazı kıtaatı Suriye'ye
aldırıldığından, ileri harekat için üç kolordulu bir ordu hazır bulunuyordu. Bunlardan 4.
kolordu (Ali Ġhsan PaĢa) Van-Bayezit, l, Kafkas kolordusu (benim kolordu) ErzincanErzurum istikametinde, 2. Kafkas kolordusu (ġevki PaĢa) Bay-burd-Trabzon cephesine
karĢı yürümek emrini aldı. Benim kolordumun bir fırkasını ordu ihtiyata aldı, emrimde iki
fırka kaldı. (36 ve 9)12 ġubat 1918'de harekat baĢladı. Her taraf ziyade karla mestur
olduğundan, hareket yol haricinde pek müĢkil ve bazı yerlerde imkansız idi.
Kolordumun Erzincan ovasına inmek için her iki fırka da boğazlardan geçecekti.
Ermeniler bura~laTi tuttuğundan, bir gece yürüyüĢüyle 13 ġubatta Erzincan ovasına
indik ve akĢama doğru Erzincan'ı iĢgal ettik. Mukavemet pek cüz'i oldu. 14 ġubatta
kolordu karargâhı daErzincan'da yerleĢti. Ermeni fecâyi'ini bizzat gördük. Erzincan'daki
Rus zabitleri de meĢhûdâtım yazdı, birçok fotoğraf ve raporlar "Vesaik kitabında"
zaptedildi. Birçok güzel binalar ve kıĢlalar yakılmıĢ idi, bazılarının içlerine insan
doldurularak ateĢlemiĢler. Ġçi ceset dolu kuyular çoktu. Bu feci manzaralar Erzurum
havalisinde de ne facialar geçtiğini bize gösteriyordu. Vesâit-î nakliye kolordumun
iaĢesine kafi değildi. Menzil teĢkilatı da gayr-ı mümkündü. KıĢ da bütün Ģiddetiyle
hükmünü sürüyordu. Her türlü mahrumiyet ve müĢkilata katlanmak zaruri idi. Ufak bir
müfreze île olsun Erzurum'un imdadına yetiĢmeyi muvafık buldum.
22 ġubatta Mamahatun'u müfrezemiz iĢgal etti. Burada canlı kimse bulunmadı.
Büyük bir çukura doldurulacak kamilen sekenesi itlaf edilmiĢti. Her taraf yanıyordu,
bunları gözümle gördüm. 25 ġubat'ta bir keĢif kolumuzla AĢkale iĢgal edildi. Müfrezemiz
26 ġubat'ta Yeni-köy'ü iĢgal etti. Burada bulunan bir miktar erzak harekatımızı tesrî' etti.
2 Martta Karabıyık Hanları iĢgal olundu. Burada 200 ton kadar erzak ve bu miktar et
konservesi bulunduğundan, bütün 9. fırka, kolordu ve avcı taburuna buna istinaden
Erzurum istikametine Ģevkettim. Karargâhımla Yeniköy'e geldim. Buradan Erzurum'daki
Ermenilere bir mektup yazdım. Ruslarla sulh olduğunu, Rusların yine memleketimizi
bize terk ettiklerinden mukavemet etmemelerini, yollarda görülen katliamların pek feci
olduğunu, buna mani olmalarım insaniyet namına kendilerinden rica ettim. ĠĢbu mektubu
Ermeni kumandanlarından Morel almıĢ, Erzurum'da birlikte bulunan topçu alay
kumandanı Tverdo Khle-bof'a da bildirmiĢ, mûmâ-ileyhin yazdığı Tarihçe'de bahsolunmuĢtur. Harbord'a Verilen Raporlar 215
10 Mart'ta hazırlığımız bitti. Kolordu karargâhım Alaca köyünde tesis ettim.
Bayburt'u iĢgal ile Kop'tan 2. ordudan da bir piyade ve bir süvari alayı (iki bölük
kuvvetinde), bir avcı taburu emrime verildi. Ordu kumandanı Vehib PaĢa, Erzurum
mevki-i müstahkem olduğundan eldeki kuvveti zayıf buluyor, bir keĢif taarruzu icrasıyla
ve 2. Kafkas kolordusunun dahi vürûduyla orduca taarruzu arzu ediyordu. Bunu ahvale
muvafık bulmamıĢtım; zira, geçtiğim yerlerde hayat kalmadığını görüyordum. Karargâhımın bulunduğu Alaca köyünde cenazeler insanın aklını oynatacak bir halde idi.
Bütün çocuklar süngülenmiĢ, ihtiyarlar, kadınlar samanlıklara doldurulup
yakılmıĢ, gençler baltalarla parçalanmıĢtı. Çivilere asılmıĢ ciğer ve kalpler görülüyordu.
Bütün bu acıklı manzaralar, firzurum'a atılmaya ve oradaki biçarelere imdada bizi
mahkum etmiĢti. Krme-niler, hatt-ı müstahkem haricinde geniĢ bir hat üzerinde Ġlıca'nın
Ģimal ve cenubunda bulunan bütün ova köylerini iĢgal etmiĢlerdi. Ben de bunları geniĢ
bir cephede iĢgal ve kısm-ı külliyi Ģose boyunca tertip ile Ilıca-Gez-Er-zurum
istikametinde taarruz emrini verdim. Buradan yazdığım raporu aynen kaydediyorum:
Alaca'dan 10.111,1334
ÜÇÜNCÜ ORDU KUMANDANLIĞINA
"Kolordu karargâhının Alaca'ya vusulünde, Jirme-nilerin elinden kaçarak
kurtulabilen 48 nüfustan maada, iki odaya doldurularak ateĢlemeye teĢebbüs eyledikleri
ahali-i Islâmiye'den 278'ini Ģehid, 42'sini, ekseriyesi ağır olmak üzre mecruh buldum.
Mecrûhînin tedavi ve isti-rahatlerine çalıĢılmaktadır, 278 Ģehid kümesi içerisinde,
ırzlarına tecavüz ve sonra ciğerleri duvarlara asılmıĢ genç kızlar, karınları deĢilmiĢ
hamile kadınlar, beyinleri süngülenmiĢ ve vücudlarına benzin dökülerek ihrak edilmiĢ
çocuklar ve erkeklerin hâsıl ettiği pek hazin levha ile, ikinci kolordudan gelirken Arapkir
ve Eğin'de üç-dört bin Ermeni'nin kısmen ihtida perdesi arkasında büyük bir hürriyet ve
müsavât-ı tâmme ile mesrûrâne bir hayat geçirmekte olduklarını tahatturla, gördüğüm
bu i-ki hayat aı asındaki tezat ve mübâyenetten mütevellit ye's ü teessürümü hâk-i pây-i
kumandânîlerine bu zavallı Ģehidlerin baĢucundan arzetmeye bir mecburiyet-i-derûniye
hisseylediğim ma'rûzdur".
Birinci Kafkas kolordusu
kumandam
Kâzım Karabekir
11 Mart sabahleyin karanlıkta hareket baĢladı, kısa bir müsademe ile Ilıca
zaptedildi. Gez'de akĢama kadar mukavemet gördük. Fakat, bunlar da mağlûben tel örgüleri gerilerine atıldı, bir gece hücumu ile tel örgüleri kesilerek siperler zaptohındu.
Ermeniler Erzurum Ģehrinin muhit-i muttasılasına çekildiler. Karasu'yun kuzeyinde
akĢama kadar iĢgal muharebesi oldu. Bizim sağ cenahta Haydarı boğazında da
Ermeniler fena halde mağlup oldular. AkĢam üstü Erzurum'da müteaddit yangınlar
baĢladı. Gece kıtaat Erzurum'a yaklaĢtırılarak Ģafakla bir hücum yapıldı. Ve saat 5
evveldet?) Ģehir iĢgal olundu. Ermenilerin ric'atım temin ve yangınların söndürülmesine
mani olmak için bazı fedai çeteler Ģuraya buraya gizlenmiĢ, ansızın Ģuna buna ateĢ
ederek hâlâ hûn-rîzlikten geri kalmıyorlardı. Öğleden sonra kolordu karargâhını
Erzurum'a naklettim. Hasankale istikametinde süvari alayıyla takibe baĢlattım.
Erzurum muharebesinde bizim kuvve-i-umumiye-miz 5.000, Ermenilerin ise 6.000
kadardı. Ermenilerin Erzurum muharebatında 500 kadar telefatı zannolunuyor.
Kıtaatımızdan Ģehit ve mecruhumuz 150 kadardı, Erzu-rum(da) bir Rus topçu alayı
zabitan heyeti, 40 kadar zabit görüldü. Bunlar Ermenilerle beraber müsademeye iĢtirak
etmiĢler... Tazyik altında cebren muharebeye sokulduklarını kemal-i teessürle anlattılar
ve Ermenilerin fecâyi'ini esasen görmüĢler, bu sefer de bizimle beraber gördüler.
Erzurum'da öyle feci manzaralar gördük ki insanı insanlıktan nefret ettiriyordu. Halk
gözyaĢlarıyla Ģuraya buraya koĢup kimi oğlunu, kimi babasını, kimi karıĢım süngülenmiĢ
veya yakılmıĢ buluyor, saçlarını yoluyordu. Yerlerde çocuk, kadın, ihtiyar... kanlar içinde
yatıyordu. Yalnız son gece 3.000 müslüman kestiklerini kemal-i iftiharla Ermeniler,
Ruslara da anlatmıĢlar. Bunu kaymakam (yarbay) Tverdo Khlebof raporunda neĢretmiĢrir. ġimendifer istasyonunda, sanki bir mezarlık, ölülerini dıĢarıya fırlatmıĢtı,
cenazeler arasından geçerek bu fecâyi'i seyrettik, bilhassa içerisinde insanların doldurulup beraberce yaktıkları karĢılıklı binalar insanı titretiyordu.
13 Mart'ta Hasankale'yi süvarimiz iĢgal etti. Orada da nâ-mütenâhi facialar
yapılmıĢ, bilhassa yol boyundaki köylerde biraz ümran ve hayat bile bırakılmamıĢ.
16 Mart Horasan'ı süvari alayı iĢgal etti. Burada istasyona doldurulup yakılmıĢ
birçok köylü ve esir asker-lerimiz haber verildi. (Rusların aldığı esirler buralarda
çalıĢtırılıyor muĢ.)
23 Mart'ta kıtaatımız eski hududa dayandı. Ermenilerden ancak tahrip yapan 200
kiĢilik bir çete ile temas vardı. Oltu istikametine, emrime verilen 2. Kafkas kolordusunun
alayını göndermiĢtim; o da, 17 Mart'ta, Nar-man'ı (Ġd) iĢgal ile hududa vardığını bildirdi.
ELVĠYE-Î SELÂSE'DE HAREKET
Brest-Litovsk muahedesi mucibince Elviye-i-Selâ-se'yi Ruslar Osmanlılara iade
ettiklerinden SarıkamıĢ'ın iĢgali emrini aldım. Kolordumun her iki fırkası da hazırdı. 3
Nisan'da harekete baĢladık. Ġki gün müsademe oldu. 5 Nisan'da SarıkamıĢ'ı iĢgal ettik.
Aynı günde karargâhım SarıkamıĢ'ta tesis edildi. ÇarĢı ve ambarlar ve bazı binalar
yanıyordu. Bir Rus ailesinden baĢka bir fert de yoktu. Ermeni kıtaatı Novo-Selim
civarına çekilmiĢti. Kıtaatı bunlarla temasa kadar ileri sürdüm, ileri kıtaatımızla 7
Nisan'da Ermeniler arasında muharebe oldu. Ermenilerin Novo-Selim mıntıkasında
kuvvetli oldukları ve kafi muharebe verecekleri keĢfolundu. Bu gün 4. kolordunun da
Van'ı iĢgal ettiği haberi geldi. 8 Nisan'da Kağızman'ı iĢgal eden bir müfrezemiz, Ġslâm
ahaliden 400 kiĢinin sokaklarda öldürüldüğünü, bu cinayetin icrası için "Artık kardeĢ
olduk, silahlarınızı verin, birbirimize bir fenalık yapmayacağız!" diyerek silahları topladıktan sonra kıtale baĢlamıĢ olduklarını bildirdi.
3 Nisan'da Novo-Selim mıntıkasında Ermeniler sağ ve sol cenahlarımıza karĢı
taarruz ettilerse de, 10 Nisan'da yine eski vaziyetlerine çekilmeye mecbur oldular. 14
Nisan'da, Batum 37. ve 10. fırkalar tarafından iĢgal olundu,
19 Nisan'da Novo-Selim mıntıkasına taarruza baĢladık. 2. Kafkas kolordusunun
bir fırkası da iĢtirak etti. Ermenilerin sağ cenahı ric'at etti. Fakat, fırkayı sağ cenaha celp
ile 36. fırkayı takviye ettim. 2. kolordunun 2. fırkası da geldi, sol cenahtaki boĢluğu
doldurdu.
22 Nisan'da her iki kolordu (4 fırka) ile taarruza baĢladık. Ermeniler iki saat bile
mukavemet edemediler, Kars'a çekilmeye baĢladılar.
23 Nisan, Ermenilerden bir heyet mütareke teklifine geldi.24 Nisan'da da Kafkas
hükümeti Elviye-i Selâse'yi tahliyeyi kabul ettiklerinden, Kars'ın iki kilometre mesafesinde tevakkuf emri geldi.Ermeni murahhasları geldiler, gittiler, kati karar için beni ileri
hatt'a davet ettiler, otomobil ile gittim. Fakat, Kars kalesinden topçu ateĢi ile
karĢılandım. Büyük tehlike geçirdik, Ermeniler akĢama kadar topçu ateĢine devam
ettiler.Kolordum kısm-ı küllisi ile Kars'ı ihata edecekti. Bunu Ermeni murahhaslarına
anlattım, Kars'ı tahliye etmekte olduklarını ve ihata hareketinin yapılmasına ve bugün
garp cephesinden çekileceklerini bildirdiler ve takip etmemekliğimi rica ettiler. Kabul
ettim, mütekâbi-len Ģunu da rica ettim: "Kars'ta birçok esir askerimiz olduğunu iĢittik.
Bunlara bir felaket eriĢmemesini hassaten rica ederim". Maalesef ben(im) Ermeni
kıtaatını Kars'a kapamak hareketinden takipten sarf-ı nazar etmek gibi ulüvv-i cenap
göstermeme mukabil Ermeniler Kars'ı her taraftan yakmaktan ve biçare esirlerimizi istasyonda öldürmek gibi vahĢilikten kendilerini alamamıĢlar. 25 Nisan akĢamı Kars'ı iĢgal
ettik. 26'da bizzat Kars'ı dolaĢtım. Her taraf yanıyor, istasyonda 100 kadar esirimiz
gaddarâne öldürülmüĢ/ ayrıca Ġslâm ahâliden 50 kadarı da Kars deresine atılmıĢ,
ceset(lerini) bulduk. (Kars mevki-i müstahkem kumandanlığı dairesinin 20 metre kadar
cenubunda, ġelale mevkiinde).
29 Nisan'da Arpaçayı hududuna kadar ileri hareket emrini aldım.
30 Nisan'da müfrezelerimiz hududa vardı. 30 Nisan'da ben de karargâhımı Hacı
Veli'ye naklettim.
3 Mayıs'ta hazır bulunmak hakkında emir aldım.
4 Mayıs'ta karargâhımı BaĢgedikli istasyonuna naklettim. Kıtaatımı da toplu bîr
vaziyette bulundurdum.
8 Mayıs'ta, "bir fırkamın Tebriz istikametinde, güneye hareket edeceği Ermeniler
mümanaat etmiyecek-lerdir, eğer mukabele ederlerse Arpaçayı'nı mürurla cebren kabul
ettirileceği" Kars'ta bulunan grup kumandanlığından bildirildi. Ordu karargâhı
Erzurum'dan sonraki harekâtta Batum'a gitmiĢ bulunduğundan, ikiĢer fırkalı bulunan 1.
ve 2. Kafkas kolordularına grup denilmiĢ ve kıdemli bulunan 2. Kafkas kolordusu kumandanı ġevki PaĢa kumandasına verilmiĢti. Karargâhımı Kızılca kçak'a naklettim.
3. ARPAÇAYI DOĞUSUNDA HAREKÂT
Ġngilizlerin Ġran'ı istilâ ettikleri, Tebriz'e kadar müfrezelerinin gelmesi(nin) güney
harekâtının sâiki olduğu ordudan bildirildi. Ermenilerin sulhu kabul etmedikleri gibi
harekâta da müsade etmediklerinden Gümrü'nün zaptı emri geldi. 15 Mayıs'ta
Arpaçayı'm her iki kolordu geçtik. Kolordum Gümrü'nün güney ve doğusunu ihata etti.
AkĢama kadar cephede 2. kolordu kıtaatı Gümrü'nün mukavemetine maruz kaldı,
akĢam üstü Gümrii teslim oldu. Buranın ahalisi iyi hareketler ettiler, tahribat yapmadılar,
kaçmadılar da. Ordumuz zabıtan ve efradını gördükten sonra hayretlere düĢtüler.
Kendilerine, Ermeni çeteleri Türk ordusunu pek fena tasvir etmiĢ, "Kurûn-ı ûlâ (ortaçağ)
kıyafetli, yatağan bıçaklı!" demiĢler. Halk Ermeni ordusundan gördükleri fenalıklardan
kurtulduğuna ve Türk ordusunun ulüvv-i cenabına karĢı med-yûn-ı Ģükran idiler. Civar
köyler de mukabele etmedi, herkes yerli yerinde kaldı.
20 Mayıs'ta karargâhımı Gümrü kasabasının iki kilometre kadar güneyindeki
kıĢlalalara naklettim. Ermeniler güney harekâtına mukabele ediyorlardı. 22 Ma-yıs'ta
Serdarabad mıntıka s m d a ki müfrezemiz biraz çekilmeye mecbur oldu. 24 Mayıs'ta
ordu kumandanı Ve-hib ve grup kumandanı ġevki PaĢalar Gümrü'ye geldiler. Ermeni
kolordu kumandanı Nazarbekof da bir Ermeni generali ile gelecek, müzakere
edeceklermiĢ. Fakat, Ermeni generalleri gelmediler. Mesele, Tebriz istikametine ve
Gence cihetine kuvvet Ģevki için Ermenilerin mukabele etmemesi imiĢ. Fakat, gelen
olmadığından müzakere de olmadı ve bilakis 25 Mayıs'ta Ermeniler benim kolorduma
taarruz da ettiler. Ordu, Ermeni ordusuna taarruz emrini verdi.
26 Mayıs'ta Ermenilerin kuvvetli bulunduğu Kara-kilise mıntıkasında 2.
kolordunun 11. fırkası muvaffak olamadı, dört kilometre kadar çekildi. Çekilirken, bilhassa Hacıkar köyünde kadın ve köylüler geçen efradı baltalarla parçalamıĢlar.
Karakilise'nin zaptı için kolor-dumdan bir fırka ile hareket ve 11. fıkrayı da emrime almaklığımı grup emretti. Sol cenahımda bulunan 9. fırkayı henüz karla mesrur Maymah
dağlarından Ģevkettim. Ben de Ġmamh doğusunda Saral civarındaki 11. fırka nezdine
geldim. NümayiĢ taarruzlarla Ermeni kolordusunun nazar-ı dikkatini cepheye atfettirerek
28 Mayıs'ta 9. fırka ile hatt-ı ric'atlarına düĢüldü. Ermeni kolordusunu panik yaptı; fakat
27 Mayıs'ta Serdarabad mıntıkasında Ermeniler bizim müfrezeyi tarda muvaffak olmuĢlar, müfrezemiz Alagöz sırtlarına çekilmiĢti. Bunun için 9. fırkayı derhal, yorgunluğa
rağmen, 28 akĢamı Ka-rakilise batısına, KıĢlak köyü civarına çektim. Ben de Gümrü'ye
avdet ettim.
29 sabahı Ģayan-ı teessür haberler geldi. Gümrü ile güney istikametindeki köyler
ahalisi, ġirvancık ve Mah-mudlu civarında ellerinde silah dağlara çıkmıĢlar, ne kadar
ambarlarımız varsa basmıĢlar, muhafızlarını öldürmüĢler, bunlardan tek tuk kaçabilenler
bu haberi verdi. Sağ cenahın imdadına gönderdiğim müfrezenin gerilerine geçerek
esasen silahları saklı bulunan halkı ayaklandırıp ambarlarımızı yağma ve muhafızlarını
itlaf etmiĢler. Kolordum Erivan ve Açmiyatzin'i iĢgal için toplandı. KarĢımızdaki kuvvet
bizi yürüyüĢ süratinden dahi alıkoyacak bir halde değildi. Kısnvı küllileri Karakili-se'de
periĢan olmuĢ iken çete muharebeleriyle mevcudiyetlerini mahva çalıĢan Ermeni
milletine Türklüğün Ģanından olan "mağluba acıma" düsturuna tebe'an harekât
durduruldu.
l Haziran'da Ermenilerle müsâlaha emri geldi. 4. Müsâlahadan sonra
4 Haziran'da 30 kadar Ermeni Açmiyatzin istikametindeki Sıçanh'da kıtaatımıza 1.300 metreden ateĢ ettiler, mukabele görünce kaçtılar.
8 Haziran'da 2. Kafkas kolordusunun 5. fırkası Cela-loğlu'ndan Gence'ye
harekete baĢladı.
11 Haziran'da emir aldım; buna nazaran, Ġran'a geçecek kıtaatımıza mukabele
edilmemesi için bütün cephede Ermeni kumandanlarına emir verildi, ben de Ermeni
kolordusu kumandanı Nazarbekof la muharebeye baĢladım.
12 Haziran'da 4. kolordunun Hoy'u iĢgai etmiĢ bulunduğu ve bir süvari bölüğünün
de Tebriz'i iĢgal ettiği bildirildi. Dilman mıntıkasında Ermeniler varmıĢ, mü-sâlaha
etmiyorlarmıĢ.
13 Haziran'da Alagöz dağı cihetinden 40 kadar Ermeni piyadesi cepheden ateĢ
açtı, 40 kadar süvarisi de oradaki müfrezeseyi kuzeyden ihataya baĢladı ise de
tardedildi. Halbuki cephedeki mükâleme memurları yarın Culta'ya trenlerimizin serbest
iĢleyebileceklerini
14 Haziran'da Ermeni kıtaatının kamilen yeni hududa çekileceklerini, müsademe
yapanların Yezidîler olması ihtimalini söylediler.
Gümrü'de sulh müzakerâtının teferruatını kararlaĢtırmak üzre tarafeynden birer
heyet tayin olundu- Ben Osmanlı heyeti reisi idim. Ermeni heyeti de 16 Haziran'da geldi.
Mevâdd-ı sulhiye mucibince Culfa'ya kadar Ģimendifer boyu Osmanlılara terkedilmiĢ idi.
Bu hususun takarrürüne rağmen 24 Haziran'da Kamarlu istasyonuna gitmekte olan bir
süvari bölüğümüzü Aganıaz-lu, ĠmatĢlov, Gölcehisar Ermeni köyleri her taraftan
ateĢaltına aldılar, 17 Ģehid ve 5 mecruh, 46 hayvan mürd oldu. Ermeni çeteleri bölüğün
bütün eĢyalarını yağma etti. ĠĢbu Ermeni çetelerinin, Nahcivan havâlisinde katliamlar
yapmakta bulunan Antranik'e ait olduğu zanno-lundu.
Antranik'in hayatı hakkında Ermeni komisyonu ve Erivan'daki Ermeni kolordu
kumandanı Nazarbekof, Gümrü'dekî Ermeni ahalisi de TaĢnaksiyun komitelerinin
Ermeni milletini felakete sevkettiğini kemâl-i sûziĢle anlatıyorlardı. Vaka, Ermeni
payitahtı olan Erivan'ın ya-mbaĢında olmasına rağmen, bu vakayı ben de mâ-fevklerime bildirirken, Ermeni hükümetini bu meselede masum gösterdim. Binaenaleyh,
henüz baĢlayan dostluğun idâmesine muvaffak oldum. Ermeniler için hayat-me-mat
meselesi olan bu nazik zamanlarda ne menfaat beklediklerini anlayamadığım Ermeni
komiteleri yine rahat durmuyordu. Mesela, 4 Temmuz 2, sonra da 200 kadar Ermeni
Ģakisi Serdarabad mıntıkasında, Açmiyatzin güneyinden geçen iki piyade bölüğümüze
taarruz ettilerse de mukabele görünce Açmiyatzin istikametine kaçtılar.
8 Temmuz, güneye hareket eden 11. fırkanın harekatına Açmiyatzin cenubunda
500 kadar Ermeni mukabeleye kıyam ettilerse de tardolundular. Bu vekâyi'a rağmen,
tayin olunan hatt-ı hududun öte tarafına kat'iy-yen tecavüz edilmemesi için kıtaata kat'i
emirler verdik. Ermeniler pek tehlikeli bir teĢebbüste daha bulundular. O da, 11. fırkaya
dahi Agamazal, Çabacalu ve Haratlu köyleri ateĢ açtı ve hatta taarruza bile kalktı.
Kuvvetleri 500 piyade ve 150 süvari idi. Halbuki Erivan'a ve Açmi-yatzin'e hakim olan
benim kolordumdan sarf-ı nazar, bu fırka dahi Erivan'ı iĢgal ve Ermeni mevcudiyetine
hatime verebilirdi. Böyle bir vak'a-yı tarihiyeye mani olanmesele umum zabıtan ve
efrada layıkıyla anlatılmıĢtı ki. Ermeni hükümetinin mevcudiyeti menâfi'-i milliyemiz
icabıdır. Ermeni hükümeti ile sulh aktedilmesi, Ģimdiye kadar canlarını, servetlerini
komitecilikle temin eden Ant-ranik ve emsalinin iĢine gelmediğinden vaka ihdasından
geri durmuyorlar, tahdit edilen hudut hiçbir suretle geçilemeyecektir. (Komisyonca
protokole nazaran çizilen iĢbu hudut krokisi umum kıtaata tevzi edilmiĢti.)
31 Temmuz 4. kolordu Rumiye'yi iĢgal etmiĢ.
l Ağustos'ta kolordular teĢkilatı ve cephelerinde tadilat yapıldı. Evvelce benim
emrimde 9. fırka ve 36. fırka vardı. 14. fırka da Romanya'dan geriye geldi. Emrime
girmiĢti. 2. Kafkas kolordusundan 5. fırka Gence'ye ve 11. fırka Ġran'a geçmiĢti. Yeni
tertip mucibince 15. fırka ve 36. fırka da 2. Kafkas kolordusu olarak Gümrü havalisinde
kaldı. Benim emrime de 1. Kafkas kolordusu, 9. ve 11. fırkalar verildi. 9. fırka Erivan
güneyinde Nah-civan mıntıkasına kadar, 11. fırka da Tebriz'i iĢgal edecekti. Kolordum
karargâhım Nahcivan intihap ettim, 7 Ağustos'ta Nahcivan'a geldim.
16 Ağustos'ta, emrime verilen 11. fırka kolbaĢısı Tebriz'e vardı. Tebriz'e kadar
mevcut olan Ģimendiferi de tamir ettirdik. Tebriz'de ingiliz tahrikatı ziyade olduğundan
,beyne'n-nâs bir fenalık melhuz olduğunu haber aldığımdan, 2 Eylül'de karargâhımla
Tebriz'e geldim. Buradaki Ermenileri ağırbaĢlı ve iĢ-güçleriyle meĢgul buldum.
Mukabilinde de benden ve kıtaatımdan lazım gelen hürmeti gördüler.
5 Eylül, Tebriz'in üç günlük mesafesine kadar takar-rüble Tebriz'i tehdit eden
Ġngiliz müfrezesine taarruzla ric'ata mecbur ettik ve bir-iki yerde mukavemet
etmekisteyen bir müfrezeyi Miyane doğusundaki Kaplan Kûh silsilesinden de doğuya
tardettik. Ġran dahilindeki harekâtı burada tevkif ve tahdidini istiyordu. Fakat, imkan-ı
maddisi olmadığını anlattım/ Mucib-i memnuniyet olmamakla beraber mütalaâtımı kabul
ettiler.
15 Eylül'de Baku'nun zaptını haber aldık. 22 TeĢrîn-i Evvel'de (Ekim) Ġran'ın
tahliyesi emri geldi. Ben de karargâhımı tekrar Nahcivan'a nakil için Tebriz'den hareket
ettim. 31 TeĢrîn-i Evvel'de (Ekim) aldığım emirde "1. Kafkas kolordusu karargâhı(nm)
lağvedildiği, bu karargâhın da Ġstanbul'a gideceği" bildirildi. Bu gün aldığımız ajans da,
bize, kabul ettiğimiz mütareke Ģeraitini bildirdi.
Ben karargâhımla, Batum üzerinden 28 TeĢrîn-i Sânı (Kasım) 1918'de Ġstanbul'a
geldim. Ve Tekirdağ'ında (Rodosto) bulunan 14. kolordu kumandanlığına tayin olundum.
9. ordunun lağvı ve ġevki PaĢa'nın Ġngilizler tarafından Ġstanbul'a celbi ısrarı üzerine, bu
havaliye olan vukufuma ve Ermenilerce olan mârufiyetime binâen, namı 15. kolorduya
tahavvül eden eski kıtaatıma yine kumandan olarak tayin olundum.
19 Nisan'da Trabzon'a ve 3 Mayıs 1919'da Erzurum'a muvasalat ve kumandayı
deruhte ettim. Devam eden Ģu beĢ ay zarfında, hududun öte tarafından kaçıp
gelenlerden ve gerekse birçok biçarelerin feryadından anladım ki, Ermeni milletinin
içerisinde kök tutmuĢ olan çeteciler, kesip yakmakta hâlâ ber-devamdırlar ve bunların
bu cinayetlerini tasvip ve fakat dünyaya aksini göstermek için her tarafta kuvvetli
yardakçıları da vardır. Fakat, itikadımca komitecileri aralarından def etmedikçe ve siyasi
entrikalardan uzaklaĢmadıkça, Ermenimilleti, ne kendisi ve ne de aralarında yaĢayanlar
rahat ve emniyet görmeyecektir. Bundan dolayı, o milletin tanıdığım efrâd-ı
ma'sûmesine karĢı da bir hiss-i-Ģefkatle acımaktan kendimi alamıyorum. Fakat, bir âdil
elin dünyanın o köĢesinde dahi saadetler uyandıracağını düĢünmekle müsterih
oluyorum.
Sabık birinci Kafkas kolordusu kumandam
15. kolordu kumandam mirliva
Kâzım KarabekirErmeniler müslümanlara bu mezâlimi reva görürlerken, o sırada
ġark'ta ordu kumandanı olan Kâzım Karabekir; Osmanlı ordusunu getirenlerin çocukları
olmaları dolayısıyla bölge Er-menilerince itilip kakılarak sokaklarda açlık ve soğuktan
ölmeye terkedilen binlerce Ermeni çocuğuna barınacak yer ve eğitim imkanı temin
ediyordu. Bununla ilgili olarak, kendi eserlerinden biri ile, Doğu'da açtırdığı okullarda
okuyan talebelerden Ali Aynm'ın kitabından iki alıntı yapıyoruz:
Kâzım Karabekir. Bizi, bu kürrenin en kıdemli evlatlarını ve hiçbir ta-ihte istiklalini
kaybetmemiĢ insanlarını bilmeden ve an-.amadan haksız yere mahvetmeye kalkan
TaĢnaklar üçilimizi (elviye-i selâse), Urfa, Ayıntap, MaraĢ, Adana havalisini kan ve ateĢe
boğdular, ne hetice hâsıl oldu? Artık yetmez mi? Acaba ırkî münasebet ve bir tarihte
hatta din birliği -Ermeniler senelerce Ġslâm yaĢadılardı- öğrenildikten sonra da aramızda
felaketler tekerrür edecek mi? Talihim beni Ġstiklal Harbimiz'de dahi ġark'ta bulundurdu
ve tam inkıraz, imha çemberinin hazırlandığı bir zamanda nasihatler ettim, "Samimi
olalım, yolumuzu kapamayın!" dedim, dostluk diledim; fakat, kan ve ateĢle cevap aldık.
Bıçak kemiğe dayandığı bir zamanda zaruri olarak Türk'ün demir pençeleriyle ikinci defa
olarak TaĢnak ordusunu hırpaladık.
Fakat Ermeni mevcudiyetine Türk milleti gene hürmet etti ve onun istiklalini
bitirmedi. Yeniden birçokla-rıyla tanıĢtım. ġifahen, hatta yazıyla bile söz verdiler ki, artık
"Türk-Ermeni" dostluğu ebedi kalacaktır. Ermeni milletini yaĢatacak (Ģeyin) ancak Türk
dostluğu olduğunu bir daha gördüler ve Ermeni edebiyatının esasının Türk münâfereti
değil, Türk dostluğu olacağını kabul ettiler. Ermeni milletinin mahvı ânında ıztırap
çekecek baĢka bir üçüncü millet olmadığını da tasdik ettiler. Ben bu dostluk edebiyatını
uzatmıyorum. Kursağına emeksiz ecnebi nimeti akan ve hayatın her türlü zevkini o
kanaldan emenlerle iĢim yoktur. Ben alın teriyle çalıĢan Ermeni vatandaĢlarıma ve
bunların emniyet ve rahatını düĢünen iyi kalpli Ermeni milletine hitap ediyorum: Hala
yalan iftira ve kin yağmurlarıyla ruhunuzu ıslatmayınız! Ermeniler eserimden size iki de
vesika yazayım. Daha birçok hakikatleri eserden yakında okuyacaksınız. Kars'ta Ermeni
ordusu fedakarca çarpıĢtı; fakat, terscephe ile yaptığım taarruz, tarihteki emsali gibi
mağlubun felaketiyle neticelendi. Türk ordusunun ne kadar mertçe ve insanca hareket
ettiğini gören, Ermeni yetim çocuklarına bakan Amerika heyetinin. Ġstanbul'daki Amerika
mümessili amiral Bristol Cenaplan'na 31 Birinci TeĢrin 1920'de çektikleri telgraf aynen
Ģudur:
"Tous leĢ Americains a Kars sont biens, et l'arme Turque nous donne excellent
soin et tout consideration. Nous avons permition de contineuer l'organisation com-me
avant. LeĢ soldats Turcs sont bien disciplines etiln'ya pas eu de massacrse".
Edward Fox district commander N.E.R. KARS
Ordumuzun Avrupa ve Amerika ordularından farksız derecede zapt u raptı
bulunduğunu ve onlardan daha ziyade âlicenap olduğunu Amerikalılar takdirle söylediler
ve vesikalarında bu intizamı ve katliam yapılmadığını da cihana ilan ettiler. Kendilerine
müsade ettiğimiz Ģey, orada topladıkları altıbin fakir veya kimsesiz Ermeni çocuklarına
bakım hususudur. Gümrü'de dahi aynı vaziyet hâsıl oldu. Bu çocuklar Ģimdi birer
Ermeni delikanlısı olmuĢlardır. Haklarındaki Türk Ģefkatini unutmamıĢ olduklarını ümit
ederim. Ermeni yetimlerinin "yetimler babası" hitabıyla bana hediye ettikleri karakalem
resmini samimi bir hatıra olarak saklıyorum. Gümrü'nün medeni halkı ise/ üzerlerinden
hemen i-ki sene fasıla ile dehĢetli harp silindirleri geçtiği halde, ne insani muamele
gördüklerini inkar edecek derecede fena insan değillerdir. Gerek Harb-i Umumi'de ve
gerekse mütareke devrimizde yaptığımız her iki Ermenihareketinin de günü gününe
hesabını bu eserimde medeniyet aleminin huzuruna çıkaracağım. AĢağıdaki vesikayı,
Ermeni dostlarımız, kendilerini hala Türk düĢmanlığına süren ve iftiralarla ruhları kin ve
isyan girdabına düĢürmek isteyenlerin yüzüne çarpmalıdırlar:
16 TeĢrîn-i Evvel 1921 Erzurum-Yaku tiye En büyük kumandana; "Bugün Ermeni
esir zabitleri ve efradı için mesut bir bayramdır. Bugün, oniki ay süren esaretten sonra
biz artık ailemize ve vatanımıza kavuĢuyoruz. Bizim en büyük âmirimiz olmak hasebiyle,
zât-ı âlîlerine ve maiy-yetleri zabitamna biz Ermeni zabit ve neferleri Türkiye'de
hakkımızda gösterilen hüsn-i muameleden dolayı bütün kalp ve ruhumuzla arz-ı
teĢekküre müsâra'at ey-liyoruz. Biz buradan hareket ederken, güzel hatıraları da birlikte
götürmekteyiz. Biz emin bulunuyoruz ki, bundan sonra Ermeni askeri size karĢı silahbe-dest olarak bulunmayacaktır. Ve taraf-ı âlîlerinden bizlere tebliğ edildiği üzere, l
TeĢrîn-i Evvel 1921'de Kars'ta bu husus her iki milletin evliyâ-yı umuru arasında takrir
ve temin edilmiĢtir. Biz dahi bundan eminiz. Ġki memleket arasında, Türklerle Ermeniler
birbirlerine karĢılıklı yardım edecek ve birlikte yek-diğerini müdafaa ve sıyânet eyleyeceklerdir".
ferik jeneral jeneral miralay miralay miralay
zabitler (imzaları mahfuzdur) Ali Ayrım: <23>
Yüzümüze sıvanmak istenilen çamur
Yeni gelenlerle seviĢmiĢ, kaynaĢmıĢ, kardeĢçesine arkadaĢlığımı sürdürürken,
okulumuzda Ermeni çocukları olduğunun toplum arasında da söylendiğini, yayıldığını
duymuĢ, yine çok üstelememiĢ, aldırmamıĢtık. Bundan bir süre sonra Ermeni adı
dallanmıĢ, budaklanmıĢ, çiçek açmıĢ, meyvesini vermeye, kokusunu saçmaya
baĢlamıĢ, öğretmenlerimiz üzülmüĢ, Karadenizli olan müdür yardımcısı Nureddin Bey,
bunun kötü düĢünceli kimselerce uydurulduğunu, hepimizin Türk oğlu Türk olduğumuzu,
bütün bunlara boĢ vererek üzül-mememiz gerektiğini söylemiĢti. Ama yavaĢ yavaĢ, sinsi
sinsi iĢe Kâzım Karabekir PaĢa da karıĢtırılıyor, onun okullarında okuyan çocukların
tümünün Ermeni çocuğu olduğu ve Ermenistan'dan toplanıp getirtildiği propagandası
yapılıyordu. Ak yüzlü Karabekir PaĢa suçlanıyor, bizler onun dölleri oluyor, lekeleniyor,
adımız kötüye çıkarılıyordu. Okulda görünürde birĢeyler sezinlemiyorsak da, dıĢarılarda
kendini bilmez, kötü duygulu kiĢilerin baĢ döndüre göz kırpa, fısıltılarla bizi
kötülediklerini, olmadık utanç verici sözlerle bizleri aĢağılatmaya çalıĢtıklarını duyuyor,
görüyorduk. Oysa ki, Kâzım Karabekir PaĢa'nın SarıkamıĢ'takiokullarından birisine
girebilmek için ne çileler doldurmuĢ, askerlik Ģubelerince ne denli incelemelerle, zorluklarla karĢılaĢmıĢtık. Erzurumlular bizden yana oluyor, takma adımızı kale almıyor,
'Bunlar Kâzım Karabekir'i kötülemek için uydurulmuĢ, içi karaların ortaya atarak yer
kapmak, ün almak için ileri sürdükleri tiksindirici yalanlardır/ diyorlardı. Ama, bizler bu ad
altında eziliyor, üzülüyor, ölüm terleri döküyorduk. Olana baĢ eğmekten özge bir
gücümüz yoktu. Ermenilerin dığası, pis suratların kurbağası olarak taĢlanıyor,
yaralanıyorduk. Bu uydurular ömrüm boyunca etkisini sürdürecek, beni baskısı altında
tutacak, baĢarılanım köstekleyecekti,
Erivan çevresindeki köylerden baĢlayarak, Türklüğün ve Müslümanlığın izini
silmek amacı ile baltalamaya giriĢen Ermeniler, kolayca ellerine geçirdikleri bu ilde de
eylemlerini sürdürmüĢ, buradaki Türkleri de yok etmeye baĢlamıĢ, 1920 yılında bu ilin
sınırında beklemekte olan Türk ordusunun ayranını kabartmıĢ, Kâzım Karabekir
PaĢa'mn ani bir 'Ġleri!' buyruğu ile Gümrü'yü elimize geçirmiĢ, Erivan'ı kuĢatmıĢ,
Ermenileri ölüm çemberi içine almıĢtı. Bu olaydan 52 yıl sonra, bir gün istanbul'da Suphi
PaĢa konağı önünden geçen Horhor caddesinin bir yanında, çevrenin emeklilerinin
emekleye emekleye gelerek toplandıkları Ozanlar gazinosunda, hemĢehrim Ramazan
ve Haydar Beylerin aracılığı ile, albaylıktan emekli Mehmed Bey'le tanıĢmıĢtım. Her gün
öğleden sonraları gelir, sessizce bir yanaoturur, çayını içer, arkadaĢları ile geçmiĢten
söz eder, çok kimselerle senli benli olmaz, tek oturduğu yerde, gülüyor mu ağlıyor mu
belli olmayan suskunluğunu sürdürürdü. Armağan adındaki kitabımı o da okumuĢ. Bir
gün benim de birazıcık sözünü ettiğim bu konuya değinmiĢ, Kâzım Karabekir PaĢa'nın
topladığı öksüzlerden söz ederek Ģöyle demiĢti:
"Kâzım Karabekir PaĢa'mn komutasında Gümrü'ye girdiğimizde, kentin
sokaklarını tıklım tıklım ortalıkta kalmıĢ Ermeni çocukları ile dolu bulmuĢtuk. KıĢ baĢlamıĢtı; açlık, soğuk, hastalıklardan ölenleri sokaklarda kalıyor, kentin görünümünü,
havasını bozuyor, görenlerin tüylerim ürpertiyor, içini bulandırıyor, tiksindiriyor,
hastalıkların salgınlaĢmasına, yayılmasına yol açıyordu, "Her ne kadar bunlardan
binlercesi, Amerikalıların açtıkları yurtlarda tohplanmıĢ, yediriliyor, içiriliyor, barındırılıyor, korunuyorsa da geride kalanları sokaklarda titreĢiyor, iki büklüm olmuĢ,
baĢları boĢ, gözlen yaĢ, ne ekmek buluyor ne de aĢ, dolaĢ babam dolaĢ, dönüp duruyorlardı. "Gümrü'nün varlıklı Ermenileri bunları görmüyor, arpa danesi değil zırnık bile
vermiyor; Türk ordusunun buralara girmesine neden olanların çocukları olduğu için
onlardan iğreniyor, kapılarını yüzlerine sıkıca kapatıyor, Türk ordusunun hoĢgörü
güvencesi altında yaĢamlarım sürdürüyorlardı.
"Ermenilerin bu denli ilgisizlikleri, Kâzım Karabekir PaĢa'yı çok üzmüĢ, bir iç
acısı, insanlık adına bir u-tanç duyarak, varlıklı Ermenileri bir araya toplamıĢ, az bir
sürede onlara yurtlar açtırarak bu çocukları ölümden kurtarmıĢtı. "Ama, neye yarar ki,
PaĢa'nın bu insancıl eylemi, bir yandan varlıklı Ermenileri küstürmüĢ, bir yandan da
Ermenilerden çok kötülükler, çirkinlikler görmüĢ Türkleri kızdırmıĢ; PaĢa'nın Ermenileri
koruduğu sözlerini her yana yaymaya baĢlamıĢlardı."Tam bu günlerde güçlü bir kıĢ
olmuĢ, her yanı kasıyor, kavuruyor, kente ölü bir gün yaĢatıyordu. Yakacak darlığı
baĢlamıĢ, odun altın olmuĢ, gözleri kendine çekiyordu. Nöbet yerlerinde donma, kurt
saldırıları da artmıĢtı. "Amerikalıların Ermeni çocuklarını barındırdıkları yurtlarda da
yakacak kalmamıĢ, Kâzım Karabekir Fa-Ģa'ya baĢvurmuĢ, süngülerimiz altındaki
ormanlardan yakacak odun istemiĢlerdi- PaĢa onlara yardımda bulunacağını, bizim
erlerimizin de dağ baĢlarında çıplak olduklarını ileri sürmüĢ, Amerikalılarla anlaĢarak,
verilecek odun karĢılığı binlerce battaniye almıĢ, bunları kestirmiĢ, erlerimize gocuk
yaptırmıĢ, Mehmedleri o yılki amansız kıĢın etkisinden korumuĢ, dondan kurtarmıĢtı,
"PaĢa'nın bu yaptıklarını da doğru bulmayanlar olmuĢ, Amerikalılar aracılığı ile yine
Ermenilere yardım ettiğini söylüyor, ikinci bir kez onu kınıyor, suçluyorlardı."PaĢa,
Gümrü anlaĢmasını yaptıktan, yurda döndükten sonra, Gümrü'de gördüğü Ermeni
çocuğu sayısından daha da çok sayıda, Doğu illerini dolduran öksüz Türk çocukları ile
karĢılaĢmıĢ. Gümrü'de Ermenilere yaptırdığını burada da Türk varlıklı kiĢilerine yaptırmak istemiĢse de, kuru topraktan baĢka tek varlıklı kiĢi bulamamıĢ, askerî okulları
açtırmıĢ, bu çocukları buralarda toplamıĢ, okutmaya, yetiĢtirmeye baĢlamıĢtı.
"Bu olaylar aradan yıllar geçtikten, Karabekir Pa-Ģa'nın yıldızı söndükten sonra,
1925'te birçok gammazlar, PaĢa'nın, topladığı bu çocukları Gümrü'den getirdi-ği(ni), özbe-öz Ermeni çocukları olduğunu dört bir yana yaymıĢ, üçüncü bir kez üstüne gölge
düĢürmek istemiĢlerdi."Bütün bu olanları bilmeyen, araĢtırmayan, sormayan kiĢiler,
onun soruĢtura, öz-be-öz Türk çocukları oldukları anlaĢıldıktan sonra askerî okullarda
topladığı öksüzlere, anlamsız, yersiz olarak çamur atmıĢlardı. "Oysa, bizler böylesine öz
çocuklarımıza çamur atar, onları ağlatır, üzer, yaralarının üstüne tuz biber ekerken,
Ermeniler Karabekir PaĢa'nın onlara zorla açtırdığı yurtları geliĢtirmiĢ, çoğaltmıĢ;
buraları, Türklerden öç almak için 25.000 Ermeni çocuğunun eğitim, öğrenim yerleri
durumuna getirmiĢlerdi."Türk acıması, Türk insancıl düĢünce, duyarlığı, Türk zoru ile
ölümden kurtarılanlar, Türkleri yok etme planları kuruyor, öç alma marĢları
söylüyorlardı".Bu 'Ekler' bölümüne alınan metinlerden ilk ikisi; Kâzun Karabekir
PaĢa'nm, kitaplarında yeri geldikçe atıfta bulunup eserleri içerisinde neĢrettiği, Osmanlı
ordusunca esir alman ikinci Erzurum kale topçu alayı kumandanı ve Erzurum Deveboynu mevki-i müstahkem kumandan vekili, Rus yarbayı Tverdo Khlebof tarafından
Erzurum'daki Ermeni mezâlimine iliĢkin Tarihçe ve Hatıra adıyla kaleme alınmıĢ iki
önemli risaledir.1ikinci Erzurum kale topçu alayının teĢekkülünden itibaren. Osmanlı
ordusunun Erzurum'u istirdadı tarihi olan 12 Mart 1918'e kadar ahvâli hakkında 2
Erzurum ve Deveboynu mevki-i müstahkemi
kumandan vekili ve ikinci Erzurum kale
topçu alayı kumandam esîr-i harp kaymakam
Twerdo Khlebof
Mukaddime
Erzurum Rus ikinci kale topçu alayının harp ceridesi olan bu Tarihçe'mn Rusça
aslı mahfuzdur. Ermenilerin Ġslâmlara yaptıkları fecâyi' ve mezâlim bu ceridenin bazı
mahallerinde kayd u tesbit edilmiĢ ise de, Ġslamların duçar oldukları zulüm ve i'tisâfâtın
derecesini öğrenmek arzu buyuran zevat, Erzurum Rus ikinci kale topçu alayı
kumandanı kaymakam Tverdo Khlebof un Hatırat'ıtü ve bu vesaike müsteniden
neĢrolunan diğer kitabı mütalaa etmelidir. 1917 Kânun-ı Evvel'i evâsıtında Rus Kafkas
ordusu gerek ordu ve gerek baĢkumandanlığın müsadesi olmaksızın kendi kendine
cepheden çekildi.
Ordu ile birlikte Erzurum kale topçu alayı da gitti. Erzurum Deveboynu mevki-i
müstahkemi kıtaâtıyla Erzurum kale topçu alayından yalnız 40 zabit kaldı. Bu za-bitan,
efrad tarafından metruk bir halde bırakılan toplarının baĢında vazîfeten kalmıĢlardı.
Diğer zabıtan da gittiler. Mevki-i müstahkemde 400'den fazla top kaldı. Topların Ģevki
imkanı olmadığından, bilmecburiye mevzilerinde kaldılar. Zabıtan ise gerek vazife ve
gerek namus düĢüncesiyle, baĢkumandanlığın ya kendilerine yeni nefer göndermesi
veyahut toplan terkeylemeleri emrine intizâr ediyorlardı. Birinci alayın gitmesiyle, kalan
zabıtandan ikinci Erzurum kale topçu alayı teĢkil edildi. Ordunun çekilmesiyle
Erzurum'da ihtilâl tarikiyle Ermeni ittihadı teĢekkül etti; kendilerine "Ermeni as-ker-i
ittihadî" ismini verdiler. ĠĢte o tarihte ordu kumandanlığı tamamıyla acemi olarak 400
kadar Ermeni'yi ikinci kale topçu alayına verdi. Bunların bir kısmı kaçıp dağıldı, kalanlar
da ancak nöbet mahallerini ve mevzi-deki bataryaların muhafazasını deruhte
edebiliyordu.
Ordunun çekilmesinden bir müddet mukaddem ġimali Kafkasya'da muharebat-ı
dahiliye baĢlayıp Mave-ra-yı Kafkas'ın Rusya ile irtibatı münkati' olunca, Tiflis'te
hükümet-i muvakkate (geçici hükümet) teĢekkül ve "Mavera-yı Kafkas komiserliği"
ismini takındı ve kendisinin müstakil bir hükümet olmayıp, iĢler düzelin-ceye kadar
muvakkaten hükümet-i merkeziyeyi temsil ederek Rusya'nın gayr-ı münfekk (ayrılmaz)
bir kısmı olduğunu ilan etti. Çekilen ordunun yerine komiserlik 1917 senesi Kânun-ı
Evvel 18 tarihli tamimiyle yenidenordu teĢkil olunacağını ilan etti ve yeni ordu milis esası
üzerine Rus, Gürcü Ġslâm, Ermeni kolorduları ve Çerkez, Asetin ve Aysor gibi diğer
küçük milletlerden de u-fak cüzütamlar teĢkil edecekti.
Topçu kıtaâh(nın) hangi milletten teĢkil olunacağı meselesi hallolununcaya kadar
Erzurum Deveboynu mevki-i müstahkem topçusu muhtelit (karma) bir halde kaldı.
Kumanda heyeti kamilen Rus olup efrad Ermeni idi. Kumanda heyeti gibi esas kadrosu
kamilen Rus olan bu topçu kıtaatını hiç kimse Ermeni farzedemez. Bunların Ermeni
olduğuna dair hiç kimse bir emir vermedi.
ĠĢbu topçu kıtaatı daima Rus ismini taĢıdı. Biz daima Rus ordusu topçusunda
hizmet, Rus veznesinden maaĢ aldık ve Rus kumandanlarının emri altında bulunduk.
Alayda Rus papazının idaresi altında Rus kilisesi vardı, Ermeni kilisesi yoktu.
Henüz Rus ordusunun çekilmesi iki ay kadar olmuĢtu ki, diğer milletlerden ikmal
efradı gelmediği gibi, Erzurum'a diğer milli kıtaat da gelmemiĢti. Alayda zapt u rapt
teessüs edemedi. Efrad kaçıyor ve yağma ile uğraĢıyor ve zabıtanı tehdit etmeye ve
açıkça emirlerini dinlememeye baĢladılar. Bulgar Ermenilerinden olduğunu iĢittiğim
miralay Torkom, Erzurum merkez kumandanı tayin olundu. Bu senenin Kânun-ı Sâni'si
evâ-sıtında Ermeni piyade kıtaatından birkaç nefer Erzurum mu'teberân ve eĢrafından
birisini hanesinde katledip malını yağma etmiĢler. Maktulün ismini der-hatır edemiyorum.
BaĢkumandan OdiĢelidze, bütün kıtaat kumandanlarını yanına toplayıp, mutlaka
üç gün zarfında katilin meydana çıkartılmasını talep etti. Bilhassa Ermeni kumandanlara
katilin meydana çı-karılması(nın) Ermeni namusuna taalluk eder mesele olduğunu
söyledi- Ve Ermeni efradı tarafından Ģehirde îkâ' olunan mezalim ve itaatsizliğe nihayet
verilmesini istedi. Yahut ki (aksi takdirde), kendilerini müdafaa edebilmeleri için Ġslâm
ahaliye silah tevzi etmek mecburiyetinde kalacağını ilave etti. Miralay Torkom cevaben
''birkaç eĢkiyanın zulüm ve yağma etmesiyle bütün bir milletin lekelenmesinin doğru
olmadığı gibi bütün Ermenilerin de eĢkiya olmadığı"m mümVilâne bildirdi. Kıtaat
kumandanları divan-ı harp teĢkilini ve ceza kanununun tatbikini, idam ile tecziyeyi
baĢkumandandan istediler. Bunlar hakkında teĢebbüste bulunduğunu söyledi. Ancak
katilin bulunup bulunmadığını bilmiyorum. Hatırımda kaldığına göre miralay Torkom
ġubat'ın 25'inde Erzurum Ģehrindeki umum kıtaata bir resm-i geçit yaptırıp yirmibir pare
top endaht ettirerek (attırarak) Ģehir sekenesine askerin kuvvetini göstermek istedi.
Resm-i geçitte ceneral OdiĢelidze'ye, Torkom Ermeni lisanında muharrer bir nutku
okudu. Bittabii Ermenice bilmediğimiz için hiçbirimiz birĢey anlamadı(k). Sonra
söylediklerine nazaran: Ermenistan teĢekkül ettiğini ve bizzat kendisinin de icra-yı
hükümet etmeye baĢladığını ilan etmiĢ: BaĢkumandan bunu öğrendiği vakit Tor-kom'u
Erzurum'dan defetti. Hükümetin, her ne suretle olursa olsun Ermeni istiklaline meydan
vermek istemediğini bundan anladık.
Gerek Erzurum ve gerek civarındaki depolardan ve cephede Ermenilere verilmiĢ
olan eĢya, esliha ve malzeme Ermenilerin kendi malları olmayıp, baĢka kıtaat mevcut
bulunmamasından dolayı bu Ģeylerin Ermenilere, muvakkaten muhafaza ve lüzumu
ânında iade etme-leri Ģartıyla verilmiĢ olduğunun erkân-ı harbiyeden müteaddit defalar
ihtar edildiğini iĢittim.
Bu esnada, Ermenilerin Erzincan'da silahsız, muti' Türkler' her türlü vahĢetle
katlederek, o civara Osmanlı kıtaatının takarrübü haberinden dolayı Erzurum'a doğru
firar etmekte oldukları haberi geldi. BaĢkumandanlığın istihbaratına ve mahall-i vakada
bulunup avdet e-den Rus zabitanınm ifadelerine nazaran, Erzincan'da Eremeniler
tarafından sekizyüz Türk katledildiği halde, ancak müdafaa-ı nefs sırasında yanız bir tek
Ermeni telef olmuĢ. Erzurum civarındaki Ilıca köyünde de biçare Türklerin katledildiği
tebeyyün etti. ġubat'ın yedisinde, öğleden sonra sokaklarda milisler ve askerler
tarafından birçok erkekler(in) toplanıp gayr-i muayyen bir tarafa sevkedilmekte olduğu
nazar-ı dikkatimi celbetti. Bunun sebebini sual ettiğimde, "emiryolunda toplanan karların
temizlenmesi için amele olarak sevkedilecekleri"ni söylediler.
Saat 3'e doğru, alayımın zabitanından mülazım-ı sâ-ni Lipiski, bulunduğu
kıĢladaki Ermeni efraddan birka-çı(nın) sokaktan beĢ Türk'ü tutup kıĢlanın avlusunda bir
kenara sıkıĢtırarak dömekte oldukları ve belki nihayet bunları öldüreceklerini telefonla
bana söyledi. Rus zabiti bunları kurtarmaya teĢebbüs etmiĢ ise de silahla mukabele
görmüĢ ve orada bulunan bir Ermeni zabiti de bunların kurtarılması teklifine muvafakat
etmemiĢ.
Yakında bulunan diğer üç Rus zabitini birlikte alıp bu bîçareleri kurtarmaya Ģitâb
ettim. Bana telefonla ihbar eden Rus zabiti ile Erzurum belediye reisi Starofski bana
karĢı çıkıp, yine Ermeniler tarafından sokakta yakalanmıĢ olan bunların ahbabı bulunan
bir Türk'ü aramakta olduklarını söylediler. Ermeni neferlerin kıĢla av-lusuna girmeye
silahla mani olduklarım da ilâave ettiler. KıĢlaya yaklaĢtığımız zaman avlu kapısından
oniki kadar müslümanın havf (ve) dehĢetle çıkıp etrafa kaçıĢtıklarını gördük. Bunlardan
birisini tutabildik. Fakat ter-cümansız konuĢamadık. Muhalefetsiz kıĢla avlusuna girdim.
Sokaktan toplanan ahalinin nerede bulunduğunu göstermelerini talep ettim. Ahaliden
kimsenin kıĢlada bulunmadığını söylediler.
KıĢlayı aradığım esnada, kıĢlanın hamamında korku ve dehĢet içinde yetmiĢ
kadar Türk kapanmıĢ olduğunu gördüm. Hemen tahkikata giriĢtim. ĠĢin mürettibi olan altı
neferi hapsedip Türkleri hemen tahliye etim. Tahkikat sırasında, meçhul bir Ermeni
nefer tarafından, kıĢlanın civarındaki hanelerin birinin damında görülen biçare bir fakirin
tüfekle öldürüldüğünü öğrendim. 27 ġu-bat'ta Osmanlı kıtaatının Erzurum'u istirdadı
sırasında maatteessüf bütün resmî evrakım meyanmda iĢbu tahkikat varakalarıyla,
kurtardığım Türklerin isimlerini hâvi liste dahi zayi olmuĢtur. Fakat, bugün Erzurum'da
ber-hayat bulunup, sokakta rastgeldiğim zamanlar hayatlarını kurtardığımdan mütevellit
minnettarlıklarını samimi selamlanyla izhar eden Türklerden sual edi(le)rek vaka
meydana çıkarılabilir. Erzurum belediye reisi Mösyö Starofski'nin maiyyetinde tahrirat
kitabetinde bulunan tercüman Ali Bey Pepenof, tahkikat esnasında zabıt varakasını ve
listeyi tanzim etmiĢ bulunduğundan o Ģahısları tanıyabilir.
Tahkikat neticesinde, topçu alayına merbut piyade kıtaatı meyanındaki Ermeni
zabit vekili Karagadayef'in vaka mürettebi olup, ahaliyi hanelerinden topladığı vakit
birçok eĢyalarını da bu hususta tecrübe sahibi olan Ermeni neferler vasıtasıyla
gasbetmiĢ olduğu tebeyyünetti. Bu dahi, diğer Ermeni neferlerle birlikte hapsedildi.
AkĢam üstü havali komiseri Zilanof ve muavini Sta-rofski'nin huzuruyla baĢkumandana
ihbâr-ı keyfiyet edildi (durum haber verildi). Bu gün zarfında Ermeniler ötede beride
birkaç kiĢi telef ve Türk pazarında harîk i-ka etmiĢlerdir (yangın çıkarmıĢlardı.r)
Suret-i umumiyede bu günlerde gerek Erzurum ve gerek havalisinde münferit
katiller olduğu haber alınmakta idi. Tafta istikamı civarında bir Türk'ü telef ettiğinden
dolayı bir Ermenî'yi bizzat kendim yakalayıp merkez kumandanına teslim ettim. Amele
sıfatıyla iĢe sevkedilen Türklerden birçoğu(nun) izi kaybolarak bir daha avdet
etmemekte olduğu ahali tarafından söyleniyordu. Belediye heyeti bunu baĢkumandana
bildirdi.
Büyük rütbeli topçu zabitanı hep birleĢip baĢkumandana verdiğimiz raporda,
mevki-i müstahkemden hepimizin infikâkına müsade edilmesini, çünkü burada hiçbir
gûnâ fayda temin edemediğimiz gibi Ermeni mezâlimine karĢı dahi hiçbir Ģey
yapamayıp, ancak bu eĢkıya yüzünden nâmmıız(m) lekedâr edilmesini hiçbir zaman
arzu etmediğimizi bildirdik. Bunun üzerine baĢkumandan. Osmanlı ordusu kumandanı
ceneral Vehip PaĢa'dan aldığı telsiz telgrafta ordu-yı Osmâni'nin Erzincan'ı iĢgal ve ileri
harekatına devam emrini aldığı ve Ermenilerin bu havali ahalisine icra ettikleri mezâlime
baĢka türlü nihayet verilemeyeceğine hükmettiğini ve bu ileri harekatın Rus kıtaâtıyla
temasa gelinceye kadar devam edeceğini bildirdiğini söyledi.
Bu sebeple Mavera-yı Kafkas Komiserliği hükümet-i Osmaniye'ye sulh teklif etti.
Bu teklife telsiz telgrafla alınan cevapta, Osmanlı ordusu kumandanı, sulh teklifini
memnuniyetle kabul ettikleri ve fakat meselenin halliiçin Mavera-yı Kafkas
Komiserliği'nin teklifinin hükü-met-i Osmaniye'ye ihbar edildiği bildirilmiĢtir.Bizim
müracaatımız üzerine ceneral OdiĢelidze komiserlik reisi Kekeçkuri ve baĢkumandan
ceneral Lebe-deniski ile telgrafla muharebe etti. Alınan cevapta, Ermeni Millet Meclisi'ne
bir ültimatom verilerek Ermeni rezaletine nihayet verilmesi suret-i kat'iyyede talep edilmiĢ olmakla, Erzurum'daki yolsuzluklara nihayet verilmek için Ermeni Millet Meclisi
tarafından doktor Gavri-yef ve Antranik(in) gönderilmiĢ olduğu ve zabıtanın metâlibine
kat'i cevap verilmesi(nin) Osmanlı hükümetinden sulh hakkında alınacak cevaba
mütevakkıf bulunmakla zabitartın o vakte kadar Erzurum'da kalmaları icap edeceği
bildirilmiĢ ve buna ilave olarak, zabıtanın Ģimdiye kadar ifa ettikleri vazifeye teĢekkürle
beraber Rusya'nın yeniden tehlike karĢısında bulunduğu bu hengâmda bütün zabitanın
son dakikaya kadar vazifeleri baĢından ayrılmayacaklarına itimat edildiği dahi zikredilmiĢtir.
Bundan baĢka, ordu kumandanı tahrirî emirnamesinde bütün zabitanın
vazifelerinden ayrılmamalarını tembih ettiği gibi zabitanın nâ-hak yere telef ve bed-nâm
olmalarına hiçbir veçhile müsade etmeyeceğini ve eldeki bütün kuvvetiyle buna mani
olacağını bildirdi. ĠĢte bu veçhile biz ancak Rus kumandanının emri ve yalnız Rusya'nın
menfaati maksadıyla Erzurum'da kaldık. Bu hengâmda hükümet-i Osmaniye'nin ZaKafkas Komiserliği'nin teklifine razı olduğu, sulh müzakeresine Trabzon'da ve ġubat'ın
17'nci günü baĢlanılacağı anlaĢıldı.
Erzurum ve civarında Osmanlı kıtaâtıyla harp etmek tasavvur etmediğinden
muahede-i sulhiye imza edilinceye kadar Erzurum'da kalınacak ve bu
muahedemucibince bütün esliha ve malzeme ya Rusya'ya naklolunacak veyahut
kamilen hükümet-i Osmaniye'ye teslim edilecek ve aksi takdirde sulh imza edilmeden
Osmanlı kıtaatı Erzurum'u istirdada teĢebbüs ettiği halde, toplar tahrip edildikten sonra
mürettebat ve zabıtan da Rusya'ya çekilecek ve bunlar için her halde yedi gün evvel
emr-i kafi verilecek olduğunu umum zabitana ordu kumandanı Ģifahen söyledi.
Zabitamn Erzurum'da kalıp kalmaması meselesi su-ret-i kat'iyyede holloluncaya
kadar, Kürtlerin muhtemel olan taarruzlarına karĢı müdafaa mecburiyeti mevcut bulunduğu tezahür etti; çünkü, hükümet-i Osmaniye tarafından Kürtlerin söz dinlemeyip
kendi kendilerine hareket ettikleri, mütareke müzakeresi esnasında resmen bildirilmiĢti.
Bu sebeple, daha Kânun-i Sâni nihayetinde Er-zurum-Erzincan menzil hattına lüzumu
kadar top gönderilmesi ve Kürtlerin bu hat üzerindeki ambarlardan erzak iğtinâm etmek
için vâki olan hücumlarının dağıtılması zımnında ordu kumandanlığınca mukarrerat
ittihaz edilmiĢti. Bu veçhile her menzil noktasına bir zabitle bir yahut iki top ikâme edildi.
Ermeni kıtaatı Erzincan'dan Erzurum'a çekilirken bu toplar da bunlarla birlikte geri geldi.
10 ġubat tarihlerine doğru aynı maksatla Trabzon kapısı üzerindeki Büyük
Kiremitli mevki ile Surp NiĢan mevkiine ikiĢer top konmuĢtu ve daha Ģehrin müdafaa
noktalarından bazılarına birkaç top daha kondu. Palandöken cihetinden Kürtlerin
taarruzu ihtimaline mebnî Kars ve Harput kapıları arasına da top konacaktı. Halbuki bu
toplar bilhassa Kürtlerin taarruzuna karĢı vaz' edilmiĢ olup, mürettebatıyla ancak bu
hizmeti ifa edebilirse de, topçusu bulunan muntazam orduya karĢı bir-iki ert-dahtta
(atıĢta) kamilen imha edileceği aĢikar idi. ġubat evâsıtmda (ortalarında) uzak
mevâzi'deki (mevzilerdeki) topların kamalan ve rasat ve niĢangâh dürbünleri kamilen
toplanıp merkezdeki depoya cem'edilmiĢ, yakın mevâzi'dekilerin dahi niĢangâhları
çıkarılıp sıra kamalarının alınmasına gelmiĢti. Palandö-ken'deki toplar hakkında dahi bu
emir verilmiĢ idiyse de henüz icra edilememiĢtir. Yalnız Kürtlerin taarruzunu defa tahsis
edilmiĢ olan topların niĢangâhları üstünde idi. Osmanlı kıtaatının yakın zamanda
taarruzu beklenmiyordu. Osmanlı kıtaatı yaz gelmeden evvel harekete gayr-i muktedir
ve kuvve-i maneviyesi bozuk zannediliyordu.
12 ġubat'ta tepeden tırnağa kadar müsellah olan Ermeni eĢkıyası(nın) on-oniki
kadar Türk'ü istasyon civarında alenen kurĢuna dizdiklerim gören iki Rus zabiti bunları
kurtarmaya teĢebbüs etmiĢ ise de bunlar da silahla tehdit edildiklerinden, bu biçareler,
kimse tarafından muavenet göremeyip telef olmuĢlardır.
13 ġubat'ta ordu kumandanı idare-i örfiyye ilan ve divan-ı harp teĢkil ederek eski
kanun mucibince idam cezası tatbikini emretti. Miralay Morel Erzurum mevki-i
müstahkem merkez kumandanı ve Ermeni'den birisi de divan-ı harp reisi tayin olundu.
BaĢkumandanla birlikte mevki-i müstahkem kumandanı ceneral Gerasimof da bu gün
Erzurum'dan hareket ettiler. Bunlar icabında topçu çekilirse geride hangi mevkide içtimâ
edeceklerini tayin edeceklerdi. Mevki-i müstahkem topçu kumandanlığı vazifesini ifa etmek üzere kaldım. Miralay Morel'in karargâhı ekseriyetle Rus zabitlerinden
müteĢekkildi.
Alay erkan-ı harp yüzbaĢısı ġeneur idi. Ordu kumandam gidince miralay Morel
baĢka bir tavır takındı-Erzurum son dakikaya kadar müdafaa edileceğinden, zabitan ile
eli silah tutan zükûrdan (erkeklerden) kim-se(nin) Ģehri terketmelerine müsade
etmeyeceğini söyledi. Erzurum'dan hareket etmek arzusunda bulunan zabitan hakkında
divan-ı harbe malumat verdiğim zaman, divan-ı harp azasından Sahomyan yüksek
sesle bağırarak, "Erzurum'dan çıkmak isteyenlerin hepsini bizzat kendisi(nin) vuracağını
ve gizlice kaçanların ise Köprü-köy ve Hasankale'de ikâme edilen kuvvetli Ermeni kıtaatı tarafından bizzat kendi vesikasını hâiz olmayacaklarından dolayı yakalanıp divan-ı
harbe irsal edileceğini" söyledi. Kurtulmak güç olan bir kapana tutulduğumuzu anladım.
Ġdare-i örfiye ve divan-ı harb(in) Ermeni eĢkıyası için olmayıp bilhassa Rus zabitleri için
teĢekkül ettiği tezahür etti. ġehirde cebr ve tazyik eskisi gibi devam etti. Her zamanki
gibi silahsız ve müdafaasız oldukları halde taarrruza duçar olan Türk ahalisini Rus
zabitleri imkan dairesinde müdafaada bulundular. Maiyyetimde bulunan zabitlerden
birçoğu sokakta yakalanmıĢ, soyulmuĢ olan Türkleri cebren kurtarmıĢlardır. Fen
memuru vazifesini ifa eden Karayef, gündüz sokakta bir Türk'ü soyup kaçan bir
Ermeni'yi silahıyla vurmuĢtur. Silahsız muti' ahaliyi telef edenlerin cezalandırılacağı
va'dinden hiçbir Ģey çıkmamıĢtır.
Divan-ı harp Ermenilerden korktuğuntan hiçbir Ermeni'yi mahkum edemedi.
Halbuki divan-ı harbin teĢkilini en ziyade Ermeniler talep etmiĢlerdi. "Hiçbir zaman bir
Ermeni(nin) diğer bir Ermeni'yi cezalandırmıyaca-ğı"nı Türkler musırran (ısrarla) iddia
ederlerdi. Rus darb-ı meselinden, "Karga, karganın gözünü oymaz." derler ki doğru
olduğunu gözümüzle gördük. Eli silah tutabilen Ermeniler, firar etmekte olan ailelerinin
muha-fazası kaydıyla hep beraber firar ettiler. Mahpus bulunan zabit vekili Karagodayef
haberim ve müsadem olmaksızın tahliye edilmiĢ. Bunun esbâb-ı tahliyesini (tahliye
sebeplerini) miralay"Morel'den sual edince, "yeniden tahkikat icra edilerek
masumiyeti(nin) tebeyyün etmiĢ olduğu"nu söyledi. Halbuki gerek ben ve gerek bir-iki
zabitim vakanın en mühim Ģahitlerinden idik.
Bize buna dair hiçbir sual sorulmadı. Maamafih, alayca tahkikat ve isticvâbât icra
ettirerek dosyasını miralay Aleksandrof'a tevdi ettim. Tafta'da bizzat yakaladığım cani
dahi hiçbir cezaya duçar olmadı. Miralay Morel Erzurum Türk ahalisinin kıyamından
havf etmeye (ayaklanmasından korkmaya) baĢladı.
17 ġubat'ta Antranik Erzurum'a geldi. Bununla beraber, havali-i müstevliye
komiseri muavini doktor Za-veryef de beraberdi. Ermeni mesailiyle (meseleleriyle) hiç
meĢgul olmadığımız için, Antranik'in hükümet-i Osmaniye'ce idama mahkum bir cani
addedildiğinden haberdar değildik. Bunların hepsini, 7 Mart'ta Osmanlı ordusu
kumandanıyla konuĢtuğum zaman öğrendim. Antranik Rus mirlivası (üni)formasıyla
geldi. Dördüncü rütbeden Sen Vilâdimir ve ikinci rütbeden Sen Jorj salîbi (haç)
niĢanlarını hâmil idi. Bunlardan baĢka, efrada mahsus Sen Jorj salibinin ikinci rütbesini
dahî hâmil idi. Bunun maiyyetinde, kendi erkân-ı harp reisi olan Rus erkân-ı harp
miralayı Zinkeviç de beraber gelmiĢti. Andtranik, Erzurum'a gelmeden bir gün evvel
miralay Morel, Antranik'ten aldığı telgrafta, Erzurum'dan firar eden korkakları kamilen
telef etmek üzere Köprü-köy'üne makinalı tüfenkler ikâme edilmiĢ olduğu(nun)
zikredildiğini umûma ilan etti.
Antranik gelince, miralay Morel'in yerine Erzurummerkez kumandanlığını deruhte
etti. Miralay Morcl bunun emri altında kaldı. Biz de daima Miralay Morel'in
kumandasında bulunduk. Antranik'in muvasalatı günü mıntıkam dahilinde bulunan
Tepeköyü'nde bütün aha-li(nin) kadın, erkek, çoluk çocuk kamilen Ermeniler tarafından
katliam edilmiĢ olduğunu o mıntıkadaki zabitim vasıtasıyla haber aldım. Ġlk görüĢtüğüm
hengâmda hemen buna dair havadisi kendisine söyledim. Benim yanımda emir verip
Tepeköyü'ne yirmi atlı gönderdi. Hiç olmazsa faillerden bir kiĢi olsun derdest edilmesini
(yakalanmasını) emretti. Bundan ne netice çıktığını ben elyevm bilmiyorum.
Miralay Torkom yine zuhur etti, Antranik'in muvasalatından bir-iki gün sonra
Ermeni topçu miralayı Du-lohanof Erzurum'a geldi. Bidayette kendisi topçu müfettiĢi
olarak benim âmirim olacağını söyledi. Buna cevaben ben kendim fırka kumandanı
selâhiyetini haiz bulunduğum için âmire ihtiyacım olmadığım ve böyle olmadığı halde
hizmetten çekileceğimi bildirince miralay Dulohanof'un Erzurum mevki-i müstahkemi
topçu umurunu temĢîte (topçu iĢlerini yürütmeye) memur bulunduğu ilan edildi.
Binaenaleyh, bana yolladığı mukar-rerat kendi namına olmayıp, merkez kumanı
Antranik namına gönderilmekte devam etti.
Kumandam altındaki topçu taburu kumandanı yüzbaĢı vekili Ermeni Canbulatyan dahi
benim iĢlerime karıĢmaya yeltenmiĢti. Bütün topların ve projektörlerle dinamolarının
kamilen geri görüleceğini söylediğimde, Ermeniler her halde Erzurum'da kalacakları için,
bunların kâffesinin kendilerine lüzumu olduğundan bahisle hiçbirisinin geri
gönderilmesine razı olmayacağını ifade etmiĢti. Bundan anlaĢılıyor ki bütün emirkumandayıErmeniler kendi ellerine alarak, Rus zabitlerine icra memurluğundan baĢka
(bir Ģey) bırakmak istemiyorlardı.
Rus zabitlerinin himmetiyle Ermeni istiklaline çalıĢtıkları ve fakat bunu kimseye
sezdirmek istemedikleri pek aĢikardı; çünkü, bu maksatlarını açıkça söyleseler, Rus
zabitlerinin ekseriyeti iĢten el çekince Ermeniler za-bitsiz kalacaklardı. Topçu
zabitanmın terk-i hizmet etmelerinden Ermcniler'in pek ziyade korktukları yedinci Kafkas
cebel topçu taburu kumandan vekili yüzbaĢı Pel-yat'ın ber-vech-i âti ifadesinden
anlaĢılmaktadır:
7 ġubat'ta cebel topçu taburunun SarıkamıĢ'a hareket edeceğini haber alan
Ermeniler daha 5 ġubat'ta topçu park kumandanını tevkif etmiĢler ve ordu kumandanının emriyle tahliye edilmiĢ, sonra üç defa daha yakalamıĢlar. Eğerçi topçular
Erzurum'dan çıkarsa Ermeniler Erzurum'u kana boyayacaklarını söyleyerek tehdide
kalkmıĢlardır. Hapsedilenler Rus karargâh zabitlerinin teĢebbüsüyle tahliye edilmekte
olduğundan, nihayet ordu kumandanının emriyle topçuların Ģevkinden sarf-ı nazar
edilmiĢtir.
Yedinci cebel topçu taburu kumandanıyla anlaĢmak mecburiyeti hâsıl oldu. Rus
topçu zabitanına Ermeniler bilfiil cebr etmeye cesaret edip Ermeni menfaatine çalıĢmaklığımızı açıktan açığa talep ederlerse yek-diğerimize muavenet etmekliğimizi
hafiyyen kararlaĢtırdık. Elimizde maddi kuvvet olarak top ve makinalı tüfek ve bir de Rus
zabitleri vardı. Cebel topçu taburu zabitam mümkün mertebe yek-diğerine yakın
mahallerde ikamet etmeye baĢladıkları gibi, mevki-i müstahkem topçu zabitam da ta
bidâyet-i iĢgalden (iĢgalin baĢından) beri karargâhımızın bulunduğu Ġslâm mahallesinde
birbirimize yakın yerlerde toplandık. Antranik'in vürûdundan sonra miralay Morel'in karargâhında Erzurum ahalisinin kıyam edeceği korkusu arttı. Ġhtilal mürettipleri tevkif
olunacağı zaman hakikaten bir kıyam zuhur ederse bunların üzerlerine topçu ateĢi
açabilmek için Mecidiye istihkâmında bu iĢi becerebilecek Rus zabiti bulundurulmasını
miralay Morel emretti. Bizim hepimiz(in) de müslüman mahallesinden çıkıp Ermeni
mahallesine nakletmekliğimiz emredilmiĢti. Ġki seneden beri müslüman mahallesinde
bunlarla yanyana yaĢamıĢ bulunduğumuz cihetle Ermenilerin bu hayali korkularına
güldük. Rus topçu zabıtanı yek-ze-ban olarak(ağız birliği ederek), namuslu bir düĢmanla
harp etmek için hizmette kaldıkları cihetle kadın, çoluk, çocuk üzerine topçu ateĢi
icrasına hiçbir zaman muvafakat etmeyeceklerini pek kafi bir lisanla bildirdiler; çünkü
Ermenilerin), hiçbir sebep olmadığı halde, müslü-manların kıyam ettiklerini farzederek
bu biçarelerin üzerine topçu ateĢi icrasını talep edeceklerinde Ģüphe kalmamıĢtı.
Ermeni mahallesine nakil imkanı âtideki üç sebepten nâĢi gayr-i mümkündü:
1. Tayin olunan zamanda nakledebilmek mümkün değildi;
2. Rus zabitanının müslüman mahallesinde (n) infi-kâkı (ayrılıĢı) Ermenilerin
burada serbestçe kıtal icra etmelerine müsade olacaktı;
3. Rus zabitleri her halde son zamanlarda hiçbir suretle emniyet edemedikleri
Ermeni muhitine kendi kendilerini düĢürmüĢ olacaklardı.
Mevki-i müstahkem kadrosuna dahil olmayan cebel topçu taburu zabitleri de aynı
veçhile bu teklifi reddettiler. Nihayet, Ermeniler kendi iĢlerini kendileri
görmekmecburiyetinde kalıp, kıyam müĢevvikleri diyerek bazı gûnâ tevkîfât icrasına
baĢladılar. Miralay Morel'in Ģehre top ateĢi teklifi nazar-ı dikkatimi celbetmekle, maiyyetimdeki zabitlerle içtima akdetmek mecburiyetini hissettim. Bir gün fasıla ile iki içtima
akdettik. Birinci ictimada Erzurum'da mevcut bilumum topçu zabitanıyla birkaç günden
beri Erzurum'da bulunan iki Ġngiliz zabiti, miralay Morel, Zinkeviç, Dulohanof, Torkom,
Antranik ve doktor Zaveryef hazırdı.
ingiliz zabitlerinin bu içtimaa davetlerinden yegane maksadımız Rus zabitleriyle
Ermeni kumandanı arasındaki münasebeti görmeleri ve Rus zabitlerinin Ermeni
vahĢetine ne dereceye kadar mümâna'ata muktedir bulunduklarını anlayıp birkaç gün
sonra avdetlerinde meĢhûdât ve mütalaâtını bir vaka ile teyit edebilmeleri idi; çünkü,
doğrudan doruya emrim altında telgraf ve telefon hatlarına mâlik olmadığımdan,
yazdığım telgrafların mahallerine verilmediğini müĢahede ettiğim ve gerek haber almak
suretiyle muttali olduğum her türlü Ermeni vahĢetini bütün fecâyi'iyle ortaya koydum.
Ermeni itaatsizliğinin son dereceyi bulduğunu bizzat ordu kumandanı OdiĢelidze'nin
lisanında(n) iĢittiğim vekâ-yi'le (hadiselerle) izah ettim. Bütün bu izahatımı ber-vech-i âti
cümlelerle neticelendirdim:
Erzurum'da kalan bütün Rus zabitleri kendi haysiyet ve (üni)formalarıyla Ermeni
mezâlimini setretmek için kalmayıp, ancak âmirlerine itaatla yalnız Rusya'ya hizmet
etmek için kaldık. Ve Erzurum'da bulunduğumuz müddetçe Ermeni vahĢet ve rezaletine
nihayet verilmesini ve aksi takdirde bütün Rus zabitlerinin terk-i mevki ederek geri
gitmelerine müsade edilmesini mu-sırran (ısrarla) talep ettiğimizi bildirdim. Benden
sonrasöz alan zabıtan da hep benim fikrimi teyit ettiler.
Antranik buna verdiği cevapta: Ermeniler(in), Rusya'ya son derece minnettar
olup, büyük Rusya ahalisinin gayr-ı münfekk (ayrılmaz )bir kısmı bulunduklarım ve hâl-i
hazırda Rusya'ya yardım etmekten baĢka bir gaye takip etmediklerini, ''Ermeni kıtali"
denilen Ģeyin asırlardan beri Ermeni-Türk arasındaki husumetin neticesi olmakla
beraber ba'demâ (bundan sonra) hiçbir gû-na yolsuzluk vukua gelmemesini temin için
bizzat Erzurum'a geldiğini ve eğerçi burada Ermenilere söz geçirip kıtalin önünü almaya
muvaffak olamazsa bizzat kendi-si(nin) birinci olarak Erzurum'u terkedeceğirü ifade etti.
Mükâlemeler kamilen tercüman vasıtasıyla oldu. Arzu eden zabıtanın Erzurum'dan
çıkabilmeleri imkanı sual edildikte: Cesaretine güvenemeyenlerin çıkmaları(nm) daha iyi
olacağı cihetle bunların çıkmalarına imkan dairesinde "müsait davranacağım" söyledi.
Miralay Zinke-viç ise bütün hâzıruûn muvacehesinde; ''burada ifa edilecek hizmet(in)
yalnız Rusya'ya hizmet vazifesi olduğuna kani olarak, bizzat kendisinin de ancak bu
kanaatle Erzurum'da bulunduğunu" söyledi.
En nihayet, bütün zabıtan on gün kadar daha bekleyerek, Antranik'in
söylediklerinin doğru olup olmadığını görmeye ve neticeye göre hatt-ı hareket takibine
karar verdiler. Bu içtima 20 yahut 21 ġubat'ta vâki oldu. Ġçtima hitâmından bir müddet
sonra miralay Dulohanof Rus zabitanınm Ermenilere bu derece hiss-i nefretle bakmakta
olduklarını hiçbir zaman tasavvur edemeyip hayrette kaldığını gerek bana ve gerek
diğer Rus zabitlerine kemal-i taaccüple söylemiĢtir.
Ertesi ün Antranik tarafından sokaklara ta'lîk ettirilen (astırılan) Türkçe
beyannamelerde, "katledilenmüslüman olsun Ermeni olsun mutlaka fâili(nin) bulunup
aynı cezaya duçar edileceği ve müslümanların hiçbir Ģeyden korkmayıp dükkanlarını
açarak ticaretleriyle meĢgul olmaları ve çalıĢtırmak için cem' ve sevk olunan
müslümanlardan birinin ziyâ'ında bunları cem' ve Ģevke memur olan kıtanın kâffesi(nin)
kendi hayatlarıyla mesul tutulacakları vesaire..." tahrir edilmiĢtir (yazılmıĢtır).
Ertesi günü, maiyyetimdeki taburlardan birinin kumandam olan yüzbaĢı vekili
Canbulatyan ile birlikte at üstünde bir sokaktan geçerken birkaç kiĢinin duvardaki ilam
okumakta olduklarını gördük. Canbulatyan bunlara Türkçe izah ederek, "müslüman
ahali tarafından bir kıyam vukubulmadığı takdirde Ermeniler tarafından bir gûnâ fenalık
zuhura gelmeyeceği"ni anlattı. Buna cevaben, "iki seneden beri müslüman ahalinin
hiçbir fenalık yapmak teĢebbüsleri görülmediği gibi ba'demâ (bundan sonra) böyle bir
fenalık yapak tasavvurunda dahi olmayıp, ancak silahsız ve müdafaasız kalan
müslamanlann bilâ-sebep (sebepsiz) itlaf edilmemesini rica ettikleri"ni söylediler.
Benim Rus topçu kumandanı olduğumu ve gerek ben ve gerek benim
arkadaĢlarım Rus zabitleri(nin), müslüman ahalinin hiçbir veçhile zarar görmelerini arzu
etmeyip, Ģimdiye kadar olduğu gibi ba'demâ dahi ellerinden geldiği kadar bu biçareleri
müdafaa edeceğimizi kendilerine anlatmasını yüzbaĢı vekili Canbulat-yan'dan rica ettim.
Orada bulunan Türklerden birçoğu ve bilhassa içlerinden bir-iki tanesi 7 ġubat
vakasında bizzat benim kendi hayatlarını kurtardığımı söyleyerek sözümü tasdik ettiler.
Canbulatyan Ermeni komitesi azasından idi. Ġkinci içtima yalnız Rus zabitamndan
mürekkep olup, hariçten ancak doktor Zavaryef vardı. Bu ictimada "Ġkinci Erzurum kale
topçu alayı, Ermenilerin zannı gibi, Ermeni topçu alayı olmayıp daima Rus topçu alayıdır
ve zabitandan hiçbirisi Ermenilere gönüllü yazılmamıĢtır, yazılmak da istemiyor.
Ermenilere hizmet etmek için hiçbirimiz imza vermemiĢ ve mukavele akdetme-miĢtir ve
hakikat-i halde hükümet bu alayın Rus veyahut Ermeni alayı olduğunu suret-i kat'iyyede
tesbit etmelidir. Eğerçi Rus alayı ise bize Rus neferleri göndermeli; eğerçi Ermeni alayı
ise, Rus ordusunda hizmet etmek arzu eden zabıtana bu alaydan infikâk (ayrılma)
müsadesi verilmelidir. Kafkas cephesinde hizmet etmek istemeyenleri de ahar (baĢka)
cephede hizmet etmek üzere geriye gönderilmeli. Ġlan olunan idare-i örfiyenin ancak
yalnız buna mümanaat edebildiği görülmüĢtür. Bu aralık Ģüyu bulduğuna göre Mâverâyı Kafkas Rusya hükümetinden ayrılacaksa Rus zabitlerine mutlaka izin vermelidir ki,
bunlar burada ecnebi zabiti vaziyetinde kalacaklardır." zemininde mübâhasât cereyan
etmiĢ ve neticede, mevcut tamimlere istinaden ya Harbiye Nezâreti emrine veyahut Rus
kolordularından birine naklolunmak için her arzu eden zabitin resmen müracaat edebileceği anlaĢılmıĢtır. Bana verilecek bu gibi istidaların tervîcen makamât-ı lâzımına
(gerekli makamlara) gönderileceğini ilan ettim.
Bu içtima hengâmında bunlar müzakere ve mübâ-hase edilirken, yedinci Kafkas
cebel topçu taburundan yüzbaĢı vekili Yermolof yeni teĢkil olunan Ermeni taburuna
gitmek istemeyerek infikâk istidasında bulunmuĢ, evvela vazgeçmesi için kandırmaya
çalıĢmıĢlar. Fikrinde sabat ettiği anlaĢılınca miralay Morel istidasının zîrineyazdığı
ilamda "bu zabitin, iĢe yaramadığından dolayı cephe erkân-l harbiyesi emrine iade
edildiği" kaydım koyarak 24 saat zarfında Erzurum'dan çıkması için tazyik edilmiĢ. ĠĢte
bu veçhile pek fedakâr bir harp zabiti olan Yermolof(un), bilhassa Ermeni kıtaatına
hizmet etmek istemediğinden ve bir de miralay Morel'in Ermenilere hizmet ettiğini
alenen söylemek dikkatsizliğinde bulunmasından böyle nâ-hak yere lekelendiği zikredildi.
Doktor Zavaryef dahi, tıpkı Anrranik'in söylediklerini tekrar ederek, sulh
aktedilinceye kadar Erzurum'da kalmaklığımız(ın) Rusya'nın menfaati iktizâsından bulunduğunu ve mütemeddin bir millete mensup zabit olduğumuz cihetle, "Ermeniler, siz
Türklerle hesaplasınız! Birbirinizi kesiniz! ġeytan alsın, sizin dahilî iĢinize biz Ruslar
neden karıĢalım?!" diyemeyeceğimizi ileri sürdü. En nihayet, "eğer alem-i insaniyete
hizmet etmek arzu ederseniz Erzurum'da kalarak bundan böyle Ermenilerin Ġslâmları
katliam etmemesine çalıĢmak da bir vazife-i insaniye idiğini" söyledi. Zavaryef'in nutku
lüzumu veçhile tesir edemedi. Ġctimadan sonra bizzat dok-tor(un) kendisi "Artık hiçbir
ümid-i salâh kalmamıĢ olmakla belki bütün zabitan infikâk edecektir (ayrılacaktır)." dedi.
Ordu-yı Osmâni'nin Erzurum'u istirdadından on gün sonra bazı vesaiki (vesikaları)
okumak fırsatı düĢtü. Bu vesaikte, doktor Zavaryef, açıktan açığa Ermenilerle
muhtariyet i'tâsmdan bahsetmiĢ ve bunun için de Rus zabitlerinin hizmetinden istifade
edilmek icap edeceği mezkur olup, doktor Zavayef Erzurum'a gelmeden akdem kaleme
alınmıĢtır. Dr. Zavaryef(in) Rus heyetinin ahvâl-i ruhiyesini pekala anlayabilmiĢ olduğu
tezahüretmiĢti. Biz daima asker idik, politika ile iĢtigal etmek arzusu hiçbirimizde yoktu.
Ermeni partizan muharebesini dahi Rus zabitleri hiçbir zaman kendilerine mal
edinmemiĢlerdir. Antranik'in va'di vaad Ģeklinde kaldı. Ahali bunların hiçbirisine
inanmıyordu.
ÇarĢılar kapalı, herkes korkuyor, Ġslâm mahallâtımn (mahallelerinin) sokaklarında
hiç kimseler yoktu. Yalnız belediye dairesi civarında bir-iki dükkan açık olup, yalnız
gündüzleri birkaç müslüman buralarda toplanabiliyordu. Hiçbir Ermeni ceza görmedi;
hiçbir kabahatli Ermeni meydana çıkarılmadı. Kabahatsiz Ermenilere nasıl ceza
edilebilir ki?! Ermenilerin o mütalaalarına karĢı, Rus zabitleri(nin) Ģimdiye kadar birçok
kabahatli Ermenileri meydana koyduğu halde bunların hiçbirisi(nin) ceza görmediği
söylenirse sükut ediyorlardı. Münferit kıtallerin arkası kesilmemiĢ, fakat biraz gizli
tutmaya çalıĢmıĢlardır. Cinayetler Ģehirden uzakça köylerde ve Rus zabitlerinin
nazarından uzakta yapılmaya baĢladı. ġehre yakın köylerdeki Türkler kayboldu; fakat,
nereye gittikleri bilinemedi.
Uzak köyler de silahla kendilerini müdafaaya baĢladılar. ġehirde kıyam korkusu
bahanesiyle tevkifler çoğaldı. Tevkif olunanların ne halde bulundukları, Erzincan'daki
gibi boğazlanmaları tehlikesi ve hayatları hakkında miralay Morel'e sorduğum imalı
suale "mevkuf-lar(m) emniyetli karakol vasıtasıyla sevk ve muhafaza edilmekte ve
kısmen Tiflis'e gönderilmekte olduğu, bir kısmı(nm) da rehin makamında Erzurum'da
alıkonulmakta olduğu" cevabını vermiĢtir.
ĠaĢe hususunda yolsuzluklar baĢgösterdi. Topçu alayı için yağ talep edilince
ambar memuru Ermeni vermez. Halbuki elektrik denilen Ermeni bölükleri için baĢçavuĢları gidince Antranik ile eskiden muarefesi olması dolayısıyla hemen yağ verilir.
ġeker talep ederler, bizzat Antranik Ģekeri kendi nezdinde cem'edip tevziini umuma
siyyânen icra edeceğinden bahisle verilmez hale geldiğini aldığım raporlardan anlamaya
baĢladım. Menzil hatlarını takiben gelen Rus zabitleri çektikleri sıkıntıdan bahisle
Ģikayet ettikleri halde, Ermeni zabitanı her yerde sıcak yer ve yemek bulurlardı. ġubat
evâsıtmda (ortalarında) topçu zabitamna iki vagonet3 verilerek bununla kısmen eĢya ve
kısmen dahi ailelerini geriye sevkede-ceklerdi.
Daha üç vagonet verilmesi hakkındaki müracaata, erkân-ı harbiye, henüz
Erzurum'dan infikâk etmeden evvel muvafakat cevabı vermiĢti. Erkân-ı harbiye hareket
ettikten sonra vagonet verilmesi uzadı. Bunun üzerine miralay Zinkeviç'e tahriren
müracaat etmekle, buna memur olan Ermeni, iki günden evvel cevap veremeyeceğini
söylediği halde, bütün zabitlerin gözü önünde firari Ermenilere her türlü vasıta-i nakliye
tedarik olunmakta idi.
Yollarda ise müsellah firari Ermeni, sürülerle kaçarken tesadüf ettikleri her
Ģahıstan korkularından veyahut paralarına tama'an gizlice itlaf edip soydukları daima
vâki olan ahvalden bulunduğundan eĢya ve ailelerin muhafazasızca Ģevki pek ziyade
tehlikeli idi. Geriden ikmal efradı gönderilmediği gibi, elde bulunan cüz'i miktar piyade
efradı da hiç kimsenin emrine itaat etmemekte idi. Antranik gelmeden evvel piyade
bölükleri cepheye gitmekten imtina ediyorlardı. Antranîk geldiktensonra gerçi cepheye
sevkolunabilmiĢlerse de, son derece rezaletle firar etmekte idiler,
Antranik bizzat at üstünde olduğu halde kılıçla veyahut yumrukla firarileri toplayıp
cepheye sevketmeye uğraĢıyordu. Rus zabitlerinin cebren bulundurdukları kıtaat ise
ufak çeteler haline geldi. Antranik askerleri idare hususunda belki meharet sahibi
olabilir; ancak, miralay Dulohanof vasıtasıyla alınan emirleri saçmalık, kıymetsizlik
itibariyle beni hayrete düĢürürdü.
BaĢlarında Antranik olduğu halde bütün Ermenilerin yegane ümidi Rus
topçusunda idi. Halbuki mevki-i müstahkemdeki toplardan istifade edilebilme(nin) muallem efrada ve miktar-ı kâfi mutî ve muallem piyadeye mâlik olmakla mümkün olacağını
hiç düĢünmüyorlardı. Maksat-ı asli aĢikar idi: Firar ederken topların himayesine
sığınmak, ki netice tamamen böyle çıktı.
Trabzon sulh müzakeresinin bidayeti her gün baĢka tarihe talîk olunmakta idi.
Evvela 17 ġubat, sonra 20, daha sora 25 ġubat'ta baĢlanacağım Erzurum kıtaatı erkânı harbiyesinden öğreniyorduk. Karargâhımın her ikisi de Ģehrin muhtelif cihetlerinde idi.
Mevki-i müstahkem ka-rargâhındaki telefon hemen hiç iĢlemez derecede fena olmakla,
bizzat günde iki defa oraya gitmek mecburiyetinde idim. Miralay Morel ile pnun erkân-ı
harbiyesinden aldığım malumatta Erzurum civarında muntazam Os-manh kıtaatı mevcut
olmayıp, Kürt çeteleriyle, aralarında Osmanlı ordusunun Erzurum'dan çekildiği 1916
tarihinden kalma muallem efrad bulunan müsellah (silahlı) civar köylüleri ile harp edildiği
anlaĢılıyordu. Gerek çeteler ve gerek aralarında asker bulunan köyle kitleleri, bu civara
gelen bazı Osmanlı zabitanının bilhassa müs-lümanlarm müdafaa-i nefs için yaptıkları
teĢkilattan iba-ret olduğu farzediliyordu. Mütearrizînde, ancak Ermenilerin Erzincan'da
terkettikleri iki cebel topu vardı. Bunlar Erzincan, Oltu, Fem istikametlerinden taarruz
edebilirlerdi. Geriden, Kars ve Palandöken taraflarından dahi gelmeleri muhtemeldi.
Miralay Morel, nedense yalnız Oltu tarafından hücum edilecek zannında idi.
KeĢif hidemâtı (hizmetleri) Ermeniler tarafından pek cahilane bir surette
yapılmakta idi. Süvariler ise köylerde kati ve yağma ile meĢguldü. KeĢif yerine köylülerin
hayvanlarını sürüp götürmekle vakit geçirirlerdi. Raporları ise kamilen uydurma idi. KeĢif
müfrezesine taarruz eden düĢman kuvveti ikibin gösteriliyorsa, hakikatte mutlaka ikiyüz
kiĢiden az çıkardı. Üçyüz-dörtyüz kiĢi tarafından ihata edildikleri ve kurtulmaya muvaffak
olduklarını söyledikleri halde ancak bir yaralı, bir telef verdiklerini de ilave etmekten
sıkılmazlardı. Bir gün Ermeni zabitlerinden birisi, kumanda ettiği mıntıkaya dörtyüz kiĢilik
bir müfrezenin taarruz etmeye baĢladığını telefonla bildirmiĢ ve hakikatte ise karĢı
köyden iki silahsız adamın çıkıp ba'dehû geri dönmesinden baĢka birĢey olmadığı
tezahür etmiĢti.
Ermeniler Erzincan'ı terkettikleri zamandan Osmanlı kıtaatının Erzurum'u iĢgali
tarihine kadar geçen müddet zarfında Ermeni keĢif kolları tarafından Türk ordusundan
yalnız bir süvari yakalanmıĢtı. Tahminime göre bu biçarenin ya ayaklan donmuĢ olacak
yahut bir değerinin muaveneti olmaksızın yürümeye mecali bulunmayacaktı. Ġkinci
zabitan ictimamdan sonra bazı zabitler diğer kıtaata nakillerini istida etmiĢlerdi. Bunların
istidalarını miralay Morel'e götürdüğüm sırada pek ziyade köpürüp, divan-ı harp
kararıyla bunların ayrılmasına kuvvetle mümanaat edeceğini söylemiĢti. Halbuki toplar
henüz Rus zabitlerinin elinde bulunmakla, cebir ve Ģiddete karĢı top ateĢiyle mukabele
edebileceklerini bildirdim ve zabitan kendi kendilerine terk-i mevki etmeyip kanun
mucibince tebdillerini talep eylediklerinden, arzularının is'âfı(nm) zaruri olacağını
anlattım ise de, infikâk etmek (ayrılmak) arzu eden bütün zabitana yüzbaĢı vekili
Yermolof'a verilen vesika gibi kendilerini lekeleyecek vesikalar vereceğinden, arzu
edenin tecrübe etmesini söyledi. Miralay Dulohanof, Tiflis'te ve Batum'da söylediği gibi,
arzu etmeyen zabi-tanın iĢbaĢında kalmasında fayda olmayacağını ileri sürdüğüm
zaman, zaten bunun için 60 Ġngiliz topçu za-bitanın Erzurum'a gönderilmesini talep edip
vaad aldığım bildirdi.
Erzurum istasyon ser-memurluğu vazifesinde bulunan bir Rus veyahut Polenez
neferi(nin), hizmette kalmak istemediğinden dolayı tevkif olunup, cebren ifa-yı hizmete
sevkedildiğini bu sırada iĢitmiĢtim. Emirlerin hüsn-i ifasında sürat husulü bahanesiyle ve
hakikatte her ihtimale karĢı bütün zabitanın yek-diğerine lüzumunda muavenet
edebilecek surette yakın yerlerde ikâmet etmeleri hakkında evâmir-i lâzıme (gerekli
emirleri) verdim. YüzbaĢı vekili Yermolof ġubat'm 25'inde hareket etmiĢti. Giderken,
yolda SarıkamıĢ'a uğrayıp orada bulunan erkân-ı harbiye reisi general ViĢinski ile topçu
kumandanı general Gerasimof'a Ermeniler arasındaki fena vaziyetimiz hakkında
gördüğünü ve bildiğini söylemesini ve mümkün olduğu kadar süratle Ģujıalden halâs
edilmekliğimizi (kurtanlmaklığımızi) rica eylemesini tavsiye ettim.
24 ġubat'ta bir Osmanlı tayyaresi(nin) gelip civarı keĢfetmesinden, Osmanlı
kıtaatının Erzincan'da ve hattaMamahatun'da bulunduklarına hükmetmiĢtim. Bu hengâmda Erzurum'un tahliyesi hakkında Türklerden bir teklif varakası aldığını miralay
Morel söylemiĢti. Osmanlı kıtaatının Erzurum'u iĢgalinden sonra, bizzat kolordu
kumandanı Kâzım Bey'den (Karabekir) öğrendiğime göre, tahliye hakkındaki kağıt(ın)
gayr-i muayyen bir teklif varakasından ibaret olmayıp, bizzat kendi imzasını hâvi bir
mektup olduğu anlaĢılmıĢtır. Miralay Morel ise meseleyi ehemmiyetsiz görüp, bizzat
kolordu kumandanının imzasını hâvi olan resmî teklifi, imzası adi bir propaganda
varakası gibi göstererek beni iğfale çalıĢmıĢtır.
24, 25 ġubat'ta cephede tehlikeli bir hal görülmediği mevki-i müstahkem erkân-ı
harbiyesinden bildirilmiĢtir. Yalnız Tekkederesi civarında Kürtlerin içtimai haberi
alınmakla o cihete bir müfreze sevkedilip bunların ileri harekâtına mümanaat edildiği
malumdu.Erzurum'dan sevkolunan bir müfreze ise, düĢmanı Ġlıca'dan birkaç verst 4 geri
attığı söyleniyordu.
26 ġubat'ta Tekkederesi'ndeki Ermeni müfrezesi(nin) ihata edilmiĢ ve
kaçabilenleri(nin) Erzurum'a koĢmakta ve Ilıca'daki müfreze(nin) de bozulup aynı
istikamete kaçmakta oldukları haber alındı.
Mütaarrizîne karĢı topçu ateĢi açılması hakkında miralay Morel'den emr-i Ģifahî
almıĢtım; ancak, hiçbir yerde taarruz eden bir hedef göremedim. Harput Ģosesi
üzerinde, panik halinde Erzurum'a firar eden Ermeni askerlerinden baĢka birsey
görülmüyordu; Trabzon Ģosesi üzerinde ise, manevra meydanında yürüyüĢ yapar gibi
toplu yol kollarında Ermeni kıtaatı Erzurum'a ric'atetmekte idi. Öğleden sonra, civardaki
Göz köyünün et-radında düĢman kıtaatı bulunduğu anlaĢıldı. Bunların miktarım
binbeĢyüz kiĢi tahmin ettim. Bu müfreze talim görmemiĢ Kürt çetesine benzemeyip,
muntazam sevk ü idare edilen bir alaya benziyordu. Ancak, aralarında bulunan süvari
döküntüleri bunlara, biraz tanzim edilebilmiĢ Kürt müfrezesi Ģekli veriyordu.
Kic'at edenlerin hali ve manzarası pek acıklı ve ümitsiz idi. Ric'at eden Ermeniler
arasıra kısa tulde (uzunlukta) seyrek avcı halinde yayılıyorlar. Kâh Ģosenin etrafında
ufak kümeler halinde toplanıp sersem sersem yürüyorlardı. Bunların yüzlerinde
korkudan baĢka birĢey görülmüyordu. Antranik, bunları bir parça tanzim edebilmek için
avcı hattına doğru gitti ve bu hattı bir miktar ileri sevketmeye muvaffak oldu ise de, korkak Ermeniler bir kere yatınca bir daha kalkmadılar. Bizim tarafta topçu ateĢi gece
karanlığına kadar devam etti. Kürt eĢkiyasınm taarruzları(nın) baĢlamasından dolayı
bunları def ile meĢgul olmaya baĢlanıldığı zamandan itibaren bütün Rus zabitleri infikâk
kararından vazgeçip, uhdelerine terettüp eden vezâifi (görevleri) hakkıyla ifaya
çalıĢmıĢlardır; çünkü, böyle zamanda infikâk arzusu izhar edenler korkaklıkta itham
edilecekti.
Ermenilerin topçu hakkındaki fikirlerini bu gün öğrendim. Büyük Kiremitli
civarındaki bataryamın muhafazasına memur olan Ermeni piyadesini ileri sürmek imkanı
olmadı. Bunlar bilakis bataryayı bırakıp Harput kapısına doğru daima geri çekilmekte
idiler, Tekkederesi köyünden firar eden Ermeniler, kaçarken bile civarda buldukları
hayvanâtı sürüp götürmeye ve yalnız gördükleri silahsız ahaliyi öldürmeye
çalıĢmıĢlardır.
Türklerin Ģehre takarrüpleri (yaklaĢmaları) Rus er-kân-ı harbiyesince gayr-i
muntazır (beklenmedik) bir zamanda vâki olmuĢtur; çünkü, iktizâ eden muharebe emri
bile verilmemiĢti, verilmiĢ olsa bile bana kadar vâsıl olamamıĢtır. Hariçten silahbaĢı ve
baskın borusu çalındığı zaman piyade kıtaatının iĢgal edecekleri mahal-ler(in) evvelce
tayin edilip tamim edilmiĢ olduğunu iĢit-miĢtim. Fakat, bu emir de bana kadar vâsıl
ol(a)mamıĢtı. Benim vazifem pek basit idi: ġehrin hudud-ı müstahke-mesinin top ateĢi
haricindeki düĢmanı, oradan ileri geçirmemek için top ateĢi altına almak. Ġleri mevazi'de
ise piyade ile birlikte benim emrim altında bulunmayan cebel topları vardır.
Bu gün akĢama kadar Ģehir milisleri (Ermeniler) Ģehir dahilindeki müslüman
zuhurun (erkeklerin) kâffesini, hatta ihtiyar ve hastalan bile toplamaya devam ettiler.
Esbabı sual edildikte, Ģimendifer hattındaki karları temizlemek için amele topladıklarını
söylüyorlardı. Oturduğum evin kapısında ismim yazılı olduğu halde, bir Ermeni
darülfünun (üniversite) talebesinin) maiyyetindeki devriye ile güya taharriyat icrası için
haneme duhul etmiĢ (girmiĢ) olduğu(nu) bu akĢam haber almıĢtım. Familyamın
mümanaatı ile eve girmeye cesaret edemediği gibi, ev sahibi olan ihtiyar bir Türk ile
birkaç Kürt hizmetçiyi alıp götürememiĢ, fakat ağzına geleni söylemiĢ. Bu yolsuzlukların
Antranik'in emriyle yapıldığım mektepli kendisi ifade etmiĢ(ti). Ahaliyi toplamak
maksadıyla bir daha ev sahibi ihtiyarı almaya geldikleri vakit bana dehalet edebilmesi
için benim ikametgâhıma geçilecek bir kapı açtırdım. Son zamanlar benim Antranik ve
erkân-ı harbiyesi ile olan münasebetime Ģahit olmak için, her gittikçe beraberime seferberlik kısmı müdürü yüzbaĢı Julkeviç'i aldığım cihetle, bir akĢam da zabitan ictimaına
yine birlikte gitmiĢtik. Komisyona muvasalatımızda bizim gelmekliğimizi bek-lemeden
celse(nin) in'ikat etmiĢ olduğunu öğrendik, odada âtideki kimseler mevcuttu: Antranik,
doktor Zavaryef, miralay Zinkeviç, Morel, Dulohanof ve diğer birkaç kimseler. Beni
gördükleri gibi, baĢkumandan OdiĢelidze'nin telgrafını miralay Zinkeviç ber-vech-i âti
okudu:
"Osmanlı ordusu kumandanı Vehib PaĢa, Erzurum'un iĢgali için kıtaata emir
verdiğini telsiz telgrafla bildirdiğinden, mevki-i müstahkemde mevcut topların tahribiyle
kıtaatın geri çekilmesi".
Ġmza OdiĢelidze
Bu emir biraz geç kaldığından, üç gün kadar zamana muhtaç olan tahrip
ameliyatını bittabi yapamadık. Antranik yüksek sesle Ermenice birisine küfür ediyor,
doktor Zavaryef bunu teskine çalıĢıyor ve Antranik'in söylediklerini bize tercüme
ediyordu. "On-onbeĢbin kiĢi gönderdik. Erzurum 'u muhafaza edecekleri yerde geride
oturup da Ermeni milletini ve Ermenistan'ı batıran Ermeni rüesâsına lanet ettiğini, elde
bulunan birkaç bin Ermeninin de hîçbirisi(nin) cepheye gitmek istemediğini" bağıra
çağıra söylemekte imiĢ. Bundan sonra Antranik ber-vech-i âti kararını bize söyledi: Ġki
gün daha Erzurum'da sebat ederek, mümkün olan tahribatı yaptıktan sonra tahliye
edilmesi. Ba'dehû, odada hiç kimse yokmuĢ gibi soyunup yatağına yattı.
ġehrin ötesinde berisinde zuhur eden yangınların söndürülmediğini ve gece vakti
milisler tarafından Ġslamlardan ihtiyar ve hastaların bile evlerden toplanıp bir semt-i
meçhule gönderilmekte olduğunu doktor Zavar-yef'e söylediğim zaman, yangınların
itfası ve Ġslamların toplattırılma ma sı hakkında emirler verildiğini bildirdi.
Doktor Zavaryef ile akdemce geçen mübâhaseleri-mizde, kendisi hükümet
azasından bulunmak sıfatıyla hiçbir gûnâ yolsuzluk yapılmamasını son derece arzu ve
buna bütün kuvvetiyle çalıĢacağını söylerdi. Gerek bu ve gerek bunun emsali olan
Ermeni mütefekkirlerinden hep bu yolda muvafık fikirler isitirdim. Yüreklerinde ve
fikirlerinde ne maksat beslediklerini bilmem/ ancak lisanlarından Ermeni mütefekkirleri
arasında kıtal ve yağma fikrinin mekruh olduğunu alenen söyleyenlerin mevcut olduğu
gayr-ı kâbil-i inkardır. Doktor Zavar-yef(in) Ermeni mefkuresini benden daha iyi bilmesi
lazımdır. Antranik tarafından verilen kararın suret-i icrası hakkında bazı gûnâ
müzakerâttan sonra herkes evlerine dağılmıĢtı.
Erzurum'da iki gün sebat etmek meselesine gelince: Ġleri hattaki tahkimatın
kuvveti ve müdâfinîn kesreti itibariyle, yalnız Kürtlere karsı değil muntazam kıtaata karĢı
bile kırkiki gün müdafaa edilirdi. Mütareke müzakeresi hengâmında Kürtlere söz
geçirtmediklerini Tür-kiya hükümeti resmen bildirmiĢ olmakla, Kürtlerin hücumuna karĢı
her türlü tedâbir ittihazı bizim borcumuz olmuĢtu.
Gece haneme avdet ederken, yangınların itfa edilmiĢ (söndürülmüĢ) ve her gûnâ
yolsuzluklardan eser kalmamıĢ olduğu görülüyordu. Karargâhıma avdet edince, topların
tahribi için lazım gelen emirleri verdim. Ġki gün zarfında bunlar tahrip olunabilirdi.
Piyadelerin gece karanlığından bi'Hstifade siperleri terlettiklerini zabitlerimin
raporlarından anlıyordum. Birçok uğraĢtıktan sonra telefonla miralay Morel'i bulup
aldığım haber-leri kendisine söyleyebildim. Buna karĢı "tedâbîr ittihaz edip (tedbirler
alıp) taviye kıtaatı gönderdiği cihetle bu husustan dolayı hiçbir tehlike mevcut
olmadığı"nı bildirdi. Haneme gidip gece saat birde yattıktan sonra iki ile üç arasında
Ģehirde tek tuk silah sesleri iĢitilmeye baĢladı. Tıpkı geçen günlerde olduğu gibi,
sokaklarda Ermeni sesleri, balta sadâları, kapıların kırılması, ahalinin cebren
götürülmesi görültüleri iĢitilmeye baĢladı.
Ġki düĢünce beni pek sıkmaya baĢladı: Evvela, içinde bulunup da meseleyi
gözleriyle görmeyenlerin bu "hürriyet mücahitleri!!)" Ermeni eĢkıyasının, yaptıkları
vahĢet ve rezaleti Rus zabitlerinin müsadesiyle yaptıklarını zannedip, Rus zabitlerinin
de Ermenilerle birlikte lekelenmesi; saniyen, Ģehre taarruza baĢlayan kitle arasında
muntazam Osmanlı kıtaatı dahi bulunmak ihtimali olduğundan ve halbuki
baĢkumandanın kararı ve emri ve arzusu muntazam kıtaatla harbetmek olmayıp Ģehrin
tahliyesinden ibaret olduğundan, bu cihetle dahi bir su-i tefehhüm ihtimali, iki mühim
sebeplere karĢı ber-vech-i âti mukarrerât ittihaz ettim: Sabahleyin erkence miralay
Morel'e gidip kafi iki teklifte bulunmak:
Evvela, Ermenilerin Ģekâvetini ta'tîl etmek iktidarında değilse, topların bir kısmını
Ermenilerin üstüne çevirip, ibtidâ teklif etmek, sonra ateĢle icbar etmek. Saniyen, derakap mükâleme memurları göndererek, hare-kât-ı harbiyenin ta'tîl ve iki gün zarfında
kan dökülmek-sizin Erzurum'un tahliye ve teslim edileceğini Osmanlı kıtaatına bildirmek
ve Erzurum'un tahliyemi esnasında Ermenilerin kıtal yapamamaları için, Rus zabitlerinin
kumandası altında Ermenisiz müfrezeler teĢkil edip kıtale silahla mümanaat etmek ve
Ģâiredir. Erkence, yüzbaĢı Julkeviç ile birlikte miralay Mo-rel'e giderken, yolda topçu
cephane deposunun önünde buna memur olan mülâzım-ı sâni Bagratonyan'a rastgeldik. Ric'at emri verildiği için cephanenin infilak ettirilmesini (havaya uçurulmasını) arzu
ediyorsa da bu bapta benden emir alınması lazım geldiğini söyledi. Buna hayret ettim;
çünkü, cephane deposu miralay Duloha-nof a aitti. Maamafih, cephanenin infilak
ettirilmesi hakkında topçulara hiçbir emir verilmemiĢ olduğundan, bu infilaktan bütün
Rus zabitleriyle birlikte Ģehir sekenesi de müteessir olacağından, infilak ettirilmemesi
lüzumunu söyledim. Ġkna ederek cephaneyi kurtardım.
Miralay Morel'in karargâhına yaklaĢtığımda, herkesin kaçmakta olduklarını
gördüm. Karargâhın karĢısındaki Amerika konsolosun(un) hanesi(nin) tamamen tutuĢmuĢ ve yanmakta olduğunu gördüm. Miralay Morel ile Torkom beygirlerine binmiĢler
ve eĢyalarını bir otomobil ile birkaç arabaya tamamen yüklemiĢler firara müheyya
(hazır) bir halde bulunuyorlardı.
Saat sabah yedi idi. Ahvalin ne merkezde olduğunu sorduğumda, sabah beĢte
ric'at emri verildiği halde, henüz bu emrin bana vâsıl olmamasından birĢey anlayamadığını söyledi. Korktuğum baĢıma geldi. Rus zabitanı ve topları himayesinde
Ermeniler firara muvaffak oldu. Rus zabıtanı toplarını bizzat kendileri idare etmek Ģartıyla mütcarrızîni tevkife (durdurmaya) çalıĢırlarken, Ermeniler geride rahatça katliam
yapıp firara muvaffak olmuĢlardır. Kendim gelmeseydim ric'at emrinden hiçbir Kus
zabitinin haberi olmayacaktı. Evvelce vekâyi'a dair mümkün olduğu kadar az malumat
verdikleri halde, bana hiç aidiyeti olmayan tamimleri ve emirleri de gön d eriyorlardı, ilk
iĢim, piyade mermilerine karĢı mu-hafazah ceketlere bürünüp, Kars Ģosesinde
serbestçe firara koyulan cesur(!) Ermenilere son teĢekküratımı ifa etmek için Mecidiye
tabyasına koĢup, bunlan Ģarapnel ile güzelce bir selamlamak olacaktı. Ancak, firariler
me-yânında hiç kabahatsiz bazı kimselerin de mutazarrır olacaklarını (zarar
göreceklerini) düĢündüğüm için bu fikirden vazgeçtim. Erzurum'da daha birçok ahali ve
çoluk çocuk kalmıĢtı.
ĠĢte Er meni fâtihlerinin(!) bu veçhile Rus zabitlerini aldatmalarından dolayı toplar
tahrip edilememiĢti. Hemen karargâha avdet ediyorduk. Yolda, korkularından akılları
baĢlarında kalmayan birçok Ermeni firarilerine rastgeliyördük. Yollar firarilerin attıkları
eĢya ve malzeme ile dolmuĢtu. Yollar geçilmez bir hale geldiğinden, sokakların biraz
daha tenhasına sapmıĢtık. Burada birçok insan feryatlarıyla yaylım ateĢe tesadüf ettik.
Sokakların dönek mahallerinden ileride ne olduğu görülmüyordu. Yalnız karların
üzerindeki kan lekelerinden, bu civarda muharebe cereyan etmekte olduğuna hükmederek geri döndük. Dörtyol ağzına gelince arabadan inip yaya yürümeye baĢladık.
Sokakların birinden milis kumandam Ermeni'nin at üstünde olarak çıktığım görünce
tahminimde aldanmadığıma hükmettim. Karargâha avdetimde piyade ile birlikte ric'at
etmeleri için bataryalarıma emir verdim. Topçu zabitlerinin infikâkı için nakliye
arabalarının verilmesini emrettim. Nakliyedeki arabacıların daha geceden kamilen firar
etmiĢ olduklarını öğrendik.
BaĢtan aĢağıya kadar fiĢenkli Ermeni firari neferleri hayvanları arabalardan söküp
bir beygire ikiĢer kiĢi binerek Kars'a doğru firara koyulmuĢlar. Benim arabam-daki
hayvanları da sökmek istedikleri zaman seyisimmümanaat edince üzerine ateĢ etmiĢler,
hayvanlarımdan birisi yaralanmıĢ; fakat alıp götürememiĢler.
Elli arabadan ibaret olan bütün nakliyeden ancak i-ki-üç araba ele geçirebildik. Bu
arabalardan ancak birkaç zabit istifade edebilip acele ile eĢyalarını yükleyip gittiler.
Birkaç arabadan daha istifade imkanı vardıysa da, sokaklarda geliĢigüzel öteye beriye
Ģiddetli tüfek ateĢi icra eden korkak Ermeni firarilerinin kör kurĢunlarından muhafaza
kaydıyla evlere girmeye mecbur olmuĢtuk. Türk ahali gerek bizi ve gerek ailelerimizi
Kürtlerin tasallutundan muhafaza edeceklerini temin ettiler. Ermenilerin sersemce
ateĢine bakmayarak sokaklardan geçmeye çalıĢsaydık bile Kars kapısını Türkler tutmuĢ
olmağla buradan geçmek mümkün olamayacakmıĢ. (Nitekim) yüzbaĢı vekili Mitrofan o
civara yakın olduğ halde bile bu kapıdan geçmeye muvaffak olmayarak avdet etmiĢti.
Biraz zaman sonra Osmanlı kıtaatının Ģehre girdiğini haber alınca, mütearrizînin yalnız
Kürtlerden ibaret olmayıp, muntazam kıtaatın mevcut bulunduğunu da öğrenmiĢ
bulunduk. Cesur(!) Ermeni piyadeleri geceden bi'1-istifade fırtına süratiyle Erzurum-Kars
Ģosesinde firara baĢlamıĢlar; eğerçi sahihten fırtına olsaydı bu kadar az zamanda
Erzurum'u Ermeni levsinden tathîr edemezdi (pisliğinden temizleyemezdi).
Gerek siperlerde ve gerek Ģehirde hiçbir yaralı veyahut maktul Ermeni
kalmamıĢtır. Ne kadar muannidâne müdafaa bulundukları bununla da sabittir!!
Erzurumda esir olan bilhassa Rus zabitleri olmakla bu dahi Ermenilerin ne kadar büyük
fedakarlık ettiklerine(!) bir Ģahit-i adildir! Osmanlı kıtaatının Erzurum'u iĢgalini öğrenince,
yaverimle birlikte müracaat ederek mevcudiyetimizedair malumat verdim. Rusya'nın
Türkiya ile sulh akdetmiĢ olduğunu ancak bu dakikada Öğrendim, Yollarda gidip gelirken bana rastgelen Türk ahali ellerime sarılarak hayatlarını kurtardığımdan dolayı
teĢekkür etmekte idiler. Diğer Rus zabitleri hakkında dahi aynı veçhile müteĢekkir idiler;
çünkü, eğerçi Rus zabitleri bulunmadaydı Osmanlı kıtaatı Erzurum 'u iĢgali zamanında
hiçbir canlı Türk bulamayacaktı.
Romalı Petroni, Ermeniler hakkında "Ermeniler de insandır, fakat evlerinde dört
ayak yürürler/7 diye yazmıĢtı. Rus Ģairi Lermontof dahi bunlar hakkında "Sen kölesin,
sen korkaksın, sen Ermeni'sin!" demiĢti.
29 Nisan 1918 Erzurum
Erzurum ve Deveboynu mevki-î müstahkemi
kumandan vekili ve ikinci Erzurum kale
topçu alayı kumandanı esîr-i harp kaymakam
Twerdo KhlebofHatıra Rus ihtilali bidayetinden itibaren 27 ġubat 1918'de
Osmanlı kıtaatının Erzurum'u istirdat
ettikleri tarihe kadar Ermenilerin Erzurum Ģehri ve
havalisi Türk sekenesine karĢı tavr u
hareketlerine dair5
Erzurum Deveboynu mevâzi'i muvakkat
kumandan vekili ve ikinci Erzurum istihkâm
topçu alayı kumandanı esir-i harp kaymakam
Twerdo Khlebof
Bu hatıra, ikinci Rus Erzurum kale topçu alayının Tarihçe'sine ilave olarak
yazılmıĢ ise de, baĢ-llbasına bir vesika mahiyetini dahi hâizdir. Mukaddime
Erzincan, Erzurum kasabalarında ve Erzincan-Erzu-rum yolu tarafeyninde sakin ahali-i
Ġslâmiye'nin duçar oldukları zulüm ve i'tisâfâtın derece-i vüs'atini bütün çıplaklığıyla bu
vesîka tesbit ve takrir ediyor. Kaymakam Tverdo Khlebof un el yazısıyla yazılan iĢbu
vesikanın Rusça aslı mahfuzdur.
Eskiden beri Avrupa'da ve Rusya efkâr-ı umumiye-since malum olan TürkErmeni husûmeti, bu Harb-i Umumi'deki tezahüratı mertebesinde hiçbir zaman tasavvur
edilmemiĢtir.
Ermenilerin Türkleri görmek istemedikleri eskiden beri malum; Ermeniler
kendilerini daima mazlum, mak-hûr mertebesinde göstermiĢler; medeniyetteki terakkileri
ve dinleri dolayısıyla pek ağır iĢkencelere duçar olur bir millet Ģeklinde görünmekte
daima muvaffak olmuĢlardır.
Ermenilerle bir dereceye kadar teması fazla olan Ruslar, Ermeni medeniyeti ve
liyâkati hakkında bir parça baĢka türlü fikir hâsıl etmiĢlerdir. Bunları oldukça hasis,
ĢaĢırtıcı, açgözlü ve ancak baĢkasının sırtında geçinebilir bir millet olarak tanımıĢlardır.
Rus köylüsü Ermenilere baĢka türlü hüküm verirdi:
Rus neferlerinden birçok defalar Ģu sözleri iĢittim! "Ermeniler ayı millet, Türkler
bunları becerdiler, fakat iyi kesemediler; bir tane kalmaymcaya kadar kesmeliy-diler!"
Rus kıtaatı arasındaki Ermeni efracTher hususta daima en aĢağı addolunmuĢtur.
Ermeniler daima perakende hizmeti ve cepheye gitmemeyi tercih etmiĢlerdir.
Ermenilerden birçok firariler ve kendi kendini yarala-maklar muharebe bidayetinden beri
bunlar hakkında bu fikri tesbit etmiĢtir. Fakat, Türklerin Erzurum'u istirdatlarına kadar
geçen iki ay zarfında Ermenilerden bizzat gördüğüm ve iĢittiğim ahval, bunlar
hakkındaki her türlü fena faraziye ve tasavvurun fevkindedir. _ 1916'da Erzurum'un Rus
kıtaatı tarafından iĢgalinde gerek ĢeTıre ve gerek civarına hiçbir Ermeni yaklaĢtırıl-
mamıĢtır. Birinci kolordu kumandanı ceneral Kaltin Erzurum ve havalisi
kumandanlığında kaldıkça, aralarında Ermeni efradı bulunan kıtaat bu havaliye
sevkedilmedi idi. Ġhtilalden sonra her türlü tedâbîr lağvedilmiĢ bulununca Ermeniler
Erzurum ve havalisine saldırdılar. Bu hücumla beraber gerek Ģehirde ve gerek civar
köylerde evler yağma edilmek, sahipleri kâffeten katlolunmak gibi cinayetler baĢladı.
Rusların mevcudiyeti Ermenilerin bu cinayetlerini alenen yapmalarına mani oluyordu.
Kati ve yağma eĢkiya-vârî gizlice icra edilmekte îdi.
1917 senesi bilhassa neferattan mürekkep Erzurum ihtilal icra komitesi ahaliden
silah toplamak maksadıyla her tarafı aramaya baĢladı. Taharriyat muntazam surette
cereyan etmediğinden, biraz sonra yağma-girliğe müncer oldu. Neferat tarafından pek
vâsi surette yağ-ma-girlik devam etti. Yağmacılıkta en ileri gidenler muharebede korkak
olan Ermeni neferleri olmuĢtur.
Bir gün at üstünde Ģehir sokaklarından birinden geçerken birçok neferi kümesi,
baĢlarında bir Ermeni neferi olduğu halde yetmiĢ yaĢında iki Türk'ü bir yere sevkediyorlardı. Ermeni neferinin elinde tel örgüsünden bir kırbaç bulunup hiddetinden
benzi atmıĢtı, yollar gayet çamurlu idi.
Ermeni neferleri bu biçare ihtiyar Türkleri çamurların içinde sokağın bir tarafından
öbür tarafına sürüklü-yorlardı. Neferleri kandırmak için çok çalıĢtım. Bu ihtiyarlara insan
gibi muamele etmelerini söyledim. Kalabalığın baĢında bulunan Ermeni nefer elindeki
tel örgüsü kırbaçla üzerime yürüyerek, "Siz bunları müdafaa ediyorsunuz, öyje mi?
Onlar bizi kesiyor, siz bunlara yardımcı çıkıyörsuîtu-z-değil mi?"diye bağırdı. ToplanmıĢ
olan diğer Ermeniler de bunun tarafını iltizam ettiler. O zamanda Rus neferleri o derece
ĢımarmıĢ idiler ki, her yerde zabitleri dövmekte ve hatta öldürmekte idiler.
Mevkiim fenalaĢmıĢtı; zabit kumandasında muti bir devriye kolu zuhur ediverince
ahval değiĢti. Ermeniler hemen ortadan kayboldu. Rus neferleri de ihtiyarları hakaretsiz
sevketmeye baĢladılar. Rus kıtaatının cepheden kendi kendine dağıldıkları tarihte,
cephede kalan veyahut buralara Ģitâb eden Ermenilerin geriden diğer milletlere mensup
kıtaat gelinceye kadar Türk köylülerine pek çok vahĢetler yapmak tehlikesi zuhur
etmiĢti. Ermenilerin ileri gelenleri böyle bir hal zuhur etmeyeceğini pek kuvvetle te'mîn
ediyorlardı. Türk-Ermeni arasında vifak-ı tâmm husulüne çalıĢıp muvaffak olacaklarını
ve bu bapta her türlü teĢebbüsatta bulunduklarını der-miyan ediyorlardı. Geceleri bu
sükûn (u) sükutun teessüs edebileceği tasavvur olunabiliyordu.
Hakikaten bidayette bu teminata inanacak ahval nü-mâyân oluyordu. Mesela,
Rus neferleri tarafından kıĢla halinde ifrağ olunan camiler tahliye ve tathîr ediliyor ve bir
daha ikametgâha tahsis edilmiyordu. Türk ve Ermenilerden mürekkep Ģehir milisleri
teĢkil olunuyor, kati ve yağma edenlerin muhakemesi için divan-ı harpler teessüs
etmesini Ermeniler yüksek sesle talep ediyorlardı.
Bunların hepsi(nin) hile ve tuzak olduğu bilahare anlaĢılmıĢtı. Milis teĢkilatına
giren Türkler pek çabukbundan vazgeçtiler; çünkü, milis teĢkilatına giren Tükle-rin pek
çoğu gece devriyelerinden avdet etmemeye ve ne olduklarına dair malumat
alınmamaya baĢladı. ġehir haricine çalıĢtır(ıl)maya götürülen Türkler de avdet etmiyordu. En nihayet, teĢekkül edebilen divan-ı harp, kendisini idama mahkum
edeceklerinden korkarak hiç kimseyi cezalandıramıyordu. Münferit yağma ve katiller
çoğalmaya baĢladı. Kânun-i Sâni ile ġubat arasında yağmacılar tarafından Erzurum'un
maruf simalarından Bekir Hacı Efendi bir gece kendi hanesinde katledildi.
OdiĢelidze üç gün zarfında katilin meydana çıkarılmasını kıtaat kumandanlarına
emretti. BaĢkumandan Ermeni kıtaatı kumandanlarına efradın itaatsizliği(nm) son
dereceyi bulduğunu söyleyerek pek ağır tahkiratta bulundu. EĢkiyaca zulüm ve taaddî
ve yollarda çalıĢtırmak bahanesiyle kıra götürülen Türklerin hemen yan yarıya avdet
etmemesi hususunu Ermenilere izah ederek, eğer taht-ı iĢgale alınan arazide Ermeniler
hakim olmak istiyorlarsa kendileri(nin) mazbut ahlak sahibi olduklarını göstermeleri icap
edeceğini ve yaptıkları cinayetlerle kendi milletlerinin namını telvis etmekte olduklarını
Ermenilerin münevver kısmına pek acı lisanla ihtar etti. Ve hatta, henüz Harb-i Umumi
neticelenmeyip umum sulh kongresi bu havalinin Ermenilere verilmesini kabul ve tasdik
etmemiĢ olduğu zamanda Ermenilerin, bilhassa daha ziyade kanuna riayetkar ve
serbestiye layık bir millet olduklarını göstermeleri icap edeceğini söyledi. Ermeni kıtaat
kumandanları ve EtmemVjnilletle-ri bir kısm-ı kalîl Ermenilerin icra-yı vahĢet etmeleri(nin) bütün Ermeni milletinin namusunu lekeleyeceğini lisan-ı kafiyle beyan edip bir
kısım Ermenilerin Türklerin eski zulümlerinin intikamını almakta olduklarınıve fakat
mütefekkir Ermenilerin buna mani olmaya pek ziyade çalıĢtıklarını ve bunun için kat'î
tedbirler ittihâzını tezekkür ve mevki-i icraya vaz'edeceklerini söylediler.
Bundan bir müddet sonra Erzincan'da Ermenilerin Türkleri katliamı havadisi vâsıl oldu.
Bunun tafsilatını bizzat baĢkumandan Od.iĢelidze'nîn ağzından iĢittim ki, ber-vech-i
atîdir:
Kıtal doktor ve müteahhit tarafından tertip edilmiĢ, yani her halde eĢkıya
tarafından tertip edilmemiĢtir. Bu Ermenilerin isimlerini suret-i kat'iyyede bilmediğim için
burada zikredemeyeceğim. Her türlü müdafaadan mahrum ve silahsız sekizyüzden
fazla Türk itlaf edilmiĢtir. Büyük çukurlar açılmıĢ ve biçare Türkler bu çukurlann baĢına
sevkolunup hayvan gibi boğazlanmıĢ ve bu çukurlara doldurulmuĢ; her kangı bir Ermeni
sayarmıĢ: 'YetmiĢ mi oldu? On kiĢi daha alır, kes!' deyince on kiĢi daha keserler; çukura
atıp üzerlerine toprak doldurur-larmıĢ. Bizzat müteahhit eğlenmek için seksen kiĢi kadar
biçareleri bir eve doldurup, kapıdan çıkarlarken birer birer kafalarını parçalamıĢ.
Erzincan kıtalinden sonra mükemmel silahlarla mücehhez Ermeniler Erzurum'a
doğru ric'ata baĢladılar. Menzil hattını Kürtlerin tasallutunudan vikaye için birkaç topla
birlikte menzil ile ric'ata mecbur olan bir Rus topçu zabiti bir gün icabât-ı harbiyeden
olarak Ermeni kıtaatından bazısını mevzie sokmak istemiĢ, muntazam harp etmek
Ermenilerin hoĢuna gitmediğinden, bir gece Rus zabitleri evlerinde uyurlarken evleriyle
birlikte yakmak istemiĢler, evi tutuĢturmuĢlar
Rus zabitleri pek güçlükle yangından kurtulmuĢlar, çoğunun eĢyası kamilen
yanmıĢtır. Erzincan'dan Erzu-rum'a ric'at eden Ermeni eĢkıya sürüleri, yolları üzerine
rastgelen Ġslâm köylerini ahalisi ile birlikte mahvetmiĢlerdir. Menzildeki arabaları ve
topçu cephanesini sevk ve nakletmek üzere, silahsız ve mutî' ahaliden, Kürtlerden kira
ile arabaölar tutulmuĢtu. Bunlar Erzurum'a yaklaĢtıkça, yollarda, kus.zabitanının
evlerine girdikleri zamanlardan bi'1-istifade, Ermeniler bu Kürtleri öldürmeye
baĢlamıĢlar. DıĢarıdaki feryadı iĢitip imdat için dıĢarı çıkan Rus zabitleri, Kürtleri vikaye
için müdafaa edince aynı akıbete kendileri(nin) de duçar olacakları tehdidiyle ve silahla
mukabele görmüĢlerdir. Bu kıtal hayvanca ve vahĢetle icra olunuyordu.
Erzurum Ģehrinde Rus topçu zabıtan gazinosunda topçu mülazımı Medivani, Ģöyle bir
vakanın Ģahidi olduğunu alenen beyan etmiĢtir:
Bir Ermeni, arabacılardan bir Kürt'ü öldürmek için vurmuĢ; fakat, Kürt henüz
ölmemiĢ, sırt üstü düĢmüĢ. Ermeni, elindeki sopayı can çekiĢen Kürt'ün ağzına sokmak
istemiĢ, diĢleri kilitlenmiĢ olduğundan sopayı ağzına sokamayan Ermeni, Kürt'ün karnını
tekmeleye tek-nıeleye öldürmüĢ.
Ilıca kasabasında firar edemeyen Türklerin kâffe-si(nin) katledilmiĢ olduğu ve kör
baltalarla enselerinden kesilmiĢ birçok çocuk cenazeleri gördüğünü bizzat Odi-Ģelidze
söyledi.
Ilıca kıtalinden üç hafta sonra, ġubat'ın 26'sında oradan avdet eden kaymakam
Garyaznof, müĢâhedâtmı ber-vech-i atî hikaye etti:
Köylere giden yollarda azası tahrip edilmiĢ birçok cenazelere rastgelmiĢ, her geçen
Ermeni bir kere küfreder ve tükürürmüĢ.
12-15 sajen murabba'ındaki cami havlusunda iki ar-sın irtifâmda cenaze
yığılmıĢtı. Bunların arasında her yaĢta kadm-erkek, çoluk çocuk ve ihtiyarlar vardı. Kadın cenazelerinde cebren taarruz asan pek ayan bir halde idi. Birçok kadın ve kızların
mahall-i tenasüllerine tüfenk fiĢengi sokulmuĢtu. Ermeni kıtaatı nezdinde telefon
hizmetini ifa eden Ermeni kızlarından bir-ikisini kaymakam Garyaznof cami havlusuna
davet etmiĢ ve Ermeni marifetlerini görüp iftihar etmelerini makam-ı serzeniĢte teklif
etmiĢ ve götürmüĢ; o hali gördükleri zaman müteessir olacaklarına bilakis meserretle
gülmeye baĢlamaları nefretle karıĢık hayretini mucip olmuĢ ve pek çok müteessir olan
Garyaznof bunları ta'zîr ve tekdir etmeye baĢlamıĢ ve ''Ermenilerin, hatta kadm bile olsalar en alçak ve vahĢi bir millet olduklarını ve harp etmiĢ ve nice fecâyi' görmüĢ bir
zabitin bile tüylerini ürperten bu vahĢet levhası karĢısında talim ve terbiye ve mektep
görmüĢ genç kızların meserretle gülmeleri buna delildir." deyince, bir parçacık sıkılmak
lüzumunu der-hâtır eden kızlar, sinirlerinin gevĢemesinden güldüklerini ileri sürmüĢlerse
de efkâr-ı hunhârânelerini tevil edememiĢlerdir.
Alaca menzil kumandanlığı müteahhidi olan bir Ermeni 26 ġubat'ta Alaca'da
yapılan vahĢet hakkında Ģöyle hikaye etti: Ermeniler, bir kadını, canlı olduğu halde
duvara çivilemiĢler, sonra kalbini oyup baĢının üstüne asmıĢlar!
Erzurum'da birinci büyük kıtale 7 ġubat'ta teĢebbüs etmiĢler. ġimdi söylendiğine
göre, topçu neferleri sokaklarda ahaliden 270 kiĢiyi yakalamıĢlar, bunları kamilen
soyduktan sonra maksad-ı malumu tatmin için hepsini kıĢlanın hamamına doldurmuĢlar.
Bizzat benim son derece gayretim semcresiyle, bunlardan ancak sağ kalanyüz kiĢi
kurtulmuĢtur, Diğerleri(nin), güya benim meseleye vukufum dolayısıyla, neferler
tarafından evvelce salıverilmiĢ olduğunu söylediler. Bu iĢin mürettibi(nin) topçu kıtaatına
merbut piyade Ermeniler arasında zabit vekili Karagodoyef isminde bir vahĢi olduğu
anlaĢıldı. Bu gün sokaklarda birçok Türk katledilmiĢti. '.
12 ġubat'ta Erzurum
Ģimendifer istasyonunda birtakım Ermeniler gayr-i müsellah mutî' müslüman ahali-| den
on kiĢiden fazlasını kurĢuna dizmiĢler. Bunları mü-I dafaa ve muhafaza etmek
teĢebbüsünde bulunan Rus i zabitlerini ölümle tehdit etmiĢlerdir. Bu esnada hiç ka-:
bahatsiz bir Türk'ü öldürdüğünden dolayı bir Ermeni'yi 'hapsetmiĢtim. Umum kumandan
divan-ı harp teĢkilini ġ emretmiĢti. Eski kanun mucibince, cinayet icra edenler idam
edilecekti. Ermeni zabitlerden biri bu mevkuf olan Ermeni(ye) cinayetinin cezası olarak
salbed ileceğin i (asılacağını) söylediği zaman mevkuf Ermeni hiddetlenmiĢ, "Bir Türk
için bir Ermeni asıldığı nerede görülmüĢ!" diye bağırmıĢ. Erzurum'da Ermeniler Türk
pazarını yakmaya baĢladılar. 17 ġubat'ta topçu alayının mıntıkası dahilinde TepekÖy'ün
bütün ahalisi(nin) kadın-erkek, çoluk-çocuk kâffeten katledilmiĢ olduğunu iĢittim. Aynı
günde Antranik Erzurum'a geldiğinden, bu katliamdan bahsederek faillerinin meydana
çıkarılmasını söyledim. Ne netice çıktığı henüz malum olamadı.
Antranik topçu zabitam gazinosunda umum muvacehesinde zapt u raptın teessüs
edeceğini va'detti; fakat, icraat vaat Ģeklinde kaldı. Halbuki Za-Kafkas hükümeti
tarafından bilhassa zapt u raptın teessüsü için Antranik tle doktor Zaveryef Erzurum'a
gönderilmiĢlerdi. ġehirde bir dereceye kadar gürültü azaldı. Sükkânı sağ kalmayan
feöylerde de bittabii sükun hâsıl oldu. Harekât-ı harbiyeOsmanlıların Ġlıca'ya doğru
geldiklerini gösterince, Erzurum Ģehrinde Ermeniler tarafından Türk ahali tevkifine tekrar
baĢlanıldı. Bilhassa 25-26 Ģubatta tevkifler göze çarpacak dereceye çıktı. 26-27 gecesi
Ermeniler Rus zabitlerini aldatarak katliam yapıp Türk askerlerinin korkusundan
kendileri de firar ettiler. Katliam tesadüfi olmayıp, bi't-tertip evvelce tevkif edilenlerle
beraber hepsi tamamen yakalanıp ba'dehû birer birer katledilmiĢtir, ki o gece
katledilenlerin yekunü(nün) üçbine baliğ olduğu yine Ermeniler tarafından iftiharla
söylenmiĢti. Müdafi Ermeniler o kadar az idi ki, iki topla binbeĢyüz mevcuttan ibaret Türk
askerine karĢı duramayıp kaçtılar; fakat, yalnız bu gece zarfında yaptıkları kati pek
çoktu.
Katliamın önüne geçmek tamamen Ermenilerin ileri gelenlerinin elinde idi.
Binaenaleyh, katliamda yalnız eĢkiya değil, mütefekkir Ermeniler de medhaldardır. Ermenilerin aĢağı tabakası ileri gelenlere ve bilhassa içinde bazı temayüz etmiĢlerin
emirlerine son derece mu-tî'dir. Benim alayımın zabitanı kamilen Rus olduğu halde,
efradı hemen kamilen Ermeni idi. Elimizde bunlara karĢı hiçbir kuvvet olmadığı halde,
emirlerimizi daima infaz ettirebildik. Bu efrad hiçbir zaman alenen cinayete tasaddî
edemedi. Hatta, katliam gecesinde alayın nakliyesinin bulunduğu kıĢlada yalnız bir Rus
zabiti nöbetçi olduğu halde, seyis Kürtlerden hiçbirisi katlolunmarnıĢ-tır. ġâyân-ı dikkattir
ki, silahsız Kürt seyisler yalnız kırk kiĢiden ibaret olup, bunların etrafında bulunan
Ermeni topçu neferâtı yüzlerce olduğu halde hiçbir müslüma-nın burnu kanamamıĢtı. • ^'
Bilâ-tefrîk bütün Ermeni mütefekkirlerinin cinayette medhaldar olduklarını iddia
etmek istemiyorum. Hayır» bu halin muvafık olmadığını, Ermenilerin tuttuğu
yolunçıkmaz olduğunu itiraf eden Ermeni mütefekkirlerine rastgeldim. Hatta, yalnız
kavlen değil, fiilen kıtale mümanaatta bulunan bazı Ermeni mütefekkirleri de görülmüĢtür. Ancak, bunlar ekseriyet arasında pek ekalliyette kalıyorlar. Bunlar da Ermeni
mefkuresine muhalif addolunarak, ekserisi Ermeni vahĢilerinin nazarında daima makhûr
bulunmuĢlardır. Bazıları da sureta cinayet aleyhinde görünerek hakikatte gizlice kıtal
imkanında hemen icrada kusur etmemiĢlerdir.
Bazıları sükutu ihtiyar eder, bazıları da Rusların serzeniĢlerine karĢı "Siz
KuĢsunuz, hiçbir zaman Ermeni milletinin mefkuresini anlayamazsınız!" derlerdi. Vicdan
azabı nedir bilmezler. Ġnsanların vicdanı kıymettar elmas gibi lekesiz yaratılmıĢtır,
lekesiz kalmalıdır.
Türklerin katlinden dolayı vâki olan tekdir ve serzeniĢlere bazı Ermeniler de Ģu
yolda cevap vermiĢlerdir: | 'Türkler de Ermenileri imha için böyle hareket etmiyor-j lar
mı? Yaptığımız intikamdan baĢka nedir?" j
Vukuât-ı ânife Ermeni milletinin ve
Ermeni müte-| fekkirlerinin mefkurelerini pek aĢikar surette gösterir. Hiç kimse, olan
vukuatı olmamıĢ bir hale koyamaz.
Ermeniler rüzgar ektiler; fakat, rüzgar ekenin fırtına biçeceğini unuttular.
Erzurum Deveboynu mevâzi'i muvakkat
kumandan vekili ve ikinci Erzurum istihkâm
topçu alayı kumandanı esir-i harp kaymakam
Twerdo Khlebof
16 Nisan 1918
ErzurumMazruf mektubun tercümesidir:
17 Nisan 1918 Erzurum Saâdetlü Efendim Hazretleri;
"Rusya sahra topçusunun yegane mümessili sıfatıyla Rus zabitlerine karĢı
gösterdiğiniz lütuftan dolayı te-Ģekkürâtımı takdim ederim. Birinci kolordu kumandanının
size haber verdiği yüzbaĢı Pelyat ismini der-hâtır buyurmanızı rica île tasdî'a ictisâr
ediyorum."Ben ġubat ihtidalarında 12 kıta seri ateĢli sahra ve cebel toplarıyla makineli
tüfenkleri(nin), Erzurum cemi-yet-i hayriyyesi reis(i) Seyidof Efendi'ye, Erzurum'da
Ermeni mezâlimini itfa için emirlerine amade ve hizmetinde bulunmayı teklif eden iki
Rus topçusundan birisiyim; o zaman yedinci Kafkas cebel topçu taburu kumandanı
olduğumdan, Ermenileri Erzurum'dan cebren çıkardıktan sonra, OdiĢelidze'nin
muvâfakatıyla Erzurum istirdadında harp edilmemesini temin etmek için Osmanlı
kıtaâhyla anlaĢabileceğime emin idim, Türk kıta-âtıyla harp etmek OdiĢelidze'nin
planında yok idi; fakat, tâli' baĢka türlü hükmünü icra etti. Seyidof, Türkleri vaktiyle teslîh
edemedi. Kıyam zuhura gelmedi. ġeyi-dof'la yüzbaĢı vekili Yermolof un itlaf edilmiĢ
olmalarından korkuyorum. Ben Ermenilerin tahribatından kendimi saklayabildim ve
Cenâb-ı Hakk'a çok Ģükür ki. Ermenilere değil Türklere esir oldum.
"Rus ordusunun cepheden dağıldığı günden itibaren hiçbir Türk'e hiçbir veçhile
zararım dokunmadığından Ģu nâçiz hizmetime mukabil, memleketim olan Uk-rayna'daki
Kiyef'te ailemin nezdine gidebilmek üzere esaretten kurtanlmaklığımı rica etmek
cesaretinde bulunamam. Bunun vakt-i merhûnu geldiği zaman bizzatemredersiniz.
Ancak, birkaç seneden beri beni görmeyen ve altı aya karîb benden mektup alamayan
aileme yazdığım melfuf mektubun Kiyef Ģehrine gönderilmesine müsade buyurmanızı
rica ederim; çünkü, ailem Ģimdi hayatta bulunmadığıma hükmederek me'yûs bulunuyorlar. Ben de ailemin yegane velîsi bulunuyorum. Benden baĢka kendilerini beslejtecek
kimseleri yoktur. Mektubumu göndermeye müsade buyurursanız bir aileyi \ yeniden
canlandıracak ve beni de bahtiyar edip ilelebet minnettar bendeniz kılacaksınız". 6
Kemâl-i hürmetle müteĢekkir
GENERALĠNĠN YAZDIKLARI
Resmî vazifeli olduğu Van ve Bitlis vilayetlerinde beĢ yıl dolaĢarak bu ilci vilayetin istatistiğini çıkaran ve Rize konsolosluğu yapan bir Rus generalinin kitabının
Ermenilerle ilgili kısmını buraya alıyoruz.7 Balkan harbinden sonra Alman ıslah heyeti
içinde genel kurmaylığımızın istihbarat Ģubesinin baĢına geçi-rildim. Artık resmî vazife
olarak Rusya ve Ermenilerle yakından uğraĢtım. ĠĢte bu sırada, Rus masasını idare eden binbaĢı Sâdık Bey/ eline geçirdiği Rusça, pek mühim bir eseri bana gösterdi. Bu
eserin adı Van ve Bitlis Vilayetleri istatistiğindir,8 Bunu Sâdık Bey'e tercüme ettirerek
Askerî Matbaa'da 1914 yılında, Birinci Dünya Har-bi'nden önce bastırıp ilgili makamlara
yayımladık, kitabı yazan bir Rus generalidir. Bu iki vilayette beĢ yıl ve resmî vazife ile
bulunmuĢ ve dolaĢmıĢtır. 1899'da Van'- ıdan Rize konsolosluğuna tayin olunmuĢtur. Bu
eseri Ruslar, gayet mahrem sayarak, ancak muayyen Ģahısla-ra mahsus olmak üzere
bastırıp dağıtmıĢlardır. Ermenistan'ın muhtariyetinden korkan Ruslar, hakiki durumu
olduğu gibi göstermiĢlerdir.
Küçüklüğümde ancak o gözle tanıdığım Doğu vilayetlerimizin durumunu bu
eserden öğrendikten sonradır ki, büyük vazifelerle o mıntıkalarda bulundum. Benim
söyleyeceklerim de bunun aynı olacaktır. Bunun için mühim yerlerini kaydediyorum:
Rus kurmay generalinin yazdığıVan ve Bitlis Vilayetleri istatistiği'nden bölümler Türk
vahĢetine hiçbir yerde tesadüf edilemez. Türk vahĢeti bir hakikat olmayıp, bile bile
uydurulmuĢ siyası bir hikayedir.Çünkü, ekseriya göz önünde cereyan eden vakalara dair
Avrupa matbuatmdaki, bizzat müĢahade edenler imzasıyla yazılan satırları okuyunca
insanın gözönüne inanamayacağı geliyor. Hakikat gözüyle bakıp da hakikati olduğu gibi
söylemek icap ederse, Doğu'da vahĢeti müslümanlar değil Doğu hristiyanlarımn
yaptığını itiraf etmek icap eder. Her türlü fenalığı Doğu'daki hristiyanlar irtikap etmiĢ,
sonra da himayesiz müslümanların baĢına yüklemiĢlerdir. Bir Türk'le bir Ermeni bir iĢ
görecek olsa, Doğu hristiyanlarımn göz içinden fikir anlamak derecesinde yaltaklanmalarına karĢılık, bu Türklerden namus ve doğruluk görür. Eğer bir Türk'ten bir iĢ
sttzü'Htacak olursa, emin olmalıdır ki, bu söz en kuvvetli noterlerin tasdikini içeren
kontratodan
daha
sağlamdır.
Avrupa'nın
bunca
yıllardan
beri
ıslahat
yaygarasıTürkiye'nin tedrîcî olarak parçalanması maksadına matuftur. Islahat ne kadar
radikal olursa Türkiye arazisinin bir parçasının, baĢkasının eline geçmesi o kadar çabuk
olur.
KÜRTLER
Kürtlerle ilgili birĢey okunduğunda ilk defa göze çarpan Ģey "Kürtler hırsızdır,
eĢkiyadır, yağma ile geçinen adamlardır". Bunun sebebi; Kürtlerin içine sokulup
araĢtırma yapmak isteyen Avrupalıların çoğu, yalnız soyulmak değil hayatlarını da
tehlikeye koymuĢlardır. Hakikaten Kürtler, aralarına girmek isteyen her türlü yabancıya
dostça muamele etmezler. Bu terbiye Kürtlerin hassalarmdandır. Hükümetin müsade ve
himayesi olmaksızın Kürtlerin arasına girmek isteyen her Avrupalının, sonu(nun) hayırlı
olmayacağını önceden kesin olarak bilmesi gerekmektedir. Bilakis hükümetin müsadesiyle seyahat etmek, Avrupalının yanına bîr-iki jandarma katılınca, bütün seyahat
müddetince hayatından emin olabilir.
Bir de istisnasız bütün Kürtlerin Ermenileri mahvetmek için uğraĢtıklarını iddia
eden muharrirlerin iddiası tamamıyla yalandır. Eğer o iddiaları doğru olsaydı, Kürtlerin
arasında diğer milletten hiç kimsenin yaĢamaması lazım gelirdi. Bunların aramda
yaĢayan diğer milletlerin ya kamilen Kürtlerin esiri olması ya da lokma ekmek tedarikinden aciz kalarak tamamen hicret etmeleri iktizâ ederdi. Halbuki bu iki Ģıkkın her
ikisi de mevcut değildir. Tersine olarak, Doğu vilayetlerini iyi tanımıĢ olan her Ģahıs itiraf
eder ki, bu havalideki hristiyan köyleri Kürt köylerinden her halde daha zengin ve daha
rahattır. Ermenilerin 1895 yılına kadar olan -eğer Avrupalıların dedikleri gibi- Kürtler
hırsız ve eskiyi olsaydı hiçbir vakit mümkün olamazdı. /
ĠĢte bu veçhile 1895 yılına kadar ^Ermenilerin Türkiye'deki sıkıntılı durumları hep
hayali ve uydurma hikayelerdir. Türkiye'deki Ermeniler, diğer yerlerdeki Ermenilerden
daha kötü bir halde değildirler. Ermeni ihtilalcilerinin yağma ve kıtal diye bağırdıkları gibi
haller, çoğunlukla Kafkasya'da olagelen Ģeylerdir. Hayvanları sürüp götürmek meselesi
de Rusya'nın muhtelif yerlerindeki hayvan hırsızlıklarından baĢka birĢey değildir. Mal ve
can emniyetine gelince; Türkiye'de hükümetin nüfuzu geçen yerlerde Elizabetpol
(Gence) vilayetinden daha emin idi.
1895 ve 96 yıllarında Kürtler hiç Ģüphe yok ki Ermeni ahalinin düĢmanıydılar.
Fakat, bu mesele iki kavmin arasında sürekli bir düĢmanlığın varlığına hiçbir zaman
delalet etmez; çünkü, bu vakalar komitecilerin hayalhanelerinde tasarlanıp fiilen iĢlem
yerine konan bir komediden ibarettir. Vakalann en dehĢetli zamanlarında bile, bunca
yıllardan beri yağma eden ve eĢkiya diye Ģöhret bulan Kürt ağalarından bir kısmının
Ermeni fakirlerini himayeleri altına aldıkları görülmüĢtür. Ermenilerin "y-ol kesen" adını
verdikleri Kürtlerle pek dost olarak yaĢadıklarına bundan daha kuvvetli delil olamaz.
(Birtakım misaller zikrolunmaktadır.)
1895 ve 96 yıllan Kürtlerin Ermenilere karĢı gösterdikleri düĢmanlığı yalnız dıĢ
Ģekli itibariyle muhakeme etmemelidir. Bu muhitteki kendi dindaĢları arasında, kana
karĢı kanla intikam almak âdet hükmüne geçmiĢtir. Bu halk arasında hristiyanların
döktükleri müslü-man kanına karĢı ne ile intikam alır? Bir de Ermenilerin telef ettikleri
Ġslâm cesetleri üzerinde yaptıkları vahĢetler(in) de (bazı uzuvlarını kesip ağzına koymak
gibi)9 ne derece gazap ve intikamı davet edeceği düĢünülmelidir.
1895'te Van'a varıldığı vakit Ermeni-Kürt münasebetleri lazım olan hadden fazla
iyiydi, Türkiye'nin birçok yerlerinde bu iki kavim birbiriyle çok zaman dost geçinmiĢtir.
1895 yılı sonunda bu münasebet birdenbire aksi Ģekil aldı. Komitecilerin Kürtleri
Ermenilere karsı kıĢkırtması, sonucunu göstermeye baĢladı. Halbuki 1897'de ise artık
Ermeniler, Kürtleri öfkelendirecek komitecileri defetmiĢ olduklarından, tekrar ErmeniKürt münasebetleri eski halini alıp düzelmeye baĢladı. Nerede komitacıların varlığı
hissolunuyorsa buralarda hükümeti zor duruma sokan bir dizi Ermeni olayları sürüp
giderdi. Bundan sonra Ermeni iĢlerini idare edenler, hiç olmazsa kısmen olsun Kürtleri
kendilerinden yana çevirmeye çalıĢmaktadırlar ki, bu da Ermeni meselesinin henüz
lüzumu derecede belli olamayan diğer bir safhasını teĢkil edecektir.
(Kitapta gösterilen birçok misaller arasında 1896 yılı Van vakasında Karçkan
nahiyesinde Kürt Musa Bey'in yanına sığınan birçok Ermeni arasında iki de bakire kız
kardeĢin durumları zikre değer: Bu satırları aynen kaydediyorum:)
"Avrupa'da söylenildiği gibi rahat yüzü görülemeyen Türkiye'de iki bakire kız kardeĢ,
Ġstanbul'u terkedip ufacık sermayelcriyle Karçkan gibi bir köyde bütün Kürt eĢkiyası
arasında ticaret için tefeciliğe baĢlamıĢlardır. Bu bir hakikattir ki, Kürtler ve bütün
Türkiye Avrupa'nın hayal ettiğinden pek uzaktır".
ERMENĠLER
Bu kitabın Ermeniler hakkındaki sözlerinden parçalar:
Bütün Doğu vilayetlerinde bulunan Ermeniler eskiden beri ahalinin zengin tabakasını
teĢkil ederler. Bunlar her türlü sanat, ticaret ve cifçilikle uğraĢırlar. Çiftçilik köylülere
mahsustur. Ermenilerde en çok göze çarpan tabiat, çoğunun aĢırı derecede mevki
sahibi olmasını sevmeleridir. Halbuki buna zerre kadar hak gösteremezler.
Fakat, genel olarak yaratılıĢlarında bir arzu varsa, o da maddi servet toplamaktır. Bu
hususta kendileriyle rekabet edecek pek az millet bulunur. Bütün Ermeniler hürmete
Ģayan derecede tutumlu oldukları gibi, ĢaĢılacak derecede müstesna bir muvaffakiyetle
gündelik mecburi giderlerini en az dereceye kadar kısmayı bilirler. Bunlar gerek yiyecek
gerek giyecek hususunda pek seyrek harcama yaparlar. Ne kadar zengin olsalar zevk ü
safa hususunda elleri pek sıkıdır.
Bütün Ermeniler çalıĢkandırlar. ġehirli Ermeniler kendileriyle ciddi rekabet
edebilecek Rumların bulunmadığı Ģehirlerde ticareti tamamen ellerinde bulundururlar.
Sanat ve ticaret sahibi olan Ermeniler herĢeyden önce ticaretleri için müsait yerler olan
Ģehirlerde topludurlar. ġehirli Ermeniler yakın zamandan beri bazı özel tabiatlar
edinmeye baĢlamıĢlardır. Ġlk derecede olsun okul görmüĢ olan bir Ermeni, milletinin
gördüğü politika hakkında son derece geniĢ bilgi sahibidir. ġöhret sahibi olmak,
yüksekten atıp tutmak, yalnız kendi fikirlerini beğenmek ve bir de Ermenilerin yeniden
doğacak olan siyasi önem kazanacakları fikri bunların hepsinde vardır.ġehirli Ermeniler,
hele gençleri her türlü politika ile uğraĢırlar. Her türlü politika aleminin bütün inceliklerini
bilir görünmek merakı vardır. Son Ermeni nesli hemen hepsi güzel konuĢabilme
hastalığına mübtela-dırlar.10
Düğün, vaftiz, cenaze gibi içtimai ve dinî törenlerde yirmi-otuz Ermeni bir yere
gelip de içlerinden birçok hatipler çıkıp söz söylememesi vâki değildir. Son Ermeni
neslinin hepsinin en önemli düĢüncesi tesirli bir hatip olmaktır. Son zamanlarda Ermeni
ihtilalcilerinin pek çoğu, milletin hakiki ihtiyacını bilmemek yüzünden parlak söz
söyleyenler de, onları dinleyenler de pek çok çekmiĢlerdir. Türkiye'de mahvolan Ģehirli
Ermeni ihtilalcileri arasında hakiki vatansever görülemez.
Ermeni eĢkiya çeteleri kimlerden kurulmuĢtu? Vatanın selametini, kendi aile
ocağını ve dinini müdafaa edenlerden mi? Hiçbir vakit! Hemen çok defa birĢey öğrenmeyen Ģehirli gençleri ki, ancak tanınmıĢ komitecile-rin parlak sözleriyle alevlenerek
ve genel surette en basit meseleyi bile göremeyecek olan cahillerinden ibaretti; çünkü,
yaptıkları haieketle vatandaĢlarını selamete değil, felakete sevkedjyorlardı.
1895 yılında Ermenilerin büyük kısmı, bu komitecileri hem 'millet kurtarıcısı' diye
yücelttiler hem de bunlardan veba kadar i^orktular. Türkiye'deki Ermenilerin çekilmez
hali denilen Ģikayetler, asla Ģehirlileri için değildir; çünkü, bunlar her zaman serbest olup
her hususta fazla menfaati! idiler. Köylüler ise gerek çiftçilik ve gerek sulama sanatını
tam bilmeleri sayesinde Türkiye Ermenilerinin hali orta, Rusya'daki köylülerin halinden
pek çok iyi idi.
1895 ve 96 yıllarında Ermeni komiteleri Türk ve Kürtlerle Ermeniler arasına öyle
bir soğukluk soktular ki artık hiçbir türlü ıslahat bu havalide kurulamaz.
Ermeni ruhani baĢlarına gelince, bunların din hususundaki çalıĢmaları hemen hiç gibidir;
fakat, buna karĢılık milli fikirlerin geliĢmesi hususunda pek çok hizmetleri geçmektedir.
Yüzlerce yıllardan beri bu gibi fikirler sır dolu manastırların sükunetti duvarları arasında
geliĢmiĢtir. Buralarda ruhani ayin yerine Hristiyanhk-Müslümanlık din düĢmanlığı yer
tutmuĢtur.
Okullar ve kilise okulları, bu hususta ruhani baĢlara pek çok yardım etmiĢlerdir.
Zaman geçtikçe dinî taassup yerine milli duygular yer tutmuĢtur. Ermeni kalbinde de din
duygular pek az yer tutar. Onun içinA, Ermeni komiteciler, papazları hemen daireleri
içine almaya muvaffak oldular. Türk ve Kürtleri son derece nefretle saydılar.
Batı diplomatları da kendi bakıĢ açılarına göre, bumilliyet kavgasından pek gaddarca bir
Ģekilde yararlanmaya kalkıĢmıĢlar, Ermenilerin milli duygularını kıĢkırtarak, hiç
sıkılmadan Türkiye'de bir Ermeni meselesi i-cat etmiĢlerdir.
MÜġAHEDELERLE ERMENĠ VAHġETĠ
8-9 yaĢlarında iken düĢman saldırısına uğrayıp sağ kalanlarla birlikte kaçarken
Ermenilerce e-sir alınarak Erivan'a götürülen, bilahare Kâzım Karabekir'in Doğu'da
açtığı okullarda okuyan Ali Ayrım, bizzat Ģahit olduğu Ermeni vahĢetlerini Ģöylece
nakletmektedir. Çarlık çöktükten sonra ortaya çıkan az süreli, geçici olan bu
yönetimlerin birisini de, TaĢnakyan komitecilerinin önderliği ve zoru ile Erivan'daki
Ermeniler kurmuĢ (...) Ermeni birliklerini Rusların çekilirken bıraktıkları silahlarla
donatmıĢ, Türklere karĢı gösteri yapıyor, caka satıyor, bu kez de AraĢ nehri ötesinde
Ermenistan içinde bulunan yüzlerce Azerî Türk ve müslüman köylerini bastırıyor;
yağmalatıyor, insanlarını kurĢunlatıyor, hançerletiyor, baĢlarını baltalarla kestiriyor,
güçlerini göstermek için kanlı baltalarını kanlı kütükler üstüne saplatıyorlardı...
Köme köme, yığın yığın ölülerle dolmuĢ müslüman köyleri, yerle bir olmuĢ,
sokaklar pıhtılaĢmıĢ, katranrengini almıĢ kanla örtülmüĢ, badanalı evlerin duvarlarına,
müslüman kadın ve kızlarının her duygu sahibi yaratığa acı, utanç veren çirkin,
çırılçıplak rsimlerini çizmiĢ, öldürdükleri insanların erkek ve diĢi organlarını iplere
dizerek kolyalar halinde ağaçlara, kapılara asmıĢlardı... Ġçleri gibi kömür karası giysiler
giymiĢ, göğüsleri sıra sıra fiĢeklerle sanlı, bellerinde tabanca, hançer, bıçak, bombalan
asılı, omuzlarında tüfek, ellerinde saplan kan rengine boyanmıĢ baltaları ile saldıran
gözü dönmüĢ komutaalar, hiç boĢ durmuyor, her gün yeni bir canavarlık yapıyor; elleri
böğürlerinde, öldürdükleri Türk, müslüman sayısının çokluğu ile övünüyor, ĢiĢini-yor,
tüyleri kabarmıĢ kara hindiler gibi kanat açıyor, koltuk kabartıyor, 'Hurra! Hurra!' diye
cûĢa gelerek ho-murdar gibi bir sesle; 'Anadolu! Anadolu! Anadolu da Anadolu!' diye
sayıklıyor, dayılarına dayanarak, ellerini çabuk tutmak, Doğu Anadolu'yu, Sivas'ı,
Erzurum'u, Van'ı, MuĢ'u, Ağrı'yı, Bitlis'i tümü ile yutmak istiyorlardı..,
ġimdi suyun ötesinde duyulmakta olan kurĢun sesleri daha da yaklaĢmıĢ, büyük
bir kalabalıkla birlikte, düĢmanla dövüĢenler de geri çekilmiĢ, gelmiĢ köyü doldurmuĢlardı...Biraz sonra, kalkan toz bulutlan içinde; Ermeni atlıları da köye girmiĢ,
sokaklarda kıyasıya, köge^si bir boğuĢma, didiĢme baĢlamıĢtı. Köprü baĢındaki düzen
de bozulmuĢ, kavgalar çoğalmıĢ, itiĢen kakıĢanlar görülmüĢtü. KarıĢıklık, didiĢme
yüzünden, köprüden çok az insan geçebiliyor, köprü baĢına hücum edenlerden itile-rek
suya düĢürülenler de görülüyor, köprü üstünde geçmekte olanlardan kimisinin ayağı
Içâyıyor, ya da telâĢe ile Ģuurunu kaybediyor, suya yuvarlanıyordu. Dere sulan da
düĢmanla birlik olmuĢ, gittikçe daha korkunç hal alıyor, kıpkızıl çamurdan iri iri dalgalar
halinde yuvar-lanırcasına akıyordu. Köprüden geçebilenler, öte tarafta kalanlar "Vah!...
Vah!../', "Aman Allah'ım!", "EĢhedü-enlâilâheillallah!../', "Yâ Muhammedi ġefaatim göster!../', "Zavallı anneciğim!", "Bak, bak köyü yakıyorlar!...", "Ah kâfirler, dinsizler,
imansızlar!...", "Öldük, yok olduk!", "Allah'ım! Sen bize acı ne olur!" diye karmakarıĢık
gürültülü sesler, iniltiler duyuluyordu...
KarĢımızdakilerden birçokları dere suyunu deve üstünde geçmeyi denemiĢ, fakat
devesiyle beraber su içinde kaybolup gitmiĢti. Çıldıranlar, kendisini kaldırıp dalgalar
arasına atarak öldürenler de vardı. Bir aralık, son ümit olan bu dört kavak ağacından
yapılmıĢ köprüyü de sular almıĢ götürmüĢtü. Azrail müslümanlar üzerine soğuk
kanatlarını germiĢ, kimseyi kaçırmak istemiyor; Ermenilere "Öldürün, Öldürün! Kim
varsa öldürün!" diyordu... Bizim taraftakiler de galiba akıllarını kaybetmiĢ olacaklar ki,
Ermeniler açıktan açığa köy içinde görüldükleri halde, kimse kaçmıyor, tiyatro seyreder
gibi, köydeki faciaları seyrediyorlardı. KarĢıda baĢıboĢ hayvanlar, sürüler halinde
sokaktan sokağa kaçıĢıyor, böğürüyor, tavuklar duvardan duvara uçuyor, çırpınıyor, acı
acı ba-ğırıĢıyorlardı.
Binicileri vurulmuĢ eyerli, yularlı atlar, dörtnalla baĢıboĢ dört bir yana dönüyor,
kiĢniyor; köyün Ermeni eline geçmiĢ mahalleleri yakılmıĢ, cayır cayır yanıyordu.
Makinalı tüfekler, mavzerler, ara vermeden mermi yağ-diriyor, arasıra da gürültü ile
bombaların patlatıldığı, yerlerden taĢ toprağın havaya uçtuğu, etrafa yayıldığı
görülüyordu. KurĢunlar bazan üstümüzden vızlayarak geçiyordu...
Sayıları gittikçe azalan, sağ kalabilen müslüman mücahidlerin sokaklardan
ırmağa doğru çekilmeye baĢladığı görülünce, kafilemiz de dalmıĢ olduğu uykudan
uyanmıĢ, birdenbire kendiliğinden harekete geçmiĢti. Kısa sürede göç parça parça az
veya çok topluluklar halinde, ileride yollara dizilmiĢ, hiç kimse arkasına bakmadan
kaçıĢıyordu... Aras nehrini tekrar geçmiĢ, tepeler, kayalar arasında, uzayan dar bir
yoldan, boncuk dizisi gibi sıralanmıĢ iniyorduk. Daha öğle olmamıĢtı. Düzlüğe inmeye
baĢlayan topluluğumuz üstüne ansızın kurĢun yağmuru boĢanmıĢtı. Daha düzlüğe
inmeyenler, dağlar kayıyor, kayalar üstlerine yuvarlanıyormuĢ gibi, yolu terketmiĢ, etrafa
çil yavrusu gibi dağılmıĢlardı. KandırılmıĢ, tuzağa düĢürülmüĢtük. Dört bir yandan
Ģapkalılar, aç kurtların koyun sürüsüne saldırıĢı gibi, üstümüze geliyorlar, çemberlerim
gittikçe daraltıyorlardı...EKnde sopa bile bulunmayan zavallı müslümanlara durmadan
kurĢun sıkıyor, hançer saplıyor, kıpkırmızı kanlarını yere döküyor, kahkahalar atıyor,
alay ediyor, küfrediyor la r di.Yollar, dağ yamaçları, çocuk, kadın, erkek, genç, ihtiyar
cesetleriyle, can çekiĢen, hırlayan yaralılarla dolmuĢtu. Erkekler yalnız can derdinde,
kadınlarsa, her-Ģeylerinden üstün tuttukları namus derdindeydiler...
Ġyi günlerde güzelleĢmesine çalıĢtıkları, pudraladık-lan yüzlerini tırnaklarıyla
tırmalıyor, güzel yanaklarında tırnakları ile kanlı çizgiler yapıyor, yüzlerine toprak
sürüyor, çamur sıvıyor, saçlarını yoluyor, çirkinleĢmeye çalıĢıyor, kendisini korumak için
ne lazımsa yapıyordu... Yüzlercesinin elleri göklerde, Tantı'ya yalvarıyor, yüzüstü
yerlere kapanıyor, peygamberlerini, evliyalarını çağırıyor, delirmiĢ gibi hareketlerle,
ġaĢkın ĢaĢkın çırpınıyorlardı... Ermeniler bu halde iken, birdenbire üstteki tepelerden,
Kürt atlıları sel gibi dolu dizgin, akmıĢ gelmiĢ: "Le he lo, yahude, de her... re de, her... re
yaylının babo, le he ho le he!" gibi sesler çıkararak bağırıyor, ellerindeki kılıçla
Ermenilere saldırıyorlardı. BaĢlarında etrafı renk renk saçaklı, ipekli kumaĢlar sarılmıĢ,
karlı dağlan hatırlatan ak ak küllahlar vardı... Kürtler Ermenilerin çoğunu kılıçtan
geçirmiĢ, bulabildikleri, islerine yarayabilecek Ģeylerini almıĢ, bize de "Hadi kardeĢler,
savuĢun kaçın!" diye bağırmıĢ, atlarını sürüp gitmiĢlerdi... Onların arkasından biz de
geriye dönmüĢ kaçarken, geriden kavuĢan Ermeni kuvvetleri tarafından tekrar
çevrilmiĢtik. Her tarafımız aranmıĢ ne bulmuĢlarsa toplamıĢ almıĢlardı... Aramalar
sırasında ellerine geçirdikleri bir Kur'ân'ı ayakları altına alıyor tekmeliyor, üstüne
tükürüyor, karĢı koymak isteyenleri hançerliyor, baĢını eziyorlardı... Kadınların
saçlarından tutuyor, entarilerini parçalıyor, yanımızda tecavüz ediyorlardı. Arkamızda
ölenlerin kimse cesetlerini görmüyor, yaralıların feryatlarını duymuyor, düĢünmüyor,
Ermenilerin sille, tokat, kırbaçları, dipçikleri altında yürüyorduk... Yolumuzun içinden
geçtiği Ermeni köylerinde taĢlanıyor, yuhalanıyor tükürüğe boğuluyorduk. YakılmıĢ,
yıkılmıĢ bir müslüman köyüne girdiğimiz zaman, yolun iki kenarına dikilmiĢ direkler
arasına gerilmiĢ kalın telgraf tellerine müslüman kadınlarının memeleri, erkek organları
dizilmiĢ, kolye halinde asılmıĢtı. ġimdi bizi bu vahĢet takının altından geçiriyorlardı...
Bununla beraber, bütün bu iğrenç, yüz kızartıcı, insanlık dıĢı hareketlerine
karĢılık aralarında iyi huylu nöbetçiler olduğu gibi, bazı Ermeni köylerinde halimize
üzülenler, taĢkınlıktan çekinenler de olurdu... Üçüncü günü, bir Ermeni köyü civannda
geceliyorduk. Bu köyde bulunan Ermeniler nöbetçilerle anlaĢarak bize, gece
karanlığında gizlice yiyecek, içecek getirmiĢlerdi... Önce bizi toptan zehirlemek
istedikleri sanısına varılmıĢ ise de, Ermeni nöbetçilerinin de aynı yiyeceklerden yemeleri
üzerine bu sanı unutulmuĢ, yiyecekler ka-pıĢılmıĢtı. Uzun yıllar geçtikten, yaĢlandıktan
sonra, insanoğlunun görünür görünmez iki yüzü olduğunu, içinde hem Ģeytan hem
meleğin yuvalandığını; düĢmanın dost, dostunun düĢman olabileceğini öğrenmiĢ
oldum...
Hâbil ile Kabil gibi kardeĢ kavgası yapmak, düzeni bozmak isteyenler olduğu gibi,
Hazret-i Adem gibi babalık yaparak dünyayı düzene koymak isteyenlerin bulunduğuna
da inanmıĢtım...
Ertesi günü bizler bilinmeyen bir tarafa götürülürken, bazan yolun dört bir
çevresinden yoğun, bir leĢ kokusu duyar, bayılacak, kusacak hale gelirdik. Bu civarda
çoğalan karasineklerin, kara bulut gibi uçuĢtukları, yoldan geçen insanlara saldırarak,
kısa zamanda yeyip bitirdiklerini söylüyorlardı... Evleri yıkılmıĢ, sokakları müslüman
ölüleri ile dolu köyler üstünde, kuzgunî kara renkte iri gagalı bok kargaları, kartal ve
akbaba sürüleri uçuyor, nöbetleĢe nöbetleĢe, birbirlerine sataĢmadan, köy sokaklarına
iniyor, nasiplerini alıyor havalanıyorlardı. Gündüzleri bile adamcıl olmuĢ, kuduz bakıĢlı
köpeklerle, kurt .sürülerinin düz ovada, birbiri ile dalaĢmadan dolaĢtıklarını görüyorduk...
Köprünün öbür baĢına vardığımızda, Ermeniler bizi teker teker koyun sayar gibi
saymıĢlar, defterlerine yazmıĢlardı. Su kenarında biraz mola verildikten sonra, bağlar
bahçeler arasından geçmekte olan çok güzel, geniĢ, gölgeli yollardan bizi Erivan'a
getirmiĢlerdi... Her yaĢta erkek-diĢi, her kıyafette dilenci, baldırı-çıplak, bağrı yanık,
bütün Ģerefini, ümidini yitirmiĢ, dalı budağı kesilmiĢ, yapraklan koparılmıĢ bir ağaç gibi
iĢe yaramaz hale gelen topluluğumuz, düĢe kalka Erivan Ermenilerinin tükürükleri,
küfürleri, tehditleri arasında bölük bölük ayrılmıĢ, etrafı dikenli tellerle çevrili, tozlu
topraklı bir yere kapatılmıĢtık...
Tellerin etrafını çeviren Ermeniler; her gün bize hakaret eder, söver sayar, kötü
kötü iĢaretler yaparlardı. Bazı Ermeniler de nöbetçilerle anlaĢır, aramıza girer; beğendiği
yaĢ ve cinste olanlarımızdan birkaçını ayırır, alır giderdiler, içimizden birisini alıyor,
boynuna yular takıyor, eski pabuçlardan baĢının iki yanına kulaklar yapıyor, arkasına
paçavralardan kuyruk takıyor, dört ayak üstünde yerde yürütüyor, sırtına biniyor,
kamçılıyor, etrafını çeviren küçüklü büyüklü Ermeni kalabalığının küfürleri, kahkahaları
arasında durduruyor, yularından tutuyor, etrafındakilere Türkçe bağırıyordu: "Bu katır
satılıktır!" deyince etrafındaki Ermeniler geliyor, ağzını açtırıyor, diĢlerine bakıyor, güya
beğenmiĢ satın almıĢ gibi alıp götürüyor ve hemen icabına bakıyordu... Bazı Ermeniler
de erkekleri, kadınları arabaya koĢar, yük taĢırlardı. En korkunç iĢkenceleri; daha çok
gençlerle, görgüsü az, kini kabarık olan komiteciler yapardı...
Ermenilerin iĢkenceleri herbirinin istek ve keyfine göre idi. Bazıları müslümanîarı
minare üstüne çıkarır, orada keser, kanlarını yukarıdan aĢağıya, kırmızı Ģeritler halinde
akıtır, ya da azılı köpekleri sefil kılıklı müs-lümanlar üstüne saldırtır, parçalattırırken,
katıla katıla gülerlerdi. Geceleri müslümanlarm bulunduğu yerlere bombalar atar,
barınaklarım yıkar, topunu birden öldürürlerdi. Ananın, babanın çocuğunu tanımadığı,
çocuğun anasını babasını aramadığı bir günde, herkesin kendi baĢına buyruk, kendi
kaygusuna düĢmüĢ olduğu bir keĢmekeĢ gününde yaĢıyorduk...
O günlerde Ermenilerle iĢbirliği yapıyormuĢ gibi, salgın hastalıklar da, müslüman
canı almak icir^ onlarla yarıĢa çıkmıĢlardı. Kızıl, kızamık, tifo, tiîüs, kolera, dizanteri,
çiçek, yılancık hastalıkları at baĢı beraber koĢuyor; açlıkla, sefaletle ortaklaĢa
anlaĢarak, beğendiği insanı yere düĢürüyor, cali demirlerle tutup, çöp arabasının
üstündeki diğer ölülerin üstüne atmıĢ götürüyorlardı. Babamın kolu arabanın bir
yanından sarkıyor, 'Allahısmarladık!' der gibi ileri geri sallanıyordu...
Bu olaydan çok zaman geçtiği, güz ayları sona erdiği, kıĢ baĢladığı halde hiçbir
değiĢiklik olmamıĢ, Ermeniler yeni baĢtan iĢi azıtmıĢ, ölüm yarıĢına giriĢmiĢlerdi.
Ermeniler tarafından öldürülen müslümanlar sokakların iki yanında sıralanırdı.
Yaralarından kan sızan, daha canı çıkmamıĢ olan cesetler arasında ağızlarına, burunlarına pamuk tıkalı olanları da görülüyordu... Bu günlerde Ermeniler tarafından
kaçırılarak zorla isteklerine uydurmak istedikleri müslüman kadınlarından bazıları; büyük
iĢkencelere çarptırıldıkları halde. Ermeni koynuna girmemekte direnmiĢ, dudakları, dilleri, göğüsleri, bacak aralan kızgın demirle dağlanmıĢ kadınları da görmüĢtük... Bunlar
içinde, fırsat düĢürüp, gece yansı koynunda-ki Ermenileri öldüren, silahını alıp kaçanları,
Ermenilere karĢı dövüĢenleri de duymuĢtuk. Bunlardan Seher, Kamer adlarındaki iki
kadının meydana getirdiği çete Erivan çevresinde büyük iĢler görüyor, Ermenileri kuĢkulandırıyordu.
KARS MĠLLETVEKĠLĠ
FAHRETTĠN ERDOĞAN'IN
ERMENĠ MEZÂLĠMĠNE ĠLĠġKĠN ANI VE GÖZLEMLERĠ
Ermeni mezâlimine iliĢkin bir rapor hazırlayarak general Harbord'a takdim eden,
Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi Kars milletvekili Fahreddin Erdoğan'ın Ermeni
mezâlimiyle ilgili anı ve gözlemlerini buraya alıyoruz:
SARIKAMIġ KAZASI ĠLE KÖYLERĠNDE, TREN HATTI VE YOLLARINDA
ERMENĠLERĠN YAPTIĞI MEZÂLĠM
Asboğa köyünde bul(un)duğum zaman; köyleri yıkılan, evleri yıkılan halkı
öldürülen köylerden sağ kalan aç ve bî-ilaç Türk köylüleri gelip baĢıma toplandılar. Ben
önce, gelenlerin kendi köylerine dönmelerini ve cenazelerin toplanıp defnedilmesi için
bana yardım edecek arkadaĢ verilmesini istedim. Derhal beĢ arkadaĢ, hem cenazeleri
kaldırmak ve hem de ölülerin bir listesi-ni tesbit etmek için Yeni Gazi köyünden iĢe
baĢladık. Ġleride bahsi geçen Yeni Gazi köylüleri otuz beĢ Ģehit verdikten sonra kalanlar
silahlı olarak Oltu'ya çekilmiĢlerdi. Köydeki kadın ve çocukları da, Hacı Yusufla beraber,
Ermeniler Kars'a götürmüĢler. Köylülerin dostları Rumların ricasıyla bunlar Oltu'ya
gönderilmiĢler. Oltu'dan gelen Zihni Bey'in süvari kuvveti ile, köye dönmüĢler ve
cenazelerini defnetmiĢlerdi. Kara Hanıza köyüne geçtik, PoloĢ oğlu Mahmut Ağa, oğlu
Mecnun ve çocuklarını kaybetmiĢti. Hacı Dede ve diğer sağ kalanlar köye gelerek,
katledilen 200'den fazla ölülerini mezarlıklarına nakletmiĢlerdi. En büyük felaketi
Katranlı köyünde haber aldık. Mahmut Ağa'yı da beraberimizde alarak oraya gittik.
Türkmen köylerinden kaçıp da Allâ-hu Ekber'den aĢıp, Oltu'ya geçmek isteyen kadın,
kız, küçük çocukların, Lalaoğlu ve BölükbaĢı Rum köylüleri yolunu keserek bunları
Katranlı köyüne toplamıĢlardı. Bunlarda 1200'ünü bir saman damına, 200'ünü de ayrı bir
saman damına toplayarak; geceleyin Ermeni ve Rum gençleri bu kadınların içine
dalarak 7 yaĢındaki masumların dahi namusuna tecavüz ettikten sonra öldürmüĢler.
Bütün paralarını vesâirelerini aldıktan sonra, kapılara kurdukları makineli tüfeklerle
biçmeye baĢlamıĢ ve sonra kuru otlar getirip bu damlara yığmıĢlar ve ateĢ vermiĢlerdi.
1200 kiĢinin yakılmasından sonra saman dağının direğine kurĢun kalemle yazılan Ģu
satırları gördüm:
"Ey Türk kardeĢlerim, bir gün elbet, mazlumların katledildiği buraya geleceksiniz.
Ermeni ve Rumlar bizi buraya topladılar, 24 saat aç ve susuz bıraktılar. Geceleyin
aramıza dalarak kadınların ve çocukların namuslarına taarruz ettikten sonra makineli
tüfekleri kurdular. Ben de kurtulamayacağımı bilerek bu yazıyı yazdım. Bizim
intikamımızı aldığınızda, zulümle öldürülen bu masumların ruhu Ģad olacaktır. Ġmza:
Kara Hamzalı Molla Bekir".
Köylüleri topladım, yıkılan damların altındakileri oldukları yerde bırakıp, üzerlerine
toprak yığdırdım ve yanına da "ġehidler Mezan" diye bir levr>â yazıp bıraktıktan sonra
Cavlak köyüne geldik. Eğrice kalelerinde kırk kadar kadın ve çocuk bulduk, bunların
içinde bir kadın ve bir erkek, yaralı olarak yaĢıyorlardı. Bizim askerler buradan
geçerken, sıhhiye erleri bunları oradan çıkarıp yaralarını sardıktan sonra evlerine
koymuĢlar, cenazeleri köye nakledip defnettikten sonra, gidip yaralılardan izahat aldım.
Bu ölenler arasında uzun saçlı, servi boylu, ak yüzlü, çatık kaĢlı Melek adında bir taze
gelin varmıĢ. Bunu Ermeniler sağ tutup götürmek istemiĢler, kollarına yapıĢtıklarında, ilk
hamlede gelin bir yumrukla Ermeni birinin burnuna vurarak yere sermiĢ, bu defa iki-üç
tanesi üzerine hücum etmiĢ, onlarla da boğuĢmaya baĢlamıĢ. Teslim olması için ilk
önce desteleyip saçını kesmiĢler, buna aldırmayan ve kat'iyyen teslim olmayacağını
anlayınca, yumruklayan ellerini kesmiĢler ve sonra da bağıran, haykıran, nefret eden
baĢı gövdesinden ayırmıĢlar. Bizler bu aziz ve asil parçaların herbirini bir yerden
toplayarak, deste deste kesilen, serpilen saçları da toplayıp, kardeĢi Ġsmail'in cenazesiyle yanyana gömdük. Melek, melekler arasına karıĢmıĢtı.
Oradan Dölbentli Ermeni köyüne geçtik; çünkü burada da Ali Sofu, Akpınar ve
Karaçayır köylerinin halklarını toplamıĢlar, onları da bir saman damına doldurmuĢlar ve
ateĢe vermiĢler. Birtakım cenazeleri de köyün kenarında, evlerine sıva yapmak için
açtıkları büyük çu-kurların yanlarında gördük. Bu saman damlanndaki(ni) de o çukurlara
topladık, bir Ģehitlik mezan yaptık. Yine Berne köyünde de birçok Türk kadın ve çocuklarının öldürüldüklerini duyduk, orada da Sava oğlu Nikola'nın adamları bir saman
damına 1200, diğer bir dama 300 masumu doldurarak makineli tüfekten geçirdikten
sonra, gene otlar doldurup yakmıĢlar. Bu damları da topraklarla örtüp Ģehitlik mezarı
yaptık. Oradan da Ġğdır köyüne geçtik. 50 kadar cenaze vardı. Bunların içinde Arslan
Ağa'nın hayır sahibi eĢi Mahbûbe Hanım'ı tutmuĢlar, çok para istemiĢler. Ġstediklerini
aldıktan sonra, "Gizli olanlar da ne kadar varsa ver!" diye ısrar edip, hatun sağ iken kafa
derisini yüzmeye baĢlamıĢlar. Kadıncağız ne kadar "Yok!" diye söy-lemiĢse de boynuna
kadar kafa derisini yüzerek onu de fecâatla öldürmüĢler. O zaman diğer köylü kadınlar
da bunu seyrediyormuĢ. Fırsatını bulup kar üstünde kaçarak Tiknis köyüne, oradan da
Alakilise'ye geçip kurtulanlardan Mahbûbe Hanrm'ın akıbetini duymuĢtuk.
Sübhan Azad köyüne gittik. Ġleride hazin akıbetini yazdığım sevgili kardeĢim
Molla Mustafa ile, yeğeni EĢrefin cenazeleri camiin yanına konulmuĢtu. Ermeniler tekrar
bu Ģehitleri mezardan çıkartıp üzerlerindeki elbiseleri aldıktan sonra çırılçıplak aziz
ölüleri yanan camiin avlusunda bırakmıĢlardı. Bunlarla diğer Ģehitleri defnettik. Yalnız bu
Molla Mustafa ailesinden sağ kalan 14 yaĢındaki kızı Hatun'un nerede olduğunu haber
aldım. Babası öldürüldükten sonra erkek elbisesi giyerek baĢına bir papak koymuĢ,
beline kama bağlayarak babasının pullu kır atına binmiĢ, Kağızman'a doğru giderken
yolda bir grup Ermeni'ye rastgelmiĢ, tutarak Kars'takiErmeni komutanına teslim etmiĢler,
oradan da Güm-rü'ye gönderildiğini duydum. Türk ordusu Gümrü'ye girdiği vakit Hatun
kız sağ olarak köyüne dönüp gelmiĢtir.
AĢağı Kotanlı ve Yukarı Kotanlılardaki kuyulara doldurulan cenazeleri çıkararak
mezarlara koyduk, AĢağı Kotanlı'da Yusufoğlu Ağa'mn eĢi Vesile çok güzel bir gelindi.
Kızı 15 yaĢındaki Sultan'ı Ermeniler tutmuĢ, öldürmeden beraberlerinde götürmek
istemiĢler, bunlar da kabul etmiĢ; yalnız köyün önünden akan Kars çayının buz tutan
üstünden geçerlerken, köylülerin su almak için açtıkları deliğin baĢına gelerek "Sizin gibi
canilere teslim olmaktansa ölüm daha evlâdır." deyip kendilerini buradan çaya atıp,
buzun altına akıp gitmiĢlerdir. Sonra Ağıyar ve Oluklu köylerine geldik. Orada ölenleri de
toplattırdık, buradan da vahĢice öldürülen Tozluca köylülerinin cenazelerinin baĢına
gittik. Bu köyün 250 nüfusundan yalnız 8 kiĢi kurtulmuĢtur; bunları aynı köyde mevcut
bulduk. Asıl olayı bilen Abdi oğlu Halil Ağa'mn damadı Ali anlatıyor:
"Bir sabah köye dolan muhacirlerle, hariçten gelen fedai silahlılar köyü sarıyorlar.
Halkı Memo oğlu Ali Ağa'mn odasına topluyorlar. Herkesi teker teker çıkararak
elbiselerini soyuyorlar. Ġki adam bunun kolundan tutup ölüm yerine getiriyor. Oltu'dan
kaçıp gelen Ayvaz adındaki bir cani elinde keskin bir balta ile ortada duruyor, evvela
gelenin beynine, sonra boynuna baltayı yer-leĢtirdiktan sonra ayağı altına yığılan cesedi
bacağından tutup beriye fırlatıyor. En son Ali'yi de bir don ve gömleği ile ölüm yerine
getiriyorlar. Ali ölen köylüleri ve bal-talı haydudu görünce "Yâ Allah!" deyip sıçrayıp,
kollarını tutanlardan kurtarıyor ve çevirenlerin ortasından fır-layıp, kar üzerinden
Maksutcuk köyüne doğru kaçıyor. Arkasından yağmur gibi gelen kurĢunlar arasından,
sanki uçup uzaklaĢıyor. Karanlık kavuĢunca Maksutcuk köyündeki bir Rum'un
samanlığında otların arasına gizlenip uyuyor. Erkenden samanlık sahibi Rum ot almaya
gelince, otu çektiğinde, arasından çıplak bir adam çıkıyor. Rum evvela korkuyor. Ali
gözlerini açıyor. Rum kim olduğunu soruyor. Ali, olanı anlatıyor. Rum "DıĢarı çıkma.
Köyde Ermeni askerleri var, seni öldürürler." diyor. Koyun postundan bir kürk getiriyor,
çarık ve çorap veriyor, karnını doyuruyor. Geceye kadar burada kalmasını tembih
ediyor, gece olunca, bir torba ile azık veriyor. Allâhu Ekber yoluna sevkedip Göle'ye
gönderiyor. Ali tekrar Türk ordusu ile dönüp köyüne geliyor. Ġkinci kurtulan Hacı
Mahmut'un eĢi Rahime Hanım.
Bu kadın elli yaĢlarında. Bunu da soyarak ölüm yerine getiriyorlar. Evvela
beynine, boynuna beĢ balta indirdikten sonra bunu da yığınların üstüne atıyorlar. YaĢatan yaĢatır, kadıncağız ölmüyor. Türk askerleri geldiği vakit cenazeler arasında bunu
sağ buluyorlar. Sıhhiye erleri yarasını sarıp bir odaya koyup gidiyorlar. Ermeniler kaçıp
gittikten sonra diğer altı köylü ince Arap oğlu Süleyman ve BektaĢ gibi, Göle'de misafir
bulunan bunlar, bu ölümden kurtularak tekrar köylerine gelmiĢler. Buradaki cenazeleri
de defnettirerek, bir hafta dolaĢtıktan sonra tekrar Asboğa'ya geldim.
TĠKNĠS KÖYÜ VE KAĞIZMAN'DA YAPILAN MEZALĠM
Ermeni fedaileri köyleri yakıp halkını yukarıda saydığım gibi öldürdükleri zaman,
Selim nahiyesinin 15 köyünden sağ kalanlar Tiknis köyüne toplanarak müda-faa hattı
teĢkil etmiĢler. Dölbentli köyünden gelen 200 Ermeni fedaisiyle Yalnızçam, Çepikler,
Molla Mustafa Rum köylerinin genç Rumları da birleĢerek köyü her taraftan sarmıĢlar,
çarpıĢma baĢlamıĢ. Bir taraftan ateĢ yağarken, Tiknis köyünde kadın ve çocukları
köyden çıkararak Paslı'ya doğru yola çıkmıĢlar. Köydeki bulunan silahlı müdafaa kuvveti
de bir taraftan Ermeni ve Rumlarla çarpıĢıyor, diğer taraftan da kadın ve çocukların peĢi
sıra çarpıĢa çarpıĢa geriliyorlar. Paslı düzüne düĢen bu kadın ve çocuk kafilesinin
yolunu, Oluklu köyü Rumları silahlı olarak kesmeye çalıĢıyorlar. Molla Mehmet atlı
olarak elinde kılıç, sağa sola seğirtiyor. Kadınların ilerlemesini bildiriyor ve müdafaa
edenlere de sesiyle kuvvet ve cesaret veriyormuĢ. Bu kafile de, 200 kadar ölü verdikten
sonra, 1.000'e yakın kadın ve çocuk, üzerlerine hücum eden Rum ve Ermenilere birçok
kayıplar verdirerek nihayet Paslı köyüne yetiĢiyorlar.
Paslı köyüne ġaban, Böcüklü, Kömürlü, Yalnızağaç gibi 25 köyün halkı birikmiĢ.
Burası önemli bir müdafaa hattı idi. AraĢ boyundan gelen köylülere Morpet kalesinin
boğazını keserek Kağızman'daki Ermenileri muhasaraya alırlar. Kars'tan makineli
tüfeklerle takviyeli gelen bir kuvvetle bu yolu açmak istemiĢlerse de muvaffak olamayıp
geri dönmüĢler. Nihayet Ermeniler hileye baĢvurarak, "Türk ordusu, Kara Urga'dan ileri
geçmeyerek, Kars vilayetini Ermenilere sulhen bırakmıĢlar, herkes silahlarını teslim
ederek evine gidecek." diye propagandaya baĢlamıĢlar. Paslı'ya biriken halk buna
inanmamıĢlar, Aladağ'dan aĢarak Türk ordusuna kavuĢmak için ÇamuĢlu, Kozlu ve
Purut köylerine çekilmiĢler; nihayet Ermeniler Kara Kaleli Hasan Bey'i Paslılı Halil Ağa'yı
ve Kozlulu Firuz Bey'i kandırarak, barıĢın imza edildiğine inandırılarak, artık kan dökülmeyeceği için halkın silahlarının teslimi temin ediliyor.
Birtakımı teslim ediyor, etmeyenler de kar üzerinde yürüyüp Aladağ bölgesine
çekiliyorlar. Soğuk, açlık ve yorgunluktan bunalan 300 kadar çoluk çocuk kendi
köylerine götürülmek için Ortaköy'ün Rumlarına teslim oluyorlar. Rumlar ve Ermeniler
bu masumları çıkararak Paslı ile, Çilehane köyü arasındaki bir derede makineli tüfek ve
süngüden geçiriyorlar. Bunların içindeki 60 yaĢındaki Ġsmail oğlu Ali Ağa, hafif yara
aldığından, kendini, ölmüĢ hissi verdirerek çaya atıyor. Geceleyin kalkarak Paslı
köyündeki bir saman damına giriyor, ordumuz geldiği vakit askerler bu ölülerin içinden
sekiz çocuğu da yaralı olarak buluyorlar. Bunlar da biri sekiz yaĢında kız, diğeri üç
yaĢında oğlan yaralı iki kardeĢ idiler, annelerinin yanında bunları bulurlarken üç yaĢındaki ġahin annesinin memesini emiyormuĢ. Sekiz yaĢındaki Hüsnüye'yi 8 yerinden
süngü ile yaralamıĢlardı. Aldım, tedavi ettirdim, büyüttüm ve Tiknis köyünde Muharrem
ÇavuĢ'la evlendirdim. ġimdi beĢ çocuk sahibi zengin bir aile yuvasının annesidir. ġahin'i
Kâzım Karabekir PaĢa, toplattığı yetimler arasında, Erzurum'dan Ġstanbul'a
darülacezeye göndermiĢti. Son zamana kadar kayıp olmuĢtu. Bundan birkaç ay önce,
yani Temmuz 1947 ayı, B.M.M. BaĢkanı Kâzım Karabekir, Ġstanbul seyahatleri sırasında
Ġzmit'ten geçerken; ġahin ÇalıĢ karĢısına çıkmıĢ, kendini tanıtmıĢ, general de onu
aradığımı bildiği için haber verdiler, elektrikçi olan bu genci 28 yıl sonra ablası
Hüsnüye'nin yanına gönderdim. O hasretler de kavuĢtular.
Ġleride yazmıĢtım, 36. tümenin bir ordusunun Kağızman üzerine yürüdüğünü
haber alan Ermeniler, Ģehirde Türklerin itimat ettiği Feyzullah Beyzade Mustafa Bey'i
Ermenilerin büyüğü Ohan Can çağırarak; "Kağızman'da kan döktürmeyelim, bizler Ģimdi
sizi koruyalım, Türkler geldiği vakit de siz de bizi koruyun!" diye söz almıĢtı. Bir gün,
tehlike var bahanesiyle 125 müslümam Mustafa Bey de beraber olmak üzere bir camiye
doldurmuĢlar, yalnız Ali Rıza Beyle yanm-dakilerin silahlarını teslim etmelerini rica
etmiĢler, AH Rıza Bey bu iĢte bir tuzağın kurulduğunu sezdiği için, evde otururken
sessizce müslümanlardan birini gönderip üzerine kilitlemiĢlerHnınu gören bir komĢu
kadını, derhal kapıyı kırarak Ali Bey'e bu iĢi haber vermiĢ, hemen Ali Bey arkadaĢları ile
silahlanıp dağa çıkmıĢlar, geceleyin camiin kapısını açan Ermeniler makineli tüfekle
hepsini de öldürmüĢler. Ali Rıza Bey Türk ordusu Kağızman'a girinceye kadar dağdan
inmemiĢ, çarpıĢmıĢ ve hiç zaiyat vermeden ordunun geliĢine kadar dayanmıĢ.
Hacı Halil köyü vakıasına gittim. Burası Gök-çedağ'ın eteğinde kurulmuĢ 1200
nüfuslu bir köydü, yanlarında Karakale adı ile Ermeni Protestan köyü vardı. Burası
misyonerlerin merkezi idi. Daima Amerika ile ilgili olan bir yerdi. Amerika'dan gelen
propaganda kitapları buradan dağılırdı, Hacı Halil köyünün bütün çevresi kuĢatıldığı için,
Karakale'ye toplanmıĢlar, bunu haber alan Ganiköyü Ermenileri 200 çete ile gelip etrafı
sarmıĢlar. Karakaleliler, iltica eden köylüleri 24 saat teslim etmemiĢler, nihayet köyü de
yakıp yıkacakları tehdidini duyunca, köylülerin 200'ünü geceleyin Küçük Yusuf köyüne
kaçırmıĢlar; diğer 800 kiĢiyi teslim alıp Kars'a götürüyoruz diye Ermeniler hepsini de bu
iki köy arasındaki bir derede öldürmüĢler. Bunu haber alan Karakale köyünün zengin ve
ruhani reisi olan San Gavur oğlu Kirkor Ağa derhal Kars'a, Ermeni komutanının yanına
vararak "Siz zalimane kan döküyorsunuz, bu topraklarda bir daha yaĢamanız için Allah
müsade etmeyecektir!" diye ağır sözler söylemiĢ ve kendisi köy halkım da burada eĢyalarıyla beraber çıkarıp Gümrü'ye geçip gitmiĢler.
Bütün bu tesbit ettiğim acı olaylardan sonra Asboğa köyüne geldim, yazdıklarımı
bir rapor halinde dosya ettim. Bir gün sanra bir süvari gelerek beni SarıkamıĢ'a istediklerini söyledi. Ordu Gümrü üzerine gitmek için hazırlanıyor. SarıkamıĢ o zaman
katar kumandanı binbaĢı Mehmet Bey adında bir zatın komutasında kalıyor. Onunla
görüĢtüm, sonra "Burayı idare için sivil bir teĢkilat kuracağız, fikir almak üzere sizi
çağırttım." dedi. Derhal 5 kiĢilik bir heyet-i idare seçtik, kendisini de kaza kaymakamı
olarak kabul ettik. Trabzon savcısı Ġrfan Bey de, yedek subay olarak vazifeli olduğundan
onu da adli iĢlere bakmak için seçtik. Bu kuruluĢu bir raporla telefon vasıtasıyla Yakup
ġevki PaĢa'ya Mehmet Bey bildirdi, heyet-i idare azaları arasında benim de adımı
okuyan PaĢa -evvelce mektubumu almıĢtı- beni Kars'a çağırdı.
Sabahleyin, amcam Aziz Efendi ve üç atlıyı da yanımıza alarak Kars'a gittik.
Kâzım Karabekir PaĢa'yı Tayyare meydanındaki karargâhında ziyaret ettim. Yakup
ġevki PaĢa'nm beni istediğini söyledim, derhal gidiniz diye müsade ettiler, atlarımızı
orada bir evde bıraktık, Ģehire girdiğimizde anıtın üzerindeld saldatı yere atmıĢlardı. Rus
kara kartalları yerde, yalnız anıtın bir oturak yeri kalmıĢtı. ġehir içindeki Rum kilisesine
geldik. Ay-yıldız hâlâ haçın altında duruyordu. Oradanda konsoloshaneye geldik.
Kapılar açık, içeriye girdik, hiç kimsecikler yok. BaĢkonsolos harp ilanında buradan
ayrıldığı zaman, bir Rus doktorunu buraya yerleĢtirmiĢler, konsolosumuzun Ģahsi
eĢyasıyla demirbaĢ eĢyaları ve sonradan oraya yerleĢtirilen Rus doktorunun da bir
fotoğrafı ve elini yıkadığı sabun bile lavabo üzerinde duruyordu. Bu binanın üst katı,
konsolosun hususi ikametgâhı olup, alt katı da resmî makamı idi. Alt kata indim, bütün
defterler, pasaportlar, levhalar karmakarıĢık, orta yerde yığılı bir halde bulunuyordu.
Saklanılan gizli resmî evrak da olduğu yerde duruyordu.
DıĢarıya çıktım, devriye gezen erleri gördüm. "Yakında subay yok mu?" diye
sordum, hemen konsoloshanenin karĢısındaki bir Ermeni evinde oturan subaya haber
verdiler." Gelenin, 108. alayın iaĢe subayı Süleymaniyeli Ali Rıza olduğunu söylediler.
Konsoloshanenin sancak direğini iĢaret ederek, "Burası Osmanlı imparatorluğunun
konsoloshanesidir!" dedim. Kendisini alıp yazıhaneye götürdüm. Yerdeki yığılı evrakı
göstererek, "Bunlar resmîdir, muhafazası gerektir/' deyip yukarı kata çıkarttım,
mobilyalarla donatılan salondaki konsolos Cemal Bey'in eĢyalarının hepsinin olduğu gibi
korunmasını ve teslim almasını kendisine söyledim. DöĢeli olan bu bina Ali Bey'in
hoĢuna gittiği için portatif karyolasını buraya nakletti. Çıkıp Yakup ġevki PaĢa'nın
ziyaretine gittim. Beni hürmetle karĢıladı. Gülerek anıt meselesini açtı. "Raporunuzdaki
istek yerine getirildi." dedi.
Bir Mehmetçiğimiz Ģanlı bayrağımızı eline almıĢ, salda tın heykelinin ornuzuna
çıkarak fotoğrafı alındık tan sonra anıtın yıkıldığını söyledi. Kilise üzerindeki ay-yıldız ve
haç olduğu gibi kalmıĢtı. Ġki gün sonra Gümrü üzerine yürüyüĢ baĢladı. Ar-paçayı'na
varıldı. Kâzım Karabekir PaĢa Gümrü'deki Ermeni hükümetine; "ġehirdeki Türkleri
köprübaĢma getirip teslim edin ve sonra da Ģehri teslim edin!' 7 diye bir mektup
gönderiyor. Derhal Ermeniler telaĢla arabalar hazırlıyorlar. Gümrü'de bulunan 250 hane
Türkleri bindiriyorlar. Arpaçay üzerindeki köprüden geçerek Türklere teslim ediyorlar.
Gümrü'de kimsenin kalıp kalmadığı sorulduğunda, gelenler, geride ihtiyar bir hanımın,
evden çıkamayacak halde olduğunu söyleyerek evde kaldığını bildiriyorlar. Derhal bir
kamyonla gidip, onu da eĢyasıyla birlikte getirip teslim ediyorlar. Türk ordusu ileri
hareketine baĢlayınca, Gümrü istihkâmları tarafından ateĢ açıyorlar, Türk ordusu da
karĢılık veriyor. Ġki saat top ateĢinden sonra Gümrü düĢüyor. Türkler Gümrü'ye
giriyorlar. Hazırladığım, Ermeni mezarlığına ait raporun bir suretini ġevki PaĢa'ya
verdim. Bu da, bir hafta evvel gelip dönen tarihçi Ahmed Refik (Altmay) Bey'e göndereceğini buyurdu.
Kars, baĢtan aĢağıya harabe ve yangın enkazı ile periĢan bir halde idi. TaĢnak
komiteleri, Ģehirde bir tek ev bırakılmamak Ģartıyla, çıkarken hepsini ateĢe vermiĢlerdi.
Türk mahallelerinde sağlam olarak bir ev bile kalmamıĢtı. ÇarĢı baĢtan aĢağıya kadar
kül edilmiĢ, birçok askerî kıĢlanın da altı üstüne getirilmiĢti. Hafız Kurban Efendi'yi
gördüm. Büyük kardeĢi olan ve Sibirya'dan dönen Mevlüd Efendi'yi sordum. Türk
ordusu SarıkamıĢ'tan Kars'a doğru hareket ettiği zaman Cilavuz'dan esir Türk
kadınlarını teslim alıp Göle'ye sevkedilmek üzere, delege olarak gönderilmiĢ;
derhalCilavuz'daki TaĢnaklann Mevlüd Efendi'yi tutup paramparça yapmıĢ oldukları
haberini verdi.
Amcam Aziz Efendi ile tekrar SarıkamıĢ'a döndük. Her tarafta toplantı yaparak,
idare azası arkadaĢlarımızla mahallî idarî iĢlerimize bakıyorduk. Aramızda bir de
Yanilov adında bir Rum azası vardı. Bu adam hastalığım bahane ederek izin alıyor.
Ġkide bir Rum köylerine gidiyordu. O beni gıyabî olarak tanıyormuĢ; halbuki ben onu
daha yeni görmüĢtüm. Beni Kars'ta göğsümü kırarak Sibirya'ya sürdükleri zaman
evimizi basan Ermeniler onbeĢ gün sonra Kağızman'da yakalanıyorlar, üzerlerinden
çıkan beĢbine yakın altınla benim firuze yüzüğüm ve altın köstekli saatim bunların
üzerinde bulunuyor. EĢyalar paket yapıldığı zaman bu Yanilov Kağızman'da baĢkatip
bulunuyormuĢ. Benim firuze yüzüğü parmağına geçirmiĢ, yerine elli kuruĢluk bir yüzük
koymuĢ, bu hırsızlar da Kars hapishanesine sevkedilmiĢler. _
SarıkamıĢ taarruzuna baĢladığı vakit, Karakurutlu Hüseyin Ağa'nın oğlu Halid
Bey; Rusça tahsil yapmıĢ arslan gibi bir delikanlı idi. Yanilov bu Türk gencini
çekemediğinden, "Halid Bey'in Türk ordusunun önü sıra casusluk yaptığını bizzat
gördüm!" diyerek Bara-tov'a haber veriyor. Halid Bey de tutulup Kars hapishanesine
sevkediliyor. Dört ay sonra, askerî mahkemece, bizim evi basan ve tutulan haydutların
yedisine ve Halid Bey'e idam cezası veriliyor. Hapishanenin avlusunda sekizini
asıyorlar.
ERMENĠ MEZÂLĠMĠNE ĠLĠġKĠN ĠNTĠBALAR
Dönemin üçüncü ordu kumandanı Vehib PaĢa ile, Ermeni mezâlimini yerinde
incelemek üzere yabancı gazetecilerle Doğu'yu dolaĢan Ahmed Refik Bey'in Vakit ve
Ġkdam gazetelerinde yayımlanmıĢ intibâlarım buraya dercediyoruz:13
Ben bu kitabımda/ ehemmiyet ve doğruluğuna inandığım Vehib PaĢa'nın yazılı ifadesini
aynen okuyucularıma nakleylemeyi^gelecek kuĢaklar için faydalı sayıyorum. Bu
kanaatle Vnfo'l.gazetesinin 31 Mart 1335/1919 Pazartesi, no: 517 nüshasından aynen
nakley-liyorum:
Ġstanbul muhafızlığında tutuklu bulunan Vehib PaĢa'nın kötülükleri tedkik
komisyonu baĢkanlığına vermiĢ olduğu yazılı ifadesi:
"Ordunun müĢahedeleri" zaman-ı âcizîye ait olmakla beraber ordu tarafından
tesadüf edilen ve Ermeniler tarafından müslüman ahali hakkında reva görülen
cinayetleri ve fecâatları aĢağıda arzeyliyorum: "1. 1330 senesi nihayetinde Rusların
tecavüzü ile baĢlayan harekatta Hasankale önlerine kadar gelen Rus ordusu içerisinde
bir hayli gönüllü ve komita Ermeniler de bulunuyordu. Ruslar tarafından tecavüz
hareketleri ani ve süratli bir süratle vukubulduğu cihetle Ġslâm a-halinin pek azı
kaçabilmiĢ ve hemen kâffesi yerli yerinde kalmıĢlardı. Ordumuz tarafından mukabil
taarruz yapılarak Rus ordusu çekilmeye mecbur edilip hudut dıĢına atıldıkları sırada,
gerek Rus ordusu içerisinde bulunan bu gönüllü ve komitacı Ermeniler ve gerekse Osmanlı teb'asından bulunan yerli Ermeniler faaliyete geçerek Ġslâm ahalinin eli silah tutan
ve nüfuz, kudret sahibi olanlarını kamilen mahv u ifna ve mütebakisini e-sir olarak
Rusya dahiline sürüklemiĢler ve düĢman tarafından istilaya uğrayıp da bilahare
kurtarılan kısımlardaki Ermeniler kamilen Rus ordusu ile beraber Rusya dahiline
çekilmiĢlerdir.
"ÇekiliĢ halinde bulunan Rus ordusu bu cinayetleri önlemeye kadir olamamıĢ,
yahut göz yummuĢtur. Muhakkak olan birĢey varsa ilk düĢmanlık silahlı Ermeniler
tarafından müslümanlara yöneltilmiĢ ve ikiyüzelli bu kadar parçadan mürekkep olan
Pasin'in Yağmur köyleri kamilen harap olduğu gibi, yüzyıllardan beri bu bölgede kardeĢ
gibi yaĢadıkları müslüman vatandaĢlar da Ermeniler tarafından pek acı bir suretle
öldürülmüĢlerdir.
"2. Müslümanlar Ermeni vatandaĢlarına karĢı harbin baĢlangıcında merhamet
gözüyle bakmaktan ve onlara sahabet ve himaye eylemekten bafka bir his taĢımadıkları
halde, bilhassa yerli Ermeniler Miski namındaki köyde zabit ve nefer yaralı esirlerimizin
bulunduğu evlere ateĢ açmıĢlar, ordumuz bu köyü gerialdığı zaman da birçok
müslüman halk ile beraber feci bir suretle Ģehid edilen bu askerlerimizin acı manzaralarına Ģahit olmuĢ ve bunun gibi Tahir Hâce-yi Ulyâ ve Tahir Hâce-yi Süflâ'da,
Efdek ve Veli Baba ve buna yakın köylerde kar kalktıktan sonra, birçok azalan kesilmek
suretiyle öldürülmüĢ, kırlara atılmıĢ, çukurlara doldurulmuĢ... hülasa ölümün hatıra
gelmeyecek nev'ileri tatbik edilmiĢ olan müslüman halkına rastgelinmiĢtir.
"3. 1331 senesi Mart bidayetinde Ruslar, Ermenilerin bu câniyâne sürükledikleri
sivil esir kafilelerinden bir kısmını iade etmiĢler ve bu meyanda Veli Baba bölgesinde
ücyüzyetmiĢbeĢ kiĢilik kadın, çocuk, ihtiyarlardan müteĢekkil bir kafile göndermiĢlerdir.
Bu zavallılar Pasin Karakilisesi'ne mensup ahaliden olup Ermeniler tarfından zorla
sürüklenip götürülmüĢler. Genç erkekleri öldürülmüĢ olduğu gibi, genç kızlan da kamilen
aralarından ayırt olunarak kendileri haps ve iĢkence altında kalmıĢlar ve nihayet, Baku
Ġslâm Cemiyeti'nden gelen bir Ġslâm murahhasın yardım ve himmetlerimle, Ruslara
Ģikayetleri dinlettirilerek mem-leketlerine/aVdete müsade alınmıĢtır.
"Ermeniler istedikleri müslümanlan öldürmüĢler, öldürmediklerini sürükleyip
Rusya'ya götürmüĢler; bilhassa genç kızlar hakkında en çirkin muameleleri reva
görmüĢlerdir. 'Tasin'in bakire kızları Ermeniler tarafından Rus Kazaklarına peĢkeĢ
çekilmiĢ; Tutak, Karakilise, Azat, Miçkert ve bunun gibi cephe gerisinde bu Ġslâm kızlarından kurulu umumhanelerde Ermeniler vasıtasıyla Rus ordusunun kana, ırza ve
namusa susamıĢ neferlerinin çirkin hisleri doyurulmuĢtur. Ciğer-pâreleri ellerinden zorla
alınarak bu suretle Rus ve Ermenilerin ih-tiras kucaklarına atılırken, bağrı yanık olarak
memleketine dönen veya firara muvaffak olan müslümanlar bu fecâatları dindaĢlarına
nakl ü hikaye etmiĢlerken bile, Ġslâm unsuru yalnız Allah'ın lütuf ve keremine sığınarak,
hislerine mağlup olmamıĢlar ve aynı kötü akıbete düĢmemek için evlerini ve diyarlarını
terk ile hicreti ihtiyar eylemiĢlerdir,
"1333 senesi ikinci TeĢrîn'i nihayetinde ordunun i-leri hareketi icap etmiĢti. Bir
taraftan boyu aĢan karları yararak ve donma yüzünden hayli kurban vererek hiç
dinlenmeksin!n ve tasavvuru mümkün olmayan müĢ-kilat ile ordu ileri harekete baĢlıyor.
Diğer taraftan menzil mıntıkasında yığılmıĢ olan birkaç haftalık erzakı kendilerine
yetiĢtirebilmek için nakil vasıtaları kifayet etmediği ve torbasında demirbaĢ yiyecek
birĢeyi bulunmadığı halde mahzâ ebediyetin eĢiğine kadar yükselen feryatlara,
istimdatlara doğru insaniyet ve medeniyetten aldığı ruh ve kuvvetle ilerleniyordu. Vaktâ
ki Erzincan önlerine gelindi. Sivaslı Murat nammdaki eĢkıyanın ma-iyyctindeki
Ermenilerle Erzincan müslümanlarını bir taraftan evlere, kıĢlalara doldurarak yakmakta
olduğu, diğer taraftan yaĢ ve cinse bakmaksızın umumunu öldürdüğü haberi alındı. 10
Mart 1331 tarihli ve 7 numaralı mektubun devamı kısmında yazılı Gövdin köyüne
mahsus verilen bilgide adı geçen TaĢnakyan komitasına bağlı Murat'tır.
"Ġleri harekata baĢlamayı icap ettiren vakalar, o zaman Erzincan'da kumandanlık
mevkiinde bulunmuĢ olan Miralay Morel ile Rus Kafkas orduları baĢkumandanı general
OdeĢelidze'nin resmen ve yazılı olarak vukubulan itirafları ile sabit olup burada
Ermenilerin Ġslâmları tamamen öldürmeye baĢladıklarını itiraf ve buhadiseleri men
etmeye kadir olamadıklarından bahs ile Erzincan'a hareket ve Ermeni mezâliminin
önüne geçilmesi lüzumu beyan olunmuĢtu.. Bu muhaberat dosyalan 3'üncü ordu
karargâhındadır ve cidden mütalaa edilmeye Ģayandır.
"Askerimizin Erzincan'a girmesini müteakip bizzat Erzincan'a gittim. Kendi
gözlerimle gördüm ki, saç ve sakalı bembayaz ihtiyarlar, çocuğunu bağrına basmıĢ
kadınlar, mini mini yavrular... yanyana uzanmıĢ yatıyorlar. TaĢlarla kafaları ezilmiĢ,
karınları deĢilip bağırsakları boyunlarına geçirilmiĢ, alet-i tenasüliyesi kesilmiĢ, el ve
ayaklan doğranıp atılmıĢ biçarelerin sayısı bini aĢkındı. Kuyulara doldurulmuĢ, fırınlarda
diri diri yakılmıĢ, evlere doldurularak bu suretle yakılmıĢ insanların görünüĢleri pek
gönül harap edici idi. Toplattırılarak, kısmen fotoğraflarını aldırdıktan sonra
defnettirdiğim Ġslâm ahalinin yalnız Erzincan'a ait miktarı ikibini aĢkındı.
''Bayburt'ta'Arsak namındaki eĢkıyanın yakmak suretiyle telef ettiği müslümanlar
bine yakındı. Erzincan Kelkit hattından ta hududa kadar ordunun devam eden ileri
harekatında küçük ve büyük Ģehir ve kasabalar dahil olduğu halde bu mıntıkada
Ermeniler tarafından yıpratılmamıĢ bir ırz, çalınmaya uğramamıĢ bir mal/ kasta maruz
kalmamıĢ bir can yoktur.
"Esasen bu mıntıka ahalisinden bulunan ordu; ana ve baba ve kardeĢlerinin,
akraba ve komĢulannm cesetlerini çiğneyerek ve kulübesinin yakıldığını ve yıkıldığını
görerek ilerlerken, tesadüf ettiği münferit Ermenilere ve Ermeni kafilelerine karĢı zerrece
huĢunet göstermemiĢ, bütün manası ile disiplini muhafaza etmek suretiyle Erzurum
önüne gidilmiĢtir. "Erzincan ile Erzurum arasında Mamahatun kasabası ile Hınıs,
Karayaprak ve güzergâhı bütün köyler halkı bu mevkilere toplanarak yakılmıĢ ve diğer
suretle yok edilmiĢlerdir.
"ġiddetli üç günlük muharebeden sonra Erzurum Ģehrine girildi. (12 Mart 1918
günü Kâzım Karabekir'in kumandasındaki 9. fırka girmiĢtir.)
"Burada dahi general Antranik kumandasındaki kıtalar ve gerekse baĢıboĢ
Ermeniler tarafından yapılan zulümler tarih-i âlemin Ģimdiye kadar kayıt eylediği
vakaların en baĢında zikredilmeye değer. Bu baptaki görüĢlerim, Erzurum müstahkem
mevki kumandanı Twerdo Khlebof un vermiĢ olduğu rapor baĢkumandanlık vekâletine
gönderilmiĢti. Asılları üçüncü ordu karar-gâhındadır. Bu dosyaların getirilerek
okunulması faydalı olur.
"93 hududundan itibaren Alekssandropol'ün Ģarkına tesadüf eyleyen Celaloğlu ve
Karakilise ile Ser-darabat hattına kadar devam eden ileri yürüyüĢte kardeĢinin,
babasının kokmuĢ meydandaki cenazelerini gördükleri halde hiçbir Ermeni'yi yakıĢıksız
bir surette rahatsız etmeksizin ordunun muhafaza eylediği ismet (temizlik) ve gösterdiği
insaniyeti sulh müzarekeleri için nezdimize gelen Ermeni murahhas heyeti tekrar tekrar
Ģükran diliyle ve minnet ile yâdeylemiĢ ve Aç-miyazin'de bütün Ermenilerin baĢ patriği
5'inci Kevork tarafından ordunun âlicenâbâne hareketini tebrik ve takdîsen aldığım
telgraf mektubu sureti de yukarda adı geçen dosyalar arasında bulunmakla ayrıca"
okunmaya değer. Netice
"1. Ġki unsur arasındaki mukâtelâta (öldürmelere) her zaman Ermeni unsurunun
komiteye bağlı adamları tarafından sebebiyet verilmiĢ ve baĢlanmıĢtır;
"2. Bilhassa seferberliğin ilanı ile beraber Türk ordusunun zaaf ve mağlubiyetini
icap ettirecek her vasıtaya canı ile ve baĢı ile müracaattan geri kalmayan ve harbin
ilanıyla birlikte Ġslâm köylerini yakan, Ġslâmları öldürüp telef eyleyen, yollarda erzak
kafilelerim vuran, ikmal efradını öldüren, tek veya toplu hasta kafilelerini telef eden...
Ermeni komitalarına bağlı Er-m emlerdir.
"Türkiye'nin mağlubiyeti halinde maksat ve gayelerini kazanabileceklerini uman
Ermeniler bu mağlubiyetin derhal husule gelmesi için ellerinden geleni geri koymadılar
ve orduyu, her tarafı çevrili elîm bir hale soktular. Bu sebeple TaĢnaksiyun ve Hınçak
reisleri ile beraber general Antranik'in dahi "hür fikir ve insaniyeti takip ettiklerini
göstermek isteyen devletlerdin mümessilleri tarafından cezalandırılmaları elzemdir!"
Vehib PaĢa,'mn bu mühim ifadesi okunduktan sonra muhâkemeniry devamı ertesi güne
bırakıldı. Bir de Ġkdam gazetesinde 17 Birinci Kânun 1917 tarihinden itibaren tarihçi
Ahmed Refik Bey tarafından bu konuda yazılmıĢ olan yazılardan bir pasaj alalım:
"ArdaĢa'dan Erzincan'a kadar bütün yol, pek nadir tesadüf edilen aç ve periĢan
Türkler ile elem verici idi; bir zamanlar kasabaları, köyleri dolduran Türk halkı adeta
kökünden denecek derecede ortadan kalkmıĢtı. "Köseler'de gördüğüm manzara cidden
pek acı idi. Çoluk çocuktan, ihtiyar kadınlardan ortaya gelmiĢ bir kafile titreye türeye,
yalınayak, paçavralar içinde koĢuyorlar. Kendilerinden kaçan ölümün peĢini adeta
kovalıyorlardı. Askerliğin ayrılığına; fecâatlann en büyüğüne hedef olan, kocaları ölen,
evlatları telef olan bu talihsiz anaların türkülerinde bile gönüllerinin inceliği duyuluyordu.
-(16 ġubat 1916'da Rus orduları Erzurum Ģehrine girmiĢlerdi)Dersüm'ün önü kelek
Harput'a gidek gelek
Ağam yanımda olsun
Torba tahak dilenek!
"Onlar hepsine razı idiler. Erzincan adeta bir Türk makteli (mezarlığı) idi. Mahaller
hemen kamilen denecek derecede harap idî. Evlerin periĢan ve yıkık duvarları
gösteriyordu ki, Ermeni ile Türk arasında en müthiĢ mücadele buralarda olmuĢtu.
"Viraneler, duvar dipleri, yangın yerleri hep Türk ölüleri ile dolu idi. Mamahatun;
parçalanmıĢ evlatlarını sinesine gömmüĢ, harap camileri, yıkılmıĢ evleri ile adeta
ağlıyordu. Ermeniler Akkoyunlulardan kalma camiyi ber-hevâ etmiĢler, yollarda köy
harabelerinden baĢka birĢey yoktu. Hiçbir köyde tek bir insan görünmüyordu. Koca Ilıca
hemen bomboĢtu. Sığırcık kuĢlarından baĢka hiçbir Ģey bu yerleri Ģenlendirmiyordu.
"Ermenilerin zulmüne en ziyade uğraya'n Erzurum'un Konakkapısı'ndaki DerviĢ Ağa
Ġslâm mahallesinde iki büyük ev vardı ki, buraları hakiki makteller-di. Bu evlerden biri
Mürsil Efendi'nin, diğeri EzirmikliHaa Osman'ın evi idi. Bu iki konak bir cadde üzerinde,
karĢı karĢıyadır. YokuĢtan çıkılırken sağdaki evin üst kısmı yanmıĢ, alt kısmı harap bir
halde; içeri girildiği zaman duvarda koca bir delik görünüyor; Ermeniler yüzlerce Türk'ü
bu eve doldurarak benzinle yakmıĢlar, içlerinden birkaçı, duvarda açılan bir delikten
kaçabilmiĢler.
''Ermeniler Erzurum'u müdafaa için Rus topçu kumandanlarını alıkoymuĢlar ve
bunları aileleriyle birlikte esir etmiĢler. Bir akĢam ziyaretlerine gittim. Etrafları Rusça
gazete ve mecmualarla dolu idi. En büyük rütbeli kumandanları bir yüzbaĢı idi. "Bu ölüm
ve hadiselerini hep Rus zabitleri idare etmiĢ diyorlar." dedim. YüzbaĢı kıpkırmızı kesildi,
medeni bir insan tavrı ile elini salladı "Niyet/hayır, biz hiç karıĢmadık, hepsini Ermeniler
yaptı. Biz mani olmak istedik, bizim miralay hepsini yazdı. Onun hatıratını okuyunuz!''
dedi.
"Ermeni ve Türk mücadelesi yalnız böylece bitmemiĢti. Trabzon'dan baĢlayan bu
boğuĢma Gümrü'ye kadar uzanmıĢtı. Kars'ta çarĢılarını, erzak depolarını yakarak kaçan
Ermeniler, Gümrü'de Ģehrin teslim olacağını anlar anlamaz Türkleri boğazlamaya
baĢlamıĢlardı. Artık Gümrü Ermeni-Türk kıtalinin (öldürülüĢünün) son merhalesi idi.
Trabzon'dan Gümrü'ye, Bitlis ve Van havalisine kadar dünyanın en güzel sahraları kan
ile sulanmıĢtı. Ġnsan namına hiçbir nüfus kalmamıĢtı. Bununla beraber bütün bu
harabeler içinde Trabzon-Gümrü yolu üzerinde kıtale ve harabeye en çok uğrayan
Erzurum idi. Ġhtiyar bir Erzurumlu harap bir çeĢmenin kenarına oturmuĢ, yanık kalbiyle,
garip, kimsesiz bir sesle:
Ağlar Yakub ağlar Yusuf'um deyü!
Gitti de gelmedi vah oğlum deyü! söylüyordu. Bir zamanın Erzurum'u bu Hüseynî nağmelerle ne güzel türkülerini söylerdi.
Vaktâ ki bu tarihî beldede yaĢayan er yiğitlerin son nesilleri; Ģimdi Moskof'un
çizmesi, Ermeni'nin hançeri ile telef edilmiĢler. Kimi hendeklerde, kimi enkaz altında
yaralı göğüsleriyle yatıyorlardı. Caminin kapısına doğru baktım. Sağ tarafta güzel bir
sahle (bir nevi yazı) yazılan kitabenin sonlarına doğru Ģu satırlar okunuyordu:
"Evlâd u emcâdımızdan vüzerâ-yı izam (büyük vezirler) ve vükelâ-yı kiram her kim
Devlet-i Osmaniye'de bu zulüm ve bitatlara (kötü adetlere) rıza verirse bilcümle
insanların ve meleklerin ve Allah'ın laneti bunlar üzerine olsun!" "Sultan IV. Mehmed
Erzurum halkını bu fermanla bu kötü adetlerden uzak tutuyor, serhat (hudut baĢı) diyarının kahraman ahalisini yüksek bir mevkide bulundurmak istiyordu. "Bu tarihî Ģehrin
yanık duvarları arasında yükselen camilere, bu topraklar altında yatan talihsizlere, bu
sokaklarda bükülmüĢ belleri, kırılmıĢ emelleri ile dolaĢan halka baktım. Gözümden,
ihtiyarım elimde olmayarak yaĢlar döküldü ve kalbimin en derin bir noktasından acı bir
inkisar iĢitiyordum".
RUS BÖLÜK KUMANDANI MÜLÂZIM
ġENÂ'ATLARI HAKKINDAKĠ ĠFADELERĠ
NĠKOLA'NIN
ERMENĠLERĠN
Otuzaltıncı Kafkas fırkasına iltica eden 156'ncı alay, onikinci bölük kumandanı
mülâzım Niko-la'nın, Ermenilerin müslümanlara reva gördükleri fecâyi' ve Ģenâ'atler
hakkındaki ifadeleri Asken Tarih Belgeleri Dergisinden aĢağıya15 alınmıĢtır.
3. Ordu Karargâhı
4.10.(13)33 BaĢkumandanlık Vekâlet-i Celîlesine
2.9.(13)33'te otuzaltıncı Kafkas fırkasına iltica eden 156'ncı alayın onikinci bölük
kumandanı mülâzım Niko-la'nın Ruslar ve bilhassa Ermenilerin müslümanlar aleyhinde
tatbik eyledikleri fecâyi' ve Ģenâ'at hakkında Ģâ-yân-ı dikkat görülen ifadâtı aynen bervech-i zîr ma'rûz-dur:
Mûmâ-ileyhin bu bapta Rusça olarak ayrıca yazdığı kâğıt da rnelfûfen takdim
kılınmıĢtır. "SarıkamıĢ harekâtı esnasında Rusya dahilindekimüslümanlarda görülen
harekât-ı iğtiĢaskârâneden dolayı Elizabetpol'da, Bakü'de, Ahısha'da ve daha birçok
mahallerde müslümanlar, Kazaklar tarafından katliam edilmiĢlerdir. "ġimdi Rus
ordusunda Ermeniler menfur bir vaziyette bulunmaktadırlar. Bunlar, muharebe
esnasında ekseriye geriye kaçıp köylerde istirahat ederler. Yalandan hasta olurlar,
kendi kendini vururlar. Fakat yağma fırsatını asla kaçırmazlar. DüĢman ric'at ederse
derhal ileriye gelip, ellerine geçen tüfek, bomba vesâireyi toplar ve saklarlar. Gerek Türk
ve gerekse Rus cenazelerini soyarlar. "Bidâyet-i muharebede Horasan'a otuzdokuzuncu
fırkadan bir alayın altı makinalı tüfeğini çalmıĢlar ve toprak altına gömmüĢlerdi.
Taharriyat neticesinde bu tüfekler meydana çıkarıldı. Failleri divan-ı harbe verilmek
üzere geriye gönderildi.
"Ermeniler, Türkçe bildikleri için, Erzurum'da kendilerini Kafkasya müslümanı diye
takdim ederek, eksik olmayan tecavüzlere karĢı daima himayeye muhtaç olan zavallı
Türklerden kız alıyorlar ve ba'dehû, adi niza ve bahanelerle biçareleri tatlîk ediyorlar
(boĢuyorlar). "Gerek Ģehir ve gerek köylerde ahaliden, bilhassa müslümanlardan
aldıkları Ģeyin parasını vermezler, hücra mahallerde ve köylerde namusa tecavüzleri her
zaman görülür, halta hâl-i asayiĢte bile Erzurum'un kenar mahallelerinde birkaç kere bu
gibi harekât-ı namus-Ģikenânede bulunmuĢlar; fakat, yakayı ele verenler tecziye
edilmiĢlerdir. ' ""
"Bunların köylerdeki etvâr ve harekâtı mürüvvet-i insaniyete sığamaz. Erzurum'da
odun pahalı olduğu için, geçen kıĢ Ermeniler müslüman köy evlerini yıka-rak, ağaç ve
kiriĢlerini Ģehire götürüp satıyorlardı. Bu kiriĢler, yalnız sekenesi muhaceret eden
evlerden sökülmüyordu. Ermeniler bir köye gidiyor, lalettayin bir eve girerek, sahibine
veya sahibesine 'Bu odayı bana ver!' diyor. Veyahut evin halkını tamamiyle dıĢarıya
çıkarıyor. Bir-iki gün oturuyor, ondan sonra damım sökerek, yine aynı hanenin
kağnısıyla Ģehre götürüp satıyorlardı. Güzel müslüman kızlarını veya gelinlerini 'Sen
evvelce Errneni'ydin!' diye yakalayıp götürüyorlar, eğer kız veya kadın 'Ermeni değilim.'
diyecek olursa darp ve tehdit ediyorlar. ġayet bunlardan bazıları hükümete Ģikayet etmek fırsatını bulabilirse, hükümet, ellerinden alarak ailesine teslim ediyor. Ermenilerin
köylerde ne gibi mezâlim yaptığına intikal edebilmek için nefs-i Erzurum'da ihdas
ettikleri vekâyi'-i fecî'a ve hacîleden bazılarını zikretmek kâfidir:
"Geçen sene Haziran'ında, müslüman kıyafetinde birkaç kiĢi, bir-iki tüfek ve bir
mitralyöz ile Kars kapısı civarındaki yüksekçe bir evin üzerine çıkarak, buradan,
Erzurum mevki-i müstahkemi kumandanı olan cenera-lin ikâmetgâhına ateĢ etmeye
baĢladılar. Tabii derdest edildiler. Bunlar, kendilerinin müslüman olduklarını ve din ve
devlet uğruna her fedakârlığı yapacaklarını; bütün müslümanlarm isyan ederek Rusları
periĢan edeceklerini, maksatlarının temini için lüzumundan fazla asker ve esliha
olduğunu bir tavr-ı mütecellidâne ile söylediler. Ruslar bunların harekât ve ifadelerinden
tedhiĢ ettilet, O sırada Erzurum'da bulunan Yekaterina Go-ravski Pollç, serî'an
müslüman evlerinin taharrisine baĢladı. Ermeniler de, güya silahları meydana çıkarmak,
taharri edilecek mahalleri göstermek için, rastgelen evlere girdiler, bütün Ģehri yağma
ettiler. "Para,, gerdanlık, kemer, bilezik, halı, kumaĢ ne buldularsa götürdüler, birçok
nîsvânın namusuna tecavüz ettiler. Neticede, kalemtıraĢ ve ekmek bıçağından baĢka
birĢey zuhur etmedi. Taharrîyat nihayet bulunca, bazı müslümanlar toplanarak
kumandan nezdine gittiler, talandan, tecavüzlerden Ģikayet ettiler; kumandan Ermenilerin yedindeki emvâl-i mağsûbeden bir kısmını istirdat ve ve ashabına iade ettirdi ve
Türklerin arzusu üzerine, kumandanın karargâhına ateĢ açanlar Türkler ile muvacehe
edildi (yüzleĢtirildi). ġakilerden birinin, vaktiyle Erzurum'da kuyumculuk eden bir Ermeni
olduğu anlaĢıldı. Erzincanlı ve Trabzonlu iki müslüman da diğer ikisinin Ermeni
olduğunu isbat etti. Bunun üzerine, Rus hükümeti, Erzurum'da bulunan bütün
Ermenilerle civarda bulunan Türkiye Ermenilerinden birçoğunu geriye teb'îd etti. Silah
istimal eden mezkur eĢhasa ne yapıldığını iyi bilmiyorum.
"Erzurum civarındaki köylerde Rus kıtaatı bulunuyor. Bu köylerden birinde
(tarifine nazaran Kân köyüdür) Ermeniler geceleyin bir Rus nöbetçisini öldürürler,
Cenazeyi parça parça ederek, sabahleyin, bir çuval de-rûnunda olduğu halde bir
müslüman hamala verirler. Müslüman ve eĢrâf-ı memleketten olan belediye reisinin
evi(nin) önüne bırakmasını tembih ederler. Hamala yolda iki Rus neferi tesadüf eder.
Bunlar çuvalda ne olduğunu sorarlar. Hamal, içinde ne olduğunu bilmediğini, götürüp
belediye reisinin evi(nin) önüne bırakacağını ifade eder. Neferler, çuvalı açmasını,
içinde kendilerine yarayacak Ģeyler varsa parasıyla almak arzu ettiklerini söylerler. Tabii
hamal, kendine ait olmadığı için muvafakat etmez. Neferler, 'Sen bize satmak
istemiyorsun, götürüp müslümanlara satacaksın!' diye çuvalı indirir-ler. Hamal tevkif
edildi; fakat, netice-i tahkikatta katillerin Ermeni oldukları anlaĢıldı ve divan-ı harbe
verilmek üzere geriye gönderildiler.
"Erzurum'da Rusların muhalefet ve mehmâ-emkân dikkatine rağmen bidâyet-i
istilada mühim yağma ve kıtal yapıldı. Tasavvurun fevkinde Ģenâ'atlar irtikap edildi.
"Namusuna tecavüz edilmedik bir-iki yüz kız ancak kaldı desem mübalağa etmemiĢ
olurum. Ez-cümle, Ģu vakayı asla unutamam: Ermeniler Erzurum'un cenubunda bir
mahallede bir eve giriyor, genç bir valideyi bir direğe, pederi de diğer direğe bağlıyorlar.
Bunların bir yaĢında olan çocuğunu, sofa ortasına çaktıkları kazığa geçiriyorlar.
"Çocuğun cenazesini ben bizzat gördüm. Çocuğun validesi tecennün etmiĢti (delirmiĢti),
Erzurum'da serse-riyâne geziyordu. Kocası, bu halinden dolayı kadını evine almak
istemiyordu; fakat, hükümet icbar etti (mecbur tuttu)."Bizim alayla Hasankale'ye
gideceğimiz sıra, kasabanın Ģarkında, yol üzerinde tesadüf ettiğim, insanlık için silinmez
leke olan Ģenî bir manzarayı ma'a'l-ikrah söyleyeceğim: Güzel olduğu anlaĢılan genç bir
Türk kadını, mahall-i nisviyetine kocaman bir kazık çakılmıĢ olduğu halde yerde
yatıyordu. Biz bu hacil cenazeyi, nazara çarpmayacak kadar yolun uzağına götürdük bıraktık.
"Ermenilerin bu harekâtı eser-i kin olmaktan ziyade muktezâ-yı tıynetleridir. Rus
ordusunda ne kadar yolsuzluk olduysa hemen kâffesini Ermeniler yapmıĢlardır. Bir
nizah, bir sirkat, bir kati, bir fuhuĢ vukubulsa, behemehal taraf-ı mütecaviz Ermeni'dir.
Ruslar da bu fikir-dedir. Herhangi bir Rus'a, hatta Kazak'a, Türk ile Ermeni mukayese
ettirilse, Türk'ü on kere daha mülayim, medeni ve Ģâyân-ı hürmet bulur. Ermenilerin bu
hallerinden bîzâr olan Kazaklar, Ģayet bir Ermeni'ye tenha (bir) mahalde tesadüf eder ve
yakalanmayacağını aklı keserse hemen öldürür. Rus ordusunda Ermeniler hakkında
bilâ-istisna Ģu tel'îni iĢitirsiniz: "Ermeniler cehenneme!"
Bu bapta istihsal olunacak diğer malumatın peyderpey nazargâh-ı devletlerine takdim
kılınacağı ma'-rûzdur.
Hüsrev Üçüncü ordu kumandanı emriyle
menzil müfettiĢi
miralay Muhiddin
AĢağıdaki belgeler, '-asıllarının da yeraldığı- Askerî Tarih Belgelen Dergisinin Aralık
1982 tarihli 81. sayısından alınmıĢtır
V«aik-i Harbiye Dtttyau
Numro 22.t34
ġlfreHalli
564
100
Suret Üçüncü Ordu Kumandanhğın*
1. Muhtelif tarihlerde icra. edHen muharebatta eair düĢen, kıtaat-ı muhtelifeye
mensup ÜÇ neferle iki baĢı bocuk 20.1,34 günü Meaekler Deresi istikametiyle
Muunıri'de bulunan Fırka 36 Heri karakollarımıza Ġltica etmiĢlerdir, Merkumun 18.1.3i
günü Erzincan'dan çıkmıĢlar ve dağ yoluyla bu tarafa geçebilmiĢlerdir.
2. Merkumunun Fırka 36 ca icra edilen isticvaplarında »abtedüai tf» delerinden
Erzincan'a taalluk eden aksamı nubbirlerlmizin. 21.1.34 tarih ve 56 numara île an edilen
ifadelerini teyit etmektedir.
3. Erzincan'da Ermenilerin lalam ahaliye kargı yaptıran metalini Hakkında
merkumların teshili ve do-hatırlyle bildikleri vekayi bervBçhJ
•atidir:
A) Anaaıl Zazalar ahalisinden, olup Erzincan'da ikamet eden Kara Mehmet'in
oğlu ile dört refikini gecenin birinde-tarihini tayin edemiyor-lar-hBffhaĢ değirmöilndfr
parçslanuelardırB) Brîdncajı köylerindin KarikilĠK köyünden olup Enâncan'da ütft-met eden
Durgun Ağa n«mıpq«M biri nğırlannuı altın» «ermek UMTB aldığı müsaade Üzerine bir
gübr^ depomından araban île gübre alırken Ü9 beĢ küçük çaplı Ruı piyade tüfeğt ktıhur
etmi^ VB oradan gögen Rufl devriyeleri tarafindan merkum tUfeV çnlBiakla itham
edilerek Dunun Ağa tevkif ediîmifür.
C) Brzînaan'da demircütr civarında Kürt Mehmet Ağa namında Vtr baĢıbozuğa
Ermeniler taarruı ebnlılerdlr ve aynı mahallede ikamet etmekte bulunan iamini
bilmedikleri bir lalam ktH^""" cebren alıp göturmüfller-dlr
D) Mukaddema Belediye kâtibi bulunan ve hangi mah^Hod* ikamet
eyledi£bi hUmedlklerl Mehmet EîfeDdi'yi e«ir alarak Erzincan'dan alıp hû* «emt-i
meçhule gfltilrmüater i« de mumaileyhin validedal, haremini, dörtyağındık! çocukunu
ptrçaJanualandır. Ve ön gün. mukaddem on kadar Kürdün bölündüğü Cinccke
kariyeflfoc gelen Ermeni gönüllüleri, mezkûr kart-yeyl baurak bir gün akanına, kadar
müsademe etmiĢlerdir- Bu mUMde* mede Ermenilerden doktu maktul düĢmüĢtür.
E) KaĢanmak emelinde oldukları iatüdaliyete mlizaharet tamiri etmek maksadıyla
Ermeniler bu aralık Dersim Kürtlerine her husukta mtbnaĢat etmekte ve Kürtler
tarafından gördükleri tecavüzleri d* üzerlerine mal etmeyerek Türklere lsn*t
eylemektedirler.
F) Merkumunun Kolordu karargâhına. mwvs»aJ*tlaruıd(L aünacak ifadelerinde
styan-ı ebecunlyet oi*n mcvad aynca arz edilecektir.
6. iĢbu Ģifre birinci Ģubeden "82" muaan, ile y&dlmı#tır. mutabıktır.
l nci Kafkas Kolordu Kumandan V«kiU' RUffUI
Belge No; 1852
SAVHB Belgeleri Dosyası
Sayı
ġifre çfeümü
503
Refahiye 30 Ocak 1918 31 Ocak 1P1S geliĢi ivedi
Suret 3 ncü. Ordu Komutanlığına
36 ncı Tümen Komutanlığı 'ndan Erzincan içinde ve dolayında olagelmekle olan
durumlar hakkında, Ģimdi 30 Ocak 1916 uat 23,30'da aJdıgun mporu olduğu gibi
«unuyorum. Bu raporla, yine boğun Kemah'a gelen Mkiz köylünün söylediğine göre
Ermenilerin Erzincan'da, kendi bağlarına tĢ yajtmaya bağlamıĢ oldukları ICUUBI haul
otmuvtor. Mütareke flödc5nw-sinî bozımH olmam&k içla, datu^nudan asker göndermek
eureüyle yardım yspılmaaıni uygnn bulmadım. Yalnıı bu iki köyMiys «Uah ve bîr miktar
cephane verdirdim. Uygun görülür» köytil kıyafetine ginnift Uç Çetenin gönderilmesine
müsaadenle! araederhn.
l DCJ tfafku Kolordumt
Komutun Kâzım Kartbektr
Suret
Eniucna'dsıı Ertkendi KöyÛ MUhtan ismail oğlu Feyzi, Gözeler KÖ-yU Muhtan
Mufitafa o^-lu Halil Efendi îimdi atlı olarak Kemah'a geldÜcr. Bonlarm ifadeleri aaagidald
gibidir. Eiski Itadolfirt ĠMnAmsn do|rulanmiB olmakla beraber aynft» Moalfi-manlan.
toplu olarak, öldürüyorlar. KapUarmı kıramadıkları svle» bomb*. aüyorJflr ve onlara
g&gya£ı dökerek yakıyoriar. Yeni Camt'ye bugün yedi tane bomba, &tılnu& ^tlnan'da,
600'dan ful» Enncni tahmin «dÜınîyor, Uamahatıra'd» 2.000 kadar Ermeni toplannug vs
Eraurnm île ErrincaD ansını kennlf bulunan Türklerle sĠdd«Uft çazpifliyorUr. Mamahatvn
yö-nUnden toy «sileri iĢitiliyor. Erzincan'daki üç toptan batlca Harbiy» Kıy-launoa
Ermenilerin iki topu daha vmnmjf, Clc* Bogazl'nda Kelek (PÖHlk) Köyirnd* 500 ve
Pülümür'de 700 Kürt v&rml* SpikÜT cepneamde Kürt Me-mif Ağalım oğlu 80 ki&i Ġle
buhiLmaktaâır. Enincan'da yalnu göze görünmüĢ erkekler kalabflmiĢtir. Kadın ve
çocukların halt beDL değudlr. Mum PaĢa ve yardunttlan kaçmak istiyorlar. Fakat
kakacak yerleri ancak Kemah Boğan ve Çbrdakü olduğunu, diğer yerlerin kamilen sanlı
bulunduğunu BöylUyorlar. Kemah Erzincan yolundan Us auuf (piyade, süvari, topçu)
geçebilir. Ancak köprülerin korunma» tarttır.. Üç gün önce Fraatlk kargımada RUk-lar
tarafından yapltnnS olan köprüyü Ermeniler yakmıĢlardır, JVedi olarak bir miktar kuvvet
yeCûnKBK tüm köyleri ve köpriüert yakmak olasılığı pek yoktur. Bize 00 kadar asker
veya 100 kadar ulah ve yeteri kadar . taker verirseniz l&ndncan'dan bir aut hftHAm
itibaren tüm köyleri kur-tanoıy olaealuimE. Bütün çoluk soeuk YO kadırdar amutlamu
ordudan bekliyorlar- "Eğer yardım ywpJmu«a hepimizi pargatayaoakJardır" diyorlar. Ve
bunu .pak çok diliyorlar. Ben bunlara 60 fcaâar «Hah ve -yeteri kadar cephane venatk
vanlîuymı. Ve Muradan bo. "n«h|**^ topUyacağun. Top-Itytınaöam her Ur «orumlulu^u
Uz«riffl« ıtıyoruBL TUoe euurteHnizl beklerim.
Aabnı uygundur Htlurev UDhlir
36 oa TfnnrBft Tümeni Komutan Vekili Yarbay Rcoop
Belge N» : 1M9
Üçüncü
Ördn-yu
Hümayun
Erzurum
Erkân-ı
Harblyeai
Ba*kuniandanbk Vekilet-i ġifre : C :
13/14.3.34 harekât 11» numaralı affanln Ġkinci
maddecine. Ahiran iĢgal eylediğimiz Erzincan, Emırum Ģehirlerinin vazlyet-i ha-aralarını
berveçfalati arttderim.
Duçar olduktan felaket ve harabl itüariyia yekdiğerine j»k riyade arw müĢabehet
«fen. bu iki Ģirin kasabannzm. mutena mebanl-i reamiyt ve bunaiyeai Bımeniter
tarafından kamilen ve bililtizam yalatmıĢ vo fHnd d«recedeW eri» ve mDettunt iki
«enedeo beri Hua ontaaınun Hemen denebilir ki her iki Ģefcir y«nide& ihya ve iman
muhtaç ve çayan-ı tcrhfan Ur haldedir. Erzincan'ın blltün kıalalan, Erzurum'un süvari
kıĢlan ve hükümet VB kolordu, dalrdcH yanan metjiıü-Ġ reamĠye me-yanmdadır. HlbMil
her iki kaubada yakılmıĢ, yıkıhni}, amaçlan IccaHmia fcütiin mani-i hakikiyBmiylc bir
yangın yerin® çevrilmiĢtir,Bu kaaabalann anflUaine jfdince: Bunlarm da di »ilah
tutanların bidayette yol yaptırılmak bahaneleriyle toplanmıĢ ve SarıkamıĢ istikametinde
aevfcedilerck ifna edümtatir. Kasabada kalan ahali-i mütebakiye i*& Rı» oniusıınun
çekUmcaiyle baa-layan Ermeni kıtali ve mezoUmi ile knmen ortadan koMınlmıp.
koyulara. evicrc doldurulup yakılmıĢ, süngU ve kıbnstan geçfrOmig ve ka-itühais ettikleri
mahallerde kannlsn de^Ġlml ve kıt ve Icadınlar hor türlü gcnaatten eonı*a gaçkrmdaa
aaımuetır. zisyvn nuzaltmine rahmet okutacak mertebe seni olan bu mcoattmden
ma«uu kalan akall-t kdll haDr Ġse aefalet ve garabetten ve bo manıara-nın koıdüeıine
Tcrroig olduğu dehpsUen kıamcn meyytt-I müteharrik ve kttman fi.lnnet-1 muvakkate
halinde butaronuetur ki bunların miktarı (O* luk, çocuV dahil olduğu halde Ģimdilik
Erzincan'da bin boa yüzü, Erzn> rum'da ol ui bini tecavüz etmemektedir.
Erzincan vs Erzurum okumanla ve ahali eUnd&ne varsa alınmıĢ aç v« çıplak bir
haldo bulunmuĢtur. El-yevm bu ahali iggftU müteakip Ruslnnn tardktıfı ambarlardan
Eaika-i cu* ile efc getirdikten Ur lueım erzak ile kifaf-l Defa etmektedirler. Eminim v*
Erzincan havaliBĠndeki köyler daha liyftda gayan-ı m«v h*met bir haldedirler. Güzergah*
tesadüf eden tazı koylar kökünden kaüodilmfc v« ahaUâ fccdWn<} varıncaya kadar
talimi?, ta§ Üzerinde ta§ hu-akıhmrauĢtır.Ermeni güjSCrgiluftdan uwk olan köyler lw
hiHmen mFvcudlyetînî muhafaza etmekte TC fakat ahalini açhktan her gün fevç f«vç
orduya dc-haJet etn«4tedlr. Tarlh-i mezalimin henüz böyle bir vakayi-i ganîayı kaydetUMtUĠf ofeĠU^UPU kemal-i taeaBÜrle hak-i. pv-y-i âevlctlerhıe *rt ve ber-hayat
kAlvüarm muhafua-i hayttlan için muhtelif tavarihtft rerek Ne-zaret-1 OelĠleriot ve gerdi;
Dahlfiye Nezaretine yazdığım maruıatm »e-riftfi Isafins, inayet tmynrnlırtmmı nrtjrhtun
cyferim. Hifokâta bafilayalı fcırk günü bulduğu halde bu biçare ve aç ve Sayan-1
merhamet (dan millet Ġğin hiçbir Ģey yapümamq olduglum götomk faiikûmet-t âeniyenin
ifa ey-ledifi vazifeyi tahümjra Uo Etm«ıilerin ti|--î zulmünden kurtardığı me-eaH
MasliınĠD-Ġ ahaUüin afoy-u hevednakîc« attığını da B»Vtı edetim «Tendim.
23.S.34 harckit
Aralv No: 4-3871 Dolap No: Ġ63 Gflü
No: 9
No; 2947 No: 028
No: 3-1, 3-3
Üçüncü Ondu Komutam FerikBelce No ; 1S72
KtUsk'teH 29 Mart 34
Kafkasya'da evlat ve iyali»I*in ve bizzat daht »islerin emniyet ve r,>-hdtta
yaaunası Müümçt-l Osmaniye'nin en büyük bir arzusudur. gol Ģart ta ki alla yüz
seneden beri birlikte yaĢadıkları bir milletin kadın VB çocuklarına ka-TĢı. enva-l
iflkence ve zulümler yapan canavar Osmanlı Ermenilerinin igfalatuiB.
kapılmayınız. Onların elleri kanlı, yUıderi lekeüdîr. Ihü^cr-lar», kaduüsra,
çocuklara k*rsı reva gördükleri cinayetleri görüp de bunlara linet etmemek
mümkün olamaz. Geçtikleri yerlerde ne hayat, ne namus, DG mal bırakmıĢlardır.
OmanL ordusu bu alçaktan bulduğu yerde tepeleyecek, mahvodeott VB öldürdükleri VB
yaktıkları binlere* nı«Umların intikamını behemehal alacıktır.
bu sakilere, bu çinilere yüz vermeyecek ve bunlann can&Vttrhlc-tariRa linet
edecek kadar nedeni ve Inauüyetfi olduğunum Ġyico biliyoruz. Bîri hilan-ü, kabul
ederutni* OsraanJı efrad-1 milleti olarak mea-Tjt bJr har yata dahil olacağıma aûe
temin ederim. Bir yanlıĢlığa mahal kalmamak ve
t&ym edebllmCfchpmĠE için ileri harekatta bağlamadan ederim efendiler.
Kolordu Kunundıuıı Kaçım
AJUĠV No: fl ı l*7ft
1.4.34 Dördüncü Orda Kı
C. 3/34 Ģifreye
Brrunım'vm tarifa-i fattrdtdı otan 12.3J4 tarihinden 20.334 tarihine kadar gÜMttn
olu mttdckt uıfında ytlnu Enurunt adui Ġçinde E>meni. kr ttrtAnâJUi aoret-Ġ (nddamıed*
«ehĠt «diĠmiç 2.127 erkete Iklam. nftĢı bulunduğu y» taharriyat» devun «dflmriete
obblğuadan bidazîn. caklnr h&klando. ât tynca ars-ı mtlumtt otun»c*|î mıruadur.
LtltflNo ; 1815
73Z Aceledir
/ 4/5 T*lgrafcıao»
Deraakdetd* Kvurglh-ı Umumî fitine! ġube Müdürü Sevfi Beyefendiye Hilmi 127
Mahreci
.
100
Kazanı
Jtefrne»! AhaA|ı Muhal Tartü Saat imam Brzinean
l Mayaı 3* 9 evvel
NIMFOMI
4628
KeĢide olunduğu 334 9 evvel mahal l Hay» 3 TmtacHi'âtiı Errincan'a kadar
bfttUn köyler Ürer harebetür. Kucı-ı uzanıl Kiulânn tahliye anındı. Ermeniler tarafindln
tahrip «übustir. Bu tahrlbwtda Kumların da istimki vardır. KiMtlardan ziyade gayr-Ġ
müriîm Vfttandajllannın mtöıliıninden bizardır. Trabzon lalam mahalleri hak U* yeksan
edurnlftlr. MeaarJUkJ*r Kutlar tarafmdmn tiyatro ymtubnıatır. Camiler duvarlarıma en
geni reaüalor doceneret gübrelerle duruyor. Trıbraı-Enâncan yohı üaerlnde meyva
ftğaglan k«ümiç, erleri yıkılmıĢ, ağ k^dm* iar yallarda paJ&flpareler içinde dileniyrrlar.
HırĠBÜyan köyJeri muhatın «dilmlotJr. Endnoan bir fcöıyi BahiKBĠâir. Kuyular islam
CHlleriyJto . tfohı-dur. Viran evlerifl, bab^eteri^ an^uın «lan eUeri fkariDde .inĢan
naıglan eller ve ayakltp bolunuy^r. Bu müzeyyen Ermeni evlerinin kapa yollan ^&mjion
kanla milleınmadır. Rnelann geliri tahliyesi emaamda î*!»^**»**«" bir ço£u Enneoilcr.
tarafından hapsediliniz taahk. tinlerinde klHOJUer UK-rinde kKtlriunmMtur, tekmil aehlr
harabedir/30
Kırargih-t Unramî ikinci ġiıbeye
memur
YOcbaaı
Ahmet Refik
Belge No: Iffft
138 Tclgrafname
.
2/5/3Ġ Karargah-* Umumi
ikinci ġube Müdürü Styfi Beyefendiye
Mahıeci Numarası
Kettomi
Alındığı
oıaluü
Saat Erzincan.
(Okunamadı)
12 evvel
4703 200
Erzincan'da, iki aydan beri etoa Müslüman cenazelerinin defni ite uğranılıyor.
ġimdiye kadar kuyulardan çıkarılan veya. hendek kenarlarında mecmuu *ltı yüz altı
kiĢidir. Bunlar Rualann Erzincan'ı etmeleri üzerine Anadolu'y* çekilemeyen fukara
ahalidir. Birçoklarının eUçrl telefon tellerita bflğluifttak katledltmiyllr. Kuyudan çıkarılanlar
kamilen çüriimöçtür. Banlarının göj^ÜJtlerindö »Un^U yaralan bo-ğazlanada tel yerlet!
gfirtltUyco1. ġimdiye kadar kuyularda bulunabilen naaĢlar cami meydanına getirilmiĢ
ahali tarafından tanınanlan ailelerin* tealim «dllmigtir. Elyevoı Errinoan'da üt dört Ünden
tazla nttftn yoktur. Bemen loam-ı azami da yalın ayak, açt »efil ve periĢan bir haldedir.
Er-kakbğımu dört gûli «trfında muhahirter ancak yarun saat me-sahnelerini (tezdiler o
esnada da EnnenJ Kfll&eayle mecarlı^ııu ri-yw»t ettilur ceaetleri vc Baireyl yörmeye
«heramlyet vermiyorhU" çıkan et-setlerin ba$lonnı. harab yerlerin kamilen fotograflannı
aldırdım. Erzurum «*bak Alman Konulanı Andera'ln rcfakatimlıide buhiumau muhablrterl Ģayan-ı tetkik mahallere götûnmjdiğimc mani olmaktadır. Muhabirlerin «ı çok
alakadar oldukları yerler çarĢılardır. Bcryecjn malumat ar?, olonnr.
/2
K. U- tklnci ġubeyi.- M«mur Ahjnet Rfetlk
ı/ö Hariciyeye ^ektirilecekBrif* No: ISTI
Osmanlı Ordu-yu Hümayunu Bagkumaudtfibgı V«kĠlett
ġaha
NnmroUfiUncü Ordu Kumaudank£wa Suret
1. Rus ondonmun terhisten ram cephenin Ermeniler taraf lodan Issaüne
taslandığı günden itibaren bnçüne kadar Enpeniler bütün Dolam köylerini ihrak-ı mahv
ve tahrip ve katliam fttmektedtrîer.. Bn fçcayün 93 hududu garbında olduğu gibi garkta
Erivan, GümrU, Kam, Kağıznum. Sa-rütamı? kısmen Ardahan, Ahflck mmUkannâald
büumum kurada tatbfk m icr» edilmiĢ olduğu deUUU adide Ġle mevsuk Ve müeyyettir.
2. Ermenilerin jlmdiyc kadar irtikap etmiĢ vfl dan da etmekte bu-huıduklatı bu
mezalim ve fecayi tamamen tevzîh ve tayfm birçok sebebler teçHl edilerek vo her köyde
ve her mahallede ayn ayn teUdltat yaparak hüitin vakayil tayin ve tespit etıpek ica'bcâer.
Vudlf ve hırskĠM askeriye Ġle raeĢguî bolıman kıtaat bu fecaylln her safhasını tetkik vo
tamik» fır-aat btılamodıklan glfcl harckit-ı sakeriyc mmtıkası haricinde kılan vakayı va
müzalhn bflkkmda da t*tkJbttt-ı arnika icraana Ġmkan bulnnaznınifitır. S. Harekât
mıntıka» dahilînde muhtelif mtkamat kıtaatı ve mûcs-•Mat tanfıodaa tayin VB tsapit
ediktAen bir kıcm vekayt hiUiaaaı zirf*î manudıtr. a, 29.4.34 de Gümrü'dea 500 oralM.
ile Ahilkclftk'e nakladUmek ilze-r* olan üç bin kadar lalım ahaliyi Gûmrtt'den avdette
Ümente1 kamilen mahv ve tahrip eylediler. b. ZarudĢat Kazası dahilinde (okunamadı)
Melik KByil mmüka-omda kdylert ihvmk ve ahaliyi katliâm edildi
yine Nisan bidayetinde ġuragU Kuhtyestnde 67 pare köye Br-mvrulcr
tarafından katliam eıüMi. d. Kfjutoan «ariaadaki Kalp ve dvannda bin kl|i Hd makineli
tüfek ve iki toptun mürekkep olarak teftkfl aöflen Ur Ermeni kuvveti Kulp ve BHvan
taıatıkaamdaki kın*a>ı kaüiam eRÛer. h. lâ-âi'U yüz ktd&r Ermeni attın ġlbcg Tepe,
DUjûtent TB. etv«-nndan «O kkcUn çocuk ve erkek katlettiler. Ve 26;434'te Kara
doguBuoctakl KubaĢan Kariyennâen 570 ntifı» lalamı toata, kama, bıçak istimal ederek
ve ateslt yakarak g*htt ettiler, Ve Magnto ve Âla£a KMiyaterinde yüzü mO-tec»via
k&dm, ^oculc ve erkeği aynı mret-i fftdada g«hlt ektiler. VB Tck-iKli, Hacı 1U1U.
Kilulköy, Har»be, Da^nr. MUanb, Ketah, Alaca, Köyler ah*1i»ÜJi katlitm r. 1,5.34 aç
Ahilkelek etraf ınâald Vuradau Dangal, Ġf urcalnt., Badiğna, Hbvur, Kon» KSylçrinl
KrmenÜer Ġhrak T? küim ct-tilar. Ai«î>s«yı Bzcrindeitl Kcbijr, Kinefeki îîmalindelcĠ
Bojoylu ve Erd»n felmal-I gartârindekl ġamrth çivanndaltl ahalim tismryc BSrmenDct
tara-tmdaa katll&m ve köyleri ihrak «ffldt, V» fiirt'tsti totr* «frAdnuudau birçoğunu
K«TB ve birçoğunu da GömrÜ'de «UngÜ ile ve dı^cr tftadm günü flnflnde p-hlt ettaer.
&
ffllusd Ermeliler Kwsp 3anfe*nug,
Erivan Ahilkelek, oum haalanodaki Islara
köylerinin kısm-ı ftâamını katliam VD flıraJt «ttl- h. Balftda anolunaA fecayl
Ermçnüerin yapmıt ve yapmtktft ol~ <takl*rj lonyiln oac&k Ur cttcöntt t*qbil Mcbair ve ba
hususu Wrw mini ölafaülr- Ve bu WMa mehma-tnUn daha riyade ttunik-i tıUükat edU.
mcktrtlr. Eâe edilecek nctayiçln derhal ta«r kOmw«gı maruzdur.
Grup Kumanduu Miı-Hvm ġevkiNo : 188*
Kaymakam SeyfĠ Bey Kararg&lu Umumi ikinci ġube,. Deraaadet •
Batum; 8 298 22 l
B.
Noyes Vinv TagMat Viyana Paçer Loyt SudapeĢle, Lokal Ançayker Berlin,
Algemetı Hande ötot Jünsterdanı, vakit rw*aadet iki haftadan beri Ermeni ve Rusların
KUrdirtan vt Ermenistan tarikiyle vukubnhuuR olan ricatuun tilerini takip «diyorum ve her
ne kadir bu arazinin Ermeni çetfel«ind«ı tenuzlcnme&iâcn biri ĠM ay geçmiĢ ine de her
»donda kaçan Ermeni cetderinin yaptığı Ifiltilmlv mezalimini görüyorum. Trabzon'dan
&stocın'a ve Erdncan'dan Erzurum'a kadar btittin, gehlr ve fcöylcr hmbe halinde
buhınuyçr BÜTÜlmemifi bir zahn üç her «iunda katledilmiĢ Türklerin cBoedleıi hor
tarafta dolu yalnu dallara kaçmak roretiyic kcndOerini kurtarabilen ve geri kalın ah&liuta
ifadMlno nazaran Türk ahalisinin ASI) yevm-i buyt-ı aludinı RIH kitaabmn. cekilmeBl ve
HuĢlar tarafındın bogal-tıl&n *rftîinhı EroicnĠ çeteleri tarafından tcftclHba «UimoH tîutine
b*fl*-nıyür. Ruslar ahaliye umumiyetle iyi muamele ediyor ve Enncnilcrin u-dzatından
himaye ediyordu. Fakat Emeniler memleketlerin sahibi koti-Uncc munUzaro bif suretle
raahv ve ifnaya- bulamıĢlardır. Ermeniler Kürt va E>meni araziflini Türklemien
tcrairiemek ve milliyet meBelcAlni balktiniek istodlklnini açıktan açığa a&ylUyondu.
BogiJn RUH SBaretînden Jîiçm^ ve «fandî Kan vo Atekaandr Pol'dan gobnĠg dan
Avuaturyah ve Ahnan a«~ karloriylo görttflmdt firtaüu* nail oldum. Bunlar Ermeni
ç*teterinnı Türk harp flairterindcn tteyüe altmıĢ kiĢiyi Kan* 'da ve A3ekıandr Pol'da naeü
oldugunn ;4rraQĢIerdlr, Bu» »bitleri Türkleri kurtarmaya ve bu sebeble. Rı» mbiUtriylff
Ermeniler arasmd& kanh mttaa-dameler vakubulmUBtnr.
: TÜrk orirl*rüıitı ,biv fcuoiuu im rtaffmay*,. muvaffak, •Jar... ġimdi ^hııunahtaı
.ritdpjunl- EfCTrtmı ^mttttl»-ĠHr maııntr» anedlyor. bitlin Ģebir nkvami harab bir halde
bulunuyor ve hava ccaetlerin müteaf • Oh kokusu ite dola (Ruftu- Ur*ftn4*n bunda
birakıhoıa olan ajkeıi depoların büyük bir Jcıamı »ap njlam kahn» oldn£undan Tfirklarin
eline bttyuk bir ganimet düftmojtür). Ermenilerin Avusturyalı Ve .alman harb «trterini de
keadikleri rivayet kaWJind«ıı «Öylniyom da TUrk harb erirlerinin kati Ur «urctt* katli
hıüdondaki tahkikatın llÜafihB olarak bu hususa tekld ed«ı emareleri elde edemedim.
Doktor StefanErmeni Mezalimi
Erzurum ikinci kale topçu kumandanı Tverdo Khlebof'un, -ikinci
bölüme dercedUen- Erzurum'daki Ermeni mezâlimine iliĢkin
Hatıra adlı risalesinin elyazması tercümesinin ilk sayfası
,4Â V*- rf*
\
<.V/.-> rtt-Osmanlı Ordu-yu Hümayunu Vfrkilrtt
ġube
Numro
Ordu/3 BaĢkumandanlık V&kilet-i CeJileaîne Mevrud 722 numaralı Ģifredir Altıncı Ordu
cephesinde gün sühunetle geçmîatir. Dokuzuncu Ordu : A, Dördüncü Kolordu
Ophesüıds 5.7.34 de mfi-him bir hadise olmadı. Humlye'den M! Üe Rumiye Golü ġarit
sahilin* gecen dokuz Rus sabitiyle e*Ġr iki Türk neferimizden ahn*n malumat hUUL-saa
berveçM atidir. Dokuz Hu* aubltindan bdt>bĠ Rumiye kuvvetleri Er-kân-ı Htrbiye Beim
Mlralıjr, Anitor kal»! yoktur. Rumlye knw«ti cemin altı yedi bin kadar Hnuefii ve Naatnrl
altı afnayder topu, dokuz makineli tüfek, oa Uç otomatik tüfekten fbaret imi*. Bu kuvvet
isinde biri Ug yut diğeri yedi yUc mevcudunda muntazam Ikf tabur vardır. Ktr.Tfetin
mütfr bakj kumı k0mel«n«n ve (etelerden ibarettir. Kumiyt'de ceman iki yüz altı RUB zabit
w neferi vardır, Piyade cephanesi çok, topçu, oephabeai u fanla, Masturilerin kadın,
çocuk ve ihtiyaılar dahil olduğu halde DU-yedi bin ve Rlltniyc'de üç bin Uüdilrnan envfti
ffvayi Ġrtibakiyk Ģebid ettiklerini Rus zabiüerj itiraf etmiĢlerdir. Erra«nil«ri KanĠUerĠ her
tarafta dolaĢarak Ermenileri «üah baĢına. d*vrt etm«kte ÜnĠfler. Ma*-rafı Injlizier
tarafından teavîye edilraelc üzıeH Ermeniler Ormanlılar aleyhinde harbe devam
edeceklermiĢ.
Birinci Kafkas Kolordum ccpÎKBÛjdt Alay Yü^nnitlç sımtıka. «ind« 6,7.34'de
jnuhtplff nuhallerdett llertemek lotoyen otun kirfe kl^Uik Ermeni mUfrweleri kendilerine
cayiat verdirflerçk tardcdihniftlr. OnU-rinci Kafkaa Fırkam 8-7-34'de gerdarnbad
mıntıkannda, Ana vuH«Ġ boyunca Stdarak'a, ĠHtikametinde ve hududutnıu dahilindeki
JCrmwu lermj tenkil etmek emrini almıĢtır. 311 numaralı bu rapor tabrtan Ordu
Kunundanuğını keĢide edilmek tinere 3.7.34 ve öğ!«den. evvel «ut Mkiadt Batıun
teiırafhanealn* venlmiaiir.